118 dk

Yönetmen:Giuseppe Tornatore

Senaryo:Giuseppe Tornatore, Massimo De Rita

Ülke:İtalya İtalya, Fransa Fransa

Tür:Dram, Gizem, Gerilim

Vizyon Tarihi:08 Şubat 2008 (Türkiye)

Dil:İtalyanca, Ukrainian

Müzik:Ennio Morricone

Nam-ı Diğer:The Unknown Woman | The Unknown Woman

Oyuncular: Ksenia Rappoport, Michele Placido, Claudia Gerini

Özet

Günümüzde, kaynayan bir İtalyan şehri. “Esrarengiz kadın” Irena. Ukrayna’dan uzun yıllar önce İtalya’ya gelmiş, geçmişin hayaletleri arasından şimdiki zamanı arayan bir kadın. Kesişen, üst üste çakışan, entrikalarla dolu bir yapboz, gerilimli bir anlatım hazırlayan iki zaman düzlemi. Irena gerçekten kim? Yavaş yavaş hikayesi gün ışığına kavuşur. Kız, Doğu Avrupa’dan, birçok başka kadın ile birlikte kaçmıştır. Acımasız, dramatik bir yolculuğu atlattıktan sonra, acımasız, vicdansız adamlara yem olmuştur. Anlatılamayacak acılara ve aşağılanmalara maruz kalmış, ruhunu asla rahat bırakmayacak anılar zihnine kazınmıştır. Irena için sadece bir tek güzel anı kalmıştır geriye: melankolik, kalp burkucu kayıp bir aşk.

Bugün Irena, cazibesini korumasına rağmen gizemli belli belirsiz bir figür olarak karşımıza çıkar. Derinlerde, bütün bu trajik olaylara karşın, karakeri sapasağlam durmaktadır. İtaatkar görünüşü altında, doğal gururu ve asi kişiliği hala varlığını sürdürmektedir. Kadın, bir apartmanda temizlikçi olarak işe alınmasını önermesi için, apartmanın kapıcısı ile konuşurken oldukça motive olmuş görünmektedir. Adam, pek de ilgisiz kalmayarak, kadının işi almasında aracı olur. Çalıştığı apartman, yaşadığı dairenin tam karşısındadır. Evinden, bu binayı gizli gizli gözetlemektedir.

Her ne kadar Irena’nın işi apartmanın merdivenlerini temizlemekse de, esas amacı orada yaşayan bir ailenin yanına girebilmektir. Adacher’lar kuyumculuk işindedir. Valeria ve Donato, küçük kızları Tea ile yaşamaktadırlar. Irena’yı, yanlarında işe girmekten hiç birşey alı koyamayacaktır. Cinayet bile. Bu noktada, “esrarengiz kadın”ın planı, sürekli geliştirdiği inatçı tutumu ile gerçeğe dönüşür. Irena, sadece güvenlerini kazanmayı değil, üzerlerinde belirli bir güç oluşturmayı da başarır. Bu, özellikle ailenin küçük kızı Tea için geçerlidir. Adacher’ların kızı, giderek daha çok Irena’ya bağımlı hale gelir. Aralarındaki bağ, ebeveynlerinin ayrılmaları sırasında yaşadığı kriz ile daha da güçlenir.

Yine de, Irena’nın uyguladığı bu planın narin dengesi kısa ömürlü olur. Geçmişin kabusları ve anılarıyla daha çok işkence çekmekle kalmaz, aynı zamanda eskilerden gelen korkunç bir figür Irena’yı yeni şehrinde takip etmektedir. Bu kişi Muffa, eskiden kendisini kaçırmış ve korkunç zulümlere maruz bırakmış adamdır. Muffa’nın ortaya çıkması ile yeni korkular ve trajediler ile yüzleşir.

Alt Yazı

Dönün .

 Tamam, çıkın .

 Şimdi önünüze dönün .

 Giorgia kalıyor .

 Samantha ve arkadaşı artık gidebilir .

 Soyun .

 Dön .

 Yavaşça .

 İşimize yarar .

 Teşekkürler ederiz .

 Gidebilirsin .

 ESRARENGİZ KADIN

Burası boş ve aynı zamanda mobilyalı .

 Yakın zamanda şekli değiştirildi ama   masraflar, diğerinin neredeyse iki katı .

 Peşinatı da iki ay fazla .

 Kat mülkiyeti bedeli de üç katı .

 Şimdiden bilseniz iyi olur .

 Sonra bilmiyordum demeyin .

 Kamyon geçerken burası biraz sallanıyor .

 Bana sorarsanız diğerini tutun .

 Burayı tutacağım .

 Yardım edebilir miyim?

 – Günaydın .

 – Merhaba, Matteo .

 Günaydın .

 Acaba hizmetçiye ihtiyacınız var mı?

 – Nerelisin?

 – Ukrayna .

 – Şu an yok .

 – Ah .

 – Eğer bir şey duyarsanız  – Arada bir uğra, bakarız .

 Oldu mu?

 Çok teşekkür ederim .

 Teşekkür ederim .

 Neler yapabiliyorsun?

 Her şeyi .

 Temizlik, yemek, çamaşır  – Ütü .

 – Hasta mısın?

 Yoksa aç mı?

 Hayır, bana sadece iş lazım .

 Yardımcı olursan, sana yüzde yirmi veririm, lütfen .

 Beni ne zannediyorsun?

 Yüzde otuz .

 Yüzde otuza ne dersin?

 Yüzde otuz veririm .

 Dünyada ne insanlar var!

 Hanımefendi?

 Lütfen, kasadan tekrar geçin .

 – Affedersiniz .

 – Buyurun .

 Çilekleri çok seviyorsunuz demek!

 – Kimliğinizi verin lütfen .

 – Elbette .

 – Çantanızı da aramamız gerekiyor bayan .

 – Buyurun .

 – Irena Yaru  – Yaroshenko, Irena Yaroshenko .

 Çanta tamam .

 Üzgünüz bayan ama üstünüzü arayacağız .

 Bu nedir?

 Biriktirdiğim paralar .

 Yine ötüyor, ne yapayım ben .

 Bakın şuna!

 Bozulmuş olmalı .

 Özür dileriz hanımefendi, böyle şeyler olabiliyor .

 – Haydi, ahbap .

 – Haydi Max .

 Elini biraz çabuk tut .

 Nello, nereye böyle?

 Susadın mı?

 Ben işi bırakıyorum .

 Eğer ilgileniyorsan söyleyeyim .

 – Teşekkür ederim .

 İş buldum .

 – Öyle mi?

 Çok iyi .

 – Arkadaşıma söyleyeyim .

 – Peki .

 Nasıl istersen .

 Diplomamı aldım, bir avukatla çalışacağım .

 Tebrik ederim!

 Teşekkür ederim .

 Velarchi’de kuyumcular   yabancıları evlerine pek sokmazlar .

 Gina, şu merdiveni de az bir parayla halletsen diyorum?

 Hayatta olmaz!

 Pislik götürüyor orayı .

 Mümkün değil .

 Anlaşıldı!

 Anlaşıldı!

 Harika .

 Pırıl pırıl olmuş!

 – Hangi günler geleceğim?

 – Haftada iki gün .

 Salı ve Cumartesi .

 Yevmiye 30, haftalık 60 avro .

 Yani, konuştuğumuz gibi  – 40 avro sana düşüyor, 20’si de bana .

 – Tamam .

 – Hesaba ne kadar yatıracaksınız?

 – 8,000 .

 İş aradığınızı duydum .

 Annemin yardımcıya ihtiyacı var .

 İlgilenir misiniz?

 Bütün hafta doluyum .

 Gidemem .

 – Arkadaşıma söyleyeyim mi?

 – Teşekkür ederim .

 Dördüncü katın kapılarını ve isimliklerini de mi cilaladın yoksa?

 Cilalamasa mıydım?

 Senin görevin değil ki .

 Ama madem harikalar yaratıyorsun, affedildin .

 Teşekkür ederim hanımefendi .

