128 dk

Yönetmen: Barry Levinson

Senaryo:Michael Crichton, Paul Attanasio

Ülke:ABD 

Tür:Dram, Gerilim

Vizyon Tarihi:03 Şubat 1995 (Türkiye)

Dil:İngilizce

Oyuncular:    Michael Douglas,    Demi Moore

Özet

Tom bir bilgisayar firmasında çalışan başarılı bir çalışandır. İşinde yeni bir ürünün piyasaya sürme çalışmalarını yürütmektedir. Terfi beklediği bir gün şirket dışından birinin başına atandığını öğrenir, bir yandan işsiz kalıp kalmadığını merak ederken bir yandan da patronunun eski bir kız arkadaşı olan alımlı Meredith Johnson olduğunu öğrenir. Gün bitiminde Johnson ofisinde birşeyler içmeye çağırdığı Tom’a tacizde bulunur.Ertesi gün kimse Tom’a inanmaz fakat bu işin sadece ofis tacizinden fazlası olduğunu öğrenecektir

Alt yazı

PAZARTESİ

”Arthur Khan’dan Tom Sanders’a.

 ”Ürünün adı: Arcamax CD-ROM.

 ”Birleşme yüzünden, bu haberi evine gönderiyorum: ”Arcamax üretim hattı, bütün çabalara rağmen29’larda çalışıyor.

 ”Testler, bla bla bla  ”Birleşme dedim de, artık zengin ve ünlü müsün?

 ”Terfiin için şimdiden tebrikler.

 ”Arthur.

” Yazıcıya gönderiyor  Baba, E postan var.

 Baş belası değilim, yalnızca bir avukatım ben.

 Arada fark var.

 Bilgisayarla oynadığın yeter, Matt, okul vakti geldi.

 Eliza, neredesin?

 E postan var.

 Tom, Matt her tarafına diş macunu sürmüş!

 Onları okula hazırlayamıyorsan, yaparım deme bari.

 Bir şey değil.

 Buradayım.

 Liza ceketini giysin.

 Tamam, biliyorum.

 Bu ceket uymuyor, baba.

 O zaman bir kazak giy.

 Kızlara göre o, beyaz bir kazak.

 Ne zamandan beri?

 Rahat bırak beni.

 TACİZ Ben senin babanım, Eliza.

 Giy şu ceketi.

 Ariel’in babası yok, iki tane annesi var.

 Bu ilginç.

 Ben burada Cheerio’ları dosyamdan çıkarmakla uğraşırken  o, New York’tan devşirme sekreteriyle bir otelde kalıyor.

 Delilik bu.

 Ceketini giy.

 Giy şunu, tatlım.

 Okula gidince çıkarabilirsin.

 Annenin sözünü dinle.

 Matt, çişini yaptın mı?

 Terfi ettiğin bir günde bana yardım etmeye neden söz verdin, anlamıyorum.

 Babamın boynunda ne var?

 Bunun ne olduğunu bilmiyor musun?

 Bu bir kravat.

 Baban terfi ediyor.

 Baba, E postan var.

 Sağ ol, canım.

 Haydi gidelim.

 Geç kaldık.

 Disneyland biletlerini aldın mı?

 Bu kadar işim varken mi?

 Sadece bir telefon  Biletler kimin için?

 Mohammed Jafar için.

 Malezya fabrikasının ustabaşcısı.

 Altındakilere yaranmaya çalışan, tanıdığım tek insansın.

 Matt, koltuğu tekmeleme.

 Kravatındaki ne?

 Diş macunu.

 Gidelim.

 Kravatın önlük gibi görünmemeli.

 Selam, Cindy, ne haber?

 Garvin sabah ofise mi uğradı?

 Terfiiyle mi ilgili?

 Matt, şunu keser misin?

 Geç kaldım diye mi şaşırdı?

 Ne demek bu?

 Öylesine mi söyledi yoksa ciddi miydi?

 Sabahın sekizinde Garvin neden ofise geldi acaba?

 Seni kutlamak için.

 Herkese pislikmiş gibi davranır  Tepedekiler hariç.

 Tepedekiler hariç.

 Conley White’la birleşme işi bitince  ve bizim departman ayrılınca  zengin olacağız.

 Zaten zenginiz.

 Hayır, yani  gerçekten zengin, demek istiyorum.

 Büyükannem derdi ki: ”Tanrıya fazla yaklaşmamak lazım, çıktığın ağacı silkeleyebilir”.

 Tom!

 Bu sabah için sağ ol.

 Daha küçük, daha hızlı, daha ucuz, daha iyi.

 İlk çıktıkları zamanı hatırlıyor musun?

 Herkes hayret etmişti.

 Yerlinin birine Polaroid göstermek gibiydi.

 Artık; kredi kartından büyükse, hiç kullanışlı sayılmıyor.

 İnsanı tetikte tutuyor.

 Eddie, benim Tom.

 Cindy aradığını söyledi.

 Tabii ki, bekleyebilirim.

 İş bulabildin mi?

 IBM’de 28 yıl.

 Bana ne dediler, biliyor musun?

 Fazlaymışım.

 Hiç böyle bir şey duydun mu?

 Orada neler oluyor?

 Ne?

 Delilik bu.

 ”Girmiş sana”, deselerdi daha iyiydi.

 Austin fabrikasını satmayacaklar.

 Bu sadece bir söylenti.

 Başına ne geleceğini bilemiyor insan.

 Bir bakıyorsun, işin bitivermiş.

 Artık sana yer yok.

 Daha küçük, daha hızlı, daha ucuz, daha iyi.

 İsim veremem.

 Sadece, doğru olmadığını söylüyorum.

 Bu bir söylenti.

 Yılda 150 kazanıyordum.

 İyi para.

 Sen de o kadar kazanıyorsundur, değil mi?

 Bir saniye bekle.

 Neden Cindy’yi arayıp  bir randevu almıyorsun?

 Yardım etmeye çalışırım.

 Eddie, Austin’i satmayacaklar.

 Ben söylüyorum ya, başka kime inanacaksın?

 Cindy.

 Güzel isim.

 Eskiden kızlarla dalga geçerdik.

 Şimdi işimizi elimizden alıyorlar.

 Günaydın.

 Garvin ne dedi?

 Onu görebilir miyim?

 Böyle bir şey demedi.

 Hırladı.

 Eğleniyordu.

 Anladın mı, Arthur?

 Video bağlantısını bekliyor.

 Conley White’la yemek 12’de.

 Herhalde yine, o kurumuş sandviçlerden yeriz.

 Damak zevkleri ana okulundan beri değişmemiş bunların.

 Birleşme olacak, değil mi?

 Bir şey mi duydun?

 Hayır.

 Sadece  Kravatında ne var?

 Garvin terfiimden hiç bahsetmedi mi?

 Bugün erken geleceğini söylemiştin.

 ”Yılın Babasın’dan” arayan yok mu?

 Hayır.

 Şakaydı Cindy.

 Malezya için beş saniye.

 Kapıyı kapatayım mı?

 Bunu hiç istedim mi?

 Asla.

 Malezya’yla video bağlantısı.

 İyi görünüyorsun.

 Uykunu almışsın.

 Arcamax’daki sorun ne?

 Okuyucular çok yavaş.

 Arama süresi, 140 160 arasında.

 140, seksi bir CD okuyucu değil artık.

 Herkesin 140’ı var.

 Adamlarım, bir uyumsuzluk problemi olduğunu düşünüyor, kontrol çipiyle sürücü yazılım arasında.

 Bu bizi bir yıl geciktirir.

 Ekran titriyor.

 Akım gidip geliyor.

 Bir tasarım problemi.

 Ne demek istiyorsun?

 Bütün lap toplarda aynı tasarım var.

 Sana okuyuculardan bazılarını gönderdim.

 Bugün eline geçer.

 Bu çok kötü, Arthur.

 Nasıl olabilir böyle bir şey?

 Birleşmeye kadar hasır altı mı edeceksin?

 Kimseye bir şey söyleme.

 Başka bilen var mı?

 Ağzım sıkıdır.

 Ne?

 Şaka mı yapıyorsun, Tom?

 Hala, Arcamax’ın büyük bir çıkış olacağını düşünüyorum.

 Sürücüleri alınca seni ararım.

 Hindistan cevizlerini aldın mı?

 İyi geceler, Arthur.

 O kadar lezzetli ki  Telefonda.

 Bir saniye.

 Meredith Johnson diye birini tanıyor musun?

 Evet, eskiden tanırdım.

 Seni görmek istiyor.

 Öğle yemeği için burada.

 Bütün şirket bu öğle yemeğine mi gelmiş?

 Garvin, Operasyon Grubunu getirmiş.

 Meredith Operasyonda mı?

 Ona ne söyleyeyim?

 Kötü bir gün, kaynanasını gezdirecek?

 900’ler için Lewyn’i göreceğim.

 Endişelenmeyi de bırak.

 Kötü haber olsaydı, Garvin Phil Blackburn’ü gönderirdi.

 Selam, Phil.

 Beni görmeye mi geliyordun?

 Hayır.

 Neden?

 Yok bir şey.

 Nasılsın?

 Tanrım  Nasılsın, Tom?

 Çok bitkin görünüyorsun.

 Öyle mi?

 Üstüne alınma  Kişisel bir şey olarak alma.

 Neyi kişisel bir şey olarak almayayım?

 Belki de sadece bir söylentidir.

 Ne söylentisi?

 Dedikodu yapmak istemiyorum.

 Bu işler böyle başlar.

 Austin mi?

 Austin de nereden çıktı?

 Bir şey mi kaçırdım?

 Sana söylememiş olduğuna inanamıyorum.

 Ağzı ne kadar sıkı.

 Bana ne söyleyecekti?

 Eee, Susan nasıl?

 Susan iyi.

 Lonnie nasıl?

 Çok iyi.

 Prof. oldu biliyor musun?

 Bu harika.

 Ben burada iniyorum.

 Garvin’e açıklamaya çalıştım.

 Onu tanırsın, çocuk gibidir.

 Sürprizini duyunca fazla sarsılma.

 Ne sürprizi.

 Söylentiye göre, seni atlamışlar.

 Yani, başkan yardımcılığını alamıyor muyum?

 Söylentiye göre öyle.

 Söylentiler her zaman doğrudur.

 Garvin sana bir şey söylemedi mi?

 Büroma uğramış.

 Biraz gecikmiştim.

 Susan’ın duruşması vardı da.

 Geç mi kaldın?

 Bugün mü?

 Seatle’da ne arıyorsun?

 Seni tekrar gördüğüme sevindim.

 Biri Garvin’e seninle konuştuğumu söylerse  Bilirsin, ispiyonu sevmez.

 İspiyon mu?

 Söylenti diyordun.

 Daha önce işler farklıydı.

 Seni savunabilirdim.

 İşi kim aldı, Stephanie Kaplan mı?

 Dışarıdan biriymiş.

 Hala Üretimin başındasın  galiba.

 Bir saniye  İşimi de kaybetmiş olabilir miyim?

 Paranoyaklaşma.

 Aptal değilim.

 Kendi ekibini seçemeyecek birini başkan yardımcısı yapmazsın ki.

 Olabilir mi böyle bir şey?

 İşimi kaybettim mi?

 Haydi, Tom.

 Zaten yeterince riske girdim.

 İyi misin?

 Bir Prozac ister misin?

 Hayır, iyiyim.

 Hayal kırıklığına uğradım, ama iyiyim.

 Emin misin?

 Benim için endişelenme.

 Ben de bu şirketin hissedarıyım  Şirket için en iyisi neyse  Sinyal sesinden sonra Susan, Tom, Matt ve Eliza için mesaj bırakabilirsiniz.

 Aradığınız için teşekkürler.

 Hoşça kalın.

 Hayal kırıklığına uğradı.

 Acaba anlayışla mı karşıladı?

 Genel olarak, evet diyebilirim.

 Birleşmeden önce tatsızlık olmasın.

 İstifa etmesini istemiyorum.

 Bu sana bağlı.

 Büyük, mutlu bir aile gibi.

 Anlaşıldı mı?

 Bu sabah onu ofisinde ziyarete gitmen çok etkili olmuş.

 Savunmaya geçmesine yol açmış.

 Gözümü üzerinden ayırmayacağım.

 Programda yer alacak.

 İşler kızışınca, karşı çıkacak cesareti bulamaz.

 Sana bir şey soracağım.

 Susan’ı tanırsın.

