103 dk

Yönetmen:D.J. Caruso

Senaryo:Michael Pye, Jon Bokenkamp

Ülke:ABD, Avustralya

Tür:Suç, Dram, Gizem

Vizyon Tarihi:30 Temmuz 2004 (Türkiye)

Dil:İngilizce, Fransızca

Müzik:Philip Glass

Çekim Yeri:

Knowlton’s Landing, Québec, Kanada

Oyuncular:    Angelina Jolie,    Ethan Hawke,    Kiefer Sutherland

Özet

Güzel FBI ajanı Illeana Scott, özellikle çözülemeyen cinayetler konusunda uzmanlaşmış bir analizcidir. Suç araştırması konusunda sıradan yöntemlere güvenmemekte ve kendi yöntemleriyle en zor dosyaları bile çözüme kavuşturmaktadır.

Montreal polisi bir seri katilin işlediği cinayetlere engel olamayınca, dışardan birinden, Ajan Scott’tan yardım isterler. Montreal’e gelen Scott, yerel polisten dedektiflerin de yardımıyla araştırmaya başlar. Seri katil, bir tür bukalemun gibidir, insanları öldürüp yaşantılarını çalmaktadır. Bir süre onların yerine geçip onlar gibi yaşayan katil, sonraki hedefini öldürdükten sonra da o yaşam tarzına geçmektedir.

Scott’ın sıradışı yöntemleri, onu polisin hiç ipucu bulamadığı katile yaklaştırmıştır. Ancak katilin peşine düştüğüne inandıkları genç bir adamla duygusal yakınlaşması işiyle arasına girer. Güzel ajan kendisini sürprizlerle dolu bir cinayet davasının tam ortasında bulacaktır.

Alt yazı

ST. JOVITE, CANADA Nereye gideceksiniz?.

 2:15 Mont Laurier treni 10.

 perondan yolcu alacaktır.

 Bir bilet, lütfen.

 Mont Laurier’e.

 Sakıncası var mı?.

 Arkadaki çocuk sürekli horluyor.

 Sakıncası yok.

 Ben, Matt.

 Ben, Martin.

 Selam, Martin.

 Memnun oldum.

 Memnun oldum.

 Nereye gidiyorsun?.

 Gidebildiğim kadar uzağa.

 Buna içerim, dostum.

 Şerefe.

 Galiba motorda bir sorun var, millet.

 Bekleyin.

 Tanrım!

 Aynısı St.

 Lawrence’da oldu.

 8 saat boyunca beklememiz gerekti.

 Kesinlikle berbat bir durum.

 TAMİR KİRALAMA 385$, yalnız nakit.

 Tüm varlığım babamın kredi kartı.

 Okuyamıyor musun?.

 Yalnız nakit.

 Ehliyetin var mı?.

 Vardı.

 Elimden aldılar.

 Sen kullanacaksın gibi görünüyor.

 Gördün mü?.

 Takma.

 Ne oldu?.

 Üvey babamdan sevgilerle.

 O kadar sert vurdu ki dişim mutfağa gitti.

 Annem seyrediyordu.

 Bunu neden yaptı?.

 Yaptıklarının yarısını neden yapıyor?.

 Kahrolası sapık.

 Beş para etmez 90 kiloluk yağ tulumu.

 Fakat ona bunu ödettim.

 Sen de ona mı vurdun?.

 Acısını kötü çıkardı.

 Ertesi gün askeri okula yolladı beni.

 Ama ben insanların koyduğu kurallara uymam.

 Kahrolası insanlar ve kuralları.

 İşte bu yüzden iki gün önce kaçtım.

 Şimdi müzik yapmak için Seattle’a gidiyorum.

 Ulu Tanrım.

 Üzgünüm, dostum.

 Aptallık ettim.

 Dikkat etmedim.

 Hayır boş ver.

 Bu hurdanın yedek lastiği olduğu için şanslıyız.

 Daha önce hiç lastik değiştirdin mi, Martin?.

 Ben de öyle düşünmüştüm.

 Harika.

 Bakalım elimizde ne var?.

 Az sonra yola koyuluruz.

 Hemen hem de.

 Ama bu sefer ben kullanıyorum.

 Tamam mı?.

 Kahrolası sıkışmış.

 Birincisi her zaman zordur.

 Bundan sonrasını çıkarmak çocuk oyuncağı.

 Seninle yaklaşık aynı boydayız.

 Ne?.

 Sessiz ol.

 ARABA KAZASINDA BİR ÖLÜ ÖLÜM BELGESİ KÜBA KAZA KAFATASI PARÇALANDI TAKING LIVES Dün Huron Ann Arbor’da bir ceset bulundu.

 28 MAYIS 1987 YANARAK ÖLDÜ BİR CESET BULUNDU ARNAVUTLUK ZANLI YOK KURBANIN CESEDİ SU YÜZÜNE ÇIKTI KÜBA ÇÖZÜLEMEDİ KURBANIN PROFİLİ 1.

77 m 72 kg ERKEK, BEYAZ.

 12 TEMMUZ 1992 KESİK ELLER BULUNDU!

 CLIVE DİŞ KAYITLARI ÇIKARILDI TEL KAYIP HENRI BISSONETTE 1.

75 M.

 72 KİLO.

 MONTREAL, CANADA BUGÜN Memur Bey, yardımınıza ihtiyacım var.

 Az önce oğlumu feribotta gördüm.

 Oğlum öldü.

 19 yıl önce öldü.

 Tam önümden geçti.

 Göz göze geldik.

 Beni tanıdı.

 Anneler böyle şeylerde yanılmaz.

 Ne kadar tehlikeli olduğunu nasıl anlatabilirim?.

 Hayır, değildi.

 Hala öyle.

 Oğlum çok tehlikeli biri.

 Ne yapıyorsun?.

 Ajan Scott için brifing hazırlıyorum.

 Ajan Scott mu?.

 Neden başka birini işe bulaştırıyor ki?.

 Her şey kontrolümüz altında.

 Hiçbir şey kontrol altında değil.

 Yeterli zamanımız yoktu.

 Birkaç güne daha ihtiyacımız var.

 Hala gelmedi mi?.

 Uçaktaydı ama onu bulamıyorlar.

 Gérard bagaj teslime bir daha bakıyor.

 Sırf danışmanlık yapacak, değil mi?.

 Bu, yetkiyle ilgili değil, Paquette.

 Yıllardır böyle bir cinayet olmadı.