 İhtiyacınız olursa her zaman gelirim .

 – Gina, Tea’nın vitaminleri bitti .

 – Biliyorum, biliyorum .

 Unutmadım, alacağım .

 – İyi günler .

 Kolay gelsin .

 – Güle güle, hanımefendi .

 Basamaklar, basamaklar, basamaklar  – Binmek isterseniz asansör çalışıyor .

 – İçinde paniğe kapılıyorum .

 Nefes alamıyorum .

 Basamaklar, basamaklar  Hayatım merdivenlerde geçiyor!

 Ufak bir iş daha çıktı .

 Dairenin biri boyandı, temizlenmesi ve düzenlenmesi gerekiyor .

 – Hangisi?

 – 3 .

 kat, 6 numara .

 Pekala .

 Ne kadar isteyeyim?

 Ne kadar çok istersen, ikimizin için de o kadar iyi, değil mi?

 Pekala, o zaman .

 Pazartesi günü görüşürüz .

 Baksana  – Afiyet olsun .

 – Teşekkürler .

 Kadının ketumluğu çekilir gibi değil .

 Sadece kızıyla konuşur, başkalarına karşı suratsızdır .

 Nasıl olup da hiç konuşmuyor, bu böyle?

 – Belki de sorunları vardır .

 – Elbette .

 Ona ne şüphe .

 – Bay Donato ne iş yapıyor?

 – Kuyumcu tezgahları var .

 Ama adam idare eder .

 Tasarım yapıyor .

 İyi biridir .

 Arkadaş canlısı değildir .

 İsterseniz, sizinle birlikte gezebiliriz .

 Sadece Perşembe öğleden sonraları ve Pazarları boşum .

 Neden olmasın ki?

 Olur .

 Seni pek tanımıyorum ama  Aman Tanrım!

 Bu gürültü de ne böyle?

 Valeria .

 – Niye dışarıdaki dükkânda çalışmıyor ki?

 – Orada çalışıyordu ama sonra ayrıldı .

 Bütün ayrılanlar evinde tezgâh kurmuyor ki!

 Önceden ne kavgalar ediyorlardı!

 Yazlıklarına gittiklerinde, gürültü kesiliyordu .

 Hamileliğinin tümünü orada geçirmişti .

 Alo?

 Evet  Ben de  Şu an konuşamıyorum .

 Seni sonra arayayım mı?

 Sonra görüşürüz .

 Tamam .

 Hoşça kal .

 Çek, hadi çek .

 – Evet, hadi .

 – Dur, hırsız var!

 – Dur, hırsız var!

 Hırsız!

 – Hadi .

 – Hırsız!

 Hırsız var!

 – Dikkat edin .

 Dikkat edin .

 – Lanet olsun .

 Aman Tanrım!

 – Yakalayın şunu, yakalayın!

 – Hırsız var .

 – Çocuklara dikkat edin .

 Çocukları koruyun .

 Hemen dönerim .

 37!

 39!

 Yardım edebilir miyim?

 40!

 Buyurun efendim!

 – Yine bekleriz .

 – Sıradaki!

 – 41!

 41 kim?

 – Evet, Benim!

 Üçünden birer tane istiyorum, bir de kumandadan .

 Tabii, efendim .

 Hepsinden birer tane olacak .

 – Bir sorun mu var?

 – Hayır .

 Parasını vereyim mi şimdiden?

 – 60 avro alır mısınız?

 – Beyefendi sizden önce geldi .

 Buyurun .

 Kısa olandan kalmadı .

 – Kısasından kalmamış bayan .

 – Emin misiniz?

 Tekrar bakın .

 – Tekrar kontrol et!

 – Hayır, yok .

 Ne yazık ki yok .

 Bu yüzden beni işimden kovduracaksınız .

 Bayan!

 Bekleyin bayan .

 Belki bir çare buluruz .

 – İyi değil misin?

 – Şimdi daha iyiyim .

 Nedense ben sinemaya yalnız gitmeyi sevmiyorum .

 – Niye küçük kızla gitmiyorsunuz?

 – O sadece çizgi film seyretmeyi sever .

 Sanırım onun daha yaşı çok küçük .

 Pazar günü dört yaşında olacak .

 Ona bir tasarruf hesabı açsam diyorum .

 Ne dersin?

 – İyi ama bir şey kazandırmaz ki .

 – Hayır, amacım bu değil .

 Her ay, kenara atabildiğim kadarını yatırayım   böylece, 18 yaşına girince güvencesi olsun .

 Geleceği için yani .

 – İster misiniz?

 – Teşekkür ederim .

 Zamanı gelince, nasıl isterse öyle yapsın .

 Özür dilerim, berbat ettim!

 Çok üzgünüm!

 Tamam, tamam .

 Önemli değil .

 Bir şey olmadı .

 Dediğim gibi, zamanı gelince, eline iyi bir meblağ geçecek onun .

 Sence güzel bir düşünce değil mi bu?

 Bu gerçekten çok güzel bir düşünce .

 Çok sevinecek .

 Tek kelime duymak istemiyorum!

 Böyle gidersen sonun kötü olacak .

 3 yıldır sadece bakınıyorsun  Bakınıyorsun!

 Bakınıyorsun!

 Eline ne geçti?

 Sorular havada uçuşuyor  Hastasın sen!

 Şu haline bak .

 Hanımefendi, Ben Matteo .

 Hayır, hayır .

 Ciddi bir şey değil   sadece alarmı kurmayı unutmuşsunuz .

 Evet, her şey yolunda .

 Ben de bir şey var zannettim!

 Evet, kurarım .

 Siz merak etmeyin her şey yolunda .

 Bu kadar kabusun arasında bir rüyanın yaşama şansı var mı?

 Ben gerçeğim .

 Baksana!

 Baksana!

 Nello işte burada .

 Et, kemik, deri, sinir .

 Kabuslar unutulur .

 Bana güven, o pisliğin içinden çekip çıkaracağım seni .

 Rasaniza .

 Ne?

 – Kra-sa-vi-ca!

 – Krasavica .

 Belki bir gün, kabuslarımı unuturum, tatlım .

 Ne de olsa benim değiller mi?

 Sen ne yapacaksın?

 Ne demek istiyorsun .

 Açık konuş .

 Bak .

 Artık para yetmiyor .

 Altı numara da bitti, biraz yardımcı ol .

 Biraz sabırlı ol .

 – Merhaba .

 – Merhaba, Matteo .

 Kaç kuyumcu, evinde iş yapıyor burada?

 3 .

 katı saymazsak, hepsi .

 Ev işlerini görecek birine ihtiyaçları olmaz mı acaba   ya da yaşlanmış hizmetçileri hiç değiştirmezler mi?

 Söyler misin?

 Bu çok zor .

 Özellikle yabancıysan daha da zor .

 Hepsinin güvendikleri yardımcıları var .

 – Günaydın!

 – Günaydın!

 Arkadaşın Gina, uzun zamandır orada .

 Ona sor istersen .

 Onu asla çıkarmazlar .

 Basamaklar, basamaklar, basamaklar  Merhaba, Gina!

 Parti nasıl geçti?

 Ah!

 Her çocuğun doğum günü nasıl geçerse, öyle geçti .

 Çocuklar eğlenir, büyükler ihtiyarlığı düşünür .

 Hediyesini beğendi mi?

 Evet hanımefendi .

 Kesinlikle beğendi .

 – Annesinin ağzı açık kaldı .

 – Peki ya kız?

 O, bir şey anlayamadı .

 Yeni oyuncaklar da gelince  Ama hiç önemli değil, bir gün mutlaka anlayacaktır .

 Zavallının kafasında bir şişlik vardı yine .

 Neden bahsediyorsun?

 Biliyor musun, onun savunma mekanizmasını engelleyen   nadir bir hastalığı var .

 Vücudu her zaman yara bere içinde .

 Üstüne bir şey düşse, kendini koruyamayacak durumda .

 Kendi bile düşse, hiç bir yere tutunamaz .

 Tamamen çaresiz .