 Eğer bir söylenti duysaydım  şirketin geleceği  benim geleceğim hakkında  yani, gerçek bir söylenti  Susan ne derdi?

 Gidip Garvin’i görmemi söyler miydi?

 TOM SANDERS BURADA.

 GELİYORUM.

 Size tanıştırmak istediğim biri var.

 Tom Sanders.

 Üretim Bölümü Başkanı.

 Steven Chase, Crescent Capital’den.

 John Conley.

 John Conley, siz misiniz?

 Küçük Conley.

 Babam, Kurul üyeleriyle birlikte Cuma günü geliyor.

 Yemekte görüşürüz.

 Tom, içeri gir.

 Beni görmek istemişsin.

 Bu sabah için özür dilerim.

 Çocukları bilirsin.

 Meredith Johnson’la tanışıyor musun?

 Merhaba.

 Ne o?

 Kuru bir merhabayla mı geçiştiriyorsun?

 Dalmışım.

 Seninle ilgisi yok.

 Eski bir hikaye.

 Kalbimi kırmıştı.

 Uyduruyor.

 Kalbinin plastikten yapıldığını sanıyordum.

 İstediğim her şeyi elde edebileceğimi söylemişti.

 -Haklıymış.

 -Öylesine söylemişti.

 Hayır.

 Yakın olduğunuzu bilmiyordum.

 Wilde: ”Geleceği olan bir erkeği, ama geçmişi olan bir kadını severim” der.

 Operasyonda olduğunu duymuştum.

 Bilmem.

 Orada mıyım?

 Son beş yıldır, Bob’un şirkette yaptığı karışıklığı düzeltiyorum.

 Karışıklık olsaydı, zengin olabilir miydim?

 Evet ama, şimdi çok daha zenginsin.

 Arayı kapatmalıyız.

 Memnuniyetle.

 Artık çok zamanınız olacak.

 Wyoming’e uçarken, birleşme suya düştü diye düşünüyordum.

 Conley, değer biçmeye çalışıyordu.

 Ayrılma fikri, Meredith’indi.

 Conley bunun kendi fikri olduğunu zannediyor.

 Öyle mi?

 Gözleri parladı.

 Birleşmeyi kurtaran o.

 Artık paran var Tom.

 Yeni bir kravat bile alabilirsin.

 Beni neden görmek istedin?

 Orospu Meredith Johnson!

 Kahrolası Garvin!

 Ne oldu?

 İşi alamadım.

 Yeni başkan yardımcısı değil misin?

 Açıkladı mı?

 Bu bir sırdı.

 Onu başımıza getirmiş  orada oturup, ahkam kessin diye.

 Kimi?

 Meredith Johnson.

 O da kim?

 Bu ayrılmayı etkiler mi?

 Burası teknik bir bölüm.

 Yazılımı yelekten bile ayıramaz o.

 Bizden sakladığın ne?

 İşten atılmış bile olabilirim.

 Dışarısı nasıl, biliyor musun?

 Ayrılma işi ne olacak?

 Benim hakkımda bile bir şey söylemediler!

 Ayrılmayı ne bileyim!

 Özür dilerim.

 Hayatımın en kötü günü bu.

 Tamam mı?

 Kim bu kadın?

 Bırak tahmin edeyim: Çekici mi?

 Ne alakası var?

 Taş gibi göğüsler?

 Çekici.

 Evet, baştan çıkartıcı.

 Garvin’le yatıyor mu?

 Her şey anlaşılıyor.

 Ben lanetlenmişim.

 Hayatta sürpriz falan yok.

 Ne klişe!

 Bir klişe nasıl klişe oluyor sanıyorsun?

 ”Ölçülerin önemi yok” gibi mi?

 Benimkini öğrenmek ister misin?

 Tamam, artık biraz çalışabilir miyiz?

 Arcamax’la ilgili ufak bir sorunumuz var.

 Tasarım değil.

 Kodlama değil.

 Bir kadın, erkeklerin iki katı iyi olup, az ücrete çok iş yapmalıdır.

 Klişenin dik alası!

 Klişeler nasıl klişe oluyor ki?

 Bu çok tuhaf bir durum.

 Bu kadın hakkında hiçbir şey bilmiyoruz.

 Ben biliyorum.

 Onunla bir ilişkim olmuştu.

 Dalga geçiyorsun!

 Yıllar önceydi.

 Bir kiralık arabanın gördüğünden çok popo görmüşsün!

 Birkaç kadın daha al da, harem kur bari.

 Hayatını böyle kazanabilirsin.

 Doğru.

 Neden Tom değil de o kadın?

 Tom baştan çıkarıcı değil mi?

 Kadınlar ve erkekler farklıdır.

 Senin için pek fark etmez.

 Bakir olduğumu mu söylüyorsun?

 Bana ayrılma işini soruyordunuz, değil mi?

 Garvin, onun fikri olduğunu söyledi.

 Burada olmak ve İleri Ürünler Grubuyla birlikte olmak beni her zaman mutlu etmiştir.

 Kendimi buradaki insanlara yakın hissediyorum.

 Akraba gibi.

 Her zaman  Boş mu?

 sizin için çağdaş ve özgün bir lider olmayı istedim.

 Nasılsın?

 Terfi olamamana çok üzüldüm.

 Ben de senin için üzgünüm.

 Ne zamandır biliyordun?

 Gerçekten mi?

 O kadar uzun demek.

 Ne zaman bir kadını terfi ettirmek istesem  tabuları yıkmak istesem  hep aynı şey oluyor: ”Ama, Bob  Ama, Bob”  Kızımın ölümünden beri bunu çok sık düşünür oldum, eğer yaşasaydı  onun bir şirketi yönetmesi  çok olağandışı bir şey olurdu.

 Bu yüzden, bugünün benim için özel bir anlamı var.

 Size birleşme haberini verirken, aynı zamanda da  Seatle’daki İleri Operasyon ve Planlama Bölümünün  yeni başkan yardımcısının  Meredith Johnson olacağını bildiriyorum.

 İnanılır gibi değil.

 Teşekkürler, Bob.

 ışıklar, lütfen!

 İleri Ürün Grubu, son on yıldır, DigiCom’un kalbi durumunda.

 İleri Ürünler başından beri dört bölümden oluşmuştur: Burada daha fazla zaman geçirmen gerekecek.

 Oğlum üniversite birinci sınıfta.

 Böylece onu daha sık görebilirim.

 Bunun birleşmeyle ilgili olduğunu sanıyordum.

 Bu birleşme Garvin için çok önemli.

 Bir adama 100 milyon dolar verirseniz, şaşkın bir milyarder yaratırsınız.

 Yeni sıkıştırma algoritmaları, saniyede 60 kare hızında  tam çözünürlüklü dijital video olanağını  32 bit destekli platform bağımsız RISC işlemcileriyle bir endüstri standardı  Conley muhafazakar bir şirket.

 Meredith muhafazakar mı?

 Bilmem.

 Onu tanıdığını sanıyordum.

 Bilmediğin başka bir şey var mı?

 Bu teknoloji sayesinde  dinin ve devrimin söz verip de yerine getiremediği şeyi sunuyoruz: Fiziksel bedenden bağımsızlığı.

 Irk ve cinsiyetten, milliyet ve kimliklerden, zaman ve mekandan bağımsızlaşmayı.

 Cep telefonları ve el bilgisayarlarıyla  PDA ve fax modemlerle iletişim sayesinde  tümüyle sanal bir biçimde birbirimizle haberleşebileceğiz.

 Çok zekice, bölüm başkanlarına saygıda kusur etmedi.

 Konuşmasında onların adını anmadı.

 Bunun bir anlamı var mı?

 Eğer değişiklik planlıyorsa  Phil, değişiklik planlamadığını söyledi.

 Meredith’i bilirsin.

 Bir saniye.

 Bilmek zorundayım, işten çıkarıldım mı?

 Kulağına neler fısıldıyordu?

 Stephanie mi?

 Hiç.

 Oradan buradan konuştuk.

 Birden bire Stephanie’yle ittifak mı kurdunuz?

 Üniversitedeki oğlundan bahsediyordu.

 Kusura bakma, senden bahsedemedim.

 Önemli değil.

 Bütün gün doluyum, neden yedi gibi gelmiyorsun?

 Bir şeyler içer, iş konuşuruz.

 Harika.

 İyi şarabı ne kadar sevdiğini anımsıyorum.

 Bir şişe alırım.

 Neden seni yedide görmek istiyor?

 Arcamax’taki sorunlarla  ilgili olmalı.

 Conley soruşturmadan tartışmamız gerek.

 Seni taş gibi yapmıyor mu.

 Çünkü, anlarsın ya, ben kesinlikle uçuşa geçtim.

 Ya sen?

 Seninki de odun olmadı mı?

 Çok güzel bir kadın.

 Olanları size anlatırım.

 Sakın yapma.

 Her yirmi dakikada bir, şeyin kalkar.

 Bu fiziksel bir şey.

 Bu senin beynine kazınmış.

 Bununla savaşamazsın.

 Hem, ne diye savaşasın ki.

 Yaşa gitsin.

 Bundan on yıl sonra şeyinin kalkması için vinç gerekecek nasılsa.

 Seni ararım.

 Dakikaları sayacağım.

 Bütün gün nerelerdeydin?

 İşi alamadım.

 Hayır, dışarıdan birini getirdiler.

 Operasyondan.

 Ne söyleyebilirim?

 Çiğnediler beni.

 Ne söyleyebilirim?

 Disneyland biletlerini aldın mı?

 Hayır, biliyorum, ama adama söz verdim  Mohammed Jafar.

 Terfi için üzgünüm.

 Bir dahaki sefere.

 Çok teşekkürler.

 Bu gece yemeğe gelemeyeceğim herhalde.

 Ben de seni seviyorum.

 Hoşça kal.

 ŞİMDİDEN KALKTI, DEĞİL Mİ?

 Cevap gönderilemiyor.

 Göndericinin adresine ulaşılamıyor.

 Varlıkların satışı ile ilgili bir şey var mı?

 Kontratta mı?

 Bana bir iyilik yapar mısın?

 Alan, Brown 250’ye kadar çıkabilir.

 Sadece bunu yapalım.

 Bir kız için fena fikir sayılmaz, değil mi?

 İlk fırsatta konuşalım.

 Pahlmeyer ’91. Her yerde bunu arıyordum.

 Altımdaki oğlanların mutlu olmalarını isterim.

 Tebrikler.

 Teşekkür ederim.

 Arcamax dosyasını getirdim, görmek istersen  Resimlerini göster bana.

 Planları mı?

 Ailen.

 Yanında resimleri var, değil mi?

 Evet, tabii.

 İşte  Bu, Matthew.

 Bu, Eliza, Cadılar Bayramı’nda.

 Bu da Susan, çocuklarla.

 Buzdolabı hep dolu olan kadınlara benziyor.

 Doğum kilolarını atamadı.

 Buzdolabına benziyor demedim.

 Senin için sıcak bir yuva kurmuş, diyorum.

 Benim buzdolabımda şampanya ve bir tane de portakal var.

 Eliza çok tatlı, değil mi?

 Susan’a benziyor.

 Sınırlayıcı olmalı.

 Ne?

 Ev bark sahibi olmak.

 O kadar emin olma.

 Yine de, sabunu almak için  yere eğildiğinde, heyecanlanıp arkadan üstüne atlayamazsın onun.

 Hatırlıyor musun?

 Hatırlıyorum.

 Ve özlüyorsun.

 Bir sürü güzel tarafı da var.

 Tabii ki.

 Hayat, bir dizi değiş tokuş tan ibarettir.

 Elimdekileri değiş tokuş etmek istemem.

 Bunu yapmanı isteyen yok.

 Tam da bu yüzden sana güvenebilirim ya.

 Benden daha çok kaybedecek şeyin var senin.

 Sürücülerle ilgili problemleri konuşmamız gerek.

 Formunu çok iyi korumuşsun, Tom.

 Güzel ve diri.

 Teşekkür ederim.

 Artık her şey farklı.

 Sen benim patronumsun.

 Çok farklı şimdi.

 Tamam.

 Omuzlarımı ov, ben de senin problemlerini dinleyeyim.

 Özellikler ve arama hızı, 100 milisaniyeyi gerektiriyor.

 Prototiplerde var bunlar.

 Ama sürücüler 

Sürücüler burada mı?

 Çipten de olabilir.

 Soruma cevap ver.

 Çalışıyorum.

 Mercekleri yerleştiren kontrol çipleriyle ilgili olabilir.