 Ve senin yaptığın ilk şey, başkasını işe bulaştırmak.

 Yapma.

 Bu cinayetle ilgili tuhaf bir şey hissediyorum.

 Yardım lazım.

 Elimizde hiçbir şey yok.

 Buraya geldiğinde haber ver.

 Bu bir şaka olmalı.

 Özel Ajan Scott?.

 Evet.

 Sizi merkezde bekliyorduk.

 O bir mezar, farkında mısınız?.

 Evet, farkındayım.

 Ajan Scott.

 Müdür Bey.

 Merhaba.

 Kendinizi şimdiden evinizde hissetmeye başlamışsınız.

 Joseph Paquette ve Emile Duval.

 Soruşturmayı yönetiyorlar.

 Tanıştığımıza sevindim.

 Memnun oldum.

 Çağırdığınız için teşekkür ederim.

 Biz çağırmadık.

 Kurbanın başka bir yerde öldürülüp buraya getirildiğinden eminiz.

 Planlanmış bir cinayet olduğunu düşünüyorum.

 Ne?.

 Planlı olduğunu düşünüyorum.

 Katilin bu yeri özellikle seçtiğini ve çukuru kazdığını düşünüyorum.

 Size gösterebilirim.

 Köşelerden anlaşılıyor.

 Köşeler düzgün.

 Simetrik.

 Ebatlar kusursuz.

 Tam olarak 180 cm.

 Kurbanınızın boyu 177 cm miydi?.

 Evet, tamı tamına.

 Birkaç hafta boyunca onu izlediğini düşünüyorum alışkanlıklarını, yaptıklarını öğrendi.

 Ve mezarı tam buraya kazabileceğini düşündü.

 Peki kurbanın istediği anda burada olacağını nasıl biliyordu?.

 Bu bir bisiklet yolu, öyle değil mi?.

 Gönderdiğiniz fotoğraflarda   kurbanın ayak bileklerinde bu küçük izler vardı.

 Kanımca bunları bisiklet klipsleri yaptı.

 Ayrıca, bu cinayette cinsel bir unsur da var.

 Arkadan boğulması, ellerin kesilmesi, surata darbe.

 Bu bir dokunma, dolaysız.

 Onu heyecanlandırıyor.

 Ve cesedi bulmanızı istedi.

 Yani Kazıp çıkarılmasını istemese neden bir inşaat alanına gömsün ki?.

 Gözleri.

 Oyulduklarını mı düşünüyoruz yoksa kafatasında mı?.

 Bilmiyoruz.

 Galiba şey yapıyorsunuz  Kafatasını yeniden yapıyoruz.

 Evet, elbette.

 Şu an yapılıyor.

 Tamam.

 Burada işimiz bitti mi?.

 Evet.

 Tamam.

 İyi geceler.

 Paquette için endişelenmeyin.

 Patavatsızdır.

 Her şeye atlar.

 Onu suçlamıyorum.

 Seni tekrar görmek güzel, Illeana.

 Burada olman benim için çok şey ifade ediyor.

 Mezarda uzanman.

 Dedektiflerim senin bir tür cadı olduğunu düşünüyor.

 Daha kötüleri de söylenmişti.

 Sen de biliyorsun.

 Biliyorum.

 Rahatsız ettiğim için üzgünüm.

 Dün gece biri öldürüldü.

 Saat dokuz civarı 24 saat açık bir sağlık kulübünün otoparkında.

 Aynı yöntemle mi?.

 Tamamen aynı.

 Teli olay yerinde bulduk.

 El yapımına benziyor.

 Yüzüne bir taşla vurulmuş.

 Yine de ellerini almaya vakti olmamış.

 Neden peki?.

 Engellenmiş.

 Kurbanın adı Clive Morin.

 Ve bu da James Costa.

 Olanların çoğunu gördüğünü iddia ediyor.

 Arabama doğru yaklaştı ve Bizimkiler olay yerine vardığında, kurbanı yaşatmaya çalışıyormuş.

 Üzerindeki kana ne demeli?.

 Kan kaybından ölen birine yardım etmeye çalışınca  Söyledikleri doğru mu?.

 Üzerinize kan bulaşıyor.

 James McKeen Costa.

 1965 Nova Scotia doğumlu.

 Her şey normal görünüyor.

 Kan ve DNA örneği laboratuara gitti.

 Arkamı döndüm ve   bir adamı başka birinin üstünde   elinde bir  taşla gördüm.

 Ve sonra o adamın suratına vurmaya başladı.

 Ben de bağırdım Ne diye bağırdın?.

 “Dur!

” Bilirsiniz, öyle aptalca bir şey işte.

 Bilmiyorum.

 Ve sonra onlara doğru koştum.

 Bana baktı ve silah çekti.

 Ben de bilmiyorum.

 Ne düşündüm Ne düşündüğümü bilmiyorum.

 Sonra kaçtı.

 O gitti, ben polisi aradım.

 Ve sağlık ekibi gelene kadar kalp masajı yapmaya çalıştım.

 Teli çıkardın mı?.

 Boynundaki şeyi mi?.

 Çıkarmak zorundaydım.

 Nereye gittiğini gördün mü?.

 Evet, benden kaçtı.

 Tamam mı?.

 Ne tür bir silahı vardı?.

 İnsanda büyük bir delik açan cinsten bir silahı vardı.

 O adamı gördüm.

 Tamam mı?.

 Ve biraz çizebilirim.

 Bana bir parça kağıt verirseniz, onu kabaca çizebilirim.

 Bu adamdan emin değilim.

 Onu çözemiyorum.

 Cevaplarında rahatsız eden bir şey var.

 Denememin mahsuru var mı?.

 Hayır, lütfen buyurun.

 Merhaba.

 Sen de mi polissin?.

 Bir anlamda, evet.

 Ben Özel Ajan Illeana Scott.

 Özel Ajan mı?.

 FBI’danım.

 Davaya yardım ediyorum.

 Sana birkaç soru sorabilir miyim?.

 Öbür adamın sorduklarını mı soracaksın?.

 Büyük ihtimalle.

 Sigaradan rahatsız olur musunuz?.

 Hayır, elbette olmam.

 Gergin misin?.

 Evet, gerginim.

 Fazlasıyla.

 Bloknot için teşekkürler.

 Nasıl biriydi o peki?.

 İnanılmaz parlak gözleri vardı.

 Yanıyormuş gibi.

 Karanlıkta bile.