 – Bir çaresi olmalı bunun .

 – Doktorlar yok diyor .

 Sadece dikkat edecek, o kadar .

 Biliyor musun?

 “Beterin beteri vardır” derler .

 – Artık gitmeliyim .

 Görüşürüz .

 – Güle güle .

 Evet, işimize yarar .

 Sen, Irena değil misin?

 Evet .

 – İkamet iznin var mı?

 – Sorunsuz .

 – 32 yaş .

 Evli misin, çocuğun var mı?

 – Evliyim, çocuk yok .

 – Kocan?

 – Ukrayna’da çalışıyor .

 – Yemek pişirebiliyor musun?

 – Evet .

 Mesela, neler pişirebiliyorsun?

 Pirzola, pesto soslu makarna, spagetti boleniz, ayrıca   her türlü meyveli turta yapabilirim .

 – Ne kadar garip .

 – Turta sevmez misiniz?

 – Hayır, tam tersine!

 Peki küçük çocuklarla ilgilendin mi, Irena?

 Evet, hanımefendi .

 – Çok mu çocuk baktın?

 – Hem de çok .

 Tamam .

 Mükemmel!

 Gina ve kapıcı senden iyi söz etmişlerdi .

 Sorun görünmüyor .

 Bir deneme yapalım .

 Ve sonrasında da birlikte duruma bakarız .

 Memnun kalırsak .

 – Peki, ne zaman başlayayım?

 – Pazartesi sana uygun mu?

 Mükemmel .

 Teşekkür ederim, hanımefendi .

 – Aa!

 Önemli bir şey daha var!

 – Nedir?

 – Araba kullanabiliyor musun?

 – Elbette kullanabiliyorum .

 – Böyle nasıl?

 – Daha iyi .

 – Şimdi ikiye at .

 – Tamam .

 – Buraya gelmek zorunda mıydık?

 – Kimsecikler yok işte .

 Göbekten dönebilirsin .

 Bas gitsene önümüzden!

 Dikkat etsene!

 Kaza yapacaksın!

 Seni beğeniyorum!

 Beraber iyi iş çıkartırız .

 Sana bir sahne adı lazım .

 Özel bir şey .

 Giorgia .

 Giorgia, aynı şarkıdaki gibi .

 Giorgia, Giorgia .

 Beğendin mi?

 Çöz beni .

 Elimin teki serbest kalsın, cevabını alacaksın .

 Gözlerin çok güzelmiş .

 Alo?

 Alo?

 Kimsiniz?

 Alo?

 Burası çamaşır odası .

 Dağınıklık için kusura bakma .

 Kurutmaya geçince su sızdırıp duruyor .

 Tamirciye gitmesi gerekir .

 Ocak üstünde de bir sorun var .

 Çalıştırınca, şuraya vurmak gerekiyor .

 Aksi halde çalışmıyor .

 İşte buraya .

 Böyle yapacaksın .

 – Gazı nereden kapatacağım?

 – Ah, evet .

 Aferin .

 Başlangıçta   Perşembeleri de çalışabilir misin, peki?

 – Elbette .

 Buradaki çarşaflar da her hafta değişecek mi?

 Hayır, orası Gina’nın odasıydı .

 Artık kimse kalmıyor .

 Ben burada çalışıyorum .

 Her ne sebeple, buraya adımını atarsan   veya yokluğumda bir şeye dokunursan eğer  – Yerleri silmek için bile mi?

 – Hiçbir şekilde girmeyeceksin .

 Tamam .

 Anladım efendim .

 Yavaş!

 Bir şey yok, tatlım .

 Geçti .

 Geçti hayatım .

 – Kötüsün!

 Kötüsün!

 – İsteyerek olmadı .

 Affedersiniz .

 Tamam hayatım .

 Yok bir şey .

 Orada olduğunu görmedim  Onu bir daha görmek istemiyorum!

 Canımı yaktın .

 Kötüsün!

 Kötüsün!

 Hamile kaldın demek!

 Sana dikkatli ol demedim mi?

 Demedim mi?

 Hepiniz aynı pisliksiniz .

 Onu heyecanlandır demiştin, olmazsa  Gömleğimi kirlettin, bedelini ödeyeceksin!

 İşi berbat eden pisliğini de kendi temizler .

 – Hanımefendi, affedersiniz .

 – Evet .

 İçeri gel .

 Bu bluzun yakası kötü olmuş, ne yapayım acaba?

 Ne mi yapacaksın?

 At gitsin .

 Çok güzel bir bluzdu .

 Boş ver .

 İsterseniz tersini çevirebilirim .

 – Peki, o da mı geliyor mu senin elinden?

 – Zor değil ki .

 – Merhaba .

 – Merhaba .

 Bekle, şu bileziğin kancasını bitireyim .

 Bu Irena, yeni hizmetçi .

 – İyi akşamlar, efendim .

 – İyi akşamlar .

 Görüşürüz .

 Baba!

 Baba!

 – Kaleyi getirdin mi bana?

 – Affet beni bir tanem .

 Unutmuşum .

 – Odadan çık lütfen .

 Çocuğun yanına git .

 – Elbette beyefendi .

 Tea, çerez ister misin?

 Sebebini söyle bana!

 Tea?

 Evet, ne sakıncası varmış söyler misin?

 – Yani böyle mi konuşacağız!

 – Evet, böyle konuşacağız!

 Bağırma bana!

 – Neden bağırmayayım?

 Seni sürtük .

 – Sen buna nasıl cüret edersin?

 Nasıl mı?

 Kendini becerdiğin aletleri bilmiyor muyum sanki .

 Kes artık!

 – Kes diyorum sana!

 – Neyi ne zaman yapacağımı   sana mı soracağım?

 – Bu kadarı yeter!

 – Bence de yeter!

 – Gerçekten bıktım artık!

 – Yeter diyorum sana .

 Kapa çeneni .

 Asıl sen kapa çeneni .

 Yeter diyorum sana .

 Seni dinlemeyeceğim .

 Ben de sana yeter diyorum .

 Daha fazla tahammül edemiyorum sana .

 Asıl ben sana tahammül edemiyorum .

 Merhaba .

 Beni gördüğüne üzüldün mü?

 Annen gelemedi .

 Hadi .

 Gidelim tatlım .

 Çok haklısın .

 Ben aptalın tekiyim .

 Söylesene, aramızı nasıl düzeltebilirim?

 – Sen annemi kandırdın .

 – Niye?

 Çünkü araba kullanmayı bilmiyorsun .

 Seni anneme söyleyeceğim .

 Güzel .

 Böylece benden kurtulacaksın  Ama nasıl düşeceğini bilemem .

 Benim hatam değildi ki .

 Ben de kavga ettiklerinde, senin onları gözetlediğini   sonradan saklanıp ağladığını söylerim .

 Buna ne dersin?

 – Merhaba, anne!

 – Merhaba, tatlım!

 Merhaba .

 Nasılsın bakalım?

 Evet .

 Günün nasıl geçti?

 – Güzel .

 – Güzel mi?

 Aferin sana!

 Şimdi Irena’yla birlikte git .

 Ben acil bir iş yapıyorum .

 Sonra görüşürüz .

 Tamam mı hayatım?

 Hadi bakalım, hadi .

 Şimdi odana git de bir bak .

 – Neden?

 – Yürü!

 İnanmıyorum!

 Bu hep istediğim prenses kalesi .

 – Teşekkür ederim .

 – Bana teşekkür etme .

 Baban getirdi .

 Babanı aradın mı?

 Elbette .

 Ben senin gibi aramazlık etmem .

 Irena, kurutmaya bak .

 Demek artık babanı arayabiliyorsun .

 Aferin sana!

 Evet .

 Yüzme dersi için havuza gitmek ister misin?

 Evet ama  İstiyorsan aması yoktur bunun .

 Tamam mı hayatım .

 Alo?

 Evet, doğru söylüyorsun .

 Tamam hayatım .

 Pekala .

 Evet, evet .

 Doğru .

 Aynı böyle olmuş .

 Alo .