 Şemaları göstereyim.

 Hayır, hayır.

 Ovmaya devam et.

 Problemi anlamıyorsun  Sürücüler sende mi?

 Arthur beş tane göndermiş  Telefon bağlamayın dedim.

 Bay Garvin arıyor.

 Bundan sonra kimseyi bağlamayın.

 Ben çıkabilir miyim?

 Tamam, Bayan Ross.

 Başka şeylerden bahsedeceğine  soruma cevap versene, cevabı bilmiyorsun, değil mi?

 Problemin ne olduğunu bilmiyorsun.

 Ama, ”Bilmiyorum”, diyemiyorsun  çünkü sana göre bu, kaybetmek demek.

 Beş para etmezsiniz.

 Siz erkekler!

 Conley’e ne söyleyeceksin?

 Onlara yalan söyleyemem.

 Prototiplerden bahset.

 Onlar çalışıyor.

 Olumlu şeyler üzerinde dur.

 Prototiplerle alakalı bir şey değil bu.

 Yapabileceğinden emin olmak isterler.

 Anlıyorum  Benim için çalışmak senin için bir sorun mu?

 Hayır.

 Selam, Bob.

 Zorlu günümün nasıl geçtiğini sormayacak mısın?

 Evet, başımı kaşıyamadım.

 Bir saniye, dosyaları alayım.

 Birleşme insanlarla ilgili, Arcamax’la değil.

 Bob ve benden çok memnunlar.

 Bir yıl içinde silinip gidecek bir CD ROM’la alakası yok bu işin.

 Sana sorarlarsa, bir şey bilmediğini söyle onlara.

 Bob, buradayım.

 O konuda müthiş bir fikrim var.

 Devam et.

 Lewyn, benim Sanders.

 Meredith’le sürücüleri tartışıyordum.

 Problemin tam olarak ne olduğunu  öğrenmeden, Conley’dekilere söyleme diyor.

 Yarın sabahki toplantının stratejisi bu olacak  İş başına!

 Bir saniye.

 Meredith, bekle biraz.

 Bu kadar kötü olan ne?

 Kötü değil, sadece  Haydi, hala fırsatımız varken  Hayır, hayır.

 Evet, evet  Bazı şeyler asla değişmez, bazı şeyler ancak daha iyi olur.

 Meredith, yapma.

 Neler yapardık hatırlıyor musun?

 Hatırlıyorum.

 Senle benden başka kimsenin bilmediği şeyler.

 Bütün sırlarımız.

 Sadece uzan, kendini bana bırak.

 Herhangi biriyle olabilirdim, ama seni seçtim.

 Artık bütün iktidar sende.

 Sende istediğim bir şey var.

 Bu sana kendini iyi hissettirmiyor mu?

 Durdurma beni.

 Haydi.

 Korkma, ısırmayacağım.

 Bırak istediğimi yapayım.

 Sen sadece uzan, bırak ben patron olayım.

 Dur bir dakika.

 Bekle biraz.

 Ne?

 Dinle, kimsenin bilmesi gerekmiyor.

 Kimseye zarar gelmeyecek.

 İki meslektaş arasındaki bir toplantı bu yalnızca.

 Bilgisayar işindeki sıkıcı günlerden biri sadece.

 Hayır, tatlım.

 Yapma!

 İşte.

 Düzülmek mi istiyorsun?

 Haydi, yap.

 İstediğin bu mu?

 Haydi!

 İstediğin bu, öyle mi?

 Sert kal, yeter.

 Tanrım!

 Seni yaramaz çocuk.

 Haydi, bebek.

 Haydi.

 Düz beni.

 Düz!

 Koy içine!

 Tanrım, halimize bak.

 İçime gir.

 Haydi.

 Yapamam.

 Haydi.

 Yapamam.

 Şimdi!

 Yapmayacağım.

 Şimdi!

 Böyle bırakamazsın!

 Haydi.

 Hayır.

 Kahretsin!

 Kamışını ağzıma soktun, şimdi ahlak krizine mi giriyorsun?

 Bu hiç olmadı, tamam mı?

 Eskiden hiç böyle değildin.

 Şimdi bir ailem var.

 Ailen seni aptala çevirmiş.

 Buzdolabındaki o şampanya şişelerini al da  kıçına sok.

 Orospu çocuğu.

 Buraya gel ve başladığın şeyi bitir hemen.

 Duyuyor musun beni?

 Duyuyor musun?

 Geri dön ve işi bitir, yoksa öldün demektir.

 Kahrolası, öldün sen!

 Kahretsin, pili bitmiş.

 Böylece, müşterinizin sorumlu tutulacağı, size bildirilmiştir  Geldiğini duymadım.

 Bir duş alacağım.

 -Öpücük yok mu?

 -İğrenç hissediyorum.

 Boş ver onları.

 Seni hak etmiyorlar.

 Bana bir bira verebilir misin?

 Sağ ol.

 Unutmadan, bana bir iyilik yapar mısın?

 Cebimin pili bitmiş.

 Tabii.

 Bütün gün dayandıklarını sanıyordum.

 Ben de.

 Meredith Johnson kim?

 Ne?

 Meredith Johnson.

 Sen gelmeden az önce aradı.

 Telefon mu etti?

 Evet, on dakika önce.

 Sabah 8 toplantısının 8:30’a kaydırıldığını söyledi.

 Kim bu kadın?

 Yeni başkan yardımcısı.

 O mu?

 Silikon Vadisi’nden getirdiler.

 Kaç yaşında?

 Bilmem.

 33 falan.

 Böyle bir mevki için genç biri.

 Onu tanıyor musun?

 Küstahın biri.

 Birleşmenin gerçekleşmesini sağlayan o oldu.

 Şimdi Garvin’in gözdesi.

 Nereden geliyor.

 Teknik geçmişi var mı?

 Hayır.

 Birleşmeyle birlikte her şey değişti.

 Bu dünyanın sonu değil ki.

 Yakında işi biter.

 O zaman senin kıymetini anlarlar.

 İşler bu kadar basit değil.

 Öyleyse, istifa et  sana böyle davranmalarına izin vermektense.

 Her şeyi kaybedebiliriz, hisselerimizi bile.

 Hisseler umurumda bile değil.

 Tam gün çalışırım.

 Ben ailemize bakabilirim.

 Yardım etmeye çalışıyordum.

 Bazen fazla iyi oluyorsun.

 Benim yerime savaşmanı istemiyorum.

 Şimdi, binadaki şanslı bir kız peşimden gelecek.

 Bunu hak ediyorum, ama kendine bir sor  neden bir erkek başka bir kadına gider?

 Evinde mutsuzdur çünkü.

 Yalnızdır.

 Ama bu senden önceydi, Fran.

 Bu işleri bıraktım.

 Neden Tshirt giydin?

 Hiç giymezsin.

 Bilmem.

 Biraz üşüyorum.

 Ne yapacaksın?

 Dişimi sıkıp, katlanacağım.

 Her zamanki gibi.

 Ve işlerin kötüye gitmemesini ümit edeceğim.

 Günaydın.

 Günaydın, Bob.

 Güzel bir takım.

 Kumaşı çok kaliteli.

 Dokunabilir miyim?

 Nedir bu?

 Yün mü?

 Biraz da viskon karışık.

 Bu yüzden pantolon böyle dökümlü.

 Spor yapıyor musun?

 Fırsat buldukça, Bob.

 Bu ara çok meşgulüm.

 Senden her zaman hoşlanmışımdır.

 Güç sende şimdi.

 İstediğim bir şey var sende.

 Dur biraz, Bob.

 SALI Bilgisayar, veri tabanından bilgileri alır  ve başlığa aktarılan, sanal bir ortam oluşturur.

 Kullanıcı, bu bant üzerinde yürürken  her tarafı dosya çekmeceleriyle dolu bir salonda yürüyormuş gibi hisseder.

 Kullanıcı durup, bir dosya açıp  içindeki verilere bakabilir.

 Lazer tarayıcılar, insansı uzam lama içindir.

 Büyüleyici!

 Harika, değil mi?

 Herkes nerede?

 15 dakika önce çıktılar.

 Don Cherry Koridor’da bir gösteri yapıyor.

 Toplantı, 8:30’da.

 Hayır, 7:30’da.

 Erkene alındı.

 Size haber verilmedi mi?

 Klasik bir bilgisayara girmek isteyen biri  bir veri dosyasından alınmış kendi fotoğrafını görecektir.

 Hey, sizi tanıyorum.

 Fotoğraf bana benziyor biraz, bunu kabul ediyorum.

 Şirket içindeki bir şaka.

 Ayrıca, sanal yardım da oluşturduk.

 Kullanıcıların, her zaman yardıma ihtiyaçları olur.

 Size yardım edecek bir melek yarattık.

 Koridora hoş geldiniz.

 Aynı yüz.

 Melek  bu çekmeceyi nasıl açabilirim?

 Melek ne diyor?

 Bu onların arasında.

 Koridor henüz bir ürün olarak piyasaya sürülmedi.

 Bu, sadece sanal gerçeklik teknolojisinin potansiyellerini  göstermek için düzenlediğimiz bir performans.

 İyi görünüyor.

 Bir saniye.

 Bu nedir?

 Sanırım, mali dosyalarınız.

 Kapatın şu kahrolası şeyi!

 Özür dilerim.

 Sistemin son halinde, girişleri kontrol eden güvenlikler olacak.

 Bize katılabildiğine çok memnun oldum.

 Hoş bir girişti, dostum.

 Gemi buz dağına mı çarptı?

 Meredith’le buluştuktan sonra beni arayacaktın.

 Onun ofisinden aradım seni.

 Mesaj bıraktım.

 Makinemde hiç bir şey yoktu.

 Bugün de geç kaldın.

 Neyse’ki Meredith tartışmayı götürdü.

 Hey, dostum, tele sekreterine not bıraktım ben, tamam mı?

 Kontrol et.

 Mesajımı almadın mı?

 Susan’a toplantının 8:30’a kaydırıldığını söylemişsin.

 7:30 dedim ben.

 Karın not almayı beceremiyorsa, bir telesekreter edin.

 Sıra sizde, Bay Sanders.

 Teşekkür ederim.

 Hoş geldiniz.

 Herkes burada bugün.

 Meredith, Arcamax’a yüklenmemizi istiyor.

 Sizin de fikrinizi almak isteriz.

 Meredith bazı sorunlar olduğunu söyledi.

 Çizim masasına geri dönmek zorunda kalınabilirmiş.

 Eğer Meredith’e böyle bir izlenim bıraktıysam üzgünüm.

 Üretime geçebileceğimizden eminim.

 Sürücülerin kaçı özellikleri karşılıyor?

 Rakamlar yanımda değil.

 Meredith, bandın @@@29’da çalıştığını söyledi.

 Aşağı yukarı doğru mu?

 Arama hızı, çok yavaş.

 Ekran titriyor.

 Değil mi?

 Evet.

 Birleşme kapıdayken, bunu haber vermiş olmanız gerekmez miydi?

 Birleşme, bir yıl içinde silinecek bir CD ROM’la ilgili değil.

 İnsanlarla ilgili.

 Bir yıl içinde siliniyor mu?

 Arcamax’ın vaat ettikleri  bu birleşmenin merkezi bir faktörüdür.

 Yanılıyor olabilirim.

 Tom, sürücülerle ilgili sorunun ciddi olduğunu söyledi.

 Çok ciddi değil.

 Üstünü örtmeye çalışma.

 Hiç bir şeyi örtmüyorum.

 Bize en kötü olasılığı söyle.

 Çizim masalarına geri dönersek, bu bizi 9 ay geciktirir.

 Dokuz ay mı?

 Meredith altı hafta demişti.

 Kimse böyle bir şey istemez, ama bunun yararı da olabilir.

 Bir sorun mu var?

 Bu engizisyon değil.

 Dişim çekiliyormuş gibi hissediyorum.

 John yalnızca hatlardaki problemin ne olduğunu öğrenmek istiyor.

 Dürüst olmak gerekirse, bilmiyorum.

 Bir saniye.

 Siz Üretim Bölümü Başkanısınız.

 Arcamax’tan sorumlusunuz.

 Onunla ilgili problemler var  onarılması dokuz ay sürecek, bence bir yılı bulur bu.

 Ve siz  ”Bilmiyorum” mu diyorsunuz?

 Lanet olsun!

 Lanet olsun!

 Tanrım!

 Tam da görmek istediğim adam.

