Hannibal Doğuyor (2007) Hannibal Rising

 121 dk

 Yönetmen:Peter Webber

Senaryo:Thomas Harris

Ülke:İngiltere İngiltere, Çek Cumhuriyeti Çek Cumhuriyeti, Fransa Fransa, İtalya İtalya

Tür:Macera, Suç, Dram

Vizyon Tarihi:09 Şubat 2007 (Türkiye)

Dil:İngilizce, Almanca, Rusça

Müzik:Ilan Eshkeri, Shigeru Umebayashi

Çekim Yeri:Fransa

Nam-ı Diğer:Hannibal 4 | The Lecter Variation: The Story of Young Hannibal Lecter | The Lecter Variations | Young Hannibal | Young Hannibal: Behind the Mask

Oyuncular: Aaran Thomas, Gaspard Ulliel, Li Gong, Helena-Lia Tachovská

Devam Filmleri

1986 – İnsan Avcısı(61,213)7.2

1991 – Kuzuların Sessizliği(1,178,641)8.6

2001 – Hannibal(241,945)6.8

2002 – Kızıl Ejder(236,552)7.2

2007 – Hannibal Doğuyor(99,523)6.2

Özet

Litvanya’da Sovyet yetimhanesinde kalan on altı yaşındaki Hannibal Lecter yetimhanedeki arkadaşlarıyla anlaşamamaktadır. Geceleri kız kardeşiyle ilgili korkunç kabuslar gören Hannibal sonunda yetimhaneden kaçar ve amcasının yaşadığı Paris’e gider.

Fakat Hannibal, Lecter Şatosu’na geldiğinde amcasının ölmüş olduğunu keşfeder. Amcasının dul eşi Murasaki Shibuku ona evini açar ve bu gizemli kadın onu, yemek, müzik ve resim hakkında eğitir. Fakat Hannibal bir türlü onu kovalayan geçmişinden ve gördüğü korkunç kabuslardan kurtulamamaktadır.

Tıp eğitimi almaya başlayan Hannibal kabuslarında gördüğü savaş suçlularını aramaya karar verir. Tek bir amacı vardır. Açlıktan ölmemek için gözleri önünde küçük kız kardeşini yiyen adamlardan intikam almak.

Alt Yazı

Saklan!

 Çabuk ol!

 Bu taraftan.

 Çabuk, bu taraftan.

 Çabuk, gel.

 HANNlBAL DOĞUYOR Göle.

 – Mischa’nın M’si.

 – Mischa.

 Hadi, gidelim.

 LECTER KALESİ LİTVANYA, 1 944 Lothar.

 – Küveti doldur.

 – Tabi efendim.

 Hannibal, Mischa, neredeydiniz?

 Çabuk olun.

 Hannibal!

 Buraya gel!

 Gel.

 At arabası hazır.

 Her şey hazır.

 Acele et.

 Hadi oğlum.

 Hadi.

 Hey.

 Albay Timka çatışmaların yola yakın olacağını düşünüyor.

 Birkaç günden fazla süremez.

 Kulübede güvende olacağız.

 Hadi!

 Neredeyse geldik.

 Hayır, hayır.

 Küvet kirli çamaşırlar için.

 Peki hanımefendi.

 İçeri gelin.

 Bakalım oyuncaklarımız hala duruyor mu?

 – Banyoyu hazırla.

 – Hemen hallediyorum efendim.

 Acele et.

 Aşçı siz dönene kadar mutfağı toplamayı bitirecek.

 Mischa  Hannibal, onları bana ver.

 Onlar annenin incileri.

 Üfle!

 İnciler domuza.

 Üfle Mischa.

 Susun!

 Sen Yahudisin.

 Yaptığın yemekleri nasıl yiyebilirim ki?

 Kurtulun ondan.

 Siz de buradansınız, yerel halkla nasıl başa çıkıyorsunuz?

 SS olmak istediğinizi söylüyorsunuz.

 Bunu hak edin.

 Yahudi’yi öldürün.