 Birden bire hat kesildi hayatım .

 Evet, nerede kalmıştık?

 Tamam .

 Sakın geç kalma olur mu?

 – Bir bez yetmez!

 Çok su akıyor .

 – Tamam, hanımefendi .

 – Her şey yolunda .

 – Yoksa orası göl olur .

 Kovayı götürdün mü?

 – Çok su aktı mı?

 – Hiç akmadı .

 – Bu mucize mi?

 – Lastiğini değiştirdim efendim .

 Harikasın, aferin sana .

 Kabus bitti artık .

 Aferin .

 İzninizle hanım efendi .

 İşim bittiyse   mutfağı temizleyip çıkayım ben .

 Hayır, bekle .

 Artık Tea’yla aran iyi .

 Öyle değil mi?

 Rica etsem gece yarısına kadar onunla kalabilir misin?

 Programım yok, hanımefendi .

 Siz keyfinize bakın .

 Çok güzel .

 Sen aldın, biliyorum .

 – Ne?

 – Hediyeyi .

 Niye bana söylemedin?

 Hediyeyi babanın aldığını düşünürsen, daha çok sevinirsin diye düşündüm .

 Saçının rengi üç kez değişmiş   doğduğunda siyah, sonra kızıl, bir sene sonra da kahve olmuş .

 Gözlerin de siyah, yeşil, kahve olmuş!

 Aman Tanrım!

 Söyler misin?

 Hiç ninni biliyor musun?

 Ninni mi dedin?

 Evet, bir tane .

 Hadi, söyle!

 – Merhaba!

 Merhaba!

 – Merhaba!

 Depoyu bile düzenlemeyi bitirmişsin .

 Ağzına kadar eşya doluydu, ben de boşalttım .

 – Hepsinin çöpe gitmesi lazım .

 – Benim eşyalarım hariç!

 Bunları hatırlıyor musun?

 – Çok güzel olmuş!

 – Odayı tanıyamadım .

 – Muhteşem olmuş!

 – Harika!

 3 günde nasıl bitirdin bunları?

 Harika olmuş!

 Buraya bayıldım .

 Irena, havlular nerede!

 Zaman yoktu, hepsini yıkadım ben de .

 Soğuk!

 Teşekkür ederim .

 İltifat etmemek mümkün değil, hanımefendi .

 Bir genç kızın vücudundan farklı değil vücudunuz .

 O kadar da abartma canım!

 Donato, dikkat et yoksa onu düşüreceksin .

 Emredersiniz, albayım!

 Siz ve kocanız, hatta Tea da   burada çok keyifli oluyorsunuz .

 Lütfen sırtıma krem sürer misin?

 Teşekkür ederim .

 Resmi konuşmalar artık çok aptalca olmaya başladı .

 Sizli bizli konuşmayalım lütfen .

 Tamam .

 Nasıl isterseniz, hanımefendi .

 Söylediğim iltifat değildi aslında, vücudun gerçekten çok güzel .

 Çocuk yaptığın hiç belli olmuyor .

 Tea, dikkatli ol!

 – Öyle koşma!

 – Korkutmasana çocuğu .

 Eğer   düşerse, ayağa kalkmayı da öğrenir .

 İncinmesini önlemeye çalışmayalım mı yani?

 Bırak, rahatça hareket etsin .

 Peki bunun bir tedavisi yok mu acaba?

 O hasta değil, bunu kafanıza sokun!

 Tea  Irena, senin kocan nasıl biri?

 – Kocam mı?

 – Ondan hiç söz etmiyorsun .

 Hoşça kal baba!

 Hoşça kal .

 Beni otobüs durağına bıraksana .

 – Seni evine kadar götüreceğiz .

 – Hayır, zahmet etmeyin .

 Evet!

 Evet!

 Evini görmek istiyoruz .

 Başka zaman görürsünüz .

 Yürüyeyim ben .

 Görüşürüz!

 Hadi canım sen de!

 Irena!

 Irena, bekle!

 Bak, dinle!

 Seninle geleyim, biraz konuşalım .

 – Bir sorun mu var yoksa?

 – Hayır, hayır .

 Seni almaları için ikna etmek, bayağı zor oldu   bir sürü şartları vardı onların .

 Anladım .

 Anlaşmamız seni artık tatmin etmiyor .

 Hayır, sadece bana daha iyi davranabilirsin diyorum .

 Dur .

 Yardım edeyim .

 Evin bu civarda mı?

 Beni dinle Matteo .

 Bugünden itibaren maaşımın yarısı senin olacak .

 Tamam mı?

 Bir şartım var: Benden uzak duracaksın .

 Teşekkür ederim .

 Sana çok önemli bir şey soracağım .

 Tea’yla bir hafta yalnız kalmak ister misin?

 Ben Noel’den önce biraz yalnız kalmak istiyorum .

 Kendimi dinlemek gerekiyor .

 Açıklama yapmanıza gerek yok .

 – Olur, tabii .

 – Güzel .

 Sana ekstra ödeme yapacağım .

 Tabii alışveriş için de para bırakacağım .

 Yani başka ihtiyaçların olursa, Bay Donato’yu   iş yerinden arayabilirsin .

 Tamam .

 Tamam .

 İstediğin zaman beni de arayabilirsin .

 Bu iyi olur hanımefendi .

 Merak etmeyin .

 Aklım Tea’da kalmasın .

 Gözünün önünden onu sakın ayırma .

 Okula gitmese iyi olmaz mı?

 Ne dersin buna?

 Belki daha iyi olur .

 İyi olmaz bence .

 Fazla değişiklik  Peki, tatil ne zaman başlıyordu?

 Evet, cuma günü öyle değil mi?

 Ona bir şey anlatma .

 O sana çok soru sorabilir .

 Ama her sorduğu soruya cevap vermek zorunda değilsin .

 – Sana son bir şey daha söyleyeceğim .

 – Evet?

 Villa Robinia’ya son gidişimden beri çok zaman geçti .

 Ben hallederim, sen keyfine bak lütfen .

 – Ne yaptın sen?

 – Ben bir şey yapmadım .

 Ah nihayet!

 Başka nereye bakayım bilemedim efendim .

 Sana sınıfa geleceğimi söylemiştim .

 Neden bir yerleri aramaya gerek duydun?

 Durmadı ki .

 Onu anladık, sonra ne oldu?

 Beni merdivenlerden aşağı ittiler .

 Eğer bu olay tekrarlanırsa, başın çok büyük belaya girer .

 Anladın mı?

 – Hala acıyor mu?

 – Evet .

 Bir daha yaparlarsa sen de vur, tamam mı?

 Karşılık vermekten korkma .

 Peki, yanak hikâyesi ne olacak?

 Sana tokat atarlarsa, sen de diğer yanağını döneceksin .

 Bunu kavgayı başlatanlar söyler .

 Kendini savunmalısın, düşeceğinde korumalısın .

 Anlaşıldı mı tatlım?

 Nasıl?

 Kabul ediyorum .

 El sıkışalım .

 Şimdi bunu kutlamalıyız .

 – Eminim, çilek seviyorsundur .

 – Hem de nasıl!

 İşte geldi .

 Doktor, onlardan yiyemeyeceğimi söyledi .

 Anneme söylemeyeceksin, değil mi?

 Anlaşmamıza asla ihanet etmeyeceğim .

 Sır saklayabilirim .

 – Acıtıyor mu?

 – Hayır .

 – Salam oyunu mu oynayacağız?

 – Evet .

 Bir benzerini .

 Ayağa kalk .

 Yardım edeyim .

 Aferin!

 Kalk!

 Kalk .

 Hadi .

 Kendi başına!

 Hadi, ayağa kalk!

 Aferin .

 Hadi .

 Hadi, Tea!

 Kalk!

 Aferin, kalk .

 – Aferin .

 – Yaptım işte, kes artık!

 Kendi başına kalk!

 Doğrul .

 Kalk .

 Kalk .

 Kalk dedim .

 – Artık yeter!

 – Kalk!

 Ayağa kalk!

