146 dk

Yönetmen: Steven Spielberg

Senaryo: Brian Aldiss, Ian Watson, Steven Spielberg

Ülke: ABD

Tür:Macera, Dram, Bilim-Kurgu

Vizyon Tarihi: 05 Ekim 2001 (Türkiye)

Dil:  İngilizce

Müzik: John Williams

Web Sitesi: Warner Bros. [us]

Nam-ı Diğer:

A.I. | A.I. Artificial Intelligence | A.I.: Artificial Intelligence | A.I. Artificial Intelligence

Oyuncular:     Haley Joel Osment,     Frances O’Connor,

Özet

Belirsiz bir gelecekte insanoğlu, dünyanın çoğunun sular altında kaldığı bir yeryüzünde yaşamaya çalışırken, teknolojinin nimetlerinden yararlanarak hayatlarını kolaylaştırmak amacıyla yapay zekalı robotlar üretir.

David, madde ve mana olarak tam bir insan gibi donatılmış bir robottur. Sevmeye programlanmış olan ilk çocuk robot David, o sırada hasta olmasından dolayı tedavisi bulunana kadar çocukları dondurulmuş bir aile tarafından deneme süreci olarak evlat edinilir.

David, yaşadığı aile ortamında evlatlığın gerektirdiği sevgi ve bakımı kapsayarak giderek çiftin çocukları haline gelmesine rağmen, umulmadık olaylar Robot David için hayatı imkansız bir duruma sokar.

Alt Yazı

YAPAY ZEKA

Sera gazlarının etkisiyle buzulların erimesinden ve suların yükselerek   dünyanın her tarafındaki kıyılarda   şehirleri yutmasından sonraki yıllardı.

 Amsterdam, Venedik, New York   sonsuza kadar yok olmuştu.

 Milyonlarca insan evsiz kaldı.

 İklimler düzensizleşti.

 Yoksul ülkelerde yüz milyonlarca insan açlıktan öldü.

 Başka yerlerde yüksek refah seviyesi, gelişmiş dünya hükümetlerinin   hamileliği kısıtlamak için yasal tedbirlere   başvurmasıyla devam etti.

 Bu yüzden hiç acıkmayan    ve ilk yapılışları dışında   kaynak tüketmeyen robotlar ekonomik yapının    vazgeçilmez elemanı oldular.

 Yapay bir canlı yaratmak bilimin doğuşundan beri   insanlığın hayali olmuştur.

 Modern çağın başında, bizden öncekiler dünyayı satranç oynayabilen   ilk düşünebilen makinalarla şaşırttılar.

 Ne kadar ilerledik!

 Yapay canlı gerçek insanın bir kopyası.

 Uzuvları hareketli konuşması anlaşılır   ve tüm insan tepkilerine sahip.

 Acı hafızası bile var.

 Ne hissettin?

 Kızgınlık?

 Şaşkınlık?

 – Anlamıyorum.

 – Duygularına ne yaptım?

 Elime yaptınız.

 Pekala.

 İste sorun.

 Soyun.

 Cybertronics’te yapay canlı, en üst seviyesine ulaşmıştır.

 Geniş kullanımlı Mecha günlük hayatın her alanında insana hizmet eden   yüzlerce modelin temelini oluşturmuştur.

 Bu kadar yeter.

 Kendimizi kutlamak için henüz bir nedenimiz yok.

 Bundan gurur duyuyoruz.

 Peki neyi başardık?

 Sheila, aç.

 Algılayıcı bir oyuncak   zeki davranış devreli   benim kadar yaşlı   nöron sıralama teknolojisi kullanıyor.

 Bir nörondaki tepki yollarının haritasını çıkarma çalışmalarımın   bize çok farklı Mecha’lar   yapma yolunu açacağına inanıyorum.

 Önerim   sevebilecek bir   robot yapmaktır.

 Sevmek mi?

 Her ay binlerce sevgili modeli yapıyoruz zaten.

 Tabii ki.

 Siz en iyi müşterimizsiniz Syatyoo-Sama.

 Kalite kontrolü çok önemli.

 Sevgi nedir söyle.

 Sevgi, önce gözlerimin biraz açılıp   nefesimin hızlanması, cildimin ısınması ve 

Vesaire, vesaire.

 Teşekkürler Sheila.

 Duyusal simülatörlerden söz etmiyordum.

 Kullandığım kelime sevgiydi.

 Bir çocuğun anne ve babasına duyduğu türden sevgi.

 Sevebilecek bir robot çocuk yapmamızı öneriyorum.

 Kendine örnek aldığı anne ve babasını bitmeyen gerçek bir sevgiyle  –  sevecek bir robot çocuk.

 – Çocuk yerine geçecek bir Mecha mı?

 Ama düşünebilen, tepki verebilen bir Mecha.

 Demek istediğim sevginin bugüne kadar   ulaşılamamış bir bilinçaltı düzey olduğu.

 Metaforlarla dolu bir iç dünya, içgüdü   kendinden motivasyonlu öğrenme.

 Rüyalar.

 Rüya gören bir robot mu?

 Bunu nasıl başaracağız?

 Ben günümüzde   Mecha’lara karsı olan antipatinin sevebilecek   bir robot yaparak çözülemeyeceğini düşünüyorum.

 Sorun, bir insanın onları sevmesini sağlayıp, sağlayamayacağımız.

 Bizimki mükemmel, hep seven, hastalanmayan bir çocuk olacak.

 Lisans almak için boşuna uğraşan onca çocuksuz çift varken   Mecha’mız hem yeni bir pazar açıp, büyük bir ihtiyacı giderecek.

 Soruma yanıt vermediniz.

 Bir robot bir insanı gerçekten sevebilirse   o kişinin Mecha’ya karşı ne gibi bir sorumluluğu olacak?

 – Ahlaki bir soru değil mi?

 – En eskisinden.

 Başlangıçta Tanrı, Adem’i onu sevmesi için yaratmadı mı?

 20 AY SONRA KRİYOJENİK

”Bebek, sonbaharın ilk yaprakları düşmeye başladığında doğdu.

 Erkek bir bebek.

 Ve Marian’ın dileği yerine geldi.

 Çocuk beyaz saçlıydı.

 Martin olarak vaftiz edildi, büyükbabası gibi.

 ” Dr. Frazier, sizi görmek ne güzel.

 Çin Tıbbi dergisinde Random Bach’ın bir yazısı vardı.

 Merhaba Monica.

 Virüs belirleyici detökterlerden söz ediyordu.

 Okudunuz mu?

 Sizi hala duyabiliyorum.

 – Onun için endişeleniyorum.

 – Biliyorum.

 Oğlunuzun yasını tutması gerektiğini düşünüyor.

 5 yıldan sonra siz de onun için yas tutmak istiyorsunuz.

 Ancak tıp, yas tutmanın uygun olmadığını söylüyor.

 Martin bekliyor.

 Bekliyor.

 Tüm üzüntüsü boşuna.

 Oğlun, tıbbın tedavi edemeyeceği bir hastalık geçiriyor olabilir.

 Ama karına hala ulaşabiliriz.

 Arama süreci, prototipi yapmaktan daha zorlu geçti.

 2 bin çalışan arasında çok azı test için gerekli niteliklere sahipti.

 Başla.

 Çalışma kaydı, yaşam kalitesi.

 Sorgu.

 İç veriler.