 Bana köylüyü getirin.

 Hadi!

 Yürü şişko Yahudi.

 Sen çingene misin?

 Hayır efendim.

 Yahudi misin?

 Hayır efendim.

 İyi iş.

 Neden bize şeyini göstermiyorsun?

 Binbaşı!

 Rus tankları Batı’ya hareket ediyor.

 Bütün yiyecekleri kamyonlara yükleyin.

 Hadi!

 Bu nedir?

 Bu bir Rus tankı!

 – Pencereden uzak durun.

 – Lothar!

 Ruslar!

 Herkes evden dışarı çıksın.

 Sadece su istiyoruz.

 Çocuklar sıcakta kalabilirler.

 – Onları içeri götür.

 – Git Hannibal, Mischa’ya göz kulak ol.

 Çekmeye başlayın.

 Burada bekle.

 Anne!

 Anne!

 Suyu çekmek ne kadar sürecek?

 Birkaç dakika.

 Stuka!

 Stuka!

 Ateş et!

 Yere yatın!

 Baba!

 Baba!

 Mischa!

 Hannibal!

 Anne!

 Anne!

 Anne!

 Hannibal!

 Hayır!

 Yapma Mischa.

 Mischa, geri gel.

 Geri gel Mischa.

 – Anne!

 – Mischa, geri gel.

 Çabuk ol.

 Hadi Grentz.

 Acele et Kolnas.

 Hadi!

 Arkaya atla.

 Motoru çalıştır.

 Sana söyledim Grutas.

 Hepimiz öleceğiz.

 Sakin ol.

 Para kazanıyoruz.

 Hadi gidelim.

 – Çabuk, çabuk!

 – Gidelim!

 Grutas, bu SS binbaşısı değil mi?

 Binbaşı.

 Bana birkaç çingeneyi öldürmemi söylemiştiniz.

 Birkaç Yahudi öldür ve seni SS yaparız.

 Eğer sözünü tutmuş olsaydın   şimdi sana ”Tamam Efendim” diyor olacaktım.

 Ama artık, kendi işimi yapacağım.

 Ruslar!

 Hadi, acele et!

 Hükümet, yağma yapan askerlerin kurşuna dizileceğini açıkladı.

 Yağma yapanları vuruyorlar.

 Saklanın.

 Gel!

 – Onu yere koy.

 – Bırak şunu!

 Bırak şunu!

 Yoksa onu vururuz.

 Ver şunu bana.

 Radyoyu al Kolnas.

 Şanslıyız, sadece çocuklar var.

 Eğer devriye geçerse   onları   ve ailelerinin eşyalarını kurtardığımızı söyleriz.

 Hey, Dortlich.

 Yukarıya bak.

 Grentz, kapıya bak.

 Yiyecek bir şeyler bul.

 Sadece çürümüş patates var.

 Bir sinyal bul.

 Almanlarınkini dene.

 Bilgiye ihtiyacım var.

 Bu bir oyuncak değil.

 Rusların frekansında bir şeyler buldum.

 Yollar kapatılmış.

 Buradan Vilnius’a kadar her kilometrede bir.

 Şimdilik buraya tıkıldık.

 Bir şeyler yakaladın mı?

 Dışarıda dondurucu bir soğuk var.

 Aç şunu.

 Sence bu yenebilir mi?

 Bunlar donmuş kurtçuk.

 Bu donmadan çürümüş.

 Bununla kafana vururum.

 Yapma Grutas.

 Çocuğun adı Hannibal Lecter.

 Küçük kızın adı da Mischa.

 Ya bir şeyler yeriz   ya da ölürüz.

 8 SENE SONRA

 Sesini duymak istiyorum.

 O dilsiz.

 Geceleri hiç de dilsiz değil.

 Oldukça sesli çığlık atabiliyor.

 Şimdi de şarkı söyleyecek.

 Burası artık babanın evi değil.

 Burası yetimhane.

 Ve sen de sadece bir yetimsin.

 Lecter!