 Tekrar!

 Kalk ayağa!

 Hadi, kalk!

 Hadi, Tea!

 Hadi!

 – Seni anneme söyleyip kovduracağım .

 – Beni kovduracak mısın?

 – Kimi kovduracaksın?

 – Korkunç birisin sen!

 Kötüsün!

 – Tekrar!

 – Sen kötü birisin!

 Kalk dedim!

 Ayağa kalk!

 Kalk diyorum sana kalk .

 Hadi tekrar .

 Yeter artık!

 Kalk hadi!

 Tekrar!

 Kalk, kalk diyorum sana!

 Kalk!

 Tek başına yapacaksın!

 Fahişe!

 Fahişe!

 Fahişe!

 Aferin sana!

 Gördün mü, yapabiliyorsun .

 Niye daha önce tokatlamadın beni?

 Niye yapmadın?

 Aferin sana, anladın mı?

 Benimle gelin .

 Bayan Adacher’a tek ödemesi kaldığını iletin .

 – Az önce ödedim .

 – Ah, kusura bakmayın .

 İşte geldik .

 İşte, Villa Robinia’nın en tatlı konuğu .

 Gina, beni tanıdın mı?

 Faydasız .

 Sizi anlamaz .

 Dışarısı soğuk değilse hava almaya çıkabilir .

 Bu, ona iyi gelir .

 Özür dilerim .

 Biliyorum beni hiç affetmeyeceksin .

 Ama eğer sana bunu yapmasaydım, bu sefer de ben ölmüş olacaktım .

 Bunun karşılığını bir şekilde ödeyeceğim .

 Büyük bir dal için küçük o .

 Yukarıya koy .

 Elbette, bayan başkan .

 Yıldızı tepeye koy .

 – Bay Donato, yemeğe kalacak mısınız?

 – Ne dersiniz, bayan başkan?

 Bana bir akşamını ayırmak seni öldürmez .

 – Bizimle yemek ister misin?

 – Bu hiç uygun olmaz .

 – Baba, sen de söylesene .

 – Sen fazla konuşma bakalım .

 Eğer başkan bensem   niye kararları hep sen veriyorsun?

 Söyler misin?

 Irena, rica etsem  Bu kadar güzel yemek yapmayı kimden öğrendin?

 Kimseden  Sadece çok yemek tarifi okudum .

 Bakın neler istiyor, görüyor musunuz?

 Bir türlü doymak bilmiyor .

 Hadi .

 Getirin .

 Getirin .

 Getirin .

 Hala açmış .

 Tamam getirin .

 İyice yesin .

 Doyuralım karnını .

 Hadi .

 Hadi .

 Getirin .

 Hadi bakalım .

 Getirin .

 Pekala .

 Bu kadar yeter .

 Evet .

 Evet getirin .

 Bakın hala yiyor .

 Şuna bakın .

 İyice şişti karnı .

 Hadi getirin .

 Getirin evet .

 Tamam .

 Bu kadar yeter .

 – Şimdi bana 3 çocuk lazım!

 – Ben, ben!

 Sen, sen ve sen!

 – Hayır, Tea!

 – Bırak gitsin .

 Şimdi sindirmesine yardım edeceğiz .

 Evet .

 Hadi .

 Zıplayın!

 Zıplayın!

 Zıplayın!

 Zıplayın!

 Hadi çocuklar .

 Bu da ne!

 Ah küçüğüm .

 Ne oldu sana?

 Tamam, ağlama .

 Ağlama .

 Anne!

 Anne!

 Ayağa kalk .

 Ayağa kalk .

 Kalk!

 İşe yaramıyor işte .

 – Tokatla beni, yumruk at!

 – Beni rahat bırak .

 Dışarı çıkmak istiyorum, her şeyi yaparım .

 Asla yapamayacağım .

 Çok oldu gideli .

 – Parasını bile almadı .

 – Peki, nerede olabilir?

 Kim bilir?

 Her yerde olabilir .

 Noel Baba’yla fotoğraf çektirmek isteyen var mı?

 Hadi çektirelim .

 Hadi .

 Hadi .

 Gülümseyin .

 Anneye iyice yaklaş .

 – Aslında o benim  – Ne oldu?

 Bir şey yok .

 – Öyle kalın  – Gülümseyin  Güzel bir gülücük  İşte bitti!

 Merhaba, tatlım!

 Nasılsın bakalım .

 Ne kadar hoş görünüyorsun, hayatım?

 Çok zayıflamışsın .

 Harikasın .

 – İyi Noeller, hanımefendi .

 – Teşekkürler, Matteo .

 Dur, sana bir bakayım .

 Buraya ne oldu?

 – Koluna ne oldu?

 – Hiç .

 Hiçbir şey .

 Irena .

 Koluna ne oldu?

 Salıncağın ipleri yaptı anne .

 – Hep oluyor ya .

 – Tamam, tatlım .

 Akşama ne yapayım?

 Söylemeyi unuttum .

 Biz dışarı çıkacağız .

 Teşekkür ederim .

 İşin bittiyse, sen de çıkabilirsin .

 Yarın görüşürüz .

 – Olur .

 İyi akşamlar .

 – Teşekkür ederim .

 – Bu akşam yemeği kiminle yiyeceksin?

 – Arkadaşlarla .

 Söyler misin Irena .

 Niye beni hiç arkadaşlarınla tanıştırmıyorsun?

 Senin için eğlenceli olmaz ki .

 – Yarın görüşecek miyiz?

 – Niye görüşmeyelim ki?

 Tek fark .

 Artık eskisi gibi olacak .

 – İyi Noeller!

 – İyi Noeller!

 İyi Noeller!

 Kim o?

 Aman Tanrım!

 Sana ne oldu böyle?

 İçeri gir .

 Dinle .

 Hastaneye de, polise de gitmeyeceksin .

 Atfedersin .

 Pis işlere bulaşmışsın .

 Lütfen burada birkaç gün kalmama izin ver .

 – Benim başımı da mı belaya sokacaksın?

 – Yardım etmezsen, evet .

 Üzgünüm, gün doğmadan gideceksin .

 Ve hiç gelmeyeceksin .

 Anladın mı?

 Ama önce, bütün kiracılarla vedalaşacağım .

 Gitmen şartıyla, olur .

 Onlara şu altın tozu hikayesini anlatacağım .

 Ne dedin sen?

 Keşke daha fazla dövselerdi!

 Gel bakalım .

 Beğendin mi?

 Gece gündüz burada mı olacağım?

 Tatlım, bu senin iyiliğin için .

 Lucrezia sana hava aldıracak .

 İtalyan yemekleri .

 – Evet .

 Al .

 – Bana mı?

 – Kırmızıyı sevdiğimi nereden bildin?

 – Seni gözlüyorum, inceliyorum .

 Bazen elim ağırdır ama   sen benim için çok özelsin .

 Bana bir güzellik yapacaksın .

 Bir kaç arkadaşım gelecek .

 Onlarla ilgilen .

 – Ama ben  – Biraz değişiktirler .

 Sonra tamamen istirahat, son haftaya kadar .

 İlk kim geliyor?

 İşte .

 Sana bazı ilaçlar ve çikolata aldım .

 Hanımefendiye   üşüttüğümü ve bir süre çalışamayacağımı söyle .

 Olur .

 İyi Noeller!

 Acele et!

 – Bir kere bile mi?

 – Hayır, hep aldırdım .

 Anlaşılan, kendine pek dikkat etmiyorsun .

 Yaşına göre, çok kötü  – Ne demek istediniz?

 – Artık çocuk doğuramayacaksın .

 Affedersiniz .

 Velarchi’den geçiyor mu?

 – Evet, hanımefendi .

 – İyi .

 Teşekkür ederim .

 Tek bildiğim, artık dikkatli olman gerektiği .

 Bir sürü söylenti dolaşıyor .

 Erkekler artık eğlenmiyor, senin hep ağladığını söylüyorlar .

 Rüzgarın yönü değişti, Giorgia, arkanı kolla .

 Tamam mı?

