149 dk,

Yönetmen:Joel Schumacher

Senaryo:John Grisham, Akiva Goldsman

Ülke:ABD 

Tür:Suç, Dram, Gerilim

Vizyon Tarihi:06 Aralık 1996 (Türkiye)

Dil:İngilizce

Müzik:Elliot Goldenthal

Çekim Yeri:Canton, Mississippi, ABD

Oyuncular: Matthew McConaughey, Sandra Bullock,

Samuel L. Jackson, Kevin Spacey

Özet

Mississippi’deki küçük bir kasabada Tonya isimli siyahi bir kız çocuğu, iki beyaz tarafından tecavüze uğrar.

On yaşındaki kızın fabrika işçisi olan babası Carl Lee Hailey, mahkeme binasına gelerek tecavüzcülere ateş açar ve onları öldürür. Tutuklanan Hailey’nin savunmasını genç avukat Jake Tyler Brigance üstlenir. O ve hukuk öğrencisi asistanı Ellen Roark, araştırmalarını derinleştirdikçe ırkçılığın karanlık yüzüyle karşılaşacaktır.

John Grisham’ın aynı adlı romanından uyarlanan filmin kadrosunda, Oscarlı oyuncular Samuel L. Jackson ve Sandra Bullock yer alıyor.

Alt Yazı

ÖLDÜRME ZAMANI

Evet!

 Gazla dostum!

 Yavru kuşu korkutacaksın!

 Şunu versene bana.

 Göster şunlara.

 Hey, çocuklar!

 Ne yapıyorsunuz?

 Neye bakıyorsunuz?

 Bir atış ister misiniz?

 Haydi yavrum!

 – Tam isabet!

 – Pearl Harbor gibi!

 İşte bir tane daha!

 Seyret şimdi!

 100 puan!

 Güzel bir gün, değil mi?

 Hoşça kal Tonya.

 Şu dağınıklığı topla evlat.

 Aç mısın?

 Bir şey almıyor musun?

 Bunları alıyorum.

 Kahretsin.

 Hoşça kalın, kızlar.

 Haydi oğlum!

 Sen evi bekle.

 Harry Rex!

 Bütün hafta sonları  balık tutuyor  tembel tembel yatıyor  kendini yenileyebilme fırsatlarını kaçırıyorsun.

 Trajik bir durum bu, Jake.

 Carla böyle mutlu oluyor.

 Kadınları neyin mutlu ettiğini anlamak için dört evlilik yaşadım.

 Sen, kendini neyin mutlu ettiğini anlamak için yaşadın o dört evliliği.

 Belki de öyledir.

 Evet, belki de.

 Bir yudum ister misin?

 Tanrım, ne olur arabamın tamiri bitmiş olsun.

 Tanrım.

 Bu da kim?

 Çok küçük.

 Tut şunu.

 Ne yapıyorsun?

 Böyle sallanacak kadar büyüdüklerinde tam kıvamında olurlar.

 Ne yapıyorsun?

 Ne yapacaksın?

 50 puan!

 Çok iyisin!

 Kes sesini!

 Baba!

 Haydi dostum.

 Kes sesini!

 Kapa çeneni!

 Öldürürüm seni.

 Sıra bende.

 Buyur bakalım.

 Kapa çeneni!

 Baba!

 Anne!

 Neler oluyor?

 Paketler!

 Onu gördünüz mü?

 Bugün kaç randevumuz var?

 Bir tane bile yok.

 Ama bugün aybaşı ve ne oldu bil bakalım.

 Çeklerin günü geldi.

 Borçları ödeyecek kadar paramız var.

 Bu son içkin olacak.

 Borçları bir aydan fazla geciktirme.

 Yine içmeye mi başladın.

 İki aydır.

 Bunlar en acilleri.

 Kira da onların içinde.

 Büroyu bana devretmen harika.

 Ama bir kaç müşteri de bıraksan iyi olurdu.

 Baban geliyor, yavrum.

 Buradayım yavrum.

 Baban yanında.

 Babacığım  torbayı düşürdüğüm için üzgünüm.

 Tamam, yavrum.

 Tamam, bebeğim.

 Geçti artık.

 Şuraya bakın.

 Billy Ray.

 Üzgünüm bayım, ama Afrika kökenli Amerikalıların buraya girmesi yasak.

 Billy Ray Cobb  sen ve Willard benimle geliyorsunuz.

 Ben bir yere gitmiyorum.

 Arabanıza aldığınız kız  Ne kızı?

 Kötü bir haberim var size.

 Kız ölmedi.

 Buralarda Konfederasyon bayraklı, sarı bir kamyoneti olan  başka kahrolası bir kovboy olmadığına göre  Pis şebek  defol git de ağaçlara tırman sen.

 Bunun kamyonetinde ne aradığını açıklayamazsan  kodesi boylayacaksın.

 Kalk ayağa.

 Cehennem ol, pis zenci.

 Kahretsin!

 Buraya gel.

 Şimdi, istersen konuşmayabilirsin!

 Tam istediğin gibi.

 – Şekerim, ben bugün  – Cehennem ol.

 Sadece bu bebeğin yemek yiyişini seyredeceğim.

 Eski kocasının boşanma davasını alan ben değilim.

 Kuruyup gidiyorum burada.

 Kuruyorum.

 Ne oldu?

 Bir kaç yıl önce Billy Ray Cobb’un avukatlığını yapmamış mıydınız?

 Ne tür bir davaydı?

 Esrar satarken yakalanmıştı.

 Parchman hapishanesinde yattı.

 Geçen yıl çıktı içerden.

 Sanırım Memphis’li bir avukat ilgilenmişti onunla.

 Neden soruyorsunuz?

 Tecavüz suçundan tutuklandı.

 O ve Willard.

 Kime tecavüz etmişler?

 Carl Lee Hailey’i tanıyor musunuz?

 Kardeşi Lester’ın avukatlığını yapmıştım.

 Onun küçük kızına.

 Küçük Tonya’ya mı?

 Kaç yaşında?

 On yaşında.

 Bay Willard  ben Şerif Walls.

 Annem sana oy vermişti.

 Rams takımında oynarken gördüm seni.

 Bence, zenci bir şerife ancak televizyonda katlanılabilir.

 Darılmak yok.

 KAYIT Tam adın nedir?

 James Lewis Willard.

 110.

60, 4 çıktı, elde var  Kim var orada?

 Carl Lee.

 Kızın nasıl?

 Direniyor.

 Doktor, henüz hayati tehlikeyi atlatamadı diyor ama  Onun için ellerinden geleni yaptılar.

 Geçen yıl siyah bir kıza tecavüz eden dört beyazı hatırlıyor musun?

 Salıverildiler, değil mi?

 Zor durumda olsaydım bana yardım ederdin, değil mi?

 Tabii ki, Carl Lee.

 Zor durumdan neyi kastediyorsun?

 Senin de bir kızın var, Jake.

 Sen olsan ne yapardın?

 Tatlı rüyalar.

 İyi geceler, baba.

 İyi geceler, bebeğim.

 Uyudu mu?

 Öyle tatlı ki.

 Evet, öyle  ama senin kadar değil.

 Ona baktığımda  Tonya’yı düşünmekten alamıyorum kendimi.

 Yapma.

 Bunu kendine yapma.

 Bir sorun mu var?

 Tonya’nın babası  Carl Lee Hailey  ofise geldi bugün.

 Kalbi paramparça olmuş, tatlım.

 Bilmiyorum, ama  sanki bir şeyler yapmaya karar vermiş gibiydi.

 Nasıl bir şey?

 O çocukları öldürmek gibi.

 Ciddi miydi?

 Bilmiyorum.

 Bilmiyorum.

 Konuşmak acı verdiği için öyle söylemiştir belki.

 Ama, o iki hayvanın  serbest kalıp  sokaklarda yürüyebilecekleri ihtimalini düşününce  Bilmiyorum.

 Yaşadığı şeyden sonra, bu adam her şeyi yapabilir.

 Birinin bir şeyler yapması gerek.

 Şerif Walls’u aramalısın.

 Mal sahibinin mal üzerindeki haklarının ibrası için  Umarım kalp krizi geçiriyorumdur  çünkü o zaman seni mahkemeye verebilirim.

 Davet beklemene gerek yok, girsene.

 Ne?

 Hiç müşteri yok mu?

 Seninkilerin temyize gitmelerini bekliyoruz.

 Ya sen, tatilde misin?

 Ben şanslı bir adamım, tatlım  boşanmalar tatile girmiyor.

 Yine de  yaptığım en karlı, en inanılmaz anlaşma bile  şu iki sırtlanın başlarına gelecekleri  seyretmek kadar tatmin edici olamaz.

 Tanrım.

 Şu üstü açık Alman arabalarına bitiyorum.

 Haydi, mahkemeye gidelim.

 Lucien, o iki sırtlanın serbest bırakılabileceklerini düşünüyor.

 Lucien’i mi gördün?

 Ne zaman?

 Nerede?

 Nasılmış?

 Yemeklerine dikkat ediyor mu?

 Sadece merak ediyorum.

 Hafızamı tazeler misin, kaç yıl Lucien’le birlikte oldunuz?

 Hiçbir zaman birlikte olmadık.

 20 yıl ona sekreterlik yaptım.

 Haydi tatlım.

 Bize söyleyebilirsin.

 Senin sevgilindi o.

 Ben onurlu, Tanrı’dan korkan, ahlaki kurallara sıkı sıkıya bağlı  27 yıldır mutlu bir evliliği olan, saygıdeğer bir kadınım.

 Hiçbir zaman bir sevgilim olmadı, asla da olmayacak!

 Bir sevgilim olsaydı bile  bu, o kart ayyaş Lucien Wilbanks olmazdı.

 Kesinlikle onunla birlikte olmuş.

 Geri çekilin.

 Çıkın bakalım.

 Çocuklar, bugün büyük gün.

 Adliyeye gidiyoruz, yargıç cezanızı belirleyecek  sonra geri döneceğiz, sakin ve uslu uslu.

 Eğer sorun çıkarırsanız siyahlarla aynı hücreye atarım sizi.

 Anne, babam geldi!

 Hannah, biraz içeriye girelim.

 Kitabını bulalım.

 Jake, yaralı mısın?

 Jake, ne oldu sana?

 Tatlım, iyi misin?

 Ne oldu sana böyle?

 Ne oldu?

 Neyin var?

 Jake, bir tanem, iyi misin?

 Ne oldu?

 Görüşürüz.

 Şerif bir yorum yapacak mı?

 Bir açıklamada bulunacak mı bilmiyorum.

 – Birinci dereceden cinayet mi?

 – Bilmiyorum.

 Şerif geliyor.

 Yorum yok.

 Yorum yok.

 Jake, Carl Lee geleceğini söylemişti.

 Avukat mısınız?

 Bir açıklama yapacağım.

 Şu arabaları çekin buradan.

 Haber bültenimiz için bir açıklama yapar mısınız?

 Yapacağımı düşünmüyordun, değil mi?

 Nasıl oldu?

 Yavrumu mahvettiler, onlara karşı hiçbir şeyim yoktu benim.

 Ana babaları için de üzgünüm, ama  yaptığımdan pişman değilim.

 Looney nasıl?

 Dizini parçalamışsın.

 Doktorlar yanında hala.

 Bana ne olacak?

 Ön duruşma yapılacak.

 Büyük ihtimalle yarın.

 Sonra da Buckley duruşmanın kısa sürmesi için çalışacaktır.

 Buckley de kim?

 Rufus Buckley  bölge savcısı.

 Acımasız, hırslı bir adamdır ve medyatik olduğu için davayı silip süpürür.

 Ama sen onu yendin, değil mi?

 Evet.

 Ama cinayet davasında değil.

 Kazanabileceğimi düşünüyor musun?

 Her şey jüriye bağlı, Carl Lee.

 Doğru jüri seçilirse özgürlüğüne kavuşursun.

 Jüriyi bölge savcısı seçerse  gaz odasını boylarsın.

 Böyle bir dava için kaç para gerekir?

 Muhtemelen 50 bin dolar kadar.

 Belki on bin ödeyebilirim.

 Beyaz avukatların çoğu  kardeşimin davasını almayı kabul etmezdi.

 Sen kabul ettin ve onu kurtardın.