 Şirkete sadakat ve bu özel durumda   onu ötekilerden ayrı tutabilecek bir aile trajedisi.

 Onunla görüşeceğim.

 Henry!

 – Beni öldürme.

 – Ne yapıyorsun?

 Seni seviyorum.

 Beni öldürme.

 Kapı kapandı.

 Zemininizi beğendim.

 Bunu kabul edemem.

 Hiçbir şey çocuğumuzun yerini tutamaz!

 – Onu hala geri götürebiliriz.

 – Sen ne sandın?

 – Ne istersen yaparım.

 – Bunu buraya getirerek  – Ne istersen yaparım!

 – Ne yapacağımı bilmiyorum.

 Onu yarın sabah Cybertronics’e geri götüreceğim.

 Gitti bil.

 Güzel.

 Henry, yüzünü gördün mü?

 Çok gerçekçi.

 – Ama öyle değil.

 – Değil.

 – İçi, ötekiler gibi, değil mi?

 – Yüzlerce mil kablo, evet.

 Ama dışı çok gerçekçi görünüyor   çocukmuş gibi.

 Bir Mecha çocuğu.

 Bir çocuk.

 Şirketim bana karşı olağanüstü bir güven gösterdi.

 David’i almaya karar verirsen yapmamız gereken bazı işlemler var.

 Etkilenme protokolü var ve şifresi 7 farklı kelimeden oluşuyor.

 Bunu çalıştırmak için kelimeler sırasıyla söylenmeli.

 Bilesin diye söylüyorum, bu işlem geri döndürülemez.

 Onun sevgisi, çok derinden olacak ve sonsuza dek onunla kalacak.

 Etkilenme sürecinden sonra hiçbir Mecha çocuk tekrar satılamaz.

 Ebeveyn ona bakmamaya karar verirse   yok edilmek üzere Cybertronics’e geri getirecek.

 Anlaşma imzalamam gerekti yoksa David’i görmene izin vermezlerdi.

 Sen de imzalamalısın.

 Şuraya.

 Monica   tamamen emin olana kadar bizden etkilenmesine izin verme.

 Salak.

 Tabii ki emin değilim.

 Şimdi uyumamı ister misiniz?

 İyi fikir.

 İyi fikir.

 Monica?

 Çok geç oldu.

 9’u geçti.

 Kaça kadar ayakta kalmanıza izin veriyorlar?

 Ben hiç uyuyamıyorum.

 Ama sessizce durup, hiç ses çıkarmayabilirim.

 Bu pijamalar sana uyacaktır.

 Sabah ilk iş olarak sana bakacağız.

 Beni giydirecek misin?

 Size iyi geceler, erkek erkeğe kalın.

 Kollarını kaldır.

 – Bu bir oyun mu?

 – Evet.

 Saklambaç.

 Sobe.

 Bu senin odan.

 Git ve oyna.

 Sobe.

 Çık!

 Çık buradan!

 Kapat kahrolası kapıyı!

 DİKKAT: Bu program çalıştırıldığında kalıcıdır ve değiştirilemez.

 BAŞLAMA TALİMATLARI 1.

 Adım: Bu kelimeleri sırasıyla ve düzgünce söyleyin: Bu bir oyun mu?

 Şimdi bazı kelimeler okuyacağım.

 Bunların hiçbir anlamı yok ama yine de dinlemeni istiyorum.

 Ve sürekli olarak bana bak.

 Bunu yapabilir misin?

 Evet, Monica.

 Boynunun arkasında elimi hissedebiliyor musun?

 Evet.

 – Canını yakıyor mu?

 – Hayır.

 Pekala, şimdi   bana bak.

 Hazır mısın?

 Sirrus.

 Sokrat.

 Partikül.

 Desibel.

 Kasırga.

 Yunus.

 Lale.

 Monica.

 David.

 Monica.

 Pekala.

 Acaba doğru yaptım mı?

 O kelimeleri niye söyledin annecim?

 Bana ne dedin?

 Annecim.

 Ben kimim David?

 Benim annemsin.

 Çok güzel kokuyorsun.

 Bunu sürmene bayılıyorum.

 – Bitince beni sevecek misin?

 – Hayır.

 Kes şunu!

 Ama yeniden evlenebiliriz ve bu kadar nadir olmayan bir koku alırız.

 Gitmeliyiz.

 Haydi, geciktik.

 – Merhaba David.

 – Merhaba Henry.

 Bizi kapıya geçir.

 Haydi!

 Ayakkabım!

 – Kravatın!

 Ümitsiz vakasın!

 – Çaresizim!

 Yatağımızı yapmış.

 Çok çaba gösteriyor.

 Beni memnun etmeye çalışıyor.

 Kahvemi harika yapıyor.

 Çok tuhaf.

 Geldiğini hiç duymazsın.

 – O sadece bir çocuk.

 – O bir oyuncak.

 Bir hediye.

 Senden.

 David, biz çıktığımızda kapılar akıllanacak.

 Odandan çıkamayacaksın ama istersen  – Çok fazla sürmüşüm.

 – Güzel kokuyor muyum?

 Tanrım, hayır!

 Anne?

 Sen ölecek misin?

 Günün birinde öleceğim, evet.

 Yalnız kalacağım.

 Endişelenme.

 Ne kadar yaşayacaksın?

 Çok uzun bir süre.

 50 yıl.

 Seni seviyorum anne.

 Umarım hiç ölmezsin.

 Hiç.

 Evet.

 Hayatım.

 Gereksiz ve hoş olmayan bir şekilde geç kalmak üzereyiz.

 Neredesin?

 Bu oğlum Martin’e aitti.

 Adı Teddy.

 Teddy, bu David.

 – Merhaba Teddy.

 – Merhaba David.

 David, Tedd bir süper oyuncak.

 Birbirinize iyi bakacağınızdan eminim.

 Ben oyuncak değilim.

 Henry!

 – Üzgünüm!

 – Yukarıda ne yapıyordunuz?

 Arabada anlatırım.

 Haydi!

 50 yıl uzun bir süre mi?

 Hiç sanmam.

 David, ben bakarım.

 – Tatlım, bana ver.

 – Bak, ne yapabiliyorum.

 Alo.

 Evet?

 Bn Swinton, bekler misiniz?

 Kocanızdan acil bir telefon var.

 Beklerim.

 David, görüşme yapmalıyım.

 Monica?

 Beni duyuyor musun?

 – Bırak telefon konuşsun.

 – Telefonu aç Monica!

 – Git, Teddy’le oyna.

 – Tanrım, Moni  Alo, Henry, ne oldu?

 Ne?

 Ne zaman?

 Aman Tanrım.

 David.

 Dünyanın en güzel şeyi oldu.

 Bu Martin.

 Benim oğlum.

 Martin, hayır!

 Bir yarışma yapıp, önce kime gideceğine bakalım.

 Buraya gel Teddy!

 Buraya gel oğlum!

 Teddy!

 Buraya gel!

 – Sen de çağır.

 – Buraya gel Teddy.

 – Haydi.

 – Buraya gel oğlum.

 – Buraya gel.

 Haydi Teddy.

 – Buraya gel Teddy.

 – Gel Teddy.

 – Gelsene Teddy – Gelsene Teddy.

 – Gel, Teddy.

 Gel.

 Anne!

 Anne!

 Sana işkence mi yapıyorlar Teddy?