 Mold naziktir, şeker gibidir ama senle işi biterse  Başka ne yapabilir ki?

 Beni postalar mı?

 Hepimizin hayatı seçimlerimizin sonucudur .

 Mahkumun son dileğini yerine getir .

 Şu ismi söyle artık .

 Benim .

 Korkacak bir şey yok .

 Kapı zor açılıyor da .

 Bütün gün seni aradım .

 – Yardıma ihtiyacın var mı?

 – Hayır .

 Teşekkür ederim .

 – Doktor falan .

 – Tea nasıl?

 İnanmazsın ama onun da ateşi çıktı .

 Yanımda, veriyorum sana .

 – Merhaba .

 – Sesin ne kadar kötü geliyor!

 Ben de hasta oldum da ondan .

 – Ne zaman geleceksin?

 – Az kaldı .

 Niye şimdi gelmiyorsun?

 Sıkıca giyinip çık .

 Gelemem, tatlım .

 Şu sözlerini hiç anlamadığım ama çok uykumu getiren   şarkıyı söylesene bana .

 Tamam .

 – Battaniyenin altında mısın?

 – Evet .

 – Bakıyorum, bugün keyfin yerinde .

 – Olur öyle .

 Bugün iki adam seni sordu .

 – Artık burada çalışmadığını söyledim .

 – İyi yapmışsın .

 Bir şey daha var .

 Yeni bir hizmetçi arıyorlar .

 Buna bir son vermelisin .

 Seni uyarmıştım .

 Öyle bir yerdeyim ki, gidiyorum, gidiyorum   bir bakıyorum ki aynı yerdeyim .

 Çıkışı bulamıyorum .

 Var mı acaba?

 Onu da bilmiyorum .

 Attığım her adım yanlış .

 O kadar çok hatam oldu ki bir ömür bedelini ödeyemem .

 Ama en büyük hatam   benim gibi birinin bir geleceği olabileceğine inanmamdı .

 Ölümüm bundan olmalı .

 O hayvanın elinden değil .

 Bana dokunmasına asla izin vermemeliydim .

 Bu Nello için .

 Seni pislik .

 Yine yaparım, pişman değilim .

 Sadece korkuyorum .

 Çünkü geçmişle hesabımı kapattım sanıyordum .

 Ama sanırım, geçmiş benimle hesabını kapatmamış .

 Bugün seni yeterince yordum .

 Teşekkürler ederim .

 İyi günler .

 Irena!

 Merhaba .

 – İyileşmişe benziyorsun .

 – Daha iyiyim .

 Bu sabah ilk kez çıktım, öğleden sonra arayacaktım .

 Sen nasılsın?

 Yüzüne ne oldu?

 Seni düşünürken yere düştüm .

 Yeni bir hizmetçi buldunuz mu, acaba?

 Senin amacın ne?

 – Apartmanda hırsızlık yapıldı .

 – Gerçekten mi?

 Anahtarı bize geri versen, çok iyi olur .

 – Kendi iyiliğin için .

 – Elbette!

 – Ben hep evdeyim, kapıyı açabilirim .

 – Anladım .

 Çocuklar!

 İçecek bir şeyler ister misiniz?

 Çocuklar!

 Tea!

 Susamadınız mı?

 Sana yeni bir çizgi film aldım .

 Oynadığımızı görmüyor musun?

 Bizi rahat bırak!

 Niye bana bu kadar kötü davranıyorsun?

 Bana saklambaç oynamayı öğret .

 1, 2, 3   4, 5, 6   7, 8, 9, 10!

 Nereye saklandın?

 Tea, nerede bakalım?

 Tea!

 Tea!

 Tea!

 Tea!

 Ne oldu?

 Sakin ol!

 Kendine gel .

 Anlat bana ne oldu?

 Çocuğu kaçırdılar .

 Kimi kaçırdılar?

 Sen ne diyorsun?

 Neredeydin?

 Cevap ver bana!

 Sana, cevap ver dedim .

 Ben kazandım .

 Beni bulamadın!

 Özür dilerim .

 – Bitti artık .

 – Sana yardım edebilir miyim?

 Anneni bu gece burada kalmam için ikna et .

 – Gazeteli adamdan korktuğun için mi?

 – Hayır, seninle kalmak için .

 Tamam ama evet derse, barışacak mıyız?

 Küs değiliz ki zaten, bir tanem .

 – Acele edelim, geç kaldık!

 – Koşma!

 Şimdi okula nasıl gideceğiz?

 İşten atıldın .

 Bunun olacağını biliyordum .

 Buraya ayak bastığından beri haberler hep kötü .

 Birkaç gün daha kalmama izin ver .

 Nereye koyayım seni?

 Aşağıyı su bastı .

 Bela istemiyorum .

 Sen fazla tehlikelisin .

 – Ve nankörsün .

 – Anlaşmamıza hep sadık kaldım .

 Para mı?

 Hepsini geri vereyim .

 Hiç anlamadın ki, ben seni seviyorum .

 Beraber uzaklara gideriz .

 Beni nasıl öldüreceğine bile karar verdin ha?

 Ne dedin?

 Bilirsin seni hep sevdim .

 Ama  Son zamanlarda biraz tuhaflaştın .

 Nerede ölürüz, bunu kim bilebilir ki?

 İşte tam burada  Son .

 Olmaz mı?

 – Hala zaman var .

 – O zaman içelim .

 Eğer bu son kezse, seninle sarhoş olmak isterim .

 Söyler misin?

 Sana niye Mold diyorlar?

 Hemen çek ellerini üstümden .

 Özür dilerim .

 Bayan Adacher’la konuşayım mı?

 İşe geri aldırırım .

 Ben senin için yaşlıyım .

 Ne yapıyorsun?

 Korkmana gerek yok .

 – Babaya bir öpücük ver .

 – Hoşça kal .

 Merhaba!

 Nasılsın?

 Ben çok denedim ama hemen kızıyor .

 Çok korkuyor .

 – Neden korkuyor?

 – Senden .

 – Sen anneme ne yaptın?

 – Hiçbir şey .

 Benden de mi saklıyorsun?

 Ben seni seviyorum, senin için her şeyi yaparım .

 Tea  Teşekkür ederim .

 – Merhaba .

 – Merhaba .

 Bir göreyim istemiştim .

 – Sadece  – Anlıyorum .

 Anlıyorum .

 Baba!

 Irena geri gelmek istiyor ama annem olmaz diyor .

 Sabretmen gerek, karım böyledir .

 Geçecektir .

 Emin olun .

 Oldukça küçüktür .

 Ama bu daire bana çok uğurlu geldi  Sınavlara burada hazırlandım, tezimi de burada yazdım .

 Gerçekten uğurlu diyebilirim .

 Kirası da uygun .

 Senin yerinde olsam tutardım .

 – Merdivenler nereye çıkıyor?

 – Servis çıkışına .

 Kes sesini!

 Benim gibi birini öldürmeyi kolay sandın öyle mi?

 Birkaç makas darbesi ve güle güle .

 Filmlerdeki gibi ha?

 Herkes senin gibi sağlam değil .

 Kaçtığından beri, senden nasıl   kurtulacağımı düşünecek vaktim oldu .

 Şimdi  Seni öldürmek için birkaç fikrim var .

 – İstediğini seç ve işi bitir .

 – Hemen değil!

 Ben senden daha cömerdim, Giorgia .

 Ama soruma cevap verirsen, benden kurtulursun .

 Para nerede?

 Söyle para nerede?

 Ne parası?

 Ben bir şey bilmiyorum .

 Pekala .

 Git, bak!

 İçeri girme!

 Lütfen girmeyin .

 Senin nasıl biri olduğunu, ve şantaj yaptığını anlamalıydım .

 Ne kadar istiyorsun?

 Hiçbir şey istemiyorum .

 Neyin peşindesin?

 Dostluk ve anlayış mı?

 Şunu kafana sok: Kızımı benden çalmana asla izin vermeyeceğim .

 – Kızınızı mı?

 – Evet, o benim kızım .