 Bence, tecavüzlerden ve cinayetlerden  bıkıp usanmış bir sürü insan var dışarıda  ve kanunu kendi elleriyle uygulayan bir adama sempati duyabilirler  bu adam siyah olsa bile.

 Zor durumda olursam bana yardım edeceğini söylemiştin.

 Şimdi öyle bir durumdayım işte.

 Ne diyorsun?

 Bize ne söyleyebilirsiniz, şerif?

 Yorumunuz var mı?

 Polis teşkilatından mısınız?

 Ben avukatım.

 Hailey’in avukatı mısınız?

 Bay Hailey’in avukatı mısınız?

 Evet, öyle.

 Adınız?

 Brigance.

 Jake Brigance.

 Tek “G” ile.

 MADİSON ŞEHRİ BÖLGE SAVCILIĞI Hailey bir avukat tuttu.

 Jake Brigance.

 Bugün doğum günüm bile değil.

 Brigance, Wilbanks olmadan kravatını bile bağlayamaz.

 Şimdiye kadar hiçbir cinayet davasını kaybetmedi.

 Hiçbirinde karşısında ben yoktum da ondan.

 Ön duruşma kaçta?

 Yarın üçte.

 Yargıç Omar Noose başkanlık edecek.

 Yanılmışım.

 Bugün benim doğum günüm.

 Tamam.

 Brigance önce yer değişikliği talebinde bulunacaktır.

 Yapmazsa aptaldır.

 Neden?

 Neden mi?

 Genç ve cahil hukukçumuza  adalet sisteminin gerçeklerini anlatmanın zamanı geldi galiba.

 Evelyn, eyalet ırk istatistikleri dosyasını verir misin?

 Bak, çok basit.

 Bu şehrinin aşağı yukarı %26 ila %30’u siyahtır.

 Diğer şehirlerde 40 ila 45  %70’i siyah olan şehirler var.

 Siyahlar siyahlara daha çok sempati duyarlar.

 Eğer başka bir yere sevk ettirebilirse jüride siyah bulunma olasılığı artar.

 Ama eğer mahkeme burada yapılırsa jüri tümüyle beyazlardan oluşacaktır.

 Bu sana  yarından önce aydınlanman için.

 Jüride siyahlar olmazsa Hailey’in hiç şansı yok demek istiyor.

 Noose seçimlere tekrar katılacak mı?

 Evet, Kasımda.

 Yasama meclisindeki dostlarımızla temasa geçelim.

 Noose’u arasınlar.

 Mahkemenin burada yapılması için onu ikna edelim.

 Ayrıca, Lucien Wilbanks’e ne içiyorsa ondan bir kasa gönderin.

 Dewars içiyor.

 O yaşlı ayyaşı ringin dışında tutalım.

 Sam’i bulun bana.

 Evet beyler  hata istemiyorum.

 Hayatımızın fırsatı bu.

 “Suç Teşkil Etmeyen Adam Öldürme” tezi işe yaramaz.

 Tek şansım, cinayet anında Carl Lee’nin aklının yerinde olmadığını  söyleyecek bir psikiyatr bulmak.

 Bana iyilik borcu olan birini tanıyorum.

 Yer değişikliği talebinde bulundun mu?

 Tabii ki.

 Eğer Yargıç Noose bu talebi reddederse  tümüyle beyaz bir jürin olur ve kaybedersin.

 Teşekkürler.

 Şunu aklından çıkarma, yasalarımıza göre Bay Hailey %100 suçlu.

 Sistem, insanların adaleti kendi elleriyle yerine getirmelerine izin vermez.

 Bu adamın yaptığı da bu.

 İki insanı öldürdü.

 On yaşındaki kızına tecavüz eden iki insanı öldürdü.

 Biliyorsun  bu davayı kazanabilirsin  ve adalet yerini bulur.

 Ama eğer kaybedersen  adalet yine yerini bulur.

 Tuhaf bir dava bu.

 Senin yardımın çok işime yarardı.

 Bu aşağılık herifler barodan attılar beni, Jake.

 Bir daha asla mahkeme salonuna girmemeye yemin ettim!

 Sen gördüğüm en iyi avukatsın.

 Barodan atmaları seni çok üzdü, biliyorum.

 Ama sen izin vermedikçe beynini alamazlar senden.

 İyi bir nutuktu.

 İyi bir hocam vardı.

 Sana gelişimi hatırlıyor musun?

 O gülünç mavi takımınla.

 Oturmamı söyledin ve  “Sana zenginlik vaat edemem.

 “Sana sunabileceğim şey  “dünyayı kurtarma şansıdır  “bir kerede bir dava.”

 dedin.

 Şimdi aynı şeyleri ben sana söylüyorum.

 Ne dersin, Lucien?

 “Rab çobanımdır; benim eksiğim olmaz.

 “Beni yeşil çayırlarda yatırır.

 “Beni sakin sular boyunca yürütür.

 “Ölümün gölgesinin vadisinde gezsem bile 

“şerden korkmam  “çünkü Sen benimle berabersin.

 “Senin asan ve değneğin bana güç verir.”

 Kardeşin için çok üzgünüm.

 Willard için de.

 İkisi de iyi çocuklardı.

 On yıl önce olsaydı  o zenci bir ipin ucunda sallanıyor olurdu.

 Söyleyin bana, ne oluyor bu ülkeye.

 Ku Klux Klan ne yapılması gerektiğini bilirdi.

 Büyük babam bir Klan üyesiydi.

 Buralarda Klan kalmadı artık.

 Etrafta hala bazı çocuklar var.

 Hükümeti devirmek isteyen şu dazlaklardan mı bahsediyorsun?

 Hayır efendim.

 Tanrı korkusu taşıyan Klan’ımızdan.

 Bir arkadaşım var, eskiden aktif bir üyeydi.

 Onu arayabilirim.

 Ara onu.

 Canton’da bir Klan istediğimizi söyle.

 Haydi, hemen şimdi.

 Acele edin.

 Geliyorum, geliyorum.

 Ozzie’ye bak.

 Aileden birinin TV’ye çıkışına içelim.

 Bu önemli güne.

 Carl Lee konusunda seni ciddiye almadığına inanamıyorum.

 Bazı insanlar o çocukların layıklarını bulduklarını düşünüyor, tatlım.

 İşte.

 Carl Lee bütün hayatını hapiste geçirebilir.

 Ailesi bunu hak etmiyor.

 – Ozzie’ye haber vermiştin, değil mi?

 – Bak şuraya.

 Baba televizyonda.

 Güneyli insanların renkler yerine gerçeği göreceklerini ispatlayacağım.

 Güneyde adaletin renk körü olduğunu ve hep öyle kalacağını göstereceğim.

 Etkileyici.

 Çok iyiydin, tatlım.

 Baba çok akıllı, değil mi?

 Brigance.

 Bu harikaydı.

 Hayır, şimdi seyrediyoruz.

 Tamam, Harry Rex.

 Seninle gurur duyuyorum.

 İyi iş, ha?

 Duyuyor musun?

 Basın ajansı gibi değil mi?

 Şımarma.

 F. Lee Bailey’in ofisi.

 Seni zenci yardakçısı pislik herif, o zenci serbest kalırsa öldün demektir.

 Davalıya karşı bir sempati duyuyor musunuz?

 Tabii ki.

 Siz de bir annesiniz, ben de bir babayım.

 Hepimizin ailesi var.

 Kim sempati duymaz ki?

 Bölge savcısının duygusuz olduğunu sanmayın.

 Ama bu ülkenin insanlarının, mahkemenin yasaları uygulayacağına güveni tamdır.

 Toplumumuz, yasaları kendi elleriyle uygulamaya kalkan bir adamı hoş göremez.

 Eğer suçlu bulunursa gaz odası talebinde bulunacak mısınız?

 Evet, Bay Hailey’in ölüm cezasına çarptırılmasını talep edeceğim.

 Brigance hakkında ne düşünüyorsunuz?

 O hala hukuk fakültesinde değil mi?

 Kocana benden selam söyle.

 Hepsi bu kadar.

 Hey Cora Mae, endişelenme.

 Wayne, nasılsın?

 Suçlu olduğunu kabul edersen ömür boyu hapis isterim.

 Yoksa ölür.

 Davadan şu anda vazgeçersen milletin önünde rezil etmem seni.

 Herkes ayağa kalksın!

 Duruşma başlamıştır.

 Sayın Yargıç Omar Noose başkanlık ediyor.

 Herkese iyi günler.

 Oturun.

 Dava vekilleri.

 ve siz, bayım  siz, Carl Lee Hailey misiniz?

 Tahkikat jürisinin gönderdiği  iddianamenin bir kopyası var elimde.

 Burada, “Carl Lee Hailey  “Billy Ray Cobb adında bir insanı öldürmüştür  “ve James Willard adında bir insanı öldürmüştür  “ve Dwayne Looney’i öldürmeye teşebbüs etmiştir.

 “Looney, Mississippi’de onuru ve barışı korumak için çalışan  “bir asayiş görevlisidir.”

 yazılı.

 Size yöneltilen suçlamaları anladınız mı?

 Savunmanızı nasıl yapacaksınız?

 Suçsuz.

 Savunma, sanığın delilik nedeniyle suçsuz olduğunu iddia ediyor.

 Mahkeme tarihi 22 Haziran olarak belirlenmiştir.

 Ön görüşme ve talepler 8 Hazirana kadar tamamlanmış olmalı.

 Sorusu olan?

 Evet var.

 Savcılık sanığı kendi doktorlarına muayene ettirmeyi talep ediyor.

 Kabul edildi.

 Ayrıca, Savcılık herhangi bir kefalet talebine itiraz ediyor.

 Henüz kefalet talebinde bulunulmadı.

 Vali Buckley  henüz yapılmamış bir talebe itiraz edemez.

 Sayın Yargıç  Bay Brigance’ın kıt hukuk deneyimi bile ona öğretmiş olmalıdır ki  ben vali seçilmedim, henüz  ve kendisi kefalet talep etmek zorundadır.

 Savcılık olası bir talebe itiraz ediyor.

 Neden bir daha sefere böyle bir talepte bulunana kadar beklemiyoruz?

 Teşekkür ederim.

 Kefalet talep ediyoruz.

 Reddedildi.

 Hiçbir cinayet davasında  kefaleti kabul etmem, bugünün de bir istisna olduğunu düşünmüyorum.

 Gayet makul.

 Yer değişikliği talebinde bulunacağız.

 Bunu bekliyordum.

 Size zaman kazandırayım.

 Talebiniz reddedildi.

 Henüz talepte bulunmadık.

 Sadece böyle bir talepte bulunma niyetimizi açıklıyoruz  “Talep reddedildi.”

 dedim.

 Sayın Yargıç  daha başvurmadan bu talebi nasıl böyle reddedebilirsiniz?

 Carl Lee Hailey’in Canton’da adil bir şekilde yargılanamayacağı açık.

 Kürsüye yaklaşın.

 Böyle bir hakkımız var  Mahkeme salonunda aşırı davranışları hoş görmem.

 İşinizin başına.

 Harika bir teknik, avukat bey.

 Sayın Yargıç.

 Şunu söylemeliyim ki, savcılığa karşı Johnson davasında da  savcılığa karşı Fisher davasında da  ikisi de 1985’te olmuştu  “Yer değişikliği talebinin reddi  “temyizde değiştirilebilecek bir karardır.”

 demiştiniz.

 Hiçbir mahkeme yargıcı  kendi kurallarının hiçe sayılmasını istemez.

 Sanırım o talebi mahkemeye sunmalısınız.

 Salı günü masamda olsun.

 Bay Hailey  mahkeme gününe kadar  Madison Şerifi’nin nezareti altında kalmanız kararlaştırıldı.

 Duruşma sona ermiştir.

 Hükümet tabibi Rodeheaver’ı bulun bana.

 Hailey’le görüştürün onu.

 Brigance’ın psikiyatrı kim bilmek istiyorum.

 Kişiliğine saldırmalıyız.

 Meslek hayatını mı yoksa özel hayatını mı kurcalayalım?

 Onu mahkemede sarsacak kadarını bulun yeter.

 Bunu yapabiliriz.

 Burada 900 dolar var, Carl Lee.

 Bin diye konuşmuştuk.

 Çocuklarımın karınlarının doyurulması gerek.

 Benimkinin de.

 Gerisini ne zaman alacağım?