 O bir süper oyuncaktı   ama şimdi eski ve aptal.

 Onu istiyor musun?

 Evet, lütfen.

 Sanırım yeni süper oyuncak sensin.

 Neler yapabiliyorsun?

 Tavanda ya da duvarda yürümek gibi özel yeteneklerin var mı?

 Uçmak ve havalanmak gibi özelliklerin var mı?

 Senin var mı?

 Yok çünkü ben gerçeğim.

 Bunu kırabilir misin?

 Kırmasam daha iyi.

 Parçalanmış halleri daha iyi.

 Yapamam.

 Kalk.

 – Bak, seni benden daha uzun yapmışlar.

 – Kimler?

 Onlar.

 Oyuncakçılar.

 Seni daha uzun yapmışlar.

 Niye onlara benzemiyorsun?

 Neye?

 Bir bebek kadar şeker değilsin.

 Sıradan bir çocuğa benziyorsun.

 Doğum günün ne zaman?

 Doğum günüm olmadı ki.

 Seni ne zaman yaptılar?

 Yapım günün ne zaman?

 Hatırlamıyorum.

 Hatırladığın ilk şey ne?

 Bir kuş.

 Ne tür bir kuş?

 Büyük kanatları   ve arkasında uzun tüyleri olan bir kuş.

 Çizebilir misin?

 Evet.

 Bir tavus kuşuna benziyor.

 Tavus kuşu diyebilir misin?

 Tavuskuşu.

 – Çiş diyebilir misin?

 – Çiş.

 Şimdi iki kere, hızlı bir şekilde söyle.

 Pekala.

 Sonra da yeşilleri alıp  Bize okur musun?

 Bakalım.

 Evet.

 David buna bayılacak.

 ”Kuklacı mutfağa gitti.

 Orada yemek için hazırladığı bütün koyun   şöminenin üzerinde kızarıyordu.

 Koyunu pişirmek için yeterince odun olmadığını görünce   Harlequin ve Punchinello’yu çağırdı: ‘Bana Pinokyo’yu getirin!

 Duvarda, çiviye asılı.

 O kuru odundan yapılmış ve yemeğin ateşine çok güzel gider.

‘ dedi.

 ” ”Pinokyo gece yarısına kadar çalıştı.

 Sekiz sepet yerine 16 sepet yaptı.

 Sonra yatağa gitti ve uyudu.

 Uyurken rüyasında gülümseyen sevimli periyi gördü.

 Peri onu öptü ve dedi ki: ‘Cesur Pinokyo   temiz kalbinin karşılığında, tüm yaramazlıklarını bağışlıyorum.

 Bundan sonra iyi olursan, mutlu olacaksın.

‘ Sonra rüya bitti ve Pinokyo hayretler içinde uyandı.

 Artık bir kukla olmadığını, ve tüm çocuklar gibi   gerçek bir çocuk olduğunu gördüğünde   ne kadar şaşırdığını tahmin edersiniz.

 ” Josephine uzun bir tatile çıkmış.

 Tanrım.

 Bunu tahmin ediyordum.

 – Nasıl ettin?

 Birlikte harikaydılar.

 – Yapma!

 O çok mutsuzdu.

 – Mutsuz olduklarını hiç söylemedi.

 – Bunun nedeni 

– Kesintiler yüzünden mi?

 – Bilmiyorum.

 Bana anlatmıyorlar.

 – Gerçekten kilo sorunları var mı?

 – Benim de var.

 Bu doğru değil.

 Çok saçma.

 Bilemiyorum.

 İç güzellik konusunda  Bozulursun.

 – Bu çok saçma.

 – Kesinlikle.

 – İşler çok aptallaştı.

 – Neden söz ettiğini biliyorum.

 – Yemek yiyebilir mi?

 – Emin değilim.

 – Bunu yapmaman gerekirdi.

 – David, ne yapıyorsun?

 – Martin, bırak çatalı, hemen!

 – Dur David.

 Durur musun?

 Martin, onu kışkırtıyorsun.

 Dur.

 – Kes sunu!

 – İkiniz de, kesin!

 Hemen kesin!

 Durun!

 David, dur!

 – Çiplerde balgam var.

 – Sarımsak kokusu alıyor musun?

 İçine naneli şeker atmalıyız.

 – Motorun yerini belirleyebildin mi?

 – Mala dokunma.

 – İçerisi bataklık gibi.

 – Kendini iyi dağıtmışsın.

 ıspanak tavşanlar, insanlar ve Temel Reis içindir.

 Robo-çocuklar için değil.

 Kendin yerleştirmeye çalış.

 Şimdi alt tarafları temizleyelim.

 Bir şey yok anne.

 Canım yanmıyor.

 Sol taraftakilerin hepsi kapalı.

 – Monica.

 – Hayır!

 Ben  Hepsi bu kadar değil.

 Hepsi bu kadar değil.

 Benim için gerçekten, çok çok özel bir şey yaparsan   özel bir görev   o zaman anneme gider   seni sevdiğimi söylerim.

 O zaman o da seni sever.

 Ne yapacağım?

 Önce söz ver, sonra anlatırım.

 Önce söyle, sonra söz veririm.

 Annemin sacından bir bukle istiyorum.

 Seninle paylaşırım.

 Onu alır ve üzerinde taşırsan   seni daha çok sevebilir.

 Filmde gördüğümüz prenses gibi   hani prensin saçını boynundaki kolyede taşıyordu   prens de onu seviyordu.

 Ondan isteyebiliriz.

 Hayır, bu gizli bir görev olmalı.

 Gece yarısı annemin yatak odasına gir   ve kes.

 Yapamam Martin.

 Buna izin yok.

 Söz verdin.

 Önce anlat, sonra söz veririm, dedin.

 Demedin mi?

 David?

 Bunu niye yaptın?

 Bunu niye yaptın?

 Konuş benimle!

 Lanet olsun David, konuş benimle!

 Bunu niye yaptın?

 Canını yakıyorsun!

 Onu kıracaksın!

 Henry   annemin beni daha çok   sevmesini istedim.

 – Aman Tanrım.

 – Ne var?

 Galiba gözüm kesildi.

 Galiba kanıyor.

 Haydi, dikkat et.

 Çocukların kıskanıp, rekabete girmesi normal.

 Martin geleli bir ay oldu.

 Kardeşlerin birbirine meydan okuması normal.

 Bir oyun oynuyordu ve hata yaptı.

 O neredeyse insan gibi.

 – Elinde bıçakla öyle görünmüyordu.

 – Makas.

 Bir silahtı.

 – Niye zarar vermek istesin?

 – Bunun yanıtını bilmiyoruz.

 Sen, Martin ve bizim açımızdan bu riski almaya değer mi?

 – Geri götürmene izin vermem.

 – Bunu bir düşün.

 Sevmek için yaratıldıysa, nasıl nefret edeceğini de biliyordur.

 Uç noktalara itilirse, gerçekten neler yapabilir?

 Mutlu yıllar Martin.

 Bunu senin için yaptım.

 Küçük kardeşin mi?

 – O bir Mecha.

 – Mecha nedir?

 Biz organiğiz   sen mekaniksin.

 Orga, Mecha.

 Orga, Mecha.

 Todd, kes şunu!

 Küçük çocuklar da yaptıklarını bilmiyordum.

 İşeyebiliyor musun?

 – Hayır.

