131 dk

Yönetmen:Hans Herbots

Senaryo:Mo Hayder, Carl Joos

Ülke:Belçika 

Tür:Gizem, Gerilim

Vizyon Tarihi:29 Ocak 2014

Dil:Hollandaca

Müzik:Kieran Klaassen, Melcher Meirmans, Chrisnanne Wiegel

Nam-ı Diğer:The Treatment

Oyuncular: Geert Van Rampelberg, Johan van Assche ,Laura Verlinden,

Özet

Dedektif Nick Cafmeyer hayatı düzgün giden başarılı bir müfettiştir. Kariyeri mükemmeldir. Fakat apansızın güzel giden hayatına karanlık bir bulut çöker. Dokuz yaşında kardeşi faali meçhul bir şekilde ortadan kaybolur. Plettinckx ise herkes tarafından tanınan bir sex suçlusudur. Dedektifimiz Plettinckx’i sorgulamaya alır fakat delil yetersizliğinden hızlı bir şekilde serbest bırakılır. Adam manyaktır şeytani zevkleri vardır. Nick ise 9 yaşında kaybettiği kardeşinin sırlarını bu sex katili adamla bir bağlantısı olduğunu düşünür ve amansız bir takip başlar…

Alt yazı

Sevgili Nick, o satıldı.

Amsterdam’da bir kulübe satıldı.

Şimdi o da küçük çocuklardan hoşlanıyor.

Sevgili Nick, o açlıktan öldü.

 İşte gerçek bu.

Gerçek şu ki, saygıdeğer Nick’ciğim

O bütün bu yıllar boyunca bir karavanda yaşadı.

Benim sevgilim olarak.

 Plettinckx!

 Plettinckx!

 Eğer bir daha seni evimin yakınlarında görürsem, öldürürüm seni, şerefsiz!

 Ağzına sıçarım senin!

 TEDAVİ

9. Hert Yolu.

 Bay Simons hastaneye kaldırıldı,  Bayan Simons’ın ilk tedavisi olay yerinde yapıldı.

 Şüpheli evin arkasındaki parkta koşarken görülmüş.

 Fail çocukla beraber hala parkta olabilir.

 Robin!

 Robin!

 Evin arkasındaki park kapatıldı.

 Yerel polis parkı araştırıyor.

 Robin!

 Bırakın beni!

 Nasıl bir şey bu.

 Anneyi burada bulmuşlar.

 Doktor oniki saat daha kalsaydı muhtemelen ölecekti dedi.

 Baba bu boruya kelepçelenmiş.

 Çocukta bu sobaya bağlanmış sanırım.

 Şüpheli kaçarken çocuğu da beraberinde götürmüş sanırım.

 Komşulardan biri parkta bir şey taşıyan birini görmüş.

 Muhtemelen buradan kaçmış.

 Kan hala taze.

 – Çocuğun kanı olabilir değil mi?

 – Evet.

 Pardon.

 Ben Danni.

 Baksana.

 Sana diyorum.

 Baksana.

 Bulduklarım benimdir, değil mi?

 9 yaşlarında yaralı bir çocuk gördün mü?

 – Hayır, küçük bir çocuk görmedim.

 – Kimliğin var mı senin?

 Nick?

 – Karakolda toplantı var.

 – Ama o hala parkta.

 8 ekip araştırıyor zaten.

 Toplantıda sana ihtiyacım var.

 Burası Golf 1-2.

 Sanırım bir ısı kaynağı gördük.

 – Nerede?

 Nerede?

 – Açık alanın 60 metre ilerisinde.

 – Golf 1-2.

 Biraz daha aşağı inebilir misin.

 – Anlaşıldı.

 Deneyeceğiz.

 – Hiçbir şey göremiyoruz.

 – Aramaya devam edelim.

 Isı kaynağı görünmüyor.

 – Arama alanını genişleteceğiz.

 – Kahretsin.

 Allah kahretsin.

 Kahretsin.

 Kahretsin.

 Laboratuvar sonucuna göre idrarda seyreltilmiş kırmızı boya.

 Dişilik toksini.

 Bu birine bir şey ifade ediyor olmalı.

 Kayıtlarınızı araştırın.

 Basına bir şey söylemeyin.

 Bu “dişilik toksini”ni dışarıdaki delileri ve serserileri bulmak için kullanacağız.

 İlk aklıma gelen onun bir deli olduğuydu.

 Yakınlarda hastahanelerin psikiyatri bölümlerinden kimin taburcu edildiğini araştıralım.

 Ama yalnıza psikiyatrik vakalara bakmayalım.

 Bizi yanıltmak için bir akıl hastasının işi gibi gösterilmiş olabilir.

 Veya akli dengesi yerinde değil raporu almak için.

 Üç gün boyunca üç kişiyi esir almak kontrollü, planlı bir hareket.

 Önümüzdeki birkaç gün boyunca evde yapacaklarınızı düşünün.

 5:30’a kadar dönmüş olun.

 Parkı didik didik arayın ve kapı kapı gezin.

 Tamam mı?

 Haneye tecavüz   alıkoyma, kelepçe, 5-10 yaş arası çocukları aratabilir misin?

 Cinsel suçluları aramanın dışında bırak.

 Nick.

 Hastaneden aradılar.

 Simons ile konuşamıyoruz.

 Boğazında tüp varmış ayrıca yatıştırıcı vermişler.

 Bir değişiklik olursa bizi hemen arayacaklar.

 Sen de git biraz uyu.

 – Uyku mu?

 – Hadi, git biraz uyu.

 – Buyrun?

 – Rudy.

 – Oraya giremezsiniz.

 – Polis.

 Kesin emir aldım.

 Sakinleştirici verilmiş  Bayan Simmons’un çocuğu kayıp.

 Onu uyandırsak da pek umursayacağını zannetmiyorum.

 Hayır kelimesinin anlamadığınız kısmı hangisi?

 Şurada bekleyeceğim.

 Merhaba?

 – Gelişme var mı?

 – Evet, Bay Simons tehlikeyi atlattı.

 Ama onunla konuşamazsınız, çünkü hala boğazında tüp var.

 Ya Bayan Simons?

 Kendisi taburcu olmak istedi.