 Meredith’le bu iş yürümez.

 Bu çok açık.

 Defterimi dürdü.

 Gördüm.

 Defterimi dürdü kadın.

 Otur.

 Neden?

 Ne yaptım ben?

 Lütfen, otur şuraya.

 Meredith bana akşamki buluşmanızdan bahsetti.

 Ne?

 Ne dedi?

 Meseleyi şirket içinde halletmek istiyor.

 Böylesi en iyisi.

 Senin için endişeleniyor.

 Dur bir dakika.

 Ne söyledi sana?

 Açık açık söylemedi ama, cinsel tacizde bulunmakla suçluyor seni.

 Ona cinsel tacizde mi bulunmuşum?

 Sen ne derdin bunun adına?

 Üzerime atladı.

 Üzerine mi atladı?

 İnkar ediyorsun.

 Tipik.

 Neredeyse bana tecavüz edecekti.

 Yardıma ihtiyacın var, Tom.

 Sorumluluğu kabul etmelisin  Buna ne dersin?

 Nesi varmış?

 Kadın kendini savunmuş.

 Kendini mi savunmuş?

 Bu kadın ikimizin de tozunu attırır, oğlum!

 Sana farklı gelmiş olmalı.

 Ben onu taciz etmedim.

 O beni taciz etti.

 Bir kadının bir erkeği taciz ettiğini hiç duymadım.

 Burada ne yapıyorsun, sen?

 Arkadaşın olarak buraya geldim.

 Arkadaş mı, kıçımın kenarı.

 Garvin olanları öğrenince, kıçına tekmeyi yiyeceksin.

 Ben diyorum ki, sessizce halledelim bu işi.

 Meredith de bunu istiyor.

 Çabuk ve sessiz halledelim.

 Karının öğrenmesini mi istiyorsun?

 Nasılsa er ya da geç söylememiz gerekecek.

 Her şeyi öğrenecekler, gazetelerin baş sayfalarına geçecek!

 Yeni bir yaşam kurmak için bir fırsat vermek istiyorum sana.

 Aileni bu pisliğe bulaştırma.

 İşini kurtar.

 Yatay bir terfi olacak tabii ki.

 Yatay demekle, başka bir bölümü mü kastediyorsun.

 Burada kalamazsın.

 Çok korkmuş.

 Bu bölümden ayrılmıyorum.

 10 yılımı verdim buraya.

 Ben kurdum burayı.

 Ayrılma işi başladı bile  Seni Austin’e düşünüyoruz.

 Austin mi?

 Anlattıklarını söyledim ona.

 Tam tersi oldu diyor.

 Kadının onu taciz ettiğini söylüyor.

 Ne?

 İnkar mı ediyor?

 Bilirsin, erkekler hep böyle yapar.

 Çıldırmış mı?

 Austin’e transfer önerdim.

 Austine mi?

 Bu bir ördeğin tencereye atlaması gibi bir şey.

 Bu iş için f azla zeki o.

 Umalım da başka şansı olmadığını görecek kadar zeki olsun.

 İlgilen bu işle.

 Her an patlamaya hazır bir bombanın üzerinde oturuyoruz.

 Meredith birleşme için çok önemli.

 Bir seks skandalına bulaşmasını istemem.

 100 milyon dolara da elveda diyemem.

 Anladın mı?

 Anladım, Bob.

 Seattle Posta Servisi.

 8 Mart 93.

 Sayfa 3.

 BİR DOST

 ”BİR DOST” kim?

 Milyon dolarlık cinsel taciz davası

A VUKAT :

”Bu tür bir davranışa hiç tolerans gösterilmemeli”.

 10. kat.

 Koridorun sonunda, sağda.

 Hiç tanık yok mu?

 Sekreteri o gece erken çıkmıştı.

 Ofisin dışında bir temizlikçi kadın vardı.

 Ne duydu bilmiyorum.

 Olanları birine anlattınız mı?

 Evet, bu sabah.

 Şirketin tepkisi ne oldu?

 Ona inandılar.

 Austin’i sattıklarını duydum.

 Mesele şu ki, eğer Austin’e gidersem her şeyimi kaybederim.

 Hisselerim, uğruna çalıştığım her şey.

 Olaydan sonra birini aradınız mı?

 Hayır.

 Karınıza anlattınız mı?

 Tanrım!

 Neden?

 Onun üzülmesini istemedim.

 Bu duruma düşmüş olmaktan suçluluk duyuyorum.

 Bayan Johnson’ın fiziksel özelliklerini nasıl tarif ederdiniz?

 Çok güzel bir kadın.

 New Mexico Güzeli seçilmişti.

 Onu öptünüz.

 Evet.

 Sonra şey yapmaya başladı  okşamaya.

 Nerenizi okşuyordu?

 Şey 

Penisinizi mi?

 Evet.

 Sonra?

 Bu konuyu konuşmak beni rahatsız ediyor.

 Bir kadın olduğum için mi?

 Bu bir oyunmuş gibi davranıyorsunuz.

 Neden buradasınız?

 Seçeneklerimi öğrenmek istiyorum.

 Seçenekleriniz?

 Ona karşı cinsel taciz davası açıp açamayacağımı bilmek istiyorum.

 Bunun için, New Mexico güzeliyle  yalnız kaldığınız halde ona ”hayır” dediğinize jüriyi ikna etmeniz gerek.

 Cinsel taciz  seksle alakalı bir şey değildir.

 Güçle ilgili bu.

 O güçlü  siz değilsiniz.

 Dava açarsanız, bilgisayar alanında bir daha iş bulamazsınız.

 Dava açmayıp, Austin’e gidersiniz.

 Dava açmazsanız, dedikodu olarak kalır.

 Dava açarsanız, size kimse inanmaz.

 Açmazsanız, karınız inanmaz.

 Dava sonuçlanana kadar 3 yılınızı cehenneme çevirirler.

 Ve bu ayrıcalık size, minimum 100 bin dolara mal olur.

 Bunun bir oyun olduğunu mu düşünüyorsunuz, Bay Sanders?

 Onlar için bir oyun bu.

 Kaybetmekten hoşlanır mısınız?

 Meredith’in istediği bu.

 Halletmek, çabuk ve sessiz.

 Dava açmak istemediğini söylüyorlar.

 Neden?

 Beni suçladı.

 Neden duruyor?

 Neden dava açmıyor?

 Meredith yasal yollara baş vurmuyor  çünkü bunu yapamaz.

 DigiCom, Conley White’la birleşecek.

 Bunun Cuma günü olması bekleniyor.

 Bizim de en az onlar kadar muhafazakar olduğumuzu düşünüyorlar.

 Bir skandal olursa Conley, Demir Lady’yle yatar, Cicciolina’yla kalkar.

 Garvin 100 milyon dolarından olur.

 Bu adamı davacı yapabiliriz, sanıyorum.

 Hayır, potansiyel davacı.

 Dava açmam gerekmez, sadece tehdit ederim.

 Çok tehlikeli bir oyun bu.

 Oynamaya hazır mısınız?

 Canları cehenneme.

 Şimdi aynı dili konuşuyoruz.

 Üç gün boyunca  bu bomba patlayacak yer arayacaktır.

 Ve sizi kıstıracaklar, Bay Sanders.

 Güvenliği çağırın.

 Kaldırımdan aşağıya atın onu.

 Tarafsız görünmeliyiz.

 İşinde kalsın, maaşı ödensin.

 Tom Sanders’i ben yarattım.

 Kim oluyor da bana dava açıyor o.

 Cinsel taciz, Yedinci Maddede.

 Meredith’i kovmazsak, İnsan Hakları Komisyonu’na baş vuracakmış.

 Bunu yaparsa, kamuoyuna yansır.

 O zaman anlaşmaya veda ederiz.

 Bunu biliyoruz, o da biliyor.

 Bize şantaj yapıyor.

 Burası Amerika, lanet olsun!

 Adalet sisteminin benim gibi insanları koruması gerekir.

 Durum iyice kötüleşiyor.

 Avukatı  Catherine Alvarez.

 Harika.

 Olayın basına yansıması için elinden geleni yapacaktır.

 Uzlaşma önerisinde bulunacağım.

 Sessizce halledelim.

 Uzlaşma mı?

 Onun takımlarını kopartmanı istiyorum.

 Uzlaşma mı yoksa anlaşma mı?

 Kabul etmesini umuyorum.

 Alvarez yapmamasını söyleyecektir.

 Kabul edecek.

 O da basına yansımasını istemez.

 Aşırı yüklendik adama.

 Kaybedecek bir şeyi kalmadı.

 Sahi mi?

 Hala karısına söylemedi.

 Nereden biliyorsun?

 Sanders’i tanıyorum, unuttunuz mu?

 Sırları sever.

 Aşağıda olacağım.

 Neredeydiniz?

 Sürücüleri söküyorlar.

 John Levin aradı.

 Sematach’tan John Levin mi?

 Önemli olduğunu söyledi.

 Neden bu sabah gelmemişler?

 Susan yardım yemeği için aradı.

 Onu ara ve  İptal etmeye kalkmasın dedi.

 Bilet paralarını Lewynler vermiş.

 7:30’da orada olurum.

 Bana bir gömlek ve bir ceket getirmesini söyle.

 Her şey yolunda mı?

 Her şey yolunda, sağ ol.

 Arthur’u öldüreceğim.

 Cumaya kadar bunu halletmeliyiz, sen sürücüleri daha yeni mi aldın?

 Arthur ne yapıyor orada?

 Artık bütün yaptığı, herkese Hindistan cevizi dağıtmak.

 Müdür mü hostes mi bu adam?

 Sana da ceviz verdi mi?

 Onu yavaşlatan ne?

 İşte.

 Sana bir şey göstereceğim.

 Arthur haklıymış.

 Kontrol çiplerinde bir uyumsuzluk problemi var.

 Virüs mü?

 Don Cherry virüs kontrolü yapmıştı Arcamax’a.

 Virüs yok.

 Üretim hatası mı?

 Ne yapıyorsun?

 Bu çok hassas bir elektronik parça, kamyon değil.

 Çok mu kötü?

 Bunlardan 4 bin tane var elimizde.

 Hepsini atmam mı gerekecek?

 Sıcak mühürlü paketler içinde 10 tane göndermesini söylemiştim.

 Bunlar geldi.

 Elinden geleni yap.

 Anlayamıyorum.

 Prototiplerde hiçbir sorun yok.

 Üretimde dökülüyorlar.

 Bay Garvin sizi görmek istiyor.

 Kimseye söylemeyin dedi.

 Catherine Alvarez ikinci hatta.

 Sağ ol.

 Kapıyı kapatır mısın?

 Nasılsınız?

 Anlaşmayı kabul edin.

 Ben de ortaya çıkmasını istemiyorum.

 DOMUZ Yanıt gönderilemiyor.

 Göndericinin adresi bilinmiyor.

 Bir hafta içinde halledebilirsek, karımın duyması gerekmez.

 Üzgünüm  Sistem operatörü yetkiniz yok.

 Karıma söylemek istemiyorum.

 Mecbur kalmadıkça üzülmesini istemem.

 yetkileri göster  erişim yetkileri: Önceki seviye: 5 (Sysop) Şu anki seviye: 0 (Giriş) Bir dakika.

 Ne oldu biliyor musunuz?

 Bilgisayarımı kilitlemişler, bütün dosyalarımı silmişler.

 Sanırım, başlıyoruz.

 Girin.

 Rahatsız etmiyorum ya?

 Kesinlikle hayır.

 Aşağıya mı?

 Benden korktuğunu söyleme.

 Böyle olmasını istemezdim.

 Tabii, şimdi sevişiyor olabilirdik.

 Seni dostum olarak düşünüyorum.

 Kes artık şunu!

 Blackburn’ü aradın  Önce harekete geçmek için.

 Bu kartı oynayacağını biliyordum.

 Ben kağıt oynamıyorum.

 Sen  Alarm!

 Bu bir oyun değil.

 İyi bir işin olabilirdi, ayrılma sayesinde milyoner olabilirdin.

 Eğlenirdik.

 Bunlara gerek yoktu.

 Anlamıyorsun.

 Zavallı Sanders.

 Kiminle dans ettiğin hakkında en ufak bir fikrin yok.

 Her zamanki gibi.

 Yarın bu saatlerde, keşke Austin işini kabul etseydim diyeceksin.

 Bakalım, göreceğiz.

 Bakalım.

 Eliza’ya şişko bir Barbie alsam mı acaba?