 – O halde neyle işeyemediğine bakalım.

 Çocuklar, yapmayın.

 Dokunun.

 Çok gerçekçi!

 Tuhaf.

 – Çok gerçekçi!

 – Aşırı gerçekçi.

 Mecha-gerçekçi.

 DAS’ı var mı?

 – DAS ne?

 – Das ist gut!

 Hasar önleme sistemi.

 DAS.

 Acı uyarı sistemi.

 Bizim hizmetçide var.

 Çıplak elleriyle ateş falan tutmamaları için.

 Seyret şimdi.

 Seni kesmeyeceğim.

 Canını yakmayacak.

 Derini kesmeyeceğim.

 Ne zaman hissettiğini söyle.

 – Beni koru Martin!

 – Bırak beni!

 – Beni koru.

 – Bırak beni!

 Anne!

 Anne!

 Henry!

 Aman Tanrım!

 Aman Tanrım!

 Nefes almıyor!

 Nefes al.

 Öksür.

 Aferin!

 – Allah’a şükür.

 – Frazier’ı çağır.

 Onu güneşten çıkartın.

 – David?

 – Anne!

 Seninle biraz konuşmalıyım.

 Tamam.

 ANNECİĞİM, TEDDY SİZİ VE TEDDY’İ SEVDİĞİMİ YAZMAMA YARDIM EDİYOR.

 ANNECİĞİM, SENİ VE HENRY’İ SEVİYORUM VE GÜNEŞ PARLIYOR.

 BEN GERCEK OĞLUMUZUM VE TEDDY’DEN NEFRET EDİYORUM.

 O GERCEK DEĞİL.

 ANNECİĞİM, BEN KÜÇÜK OĞLUNUZUM MARTİN DE ÖYLE AMA TEDDY DEĞİL Bunlar çok güzel.

 Teşekkür ederim.

 Yarın kırlara gidebiliriz diye düşünüyordum.

 Sen ve ben.

 Ne dersin?

 – Ya Teddy?

 – Evet, Teddy de.

 Teşekkür ederim anne.

 Çok teşekkür ederim.

 Yarın sadece biz olacağız, tamam mı?

 Nereye gidiyoruz?

 Güzel bir yere mi?

 Bunlar mutluluk gözyaşları mı?

 Akşam yemeğinde ne var?

 – Yemek yiyemediğini biliyorsun.

 – Evet.

 Ama masada oturmayı seviyorum.

 David?

 David, ben  David, dinle.

 Beni dinle!

 David, dinle.

 Nedenini anlayamazsın   ama seni burada bırakmak zorundayım.

 Bu bir oyun mu?

 Hayır.

 Beni almaya ne zaman geleceksin?

 Gelmeyeceğim.

 Burada tek basına olacaksın.

 Yalnız mı?

 Teddy’le.

 Hayır!

 Hayır, hayır!

 Anne, lütfen!

 – Hayır, hayır!

 Anne, lütfen!

 – Seni yok ederler David!

 Kendimi bozduğum için, saçını kestiğim için özür dilerim.

 – Martin’e zarar verdiğim için  – Gitmeliyim!

 Gitmeliyim!

 Kes şunu!

 Kes sunu!

 – Gitmeliyim!

 – Anne!

 Anne!

 Pinokyo gerçek bir çocuk oldu, ben de olursam eve gelebilir miyim?

 – O sadece bir hikaye.

 – Hikayeler olanları anlatır.

 Hikayeler gerçek değildir!

 Sen gerçek değilsin!

 Bak şimdi.

 Bunu al, tamam mı?

 Al bunu.

 Ne kadar olduğunu kimse görmesin.

 Bak!

 O tarafa gitme!

 Oradan başka her yere git, yoksa seni yakalarlar!

 Seni yakalamalarına asla izin verme!

 Et fuarlarından ve kalabalık yerlerden uzak dur.

 Tüm insanlardan uzak dur.

 Sadece senin gibiler, Mecha’lar güvenli.

 Beni niye bırakmak istiyorsun?

 Neden?

 Gerçek olmadığım için üzgünüm.

 İzin ver, senin için gerçek olayım.

 Bırak.

 Bırak, David.

 Bırak!

 Sana dünyayı anlatmadığım için üzgünüm!

 Korkuyorum.

 – Benden mi?

 – Evet.

 Sana zarar vermemden mi?

 Evet.

 Düşünüyorum da   bırakmaktan korkuyorsun.

 Bence mutluluktan korkuyorsun.

 Ve bu beni heyecanlandırıyor.

 Yıldızları görmekten korkuyor musun   Patricia?

 Onlara nasıl ulaşacağını gösterebilirim.

 Bunun altındakinden korkuyorum.

 Önce görebilir miyim?

 İlk kez benim gibi   biriyle mi olacaksın?

 Hiç Mecha’yla birlikte olmadım.

 Ben de öyle.

 Acımasından korkuyorum.

 Patricia   bir kez robot sevgiliyle yaparsan   bir daha asla gerçek bir erkek   istemezsin.

 Bunlar tutku yaraları mı?

 Müziği duydun mu?

 Sen   bir tanrıcasın   Patricia.

 Beni heyecanlandırıyorsun.

 Hayatta daha iyi şeyler hak ediyorsun.

 Sen, beni   hak ediyorsun.

 Shangri-La Otel No102 – Joe, nasıl gidiyor?

 – Jane, oyun nasıl gidiyor?

 – Joe, nasıl gidiyor?

 -102’ye rahatsız etmeyin yazısı koyun.

 Elbette.

 Al bakalım.

 Joe!

 Burada işin bitince yakanı aç ve çalışma iznini göster.

 Barn Creek’te Et Fuarı var ve avcılar, ruhsatsızların peşinde.

 – Sana rastlamam çok iyi oldu.

 Sağ ol.

 – Bir şey değil.

 Bir bayanı bekletmemek lazım.

 Bayan Bevins.

 Ben Joe.

 Hizmetinizdeyim.

 Sizinle son buluşmamızdan beri saniyeleri sayıyorum.

 Ağlıyor muydun Samantha?

 Bir gözyaşı buldum.

 Joe, nasıl gidiyor?

 İkiniz birlikte olmayalı   kaç saniye geçti?

 255.

 133 saniye.

 Elveda Sam.

 Ve asla unutma: Önce sen beni öldürdün.

 Basım belada.

 Gerçek bir çocuk olduğumda   geri dönebilirim.

 O zaman beni sevecek.

 Nasıl?

 Mavi Peri, Pinokyo’yu gerçek bir çocuk yapmıştı.

 O beni gerçek bir çocuk yapabilir.

 Onu bulmalıyım.

 Gerçek olmalıyım.

 Dünyada, onun nerede yaşadığını bilen biri mutlaka vardır.

 Ay doğuyor.

 Et Fuarı.

 Bizi sahnede parçalıyorlar.

 Oraya gitmiştim.

 Biz ne yapacağız?

 Kaçacağız.

 Herhangi bir eski demir robot!

 Herhangi bir eski demir robot!

 Herhangi bir eski demir robot!

 Herhangi bir eski demir robot!

 Mecha’larınızı kovun!

 Yapaylıktan kendinizi kurtarın.

 Haydi, kaçması için bir Mecha bırakın.

 Aşağıda ruhsatsız robot var mı?

 Görüyor musun?

 Bir insan olabilir.