 Bankadakiler evime karşılık bana borç vermiyorlar.

 Neden?

 Evin borcu neredeyse bitmiş.

 Lester’ın davasından önce kredi almıştın.

 “O zaman hapiste değildin.”

 diyorlar.

 Gwen’e, “Ölürse nasıl öder?

” demişler.

 Fabrikadaki işimi de kaybettim.

 Gwen’i aramışlar.

 Orada 20 yıl çalıştım, beş gün çalışmayınca kovuldum.

 Carl Lee  900 dolara cinayet davasına bakamam.

 Yaşamımı sürdürmek zorundayım.

 Ben de, Jake.

 Ben de yaşamamı sürdürmek zorundayım.

 İyi akşamlar.

 Emsal kararları bulup getiren, adliyenin gizemli kadını  Bir bira ister misin?

 Bence en rezil yer değişikliği talebiydi bu.

 Ellen Roark.

 R-O-A-R-K.

 Boston’da Roark, ama Mississippi’de “Rov-ark” diye telaffuz ediliyor.

 Boston.

 Orada doğdum.

 Babam, adı çıkmış Sheldon Roark.

 Ünlülerin avukatı, evet.

 Çok etkilendim.

 Seni Mississippi’ye getiren ne?

 Taşra merakı mı?

 Hayır, Mississippi Hukuk Fakültesi.

 Aile geleneği.

 Annem, babamla evlenene kadar öğrenci birliğinin küçük sevimli kızıymış.

 Ben de Mississippi Üniversitesi öğrenci birliğinden sevimli bir kızla evliyim.

 Seçmesini iyi biliyorlar.

 Evet öyle.

 Gerçekten, seni Canton’a getiren ne?

 Kampüste daha eğlenceli şeyler olmalı.

 Carl Lee Hailey.

 Sana yardım etmek istiyorum.

 Yardıma ihtiyacım olduğunu nereden çıkardın?

 Buralarda görülmüş en büyük cinayet davalarından birine bakıyorsun  ve yalnız çalışıyorsun.

 Yardımcın, katibin, araştırmacın yok  bunları tutacak paran da yok.

 Eğer Noose talebini reddederse  bir ay içinde mahkemeye çıkıyorsun.

 İnan bana yardıma ihtiyacın var.

 Bunları nereden biliyorsun?

 Ben mükemmel bir araştırmacıyım.

 Yedi tane taammüden cinayet davasında ayak işlerine baktım  iki infaz gördüm.

 Amerikan Sivil Hakları Birliği’ne raporlar yazdım.

 Sınıfımda en iyiler arasındayım, hukuk dergisi editörüyüm, gencim.

 ve mezun olduktan sonra  ölüm cezasını kaldırarak muhteşem bir kariyer yapmaya kararlıyım.

 Bakalım  Başka neler var?

 Deha, aileden gelen bir özellik.

 Zirveye tırmanan biri var karşında  ve beni kaçırmaman için bunun iyi bir zaman olduğunu düşünüyorum.

 Bilmem gereken başka bir şey var mı?

 Bakalım  Başka ne var?

 Babam zengin, bedavaya çalışabilirim yani.

 Ne düşünüyorsun?

 Sanırım önce bu talebi Noose’un masasına bırakacağım.

 Sonra eve gidip ailemi göreceğim.

 Teşekkür ederim, ama davayı idare edebilirim.

 Bu emsal davalarına da bir bakmalısın.

 Savcılığa karşı Cooper  ve Savcılığa karşı Roundtree.

 İntikam cinayetleri, ikisi de beraat etmiş.

 Fikrini değiştireceksin.

 Görüşürüz.

 Çık dışarı.

 Haydi.

 Buraya gel.

 Haydi.

 Bay Cobb  bu bay Stump Sisson, Ku Klux Klan’ın Mississippi lideri.

 Bizi aradığınızı duyduk.

 Bizi aramakta haklısınız, Bay Cobb.

 Klan’ın öldüğünü söylüyorlar.

 Klan bir kaç yıl ortalıkta görünmüyor ve  insanlar Klan’ın öldüğünü düşünüyorlar.

 Gerçek şu ki, sadece ölü gibi görünüyor.

 Klan hep buradaydı  yüzeyin altında  Tanrı’nın adaletini yerine getirmek için fırsat kolluyordu.

 Yardım istiyorum.

 O zenciyi öldürmek istiyorum.

 Bu günlerde, zencilerin  çok fazla güvenceleri var.

 Amerikan Zenci Teşkilatı var  Amerikan Sivil Hakları Birliği var.

 Federal hükümet bile onları koruyor.

 Kahretsin  Beyazların hiç şansı kalmadı.

 Klan’dan başka.

 Bakın size ne söyleyeceğim.

 Sizin gibi düşünen beş-altı arkadaşınızı toplayın  ve Madison Grubu’nu  kuralım.

 Sizi de lider yaparız.

 Şimdi, söyleyin bana  şu zencinin avukatı kim?

 Bizim oralı.

 Adı Brigance.

 Çok iyi bir ünü var.

 Ailesi var mı?

 Evet, efendim.

 Karısı ve bir kızı var.

 Güzel.

 Onun ne işi var burada?

 Sakin ol evlat.

 Sakin ol.

 Tamam.

 Yaptığı şeyden sonra buna hiç hakkı yok.

 Anneni üzme şimdi.

 Looney  Dwayne?

 Beni getirmesi için Ozzie’yi ben zorladım.

 Kahretsin, Dwayne  çocukluğumuzdan beri tanıyoruz birbirimizi.

 Benim hatamdı.

 Mahkemede ne söylenirse söylensin  ne yaptığımı biliyordum ben, ve sana zarar vermeyi asla istemedim.

 Sadece o çocukları istiyordum.

 Biliyorum şu anda pek bir anlamı yok ama  özür dilerim.

 Güneyde, siyah birinin adil bir şekilde yargılanamayacağı düşünülüyor.

 Güneyli insanların renkler yerine gerçeği göreceklerini ispatlayacağım.

 Burası kesinlikle zencilerin dünyası.

 Ama fazla sürmeyecek.

 Arkadaşlar  Hristiyan yuvalarımızı ve ailelerimizi korumak için açtığımız savaşta  sizi asker olmaya davet etmekten gurur duyuyorum.

 Ülkemizi ırkların bozulması ateşinden kurtararak  yeniden yaratacağız.

 ve ulusun kaderini belirlemede  tek hakimin beyazlar olmasını sağlayacağız.

 Şunu söylemeye çalışıyorum arkadaşlar  o zencinin yaptığının bedelini ödeme zamanı gelmiştir.

 Telefonunuz arızalı mı?

 Numarayı yeni değiştirttik.

 Santral de aynı şeyi söyledi.

 Rehberde kaydı olmayan bir numara.

 Gelmek zorunda kaldığınız için üzgünüm.

 Sizi aramam gerekirdi, ama bu dava  Bu dava hepimizi çok endişelendiriyor.

 İşler kötüye gidebilir.

 ve tehlikeli olabilir.

 Jake, soğukkanlılıkla öldürdü onları.

 Kızına tecavüz etmişlerdi, neredeyse ölüyordu.

 Hannah’ın başına böyle bir şey gelseydi?

 Bir kaç soru sorabilir miyiz?

 Bir iki şey söyler misiniz?

 Affedersiniz, bir kaç soruyu cevaplayacağım.

 Şimdi sırası değil.

 Bu, Carl Lee için gerekli.

 Geldiğiniz için teşekkürler.

 Gazetelerden okumak zorunda kalacağız herhalde.

 İsa’ya şükredin!

 Peder?

 Ben Isaiah Street.

 Sizinle tanışmak bir şeref, efendim.

 Sizi Martin Luther King’le yürürken görmüştüm.

 Mücadele bugün de devam ediyor  burada, Canton’da.

 Carl Lee Hailey siyah olduğu için yargılanıyor.

 Başka bir sebebi yok.

 Bu insanlar, Amerikan Zenci Teşkilatı’ndan.

 Memnun oldum.

 Nasılsınız?

 Siyahi cemaat, Bay Hailey’nin avukatının  hareketimize karşı duyarsız olmasından endişeleniyor.

 Teşkilatımız  ona yeni bir avukat bulmayı arzu ediyor.

 Carl Lee Hailey’i desteklemek için para toplamalıyız.

 Bilmiyorum, efendim.

 Burada durum çok gergin.

 Tabii ki  zahmetleriniz karşılığında  size de mütevazı bir ücret ödemek istiyoruz.

 Sadakatiniz  ateş vaftiziyle  perçinlendi.

 Kalkın  Ku Klux Klan’ın şövalyeleri  ve kardeşlerinizin  üye olmaya layık olduğunuza  inandıkları için  pişman olmalarına izin vermeyin.

 Klan’a hoş geldiniz.

 Jake’le konuşabilir miyim?

 Evde değil.

 Kim arıyor?

 Miki Fare.

 – Kim?

 – Miki Fare.

 Hemen dışarıya çıkın.

 Kimsiniz?

 Kızını al ve evden çık, hemen!

 Hannah, neler oluyor?

 Aman Tanrım!

 Max, gel buraya!

 Yangın var!

 Yangın var!

 Hastings’in yakınlarda olması ve hemen gelmesi büyük şans.

 Bütün ev kül olabilirdi.

 Teşekkür ederim.

 Kendine iyi bak.

 Uyudu mu, canım?

 Ku Klux Klan bahçemizde haç yakıyor.

 Buralarda yıllardır Klan yok.

 Fazla bira içmiş aylaklardan başka bir şey değildir.

 Özür dilerim.

 Ne için?

 Evimizi neredeyse yakıp yıkarlarken bizimle olmadığın için mi?

 Yemeğe gelmediğin ve bunu haber vermediğin için mi?

 Ailenden çok haberlerde görünmekle  ilgilendiğin için mi?

 Çocuklar zenci yardakçısı dedikleri için Hannah eve ağlayarak geliyor diye mi?

 Tam olarak ne için özür diliyorsun, Jake?

 Geçen geceyi hatırlıyor musun?

 Carl Lee’nin ofisime geldiğini söylediğim geceyi?

 Ne konuştuğumuzu hatırlıyor musun?

 Ozzie’yi aramaktan bahsetmiştik.

 Onu hiç aramadın, değil mi?

 Şerif Walls’a haber vermedin, değil mi?

 Onu aramadım.

 Tanrı bize acısın.

 Jake, bir sorumluluğun vardı.

 Carl Lee seni seçmişti.

 Ne düşündüğünü sana söyledi.

 Ne düşündüğünü bana söyledi, ama bilemezdim ki  Jake Tyler Brigance, şerifi aramanı kararlaştırmıştık.

 Şimdi olanlara bir bak.

 Bunu söylediğim için üzgünüm ama  o iki çocuk öldü ve sen buna engel olabilirdin.

 Babamla kavga mı ediyorsunuz?

 Gel buraya.

 Gel buraya, gel.

 Bir kaç aptal kötü bir şaka yaptığından annen biraz sarsıldı o kadar.

 Bir şey yok.

 Hiçbir şey yok, tamam mı?

 Doktorlar ne diyor?

 İyiye gidiyor.

 Çenesi iyileşiyor.

 Henüz koşup zıplayamıyor ama  uzun sürmeyecek.

 Orası ne durumda?

 Çok büyük hasar varmış.

 Asla çocuk sahibi olamayacak.

 Biliyor musun, o iki çocuğu düşünüyorum.

 Öldüler, gömüldüler  çürümeye bile başlamışlardır.

 Mahkemeye gidişlerini hatırlıyorum  biri küstahtı, diğeri korkmuştu.

 Yere düşüşlerini hatırlıyorum.

 Birbirlerinin üzerine.

 Çığlık atıyor, çırpınıyor, kımıldayamıyorlardı.

 Tanrı yardımcım olsun Gwen, ama  beni teselli eden tek şey bu görüntüler artık.

 Kilisede bizim için para topladılar.

 Savunma fonu gibi bir şey.

 Peder Agee çok güzel bir ayin yaptı.

 Paraya ihtiyacımız var, Carl Lee  erzak ve faturalar için.

 Ne kadar paran var?

 50 dolardan az.

 Bir şeyler düşünürüm.

 Hapse tıkılmışken nasıl para bulabileceğini düşünüyorsun?

 Güven bana, Gwen.