 Saçı sarışın olabilir.

 Sakalı vardı.

 Öyle günlük sakal değil   bakımlı bir sakal.

 Gergin mi görünüyordu, duruma hakim miydi?.

 Tanrım.

 Düşündüğüm şey mi bu?.

 Bu ?.

 Onun boynundaydı değil mi?.

 Haklı mıyım?.

 Haklı mıyım?.

 Evet.

 Bunu kasten mi yaptınız?.

 Elimden geleni yapıyorum, tamam mı?.

 Adamın yüzünün yarısı yoktu.

 İnsana bile benzemiyordu.

 Ona yardım için elimden geleni yaptım   ama öldü.

 Tamam mı?.

 Öldü.

 Çok fazla kan vardı.

 Hayatımda hiç bu kadar kan görmemiştim.

 Denedim, çok geç olduğunu bile bile.

 Bunu yapan adamı gördüm.

 Tamam mı?.

 Onu gördüm.

 Neye benzediğini gösterebilirim.

 Ve sonra onu yakalayabilirsiniz.

 Tamam.

 Ne düşünüyorsun?.

 Morin’in boynundaki izler, katilin solak olduğunu gösteriyor.

 Sağ eliyle resim çizdi, sağ eliyle sigara yaktı.

 Daha fazla kanıt lazım.

 Biliyorum.

 Masada açık bir dosya var.

 İçinde verdiğin profil, kanıtların, notların, her şey var.

 Katil olsaydı muhtemelen bakmaya çalışırdı.

 Psikopatlar genelde çok farklı beyin yapısına sahiptir.

 “Ağaç”, “koltuk”, “ev”, “tecavüz”, “cinayet” gibi kelimeler söylersin.

 Normal bir insanın beyin görüntüsü değişir.

 On lob tepki verir.

 Psikopatlar tepki göstermez.

 Tecavüz ve cinayet onlar için akşam yemeğiyle aynıdır.

 Duygusal bir bağ yoktur.

 Neyse, demek istediğim boğma telini gördüğünde  gerçek bir şok ve iğrenme tepkisi verdi.

 Psikopat beyni mi?.

 FBI’da bu tür şeyler öğreniyorsunuz, değil mi?.

 Tüm şu teorileri, kitapları.

 Evet, öyle.

 Henüz bunca numaraya rağmen sende bir şey göremedim.

 Numaralara yapmam.

 Saçma.

 Az önce odada birkaç tane yaptın.

 Ajan Scott.

 Biraz konuşabilir miyiz?.

 Affedersin.

 Kız kardeşlerim de köşeye sıkışınca  bu şekilde bakarlar.

 Yanıldıysam üzgünüm ama  Hayır.

 Teşekkür ederim.

 Bir şey değil.

 – Ajan Scott.

 – Konuşabilir miyiz?.

 – Daha uyumadın mı?.

 – Hayır.

 Şu otelin lobisinde bekçi var ve anayola çok yakınız.

 Bunlar çok anlamsız.

 Bütün bunların sahte olduğunu mu düşünüyorsun?.

 Hayır.

 Sahte suçlarda eğlenceli bir taraf vardır.

 Bir çeşit vurdumduymazlık.

 Bu olayda böyle bir işaret yok.

 Belki cesetleri hemen bulmamızı istiyor.

 İnşaat alanında olduğu gibi.

 Evet.

 Ama neden?.

 Yani neden?.

 Bize meydan okumuyor ki.

 Yani hiçbir yerde “S*kt*rin” mesajı yok.

 Bunu neden yapıyorsun?.

 – Ne?.

 – Kulaklarını kapatıyorsun.

 Sessizlikte daha iyi düşünüyorum.

 Anladım.

 Bütün bunlar.

 Belki gittikçe çaresizliğe kapılıyor.

 – Böyle olur değil mi?.

 – Evet ama neden?.

 Ona yaklaşamadık bile ve bunun farkında.

 Endişelenecek bir şey var mı?.

 Sokaklarda bir seri katil mi var?.

 Evet, bir seri katili arıyoruz.

 Bir sonuca varmak için erken.

 Montreal halkının dikkatli olmasını istiyorum.

 Henri Bissonette, serbest scuba dalgıcı.

 İnşaatta bulduğumuz ceset onun mu?.

 Evet.

 Kız kardeşi onu teşhis etti.

 Bissonette birkaç yıldır arada bir onun için çalışırdı.

 Ayrıca kız kardeşi onun da kaybolduğunu söyledi.

 Ama kredi kartları bunca zamandır kullanılmış.

 Sadece birkaç güne ihtiyacım vardı.

 Ne tür bir adammış?.

 Ne biliyoruz?.

 Küçük bir dairede yaşıyormuş tuhaf bilgisayar işleri alıyormuş  fazla arkadaşı yokmuş.

 Hiç dalmaya gider misin?.

 Eski karım bizi Club Med tatillerinden birine götürdü.

 6 metre daldıktan sonra heyecanlandı.

 Dayanamadı.

 Öyle göğüslerle batmasına şaştım.

 Sorun batmak değildi.

 Keşke aşağıda kalsaydı.

 Çok iyiydi.

 Hiç dalmaya gittiniz mi Ajan Scott?.

 Cesetlere sürtünmeye fazla vakit ayırıyor.

 Hayır, hiç denemedim.

 Çok sakindir.

 Balıklar etrafınızda yüzer, orada olmanıza aldırmazlar.

 Beğenirsiniz, çok sessizdir Robot resimle ilgili birini bulduk.

 Nerede?.

 Nehrin yakınındaki bir otelde.

 Ne yapıyorsun?.

 Gitmemiz gerekmez mi?.

 Hala kahvaltı ediyoruz.

 Beni izle.

 Teşekkür ederim.

 Bana üç aylık peşin para verdi ve onu bir daha görmedim.

 Bu o mu peki?.

 Evet, bu o.

 Onu yakalamadan önce, bana 90 dolarlık telefon borcu var.

 Belki bununla ilgilenebilirsiniz.

 Bir şey diyeyim mi?.

 O faturaya ihtiyacımız var.

 Parasını siz mi ödeyeceksiniz?.

 Bakarız.

 Oda temiz.

 PIZZA A MONTREAL Lanet olsun.

 Ne oldu?.

 Parmaktaki yüzükte Clark William Edwards yazıyordu.

 Vancouver Ortaokulu’ndan.

 34 yaşında.

 Alaska yolcu gemilerinde çalışıyor.