 Bir arkadaşı gelip aldı onu.

 Ve bana haber vermediniz öyle mi?

 Bildiğinizi zannediyordum.

 Ona bir kadın polis eşlik ediyordu.

 Kahretsin!

 Bayan Simons nereye götürüldü?

 Nereye?

 – Günaydın Bayan.

 Ben Baş Müfettiş  – İçeri gelin.

 Şu anda yukarıda.

 Kötü durumda.

 Çıldırmış gibi.

 Siz gidebilirsiniz.

 Teşekkürler.

 Burası mı?

 Bayan Simons.

 Ben Baş Müfettiş Cafmeyer.

 Robin’i bulmak için elimizden geleni yapıyoruz.

 Doktora ihtiyacım var.

 – Sakinleştirici bir şeylere ihtiyacım var.

 – Bir şeyler ayarlarız.

 Neler hatırlıyorsunuz, anlatabilir misiniz?

 Hiçbir şey hatırlamıyorum.

 Hatırladığım her şeyi o kadın polise anlattım zaten.

 Akşam yemeğinden sonra kendimi pek iyi hissetmiyordum.

 Alex Robin’in odasında Playstation oynuyordu.

 Sanırım bayıldım.

 Çünkü dolapta uyandım.

 Boruya kelepçelenmiştim.

 – Pazartesiye kadar kimse sizi aramadı mı?

 – Herkes bizim deniz kenarına gideceğimizi biliyordu.

 Cumartesi yola çıkmayı düşünüyorduk.

 Uyandınız.

 Ya sonra?

 Dolabın dışında hırıldayan bir şeyin sesiyle uyandım.

 Hayvan sesi gibiydi.

 – Köpek mi?

 – Hayır.

 Hemen kapının arkasındaydı.

 Köpek değildi.

 O zaman zanlıyı hiç görmediniz.

 Üç gün boyunca yanınıza hiç gelmedi mi?

 Evet.

 Anahtarı kullanarak gelip gittiğini duyabiliyordum.

 Kocanızın ve oğlunuzun sesini duyabiliyor muydunuz?

 Oğlumuz çığlık atıyordu.

 Bağırıyordu.

 Başka bir şey duydunuz mu?

 Kapının altından ışık gibi bir şey gördüm.

 – Fener gibi bir şey mi?

 – Hayır, flaş gibiydi.

 Fotoğraf makinesi miydi?

 Orada öylece oturuyordum.

 Bir korkak gibi, işe yaramaz bir pislik gibi.

 Böyle söylemeyin.

 Hastanede dosyanızı gördüm.

 Robin’i kurtarmak için neredeyse ellerinizi koparacakmışsınız.

 İşe yaramaz bir korkak gibi!

 – Öylece oturdum.

 – Bayan Simons  Korkak bir pislik gibi!

 Bunu troll yaptı.

 Sen uyuyunca ağaçtan sana bakar.

 Ve ağaçtan inerek seni almaya gelir.

 Anahid?

 Yatağına dön.

 Hemen.

 Alın bunu.

 Şans getirir.

 Onun için dua etmeyi de unutmayın.

 Pekala.

 Geç kaldın.

 Anneyi görmeye gittim, Cindy Simons.

 Arkadaşının evinde kalıyor.

 Kadın delirmiş.

 – Bir şey bulabildin mi?

 – Fotoğraf çekilmiş olabilir.

 Sen parkın doğu tarafındaki evleri kapı kapı dolaş.

 Yeni taşınanları.

 – Affedersiniz bayan.

.

 – Efendim?

 Polis Teşkilatından Baş Müfettiş Cafmeyer.

 Size birkaç soru sorabilir miyim?

 Tabii, buyurun.

 Koku için özür dilerim.

 Mütahitler tuvaletlerdeki gibi havalandırma borusu kullanmamalılar.

 Haydi Tara, geliyor musun?

 Hadi.

 Joff.

 O da Tara.

 – Çay mı, kahve mi?

 – Kahve, lütfen.

 – Burada başka yaşayan var mı?

 – Hayır, ilk gelen biziz.

 Bir hafta önce taşındık  Joff?

 – Süt nerede?

 – Bilmiyorum.

 – O sokak kedisini beslemiş olmayasın?

 – Hayır.

 Biliyorum yeni taşındınız ama, sıradışı bir şey fark ettiniz mi?

 Sütün çalınmasından başka sıradışı bir şey olmadı.

 Sen polis misin?

 Trolü yakaladınız mı?

 Duvarlara tırmanan trolü  – Git ellerini yıka.

 – O gerçekten var.

 – Ellerini yıka.

 – Çocukları yiyor o.

 Öyle bir şey yok.

 Git ellerini yıka.

 Kusura bakmayın.

 Hayır, sıradışı bir şey fark etmedim.

 – Manzara güzelmiş.

 – Evet.

 – Dün gece parkta mıydın?

 – Evet, parktaydım.

 – Sıradışı bir şey gördün mü?

 – Hayır.

 Sadece polisler vardı.

 – Nasıl?

 – Çok polis vardı.

 Pekala.

 Bir şey hatırlarsan beni ara.

 Ben giderim.

 Sağol.

 Bulduklarım benimdir.

 Bulduklarım benimdir.

 – Pekala.

 Bir şey buldun mu?

 – Hayır, pek değil.

 – Sadece dişilik toksini hakkında bir şeyler.

 – Öyle mi?

 – Çok bilimsel görünüyor.

 – 60’lardan bilimsel bir makale.

 Prolaktinin çevreye verdiği zararlar hakkında.

 – Prolaktin?

 – Kadınlarda bulunan bir hormon olduğu söyleniyor.

 Kitle imha silahı gibi.

 – Nereden buldun bunu?

 – Amerika Missisipiden bir blog.

 Çıkmadan bir şeye daha bakmanı istiyorum.

 Trol hakkında araştırma yapmanı istiyorum.

 Trol mü?

 Çocukların inandığı bir şey.

 Birbirlerini onunla korkutuyorlar.

 Biliyorum, kulağa saçma geliyor ama  Nick  Bu durum kardeşinin başına gelenlerle çok benzeşiyor.