 Mattel şişko Barbie yapıyor mu?

 Adı, ”Şen Barbie” ”Şen Dul Ken”le iyi gider mi dersin?

 Ciddiyim.

 Hangisi daha aşağılayıcı?

 Evet, lekelenmiş bir Barbie.

 90 60 90’lık erkek estetik anlayışı.

 Kadınlar eziliyor.

 Kadınlar eziliyor mu?

 İntihar edenlerin @@@80’i erkek.

 Kalp krizinden kırılanlar da onlar.

 Yeterince sağlam değilsiniz.

 Kusura bakma.

 Savaşan bizleriz.

 Savaşları siz başlattınız.

 Üzgünüm.

 Benim intihar destek hattım yok.

 Meredith meselesine alışmışsın.

 Onunla alakası yok.

 Bugünün dedikodusu ne?

 Bir zamanlar erkek miymiş?

 Ona anlat.

 Ona neyi anlatayım?

 Hepimizin en az senin kadar çok çalıştığını  ama senin, ağzına edildiği için, birleşmeyi havaya savurduğunu.

 Ne oldu?

 Bunu sana kim söyledi?

 O kadar basit değil.

 Milyonlar kaybedeceğim fikri, göğsümü daraltıyor.

 Bu hayatımın şansıydı.

 NBA tarafından keşfedilmeye benzemez.

 Ne oldu?

 Kim bilir?

 Eski bir sevgili, bir şişe şarap, geç saatte bir toplantı  Boşlukları doldur.

 Sağ ol, ahbap.

 Bir adamla otel odasında içip, TV seyredeceklerini sanan kadınlar gibisin.

 Daha kafadan sakat ola bilinir mi?

 Bilesin diye söylüyorum, Mark; Tom bana her şeyi anlattı.

 Olan biten her şeyi.

 Onu yüzde yüz destekliyorum.

 Bu çok hoş, ama sanırım  Tartışmayalım bunu.

 Akşamın tadını çıkaralım.

 Bir şeyler olmuş, işte.

 Seviştiniz mi?

 İyi düşün.

 Çünkü eğer yalan söylersen  Hayır, hayır dedim.

 Beni öptü, pantolonumun fermuarını açtı, ve, ve,  Sonra?

 Hepsi bu.

 Nasıl o kadar ileriye gidebildi?

 Onu tahrik ettiğimi mi düşünüyorsun?

 Eli, pantolonunun içinde miydi?

 Hiçbir şey olmadı.

 Nasıl oldu?

 Sonra, beni cinsel tacizle suçladı  O mu seni taciz etti?

 Bana inanmıyor musun?

 Mark sana inanmıyor.

 Onun aklı fikri hisselerinde.

 Arkadan bıçaklamaya kalkıyor.

 Herkes senin Cindy’le bir ilişkin olduğunu biliyor.

 İlişkimiz yok.

 Bunun olmasına nasıl izin verdin?

 Hiç bir şey olmadı?

 Bir şeyler olmuş ama.

 Eski sevgililerinden biri o.

 Neden şaşırıyorum ki.

 O klüp, telefon rehberi kadar kalabalık.

 Sana söyleyecektim.

 Benim dışımda herkes biliyor, iğrenç!

 Kimse bilmiyor.

 Ne kadar safsın.

 Tabii ki biliyorlar.

 Ben eski kafalıyım.

 Astlarımla bile tokalaşırım.

 Ben hallederim bu işi.

 Tanrım.

 Nasıl bir kadın bu?

 Çekici.

 Birle on arasında kaç verirsin?

 Sekiz.

 Dokuz.

 Şirket ne diyor bu işe?

 Beni Austin’e transfer etmek istiyorlar, terapiye falan gitmemi de.

 Austin mi?

 Oraya gitmiyorum.

 Austin’e taşınmıyoruz.

 Dava açacağım.

 Ne için?

 Cinsel taciz.

 Yarın bir görüşmemiz var.

 Bana ne zaman söyleyecektin?

 Bu harika işte.

 Karın olmadan mı çıkacaktın ortaya.

 Ben hallederim.

 Çıldırdın mı?

 Seni mahvedecekler.

 O kadar ileriye gitmez.

 Hayatımızı mahvedecek bu.

 Kahrolası kişisel bir intikam yüzünden, kovulmalar, dedikodu, avukat parası  Aşağılık bir olaya karıştığını kimse unutmayacak.

 Avukatın var mı?

 Catherine Alvarez.

 Harika.

 Ne zaman televizyona çıkıyoruz?

 Ama bu senin başına gelseydi 

Bilsen kaç defa başıma böyle şeyler geldi!

 Bunun olduğunu asla söylemedin 

Ne kadar bencilsin.

 Senin başına gelmedikçe hiçbir şey umurunda değil.

 Bir şey söylemeliydin.

 Kadınların hep yaptığını yapıyorum.

 Dayanabilirim.

 Şimdi, yarın oraya git ve bu işi hallet.

 Tamam.

 Çenemi kapatıp, onu düzeyim, öyle mi?

 Özür dile ve işine geri dön.

 Özür dilemek mi?

 Çocuklar uyuyor.

 Dur bir dakika, daha iyi bir fikrim var.

 Neden her şeyi kabul etmiyorum?

 Hepinizin şikayet edip durduğu o iblis erkeklerden olur, önüme geleni düzerim.

 Tom, kes artık.

 Gel buraya, sana hükmetmek istiyorum.

 Onu korkutuyorsun.

 Çıldırıyorum!

 Çocuklar!

 Bakıp, koruduğum evlatlarım.

 Karımla arama girsinler, sürgüne yollasınlar, işimden etsinler  ve evimizi elimizden alsınlar.

 Ben de onlardan özür dileyeyim, öyle mi Susan?

 Bana tecavüzcü diyorlar ve ben onlardan özür dileyeceğim.

 Şaka mı bu?

 Cinsel taciz, güçle ilgili bir şey.

 Ben ne zaman güçlüydüm?

 Ne zaman?

 Meredith Johnson hakkındaki her şeyi biliyorsunuz.

 Unutun onu.

 Sorunu çözün.

 BİR DOST

ÇARŞAMBA

Günaydın, ben Yargıç Murphy.

 Bu bir uzlaşma duruşması.

 Duruşmalar gizli tutulacak.

 Medeni ve kibar olmanızı rica ediyorum.

 Amacımız, anlaşmazlığın karakterini  ve en iyi nasıl çözülebileceğini belirlemeye çalışmak.

 Taraflar, ilk önce Bay Sanders’ın konuşması  ve Bay Heller’ın sorularını yanıtlaması konusunda anlaştılar.

 Sonra Bayan Johnson söz alacak ve Bayan Alvarez’i yanıtlayacak.

 Sorusu olan var mı?

 Başlayalım artık.

 Cep telefonum yanımdaydı, o Bay Garvin’le konuştuğu sırada.

 Ben de, görüşmemizin özetini vermek için Mark Lewyn’i aradım.

 Sonra size mi yaklaştı?

 Evet.

 Elimden telefonu aldı ve beni öpmeye başladı.

 Nereden?

 Kulağımı öptü  boynumu  ve dudaklarımı.

 Dilini ağzıma soktu.

 Durmasını söylediğinizde, durdu mu?

 Hayır.

 Pantolonumun fermuarını açtı  ve penisimi okşamaya başladı  Ereksi yon oldunuz mu?

 Evet.

 Sonra, yere çöktü  ve  penisimi ağzına soktu.

 Boşaldınız mı?

 Bileklerinden yakaladım onu.

 Yere savurdum.

 Sonra da gitmek istedim.

 O zaman Bayan Johnson ne yaptı?

 Beni tehdit etti.

 ”Sen bir ölüsün artık”, dedi.

 Ertesi gün, Bay Blackburn  ona cinsel tacizde bulunduğumu söylediğini söyledi.

 Bay Heller?

 Bay Sanders, bir mola ister misiniz?

 Hayır, iyiyim.

 Şarap, Bayan Johnson’ın fikriydi mi demiştiniz?

 Evet.

 Ama Bayan Johnson’la birlikte yaşadığınız sırada  Napa Vadisi’ne yaptığınız yolculuklarda şarapları birlikte keşfetmez miydiniz?

 Evet.

 Romantik yolculuklardı, değil mi?

 Evet.

 Ama ofisindeyken romantik bir şeyler beklemiyordunuz.

 Yemekten sonra, Meredith’in  sizi taş gibi yaptığı hakkında  arkadaşlarınızla konuştunuz mu?

 Başka biri söylemişti bunu.

 ”Taş olma”, argoda ”ereksiyon” anlamında kullanılmıyor mu?

 Ereksiyon olmak konusunda  bir sohbet yaptınız mı?

 ”Taş olma” lafı geçti mi?

 Evet, ama ben söylemedim o kelimeyi.

 Ama güldünüz.

 Evet.

 Öyleyse, hoş gördünüz.

 Zararsız bir şeydi.

 Zararsız bir şeydiyse  neden bugün buradayız, öyleyse?

 Yani, sadece  erkek geyiği yapıyorduk.

 Ereksiyonlarınız hakkında mı?

 Tamamen değil, hayır.

 Böylesine cinsel sohbetler yaptığınız halde, sonrasında  seksi düşünmediğinize inanmamızı mı bekliyorsunuz?

 Kesinlikle.

 Bayan Johnson’la eski ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

 Cinsellik yoğun muydu?

 Nasıl tanımlamam gerektiğini bilmiyorum.

 Her gün?

 Bazen günde iki defa?

 Halka açık yerlerde seks.

 Ters ilişki.

 Porno filmler seyretmek.

 Vibratör ya da başka mekanik aletler.

 Bazen kanepede oturur, televizyon seyrederdik.

 Tekrar karşılaştığınızda, onu cinsel bir obje olarak görmüyordunuz, öyle mi?

 Artık sizin patronunuz, öyle değil mi?

 Bu doğru.

 Görüşmeniz sırasında ereksi yon olduğunuzu kabul ediyorsunuz.

 Üstünü çıkarmıştı.

 İstem dışı bir refleksti.

 Refleks.

 Jinekologu da göğüslerini muayene ederken ereksiyon oluyor mu sizce?

 Bu tamamen farklı bir şey.

 Penisinizi onun ağzına koyduğunuzu kabul ediyorsunuz.

 O koydu.

 Evet, unutmuşum.

 Siz karşı koydunuz.

 Bay Sanders, oldukça fantastik ifadeniz sırasında  doğru sinyali veren tek bir an vardı.

 Aynen söylediğiniz gibi aktarıyorum: ”Kızgındım. ”

Köşeye itilmiş hissediyordum, dediniz.” Doğru.

 Gerçek şu ki, bütün gün böyle hissettiniz.

 Bir terfi bekliyordunuz, ama işi o aldı.

 Buna kızmıştınız.

 Bu işi hak ettiğimi düşünüyordum.

 Bu kızgınlıkla gittiniz onun ofisine.

 Kimin patron olduğunu gösterecektiniz ona.

 Bu doğru değil.

 Bayan Johnson’la akşam 7’deki buluşmanızı karınıza anlattınız mı?

 Bir toplantım vardı ve eve geç gitmiştim.

 Gecikeceğinizi mi tahmin etmiştiniz?

 Hayır.

 Ama eğer eve daha erken gitmiş olsaydım karım şaşırırdı.

 Demek karınıza yalan söylemek adetiniz?

 Yalan söylemedim.

 Karınızı aradığınızda, ona Bayan Johnson’ın  eski sevgililerinizden biri olduğunu söylediniz mi?

 Eve gittiğinizde, neler olduğunu ona anlattınız mı?

 Hayır, unutulup gideceğini düşünmüştüm.

 Bu işten paçanızı sıyıracağınızı mı umuyordunuz?

 Bu işin kolaylıkla halledilebileceği yanılgısına kapılmayın.

 Hepsi bu kadar.

 Başka sorum yok.

 Fotoğrafları görmek istedim.

 Düşündüm ki, böylece  aramızdaki şeylerin değişmiş olduğunu anlar.

 O fotoğraflar yanınızda mı?

 Dosyam için fotokopilerini almak istiyorum.

 Devam edebilirsiniz.

 Karısının doğum sonrası kilolarından kurtulamadığını anlattı bana.

 Çok güzel çocukları varmış  ama ona kendini yaşlı hissettiriyorlarmış  beni görünce genç olmanın nasıl bir duygu olduğunu hatırlamış  evlilik, değiş tokuş tan başka bir şey değilmiş.