 Vazgeç bu işten .

 Eline hiç şey geçmez .

 Kanunen annesi benim .

 Sen istediğin meblağı söyle, bana yeter .

 Hadi!

 Söyle .

 Sizden bir şey istemiyorum .

 O zaman, kızımın peşini bırak .

 Bir daha gözüme asla görünme!

 Asla .

 Arabanın anahtarlarını geri ver .

 Bunlar da ne?

 Evin anahtarları .

 Hırsızlığın da kötü .

 Daha önce vermiştin zaten .

 Gazeteli adam kim?

 Gidin buradan .

 Sen veya arkanda kim varsa, sakın karşıma çıkmayın .

 Bu işler seni aşar .

 Bizim bu işten ne para kaldıracağımızı, biliyor musun?

 – Sakın onu bu işe karıştırma .

 – Ama tehlikeli biri .

 Yuttuğunu çıkar!

 Bir hafta mühlet, yoksa işin bitecek .

 Seni bilmez miyim ben?

 Nasıl olsa öldüreceksin .

 İnan bana, hayatım, hiçbir şey olmayacak .

 Eğer bir şeyler koparmak isteseydim   elime yüzlerce fırsat geçmişti .

 Ama öyle bir şey istemiyordum .

 Sadece ona yakın olmak istiyordum .

 Bu yeterdi .

 Büyümesini izlemek  Babasına benzeyişini görmek gerçekten yeterdi .

 Belki de çoğunun yapacağı gibi   olay çıkartıp alacağımı almalıydım .

 Ne dersin?

 Belki hala şansım vardır .

 İsteseydim yapardım .

 Niye bana sürekli imza attırıyorsun?

 Niye bana sürekli imza attırıyorsun?

 Duydunuz mu?

 Birkaç gündür başarıyor .

 Öyleyse, yürüyebiliyordur!

 Hayır ama önemli olan iletişim kurabilmesi .

 – Affedersiniz .

 Randevunuz var mıydı?

 – Şey, hayır ama   Bay Adacher beni tanır, Eşi için çalışıyordum .

 – Bakın üzgünüm .

 – Sadece 5 dakika, acil bir durum .

 Tamam, bir deneyeyim .

 Lütfen bekleyin, olur mu?

 – Irena Yaroshenko siz misiniz?

 – Evet .

 Üzgünüm ama Bay Adacher sizinle görüşemeyecek .

 Neden?

 Bir şey mi oldu?

 Devam et böyle!

 Gel!

 Gel!

 Gel!

 Tamam .

 – Merhaba Bay Adacher .

 – Merhaba .

 Geldiğin iyi oldu, zaten gelmesen ben arayacaktım .

 Daha erken gelecektim ama rahatsız ederim diye korktum .

 Sorun değil .

 – Tea nasıl?

 – Pek iyi değil .

 Çok kızgın .

 Bir sürü soru soruyor .

 Tıpkı şu Valeria’nın uydurduğumuz gezisinden döndüğünde olduğu gibi .

 Okula devamsızlığı çok oldu mu?

 Şimdilik kardeşimde kalıyor ama orayı pek sevmiyor .

 Sürekli seni de soruyor .

 İsterseniz, günlük birkaç saat bakabilirim .

 Ne dersiniz?

 Bak, aslında  Tam zamanlı dönmeni isteyecektim .

 Yeni evimizde sizin için bir oda mevcut .

 Bu, Tea’yı çok sevindirecektir .

 Giorgia, koşturmayı seviyorsun .

 Memleketini bırakıp gidenler, bin kez ev taşır .

 Güzel söz .

 Neyse geçelim bunları .

 Para nerede?

 Beni bırakacağını nereden bileyim?

 Söyler misin bana?

 Boynunu kıracağıma Tanrıya yemin etmiştim ama   mutlaka görmezden gelecektir .

 – Sadece sen ve ben .

 – Böyle romantik konuşmazdın .

 Çok kötü .

 Evet  Şimdi güveniyor musun?

 1, 2, 3, 4 .

 Bunlar Bay Donato’nun odasına götürülecek .

 Bunu da odasına götürün ama dikkat edin .

 Irena!

 Merhaba tatlım .

 Merhaba .

 – Nasılsın?

 – İyiyim, sen?

 Seni gördüm daha iyi oldum .

 Gel sana odanı göstereyim .

 – Kocaman, değil mi?

 – Peki, annemin odası neresi?

 Oraya sonra bakarız .

 Mobilyanı nasıl yerleştirelim?

 Canım benim, gel .

 Senle bir sürü yeni ve güzel şey yaşayacağız .

 Yeni şeylere gerek yok .

 Her şey eskisi gibi olsun .

 Irena .

 Ellerine ne oldu?

 Irena?

 Seni arıyorlar .

 – Irena Yaroshenko siz misiniz?

 – Evet .

 Bizimle karakola kadar geleceksiniz .

 – Neden?

 – Bilginize başvuracağız .

 Ne oldu?

 Hiçbir şey!

 Hiçbir şey!

 Hemen döneceğim .

 En azından bu bende kalsın!

 Senin için ne ki?

 Bütün gün çalışırım .

 Bırak bende kalsın!

 Lütfen, yalvarırım .

 Hemen kes sesini!

 Unut onu, anladın mı?

 Unut!

 Ehliyetiniz var mı?

 Evet .

 Sanırım evde kalmış olmalı .

 Ama numarası aklımda .

 RC 3097   254B .

 – Tanıdınız mı?

 – Evet .

 Ya bunu?

 Bayan Valeria Corsini Adacher ile nasıl bir ilişkiniz oldu?

 Mükemmel .

 En son ne zaman görüştünüz?

 İnanın bana, onu çok severdim .

 Ama sert tartışmalar yaşamışsınız .

 Neden?

 İşimden memnun kalmadığı zamanlar oluyordu .

 Hepsi bu .

 Torpidodaki parmak izlerinize ne diyeceksiniz?

 Doğal olarak .

 Her gün arabayı kullanıyordu .

 Avukat hanım, ayakkabı, ehliyet  Onları düşürmüşüm işte .

 Bunun kazayla ne ilgisi var?

 Bayan Adacher, yoldan   fren ve motorla oynandığı için çıktı .

 Bu olay kaza değil, cinayetti .

 Arabanın frenleri nerededir, onu bile bilmem efendim .

 Irena Yaroshenko’nun masum olduğu ortadadır .

 Deliller dayanaktan yoksundur .

 Pekala .

 Bu “peki” ne demekti?

 Onları ikna edemedik .

 Gardiyan!

 Burası neresi böyle?

 Sulaktan köpeğin mezarına doğru 5 adım .

 – İşte paranın olduğu yer .

 – Mezarmış, yalakmış  Nedir bu ha, define avı mı?

 – Yaklaştın .

 – O zaman, kazmaya başla .

 Hem de hemen .

 Kıpırda!

 1, 2, 3, 4, 5 .

 Burası!

 Biraz işe yara .

 Al küreği eline .

 Lanet olası!

 Sana küreği al dedim .

 İşte .

 Aradığınız suçlu bu .

 Şimdi inandınız mı?

 Biz bunu niye yaptık ha?

 Beni cezalandırmak için .

 Belki yanlış hatırlıyorum, belki de oradadır .

 Hatırlayamıyorum .

 Ne demek orada?

 Bir orada, bir burada  Bana paramı ver, sürtük!

 Bana paramı ver!

 Gel buraya!

 Gel buraya!

 Bizi köle gibi çalıştırırdı .

 Beklediği parayı getiremezsek   bizi ayaklarımızdan tavana çıplak asar, üstümüze işerdi .

 Hediyeler?

 Hamile kaldığımda vermişti .

 Bana iyi davranma yöntemi; parfüm, cep telefonu, ayakkabı almaktı .

 Bir de bitişte 400 veya 500 avro .

 Neyin bitişinde?

 Anlaşmanın bitişinde .

 Bu anlaşmaların yapıldığı kişileri tanıyor musun?