 Kredi kartı dün Montreal’de kullanılmış.

 Hakkında kayıp ihbarı yok.

 Güzel.

 Güzel, öyle kalsın.

 Neden?.

 Medyada boy göstertip onu ödüllendirmeyelim.

 İlgiyi seviyor.

 Buna çok kızacaktır.

 Kızarsa, hata yapabilir.

 Clark William Edwards’ın kredi kartını izlemeli   ve burayı gözetim altına almalıyız.

 Yani yaklaşıyoruz.

 Bir şey daha var.

 Costa’nın DNA sonuçları geldi.

 Adam temiz.

 Güzel.

 Tanrım.

 Kahve ve sandviç hazırladın mı?.

 Bu bir tesadüf değil, değil mi?.

 Hayır.

 Ya galerinin dışındaki iki polis?.

 Bu da tesadüf değil, değil mi?.

 Seni rahatsız ediyor mu?.

 Olaydan beri hep korku içindeyim, o yüzden, hayır.

 Korumadan memnunum.

 Nasılsın?.

 Uyuyamıyorum.

 Ama sorun değil.

 Cuma günü önemli bir sergim var ve pek çok yeni resim geliyor.

 Onları satamazsam iflas ederim.

 Bu yüzden kendimi işime vereceğim.

 Senin gibi.

  Buyurun.

 Üstü kalsın.

 Teşekkürler Robot resimden bir şey çıktı mı?.

 Belki.

 Belirsiz konuşuyorsun.

 O gece Clive Morin’in mücadele ettiğini gördün mü?.

 Aslında benim neler olduğunu anlamam birkaç saniye sürdü.

 Sesleri duydum ve onu elinde taşı tutarken gördüm.

 Clive Morin’i gördüğümde   hareket etmiyordu.

 Kalp masajını nereden biliyorsun?.

 Bilmiyorum.

 Yani ben  Kalp masajı yapmaya çalıştım ama   yapabildiğim kadarını yaptım.

 TV’de gördüklerimi taklit ettim.

 Parmaklarıma mı bakıyorsun?.

 Buna mı bakıyorsun?.

 Evet.

 Her şeye bakıyor gibisin.

 Hayır, bu  Kendi çerçevelerimi yapıyorum.

 Sergi yaklaştıkça elimi daha çok yaralıyorum.

 Ne kadar zamandır antikacılık yapıyorsun?.

 Okuldan hemen sonra başladım.

 Tayland’a gittim.

 Orada yaşlı ve garip bir boyacı ile tanıştım.

 Hiç parası yoktu ama önüne gelen herşeyi boyardı.

 Sonra şu kapıları boyadı.

 O boyadığı harika kapılardan birkaç tanesini bana verdi.

 Ben de onları buraya getirip sattım.

 Çok fazla etmediler ama parayı ona gönderdim.

 Onun için büyük paraydı.

 Ve böylece başladım işte.

 Bu çok hoş.

 Sana kahve ısmarlamak isterdim ama görünüşe göre bir sorunun var.

 İlk aşama bunu kabul etmektir.

 Espri mi bu şimdi?.

 Öyle mi?.

 Öyle.

 Tüm bunlar ve  Bu ne?.

 Cep numaram, Belki bir şeyler hatırlarsın.

 Yararlı olabilecek bir şeyler.

 Tamam.

 Tamam.

 Teşekkürler.

 Tamam, ben Belki Cuma gecesi sergiye gelirsin?.

 Bence beğenirsin.

 Çok sayıda tuhaf, rahatsız edici eser.

 Pekala.

 O otel odasında kim kaldıysa bu numarayı 20 kez aramış.

 “Rebecca Asher.” Üç hafta önce Quebec feribot iskelesinde ölen oğlunu gördüğünü iddia etmişti.

 Onun hakkında ne biliyoruz?.

 60 yaşlarında, kocası yok, yalnız.

 Bunu kendi başıma halledeceğim galiba.

 Tamam mı?.

 Davayı halletmesine izin verirmişim gibi.

 Göğüs esprileriyle baş edebiliyorsam, bu kadınla da edebilirim.

 Haberlerde bu resmi gördüğünüzü biliyorum   ama yakından bakabilir misiniz?.

 Elbette.

 Bu, oğlunuz olabilir mi?.

 Olabilir.

 Feribotta onu tanıdım.

 Sakalı vardı.

 Şapkasıyla alnını kapatmıştı.

 Ama gözleri onlar yanıltmaz beni.

 Kulağını çekiyordu.

 Çocukluğundan kalma bir tik.

 Bundan hiç vazgeçiremedim onu.

 Yıllar önce sizden bir ceset teşhis etmeniz istenmiş miydi?.

 Bir kamyonetin çarptığı birinin   kalıntılarını gösterdiler.

 Buna hazırlıklı olduğumu söyleyemem.

 Tabii ki hayır.

 Üzgünüm.

 İzninizle.

 Lütfen.

 Martin mi?.

 Hayır.

 Bu Reese.

 Martin’in büyük kardeşi.

 Büyük derken, üç dakikayla.

 İkiz mi?.

 Tek yumurta ikizi.

 Reese’e tuhaf telefonlar geldiği olur muydu, ya da ?.

 Tabii ki bilemezsiniz.

 Reese öldü.

 Üzgünüm.

 14 yaşındaydılar.

 14 yaşındaydılar.

 Saint Michel nehrine raftinge gittiler.

 O yıl çok kar suyu akmıştı   ve Martin suya düştü.

 Reese onu kurtarmak için suya atladı.

 Sadece Martin kıyıya ulaştı.

 Sizin için yıkıcı olmuştur.

 Oldu.

 Martin için de öyle oldu.

 Reese çok   karizmatik   ve dost canlısıydı.

 O öldükten sonra Martin tuhaf bir değişim geçirdi.

 Saldırgan olmaya başladı.

 16 yaşında mücevherlerimin çoğunu çaldı ve evden kaçtı.

 Saint Jovite polisi birkaç gün sonra beni aradı   ve bana kazayı anlattı.

 Çok güzel bir resim.

 Evet.

 Yaz tatili, Fort Rupert.

 Ya bu?.

 İlk gittiğimiz senfoni.

 “Sihirli Flüt.

” Elbette.

 Çok sevimli.

 Öyleydi.

 Çok sevimliydi.

 Bu, Martin.

 Hep büyük gözlükler takmak zorundaydı.