 Hayır, ısı yaymıyor.

 Son tarihi ve kimliği yok.

 – Yeni bir model neden kacak olsun ki?

 – En son nesil bir sevgili-Mecha.

 Nihayet antika robotlardan kurtulduk.

 İnsan olmadığından emin misin?

 Trenton olayının tekrarlanmasını istemem.

 O, aşırı ısınan kaçak bir Mecha.

 Yakalayalım!

 Ötekileri avcılar yakalasın.

 Gecekondu mahallesini yıkın!

 Adın ne?

 Adım David.

 Merhaba David.

 Kaç yaşındasın?

 Bilmiyorum.

 Sana bakacak birine ihtiyacın var mı?

 Bir dadı ister misin?

 Çok iyi referanslarım var.

 Mavi Peri’nin nerede yaşadığını biliyor musun?

 İpi bırak.

 Düz git.

 Alt hücreyi açın.

 Korkma David.

 Bozulacağım David.

 Merhaba.

 Bunu kaybeden var mı?

 Bunu kaybeden var mı?

 Bu senin köpeğin mi?

 Kayıp bürosuna götür.

 Kayıp bürosu.

 ET FUARI HAYATIN KUTLAMASI – David’i tanıyor musun?

 – Kapatma düğmesi nerede?

 David nerede?

 David’i bulmama yardım edebilir misin?

 David’i bulmalıyım.

 Beni David’e mi götürüyorsun?

 KAYIP BÜROSU Beni pervanenin üstünden fırlatabilir misiniz?

 İçinden geçmem gerekmez.

 Düşünüyordum ama fikir değiştirdim.

 Beyler, motorlarınızı çalıştırın!

 On!

 Dokuz!

 Sekiz!

 Yedi!

 Altı!

 Beş!

 Dört!

 Üç!

 İki!

 Bir!

 Peki ya biz?

 Peki ya biz?

 Biz yaşıyoruz   ve bu, hayatın kutlaması.

 Bu, gerçek insanın geleceğine   bir bağlılık göstergesi.

 – Adın ne?

 – Merhaba Teddy.

 Merhaba David.

 Ateş edin!

 Ateş edin.

 – Motosikletli avcılar yolda.

 – Sinyal verin.

 – Baba!

 – Dışarı çık.

 Burası çok duman altı.

 Kafeste bir çocuk var.

 – Ne dedin?

 – Kafeste bir çocuk var.

 – Bir çocuk mu?

 – Gerçek bir çocuk.

 Kafeste.

 – Ahırda mı?

 – Su hücrede.

 – Kalabalığın tepkileri  – Ahırda uzaktan kumandalı var mı?

 Birinci monitöre ver.

 Bakalım neden bahsediyor.

 – Ne arıyorsun?

 – Orada bir oğlan olduğunu söyledi.

 – Sen nereden biliyorsun?

 – Ayı söyledi.

 Ben söyledim.

 Lütfen benim acı alıcılarımı kapatabilir misin?

 Bu niye oluyor?

 Tarih tekerrür ediyor.

 Bu, kan ve elektrik ayini.

 Fırsat bulduklarında, bizi alıyorlar   sayılarımızı düşürüyorlar ve böylece sayısal üstünlüğü koruyorlar.

 Zamanım geldi mi?

 Herkese elveda.

 – Beni koru, beni koru!

 – Daha değil.

 Sadece onu istiyorlar.

 Beni koru, beni koru.

 Beni koru.

 Güvenlik.

 Hiç kayıp çocuk bildirildi mi?

 Teşekkür ederim.

 Oraya nasıl girdin?

 Sen, evlat!

 Adın ne?

 Seni ısırmam!

 Seni görebileceğim bir yere gel.

 Sana zarar vermem.

 Seni görmeliyim.

 – Sen makinesin.

 – Ben bir çocuğum.

 O oyuncak çocuk mu?

 Adım David.

 İmkansız.

 Hala çalışıyorum, değil mi?

 Karanlıkta çalışabilirim ama ışığım bozuldu.

 Lambam çalışmıyor.

 Lambam bir kirişe çarptı.

 Hoşça kal David.

 Kimse çocuk üretmiyor.

 Hiç kimse üretmedi.

 Amaç ne olabilir ki?

 Özel üretim olabilir.

 Zengin birinin oyuncak çocuğu.

 Ben özel üretimim.

 75 yıl önce Time dergisi beni Yılın Mecha’sı seçmişti.

 Hayır, bu işçilik mükemmel.

 Ona çok sevgi verilmiş.

 David?

 Sen eşsizsin, bunu biliyor muydun?

 – Seni kim yaptı?

 – Annem yaptı.

 İnsan olmaya özenmeleri için üretilenlerden biri.

 Üreticinin adı ne?

 Serve U.S., E.Z.

 Living, Robiville mi?

 – Simulit City Center, Cybertronics mi?

 – Benim annem Monica.

 Seninle biraz konuşabilir miyim?

 Onu gösteriye çıkarmayacak mısın?

 Bu kadar orjinal bir şeyi bir kenara atamazsın.

 Amacı olmayan orjinallik, gereksizdir.

 Amacın paraysa, işte paranı iade ediyorum.

 Saygılarımla.

 – Onunla ne yapacaksın?

 – Ait olduğu yere götüreceğim.

 Gösteri dünyasına.

 Seninle karşılaşmak benim için büyük bir şanstı.

 – Bırak onu.

 Bırak dedim!

 – Deniyorum.

 – Bırakma!

 Beni koru!

 – Nasıl isterseniz.

 Johnson!

 Johnson!

 Johnson!

 Johnson!

 Johnson!

 Johnson!

 Johnson!

 Bayanlar ve baylar   her yaştan çocuklar.

 Daha neler yapacaklar?

 Bakın!

 Küçük bir oyuncak, yaşayan bir oyuncak bebek.

 Elbette onu niye yaptıklarını biliyoruz.

 Kalplerimizi çalıp, çocuklarımızın yerlerine geçmeleri için.

 İnsan haysiyetine saldırının ve Tanrı’nın   çocuklarını bitirme planının son örneği bu.

 İste karsınızda bunun için   tasarlanmış yeni nesil çocuk.

 Bu yaratıdaki sanatçılık   sizi yanıltmasın.

 Bu simülatörün yapılması kesinlikle büyük bir hüner işi.

 Ancak ilk vuruşta büyük yalanın gözlerinizin önünde   parçalandığını göreceksiniz!

 Beni yakmayın!

 Beni yakmayın!

 Ben Pinokyo değilim!

 Beni öldürmeyin!

 Ben David’im!

 Ben David’im!

 Mecha’lar hayatları için yalvarmaz!

 Bu da ne?

 Bir çocuğa benziyor!

 Bizi savunmasız bırakmak için çocuk gibi yapılmış.

 Duygularımızı nasıl taklit etmeye çalıştıklarına bakın!

 Bu simülatör nasıl bir performans sergilerse sergilesin   biz sadece yapaylığı yok ediyoruz.

 İçinizde Sim’i olmayan biri varsa   ilk tası o atsın.

 O sadece bir çocuk!

 Johnson, sen bir canavarsın!

 Burayı yerle bir etmeden önce götürün onu buradan.

 SEVGİLERLE DAVID’İN ANISINA

– Onu bulduk.

 – Nerede?

 – Haddonfield dışında bir Et Fuarında.