 Korkuyorum.

 Baksana  bağış tabağını dolaştırırken  Peder Agee’nin tam olarak neler söylediğini anlat bana.

 Orada ne yazdığı umurumda değil.

 Ölüm kalım meselesi bu.

 – Amirimle görüşmek zorundayım.

 – Git görüş o zaman.

 Defol!

 Elektrik şirketinde işler nasıl gidiyor?

 Bu hafta iki kez kovmak zorunda kaldım adamı.

 Ne kadar borcumuz var?

 İki bin dolar.

 – Ne kadar paramız var?

 – Yüz dolar.

 Bak, bu hafta hiçbir şey girmedi kasaya.

 Buck Britt’teki alacağımıza ne oldu?

 İki bin dolar vardı onda.

 Çek karşılıksız çıktı.

 Ne demek istiyorsun?

 Bankadan geri döndü, Jake.

 Bütün hafta boyunca masandaydı.

 Fark etmedin bile.

 Bu davayı aldığından beri müşterilerinle konuşmuyorsun  telefonlara cevap vermiyorsun  kendini kaybettin artık!

 Bu saplantın bizi iflas ettirecek!

 Neyin var senin?

 Daha önce de zor günler geçirdik.

 Hayır, bunun gibi değil, Jake.

 Bunun gibi değil.

 Telefon ediyorlar.

 Evi arıyorlar.

 Tehdit telefonları.

 Biliyorsun, Bud iki kriz atlattı.

 Sanırım üçüncüsünü atlatamaz.

 Neden bana söylemedin?

 Niçin, Jake?

 Davadan vazgeçer miydin?

 Jake Brigance’ın ofisi.

 Telefon kesilene kadar tabii  Evet.

 Arayan Şerif Walls’du.

 Hapishaneye gitsen iyi olacak.

 Burada neler oluyor?

 Ben, Isaiah Street.

 Jake Brigance.

 Sanırım Peder Agee’yi tanıyorsunuz.

 Ve bu da  Norman Reinfeld, gazetede resminizi görmüştüm.

 Sanırım, bu çocuklar da çantanızı taşıyor.

 Savunma ekibimin küçük bir bölümü sadece.

 Memnun oldum, Bay Brigance.

 Bu bir partiyse biralar nerede?

 Aksi takdirde  burada bulunmanız yasa dışı avukatlık istemine benziyor  çünkü Carl Lee’nin zaten bir avukatı var.

 Bir dakika.

 Bizi buraya Carl Lee davet etti.

 Bay Brigance  açık konuşmama izin verin.

 Bay Hailey’in davasının çok ciddi boyutları var.

 Carl Lee’nin iki beyaz adamı öldürme suçundan beraat etmesi  siyahlar için  okulların birleştirilmesinden sonraki en büyük olay olacak.

 Eğer cezalandırılırsa, bu, hareketimiz için büyük bir darbe olur.

 Derinlere işlemiş ırkçılığın bir simgesi.

 Bir ulusu ayaklandırmaya bile yeter belki de.

 Bu davanın ne kadar önemli olduğunu anlıyor musunuz?

 Bay Reinfeld’in ölüm mangası, değil mi?

 Kötü bir lakap ama oldukça uygun.

 Avukatlarım ve ben sadece ağır ceza davalarına bakıyoruz.

 Kurbanı kahramanlaştırmak için  davalarınızdan kaçını kaybediyorsunuz?

 Böyle bir savunma kaça mal olur?

 100 bin dolar falan mı?

 Yasal işlem masrafları için yedi bini kabul etmeye hazırız.

 Carl Lee’nin yedi bin doları yok.

 Değil mi?

 Amerikan Zenci Teşkilatı  Carl Lee’nin savunma fonu için beş bin dolar topladı.

 Biz de yerel kiliselerde iki bin dolar topladık.

 Size bir şey sorabilir miyim?

 Bu nakit paranın ne kadarı karıma ve çocuklarıma gidecek?

 Bu para  avukatların ücretini ödemek için harcanacak.

 Kilisede böyle söylememişsiniz.

 Eğer bağışta bulunulmazsa karımın ve çocuklarımın  açlıktan öleceklerini söylerken neredeyse ağlayacakmışsınız.

 Para senin ve ailen için, ama  savunmaya harcanmasının daha iyi olacağını düşündük.

 Bu savunma fonunu  istediğim avukat için kullanabilir miyim?

 O kadar basit değil, Carl Lee.

 Aslında o kadar basit, Carl Lee.

 Amerikan Zenci Teşkilatı  sahte niyetlerle para toplamaktan kayıtlara geçmek istemediği sürece.

 Bak  o parayı  seni buradan çıkaracak adamları tutmak için topladık, bu cahil köylünün  Durun bir dakika.

 Orada durun biraz.

 Meseleyi açıklığa kavuşturmama izin verin, efendim.

 Eğer o parayı  karıma vermezseniz  bu şehirdeki herkesin sizin dolandırıcı olduğunuzu öğrenmesini sağlayacağım.

 Cemaatiniz, siz Zenci Teşkilatı’na girmek istiyorsunuz diye  Gwen ve çocukların aç kaldıklarını bilmek isteyecektir.

 Doğru.

 Sizinle işim bittiğinde  bağış tabağınızda iki sent bile bulamaz hale geleceksiniz.

 Hailey ailesi için olan çeki bugün bekliyoruz.

 Zahmetlerinizi takdir ediyorum  ama şansımı Jake’le deneyeceğim.

 Geldiğiniz için teşekkürler.

 Jake’in yasal hizmetlerinin karşılığı olan çekin de  bugün aynı saatlerde gelmesini bekliyoruz.

 İyi günler, beyler.

 Her şeyi gayet iyi hallettin.

 Tek başıma yapamazdım.

 Çok iyi bir ekibiz.

 Sen dışarıdasın, Jake.

 Ben içerideyim.

 Ekip falan değiliz biz.

 Bela geliyor.

 Şuraya bak.

 Hayır, bela şimdi geldi.

 Siz?

 Harry Rex Vonner’la tanış  ülkenin en etkin, ahlaki açıdan en şaibeli avukatı.

 Ellen Roark, parlak bir hukuk öğrencisi.

 Bana ne istersen yapabilirsin.

 Dört gözle bekleyeceğim.

 Bu seni ilgilendirebilir.

 Cinayet davalarında verilen delilik hükmü sadece %1 oranında.

 ve beraatla sonuçlanan bu %1’in başarısı tümüyle  Savunmanın psikiyatrına bağlı, psikolojik teşhis ne olursa olsun.

 Vay be  Kız bir dahi.

 “Kız” ben miyim acaba?

 Başka kim olabilir?

 “Kız” ben olabilirim.

 Eğer bu talebi mahkemeye götürürsem, kararın  jürinin hangi psikiyatrı daha güvenilir bulacağına bağlı olduğunu söylüyor.

 Haklı çıkacak.

 Haklı çıkar.

 Yardıma ihtiyacın olmadığından emin misin?

 Benim ihtiyacım var.

 İşe alıyorum.

 Şu anda.

 Ben.

 Roark, yardıma ihtiyacım olmadığından eminim.

 Yine de teşekkürler.

 Bu senin için bir kayıp olacak.

 Tanıştığımıza sevindim, “ahlaki açıdan şaibeli”.

 O zevk bana ait  “Kız”  Böyle şeyler yarattığı için Tanrı’yı sevmen gerek.

 Öz geçmişine bir bakmak istemediğine emin misin?

 Yardımcı olabilir.

 Hayır, öz geçmişine bakmak istemiyorum çünkü sen varsın.

 Öyle mi?

 Evet, dostum.

 Şaibeli kaynaklarını ve aç gözlü dullarını bir kenara bırakıp  bir defacık olsun gerçek bir davaya bakman için bir fırsat bu.

 Bay Vonner, kısacası  gerçekten önemli bir davada çalışma fırsatı yakaladınız.

 İyi anlamış mıyım bakalım?

 Boş, ruhsuz, şaibeli, inanılmaz derecede karlı  boşanma işlerini bir kenara bırakıp  kazanılması imkansız, bütün dostlarımı kaybetmeme yol açacak bir davada  sırf önemli diye seninle çalışmamı mı istiyorsun?

 Garip bir fikir, biliyorum.

 Olmaz.

 Asla.

 Seni küçük küstah.

 Hepinize iyi geceler.

 Şerifle konuşmak istiyorum.

 Uyuyor.

 Uyandırın o zaman.

 Kim arıyor?

 Bu gece birisi ölecek.

 Yakaladım onu!

 Bırakma sakın!

 Çantada ne var?

 Tik tak sesleri geliyor.

 Ne var çantada?

 Söylemeyeceğim.

 Ailen dışarıya çıktı mı?

 Kilitli.

 Aç şunu.

 Tanrım.

 Dostum  Etkisiz hale getir.

 Seni ve bu zenci yardakçısını  cehenneme yollayacağım  Amaçları olan bir aptaldan daha tehlikelisi yoktur.

 O şeyi yavaşça yere koy.

 Gidelim.

 Carla bu evi çok seviyor.

 Gel buraya.

 Sen de dedemlere geliyor musun?

 Babanın burada kalıp çalışması gerek.

 Sen annenle iyi vakit geçir.

 İyi bir çocuk ol.

 Gidip eşyalarını al.

 Tehlikeli olursa bırakacağını söylemiştin.

 Biliyorum.

 Şu anda bırakamam, biliyorsun bunu.

 Carl Lee gaz odasına gitmek üzere.

 Adam bana güveniyor.

 Bunu anlıyorum, Jake.

 Unutma ki biz de sana güveniyoruz.

 Ya sana bir şey olursa?

 Bana hiçbir şey olmayacak.

 Gel buraya.

 Sarılmak yok mu?

 Her şey düzelecek.

 Ben iyi olacağım, siz iyi olacaksınız.

 Tamam mı, canım?

 Söz veriyorum.

 Tutamayacağın sözler verme.

 Hazır mısın?

 İyi günler.

 İçeri gelin.

 İyi günler.

 Buradan çıkabilirsiniz.

 Yargıç üst katta.

 Teşekkür ederim.

 Yargıç Noose.

 Geldiğiniz için teşekkürler.

 Dün gece başınıza gelenleri duydum.

 Size bu davanın hassasiyetini hatırlatmış olmalı.

 Çok güzel bir eviniz var.

 Hemen konuya gireceğim.

 Yer değişikliği talebinizi  dikkatle inceledim.

 Sizinle aynı fikirdeyim.

 Canton’da tarafsız bir jüri bulmak imkansız.

 Ama Mississippi’de herhangi bir yerde tarafsız bir jüri bulmak imkansız.

 Bu yüzden  burada oluşacak jüri  başka herhangi bir yerdeki jüri kadar adil olacaktır.

 Bu sebeple, yer değişikliği talebinizi reddetmeye karar verdim.

 Sanırım  temyiz hakkım vardır.

 Aslında yok.

 Yargıç Dent’le görüştüm  Temyiz Mahkemesinin benim kararıma uyacağına inanıyor.

 Belli ki her şeyi ayarlamışsınız.

 İyi bir avukatsınız.

 Akıllı ve hırslısınız.

 Yeteneklisiniz.

 İyi bir yere gelebilirdiniz.

 O katili savunan biri olarak tanınmak istediğinizden emin misiniz?

 Kötü bir şöhret olurdu bu.

 Müvekkilinizle konuşun.

 Suçunu kabul etsin  Buckley, adam öldürme cezasını kabul eder.

 20 yılda çıkar.

 Karısı çocuklarını tek başına nasıl yetiştirecek?

 Dul kalmaktan daha iyidir.

 Düşünün bunu.

 Parlak bir kariyeri neden ziyan edesiniz?

 İyi günler.

 Geldiğiniz için teşekkür ederim.

 Nerede bu herif?

 Alkolik doğmuş.

 Ama adam içkisini bile tutamıyor artık.

 Dr. Willard Tyrrel Bass’ı tanıştırayım sana.

 Savunmanın uzman tanığı.

 Bu, Jake Brigance  benim himayemde.

 Benimle dalga mı geçiyorsun?

 Sakin ol.

 Ayık olduğu zamanlarda bir harikadır.

 Davalarda çalışma izni de var.

 Referansları kusursuzdur.

 Bir içkiye ihtiyacım var.

 Öğleden sonra üçte mi?