 Bu olayın seni etkilemesini istemem.

 – Neler yapabileceğini de biliyorum.

 – Sınırlarımı biliyorum, Danni.

 Alex Simons’un boğazındaki tüp çıkartılmış.

 Şaşırdığımı söylemeliyim.

 Su içmeden üç gün ama çok fazla susuzluk belirtisi yoktu.

 Fazla yormayın.

 En fazla yirmi dakika.

 Ben, Şef Petit, arkadaşım Baş Büfettiş Cafmeyer.

 Oğlunuzun başına gelenler için çok üzgünüz.

 Onu bulmak için elimizden geleni yapıyoruz.

 Biliyorum, hiç kolay değil, Bay Simons,  ama eğer hatırladıklarınızı anlatabilirseniz soruşturmaya çok yardımcı olur.

 Belki zanlının eve nasıl girdiğinden başlayabiliriz.

 Belki bize bir tarif verebilirsiniz.

 Yaş, boy, saç rengi, ten rengi?

 – Ahbap, bana öyle bakma.

 – Ne?

 Gözlerinden hoşlanmadım.

 Eğer oğluna yardım etmek istiyorsan, müfettişin gözlerinden başka şeyleri düşünmen  Markasız bir beyaz eşortman giymiş.

 – Eşorfman mı?

 Sadece bu mu?

 – Evet.

 Oğlunun odasında Playstation oynuyormuş.

 Saat 6:30’da haftasonu için karısına toplanmaya yardım etmiş.

 Kafasına vurup onu bayıltmış.

 Uyandığında gözleri bağlı, elleri kelepçeli ve ağzı da tıkalıymış.

 Hepsi bu.

 Çok kısa bir hikaye.

 – Cam kırılması duymuş mu?

 – Duymamış.

 Bazen zanlının gelip gittiğini, bazen karısının ağladığını duymuş.

 – Sadece karısı mı?

 – Oğlunu duymamış.

 Pazartesi öğlen bayılmış.

 Öğle üzeri.

 Demek zamanı anlayabiliyormuş.

 Gözbağından gece mi, gündüz mü görebiliyormuş.

 – Flaş ışığı görmüş mü?

 – Hayır.

 Hayır mı?

 Karısı bu konuda çok emin.

 Bana anlattığından fazla şey anlatmayacaktır sana.

 Anne?

 Anne?

 Anne?

 – Ne oldu?

 – Bir trol vardı.

 Öyle şeyler yok.

 Çok sıcaklamışsın.

 Şu pijamanı çıkaralım.

 Hayır anne.

 Pencereden bana bakıyordu.

 Troller bu kadar yükseğe tırmanamazlar.

 Şimdi gidip bakacağım, tamam mı?

 Gel buraya.

 Sarıl bakayım anneye.

 Onu gerçekten korkutmuşsun.

 Kaçıp gitmiş.

 Trol falan yok.

 Tamam mı?

 – Camları temizlemiş miydin?

 – Hayır.

 Daha bir haftadır buradayız.

 Herhalde bir işçi el izini silmeyi unutmuş.

 El izi tersdi zaten.

 Gel buraya?

 İngiltereye gittiğimizde çok mutlu olacağım.

Mutlu yıllar, Nick.

25 yıl sonra sana verebileceğim  en iyi hediye ne olabilirdi, kardeşin hakkında gerçeklerden başka?

Olamazdı çünkü senin için üzüldüm.

 Veya yaptıklarımdan pişman oldum.

Onun zaman zaman benim için yaptığı  veya benimle yaptığı her şey  beni sevdiği içindi.

Sana bugüne kadar yaptığım bütün açıklamaları unut.

Yakında bütün gerçeği öğreneceksin.

Tanrı hepimizi korusunIvan Plettinckx.

 Bjorn?

 Bjorn?

 Bjorn?

 Bjorn?

 Alex Simons kendi isteğiyle hastaneden çıkmış.

 – Ne zaman?

 – Biz oradan ayrıldıktan sonra.

 Karısının arakadaşının evine gitmiş.

 Bayan Nercessian’ın evine.

 – Ben parkı araştırmaya gidiyorum.

 – Parkı araştırmayı bıraktık.

 Kapı kapı dolaşarak soruşturmayı yürüteceğiz.

 Böylece tanıklara daha kolay ulaşabiliriz.

 Ama o hala orada.

 Köpeklerle arama yapmak istiyorum.

 – Parkı araştırmayı bitirdik diyorum.

 – Sadece köpeklerle araştıracağım.

 Yüzde ve üst gövdede Katılaşma var.

 Ağız ve burun; kuru.

 Deri gergin.

 Potasyum seviyesini kontrol edin.

 Antidiüretik hormon ve plasma yoğunlaşmasında sodyum seviyesini istiyorum.

 Gırtlak rengi değişimi boğulma belirtisi olabilir.

 Gözlerde kan beneklenmesi yok.

 Ölüm nedeni boğulma değil.

 Ne o zaman?

 Bir dişçinin buna bakması gerekiyor.

 – Bitirdiler mi?

 – Hayır.

 Ailenin yanından yeni geldim.

 Ağacın üstüne bakmayı sen akıl etmişsin.

 Evet.

 Kardeşimin olayında oralara hiç bakmamış  Nick bir bağlantı olduğunu düşünmüyorsun, değil mi?

 Öyle mi düşünüyorsun?

 – Ölüm saati belli mi?

 – Laboratuvar sonuçlarını beklememiz gerek.

 – Ona  – Cinsel istismar mı?

 Evet.

 Rektumda kanama var.

 Ayrıca sperm de tespit ettik.

 Teşekkürler.

 Julie?

 – DNA sonuçlarını ne zaman alırız?

 – 48 saat içinde.

 – Ne?

 – Daha erken bir zaman için söz veremem.

 Kim bilir bu şerefsiz 48 saat içinde neler yapar.

 – Karşılaştırmalara yarın başlamak istiyorum.

 – Kiminle?

 – Ülkedeki tüm pedofililerle mi?

 – Hayır.

 Sadece hapse girmişlerle.

 Boyuna kemer bağlamak, omuzu ısırmak, bu hapishane tecavüzü.

 – Kahretsin!