 Gözlüğü olmazsa, çoğu zaman ikisini birbirinden ayıramıyordum.

 Sizin için   şunu alayım.

 Çantamı unutmuşum.

 Gidip  Ben getiririm  Buyurun.

 Vakit ayırdığınız için teşekkürler.

 Çok yardımcı oldunuz.

 Onu bulduğunuzda beni ararsınız, değil mi?.

 Elbette.

 Güzel.

 Ee?.

 Bir cesedi çıkarttırmak burada ne kadar sürer?.

 Annesine göre, Martin Asher hayatı boyunca sadece bir kemiğini kırmıştı.

 Sol ön kol kemiğini, sandalyeden düşmüş.

 Bu çocuk pek çok kemiğini kırmış.

 Genelde yüz, el ve göğüs hizasında.

 Gördüğünüz gibi sol ön kolda kırık yok.

 Bu, Martin Asher’ın cesedi değil.

 Tamam.

 Bayan Asher’ı güvenli bir yere götürsek iyi olur.

 Buyurun bayan Asher, 601 numara.

 Ne yazık ki bu odayı kabul edemem.

 Asansöre çok yakın.

 Burası için eni nasıl ikna etti?.

 Bayan Asher’ın kelimelerle arası iyi.

 Bir şeyler gizliyor.

 Evde bir kapı var ve bir kitaplıkla gizlenmiş.

 Evi, emniyetin koruması altında   ama gidip orayı arayamayız.

 Kuralları pek bilmeyen başına buyruk bir FBI ajanına ne dersin?.

 O zaman iş değişir.

 Buradasın demek.

 MARTIN Scott.

 Illeana.

 Suç yeri müfettişleri, ikinci kat penceresinden geldiğini düşünüyor.

 Bayan Asher başka kimsede anahtar yok diyor.

 Şu ana kadar parmak izlerinden bir şey çıkmadı.

 Nasılsın?.

 İyiyim.

 Emin misin?.

 İyiyim.

 Leclair evde olduğunu biliyor.

 Başkasıyla bağlantı kurduğunu sanmıyorum.

 Yarın büroya bir saat erken gelebilir misin?.

 Tabii.

 Orada görüşürüz.

 Hoşça kal.

 Hayat almak.

 Martin Asher’ın neredeyse 20 yıldır yaptığı bir şey.

 İlk kurbanının kimliği belirsiz.

 O zamanlar daha sakarmış, trafik kazasıyla   kendi ölümünü tezgahlamış, sonra çocuğun kimliğine bürünmüş.

 Kimliği belirsiz kişi ile Henri Bissonette arasında boşluk var   ama bu, Asher’ın boş durduğunu göstermez.

 Cinayet Analiz Sistemi’nden doğu Kanada’da çözülmemiş   19 cinayet geldi.

 En azından 11’i cinayet yöntemine uyuyor.

 Hepsi yalnız yaşayan ya da yokluğu kısa sürede belli olmayacak tipler.

 Henri Bissonette.

 Onu öldürdü, yerine geçti, dairesinde yaşadı kredi kartlarını kullandı.

 Vergilerini bile ödedi.

 Sıra dışı bir şey yapmadı, sadece Bissonette’in hayatını yaşıyordu.

 Sonra Clark Willam Edwards oldu ve Edwards olarak Morin’i izledi.

 Tüm bu adamlarda ortak bir şey var, onun istediği bir şey.

 Kendisininkinden farklı bir hayat.

 Annesiyle tanıştım.

 Asher’ın annesinin çok sevdiği bir ikiz kardeşi varmış.

 Boğularak ölmüş.

 Kadının, Martin’i sorumlu tuttuğunu anlamak zor değil.

 Ondan nefret ediyor.

 Bu yüzden adam bir an bile kendisi olmaya dayanamıyor.

 Bu yüzden   beden değiştiriyor.

 Kabuklu yengeç gibi.

 Bir kabuğa sığmamaya başlayınca yenisini arıyor.

 Tamam.

 Biri az önce James Costa’nın sanat galerisine girmiş.

 Kayıp olan tek şey ajandam ve çek defterim.

 Başka bir şey yok.

 Alarm sistemi kesilmiş.

 Yani normal bir hırsızlık değil mi?.

 Bu gece ne oldu Bay Costa?.

 Bakın, Avrupa’yla tüm görüşmelerimi gece yaparım.

 Tüm paketleme işlerimi de.

 Kahve içmek istedim.

 Yolun karşısındaki lokantaya gittim.

 Geri geldim, kapı kırılmıştı ve masam dağıtılmıştı.

 O olduğunu düşünüyorsunuz, değil mi?.

 Önemsiz olduğundan emin olana kadar dairenize daha çok memur yollayacağız.

 Bu, soruma yanıt oldu.

 Clark William Edwards.

 Yarın gece, Clark William Edwards adında biriyle mi buluşacaksınız?.

 Öyle mi?.

 Evet.

 Potansiyel bir alıcı.

 Temsilcisi dün beni aradı.

 Büyük bir müşteri olabilir.

 Dalga mı geçiyorsunuz?.

 Sivil polisler sizi sürekli izleyecek.

 En iyi gözetleme ekibi.

 İnsanların suratlarını dağıtan ve ellerini kesen adamdan   söz ediyoruz hala, değil mi?.

 Size 50 metre bile yaklaşamayacak.

 Montreal şehri için sıkı bir hizmet olabilir.

 Tehlikeli bir şey ama onu yakalamamız için en iyi fırsatımız.

 Tamam mı?.

 Tamam.

 Sadece Montreal şehrine hizmet etmek için.

 Beni eve o mu bırakacak?.

 Ajan Scott bırakabilir mi?.

 Winnipeg’de kalmalıydım.

 Güzel bir galerim vardı, duvarda üç resim olurdu ve kimse gelmezdi.

 Orada kalsan katili çizebilecek bir tanığımız olmazdı.

 Bu, pek çok şeyi değiştiriyor.

 Durumumu çok iyi özetledin.

 Soldan mı?.

 Hayır.

 Düz git, Chevalier’yi geç.

 Sana?.

 Sana bir şey sorabilir miyim?.

 Evet.

 Nasıl yapıyorsun?.

 Bu kadar çirkinliğin arasında nasıl yaşayabiliyorsun?.

 Yani cinayetler, kurbanlar ve bu resimlerin arasında?.

 Benim bir süredir yaşadığım şeyi sen her gün yaşıyorsun, değil mi?.