 Karın ne der sonra?

 Kimseye hesap vermem ben.

 Ne zaman istersem içerim.

 – Şehri ne zaman terk etti?

 – Bu sabah.

 Tanrım!

 Bu kadar yeter!

 Patronuna söyle  gelecek sefere insanlar ölecek.

 Günaydın.

 İyi park etmişsin.

 Uzun bir geceydi ha?

 İşte, al.

 Teşekkür ederim.

 Karın burada mı yatırıyor seni?

 Karım şehri terk etti.

 Bu çok kötü.

 Dinle, Noose’un  talebini reddettiğini duydum.

 Seni kahvaltıya çıkarmanın zamanı.

 Öğle yemeğine.

 O yemekle oynamayı bırak.

 Hepiniz geri dönün.

 Noel’den önce bunu bitirmelisiniz.

 Teşekkür ederim.

 Şimdi  ölüm cezasına karşısın.

 Neden?

 Sen değil misin?

 Ben olmasından yanayım.

 Mümkün olsa suçluların asıldığı zamanların geri gelmesini isterdim.

 Dalga geçiyorsun.

 Hayır.

 Ölüm cezasıyla ilgili tek sorun onu yeterince sık uygulamıyor olmamız.

 Carl Lee’ye bunu söyledin mi?

 Kızına tecavüz edenler ölüm cezasını hak ediyordu, Carl Lee değil.

 Kimin ölüp kimin ölmeyeceğine nasıl karar veriyorsun?

 Basit.

 Suçu alırsın ve suçluyu alırsın.

 Şimdi, diyelim ki  bir uyuşturucu satıcısı bir gizli polisi öldürdü.

 Kıçını elektrikli sandalyeye oturtur, düğmeye basarsın.

 Neden bilmem, liberal olduğunu sanmıştım.

 Liberalim.

 Ama Amerikan Sivil Hakları Birliği’nin fanatik bir üyesi değilim.

 Rehabilitasyona inanmıyorum.

 Güvenliğe inanıyorum.

 Adalete inanıyorum.

 Anlıyorum.

 Bir şey sorabilir miyim?

 Hiç infaz gördün mü?

 Hatırlamıyorum.

 Bir adamın infazını seyretmeni tavsiye ederim.

 Ölürken seyretmelisin onu, yalvarışını, altına edip  ölene kadar debelenişini ve canını kusuşunu görmelisin.

 Sonra gel ve yine adalet hakkındaki bu saçmalıkları gevele  Bırak bu “Kuzeyli liberalleriz, gözlerimiz ağlamaktan kan çanağı  “ve her şeyi biz biliriz.”

 ayaklarını.

 Özür dilerim, her şeyi bilen sendin, değil mi?

 Bu yüzden beni bu zenci mahallesinde yemeğe çıkardın.

 Kennedy-İsa karışımı beyaz çocuk olduğuna beni ikna etmek için.

 Öyle mi?

 Yoksa, benim gibi bir kadınla şehirde görünmek istemeyen  bastırılmış, iki yüzlü bir taşralı mısın?

 Evet efendim, kesinlikle her şeyi siz bilirsiniz.

 Çok özür dilerim, bir hata yapmışım.

 İyi insanlardan biri sanmıştım seni.

 Zaman ayırdığın için teşekkürler.

 Biraz kızgın ve öfkeliyim.

 Bir işe başvurmak için iyi bir yöntem değil.

 Jürinin ölü tecavüzcülerin resimlerini görmesini istemiyorum.

 Yapabilir miyiz?

 Jürinin tecavüzün bütün ayrıntılarını öğrenmesi çok önemli.

 İkisi için de rapor istiyorum.

 Politik fikirlerine katılmıyorum ama çok tutkulusun  Carl Lee’nin buna ihtiyacı var, ve belki benim de.

 Dediklerimi anlıyor musun?

 Aklıma yazıyorum.

 İşte elimizdekiler.

 Bu resmi bir açıklama.

 Hailey’nin mahkemesi Canton’da yapılacak.

 Bugün, Yargıç Noose olası jüri üyeleri için mühürlenmiş zarflar içinde  150 celp yolladı.

 GİZLİ Herhangi bir haksızlığı önlemek için  jüri seçimine kadar liste gizli tutulacak.

 Bay Brigance ve ben de dahil hiç kimse  olası jüri üyelerinin kimliklerini bilmeyecek.

 Carl Lee’yi Serbest Bırakın!

 Güzel bir gün, değil mi?

 İşte geldi.

 Bud’dan haberiniz var mı?

 Ethel hala yanında.

 Geldiğin için teşekkürler.

 Vay, vay, vay  Pilsbury’nin tombul çocuğu.

 Hala müşterilerini sömürüyor musun?

 Öldüğünü sanıyordum.

 Gayret ediyorum.

 Kimler varmış burada?

 Bayan Roark sizi  Lucien Wilbanks, Mississippi Amerikan Zenci Teşkilatı’na katılan üçüncü beyaz.

 Petrol grevindeki gözcü hattını kıran polislere saldırdığı için  Yüksek Mahkeme tarafından sonsuza kadar barodan ihraç edildi.

 Sizinle tanışmak bir zevk, Bayan Ark.

 Tamam millet, jüri seçimleri öğleden sonra başlıyor.

 Bu davayı kazanmak için beraat isteyecek ve bunun için  deli raporunu kabul edecek anlayışlı bir jüriye ihtiyacımız var.

 Benim içkiye ihtiyacım olacak.

 İçki yok.

 İçki yok da ne demek?

 Burası, uygun bir fiyatla sana kiralanmış olan bana ait bir mülk  ve ben içki istiyorum.

 Bayan Ark, size büyük saygım var.

 Eşit işe eşit ücret hakkınızı savunuyorum, ve çocuk doğurma  ya da kürtaj olma hakkınızı da savunuyorum.

 Ama bir katip olduğunuza göre  benim gözümde cinsiyetsizsiniz  Sanırım birayı sizin almanızda bir sakınca olmaz.

 Eşit Haklar Bildirgesi, “o” kadın.

 Senin için harika bir iş bu.

 İçki yok.

 Bugün olmaz.

 Noose olası jüri listesini rasgele seçti.

 Çok fazla kötü aday varsa battık demektir.

 İş kuradaki şansımıza kaldı.

 İhtiyacınız olan şey  Carl Lee Hailey’nin yaptığını yapmak isteyecek genç babalar.

 Doğru.

 Ailesi olan genç babalara ihtiyacımız var.

 50’nin üzerinde olmasınlar.

 Gençler daha az tutucu olur.

 Öyleyse, kadınlardan, çiftçilerden ve yaşlı adamlardan sakınacağız.

 Teşekkür ederim.

 Dava vekilleri, her birinizin 12 adayı var.

 Başlayalım.

 Savcılık, 6 numaralı  10 numaralı  ve 32 numaralı jüri adaylarını reddediyor.

 Sayın Yargıç, savunma, 1, 4  8 ve 2 numaralı adayları eliyor  26. 27, 28. Ve 31. Sayın Yargıç, savunma, 22 ve 29 numaralı adayları da reddediyor.

 Öyleyse, ret hakkınızı kullandınız.

 Jüri üyeleri, bu geceden itibaren tecrit edileceksiniz.

 Açılış konuşmaları yarın başlayacak.

 Bana destek verecek jüri bu mu?

 Tanrı Amerika’yı korusun.

 Adım Stump Sisson  Ku Klux Klan’ın  Görünmez İmparatorluğu’nun  liderlerinden biri olmaktan gurur duyuyorum.

 Neler oluyor orada?

 Şunları söylemek için geldim  bu ülkenin kanunlara saygılı beyaz vatandaşları  çalıp çırpan, tecavüz eden, cinayet işleyen  ve yaptıkları yanına kalan zencilerden bıkıp usanmıştır!

 Adalet istiyoruz!

 Bu zencinin  hüküm giymesini  ve siyah kıçının gaz odasına gönderilmesini istiyoruz!

 Kime zenci diyorsun sen?

 Seni sivri kafalı  beyaz suratlı, orospu çocuğu!

 Kapa çeneni, hayvan.

 Kıçından sürükleyip atacağım seni buradan!

 Hayvan sensin!

 Açın şu kapıyı!

 Arkanı dön.

 Biliyor musun?

 Pantolonunu çıkarsan iyi olacak.

 Haydi, baştan çıkarılması kolay birine mi benziyorum?

 Külotunu göreceğimden mi korkuyorsun?

 Carla gittiğinden beri kirli çamaşırlar dağ gibi yığıldı.

 Külot giymedim.

 Ben yıllardır giymem.

 Bakmayacağım, söz veriyorum.

 Haydi, soyun, lütfen.

 Güzel.

 Benim için bir şey yapmanı isteyeceğim  Söyle lütfen.

 Savcılığın psikiyatrı Dr.  Rodeheaver’ın güvenilirliğini sarsacak bir şey bulmanı.

 O psikiyatrı saf dışı bırakmadığın sürece  Carl Lee’nin hiç şansı olmaz.

 Özür dilerim.

 Ana kuzusu  Bence şansı var.

 İşte oldu.

 Yaşayacaksın.

 Teşekkürler.

 Güzel popo.

 Birbirinizi öldürmeye çalışmak dışında  stres atmak için neler yapıyorsunuz?

 Gidilecek  diskolarınız ya da  striptiz barlarınız  alış veriş merkezleriniz falan var mı?

 Stump öldü.

 O öldü.

 Haydi, eve gidelim.

 Her şey bitti.

 Hiçbir şey bitmedi.

 Hemen geliyorum.

 İşte ıstakozlarınız geldi.

 Haydi başla, canım.

 Başka bir şey var mı?

 Evet, biraz  günün mönüsünden bir şeyler ve kızarmış dere otlu hıyar turşusu.

 – Hemen geliyor, tatlım.

 – Teşekkürler, şekerim.

 Cinsiyetle ilgili değil.

 Gerçekten, kendi yemeğimi ısmarlayamam hiç.

 Bir fondip daha yapamayacağım.

 Tamam, bir tane daha.

 Bir damla.

 Kime?

 Carl Lee Hailey’e.

 Bu adamın su katılmamış bir deli olduğuna inanacak bir jüriye.

 Dinle, dinle.

 Başka yok.

 Bu işi yaptığında aklının yerinde olmadığını mı düşünüyorsun?

 Hayır, aklı başındaydı.

 Bunu yapacağını söylemişti bana.

 Ciddi olmadığına inandırmaya çalışmıştım kendimi.

 Sanırım, bunu yapmasını gerçekten istedim.

 O gece eve döndüğümde Hannah’ı seyrettim.

 Öyle masum görünüyordu ki.

 Bütün düşünebildiğim dışarıdaki canavarlardı  ve onlardan birinin gelip kızımın masumiyetini çalabileceğiydi.

 İsterlerse canını alabilecekleri.

 Evet, o çocukların ölmesini istedim.

 Haklısın, istedim.

 Sanırım onların öldürülmesine yardım etmiş oldum.

 Bu yüzden, yarın mahkemede  aklamaya çalışacağım kişi sadece Carl Lee olmayacak.

 Cehennemde yan, Brigance!

 İyi işti.

 Beni yemeğe çıkarmak için bir buçuk saat yol tepiyorsun ama  motel odama girmekte bir sakınca görmüyorsun, ne iş?

 Bütün bu olup bitenler sırasında  çok dikkatli olamayız.

 Güvende olduğundan emin olmak istedim sadece.

 Korkmuyorum.

 Evet, korkuyorum.

 Neden korkuyorsun?

 Yarın olacaklardan.

 Bugüne kadar çalıştığım davalar hep kağıt üstündeydi.

 Sanıkların yaşadıkları şehirleri bilmezdim  hayatları hakkında bir şey bilmezdim.

 Yarın sabah  Buckley, Carl Lee’yi öldürmeye çalışacak.

 Onu durdurmak bizim elimizde.

 Savaşı kafanda etraflıca düşün.

 Deliller, çürütme, sorgulama, karşı tarafın tanıkları.

 Her şeyi.

 Bir şeyi sakın unutma  sen o iyi insanlardan birisin.

 Ve bu iyi insanın  dudağında birazcık sos var.

 Ama yine de iyi bir insan.

 Ben eve gidiyorum.

 Kapıyı arkamdan kilitle.