 – Ne oldu?

 İkram servisini iptal ettirmeyi umuttum.

 Evin oradalar.

 – Onları ben çağırmadım bile.

 – Zaten laboratuvar sonuçlarını beklememiz lazım.

 Gel bakalım doğum günü çocuğu.

 Nick!

 Mutlu yıllar.

 Hayır, hayır.

 Allahın belası!

 Bjorn’de arkadaki çalıların oradan kaçmıştı.

 Başlangıçta Plettinckx baş şüpheliydi.

 Onu tutukladılar ama sonra bırakmak zorunda kaldılar.

 Sanırım benim etrafımda dolanmaktan zevk alıyor.

 Sana defalarca söyledim.

 Bir şeyler olmadan sat burayı.

 Son zamanlarda daha fazla ortalarda görünmeye başladı.

 Simons olayı ile ilgili bir şeyler var.

 Ya bir şey biliyor, ya da işin içinde.

 Pedofili ağı çok sağlamdır.

 İyi örgütlenmişlerdir.

 Bu bütün sapıkları birbirine bağlar.

 Plettinckx’in güçlü kuvvetli zamanları geçti artık.

 Kaç yaşında şimdi, 65 falan mı?

 Bugünlerde bunun önemi yok.

 Artık Viagra diye bir şey var.

 Bir şey biliyor.

 Bir şey biliyor ya da bir şeyler bilen birini tanıyor.

 – Bırak onu sorgulayayım.

 – Ondan uzak dur.

 Duydun mu beni?

 Eğer daha iyi uyuyacaksan, DNA’sını karşılaştırırız.

 Önemli olan benim iyi uyumam mı?

 O zaman ağaçların tepesinden başka çocukları indirebilirim.

 Laboratuvardan Herman kemiklerin domuz kemiği olduğunu söyledi.

 Teşekkürler.

 – Burası hobi odası olacak.

 – O zaman sana bir hobi lazım.

 Burası yatak odası.

 Olamaz.

 İnanamıyorum.

 Joff Tara’nın üst kata çıkmasına izin vermiş.

 – Bunu sık sık yapıyor mu?

 – Son zamanlarda evet.

 Hep yatağın benim tarafında, asla Hans’in olduğu tarafta olmuyor.

 Sakin ve düz bir şekilde.

 İyi misin, Iris?

 Çocuk ağacın tepesinde susuzluktan ölmüş.

 Acılar içinde iki gün orada yatmış.

 Henüz işini bitirmemişti.

 İşi yarım kaldı ve oda Robin’i alıp parka kaçtı.

 Onu saklamalıydı ve onu orada bırakıp gitti.

 Tekrar yapacak.

 Troller ile igili araştırman bu mu çıktı?

 Evet, 90’lardan çözülemeyen bir dava.

 O da olayı araştıran müfettişin numarası.

 Şimdi emekli.

 İşte dosya bu.

 Sene 1997 Morckhoven bulvarı.

 Belki bu.

 Bakmaya değer tek şey bunlar.

 Sokaktaki çöp tenekesinde buldular.

 – Fotoğraflar bulanık.

 – Evet.

 Kendi annesi bile farkına varmadı.

 Onlardan bir tepki almadık.

 Kimse onun kaybolduğunu rapor etmedi bile.

 Trol kelimesi nereden çıktı?

 İsimsiz bir telefon ihbarı vardı.

 Kafası karışık ve tam anlamıyla sarhoş bir adamdı.

 Ağlamaya başladı, karısının terk ettiğini ve bunu hak ettiğini söylüyordu.

  ve fotoğrafdaki çocuğun oğlu olduğunu söyledi.

 Ve bunu yapanın trol olduğunu söyledi.

 – Ne yapanın?

 – Söylemedi.

 Soruşturma esnasında Ivan Plettinckx adı geçti mi?

 Plettinckx?

 Eğer o bölgede yaşayan bir pedofili idiyse kesin onu elemişizdir.

 Bir çoğunu soruşturduk.

 İşte burada.

 Plettinckx.

 İfadesi alınmış, sonra bırakılmış.

 Şüpheli mi?

ONKOLOJİ BÖLÜMÜAKCİĞER KANSERİ YAYILMIŞ OPERASYON YAPILAMAZ.

 Dışarıda bekleyebilir misin?

 Yalnız olmayı tercih ederim.

 Gerçeği söyleyeceğine söz vermiştin.

 Söz verdin.

 Söz verdin.

 Ne bilmek istiyorsun?

 Trolden başlayabilirsin.

 Yani, ısıran demek istiyorsun.

 Kardeşin hakkında bir şeyler öğrenmeyi tercih etmez misin?

 Kendi önceliklerinle ilgilenmelisin, Cafmeyer.

 Isıran hakkında ne biliyorsun?

 Ne biliyorsun?

 Ne bildiğini  söyle.

 Yaklaş biraz.

 Şerefsiz.

 – Ne biliyorsun?

 – Şimdi ne bildiğimi görürsün.

 Her şeyi arabaya koydum, gidebiliriz artık.

 Jeff.

 Ayakkabılarını giy ve televizyonu kapat.

 Gidiyoruz.

 Anne!

 Anne!

 Anne!

 Anneciğim!

 Anne!

 Hayır!

 Anne!

 Ben Iris.

 Nick, Quireynen hatta.

 DNA.

 Eşleştirmeye başlıyorum.

 Elimizden geleni yaptık ama sperme uyan herhangi bir kayıt bulamadık.

 Örnek çok azdı.

 Prosedüre göre 34 defaya kadar tekrarlamak gerekebilir   ama bu çok uzun zaman gerekiyor bu da laboratuvarın kapasitesini ve  Gene aynı hikaye değil mi?

 Bütçeyle ilgili bir sürü saçmalık.

 Müsaade  Müsaade mi?

 Robin’in ailesine de sorayım mı?

 Müsadeleri var mıymış?

 – Müsaade  – Oraya gelip sana yaptırmamı ister misin?

 Müsaadeyi aldık.

 İşlemlere de başladık ama işe yarayacağından şüpheliyim.

 Alright.

Tamam, sakinim.

 Joff!

 Joff!

 Tara?