 Devam edin.

 Sekreterim, Bayan Ross, evine gitmek için izin istedi.

 Kalmasını istiyordum aslında, ama vicdanım el vermedi.

 Yeni işime hazırlanırken haftalar boyu geç saatlere kadar tutmuştum onu.

 O sırada Bay Sanders neredeydi?

 Omuzlarımı ovmaya başlamıştı.

 Siz de buna izin verdiniz, öyle mi?

 Rahatsız olmuştum, ama  nasılsa toplantı bitince gider diye düşündüm.

 Sonra sizi öpmeye mi kalkıştı?

 Hayır, Bay Garvin aradı, sonra Tom’un yanına döndüm  ve toplantı bitti, dedim, o zaman beni öpmeye başladı.

 Onu engellemeye çalıştınız mı?

 Evet.

 Onunla boğuşuyor ve durmasını söylüyordum.

 Ama durmadı.

 Fiziksel olarak size saldırdı mı?

 Evet.

 Saçlarımdan yakaladı beni  ve zorla dizlerimin üzerine çöktürdü.

 Ve  Penisini  ağzınıza soktu, öyle mi?

 Bunları konuşmak beni çok rahatsız ediyor.

 Biraz su ister misiniz?

 Teşekkür ederim.

 Penisini ağzıma soktu  ve dedi ki, ”seni ” Sizi düzeceğini mi söyledi?

 Kullandığı kelimeler bunlar mıydı?

 ”Düzülmek ister misin?”, dedi.

 Sonra elini uzatıp külotumu yırttı.

 O zaman ne yaptınız?

 Beni iskeleye itti, dizlerimin üzerindeydim, kasıklarının hizasında.

 Ve böylece mi bitti?

 Çok tuhaftı.

 İçgüdüsel olarak kaçmam gerekirdi, ama kızmıştım.

 Ona bağırmaya başladım.

 Küfürler ettim.

 Öldürmekle tehdit ettim.

 Sadece bağırıyordum.

 Nasıl tepki gösterdi?

 Yaptığını anlamış görünüyordu.

 Pantolonunu çekti ve gitti.

 Sonra birilerini aradınız mı?

 Hayır.

 Ne yapacağımı bilmiyordum.

 Bütün gün, benim bir suçum var mıydı  diye düşünüp durdum.

 Ertesi gün mü rapor ettiniz?

 Evet.

 Ama yasal işlem başlatmadınız.

 Neden?

 Phil Blackburn’le konuştum.

 Tom’un arkadaşı olduğunu biliyordum.

 Tom’un evliliğini ya da kariyerini  mahvetmek istemiyordum, ama artık birlikte çalışmamız imkansızdı.

 Korku içinde yaşamak zorunda kalırdım.

 Burada oturmaktan bile korkuyorum.

 Başka sorum yok.

 Bayan Alvarez.

 Bayan Johnson, bir şeyi netleştirmek istiyorum.

 Şarap fikri Bay Sanders’tan mı geldi?

 Evet.

 Ama siz satın aldınız.

 Yardımcım Bayan Ross’u gönderip aldırttım.

 O öğleden sonra mı?

 Markasını belirttiniz mi?

 Chardonnay almasını söyledim.

 Tom’un beyaz şarap sevdiğini biliyordum.

 Napa’ya yaptığımız o yolculuklarda amatör bir şarap eksperi gibiydi.

 İyi şaraptan çok etkilenirdi.

 Evet.

 Şarabı hatırlıyor musunuz?

 Hayır.

 91 Phalmeyer.

 Doğru.

 Sekreterinizin şarabı nereden aldığını biliyor musunuz?

 Herhalde civardaki bir şarküteriden almıştır.

 Seattle’daki hiç bir şarküteride  o marka şarap satılmadığını söylersem şaşırır mıydınız?

 Bayan Ross çok beceriklidir.

 Çok becerikli mi?

 Bu tür bir şarabı, Seattle’da, 800 km içinde bulmak mümkün değil.

 O şişeyi nereden aldığına dair en ufak bir fikrim yok.

 Bayan Johnson, üç hafta önce Bayan Ross’a  bu görüşme için, bir şişe 91 Phalmeyer istediğinizi  söylediğiniz doğru, değil mi?

 Doğru değil.

 Ve şarabı bulamadığında ona dediniz ki  Neredeydi o not?

 Öylesine profesyonel bir tonu var ki!

 İşte.

 ”Eğer şarabı bulamazsanız  ”yerinize başka birini bulun.”

Bayan Ross’un ifadesini mi aldınız?

 Evet, aldım.

 Bayan Johnson  Gerçek şu ki, Bayan Ross’un kişisel sorunları var.

 İçki problemi var.

 Kendini daha önemli göstermek için hikayeler uyduruyor.

 Bn. Ross’a Tom’la öğle yemeğinde konuştuktan sonra  bir şişe şarap almasını söyledim.

 Belki de evinde vardı o şarap.

 Belki de şarap mahzeni vardır.

 Başka soru?

 Hayır, şimdilik yok.

 Sanırım, bir ara vermenin tam zamanı.

 Meredith hakkında bilgi topladım.

 Buna inanmayacaksın, belki de inanırsın.

 Alan bana bir liste verdi, hiç birini ispatlayamayız.

 Sevişmediğinizi söylemiştin.

 Sevişmedik.

 Onunla seks yapmadım.

 Ne oluyor Tom?

 Sigarayı bırakmaya mı çalışıyor?

 Doğruyu söylüyorum.

 Bunu nasıl yapabildin?

 O yaptı.

 Mesele de bu zaten.

 Bu kadınla yalnız görüştün.

 Şarap içtin, masaj yaptın ve onu öptün.

 Sonra da seks olmayan seks var.

 Külotunu yırtmışsın.

 Bunlar gerçekler.

 Yani?

 Sen istemeseydin olmazdı.

 Köşeye sıkışmıştım.

 Olmasına sen izin verdin!

 Hayır, vermedim!

 Nasıl yaptın bunu?

 Nasıl bu kadını hayatımıza soktun?

 Dinle.

 Beş yıl içinde, altında çalışanlardan on kişi transfer edilmiş.

 Hepsi erkek.

 Kaza geliyorum demez!

 Anlıyor musun?

 Evet ama hiçbiri konuşmaz, böyle bir duruşmaya çıkaramayız onları.

 Bir şeyler yemek ister misiniz?

 Çalışmam gerek.

 Ya siz?

 Acıktınız mı?

 Nasıl gidiyor?

 Evli misiniz?

 ”Chandler, Hogue ve Alvarez”.

 Chandler’la evliyim.

 Patronunuzla mı evlendiniz?

 Cinsel taciz vakası.

 Evet demeden önce 5 kez yemeğe çıkardı beni.

 Bugün, hayır desem, bir daha sormaya asla cesaret edemez.

 Tom, sizin avukat olduğunuzu söyledi.

 On yıldır.

 Rolleri değişelim.

 Ne düşünüyorsunuz?

 Bu işlerden pek anlamam.

 Doğru söylüyor olabileceğinden korkuyorsunuz.

 Evet.

 Ne yaptıysa, zayıflığından yaptı.

 Pek teselli etmiyor, değil mi?

 Tom’la ilişkinize müdahale edecek değilim  ama kuralları ihlal eden o, ve bu çok şey fark ettirir.

 Bayan Alvarez, 48 saat önce kocamın penisi başka bir kadının ağzındaydı.

 Yasalarda, bununla başa çıkmama yarayacak bir şey olduğunu sanmam.

 Ne zaman geldi bunlar?

 Bir saat önce.

 Conley’lerin kullanması için Garvin Koridoru otele göndertti.

 Otelde mi şimdi?

 Evet.

 Conley ahalisi dün epey eğlenmişler onunla  Sürücüler konusunda bir gelişme var mı?

 Sana güveniyorum.

 Bir şeyler seziyorum ama.

 Nedir?

 Bilmiyorum.

 Anlatsana.

 Bilmiyorum.

 Seni de satın aldı, değil mi?

 Ne bekliyordun ki?

 Güçlüler, daha kurnazlar ve adil dövüşmüyorlar.

 İnsan evriminin ikinci aşaması bu.

 Bir kaçımızı damızlık saklayın, geri kalanları öldürün.

 Bir gelişme var mı?

 Kesin emin olduğum şeyler olsaydı, kendime saklamazdım.

 Ama emin olmadan ortaya çıkamam, burası hiç tekin değil artık.

 23’ümdeyim.

 Bilgisayar sektöründe işimin bitmesini istemiyorum.

 Neden duruşmada değilsin?

 Şimdi geldim.

 Bu hafta ihtiyacım olan en son şeydi bu.

 Girsene.

 Haberlerim var.

 O gece tam olarak neler olduğunu bilmek istiyorum.

 Tam Phil’e anlattığım gibi oldu.

 Şu anda Phil’le konuşmuyorsun.

 Sanders’in telefon kayıtları elimizde.

 Birilerinin sizi duymuş olması mümkün.

 Onun oyununu oynuyorsunuz.

 Kendinizinkini oynayın.

 Sorunu çözün.

 BİR DOST John Levin tekrar aradı.

 Ne istediğini öğren.

 Özel olarak seninle konuşması gerekiyormuş.

 Şu anda onunla konuşmak istemiyorum.

 Senle konuşabilir miyim?

 Cindy  Sen ”bir dost” musun?

 Bir dost mu?

 Yani  ”bir dost”.

 ”Dost”la neyi kastettiğine bağlı.

 Neyse, aldırma.

 Asansöre doğru gidiyor.

 Duruşmaya mı gidiyorsun?

 Evet, orada olmalıyım.

 Seni bırakayım.

 Konuşmamızın zamanı gelmedi mi sence?

 Anladığım kadarıyla ikiniz de kendi hikayelerinizi anlatıyorsunuz.

 Kendi versiyonlarınızı.

 Buna bir son vermek istiyorum.

 Benim söyleyeceklerim, başka bir versiyon değil.

 Hep versiyonlar vardır.

 Modern çağın mirası bu.

 Bilgi ediniyoruz ama gerçeğe ulaşamıyoruz.

 Ben gerçeği söylüyorum.

 Bütün yönlerine bakmalısın.

 Kaç yönü var bu işin?

 Tamam, diyelim ki bir hata yaptı.

 Ne olmuş yani?

 Bir girişimde bulundu.

 Bundan çok hoşlanmış da olabilirdiniz.

 Bir çok başka şekilde halledebilirdiniz bunu, ama bu intikam hırsın  beni şaşırtıyorsun.

 Yasaya karşı gelmek bu.

 Onun için çalışıyorum.

 O benim iş verenim.

 Hayır.

 Sen benim için çalışıyorsun.

 Ben bunu söylüyorum.

 Bunca yıldır tanışıyoruz, neden bana gelmedin?

 O avukatı tuttun!

 Belki de öyle yapmalıydım.

 Olanları unutalım gitsin.

 Yetişkinler gibi bir arada çalışalım, ve yığınla para kazanalım.

 Neden olmasın?

 Artık çok geç.

 Hiç bir şey için çok geç değildir.

 Neden şimdi anlaşmak istiyor?

 Kaybedecek çok şeyi olduğunu fark etti.

 Hayır, bu her şeyi açıklamıyor.

 Belki de bilmediğimiz zayıf bir noktaları vardır.

 Hala ”bir dost”tan mesajlar alıyorum.

 Adresi buldum sonunda.

 Bir kontrol etseniz iyi olur.

 Umarım onu önce DigiCom bulmaz.

 Temizlikçi kadını hatırlıyor musun?

 Şehir dışına çıkmış.

 Nerede olduğu ve ne zaman döneceği bilinmiyor.

 Bahama adalarına gitmiştir, yakında Bayan Ross da ona katılır.

 Bu adamlar sert oynuyor.

 Bay Sanders rahatsız edecek bir biçimde dokundu mu size hiç?

 Farkında olmadan yapar.

 Yalnızca soruya cevap verin, lütfen.

 Evet.

 Nasıl?

 Bazen popoma vurur  omuzlarımı ovar.

 Omuzlarınızı mı ovar?

 Kötü niyetle yaptığını sanmıyorum.

 Bunlardan hoşlanmıyorsunuz ama.

 Sadece uygun olmadığını düşünüyorum.

 Konuyla ne ilgisi olduğunu anlayamadım.

 Belli bir davranış kalıbı belirlemeye çalışıyoruz.

 Cinsel tacizin arkasında genellikle belli davranış kalıpları vardır.