 Yarın görüşürüz.

 Yıkılacak!

 Köpeğim içeride!

 Çok geç.

 Hey, dostum.

 Köpeğimi gördün mü?

 Köpeğimi arıyorum.

 Max, buraya gel!

 Gel de gidelim!

 Haydi Max!

 9:15 Gulf Port uçağına bilet aldım sana.

 Ekonomi sınıfı, tabii ki.

 Git karını ve kızını gör.

 Bunu niye yaptın ki?

 Üç saat içinde mahkememiz başlıyor.

 Yapma.

 Noose, mahkemeyi ertelemene izin verecektir.

 Amerikan Zenci Teşkilatı’nın adamları öğleden önce orada olurlar  davayı kapmak için fırsat kolluyorlar.

 Max, haydi gidelim oğlum!

 Haydi!

 Dinle beni.

 Evliliğin tehlikede, yeni bir ilişkinin eşiğindesin.

 Şanslıysan kariyerin mahvolur.

 Şansızsan ölürsün.

 Beni yanlış anlama dostum.

 Bu dava için feda ettiklerinle beni bile etkiledin  ben ki hiçbir şeyden etkilenmem.

 Herkese bir iyilik yap.

 Davayı bırak.

 Hayır, yapamam.

 Yapmayacağım.

 Bırakmayacağım.

 Şimdi bırakırsam bütün bunlar bir hiç uğruna olmuş olur.

 Hayır.

 Max, gel artık.

 Max, neredesin?

 Haydi!

 Max öldü, sıra sende.

 Bırak git artık.

 Max, gel buraya.

 Gel buraya.

 Ne olacağını kim bilebilir?

 Mahkeme öncesi strateji toplantısı iki saat içinde benim ofisimde  ve senin kıçını da orada görmek istiyorum!

 Carl Lee’yi Serbest Bırakın!

 Carl Lee’yi Kızartın!

 Bay Buckley  başlayabilirsiniz.

 Teşekkür ederim, Sayın Yargıç.

 Günaydın.

 Siz, Cora Mae Cobb’sunuz, Billy Ray Cobb’un annesi, değil mi?

 Evet, efendim.

 Oğlunuz öldürüldüğünde neredeydiniz?

 Şuradaki kapının dışında.

 Freddie’yle birlikte duruşmayı bekliyorduk.

 Merdivenleri çıkıyordu  elleri kelepçeli.

 Öldüğünde oğlunuzun kaç yaşında olduğunu söyleyebilir misiniz?

 23. Oğlunuz öldüğünde 23 yaşında mıydı?

 Bu 23 yıl içinde, Bayan Cobb  oğlunuz kaç çocuğu kaçırdı?

 İtiraz ediyorum, Sayın Yargıç!

 Kabul edildi.

 Kuralları çiğniyorsunuz.

 Soruyu geri aldım.

 Jüri, Bay Brigance’ın son sorusunu dikkate almayacaktır.

 23 yıllık ömründe  oğlunuz başka kaç çocuğa tecavüz etti?

 Sizi ofisimde bekliyorum.

 Öğle yemeği için duruşmaya ara verilmiştir.

 Yargıcı neden kızdırıyor?

 Noose’un onu ofisine çağıracağını biliyor olmalıydı.

 Tabii ki biliyordu.

 Ama maktulün karakterine ilk o saldırdı, bu daha önemliydi.

 Selam tatlım, kazanan takımda oynamak ister miydin?

 İktidarsızlık sorunun ne oldu?

 Yaptığın iş için sana ücret ödenmiyor, değil mi?

 Hayır, efendim.

 Sanırım Jake borcunu başka şekillerde ödüyordur.

 İktidarsızlık mı?

 Evet.

 Kızlar arası dedikodu.

 Bu silahı tanımlayabilir misiniz?

 Cinayet mahallinde bulunan silah.

 Bu silahın üzerinde bulunan parmak izlerini tanımlayabildiniz mi?

 Evet, silahın üzerindeki parmak izleri Carl Lee Hailey’ninkilerle aynı.

 Emin misiniz?

 Evet.

 Parça S-18 olarak delillere dahil etmek istiyorum.

 Bu tanığa daha fazla ihtiyacımız kalmadı.

 Şerif Walls  Cobb ve Willard’ı siz mi tutukladınız?

 Evet.

 On yaşındaki Tonya Hailey’e tecavüz etmek ve  onu öldürmeye teşebbüs etmekten tutukladım.

 Pete Willard’ın  Billy Ray Cobb’la birlikte Tonya’ya tecavüz ettiklerini yazan ifadesini  imzaladığı doğru mu?

 İtiraz ediyorum!

 Bu bilgi açıklanamaz, Bay Brigance da bunu bilir.

 Sizinle daha önce de konuştum.

 Bayan Hailey’nin tecavüz davasına bakmıyoruz bugün  iki genç adamın öldürülmesi davasına bakıyoruz, böyle devam ederseniz  mahkemeye saygısızlıktan hakkınızda işlem yapacağım.

 Anlaşıldı mı?

 Evet, efendim.

 Başka sorum yok.

 Evet.

 Bir şey mi dediniz, şerif?

 Evet, o ifadeyi imzaladı.

 İtiraz ediyorum!

 Jüri üyeleri  Şerif Willard’ın son sözlerini dikkate almayınız.

 Duruşmaya yarın sabah dokuza kadar ara verilmiştir.

 Bud’ın cenazesini Oxford’a götüreceğim.

 Hep Oxford’u özlerdi.

 Ne söyleyeceğimi bilemiyorum.

 Söyleyebileceğin bir şey yok.

 Bunların hiçbirinin olmasını istemediğini biliyorum  ama oldu işte.

 Hepimizin hayatını bu dava için riske attın.

 Burnunun dikine gidip, ne olursa olsun zorunda olduğunu hissettiğini yaptın.

 Bazı insanlar buna cesaret diyor.

 Ben demem, Jake.

 Belki de kazanırsın  ama bence hepimiz kaybettik.

 Yaşlı bir hanıma arabasına gitmesi için yardım eder misin?

 Senin yardıma ihtiyacın yok, Ethel  ama arabana kadar sana eşlik etmek benim için bir onurdur.

 Sevmedin mi?

 Buckley yarın psikiyatrını getirecek, onu bertaraf edecek bir şeyler bulmalıyım.

 Kendi kendime soruyorum, “Jake olsa ne yapardı?

 Babam olsa ne yapardı?

 “Lucien olsa ne yapardı?

” Senin problemin bu işte.

 “Harry Rex ne yapardı?

” diye sormalısın kendine.

 O ne yapardı?

 Hile yapardı.

 Hem de ne hile.

 Bunu konuşmamız gerek.

 Bir dakika.

 Yargıç, kesinlikle davayı tartışmamamızı söylemişti.

 Yargıç ailesinden uzakta buraya sıkışıp kalmış değil.

 Ne kadar erken konuşmaya başlarsak o kadar erken biter ve evlerimize döneriz.

 Herkes kadar ben de buradan çıkmak istiyorum.

 Bitirelim şu işi.

 Kararsızlar?

 Dört.

 Suçlu?

 Yedi.

 Suçsuz?

 O zenci öldü.

 WHITEFIELD PSİKİYATRİ HASTANESİ İnsanlar dava hakkında yeterince bilgi sahibi değil.

 Bu yüzden editörüm Rodeheaver’la röportaj yapmamı istedi benden.

 Dr. Rodeheaver mahkemede bugün.

 Muhabir olmak istiyorsanız  daha iyi araştırma yapmanız gerekir, değil mi?

 Biliyor musunuz?

 Beklemeye aldırmam.

 Gazetem bu röportajı gerçekten istiyor.

 Hala 369 no’lu odada mı?

 – Oraya gidebilirim.

 – Yine yanlış.

 128 no’lu oda.

 Ama bütün gün dışarıda olacak.

 Bugün onu göremezsiniz.

 Benim ofisime gelip, bir randevu almak ister misiniz?

 Başka bir zaman tekrar geleyim  konuşacak zamanı olduğunda, işler biraz durulduğu zaman.

 – Teşekkür ederim.

 – Her zaman beni arayabilirsiniz.

 Savcılık, Şerif Yardımcısı Dwayne Looney’i kürsüye davet ediyor.

 – Günaydın.

 – Günaydın.

 Kayıtlara geçmesi için isminizi söyler misiniz?

 Şerif Yardımcısı Dwayne Powell Looney.

 Teşekkür ederim, Şerif Yardımcısı Looney.

 Billy Ray Cobb ve James Lewis Willard’ın öldürülmesi sırasında orada mıydınız?

 Oradaydım, efendim.

 Hatırlayabilirseniz  jüri üyelerine nasıl yaralandığınızı anlatabilir misiniz?

 Sanırım mermiler yerden sekerek dizime saplandılar.

 Bacağınıza ne oldu?

 Doktor kesti onu.

 Sağ bacağınızı kaybettikten sonra, memur bey  polislik görevinize devam edebilecek misiniz?

 Birçok serviste görev yapabilirim.

 Silahlı adamı gördünüz mü?

 Hayır, efendim.

 Ancak, Bay Hailey  beni vurduğu için şahsen özür diledi benden.

 Öyleyse, Bay Hailey  sizi vurduğunu kabul etti.

 Evet, efendim.

 Başka sorum yok.

 – Bay Brigance.

 – Sorum yok, Sayın Yargıç.

 Bir dakika.

 Savcılık şimdi de Doktor  Müvekkilimle konuşmak için bir dakika izin verir misiniz?

 Buyurun.

 Hapse girmemi doğru bulup bulmadığını sor ona.

 Sen onu vurduğun için bacağını kestiler adamın.

 İddia makamının tanığı o.

 Sen benim avukatımsın, değil mi?

 Sor ona.

 Bir tek soru, Sayın Yargıç.

 Kararınızı verin, Bay Brigance.

 Şerif Yardımcısı Looney  Carl Lee’nin sizi kasıtlı olarak vurduğunu düşünüyor musunuz?

 Hayır, efendim  bir kazaydı.

 Sor ona.

 Sizi vurduğu için cezalandırılmalı mı?

 Hayır, efendim.

 Ona karşı kötü bir şey hissetmiyorum.

 Ben de olsam aynı şeyi yapardım.

 Ne demek istiyorsunuz?

 Yaptığından ötürü onu suçlamıyorum.

 O adamlar küçük kızına tecavüz ettiler.

 İtiraz ediyorum!

 Tanığın bu konudaki görüşlerinin davayla ilgisi yok.

 Sayın Yargıç  Şerif yardımcısının bugün burada konuşmaya hakkı olduğuna inanıyorum.

 Reddedildi.

 Devam edin.

 Devam et, Dwayne.

 Benim de küçük bir kızım var.

 Ona tecavüz eden biri ölmüş demektir.

 Carl Lee’nin yaptığı gibi parçalardım onu.

 İtiraz ediyorum!

 Jüri Carl Lee Hailey’i cezalandırmalı mı?

 Bu soruya cevap vermeyin.

 O bir kahraman.

 Onu serbest bırakın.

 Jüri bunu dikkate almasın

 Onu serbest bırakın!

 Sayın Yargıç, bu tanığı susturun!

 Onu serbest bırakın!

 İnsanlar akıllarına geleni söyleyebiliyor bu mahkeme salonunda!

 Sessiz olun!

 Bu saçmalığa biraz daha devam ederseniz  hepinizi dışarıya attırırım!

 Bay Buckley, başlayabilirsiniz.

 Teşekkür ederim, Sayın Yargıç.

 Jüri üyelerine isminizi ve mesleğinizi söyleyebilir misiniz?

 Adım Dr.  Wilbert Rodeheaver, Mississippi Eyalet Üniversitesi  Psikiyatri Bölümü Başkanı  ve Whitefield Suçlu Akıl Hastaları Kliniği müdürüyüm.

 Bu referanslardan sonra başka söze gerek yok.

 Kitabınızda çok güzel bir şekilde yaptığınız gibi  jüri için McNaughton Kuralını açıklayabilir misiniz?

 Tabii ki.

 McNaughton Kuralı der ki  bir insanın akıl hastası olarak tanımlanabilmesi için  doğruyu yanlıştan ayırt edemiyor olması ya da  davranışlarının sonuçlarının bilincinde olmaması gerekir.

 Bay Hailey’i muayene ettiniz mi?