 Bu benim işim.

 Farklı işler var.

 Daha iyi işler var.

 Bana göre değil.

 219 mu?.

 219mu?.

 Evet, şurası.

 – Sanki ceza çeker gibisin.

 – Ceza değil.

 Daha çok mecburiyet.

 Tamam geldik.

 Neyin mecburiyeti?.

 Seni mecbur eden ne?.

 Tamam.

 12 yaşındaydım.

 Aşağı kattan sesler geldi.

 Babam sandım.

 Aşağı indim.

 Birisi evimize girmiş.

 Beni görünce üzerime doğru geldi.

 Ben de bir bıçak aldım.

 Ona doğru koştum ve onu öldürdüm.

 16 yaşındaydı.

 Herhalde TV’yi çalmak istiyordu.

 Ama ben onu öldürdüm.

 İşte beni mecbur eden bu.

 – Kapıya kadar eşlik edeyim mi bay Costa?.

 – Evet harika.

 Ben  Bay Ajan Scott bu konuda ne düşünüyor peki?.

 Evli değilim.

 Onu öylesine takıyorum.

 Dinle, yarın  her şey düzelecek.

 Biraz uyumaya çalış.

 Yarın seni görmek için sabırsızlanacağım.

 Yardıma ihtiyacım olursa vermem gereken bir sinyal var mı?.

 Bilirsin Gerek yok.

 Gözler üstünde olacak.

 İçeride beş adam ve dışarıda da bir düzine kadar var.

 Endişelenme.

 Ortaya çıkarsa tepesine bineriz.

 Çok rahatladım.

 Her şey yolunda mı?.

 Ne?.

 Bir tane daha ister misin?.

 Doldurayım mı?.

 Evet.

 Viski, değil mi?.

 Evet.

 Geç kaldı.

 Evet, öyle.

 BENİMLE TUVALETTE BULUŞ

Bir not aldım.

 “Benimle tuvalette buluş.” yazıyor.

 Tuvalete gidiyorum.

 Dışarıda buluşalım.

 Neler oluyor?.

En iyisi iptal etmek.

 İki saattir burada oturuyorum.

 Bizi fark etmiş olmalı.

 Fark mı etti?.

 Bu da ne demek?.

 Sizi gördü mü?.

 Ne olduğunu biliyor mu?.

 Polisle iş birliği yaptığımı biliyor mu?.

 Sakin ol.

 Sakin ol mu?.

 Hiç balığa gittin mi?.

 Yem her zaman ölür.

 Tanrım.

 Bu sana bolca profil hazırlama materyali sağlar.

 Bekar sanat simsarı   sürekli bir düzenli kaos ortamında yaşıyor.

 Nasıl kullanacağını bilmese de ateşli silah satın alır   sahte bir güvenlik duygusu için.

 İçeri girebilirsin.

 Hayır, sorun değil.

 Teşekkürler.

 İkiniz, arka kapıya.

 Güvende olacaksın.

 Arkada iki adam var  iki adam da koridorda.

 Harika.

 Caddeyi bir daha kontrol edeceğim.

 Bana, Duvale ya da Paquette’e nasıl ulaşacağını biliyorsun.

 Evet.

 Bardayken Sorun değil.

 Keşke öyle dağılmasaydım.

 Kimseye yardımcı olmuyordum.

 Harikaydın.

 Beni olduğumdan daha iyi gösteriyorsun.

 İyi birisin.

 Hayır.

 Bu Bu ölüm öpücüğü.

 Nasıl yani?.

 İyi erkekler asla kızı elde edemez.

 Gitmeliyim.

 Bizi nasıl bulacağını biliyorsun.

 Gidiyorum.

 Ne demek istiyorsun?.

 Burada işim bitti.

 Üzerinde çalışabileceğiniz profil ve tanık var.

 Bana ihtiyacınız yok.

 Illeana  Asher’in düşüncelerini çözebilecek birine ihtiyacımız var.

 Elinizde bir şüpheli var.

 Yeterli olmayabilir.

 Neler oluyor burada?.

 Hiç.

 Lütfen.

 Ne var?.

 Tanığa karşı bir tepkim söz konusu olabilir.

 Tepki mi?.

 Olumlu tepki.

 Kararlarımı etkileyebilecek bir şey.

 Anlıyorum.

 Illeana   Quantico’dan beri birbirimizi ne zamandır tanıyoruz?.

 Altı aydır.

 Kaç kez içki teklifi aldın?.

 Bilmiyorum.

 Kaç kez onları geri çevirdin?.

 Her seferinde.

 Şey bence kararını etkilemesi için çok şey olması gerekir.

 Bu adamı yakalamalıyım.

 Senin de onu yakalaman gerektiğini biliyorum.

 Sana ihtiyacım var.

 Lütfen.

 Bayan Costa, ilk müşterileriniz geldi.

 En azından yiyecek güzel.

 Evet.

 Çünkü sanat eserleri berbat.

 Fazla polis gibi durmamaya çalışın.

 Ceset resmi olmayınca seni neredeyse tanıyamayacaktım.

 Çok hoş.

 Kafamda daha iyiydi.

 Bir şeyler iç.

 Hayır, teşekkürler.

 Sadece su.

 Tamam mı?.

 Teşekkürler.

 Affedersin.

 Bu en sevdiğim resim.

 Nedenini bilmiyorum.

 Gökyüzü bana gökyüzü bana büyüdüğüm Nova Scotia’yı hatırlatıyor.

 Sen nerede büyüdün?.

 Pennsylvania, Harrisburg’da.

 Taşra kızı mısın?.

 Seni işinden alıkoymayayım.

 Teşekkür ederim.

 Bu, o.

 Kımıldama.

 Tekrar sokaklarda dolaşıyor.

 Onu kalabalıkta kaybettik.

 İnanılmaz kalabalıktı.

 İnanılmaz kalabalık.

 Ya Costa?.

 Sarsıldı ama yaralı değil.

 Bir sonraki hamlesi ne olacak sence?.

 Bence James Costa’yı bitmemiş bir iş olarak görüyor.

 Costa’yı yarın saat 8:30’da Toronto uçağına bindireceğiz.

 İçinizden birinin onu şahsen havaalanına götürmesini istiyorum.

 Tamam.

 Ben giderim.

 Dağılabilirsiniz.

 Şunları alabilir misin?.

 Biraz gecikiyoruz.

 Biliyorum.

 Geliyorum.