 – Yaşıyor mu?

 Evet.

 Tek parça halinde.

 Ayı görüyorum.

 – Gerçek mi?

 – Bilmiyorum David.

 Yaklaşıyor mu?

 Henüz göremiyorum.

 Bu tarafa gitmeyelim.

 – Nereye gidiyoruz?

 – Bu tarafa.

 Basın belada mı?

 Bir şeyden mi kaçtın?

 – Annem kaçmamı söyledi.

 – Bunu neden söyledi?

 – Henry benden hoşlanmadığı için.

 – Neden peki?

 – Martin eve döndü.

 – O kim?

 Martin, annem ve Henry’nin gerçek oğlu.

 Mavi Peri’yi bulunca eve dönebileceğim.

 Annem gerçek bir çocuğu sevecek.

 Mavi Peri beni öyle biri yapacak.

 Mavi Peri, Mecha mı, Orga mı, kadın mı, erkek mi?

 Kadın.

 Kadın mı?

 Kadınları tanırım!

 Bazen beni ismen isterler.

 Kadınlar hakkında her şeyi bilirim.

 Bilinecek her şeyi.

 Hiçbiri ötekine benzemez.

 Benimle tanıştıktan sonra hiçbiri   eskisi gibi olmaz.

 Nerede bulunduklarını biliyorum.

 – Nerede?

 – Rouge City.

 Delaware’in karşı yakasında.

 Yaya gitmek için çok uzak.

 Oraya gitmek için yardıma ihtiyacımız var.

 Bu, tehlikesiz bir iş değil.

 Aya doğru   yolculuk yapacağız.

 Rouge City’de çok kadın var mı?

 – Gecelerdeki yıldızlar kadar çok.

 – Sadece birini nasıl bulacağız?

 Dr. Know’a sorarız.

 Onun bilmediği hiçbir şey yok.

 O kadının adı ne demiştin?

 Mavi Peri.

 Mavi Peri.

 Orga’ların dünyasında mavi, melankolinin rengidir.

 Benim sunduğum hizmetler, herkesin yanaklarını yeniden al al yapar.

 Senin için perinin rengini değiştireceğim.

 O bağıracak: ”Evet.

 Tanrım.

 Evet.

 Tanrım.

 ” O seni gerçek bir çocuk, ben onu gerçek bir kadın yapacağım.

 Dünya düzelecek   çünkü sen elimi tuttun ve beynimi kurtardın.

 Böylece müşterilerim tekrar beni ismen isteyebilecekler: ”Jigolo Joe, nasıl gidiyor?

” Bunu niye yapıyorsun?

 Ben bunu yaparım.

 Simdi beni izle ve arkada kalma.

 Tüm yollar Rouge’a çıkar!

 Öyle demiyorlar mı?

 Diyorlar.

 Benim gibi olan kızlar var.

 Bizler yalnız insanoğlunun, suçluluk yaratmayan zevkleriyiz.

 Bizi hamile bırakamazsın, yemeğe götüremezsin.

 Altınızda, üstünüzde ve sizin için çalışırız.

 İnsanlar bizi, yaptığımız işte insanlardan üstün yarattı.

 Bizi Rouge City’ye kadar bırakabilirseniz, bunlar   ve daha fazlası   sizin olabilir.

 Atlayın.

 Aa deyin.

 Şuradaki Gel Pisi Pisi.

 Ben yeniyken ajans beni orada denemişti.

 Şurası Kuyruk.

 Çok gösterişli.

 Orada sahneye çıkmak için davet bekliyorum.

 Sadece erkek ve kadın fahişeler.

 Sierra Sınıfı robotlar.

 İngilizce bile bilmiyorlar.

 Hepsi İsveç malı.

 Şakayla, kakayı bile ayıramazlar.

 İşte Mildred.

 Sana Mildred’in içini göstermeliyim.

 O, sen misin?

 O bizim Günahsız Kalpli Bayan.

 Bizi yapanlar, kendilerini yapanları ararlar.

 İçeri girip, şarkı söylerler   ve dışarı çıktıklarında beni bulurlar.

 Buradan çok iş aldım.

 Peki Mavi Peri nerede Joe?

 Dr.

 Know’a sorunca bunu öğreneceğiz.

 Bir şeyler öğrenmek isteyen herkes oraya gider.

 İyi doktorla tanış.

 Aç zihinler!

 Dr.

 Know’a hoş geldiniz.

 Düşünceleriniz için günde 24 saat, tüm ülkede   40 bin noktada fast food servisi var.

 Dr. Know’a sorun!

 Bilmediğim hiçbir şey yok.

 Mavi Peri’yi nerede bulabileceğimi söyle.

 Beni sorgula, ama önce para.

 Bir beşliğe iki tane, bir tane de bedava.

 İki soru 5 yeni dolar ve üçüncü soru şirketten diyor.

 Bu çağda hiçbir şey bilgi kadar değerli değildir.

 – Hepsi bu.

 -10 yeni dolar ve on bakıra   yedi soru sorabilirsin.

 Bu kadar yeter.

 Çok iyidir.

 Senin sınırlarını zorlar.

 Ama denemeliyiz.

 Gerçek ve kurgu metinlerde indirim var.

 Tahsil seviyesi ilkokuldan, doktora sonrasına kadar.

 Masallardan, dini eserlere kadar.

 Kim kimdir veya ne nerededir.

 Veya yalın gerçek.

 – Yalın gerçek mi?

 – İlk soru için sağ ol.

 Yalın gerçek teriminin kullanıldığı  Bu sayılmaz!

 Sorum bu değildi.

 Cümle sonunda sesini yükseltmemelisin.

 – Yalın Gerçek.

 – Altı sorun daha var.

 Mavi Peri nerede?

 Bahçede.

 Vascostylis Mavi Peri.

 Yılda iki kez parlak mavi çiçekler açar.

 Ascola Meda Arnold melezi.

 Beş sorun daha var.

 Mavi Peri kim?

 Üzgün ve yalnız mısınız, arkadaş mı arıyorsunuz?

 Mavi Peri Eskort Servisi size bir arkadaş bulabilir.

 4 sorunuz kaldı.

 Joe!

 Masalı dene.

 Yeni kategori.

 Bir peri masalı.

 Hayır.

 Masal.

 Hayır.

 Masal.

 Mavi Peri ne?

 Pinokyo, yazar Carlo Collodi.

 ”Kanat çırpıntısı gibi bir hışırtı sesi çıktı   ve bir şahin pencere pervazına uçtu.

 ‘Emriniz nedir, güzel peri?

‘ ” Bu o!

 ”Bilmelisin ki mavi saclı çocuk   iyi kalpli perinin ta kendisiydi   ve bin yılı aşkın bir süredir ormanda  ” Bu o!

 Onun bir örneğiydi ama sanırım yaklaşıyoruz.

 Bir masal doğruysa, o zaman gerçek olmaz mı?

 Yalın gerçek?

 Başka şey söyleme.

 Yeni kategori lütfen.

 Gerçek   ile masalı   birleştir.

 Simdi   ona tekrar sor.

 Mavi Peri   bir robotu   nasıl   gerçek bir   canlı çocuğa dönüştürebilir?

 Gel buraya insan çocuğu Sulara ve tabiata Bir periyle el ele Çünkü dünya senin anlayabileceğinden Daha çok gözyaşıyla dolu Yolculuğun tehlikeli olacak, ancak ödülüne paha biçilemez.