 Tara?

 Tara?

 Tara.

 Tara.

 Tara, gel buraya.

 Tara.

 Tara, yapma.

 Tara, buraya gel.

 Tamam, sakin ol.

 Tamam.

 Tamam.

 Elbiseleri nerede?

DOĞUM/ÖLÜMSUÇ ORTAĞI Nancy?

 – Nancy?

 – Kim o?

 Nancy Lammers?

 Adresini kardeşin Ronny’nin bir arkadaşından aldım.

 – Kimmiş o arkadaş?

 – Hapishaneden arkadaşı.

 Ivan Plettinckx.

 Polissin sen, adi herif!

 – Kes şunu.

 Sadece konuşmak istiyorum.

 – Ben polislerle konuşmam.

 Siktir git!

 Melerimi elledin!

 Bana tecavüz etmeye çalıştın!

 Kafamı bozma!

 Kızdırma beni!

 Sakin ol.

 Sakin ol dedim.

 Plettinckx muhtemelen bir çocuğun kaçırılıp öldürülmesine karıştı.

 Bu konuda ne biliyorsun?

 – Ne biliyorsun dedim?

 – Hiçbir şey bilmiyorum.

 Onu ve iğrenç arkadaşlarını.

 Aralarında ısırmayı seven biri var mıydı?

 Küçük çocukları ısıran biri var mıydı?

 – Var mıydı, Nancy?

 – Isırmayı seven birini bilmiyorum.

 Plettinckx’i tanırım, o ihtiyar sapığın kimseyi ısırdığını duymadım.

 Onu tanıyorsun yani.

 Plettinckx’in küçük çocukları alıkoyup taciz ettiği   herhangi bir video gördün mü veya sen böyle bir video çektin mi?

 – Bjorn.

 – Nedir bütün bunlar?

 Sen ilk önce git şu ısıranı yakala.

 Ondan sonra 100 sene öncesinden kalan videolar hakkında konuşursun.

 – Bu beni son görüşün değil.

 – Siktir git!

 Sakin ol.

 Bir şey yok.

 – Nick’le konuştun mu?

 – Ona ulaşamıyorum.

 Onu görmedim ama benim plaka sorgulama sayfası açıktı.

 – O nedir?

 – Bilmiyorum.

 Oradaydı.

 İmdat!

 İmdat!

 Yardım edin!

 İmdat.

 İmdat!

 Nick?

 Bir şey bulduk.

 Şu ısırıktan zanlı hakkında bazı şeyler bulduk.

 Erkek, 20 yaşın üstünde.

 Bayan Nercessian bizi bekliyor.

 Tamam.

 Simons ailesi hakkında daha fazla bilgiye ihtiyacımız var,  Alex’den başlayabiliriz.

 Alex, zavallı adam.

 Bütün gün parkta dolaşırdı.

 İşi yok muydu?

 Geçinecek parayı nereden buluyordu?

 Nasıl anlatsam.

 Alex bir “odar” ile evlendiği için bir çok aileyle arası bozuktu.

 “Odar”ne demek?

 Cindy bir odar.

 Aslında siz de öylesiniz.

 Ermeni olmayanlar odardır.

 Alex Simons Ermeni mi?

 Onun dedesi ve benimki Türklerle savaşmış.

 Simon Ermeni ismi değil ama.

 Simonian Ermeni ismi.

 Antwerp’de bulunan bir çok Ermeni ailesi soyadlarını değiştirdi.

 – Simonian mı?

 – Evet.

 Burada bekleyin.

 Simonian, Alerian.

 Reşit olmayan birine cinsel tacizden iki yıl hapis yatmış.

 – Kontrol etmeliydik.

 – O kurbandı, neredeyse komadaydı.

 – Kontrol etmeliydik.

 – Kendini mi bağladı peki?

 Olabilir, önce ayaklarını sonra ellerini bağlamıştır.

 – Ve kafasını yaralamıştır öyle mi?

 – Kafasındaki yaralar derin değildi.

 Bu herifin DNA’sına ve diş izlerine ihtiyacımız var.

 DNA için Laboratuvarı arar mısın?

 Alex sizin evde mi?

 Hayır, parkta olabilir ya da kendi evinde.

 – Kafasını dağıtmaya çalışıyor.

 – Teşekkür ederim.

 Sizi gazetede görmüştüm.

 Olayı siz araştırıyorsunuz.

 Kusura bakmayın ama, çok yoğunum.

 Belki biz Benim bir teorim var.

 Simons ailesi haftasonu için bir yere gidecekti.

 Kendilerine sormalısınız.

 – Eğer uygunsa.

 – Sorduk zaten.

 – Öyle mi?

 – Şimdi müsaade ederseniz.

 Ben Robin’in yüzme öğretmeniydim.

 Robin ile ilgili bildiğiniz bir şey var mı?

 Hayır.

 Kimse trol hakkında bir şey söyledi mi?

 – Nasıl?

 – Çocuklar kendi aralarında konuşuyorlardı   bende polis biliyor mu diye merak ettim.

 Sizin öğrencilerinizden biri onu görmüş mü?

 Onunla konuşan var mı?

 Hayır, ama biri hakkında konuşuyorlar.

 Gece duvarlardan tırmanıp yatak odalarının camlarından içeri bakıyormuş.

 Pekala, eğer bildiklerinizi buraya yazarsanız çok memnun olurum.

 İstediğiniz zaman arayabilirsiniz.

 Şimdi izin verirseniz kendi teorim üzerinde çalışacağım.

 – Peki trol  – Lütfen emniyet şeritlerinin arkasında bekleyin.

 Tipik polis.

 Hep teorileri vardır.

 Ama eğer başka birinin teorisi  – Emniyet şeridinin arkasında bekleyin.

 – Hep emir vermeleri lazım.

 İşte hep böyle, belki birileri bir şey biliyordur ama siz dinlemeyin.

 Kendimi iyi hissetmiyorum.

 Ağzımda böyle şeyler istemiyorum.

 Şüphelileri elemek için bazı delillere ihtiyacımız var.

 – Uzun sürmeyecek.

 – Bir Ermeni’ye bunu açıklamak zorunda mıyım?