 Seni ofisimde görmek istiyorum.

 Hannibal, senden büyüklere saygı göstermiyorsun.

 Sürekli birilerinin canını acıtıyorsun.

 Burasının eskiden annenin odası olduğunu biliyorum.

 Bu evde yaşamak senin için zor olmalı.

 Şimdi yatmaya git.

 Yatağına git!

 Her şey yolunda mı?

 Mischa!

 Kalk!

 Şimdi istediğin kadar çığlık at.

 Her gün bunun bedelini ödeyeceksin.

 Kısa ve berbat hayatının geri kalan her gününde.

 Lecter!

 Burada değil.

 Nasıl kaçmış olabilir?

 MÖS YÖ KONT ROBERT LECTER FRANSA Kim var orada?

 Çok iyi bir köpeksin.

 Sus!

 Git buradan!

 Ne oldu Serge?

 Bir çocuk madam.

 Elinde kocanızın ve sizin fotoğraflarınız var.

 Amcan seni görse çok sevinirdi Hannibal.

 Ölümünün üzerinden neredeyse bir yıl geçti.

 Geriye sadece sen ve ben kaldık.

 Mischa.

 Mischa.

 Mischa.

 Mischa.

 Mischa!

 Mischa!

 Mischa!

 Mischa!

 Hannibal.

 – Mischa!

 – Hannibal.

 Hannibal!

 Hannibal!

 Uyan!

 Geçti.

 Geçti.

 Uyuyunca hatırlıyor musun?

 Uyuyunca Mischa’ya ne olduğunu hatırlıyor musun?

 Amcana benziyorsun Hannibal.

 Denemek ister misin?

 Bunu kullan.

 Hannibal!

 Konuş benimle.

 Teşekkürler.

 Hannibal.

 Burada bana güç vermeleri için   atalarıma dua ediyorum.

 Sadece dedemin doğum gününde bunu   zırh yağıyla parlatma şerefi benim oluyor.

 Bu, Osaka Kalesi’ndeki çatışmadan kalma.

 Samuraylar düşmanlarının kafasını sergilerler.

 Bunlar daha fazla ilgini çekebilir.

 Nazik ol Hannibal.

 Ve baban gibi cesur ol.

 Ve onun gibi.

 Her şeye hazırlıklı olmalısın.

 Hadi!

 Bir daha.

 Bir daha.

 Güzel.

 Bir daha.

 Hey Japon.

 Hey Japon.

 Mösyö lütfen  – Hepsi bu mu Madam?

 – Evet.

 Japon, bana doğruyu söyle.

 Oran çapraz mı?

 Kabarık kılların var mı?

 Hannibal!

 Hareket etme.

 Eğer benzin depoma bir şey yaptıysan kafanı kopartırım.

 Kasap Paul Momund.

 Bir Hanımefendi’ye özür borcun var.

 Japon’dan mı özür dileyeceğim?

 Buraya gelmekle delilik etmişsin.

 Seni nehre atacağım.

 Belki de pantolonunu sıyırıp   bir yerini keserim.

 Onun şeyinin nasıl olduğunu bilmek istemiştin.

 Orasının nasıl göründüğünü tahmin etmiştin?

 Japonların şeyler çapraz gelir.

 Onunla yatıp bunu kendin görmelisin.

 Bunun gibi çapraz mı?

 Yoksa omurgaya daha mı yakın?

 Ağzın nasıl leke saçıyor.

 Görüyor musun?

 Bunu çizmeliyim.

 Çizimimi görmek ister misin?

 Beni bekle.

 Bu yara, tek bir darbeyle yapılmış.

 Müfettiş Popil.

 Gelebildiğinize çok sevindim.

 Beni hatırlamayabilirsiniz.

 Tabii ki hatırlıyorum.

 De Rais’i yakalamıştınız.

 Ve duruşmada arkasında oturmuştunuz.

 Delili getirdiğinizi görmüştüm.

 Bu benim için bir onur.

 Elimizde ne var?