 Profesör Allen Hobby, Bir Robot Nasıl İnsan Olur?

 kitabında   bir Mecha ‘yı, Orga ‘ya dönüştürecek güçten söz ediyor.

 Onu nasıl bulacağım?

 Onu bulmak çok kolay.

 Bizim Mavi Peri sadece bir yerde var.

 Dünyanın sonunda, aslanların ağladığı yerde.

 Rüyaların doğduğu yerde.

 Pek çok Mecha dünyanın sonuna gitti ama hiç dönmedi.

 İşte bu yüzden dünyanın sonuna ”Man-hattan” deniyor.

 Bu yüzden oraya gitmeliyiz.

 Dur!

 Peki ya Mavi Peri gerçek değilse?

 Ya sihirse?

 Doğaüstü şeyler, evreni bir arada tutan ağdır.

 Orga’lar görünmeyen şeylere inanır.

 Türlerimizi ayıran şey bu tuhaflık.

 Ya o, elektronik bir parazitse   ve yapay zekaların beyinlerine dadanmak için yapılmışsa?

 Bizden nefret ediyorlar.

 İnsanlar.

 Her şeyi yaparlar.

 Annem benden nefret etmiyor!

 Çünkü ben özel ve essizim.

 Çünkü daha önce benim gibi birisi olmadı.

 Ben de gerçek olunca   annem bana kitap okuyacak, beni yatağıma yatıracak   beni dinleyecek, yanıma sokulacak   ve her gün, yüz kez, beni sevdiğini söyleyecek.

 Senin onun için yaptıklarını seviyor   tıpkı müşterilerimin, benim onlara yaptıklarımı sevmesi gibi.

 Ama seni sevmiyor David.

 Seni sevemez.

 Etten, kemikten değilsin.

 Kedi, köpek ya da kanarya değilsin.

 Özel olarak tasarlandın ve üretildin, hepimiz gibi.

 Yalnızsın çünkü senden sıkıldılar ya da yerine başka birini aldılar   veya yaptığın ya da kırdığın bir şeye sinirlendiler.

 Bizi çok zeki, çok hızlı ve çok sayıda yaptılar.

 Onların yaptığı hataların cezasını çekiyoruz çünkü sonunda   geriye sadece biz kalacağız.

 Bu yüzden bizden nefret ediyorlar.

 Bu yüzden burada kalmalısın.

 Benimle.

 Hoşça kal Joe.

 Geri durun!

 Geri durun!

 Girişi açalım lütfen.

 Başın büyük belada.

 İsinize bakın.

 Dağılın.

 Kımıldayın.

 Dikkat et David, bu bir oyuncak değil.

 – İstikamet?

 – Man-hattan.

 Mecha ‘lara yasak bölge.

 – Man-hattan.

 – Hedefe varıldı.

 Dünyanın sonunda, denizdeki kayıp şehir.

 ”Aslanların ağladığı yer. ” Geri dön Joe.

 Henüz pes etmeyeceğiz Geri dön.

 Tamamen dön.

 Profesör Hobby!

 Profesör Hobby!

 Gel buraya insan çocuğu Sulara ve tabiata

Bir periyle el ele

Çünkü dünya senin anlayabileceğinden

 Daha çok gözyaşıyla dolu

Profesör Hobby?

 Profesör Hobby?

 Kimse yok mu?

 Kimse yok mu?

 Gerçek insan yapılan yer burası mı?

 Burası okunan yer.

 Sen gerçek misin?

 Sanırım.

 Sen, ben misin?

 – Ben David’im.

 – Değilsin.

 Öyleyim.

 Ben David’im.

 Ben de.

 Merhaba David.

 Okuyabiliyor musun?

 Oturup, birlikte okuyabilir miyiz?

 Arkadaş olalım.

 Ona sahip olamazsın.

 Seni duyamıyorum.

 O benim.

 Ben tekim.

 Ben David’im!

 Ben David’im!

 Özelim!

 Essizim!

 Ben David’im!

 Ona sahip olamazsın!

 Evet, sen David’sin.

 Profesör Hobby.

 Evet, David.

 Seni bekliyordum.

 Dr. Know burada olacağını söyledi.

 Mavi Peri de burada mı?

 Mavi Peri’yi önce Monica’dan duydum.

 – O senin için ne yapabilir?

 – Beni gerçek bir çocuk yapabilir.

 Sen gerçek bir çocuksun.

 Yaptığım çocukların en gerçeğisin.

 Yani senin Mavi Peri’n benim.

 Değilsin.

 Dr. Know onun dünyanın sonunda, denizdeki şehirde olduğunu  Dr. Know’un seni bize döndürmek için bunları bilmesi gerekiyordu.

 İlk defa müdahale ettik.

 Ona, sana yardım etmesi için   yardım ettik   bize dönüş yolunu bulman için.

 Sen doğana kadar robotlar hayal görmez   ne isteyecekleri söylenene kadar bir şey arzulamazlardı.

 Nasıl bir başarı olduğunun farkında mısın?

 Bir masal buldun ve sevgiden ilham, tutkudan güç alarak onu gerçek   yapmak üzere yola çıktın.

 En olağanüstü şey ise, bunu sana kimse öğretmedi.

 Seni bir süre kaybettik.

 Tekrar bulunduğunda, sınavımız çok basitti.

 Kendi mantığın seni nereye götürecekti?

 Mavi Peri’nin, insanların olmayan şeyleri   isteme seklindeki kusurlarının parçası olduğu mantığına   ya da insanlara özgü en yüce yeteneğe   yani hayallerin peşinden koşma becerisine.

 Senden önce hiçbir makine bunu yapmamıştı.

 Eşsiz olduğumu sanıyordum.

 Benim oğlum eşsizdi.

 Sen türünün ilk örneğisin.

 Anlayamıyorum.

 Gerçek annelerin ve babalarınla tanışmak ister misin?

 Ekip seninle tanışmak için sabırsızlanıyor.

 Burada beklemeni istiyorum.

 Onları çağıracağım.

 Maceralarınla ilgili her şeyi duymak istiyoruz.

 Sana teşekkür edip   sonra neler olacağını söylemek istiyoruz.

 NİHAYET – KENDİNİZE AİT BİR SEVGİ DAVID

Anne.

 Gördüm Joe!

 Gördüm!

 Yaşadığı yeri.

 Hemen aşağıda.

 – Öyle mi?

 – Beni bekliyor.

 Gitmeliyiz.

 Gerçek bir çocuk olduğunda, büyüyünce bayanlara benden söz et.

 – Hoşça kal Joe.

 – Hoşça kal David.

 DAL Ben varım.

 Ben vardım.

 CONEY ADASI David, lütfen dikkatli ol.

 Evvel zaman içinde  PİNOKYO GEPETTO’NUN YERİ – Mavi Peri gayet iyi.

 – Ne olmuş?

 – Bilmiyorum.

 – Bir kafesteyiz.

 Mavi Peri?

 Lütfen.

 Lütfen, lütfen beni gerçek bir çocuk yap.

 Lütfen.

 Mavi Peri?

 Lütfen.

 Lütfen   beni gerçek yap.

 Mavi Peri.

 Lütfen.

 Lütfen, beni gerçek yap.

 Beni gerçek bir çocuk yap.

 Lütfen Mavi Peri.