 Oğlunuzun katilini bulmamızı istiyor musunuz, istemiyor musunuz?

 Zaman kaybetmeyin o zaman.

 Zaten yeterince kaybettiniz.

 Ya eğer bir yerlerde başka bir aile kelepçelenmişse?

 Hiç bunu düşündünüz mü?

 Ne söylüyorsun sen?

 Ne söylemeye çalışıyorsun?

 – Kalıp hazır.

 – Önce cevap vermesi lazım.

 Bekleyemeyiz, kalıp donar.

 Açın ağzınızı.

 Sakin olun.

 Sakin olun.

 Bir dakikada biter.

 Burnunuzdan nefes alın.

 Burnunuzdan derin nefes alın.

 Diğer aile hakkında ne biliyorsun?

 Hastaneye gitmesi gerekiyor.

 Doğru şeyi yapmam gerekiyor.

 Doğru şeyi yapmam gerekiyor.

 Laboratuvara göre, DNA Alex Simons’unkiyle eşleşmiş.

 O zaman anlattığı eve zorla girilmiş hikayesi yalan.

 Daha önce bu tür taciz olayları olmuş mu araştıralım.

 Robin’in öğretmenleriyle, doktoruyla, arkadaşlarıyla irtibata geçin.

 Gidip Alex ile konuşmama izin ver.

 Onunla konuşacağız ama şu anda çok zayıf.

 Hiçbir yere gidemez zaten.

 En iyi zaman işte.

 Bütün gün parkta dolanıp duruyor.

 Parka git.

 Onu orada görmüşler mi, ne yapıyormuş, nerelerdeymiş öğren.

 – Ben Kızıldereliyim.

 Ben Kızıldereliyim.

 – Şimdi değil.

 Sonra.

 Şu kötü adamı hatırlıyor musun?

 Başını yaralayan adamı?

 – Ivan.

 – Ivan, evet.

 Ivan ve diğerleri?

 – Pl  Plet  Plettin  – Plettinckx.

 Ivan Plettinckx.

 – Seni kim kurtardı?

 – Nancy.

 Nancy.

 Evet.

 Bunu hiç unutma.

 Eğer biri sana sorarsa onlara bunu söylemeyi unutma.

 Tamam mı?

 Seni kim kurtardı?

 – Nancy.

 – Nancy.

 Ronny ve Nancy.

 Sakın unutma.

 Tamam.

 Kızıldereli başlığım nerede?

 Onu yıkadım.

 Bir süre bu karavanda kalman gerekiyor.

 Eve bazı ziyaretçiler bekliyorum.

 Alex Simons ile görüşmem gerekiyor.

 Ziyaretçiye izin verilmiyor.

 Bay Simons’un ülseri var.

 – Sadece bir dakika?

 – Karın zarı iltihabı gelişmiş.

 Şu anda ona antibiyotik veriliyor ve Dr Devriendt’in kesin talimatı var.

 Siz daha yeni geldiniz değil mi?

 Mesainiz daha yeni başladı.

 Belki daha talimatları okuyacak zamanınız olmamıştır.

 Alex Simons ile konuşmalıyım.

 Bir şeyler biliyor.

 Başka çocukların başına kötü şeyler gelmesini engelleyebiliriz.

 Yalan söylemeyi bırak artık.

 Şimdi beni dinle.

 Başak çocukların başına böyle şeyler gelmesine izin veremem.

 Şimdi bildiğin ve sakladığın bir şeyler varsa söylemenin tam zamanı.

 Kahretsin.

 Söyle.

 Söyle hadi.

 Üzgünüm, kan torbasını tutmuştum.

 Sorun yok.

 Ben  – Gidin buradan, hemen!

 – Hayır, bir şey söylüyor.

 – Hayır.

 – Söylesene.

 – Gidin.

 – Bir şey söylüyor.

 Bayım!

 Çıkın dışarı!

 Siktir git.

 – Kana ihtiyacı var.

 – Bir şey söylüyordu.

 Bilmek isteyeceğin şeyler biliyorum.

 Bütün videoları ve diğer şeyleri istiyorum.

 Çok geç.

 Biz ısıranı sen olmadan da bulduk.

 İlgilendiğin öbür çocuk hakkında bir şeyler biliyorum.

 Videoda sonradan sahneye giren.

 Hadi o zaman, anlat.

 Ne biliyorsun?

 Ne biliyorsun?

 – Kimin için çalışıyorsun?

 – Ne biliyorsun?

 Sen biri için çalışıyorsun.

 Plettinckx’in oynadığı çocukla kim ilgileniyor?

 – Seni ilgilendirmez.

 – Birisi gerçekten ilgileniyor, hem de çok.

 Ve biri gerçekten çok ilgileniyorsa, demek ki bu çok para eder.

 – Sadece rüyanda!

 – 5.000 euro.

 Ve sana her şeyi anlatacağım.

 Ne yapacağım biliyor musun?

 Bütün videoları gerekli yerlere vereceğim.

 İşte bunu yapacağım.

 5.000 euro ve bütün videolar yok edilecek.

 – Siktir git.

 – Neler kaçırdığını bilmiyorsun.

 Sana gösterebilirim, geri zekalı.

 Nancy?

 Nancy?

 3.000.

 Bu da ne?

 – Eve gitmek istiyorum.

 – Sonra.

 – Eve gitmek istiyorum.

 Eve gitmek istiyorum.

 – Sonra.

 Misafirler geliyor.

 – Gitmek istiyorum.

 – Sakin ol, sakin ol.

 Sonra.

 Önce biraz oyun oynayalım.

 Haydi.

 Houdini, evet.

 Houdini.

 Evet.

 Houdini.

 Ellerini şuraya geçir.

 İşte böyle  Houdini.

 Houdini.

 Houdini.

 Houdini.

 Eğer uslu olursan, seni görmeye özel biri gelecek.

 Özel biri gelecek, tamam mı?

 Şimdi bunları çıkarmaya çalış.

 Nick?

 Teşkilatın saçını başını yolduran birini yakalamamıza yardım ettin.

 Pedofillerin hemen hemen hepsinden toplanan bilgisayarlarda   Larry Film’in aynı reklam filmi bulunuyor.