 Paul Momund ya da ondan geriye kalanlar diyebiliriz.

 Dosyası sende mi?

 Evet.

 Şişman ve çirkin.

 Eskiden Yahudileri Marsilya’dan toplama kamplarına göndermiş.

 Geçenlerde kavga etmiş.

 Ve sık sık edermiş.

 Geçen Cumartesi bir barda kavga etmiş.

 Çok düşmanı varmış.

 Son zamanlarda edindiği düşmanların bir listesini çıkart lütfen.

 Vücuduna hiçbir şey yapmadınız mı?

 Hayır mösyö.

 Şef özellikle  Bu koku   buralarda rastlanan bir koku değil.

 Şu diş ağrısı ilacı gibi kokuyor.

 Evet, karanfil yağı gibi.

 Eczacıyla konuşayım.

 Bak.

 Bir balığın en lezzetli yerleri yanaklarıdır.

 Aynı şey bir çok yaratık için geçerli.

 Balığı keserken bir yanağını madama verin.

 Diğerini de onur konuğumuza.

 Olanları duydunuz mu?

 Kasabın kafasını bulamamışlar.

 İyi akşamlar leydim.

 Umarım kusura bakmazsınız.

 Bir kasap bıçağı kullanabilirdim ama kılıç, duruma daha uygun gözüktü.

 Kılıca en ufak bir zarar bile gelmedi.

 Kasap tereyağı gibiydi.

 Benim için bunu yapmana gerek yoktu.

 Kabalık bulaşıcıdır leydim.

 Polis.

 Bunun bir cinayet olduğu sonucuna varacaklar.

 Ya da tutku cinayeti.

 Ellerini yıka.

 Çabuk ol!

 Hadi!

 Müfettiş Pop-il mi?

 – Popil Madam.

 – Popil.

 Hannibal Lecter?

 İyi akşamlar.

 Kasap Paul Momund’la pazarda kavga ettiniz, öyle değil mi?

 O öldü.

 Sizden benimle gelmenizi istemeliyim.

 Adın Hannibal Lecter mı?

 Evet.

 Paul Momund’un ölümüyle ilgili suçluluk duyuyor musunuz?

 Suçluluk duymak mı?

 Sadece ”Evet” ya da ”Hayır” diye cevap ver.

 Hayır.

 Hiçbir şeye tepki göstermiyor.

 Bu saçmalık.

 Kasap balık avlıyormuş.

 Bıçağında kan vardı ama hiç balık bulamadık.

 Bütün bunları sana teyp mi söylüyor?

 Olağanüstü.

 Hayır.

 Şef bana akşam yemeği için eve balık getirdiğinizi söyledi.

 Balığı nereden buldunuz?

 Balık tuttum müfettiş.

 Kayıkhanenin orada, suyun içerisinde ağımız var.

 İsterseniz size gösterebilirim.

 Uzmanlık alanım savaş suçları.

 Ve bu suçların savaş bitince sona ermediğini de bilirim.

 Bütün aileni kaybettin.

 Benim gibi.

 Ama güzel yengen, senin için her şeyi telafi etti.

 Onun kokusu eskiden yaşadığın yerin kokusunu bastırıyor olmalı.

 Demek istediğim, kasap ona laf attığı için   onu öldürdüysen bunu anlarım.

 Bana ne olduğunu anlat Hannibal.

 Birlikte mahkemeye  Onun kokusu eskiden yaşadığım yerin kokusunu bastırıyor mu?

 Şiir yazıp onları yastığınızın altında mı saklıyorsunuz müfettiş?

 Savaş suçlarıyla ilgilenmeyi, savaşta   bütün ailenizi kaybettiğiniz için mi seçtiniz?

 Evet.

 Nasıl öldüler?

 Bazıları savaşta öldü, bazıları da Doğu’daki kamplara yollandı.

 Bunları yapanları yakaladınız mı?

 Hayır.

 Ama onlar da tıpkı kasap gibi birileri, öyle değil mi?