 Evet, Bay Hailey’le çocukluğu, ailesi  ve savaştaki deneyimleri hakkında konuştuk.

 Kızına tecavüz edilmesi hakkında da konuştunuz mu?

 Evet, kızına yapılan vahşi tecavüz hakkında da uzun uzun konuştuk.

 Bay Hailey’nin, Billy Ray Cobb ve James Lewis Willard’ı öldürdüğü günkü  zihinsel durumuyla ilgili teşhisiniz nedir?

 Cinayet anındaki zihinsel durumunda hiçbir bozukluk yoktu.

 Bay Hailey’in akıl sağlığı yerindeydi.

 Bir dakika.

 Savunmanın ileri sürdüğüne göre  Bay Brigance, jüriye bir şeyleri kanıtlamak için büyük gayret sarf etmişti.

 Neyi?

 Bay Hailey’in kaçık olduğunu  aklını yitirdiğini  ya da  klinik tanımı neydi?

 Deli olduğunu.

 – Buna katılmıyor musunuz?

 – Hayır!

 Carl Lee Hailey ne yaptığını biliyordu.

 O adamları soğukkanlılıkla katletti.

 Teşekkür ederim.

 Başka sorum yok.

 Roark nerede?

 Bilmiyorum.

 Sizin sorunuz var mı, Bay Brigance?

 Kısa bir ara talep ediyoruz  Seninle konuşmam gerek.

 Araya ihtiyacımız olmayacak ama bir kaç dakika rica ediyoruz.

 Süpermen ve kız arkadaşı hazır olana kadar  Sadece bir kaç sorum olacak.

 Kimin için çalışıyorsunuz?

 Mississippi Eyaleti için.

 Eyalet için çalıştığınız bu 11 yıllık süre içinde  delilik savunmasının kullanıldığı kaç davada ifade verdiniz?

 Bu, 46. davam.

 46. dava.

 Bu 46 dava içinde  kaç defa sanığın yasal olarak deli olduğu kararını verdiniz?

 İtiraz ediyorum!

 İyi bir doktordan, o davalarda verdiği bütün ifadeleri  hatırlaması istenemez.

 Saçmalık bu.

 Reddedildi.

 Teşekkür ederim.

 Hatırlayamıyorum.

 Hatırlayamamanızın sebebi  11 yılda 46 davada  deli teşhisini koyduğunuz hiçbir sanık olmaması olabilir mi?

 Şu anda hatırlayamıyorum.

 Dan Baker’ın davasında ifade verişinizi hatırlayabiliyor musunuz?

 İtiraz ediyorum!

 Bunun bu davayla hiçbir ilgisi yok.

 Reddedildi.

 Doğru yolda olduğunuzu umalım.

 Teşekkür ederim.

 Tekrar soruyorum.

 Dan Baker’ın davasında ifade verişinizi hatırlayabiliyor musunuz?

 İki kişiyi katleden sanığın akıl sağlığını yerinde bulduğunuz dava.

 Anlaşılan başka bir psikiyatr sizinle aynı fikirde değilmiş.

 Bay Baker’ın akıl hastası olduğuna karar verildi ve hastaneye yatırıldı.

 Şu anda nerede?

 Whitefield’de.

 Oranın başhekimi kim?

 Benim.

 Sizsiniz.

 Dr. Rodeheaver, başhekim.

 Jüri için konuyu netleştirmeme yardım edin.

 1985’te Dan Baker’ın  yasal olarak aklı başında olduğu yönünde ifade verdiniz.

 Jüri sizinle aynı fikirde değildi.

 Ve Bay Baker delilik sebebiyle suçsuz bulundu.

 O zamandan beri paranoyak şizofren olarak sizin hastanenizde yatıyor.

 Bu doğru mu?

 Normal koşullarda, akıl sağlığı yerinde olan hastaları kabul edip  on yıl boyunca tedavi eder misiniz?

 Hayır.

 O zaman, mahkemenin çıkarları doğrultusunda  akıl hastası insanlara akıllı teşhisi koyduğunuzu söyleyebilir miyiz?

 İtiraz ediyorum!

 Bu tartışmalı bir konu!

 Soruyu geri alıyorum.

 Başka sorum yok.

 Dahiyane, Roark.

 Mississippi’de adil bir mahkeme olabilir mi, Bay Brigance?

 Ambulans çağırın!

 Vurulan nöbetçiden bir haber var mı?

 Ozzie felç olmuş olabileceğini söylüyor.

 Bir yabancı  birinin kocası  birinin oğlu  benim için  kendini tehlikeye attı.

 Kanı görünce  o kadar korktum ki, sana bir şey olduğunu sandım.

 Kalmamı ister misin?

 Evet.

 Kalmanı istiyorum.

 O yüzden gitsen daha iyi olur.

 Kahretsin.

 Hız sınırı 70, hanımefendi, 110 değil.

 – İçkili misiniz?

 – Hayır, sadece dalmışım.

 Bir dakika arabadan çıkar mısınız?

 – Bu gerçekten gerekli mi?

 – Çıkın arabadan.

 Ehliyet ve ruhsat sormanız gerekmez mi?

 Kımıldama, orospu!

 Gir şuraya!

 Bir zenciyi zenci olduğu için suçlayamazsın  bir köpeği köpek olduğu için suçlayamadığın gibi.

 Ama kendi ırkına ihanet ederek cinsi bozuklarla işbirliği yapan  senin gibi bir fahişe  bir zenciden çok daha kötüdür.

 Sana ne yapacağımı söyleyeyim.

 Seni çırılçıplak buraya bağlayıp bırakacağım.

 Önce böcekler yiyecek seni.

 Bir gün, belki iki gün.

 Sonra güneşin altında pişeceksin.

 ve hayvanlar  kokunu alacaklar.

 Karınlarını doyurmaya gelecekler.

 Carl Lee Hailey seni de vurmalıydı.

 Haydi çocuklar.

 Gidelim.

 Tamam, geçti artık.

 Bay Brigance ilk tanığınızı çağırabilirsiniz.

 Peki, Sayın Yargıç.

 Savunma Dr.  Willard Tyrrel Bass’ı çağırıyor.

 Roark’ı gördün mü?

 Hayır.

 Jüriye kızına tecavüz edilmesinin  Bay Hailey üzerindeki etkisini açıklayabilir misiniz?

 Tonya’ya tecavüz edilmesi  bir sapmaya, gerçeklik duygusunda geçici bir kesintiye sebep olmuş.

 Ama dün, Dr. Rodeheaver diye biri  Bay Hailey’in, davranışlarının sonuçlarını hesaplayabilme yetisiyle  akıllı bir adam tanımına tıpa tıp uyduğunu söyledi.

 Bu çok saçma.

 Ünlü şizofrenlerin çoğu davranışlarının sonuçlarını hesaplayabilirler.

 Reagan’a suikast girişiminde bulunan John Hinckley, mesela.

 Davranışlarının sonuçlarını hesaplayabiliyor.

 Ve yasal olarak deli.

 Öyleyse, Dr. Bass, Bay Hailey’nin  cinayet anındaki durumuna nasıl bir teşhis koyuyorsunuz?

 Bay Hailey, kızına tecavüz edilmesinin yol açtığı travmanın sonucunda  tekrar eden bilinç kopukluğu durumu yaşamıştır.

 Yani, Bay Hailey yaptıklarının bilincinde olmadığına göre  doğruyu yanlıştan ayırt edemiyordu.

 Ne de davranışlarının sonuçlarını idrak edebiliyordu.

 Bu yüzden, yasal olarak delidir.

 Doğruyu yanlıştan ayırt edemiyor, sonuçların idrakinde değil.

 Bu yüzden, yasal olarak  deli.

 Teşekkür ederim, Bay Bass.

 Başka sorum yok.

 Tanık sizin.

 Özür dilerim, bağışlayın.

 Günaydın.

 Günaydın.

 Dr. Bass  kayıtlara geçilmesi için tam adınızı söyleyebilir misiniz?

 Willard Tyrrel Bass.

 Tyrrel Bass.

 Az rastlanan bir isim.

 Şimdi  Doktor  herhangi bir suçtan sabıkanız var mı?

 Tabii ki hayır.

 Emin misiniz?

 Biraz önce verdiğiniz ifadeden emin olduğunuz kadar emin misiniz?

 Elbette.

 Yemin ettiğinizi unutmadan  şunu anlamama yardım edin.

 Bana ve jüriye, 17 Ekim 1960’da, reşit olmayan bir kızın  ırzına geçmek suçundan hüküm giymediğinizi mi söylüyorsunuz?

 İtiraz ediyorum!

 Dr.  Bass yargılanmıyor burada.

 Bu, tanığın güvenilirliği açısından önemli.

 Reddedildi.

 Devam edin.

 Teşekkür ederim.

 Şimdi, Doktor  reşit olmayan bir kızın ırzına geçmek suçundan hüküm giydiniz mi?

 Beni biriyle karıştırıyorsunuz.

 Sahi mi?

 11 Eylül 1960’da, Dallas polisi tarafından çekilmiş  sizi, 18 yaşından küçük bir kızla, bir motel odasında görüntüleyen  çok ilginç fotoğraflar var elimde.

 Hafızanızı tazelemek için bu resimlere bakmak ister miydiniz?

 Hayır  Ben de öyle düşünmüştüm.

 15 Eylül 1960’ta  bu adamın, Tyrrel Bass’ın  reşit olmayan bir kızın ırzına geçmek suçundan  suçlu bulunduğunu gösteren bu belgeleri  delil olarak mahkemeye sunmak istiyoruz.

 Doktor, size son kez soruyorum  reşit olmayan bir kızın ırzına geçmekten hüküm giydiniz mi giymediniz mi?

 Açıklayabilirim  Bununla ilgilenmiyorum.

 Soruyu yanıtlayın, evet mi hayır mı?

 Evet, hüküm giydim.

 Bu yeterli.

 Başka sorum yok.

 Sizin başka sorunuz var mı, Bay Brigance?

 Yok.

 Öğle yemeği için duruşmaya bir saat ara verilecektir.

 Güvenilir bir tanık olduğunu söylemiştin.

 Bilmiyordum.

 Kayıtlar silinmişti.

 Buckley daha iyisini başaramazdı.

 Lucien, sana güveniyordum.

 Bu davayı istiyordun.

 Aldın.

 Dünyayı kurtarmak kolay değil, ama bu işe girdin bir kere.

 Bunun için özel bir yeteneğin olabilir.

 Benim yaptığımı yapma.

 Vazgeçme.

 “vazgeçmek” mi?

 Sen bir kahramansın.

 Kahramanmış, kıçımın kenarı!

 Dünyanın grev hattında polis dövmeme mi ihtiyacı vardı?

 Bana burada ihtiyaç vardı, bu mahkeme salonunda.

 Beni kışkırtmalarına izin verdim.

 Beni saf dışı bırakmaları için koz verdim ellerine  artık hiç bir davada avukat olarak görev yapamayacağım.

 Ama sen yapabilirsin.

 Sen bir avukatsın.

 Kendinle gurur duymalısın.

 Senin işin, kendini senden ne kadar saklarsa saklasın adaleti bulmak.

 Bu yüzden içeri gir  ve işini yap.

 Acele et.

 Sensiz başlayacaklar.

 Benimle gel.

 Gelemem.

 Seni seviyorum  ama gelemem.

 Bunu biliyorsun.

 Bir daha asla bir mahkeme salonuna girmeyeceğim.

 Ben senin gibi olamam.

 Benim gibi olmaya çalışma.

 Benden daha iyi ol.

 Neler hissettin?

 Neler mi hissettim?

 Bilemiyorum  kendi dışıma çıkmış gibiydim  kendimi seyrediyordum.

 Sürekli kızımın sözlerini duyuyordum  “Seni çağırıyordum, baba.

 “O adamlar canımı acıtırken  “hep seni çağırıyordum  “ama gelmedin.”

 demişti.

 Teşekkürler, Bay Hailey.

 Başka sorum yok.

 Acil bir telefonunuz var.

 Bay Hailey  kendi dışınıza çıkıp, Willard ve Cobb’u öldürüşünüzü seyretmeden önce  yargılandıkları takdirde on yıl yatıp çıkacaklarının farkında mıydınız?

 Evet, bunu söylemişlerdi bana.