 Tek ipucu pasaklı kadının yanındaki adamdaki dövme.

 Ne onu, ne de videoları bulamadık.

 Ama sen buldun sanırım.

 O kalp şeklini Plettinckx’in mektuplarında buldum.

 Belki Bjorn ile bir şeyler yapmışlardır diye düşündüm.

 Kadının kardeşinin plakasını soruşturmuşsun.

 Onuda mı mektupta buldun?

 Herif ölmüş.

 Kesinlikle ölmüş.

 Nick, ne üstünde çalışıyorsan, benden habersiz bir şey yapma.

 – Ben ciddiyim.

 – Tamam.

 Beni aramadın.

 DNA sonuçlarıyla baya yol aldık, diş izlerine ihtiyacımız yok artık.

 Kalıb işini bize faturalandırabilirsin.

 Başka bir şeye bakmam gerekmiyor mu?

 Diğer diş izlerine falan.

 Gerek yok artık.

 DNA sonuçları çok açık, Alex Simons’muş.

 Simons’mu?

 Gerçekten mi?

 O zaman çocuğu kim ısırmış?

 – Ne demek istiyorsun?

 – O ısırıklar kesinlikle ona ait değil.

 Tükürdüğü ölçünün bir kısmını kurtardım.

 Ve o ısırık kesinlikle Alex Simons’un işi değil.

 Alex Simons onu ısırmamış.

 Herif hala dışarıda.

 Danni  Saklandığı yer burasıymış.

 Bu çöpleri görmüştüm ama biz bir çocuk arıyorduk.

 Kimse bana yiyecek artıklarından bahsetmedi.

 Tanrım.

 Alex Simons’a ne yaptık biz?

 Nick  Doğru olabilir.

 Bu herif duvarları tırmanıp çocukları seyrediyormuş.

 – Gene trole mi döndük.

 – Birisi bana detayları anlatmıştı.

 – Robin’in yüzme öğretmeni kimmiş bir araştıralım.

 – Tamam.

 Nick, Chris Gommaer diye biri yüzme havuzunda çalışıyor.

 Mahkeme genç çocuklara yaklaşmasını yasaklamış.

 Morckhoven bulvarında yaşıyor.

 Eski davadaki gibi.

 Bay Gommaer?

 Sorun yok bayan.

 Onunla konuşmaya geldim.

 Gel bakalım.

 Sudan çık.

 Hadi.

 Bu senin oğlun Kenny’mi?

 O mu?

 Eğer karın oğluna yaklaşmanı istemediyse   ve mahkemede bunu kabul ettiyse, bunun bir sebebi olmalı, değil mi?

 Ben pedofili değilim.

 Kenny bu dünyada en çok sevdiğim insan.

 Çocuk tecavüzcülerine ne denir o zaman – Bana bunu o yaptırdı.

 – Ne?

 Bana bunu o yaptırdı.

 – Kim?

 – Troll.

 Şimdi nerede o?

 Senin içinde mi?

 Gitmek için hazırdık.

 Her şey paketlenmişti.

 Sonra o geldi.

 Çatıdan.

 – Onu tanıyor musun?

 – Geri döndü.

 Oydu.

 Robin Simons’un evindeki de oydu.

 Alex Evinizde ne oldu?

 Her şeyi bildiğimizi düşünüyoruz ama bir de senin ağzından duymak istiyoruz.

 Başka bir kurban daha bulduk.

 Bize her şeyi anlattı.

 Sizin evde de resim çekildi mi?

 Anlayabiliyorum, hiç kolay değil.

 Umarım bir gün senin başına da aynısı gelir.

 Sen de aynı seçimi yapmak zorunda kalırsın.

 Ne seçimi, Alex?

 Ne seçimi?

 Bıçağı dayamıştı.

 Robin’in karnına.

 Onu dilim dilim doğrayacaktı.

 Hepimizi öldürseydi çok daha iyi olurdu.

 Bu insanların başına gelen tüm olaylardan sonra  Biz de gelip olayları tekrar yaşatıyoruz.

 Bütün bu süre boyunca gözlerinin kapalı olduğundan tam emin değilim.

 Çok detay hatırlıyor.

 Gommaer az da olsa trolü görmüş.

 10 yıl önceydi bu.

 Onu yakalamaya yakınlaşmadık bile.

 – Frank, sadece bir dakika?

 – Bunu yapamayacağımızı biliyorsun, Nick.

 – Yapma işte.

 Sadece bir dakika.

 – Çabuk ol zaman.

 Gerçekten çabuk, tamam mı?

 Bu benim yüzümden olmadı.

 Tamam mı?

 – Onlara videoları verdin.

 – Ellerinde hiçbir şey yok.

 – Sadece internetten buldukları eski film reklamları.

 – Ya, öyle mi?

 Bak.

 Bana inanmalısın.

 Parayla sana geliyordum.

 Gerçekten.

 Bana bir şeyler ver.

 Şu ısıran hakkında neler biliyorsun?

 Isıran mı?

 Onu yakaladığını zannediyordum.

 Bana bir şeyler anlat.

 Onu tarif etsen.

 Yaşı ne?

 Kontrol edilmez.

 Isırır.

 Her yere işer.

 Plettinckx onunla sadece bir kez yan yana geldi.

 Ama şimdi nasıl görünür  Diğeri hakkında daha çok şey biliyorum.

 Onun hakkında bir şeyler bilmek istemez misin?

 – .

Haydi, Nick.

 Bitir artık.

 Gitmemiz  – Tamam, bitiriyorum.

 İki gün sonra mahkemedeyim.

 Eğer o videoların ortaya çıktığını görürsem.

 Ellerinde sadece eski reklamlar var ise, beni zaten serbest bırakacaklar, değil mi?

 Yazık.

 – Haydi, Nick.

 Bu kadar yeter.

 Gidiyoruz.

 – Yazık.

 – Nick?

 – Gerçekten yazık.

 Siktir ya.

 Nancy!

 Nancy!

 Nancy!

 Simons’ların evindeki idrar kokusunun nereden geldiğini biliyorum.

 Bu kırmızı bölge dişi hormonların kaynağı.

 Bu dolap.