 Beni gerçek bir çocuk yap.

 Lütfen  Ve David, önünde duran ve sonsuza dek hafifçe   gülümseyen Mavi Peri’ye dua etmeye devam etti.

 Herkese sonsuza dek hoş geldiniz diyen Peri’ye.

 Sonunda farların ışığı söndü   ama David onu gündüz donuk bir şekilde görebiliyordu.

 Umut içinde ona seslenmeye devam etti.

 Tüm anemon çiçekleri büzüşüp, ölene kadar dua etti.

 Okyanus donarken dua etti.

 Buzlar amfibikopteri ve Mavi Peri’yi örterek onları   aynı yere kapattı.

 Buzun içinde onu mavi bir hayalet gibi   seçebilene kadar dua etti.

 Her zaman oradaydı.

 Her zaman gülümsüyordu.

 Her zaman onu bekliyordu.

 Hiç kımıldamadı   ama gözleri hep açık kaldı   her gecenin karanlığında dümdüz önüne baktı.

 Ve bir gün daha.

 Ve bir gün daha.

 Böylece iki bin yıl geçti.

 Bu makine donmadan önce enkazın altında kapana kısılmış.

 Bu robotlar orjinal.

 Onlar yaşayan insanları tanıyordu.

 Teddy, eve döndük.

 Anne?

 Anne!

 Eve döndük!

 Neredesin?

 David!

 David!

 Beni arıyordun, değil mi David?

 Hayatım boyunca.

 Peki bu kadar zaman sonra benden ne isteyeceksin?

 – Bir dileğim var.

 – Dileğin nedir?

 Beni gerçek bir çocuk yap   annemin beni sevmesi ve yanında kalmama izin vermesi için.

 David, mümkün olan her şeyi yapabilirim   ama seni gerçek bir çocuk yapamam.

 Neredeyim?

 Burası evime benziyor ama farklı.

 Evet, farklı.

 Ama burası senin evin.

 Düşüncelerini okuduk ve hepsi burada.

 Bizim hatırlamamız için hafızanda tuttuğun hiçbir şey küçük sayılmaz.

 Gerçekten mutlu olmanı istiyoruz.

 Bizim için çok önemlisin David.

 Tüm dünyada eşsizsin.

 Annem yakında eve dönecek mi?

 Martin’le alışverişe mi gitti?

 David, o bir daha eve dönemez   çünkü aradan iki bin yıl geçti   ve o artık yaşamıyor.

 Sevgili David, yalnızlık duyduğunda   geçmişte, senin döneminden başka insanları geri getirebiliriz.

 Başkalarını geri getirebiliyorsanız   neden onu geri getiremiyorsunuz?

 Sadece buzlardan cesetleri çıkan insanları geri getirebiliyoruz.

 O kişinin fiziksel bir numunesi lazım   bir kemik ya da tırnak gibi.

 David.

 Evet, Teddy.

 Annenin sacını kesmiştin, hatırlıyor musun?

 Henry beni sarstı.

 Sen de saçı mı düşürdün?

 Biliyorum.

 Şimdi onu geri getirebilirsiniz   değil mi?

 Ona istediğini verin.

 Sevgili David, dileğin benim için emirdir.

 Joe, nasıl gidiyor?

 Ruh dedikleri şey yüzünden   insanlara hep imrenmişimdir.

 İnsanlar sanat, şiir, matematik formüllerinde, yaşamın anlamı için   milyonlarca açıklama üretmişlerdi.

 İnsanlar varoluşun anlamının yanıtı olmalı.

 Ama artık insanlar yoktu.

 Biz de bir proje başlattık.

 Kemik ya da mumyalanmış derideki DNA’larla uzun zaman önce ölmüş   insanların vücutlarını yeniden yaratabilmek için.

 Yeniden yaratılan bir vücutta   hafızayı yenilemenin mümkün olup, olmadığını da merak ediyorduk.

 Ne bulduk, biliyor musun?

 Zaman ve mekan dokusunun   geçmişte yaşanan neredeyse tüm olayların   bilgilerini depoladığını öğrendik.

 Ama deney başarısız oldu.

 Diriltilenlerin yeni hayatı sadece bir gün sürüyordu.

 Diriltilenler ilk yeni günlerinin gecesi uykuya daldıklarında   tekrar ölüyorlardı.

 Bilinçlerini kaybettiklerinde, varlıkları   karanlığa karışıyordu.

 Denklemler gösterdi ki   bir kez kullanılan bir zaman-mekan yolu   tekrar kullanılamaz.

 Anneni şimdi geri getirirsek   sadece bir günlüğüne olacak   ve o zaman onu bir daha asla göremeyeceksin.

 Belki  Belki özel olur.

 Belki kalır.

 Bunu anlamanın senin için zor olduğunu biliyorum.

 Genç olmak üzere yaratıldın.

 Belki o bir gün amfibikopterin içinde geçen bir gün gibi olur.

 Belki sonsuza dek sürer.

 David, sen tüm insan ırkından   geriye kalan anılarsın.

 Dehalarının en uzun süre dayanan kanıtları.

 Sadece mutluluğunu istiyoruz.

 David   bunu çok az yaşadın.

 Benim mutluluğumu istiyorsanız   ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz.

 Dinle.

 Duyabiliyor musun?

 Yeni sabah doğdu.

 Ona git David.

 Şu anda uyanıyor.

 Seni buldum.

 Uyuya kaldım galiba.

 – Ne kadar ?

 – Biraz kahve ister misin?

 Sevdiğin gibi?

 Evet, kahve isterim.

 Beni ayıltır.

 Nasıl yapacağını hiç unutmuyorsun, değil mi?

 Hayır.

 Ben asla unutmam.

 Kafam karışmış olmalı.

 Bugün günlerden ne?

 Bugün, bugün.

 Gün devam ederken David bunun en mutlu günü olduğunu düşündü.

 Annesinin zihnindeki tüm sorunlar yok olmuş gibiydi.

 Henry yoktu.

 Martin yoktu.

 Keder yoktu.

 Sadece David vardı.

 David, açıklama yapmaması için uyarılmıştı.

 Yoksa o korkabilir ve her şey bozulabilirdi.

 Ama David’in eve dönüş yolculuğu sadece kendisine aitti.

 Bu yüzden onun hatırlamadığı şeylerin resmini yapmak zarar vermeyecekti.

 David’in hiç doğum günü partisi olmamıştı çünkü hiç doğmadı.

 Bir pasta yaptılar ve mum yaktılar.

 – Simdi bir dilek tut.

 – Zaten gerçek oldu.

 Camlar yavaş yavaş kararmaya başlıyordu.

 David kendisinden istenmesine gerek kalmadan panjurları kapattı.

 Esas ben seni yatırmalıyım.

 Ne tuhaf.

 Ne kadar büyüleyici.

 Gözlerimi açık tutamıyorum.

 Bana ne olduğunu bilmiyorum.

 Çok güzel bir gündü.

 Seni seviyorum David.

 Seni seviyorum.

 Seni her zaman sevdim.

 Bu, onun beklediği, sonsuza dek sürecek andı.

 Ve o an geçti çünkü Monica uyuyordu.

 Uyumaktan da öte.

 Onu sarssa, asla uyanmazdı.

 Böylece David de uyudu.

 Ve hayatında ilk kez   rüyaların doğduğu   o yere gitti.

||