 Çocuk kaçıran adamlar on yıl yattıktan sonra serbest kalmalı mı?

 Hayır, efendim.

 Bir çocuğa tecavüz eden biri serbest kalmalı mı?

 Hayır, efendim.

 Bir çocuğu asan biri serbest kalmalı mı?

 Hayır, efendim.

 Onlara ne yapılmalı sizce?

 İtiraz ediyorum!

 Ölmeyi hak ettiklerini mi düşünüyorsunuz?

 Cevap verme!

 Evet, ölmeyi hak ediyorlar ve umarım cehennemde yanarlar!

 Başka sorum yok.

 Delillerin müzakeresi yarın başlayacak.

 Duruşmaya gelecek oturuma kadar ara verilmiştir.

 Roark’ı bulmuşlar.

 Ellen  Demek  bana Ellen demen için bunu yapmak zorundaydım ha?

 Çok üzgünüm.

 Hepsi benim suçum.

 Bu kadar büyütme.

 Tedavi edilemeyecek kadar zarar vermediler.

 Bir şey yok.

 Ayrıca  doktor  adı neydi unuttum, bir kaç gün içinde çıkacağımı söyledi.

 Ben iyiyim.

 Durumumuz nedir?

 Bass’ın sabıkalı olduğu ortaya çıktı.

 Carl Lee tuzağa düşürüldü.

 İnsanları yıldırıyorlar, Roark.

 Dövülüyorlar  öldürülüyorlar.

 Bunlara değmez.

 Değmez.

 Ancak Carl Lee gaz odasına giderse değmez.

 Dinle, kapanış konuşmalarına kadar bu dava bitmiş sayılmaz.

 Bunu unutma.

 Ve kendini yeniden yaratman için  elinde harika bir fırsat var.

 Jürinin, bütün olanları  senin gözünden görmesini sağlamak için.

 Bunlar iyi gözler.

 Şimdi buradan çık ve işine başına dön.

 Seni haberdar ederim.

 Etmezsin.

 Yalancı.

 Kazansak da kaybetsek de, Roark  biz harika bir ekibiz.

 Olabilirdik.

 Gerçekten olabilirdik.

 Şu anda beni gerçekten öpmek istiyorsun.

 Evet, istiyorum.

 Kararsızlar?

 Suçlu?

 Hey, Max.

 Hannah nerede?

 Annemle babamın yanında bıraktım onu.

 Buraya nasıl geldin?

 Arabayla.

 Bu fırtınada mı?

 Bir şey söylemek istiyordum ve bunun yüzüne söylenmesi gerekiyordu.

 Bütün olanlardan dolayı seni suçluyordum.

 Ama bu senin suçun değil.

 O çocukları sen öldürmedin.

 Doğru olanı yapmaya çalışıyordun.

 Bunu şimdi anlıyorum.

 Bu davayı, ne kadar büyük bir avukat olduğunu ispatlamak için  aldığını sanıyordum.

 Ama yanılmışım.

 Bu davayı aldın, çünkü  eğer o çocuklar  Tonya’ya yaptıkları gibi  Hannah’a zarar verselerdi  sen de öldürürdün onları.

 Tatlım.

 Gel buraya.

 Gel.

 Seni seviyorum Jake.

 Seni kaybedeceğimi zannediyordum.

 Bu davayı kaybedeceğiz.

 Tartışacak hiçbir hukuki yanı kalmadı.

 Suçu kabul etmeni istiyorum.

 Belki Buckley  ikinci dereceden cinayet teklif eder de ömür boyu hapisle kurtarırız.

 Ömür boyu hapiste kalamam.

 Beni dışarı çıkar.

 Yargılanan sen olsaydın 

Ben değilim.

 Seninle aynı değiliz.

 Jürinin sanıkla özdeşleşmesi gerek.

 Sana bakınca, bir oduncu görüyorlar.

 Bana bakınca  bir avukat görüyorlar.

 Ben şehirde yaşıyorum.

 Sen varoşlarda.

 Sen beyazsın, ben siyahım.

 Gördün mü Jake?

 Sen de tıpkı onlar gibi düşünüyorsun.

 Bu yüzden seni tuttum.

 Sen onlardan birisin, görmüyor musun?

 Bizim restoranda yediğin, TV’de siyahlar ve beyazlar hakkında konuştuğun için  öyle olmadığını düşünüyorsun.

 Ama gerçek şu ki  sen de aynen onlar gibisin.

 Bana baktığında bir insan görmüyorsun.

 Siyah bir insan görüyorsun.

 Ben senin dostunum.

 Biz dost falan değiliz.

 Farklı taraflardayız.

 Benim yaşadığım bölgede hiç görmedim seni.

 Nerede yaşadığımı bilmiyorsun.

 Kızlarımız  asla birlikte oynamayacaklar.

 Sen neden bahsediyorsun?

 Amerika  bir savaş alanı  ve sen de öbür taraftansın.

 Kürsüde ve jüride düşmanları olan bir siyah  nasıl adil bir şekilde yargılanabilir?

 Hayatım beyazların elinde.

 Seninle Jake.

 Ancak seninle olur.

 Sen benim gizli silahımsın çünkü sen o kötü adamlardan birisin.

 Olmak istemiyorsun ama öylesin.

 Böyle yetiştirildin.

 “Zenci, siyah  “Afrika kökenli Amerikalı.”

 Nasıl görürsen gör  beni farklı görüyorsun.

 O jürinin gördüğü gibi görüyorsun beni.

 Sen onlardansın.

 Şimdi, hukuk meselelerini bir tarafa bırak, Jake.

 Eğer sen  o jüride olsaydın  beni serbest bırakmaya  ne ikna ederdi seni?

 Bu şekilde kıçımı kurtarabilirsin.

 Bu şekilde ikimizi de kurtarabilirsin.

 Carl Lee Hailey akıl hastası mı?

 Bu o kadar rezil bir iddia ki  savunmanın bu iddiayı kanıtlamak için getirdiği tek tanık  bir sabıkalı.

 O bir akıl hastası değil.

 Suçunu itiraf etmiş bir katil bu adam.

 Bu adam  bu kürsüde  kızına tecavüz ettiği iddia edilen iki adama layık oldukları cezayı verdiğini  kabul etmiş bir adamdır!

 Adaleti sizin ellerinizden almıştır!

 Kendi ellerine almıştır.

 Ve o ellerle  iki genç adamın canını almıştır!

 Kızının başına gelenlerden dolayı çok üzgünüz.

 Ama üzgün olmak  ve bir şeyin yanlış olduğunu bilmek  öldürme hakkını vermez bize.

 Bayanlar ve baylar, göreviniz açık.

 Bu mahkeme salonundaki herkes gerçeği biliyor.

 Bu eyaletteki herkes gerçeği biliyor.

 İhtiyacınız olan tek şey  şu sözleri söyleme cesaretini bulmak  “Carl Lee Hailey  “suçludur!

” İddia makamı burada bitiriyor, Sayın Yargıç.

 Dahiyane yasal muhakemelerle dolu  harika bir kapanış konuşması hazırlamıştım  ama onu okumayacağım.

 Özür dilemek için buradayım.

 Gencim ve deneyimsizim.

 Ama benim yetersizliklerimden  Carl Lee Hailey’i  sorumlu tutamazsınız.

 Bütün bu hukuki manevralar sırasında  bir şeyi gözden kaçırdık.

 Doğruyu  Biz avukatlar  sadece doğrudan bahsetmekle değil  ama onu gerçekten aramak  bulmak, yaşamakla yükümlüyüz.

 Öğretmenim bana bunu öğretti.

 Dr.  Bass’ı ele alalım, mesela.

 Asla sabıkalı birini bilerek kürsüye çıkarmazdım.

 Umarım buna inanırsınız.

 Ama doğru nedir?

 Onun namussuz bir yalancı olduğu mu?

 Ya size  ırzına geçmekle suçlandığı kadının 17, onun 23 yaşında olduğunu  bu kadının sonradan karısı olduğunu  çocuğunu doğurduğunu  ve bugün hala evli olduklarını söylesem?

 Bu, onun ifadesini daha mı az yoksa daha mı çok doğru yapar?

 Doğruyu neyle arayacağız?

 Beyinlerimizle mi?

 Yoksa kalplerimizle mi?

 Güneyde de siyahların adilce yargılanabileceklerini  hepimizin yasanın gözünde eşit olduğunu kanıtlamaya çalıştım.

 Ama gerçek bu değil.

 Yasanın gözü insanın gözleridir  sizin ve benim gözlerimiz ve biz birbirimizi eşit görmediğimiz sürece  adalet asla tarafsız olmayacaktır.

 Kendi ön yargılarımızın bir yansıması olacaktır sadece.

 Bu yüzden, o güne kadar  Tanrı’nın huzurunda, gerçeği  korku ve nefretin ön yargılara dönüştüğü  beyinlerimizle değil  ama kalplerimizle  aramak gibi bir yükümlülüğümüz var.

 Size bir hikaye anlatmak istiyorum.

 Ben hikayeyi anlatırken  lütfen gözlerinizi kapayın.

 Beni dinlemenizi istiyorum.

 Kendinizi dinlemenizi istiyorum.

 Haydi.

 Kapayın gözlerinizi, lütfen.

 Bu, güneşli bir öğleden sonra  bakkaldan evine yürüyen küçük bir kızın hikayesi.

 Bu kızı gözünüzde canlandırmanızı istiyorum.

 Birden bir kamyonet duruyor.

 İki adam onu yakalıyor.

 Yakınlardaki bir arsaya götürüyorlar  ve onu bağlıyorlar.

 Sonra elbiselerini yırtıyorlar.

 Üstüne çıkıyorlar.

 Önce biri, sonra diğeri  ırzına geçiyorlar  saf ve masum olan her şeyi parçalayarak  iğrenç bir şehvetle  sarhoş nefesler ve terden oluşmuş bir sis içerisinde.

 Ve işleri bitince  kızın küçücük rahmini  parçaladıktan  çocuk doğurma şansını  kendi canından canlar yaratma şansını  elinden aldıktan sonra  hedef tahtası olarak kullanıyorlar onu.

 Dolu bira kutularını üzerine atmaya başlıyorlar.

 Öylesine şiddetle atıyorlar ki  etleri kemiklerine kadar yarılıyor.

 Sonra üzerine işiyorlar.

 Sıra onu asmaya geliyor.

 İpleri var.

 Bir ilmik yapıyorlar.

 İlmiğin kızın boynunu sıkıca sardığını hayal etmeye çalışın  ve ani bir sarsıntı olduğunu.

 Havada asılı kalıyor, ayakları savruluyor  Ayakları yere ulaşamıyordu.

 Onu astıkları dal  yeterince sağlam değil.

 Kırılıyor ve kız  yere düşüyor.

 Kaldırıyorlar onu  kamyonetin arkasına koyuyorlar  Foggy Creek Köprüsü’ne getiriyorlar  ve aşağıya atıyorlar.

 On metre yükseklikten  nehrin dibine düşüyor.

 Görebiliyor musunuz onu?

 Irzına geçilmiş  dövülmüş  yaralı bedenini  adamların idrarına  spermlerine batmış bedenini  kendi kanıyla sırılsıklam olmuş  ölüme terk edilen bedenini.

 Onu görebiliyor musunuz?

 O küçük kızı  gözünüzde canlandırmanızı istiyorum.

 Şimdi, onun beyaz olduğunu düşünün.

 Savunmanın konuşması bitmiştir.

 Masum!

 Masum!

 Masum!

 Masum mu?

 Kazandık!

 Kazandık!

 Ellen, kazandık!

 Mutlu değil misin?

 Tanrım, Ellen, çok mutlu olmalısın!

 Eve geliyor.

 Bu  Bu  Ben o kötü adamlardan biriyim, unuttun mu?

 Freddie Lee Cobb!

 Konuşmamız gereken bazı şeyler var.

 Hastings, sen de o tarafa aitsin.

 O tarafa geç.

 Tebrikler, avukat bey.

 Teşekkür ederim.

 Bak.

 Merhaba.

 Bu, Bayan Hailey.

 Bu, Hannah.

 Çok tatlı.

 Şeftalili pasta getirdim size.

 Buyurun.

 Gelin.

 Kızım Tonya.

 Memnun oldum.

 Çocuklarımızın birlikte oynayabileceklerini düşündüm.

||