 Sanırım kendi idrarıyla onları dezenfekte ediyor.

 Burada dişi hormonların iktidarsızlığa sebep verdiği söyleniyor.

 Bu onu motive etmiş olabilir mi?

 Belki biraz daha büyük bir burun.

 Tam göremedim.

 – Oğluna tek başına dokundu mu?

 – Yapamazdı.

 – İktidarsızdı.

 – Neden rapor etmedin bunu?

 Karım, bunun Kenny için daha iyi olacağını düşündü.

 O bunu pek  Kenny bunu pek düşünmüyor  Ama bu annesinin onu benim bilmediğim bir yere götürmesini engellemedi.

 Ame belki belki böylesi iyi oldu.

 Çünkü, sadece hasta bir sapık böyle bir seçim yapardı, – Normal bir insan  – Ne?

 Çocuğun ölmesine mi izin verirdi.

 – Bu seçim değil.

 – O bunu yapardı.

 Bu arada aynı bıçağı, bir kadın polisi yaralamada kullandı Öyle söylemişti.

 Belki tutuklanmıştır diye düşündüm,  bizim başımıza gelen olaya benzer hatta çok az benzeyen   olayları yıllarca araştırdım.

 Hiçbir şey bulamadım.

 Hemen dönerim.

 Iris?

 – Sistemi tekrar açabilir misin?

 – Tamam.

 2000, 2001 yılları arasında kadın polise saldırıları araştırır mısın?

 Hans!

 Hans!

 Hans!

 Hans!

 Jeff nerede?

 Joff  Jeff!

 Jeff!

 Bir isim buldum.

 Bu herif bıçaklamış.

 Tanrı aşkına.

 Tam burnumuzun dibindeymiş.

 Haydi.

 Polis.

 Claeren?

 Laboratuvarı ara.

 Birisi asansörde, biri merdivenlerde beklesin.

 PROLAKTİN – DİŞİLİK TOKSİNİ İKTİDARSIZLIK DİŞİ HORMONUYLA YAPILAN BİR SALDIRIDIR İLAÇ TEDAVİSİNE SON KENDİ TEDAVİME BAŞLAMA Danni?

 İnanmıyorum  – Mahzeni görmek istiyorum.

 – Olamaz.

 Tanrım.

 İdrar dolu.

 Bunlar giysi.

 Tanrım.

 İğrenç şerefsiz.

 Kafayı kendisinin yeni bir tür olduğuna takmış.

 İnsanın zayıf yönlerinden kurtulmuş, evrimin yeni bir dönemi.

 İktidarsızlığı evrimi önlemek amacıyla dişilik hormonları tarafından yapılan bir saldırı olarak görüyor.

 Prolaktinler dişilik toksinleri.

 Ağır, yere düşüyor.

 Dairesindeki her şey yerden yüksekteydi.

 Oturduğu bina bölgedeki en yüksek bina.

 Robin’i ağacın yüksek dallarına saklamıştı.

 Dur biraz, bu Robin olamaz.

 Robin sobaya bağlanmıştı.

 Kahretsin, tarihe bak.

 Alex?

 Ale  Ne yapıyorsun burada?

 Bana yardım etmelisin.

 Bir aile daha şu anda sizin yaşadığınız cehennemi yaşıyor.

 Yardım etmelisin.

 Bana yardım edebilecek tek kişi sensin.

 Neden sizi seçtiğini düşünüyorsun?

 Neden sen?

 Neden senin ailen?

 Neden?

 Bir şey fark ettin mi?

 Son haftalarda, son günlerde?

 Herhangi bir şey?

 Haydi.

 Evdeki koku.

 İdrar kokusu ve çürümüş bir şeyin kokusu.

 Habire süt şişeleri kayboluyordu   ve biz onları bahçenin dibinde buluyorduk.

 Hayır.

 Yapamam.

 Hayır!

 Hans?

 Hayır.

 Çıkar şunun pantolonunu.

 Pantolonunu çıkar.

 – Çıkar pantolonunu.

 – Yapamam.

 – Şunun pantolonunu çıkar dedim.

 – Yapamam.

 – Şimdi kendi pantolonunu çıkar  – Hayır.

 Çıkar dedim.

 Şimdi sok.

 – Hayır.

 – Sok  Hayır.

 – Bunu yapamam.

 – Sok şu işe yaramaz şeyi.

 – Yapamam bunu.

 – Sok şunu, dedim!

 Yapamam.

 Yapamam.

 Hayır.

 Hayır.

 – Hayır.

 – Jeff?

 Jeff?

 Hayır!

 Allahın belası!

 Prolaktin.

 İmdat!

 İmdat!

 İmdat!

 Yardım edin!

 İmdat!

 Orospu çocuğu!

 İmdat!

 Yardım edin!

 Polis ekipleri yolda.

 Dur orada!

 Dursana!

 Allahın belası!

 Dur!

 Bırak onu!

 Bırak çocuğu.

 Bırak onu.

 Bırak dedim.

 Çocuğu bırak.

 Tamam.

 Tamam.

 Şimdi koridora çık.

 Çocuktan uzaklaş.

 Geri git.

 Geri git.

 Tedavi için ona ihtiyacım var.

 Bu tedaviyi ben buldum.

 Bu tedaviyi ben buldum.

 Ben buldum!

 Çocuğu bırak, Claeren!

 Kaçamazsın.

 Tamam geçti.

 Bitti artık.

 Her şey düzelecek.

 Hemen döneceğim.

 Döneceğim.

 Duyuyor musun?

 Polisleri duyuyor musun?

 Claeren!

 Hayır.

 Yapma.

 Tamam bitti artık.

 Al bunları.

 Bunlar Nancy Lammers’ı uzun süre içeride tutmaya yeter.

 Bazen beni korkutuyorsun.

 Plettinckx onları bulmamı istedi.

 Beni onlara yönlendirdi.

 Görmemi, bilmemi istedi.

 Nancy benden videoları ve para istedi.

 Bana bazı şeyler anlatacaktı.

 Bjorn hakkında bir şey öğrenebildin mi?

 Artık bitti.

 Satıyorum bu evi.

 Bitti artık.

 Nancy!

 Nancy!

||