 Kabul edildi.

 Kireçlenme gibi şikayetleriniz var mı?

 Boynunuzda ya da sırtınızda bir probleminiz?

 Hayır.

 Öyleyse bu davranışları, flörtçü  ya da cinsel olarak tanımlayabilir misiniz?

 Sanırım, evet.

 Ama hiç bir şey söylemediniz.

 O benim patronum.

 Bir şikayette bulunmadınız mı?

 O sizin patronunuz.

 Anlıyorum.

 İşinizi riske atmak istemiyorsunuz.

 Söylenti çıkmasını falan.

 İnsanların size inanmayacaklarını düşündünüz belki de.

 Bay Sanders’la cinsel ilişkiye girdiniz mi diye bir soru sorsam, cevap aynı mı olur?

 Hayır, ilişkiye girmedim.

 Yoksa rapor mu etmediniz?

 Böyle bir şey olmadı.

 Anlıyorum.

 Başka sorum yok.

 Barbara aradı  Disneyland biletleri için.

 Şu Bay  Jafar.

 Biletleri almış, otel için de ıskonto yapmışlar.

 Teşekkür ederim, bu harika.

 Bana fotoğraflarını verdiler.

 Sonra görüşürüz.

 Tamam, sonra görüşürüz.

 Biliyor musun  bu çok komik, bu işi senin alacağın düşünülüyordu hep.

 Lewyn, ya sen ya kendisi diye düşünüyordu.

 Ama kimse bir an bile benim de olabileceğimi düşünmemişti.

 Komik değil mi?

 Bu doğru değil.

 Sen de listedeydin.

 Sahi mi?

 Tahmin edeyim.

 ”Hunter, cepheye sürebileceğin biri değil.

 Tam bir takım oyuncusu.

 Öldürme güdüsü yok.

 ”Bu silahların hiçbiri yok onda”.

 Senin dilinin altında ne var?

 Ne, Meredith’in tarafını mı tutuyorsun yoksa?

 Sekiz yıl mühendislik okudum.

 Departmandaki tek kadın bendim.

 Ne yaptım biliyor musun?

 Çalıştım.

 Meredith’in tarafında olduğumu mu düşünüyorsun?

 Ne yapmak istiyorsun?

 Ne?

 Teklif süresi gece yarısı bitiyor.

 Garvin işlerimize geri döneceğimizi söyledi.

 O kadın sizin patronunuz.

 Herkes iş başına dönecek.

 ”Bir dost”u buldunuz mu?

 Adresini tespit edebildik mi?

 Dr. Arthur Dost, Washington Üniversitesi’nde kimya profesörü  son üç haftadır Nepal’de bulunuyor.

 Mesajlar kilitli bir bürodan geliyor.

 Hiç değilse bunu çözdüğümüze seviniyorum.

 Kahretsin, Lewyn’i aramam gerek.

 Problemli sürücüler geldi.

 Sizin bir eşiniz daha yoktur!

 Başka biri olsa, problemleri çözmek yerine şirketi sabote ederdi.

 Adele ve Mark’ı aradınız.

 Evde yokuz, not bırakın, sizi ararız.

 Ne?

 Tele sekreterde Mark’ın karısının sesi var, ama Pazartesi bir erkek sesi vardı.

 Ertesi gün Mark, mesajı almadığını söylemişti.

 O gece yanlış numara çevirmişim.

 Yani?

 Demek o yüzden telefonun şarjı bitmişti.

 Sen neden bahsediyorsun?

 Garvin bu yüzden anlaşmak istiyor.

 Telefon kayıtları elinde.

 Meredith’in ofisinde olduğum süreye ait on dakikalık fatura yazılmış.

 Telefonu elimden almıştı.

 Yanlış numarayı aradım  ama telefonu kapatmadım.

 Telefon hattı açık kalmıştı.

 Birinin tele sekreterinde olup biten her şey kayıtlı.

 Levin, Lewyn değil.

 Neler oluyor?

 Telefonlar gelip duruyor.

 Hayvanın biri Visa kartımı çaldı  sonra da ofiste her şey alt üst oldu.

 Kaset onlarda mı?

 Eve götürmekle iyi etmişim.

 Kız arkadaşımla birlikte dinledik.

 Kaset nerede?

 Hepsi bunda mı?

 Hafta boyunca sana ulaşmaya çalıştım.

 Bunun ne demek olduğunu biliyor musun?

 Bunun ne olduğu hakkında bir fikrin var mı?

 Teşekkürler, dostum.

 Anlaşma yok, Catherine.

 Onların işini bitireceğiz.

 Her şey kasette.

 Evet, her şey.

 PERŞEMBE

Koy onu içime.

 Tanrım, halimize bak.

 İçime gir.

 Bunu yapamam.

 Yap.

 Hayır.

 Haydi!

 Şimdi!

 Böyle bırakamazsın!

 Yapamazsın!

 Hayır!

 Lanet olsun!

 Kamışını ağzıma soktun, şimdi ahlak krizin mi tuttu?

 Böyle bir şey olmadı.

 Eskiden böyle değildin sen.

 Hiç bir yasal işlemde, bu kaset kabul edilmez.

 Arabayla işime giderken, bunu radyodan dinleyeceğimden korkuyorum.

 Tehdit mi ediyor?

 Bu kasetin kaç kopyası var bilmiyorum.

 Onu ben koymadım oraya.

 Bu kaset yalnızca, iki yetişkinin kendi rızalarıyla seks yaptıklarını gösterir  ertesi gün nasıl görünmüş olursa olsun.

 Bay Sanders’ın pişmanlığı, müvekkilimin taciz edilmiş olduğunu değiştirmez.

 Bayan Johnson, bugünkü pozisyonunuz bu mu?

 Evet.

 Bayan Alvarez  Bugünkü hikayeyi tam olarak anlamak istiyorum  bana ”mutabık seks”i tanımlayabilir misiniz?

 İki tarafın da gönüllü olduğu bir cinsel ilişki.

 Bay Sanders’in kaç defa ”hayır” dediğini duyduk?

 Bilmiyorum.

 Külotumun nasıl yırtıldığını dinliyordum.

 31.

 31 defa.

 ”Hayır”, ”hayır” anlamına gelmiyor mu?

 Bazen ”hayır”, kişinin maniple edilmek, hükmedilmek istediğini gösterir.

 Günümüzde, öyle seks yapma biçimleri var ki, bir BM gözlemcisi gerekiyor.

 ”Hayır”, ”hayır” demektir.

 Kadınlara bunu tavsiye etmiyor muyuz?

 Erkekler daha azını mı hak ediyor?

 Gerçekten durmak istediğinde, durabildi ama.

 Siz de sinirlendiniz.

 Tabii ki sinirlendim.

 Herkes sinirlenirdi.

 Kadınlara, istedikleri anda durabileceklerini söylüyoruz.

 Hiç ”hayır”, deyip, ”evet” demek istediğiniz olmadı mı?

 Penetrasyon anına kadar  İstiyordu.

 O kaset hiç bir şeyi değiştirmez.

 Buluşmayı siz ayarladınız.

 Saati siz belirlediniz, şarabı siz ısmarladınız.

 Hizmet talep ettiniz, alamayınca da sinirlendiniz.

 Bu düzmece davayla ondan kurtulmaya çalıştınız.

 Tek kanıtladığınız şey; iktidardaki bir kadının da  en az bir erkek kadar zor kullanabileceği oldu.

 Beni cezalandırmak mı istiyorsunuz?

 Açık konuşalım.

 Cinsel olarak saldırganım.

 Bunu seviyorum.

 Tom bunu biliyordu, bununla başa çıkamazsınız.

 Hep aynı hikaye.

 Cinselliğini ört, sakla, bir yere kilitle ve anahtarını fırlatıp at.

 Bir kadının erkek işlerini yapması, en az erkekler kadar para kazanması, ama 100 yıl önceki gibi düzüşmesi bekleniyor.

 Teşekkürler, ben almayayım.

 Buna inanmayacaksınız.

 Phil ne dedi?

 İşinize geri döneceksiniz.

 100 bin dolar tazminat alacaksınız, mahkeme masraflarım da karşılanacak.

 Meredith?

 Birleşmeye kadar kalacak, sonra da  sağlık sebeplerinden dolayı ayrılacak.

 Kovuldu yani.

 Tam bir zafer bu!

 Bitti!

 Onun için üzülüyorum.

 Hiçbir şey bilmiyor, değil mi?

 İmzalamadan önce tekrar okumak istiyorum.

 Sana güvenmediğimden değil.

 Bu gece yarısı, iş bitinceye kadar.

 Garvin bu sayfayı kapatmak istiyor.

 Yarın, birleşmenin açıklanacağı toplantıda  Arcamax’ın sunuşunu yapmanı istiyoruz.

 Teknik olmasın, dört dakika yeter.

 Tamam.

 Harika.

 Şimdi onunla ilgilenmeliyim.

 Hiç kolay olmayacak.

 Bu tür şeylerden hoşlandığını sanıyordum.

 Bizlerden birine saldıracaksın, blok oluşturacağız.

 Davanı kazandığın zaman, şirket doğru davranmıştı.

 Öyle mi?

 Ne düşündüğümü bilmek istemezsin.

 Korkunç.

 Bu tür ilişkiler  bir şirketi batırır.

 Bob’a bu işle gerçekten ilgilenmemiz gerektiğini söyledim.

 Dost muyuz?

 Ne?

 Umarım hala beni bir arkadaş olarak kabul ediyorsundur.

 İyi geceler, Phil.

 İmzala, sonra okuyacağım.

 Nerede olacaksınız?

 Burada, sunuş için çalışıyor olacağım.

 Burada olmazsan, evine postalarım.

 Bir şey sorabilir miyim?

 Neden yaptı bunu?

 İş başındayken gördün onu.

 Zeki ve kontrollü.

 Nasıl oldu da kontrolünü kaybetti?

 Bilmem.

 Belki de çok çekicisin de ondan.

 Ama karşı konulamaz değilsin.

 Ciddiyim.

 Bir gün buraya geliyor.

 Birleşme işi gündemde.

 Conley takımı çok etkileniyor.

 İş birliği yapacağını sandı.

 Daha fazlası var.

 Haydi.

 Fazla düşünüyorsun.

 Evine git  bir şişe şampanya açıp  karınla barışıp iyi bir uyku çek.

 Her şey bitti.

 Teşekkür ederim.

 Rica ederim.

 İyi geceler.

 İyi geceler.

 Bitmedi.

 Görünüşe aldanma.

 Sorunu çöz.

 Selam, Stephanie.

 Zor olmalı.

 Sana bilgi veren kimse yok.

 Çılgın bir haftaydı.

 Bir dostum vardı.

 Yüksek mevkilere çıkan ilk kadınlardan biriydi.

 Bu işler nasıldır bilirsin, ”ekmek aslanın ağzında”.

 İşin düşündüğü gibi olmadığı anlaşıldı.

 Onu neden kovduklarını anlayamamıştı bile.

 İlginç.

 Gerçek bu işte, işin içine girince öğreniyorsun.

 Siz misiniz?

 Herkes nerede?

 Bay Garvin bir saat önce geldi.

 Çok çalıştıklarını söyledi.

 Herkesi eve yolladı.

 Ya Sanders konuyu açmazsa?

 Açacak.

 Arcamax sunuşu hakkında onunla konuştum.

 Hiçbir şeyden şüphelenmiyor.

 Konuyu açar açmaz  saldırmalısın, çünkü artık taciz vakamız da yok.

 Sanders’ın yetersiz olduğunu iddia edelim.

 Kamuoyuna böyle yansıtılmalı.

 Gazetecilere böyle söylensin.

 Bob sana güveniyor.

 Verileri yok edelim.

 Yedekler de kalmasın.

 Catherine, bir saniye bekleyebilir misin?

 Kontratımı yolladın mı?

 Kahretsin.

 İşten çıkarılmam konusunda ne yazıyor?

 Yetersizlik suçlamasıyla beni kovabilirler, değil mi?

 Sürücülerdeki problem, programdan ya da tasarımdan değil.

 Üretimle ilgili bir problem var, ve bu benim sorumluluğumda.

 Yarınki toplantı  işimi bitirmek için yapılıyor.

 Tüm yetkiler kaldırıldı.

 Oda hizmetçisi, lütfen?

 Ben Bay Conley.

 Yatağımı yapması için birini gönderir misiniz?

 Oda numaram mı?