 SCOTT Merhaba, James.

 Nereye gidiyorsun?.

 Gitmiyorsun ya?.

 Hadi ama, oynadığımız bunca eğlenceli oyundan sonra?.

 Buna harcadığımız onca zamandan sonra?.

 Otur.

 Dairenin dışında polis var.

 Ayrıca eşyalarını topladığını da fark ettim.

 Ve bu iyi değil!

 Seninle özel bir ilişkimiz olduğunu sanıyordum.

 Büyük bir saygı gerektiren bir ilişki.

 Görünüşe göre anlamıyorsun.

 Sana tekrar açıklayayım.

 Sende benim istediğim bir şey var.

 Bu yüzden benimdir.

 Kaçma fikri   gerçekleşmeyecek.

 Sana bir soru soracağım.

 Polise benim hakkımda ne anlattın?.

 Polisler benim hakkımda İmdat!

 İmdat!

 İmdat!

 Bırak onu.

 Bırak dedim!

 Ben Ajan Scott.

 St.

 Amelie Cad.

 219 numarada polis vuruldu.

 Lanet olsun.

 İmdat!

 Öldü mü?.

 Öldü mü?.

 Öldü mü?.

 Yardım edin!

 Öldü mü?.

 At silahını!

 Bu o.

 Asher.

 Silahını bırak hemen!

 Duvali vurdu.

 At diyorum!

 Koş!

 Hadi!

 Şanslıydı.

 Böyle bir kaza ve sadece dikişler.

 Sizi nereye götürdüğünü biliyor musunuz bay Costa?.

 Hiçbir fikrim yok.

 Bence bay Costa’yı koleksiyonuna katmak istiyordu.

 Müfettiş Duval için üzgünüm.

 Hayatımı kurtarmaya çalışıyordu.

 Şimdi ne olacak?.

 Laboratuar sonuçları geldi.

 Asher’ın DNA’sı, Clive Morin’in cesedinde bulunan saçla uyuşuyor.

 Yani bitti mi?.

 Sizden bir ifade ve bazı belgelere imza isteyeceğim.

 Bunun dışında, bitti.

 Bugün arabada yaptığınız şey çok cesurcaydı Bay Costa.

 Harikaydın.

 Teşekkürler.

 Hoşça kalın.

 Yardım edebilir miyim?.

 Bayan Scott’ın odasını bağlar mısınız?.

 Elbette.

 Üzgünüm, rahatsız etmeyin mesajı var.

 Mesaj alabilir miyim?.

 Hayır.

 Ne?.

 Dikişlerden.

 Dün gece bazılarını açmışsın sanki.

 Bazılarını yeniden dikmeliyim.

 Orada sanata düşkünler, değil mi?.

 Ne?.

 Washington’da.

 O siyasetçiler duvarlarına bir şeyler asmayı seviyor, değil mi?.

 Sadece düşünüyorum da orada bir   galeri açabilirim.

 Kendime bir yer bulabilirim.

 Orada galeriler var, değil mi?.

 Tanrım.

 Nerede bu?.

 Tanrım.

 Scott.

 Burada mı?.

 Şu anda hastanedeyim.

 Bir arkadaşın yanındayım.

 Nazik ol.

 Hemen geliyorum.

 Leclair aradı.

 Onunla yukarıda buluşmalıyım.

 Üzgünüm.

 Buraya mı gelirsin, lobide mi buluşalım?.

 Lobide.

 Tamam.

 Arkadaşın nasıl?.

 İyi.

 Sizin için hoş olmadığını biliyorum  ama nihai bir teşhiste bulunabilir misiniz?.

 Anlıyorum.

 Cesede dokunamazsınız.

 Neye istersem dokunurum.

 Kaçık moruk.

 Bayan Asher?.

 Bayan Asher!

 Bayan Asher?.

 Merhaba, anne.

 Tek istediğim   seni sevmekti.

 Ama bana izin vermedin.

 Hep Reese’i sevdin.

 Sonsuza kadar senin olabilirdim.

 Ama bunu mahvettin.

 Her şeyi mahvettin.

 Geri çekil Martin.

 Beni korkutmuyorsun.

 Illeana!

 Illeana!

 Costa yaptı.

 Costa yaptı.

 Costa aslında Asher.

 Ne diyorsun?.

 Lanet olsun!

 Costa yaptı.

 Nerede?.

 Nerede?.

 Asansörde!

 Aşağı mı yukarı mı?.

 Aşağı!

 Hangisi?.

 Lanet olsun!

 Hadi ama!

 Bunu makinede buldum.

 Sizin mi?.

 Evet.

 Sağ ol dostum.

 Sigara alıyordum Bize güvenmezsin ama ona, katille düzüştürecek kadar güvendin.

 Dava kapanmıştı.

 Bunu profesyonel bir şekilde halletti.

 Saçma!

 Bunu Duval’a anlat.

 Duval’ı hatırlıyor musun?.

 Ve morgda yatan zavallıyı?.

 Ne hissettiğini biliyorum.

 Söyleyecek bir şeyin varsa bana söylesene.

 Ne dedin?.

 Söyleyecek bir şeyin varsa  Paquette!

 Son dört yıldır lig için oyuncu seçiyorum.

 Quebec, Alberta, Manitoba, British Columbia.

 Nerede yıldız bir çocuktan haber alsam.

 Hep seyahat mi ediyorsun?.

 Bir süre sonra alışıyorsun.

 Karın için zor oluyordur.

 Hayır, evli değilim.

 Hayır mı?.

 Sadece sen ve iki kız kardeşin, öyle mi?.

 Susan ve Debbie.

 Onlar nerede?.

 Tracadie’deler.

 Tracadie.

 Orada hokey çok popüler.

 Tabii ki.

 Kasabada yapacak başka bir şey yok ki.

 Çocukken oynadın mı?.

 Evet biraz.

 Üst üste iki yıl World Junior takımında.

 Hadi ya.

 Anlamıştım.

 Anlamıştım.

 Yetenekli çocuk olmanın güveni hala hissediliyor.

 Sigara içişin   sesin   biraz düşük.

 Çocuklar ne kadar sefil olduğunu anlamasın diye caka satıyorsun.

 Ne diyorsun sen?.

 Sinirlenme.

 Bu Christopher Hart.

 Hakkında ne biliyoruz?.

 Uyuşturucu bağımlısı ve hırsız.

 Costa ona çalıntı eserler satıyordu.