 Hayır, kapatıldığımın dördüncü ayından sonra   kimseyi görmedim .

 Her şeyi o ayarladı .

 – Pekala .

 Biraz daha aç .

 – Mold alıcıları bulurdu .

 İlk kazara hamileliğimde, alıcıyı 8 .

 ayda buldu .

 Ondan sonrası, her zaman düzenli gitti .

 – Ne demek bu?

 – Alıcılar birimizi seçiyordu .

 Sonra, seçilen kız önlem almıyordu ve hamile kalıyordu .

 Söyler misin?

 Sen kaç kere yaptın bu işi?

 9 .

 12 yılda 9 bebek .

 Sonuncusu Tea Adacher’dı .

 Ikın hadi!

 Çok az kaldı .

 Ikın!

 Hadi!

 Hadi!

 – İt, dedim!

 Çok az kaldı .

 – Hadi!

 Bebeğim it şunu!

 Hadi aferin sana!

 Hadi!

 Aferin, hadi!

 İt .

 İt .

 İşte bebek!

 Geldi!

 Geliyor!

 Evet .

 İşte bebek .

 İşte burada, harika .

 Bebek burada .

 Bebeği göreyim .

 Bebeği göreyim .

 Getiriyorum .

 Bebeği göreyim .

 Evet .

 Bak  ve unut .

 Bir daha hiç hatırlama .

 Tea Adacher’ın kızın olduğundan nasıl bu kadar emin olabilirsin?

 Doğum tarihi, doğurmamdan sadece 3 gün sonra .

 Genelde kayıt edilmesi daha uzun sürer .

 Bu yeterli bir kanıt değil .

 Bayan Adacher’ı kimse hamileyken görmemiş .

 Göbekli bir fotoğrafı bile yok .

 Her annenin olur!

 Öyle değil mi?

 Hamileyken yapılan hiç tahlili yok .

 Tea’nın ebeveynlerden ikisine de benzememesi sizce komik değil mi?

 Aslında o bir üvey evlat .

 Anlamıyor musunuz?

 Tea, gerçekten üvey evlat .

 Buna emin misiniz?

 Aslında evlat edinme belgelerini gördüm .

 Onları kasada saklıyorlardı .

 Lütfen, yargıca Adacher’lara karşı hissettiklerini anlatır mısın?

 Onları seviyordum .

 Çünkü çocuğuma   benim veremeyeceğim bir gelecek vereceklerdi .

 Adacher’ları nasıl bulduğunuzu söyler misiniz?

 Velarchi’de, 12 Adacher soy isimli aile var   ve o yaşta çocuğu olan tek aile onlar .

 Peki söyler misiniz, çocuğu alanların soyadlarının   Adacher olduğunu nasıl öğrendiniz?

 Hemşire söyledi, efendim .

 Genna Lucrezia, Yaroshenko Irena’yı tanıyor musunuz?

 Giorgia diye çağırılıyordu, doğru mu?

 Yargıca anlattın mı?

 Evet, tanıyorum .

 İfadelerinizde çelişkiler var .

 Gerçekleri anlatın .

 Çocukları seçen ve alanları gördün sen .

 Ben kimseyi görmedim!

 Bebek falan bilmiyorum .

 – Bebekmiş .

 Sen hastasın!

 – Hatırlamıyor musun?

 Evindeydik .

 Patlıcan pişiriyordun .

 “Adacher, Velarchi’deki” demedin mi?

 Doğruyu söyle .

 – Ben patlıcan pişirmeyi bilmem ki .

 – İfadenizde Adacher demişsiniz .

 Bu ismi nereden öğrendiniz?

 Bilmediğim şeyleri sorup başımın etini yiyordu .

 Dayanamadım .

 Mold’u söylemeye ikna etmemi istiyordu .

 Bir gün yanına gittim, ve  İsimlerini bilmiyorum ki!

 O zaman kafama göre bir isim versem  Yaratıcılığını kullan o zaman .

 Şöyle orijinal bir şey olsun o zaman .

 Evet  Velarchi’deki Adacher’lar .

 Ben de sana söyledim .

 Bu imkansız .

 Benden intikam alıyor .

 Aman Tanrım!

 İşbirliğiniz gerçekten faydalıydı ama   korkarım, göz ardı edilemeyecek çok şey var .

 Ben amacıma ulaştım, gerisi mühim değil .

 Hepiniz çok iyiydiniz .

 Mahzuru yoksa bir şey sormak  Zaten her şeyimi öğrendin .

 Sor .

 Sor bakalım .

 Çocuklarınızı aramayı hiç düşünmediniz mi?

 – Diğerlerini de, yani .

 – Hayır, sadece sonuncusunu .

 – Neden?

 – Bilmem .

 Belki babasının kim olduğunu bildiğim içindir .

 Yine de, diğerlerini de düşünmüyor değilim .

 Tek bildiğim yaşları .

 Gerisini bilmiyorum .

 Tea’yı bulmasaydım, belki diğerlerini de arardım .

 Ama şu an hiç hatırlamıyorum .

 Sana söyleyeceğim bir şey daha var .

 Evet .

 DNA testi, Tea’nın kızın olmadığını gösteriyor .

 Dikkat ettiysen, o belge sadece evlatlık alma isteğiydi .

 Çocuğun ismi yazmıyordu .

 Tamamen yasal bir evlat edinmeymiş .

 Annesi doğumdan sonra ortadan kaybolmuş .

 Hâkim çok özel bir teklifte bulundu ve sana iletmemi istedi .

 Elbette kabul etmek zorunda değilsin .

 Ama bir düşünsen iyi olur .

 Hey .

 Bir tanem .

 Beni tanımadın mı?

 Çok mu kızdın yoksa?

 Affet beni .

 Çok uzaklara, evime gitmek zorunda kaldım .

 Demek gezmeye gittin .

 Sen iyi bir dadı değilsin  Annemden izin almadan çekip gidiyorsun .

 Bazen unutuyorum, yaşlanıyorum işte .

 – Bir dahakine bana sor .

 – Elbette, bayan başkan .

 Hey!

 Ne oldu?

 Düştüm ama bu sefer kime vuracağımı bilemedim .

 Bu yüzden mi yemek istemiyorsun?

 Söyle bakayım .

 Düştüğün zaman kimin ittiğini bilmiyorsan   ilk karşına çıkandan acısını çıkart ama kendinden asla .

 Bu sefer bana hediye getirmemişsin .

 Doğru ama sana kocaman bir şey hazırlıyorum .

 Şimdilik bu bir sır .

 Ama eline geçtiği zaman   çok şaşıracaksın .

 İnan bana .

 Çok şaşıracaksın .

 – Ne zaman?

 – Büyüyüp güzel bir kız olduğunda .

 O kadar beklemem zor değil mi?

 Elbette ama önemli şeyler sabır gerektirir .

 Demek ki, neymiş?

 Büyümek için yemen lazım .

 Sana yemek yedirmesi, giysilerini seçmesi için   bir dadıya ihtiyacın kalmayacak .

 Her şeyi kendi başına yapacaksın .

 Sen bunu yapabilirsin .

 Benimle kalmayacak mısın yani?

 Hayır .

 Dadılar hep yanında kalmaz .

 Er geç giderler   ya da işten çıkarılırlar .

 Ama ben seni kovmadım ki .

 Biliyorum ama ben başka bir işe girdim tatlım .

 O işi bırak ya da atıl .

 İşte o çok zor .

 Bu iş diğerlerine benzemiyor .

 Eğer çabucak yazmayı öğrenirsen, birbirimize bir sürü mektup yazabiliriz .

 Bana kadın olmanın nasıl bir his olduğunu anlatırsın .

 Biliyorsundur zaten .

 O zamanlar aklım çok karışıktı .

 İşin doğrusu, hiçbir şey anlayamadım .

 Yani  Bana öğrettiklerini hep sen uydurdun!

 – Evet .

 Bazılarını .

 – Siz büyüklere güven olmaz .

 – Hasta mısınız?

 – Hayır .

 Başımın çaresine bakabilirim .

||