 Burada telefonun yanında olacaktı  Tamam.

 Çok teşekkür ederim.

 Babanız ne zaman geliyor?

 Gece yarısı.

 Houston’a uğramışlar.

 Keşke o da Koridoru görebilseydi.

 Biliyor musunuz  onunla oynamaktan, bütün gece uyuyamadım.

 İnanılmaz bir şey.

 Özür dilerim, efendim.

 Alın, teşekkür ederim.

 -Bir şey değil.

 -İyi geceler.

 İyi geceler.

 Koridora hoş geldiniz.

 Sanal ger çeklik veri bankamızdasınız.

 Gösterinin tadını çıkarın.

 Bu gösteri sırasında ulaşılan bilgiler, sadece eğlence amacıyla hazırlanmıştır.

 Başka bir veri bankasına kopya edilmemelidir.

 Sorunuz olursa, meleğe başvurun.

 Malezya Operasyonları.

 Malezya düzeltmeleri dosyası aranıyor.

 Neden süitime geçmiyoruz?

 Meslektaşlarıma da Koridoru kullanma şansı verelim.

 İyi fikir.

 ”Hava düzenleyicisini, 7 den  ”daha uygun ve etkin 5’e indirin.

” 5 tipi düzenleyici orada çalışmaz.

 Her şey pislik içinde kalır.

 Tanrım, sistemde!

 SİLİNİYOR!

 Melek, yardıma ihtiyacım var!

 Yardıma hazırım.

 Dosyaların silinmesini durdurabilir miyim?

 Özür dilerim.

 5.

 düzeyde değilsiniz.

 Tüm Malezya’yı tamamen sil.

 Dosyaları koruman gerekiyor.

 Sysop kontrolü, 5.

 düzeyle sınırlı.

 Malezya’yla yapılan bütün haberleşmeleri göster bana.

 Telefon mu yoksa video mu?

 Video.

 Meredith’in yaptığı son bağlantıyı göster.

 Er ya da geç, Tom fabrikadaki değişikliği öğrenecek.

 Aptal değil.

 Salı’ya kadar Tom saf dışı edilecek.

 Kumarı sevmem.

 Las Vegas’ı severim, ama sanırım risk  Kim ona inanır ki?

 Evli, ailesi var.

 Anlaşmayı kabul edip, ayrılmaktan başka çaresi kalmayacak.

 Fabrikadaki değişikliği Tom’un yaptığını mı söyleyeceğiz?

 İnkâr edecektir.

 Bilmeyecek.

 O zamana kadar gitmiş olacak.

 Hepsini sil.

 Bunlar ne kadar karmaşık, kahretsin!

 Tepe taklak olmuş gibi.

 Boş Başlıyoruz.

 Önce kim?

 Sistemi açık bırakmış olmalıyım.

 Bir deneyin.

 Bayılacaksınız.

 Denemeyi çok isterim.

 Mahvoldum.

 Sunuşumu yapacağım.

 Meredith sorular soracak.

 Tümüyle iktidarsız görünmemi sağlayacak.

 Başka bir yerde bir sistem daha olmadığından emin misin?

 Sistem tamamen silindi.

 Hedef tahtasıyım desene!

 Elinde CV’yle ortalıkta dolaşan bir hayalete dönüşeceğim.

 Ben, Mohammed Jaf ar.

 Nasılsın?

 Seni rahatsız ettiğim için üzgünüm, ama Pazartesi gidiyoruz da  Benim hatam oldu.

 Suzan size Disneyland biletlerini aldı.

 E bileti mi?

 Bütün bölümleri gezebilirsiniz, otelde de ıskonto yapacaklar.

 Harika.

 Karıma söylemek için sabırsızlanıyorum.

 Hiç inanmıyordu.

 Kadınları bilirsin.

 Bilirim.

 Seni özledim.

 Arthur’a söyle bunu.

 Yüzümü ekranda görmekten bıktı.

 Tom, orada mısın?

 Mohammed, bu tarafta biz verileri DAT’a yedekleriz.

 Siz de öyle yapıyor musunuz?

 Burada nasıl olduğunu bilmiyorum.

 Öğrenebilirim.

 Neden?

 Çok ciddi bir problemim var burada.

 Duvara toslamış durumdayım, bana bir iyilik yapmanı istiyorum, Mohammed.

 Umarım, istediğin şey bizde vardır, Tom.

 CUMA Baba?

 Hakkında söylenenlere bir an bile inanmadım.

 Sağ ol, canım.

 Buraya gel, koca oğlan.

 Teşekkür ederim.

 Bunlar Malezya’dan mı?

 Hala geldiklerine inanamıyorum.

 Yedide gelmeye başladılar.

 Deneme.

 Bunları dosyalardan birinin içine koy.

 Evet, balık tutmak gerçek bir yetenek ister.

 Önce, doğru yemi seçmeli  sonra da ne zaman çekeceğini bilmelisin.

 Geçen gün, öyle demek istememiştim  Evet, istedin.

 Özür diliyorum  ve teşekkür ediyorum.

 Kabul.

 Şimdi, İleri Ürün Grubu’na geçebiliriz.

 Tom Sanders Üretim Departmanı’nın başkanlığını yapıyor.

 Tom, buraya gelip, Arcamax adını verdiğimiz  çığır açacak ürünümüz hakkında bizi aydınlatabilir misin?

 Teşekkür ederim, Meredith.

 Arcamax, tek başına çalışan otomatik CD ROM sürücümüzdür.

 Bir CD ROM sürücüsünün kullanışlı olabilmesi için, taşınabilir ve hızlı olması gerekir  Arcamax, dünyadaki bütün CD ROM sürücülerinden iki kat daha hızlıdır.

 Bazı sorunlar yaşadık, ama hepsini çözüyoruz.

 Problemler, tasarımla mı ilgiliydi?

 Hayır, Malezya fabrikasından kaynaklanan üretimle ilgili problemler.

 Ne tür problemler?

 Örneğin, kontrol çiplerini yerleştirmek için, otomatik yerleştirici kullanacaktık.

 Malezya’daki fabrikada bunlar elle yapılıyor  işçiler, baş parmaklarıyla çipleri içeri gömüyorlar.

 Malezya’da hava kirliliği de var.

 7 düzeyindeki hava düzenleyicileri kullanmamız gerekiyor.

 Menteşe çubuğu ve klibi gibi parçaları da  Singapur depomuzdan değil de, daha ucuz ama  daha az güvenilir başka bir yerden alıyoruz.

 Kafam karıştı.

 Bu fabrikayı sen kurdun.

 Bu problemleri tahmin edemedin mi?

 Fabrikaya müdahale edilmiş.

 Planlar değiştirilmiş.

 Bu nasıl olabilir?

 Senin yetkili bir yönetici olduğunu biliyoruz.

 Bilmen gerekir, Meredith.

 Değişikliği sen emrettin.

 Bu fikre nereden kapıldın bilmiyorum.

 Geçen yıl Kuala Lumpur’daydın.

 Bir sorunu çözmek içindi, fabrikayı görmedim bile.

 Görmedin mi?

 Hayır, bilmiyorum, kim söyledi sana  Şu anda Malezya Kanal 3’ü seyrediyorsunuz.

 Malezya kliplerini seyretmek yerine  buradaki problemi tartışsak  senin kurduğun fabrikayla departmanın arasındaki problemi.

 Tamam.

 Göreceğimiz ilk dosya, Meredith Johnson imzasını taşıyor.

 Burada, çiplerin elle yerleştirilmesi bildiriliyor.

 Bu, Malezya hükümetini çok memnun ediyor.

 Ancak, voltaj düzensizlikleri ve bellek hataları meydana geliyor.

 Malezya hükümeti buralara işçi istihdam etmeye zorladı bizi.

 Malezya hükümetinin DigiCom’da hisseleri yok.

 Buradaki insanlarınsa var.

 İkinci dosya, masrafları azaltmak için  hava düzenleyicilerinin kapasitelerini azaltıyor.

 İşte bu yüzden, merceklerde ve sürücü kollarında pislik birikiyor.

 Ortaya çıkan gecikmeler, masrafların @@@70 oranında artmasına sebep oluyor.

 Üçüncü dosya  Sürücüler senin sorumluluğunda!

 Bu sorunlar, senin yetersizliğin sonucunda oluştu.

 Yanlış olan bu!

 Sorumluluktan kaçıyorsun!

 Arkadan bıçaklıyorsun!

 Daha bitirmedim.

 Bu sözde kanıtlarla kimseyi kandıramazsın!

 Kendi bölümünü korumaya çalışıyorsun, ama bu işe yaramayacak.

 Bu kararlar sana bildirilmedi, çünkü bunlar seni aşar.

 Bu birleşme, donanım ve yazılım, nakit akışı ve finanse gereksinimi arasındaki uyumla ilgili.

 Bu dili anlayamazsın sen!

 Ben de anlamıyorum.

 Bu şirketi, önemli ürünler yarattığı için satın alıyoruz.

 Ne demek istediğini anlayan var mı?

 Buradaki herkesin duygularına tercüman olmaya çalışıyorum.

 Bütün yapmaya çalıştığım bu.

 Bir dakika dışarıya çıkabilir misiniz?

 Bu şeyi üretebilir misiniz, üretemez misiniz?

 Evet, efendim.

 Üretebiliriz.

 Meredith’i görevden alıyorlar.

 Garvin 10 dakika içinde açıklayacak.

 10 dakika mı?

 Zaferinin tadını çıkarmaya gelmesen şaşardım.

 Zafer umurumda değil.

 Arcamax dosyalarını almaya geldim.

 Bazı akıllılar, seni hafife almışlar.

 Teşekkür ederim.

 Ben hariç.

 Seni yendim.

 Garvin küplere biniyor.

 Yetersizlikten dolayı seni işten atmak onun parlak fikriydi.

 Onun ve Phil’in.

 Şimdi ben kovuluyorum.

 Seni hiç kurbanı oynarken görmedim.

 Sahip olduğun tek iyi özelliğin bu.

 Erkeklerin kurduğu bir oyunu oynuyorum ve bunun için cezalandırılıyorum.

 Pekala  On ayrı kelle avcısından iş teklifi aldım.

 On yıl sonra burayı satın almak için geri dönersem hiç şaşırma.

 Senin defterini dürdüğüm, hiç aklına gelmedi mi, Meredith?

 Bu oğlum, Spencer.

 Nasılsın?

 -İyidir.

 -Washington Üniversitesi’ndesin, ha?

 Bu harika.

 Ne haftaydı ama!

 Çinliler’in bir sözü vardır: ”Acayip zamanlarda yaşayasınız”.

 Bu birleşme, ikinci evliliğimden sonra  hayatımdaki en acayip birleşme.

 Birleşme tamamlandı.

 Şimdiki problemimiz  Seattle’daki işleri yürütecek birini bulmak.

 Bu çok ilginç hafta boyunca  burayı idare edecek en uygun kişiyi aramak yerine  tabuları yıkmak  bir kadın yönetici atamak  gibi konulara  kafamı fazla taktığımı anladım.

 Bu şirkete yıllarını vermiş, yaratıcı  sağduyulu  alanında uzman  birini istiyorum şimdi.

 Ve o kişi  Stephanie Kaplan.

 Tebrikler, Stephanie.

 Size bir şey söyleyeyim, bu mükemmel bir seçim.

 Teşekkür ederim.

 Önce, departman başkanlarına teşekkür etmek istiyorum: Mary Anne Hunter ve Mark Lewyn  ve Don Cherry, neredesin?

 İşte orada.

 Özellikle de, Tom Sanders’a  bu şirketin yaratıcılığını  geçmişini ve geleceğini sembolize ediyor kendisi.

 Sağ kolum olacağından eminim Tom.

 Teşekkür ederim.

 Yeni bir bin yıla giriyoruz  yeni bir çağa.

 Kimya mı okuyorsun, Spencer?

 Evet.

 Bir kimya profesörü tanıyorum.

 Arthur Dost.

 Bir dost.

 Birinci sınıflara ders veriyor mu bilmiyorum.

 Ben onun asistanıyım.

 Arthur Dost, Nepal’de olduğu sırada  ofisinin anahtarı ve bilgisayarının şifresi sende oluyor.

 Birlikte çok iyi bir iş çıkardık, harika bir şey bu.

 Bunu görmek çok güzel.

 Teşekkür ederim.

 Annen olağanüstü bir kadın.

 Bunu şimdi mi anladınız?

 Baba, seni özledik.

Bir Aile.

||