 Costa’nın parayı vermediğini gösteren e postalar var.

 Hart’ın istediği tek şey parasıydı.

 80.

000 dolarının üstüne yattı.

 Costa onu tuzağa düşürdü.

 Evet.

 Bağlandı Bilinmeyen numara Merhaba.

 Orada mısın?.

 Benim.

 Kimsiniz.

 Kim olduğumu biliyorsun.

 Hadi, Illeana.

 Sen James Costa’ya aşık olmadın.

 Senin kadar güzel ve güçlü biri   yumuşak bir sanat simsarına vurulmaz.

 Tamam mı?.

 O adam bir hiçti.

 Ben onun başına gelen en iyi şeydim.

 Ona baktın   ve beni gördün.

 Ben de sana baktım ve seni gördüm.

 Biz aynıyız.

 Hayır.

 Siktir git.

 Siktir git mi?.

 Evet, sana onu da yaptım.

 Etrafımızda ölülerin resmi varken sevişmemizi hatırlıyor musun?.

 Şunu kabullenelim Illeana   sıradan bir insan bunu bizim kadar sevemez.

 İçine boşalmak, hayatımın en güzel anıydı.

 Kendimi çok daha iyi hissediyorum.

 Her şey istediğim gibi gidiyor.

 Hoşça kal.

 Ne dedi?.

 Nerede?.

 Morin’in kredi kartı.

 Üç saat önce Moncton’a tren bileti almış.

 20 dakika sonra orada olacak.

 Müdür Hache’ı ve Moncton emniyet müdürünü bağla.

 İdare ederim.

 Teşekkür ederim.

 Kahve içmek istedim.

 Yolun karşısındaki lokantaya gittim.

 Geri geldiğimde kapı kırılmıştı ve masam dağıtılmıştı.

 Bu bir tesadüf değil, değil mi?.

 İmdat!

 Tüm çıkışları tutun.

 Hemen!

 Şimdi!

 Sen !

 Özel Ajan Scott’un FBI’daki kayıtlarını gözden geçirdikten sonra   Profesyonel Sorumluluk Bürosu iş sözleşmesinin feshine   karar verme yetersizliği   ve ajana yakışmayan hareketlerinden dolayı işine son verdi.

 FBI sizin niteliğinizdeki bir ajanı kaybetmekten üzülse de   bu kararın tüm tarafların yararına olacağından eminiz.

 CARLISLE, PENNSYLVANIA 7 AY SONRA ECZANE

Collins havaalanının verdiği son bilgilere göre  rüzgarın hızı saatte 80 mil.

 Bulutlar 8000 fitte.

 Görüş mesafesi iki mi.

 Hava sıcaklığı şu anda 10 derece.

 Ulusal hava dairesi Tatlım, eve gitmelisin.

 Hava çok kötü.

 Teşekkürler.

 Görüşürüz Liz.

 Görüşürüz.

 Dikkatli ol.

 Olurum.

 Seni korkuttum.

 Özür dilerim.

 Hadi, otur.

 Hayır, hayır.

 Hadi, otur.

 Çay mı yapıyordun?.

 Tamam, sana bir fincan doldurayım.

 Ne arıyorsun?.

 Yoksa bunu mu arıyorsun?.

 Bir şey diyeyim mi?.

 Bu benim kafamı karıştırdı Illeana.

 Evin her yerine silah saklamışsın.

 Bunu dolabın arkasından çıkardım.

 Yatağın altında   küvetin altında bir tane vardı.

 Tek başına yaşamaktan çok korkuyor olmalısın.

 Öyle mi?.

 Korkuyor musun?.

 Washington’da olan bitenlerin hepsini takip ettim   bana göre bunlar   tamamen uydurmacaydı.

 Onlarla çalıştığın için şanslılardı.

 Çok şanslı.

 Sonra ortadan kayboldun.

 Yerin bulunamadı.

 Ama birkaç ipucu bıraktın, değil mi?.

 Bence seni bulmak çok kolaydı.

 Buraya geldin, etrafta hiç polis yok.

 Telefon görüşmesi yapmadın.

 Al bakalım.

 Dikkat et, hala sıcak.

 Sonra karnının büyüdüğünü gördüm.

 Ve beni beklediğini anladım.

 Erkek, değil mi?.

 İkiz mi?.

 Odalarına girmeyi seviyorum.

 Sevgi ve şefkat dolu.

 Onları onları oynarken ve eğlenirken   hayal edebiliyorum.

 Sen ve ben   seyrediyoruz   ve gülüyoruz.

 Sen ve ben.

 Yeniden başlayabiliriz.

 Bunu yapabiliriz.

 Ne?.

 Ne dedin?.

 İstemiyorum.

 Üzgünüm ama bunlar bizim bebeklerimiz.

 Öyle, biliyorum.

 Onlar senin bebeklerin değil.

 Onlar James Costa’nın bebekleri.

 Senin kim olduğunu bilmiyorum.

 Neden böyle bir şey diyorsun ki?.

 Neden böyle bir şey diyorsun ki?.

 Sözünü geri al.

 Tamam.

 Sözümü geri alıyorum!

 Tamam.

 Tamam.

 O halde kalk.

 Hadi.

 Kalk.

 İyi misin?.

 Kimin bebekleri bunlar?.

 Senin.

 Benim mi?.

 Bana bir öpücük ver.

 Öp beni.

 Önemli değil.

 Seni öldürmeyeceğim.

 Bilincini kaybedene kadar yapacağım.

 Şu anda başın dönüyordur.

 Sorun değil.

 Sakin ol.

 Yok bir şey.

 Tamam.

 Pekala.

 Onu bana ver.

 Tamam.

 Tamam.

 Sakin ol.

 Bana ver.

 Sakin ol.

 Bana ver.

 Tamam mı?.

 Ne yapıyorsun?.

 Neyin var senin?.

 Tamam!

Sakinleşecek misin?.

 Sana zarar vermeyeceğim, tamam mı?.

 Seni incitmek istemiyorum.

 Sakinleşecek misin?.

 Evet!

 O bebekleri doğuramazsın!

Tamam mı?.

 Biliyorum.

 Gördüğün her şeyi   görmeni ben istedim.

 Canın cehenneme.

 Alo.

 Müfettiş LeClair.

 Leclair.

 Illeana.

 Merak ettim.

 Bitti mi?.

 Bitti.

 Güzel.

 Orada kal.

 FBI’yı arayacağım.

 Birazdan orada olurlar.