 Evet.

 O zaman ikimiz de şüpheliyiz.

 İsterseniz polise benimle balık tuttuğunuzu söyleyebilirim.

 Müfettiş, gelip bir şeye bakmalısınız.

 Sana bu insanları uzaklaştırmanı söylemiştim.

 – Bu kasap mı?

 – Evet efendim.

 Ne kadardır burada?

 On dakikadan fazla değil.

 Anne, baba.

 Tıp Okulu’na kabul edilen en genç öğrenci oldum.

 Burs kazandım.

 Burada olsaydınız memnun olurdunuz.

 Amcamın veraset vergisi yüzünden   şatoyu satmak zorunda kaldık.

 Leydi Murasaki benimle birlikte Paris’ten ayrılacak.

 Fransa’daki oturma izni tehlikeye girmiş durumda.

 TlP ENSTİTÜSÜ SAlNT MARlE PARİS Bursum karşılığında boş zamanımın çoğunu   anatomi dersi için kadavraları hazırlayarak geçiriyorum.

 Derslerim çok etkileyici.

 Yine de kardeşimi   ve onu benden alan adamları düşünmeden edemiyorum.

 Hannibal!

 Sence Tanrı, lsaac’ı yemeyi mi istedi?

 Bu yüzden mi Abraham’ın onu öldürmesini istedi?

 Onu yemek mi?

 Tabii ki hayır.

 Bir melek, zamanında müdahale etmişti.

 Her zaman edemez.

 Mischa’ya ne olduğunu bilmeliyim.

 Rüyalarımda yüzlerini görebiliyorum   ama birbirlerine ne isimle seslendiklerini hatırlayamıyorum.

 Bunu hatırlamak için her şeyi verirdim.

 Hannibal 

Hafıza keskin bir bıçak gibidir.

 Canın acıyabilir.

 Burada seninle kalmak istiyorum.

 Olmaz.

 Okulda kalmalısın.

 Louis, hatırlamanı istiyorum.

 Nazilere çocukların nerede saklı olduklarını kim söyledi?

 Hatırlamalısın.

 Hatırlayamıyorum.

 Bu hatırlamana yardımcı olur.

 Hannibal Lecter.

 Ne arıyorsun burada?

 Vücut.

 Tıp öğrencisiyim.

 Biliyorum.

 Gelişimini uzaktan izledim.

 Bu odada duyduklarını hiçbir yerde söyleme.

 Lütfen Louis.

 Çocukları Auschwitz’e Klaus Barbie gönderdi.

 Ona çocukların nerede saklandıklarını kim söyledi?

 Sen mi söyledin?

 Parmaklarımı kırınca onlara Pardou’nun adını verdim.

 Pardou, çocukların nerede saklı olduğunu biliyordu.

 Şimdi Belleville belediye başkanı.

 Teşekkürler Louis.

 Müfettiş?

 Evet?

 O zaman polis neredeydi?

 Hayır, hayır, lütfen.

 Louis’in ne istediğini anında anladın, öyle değil mi?

 Pişmanlığı aklında.

 Yüreğinde değil.

 O senin sorunu cevapladı ama sen onunkini cevaplamadın.

 Naziler çocukları kamyonlara atarken polis neredeydi?

 Hannibal!

 Gel ve oyna.

 Bir küçük yanak.

 İki küçük yanak.

 Öksür.

 Zatürree.

 Onu alalım.

 Zaten ölecek.

 Hannibal!

 – Dışarı.

 – Grutas.

 bekle!

 Künyeler.

 Hadi!

 Acele et.

 MEDlNlNKAl SOVYET SlNlRl

Pasaport.

 – Öğrenci misin?

 – Evet.

 Yeni bir fotoğrafa ihtiyacın var.

 KAUNAS LİTVANYA

Gece raporu.

 Kaunas’a giriş vizeleri.

 Lecter.

 Kulübe.

 Kolnas.

 Grutas.

 Mischa.

 Bay Dortlich.

 Kendim ve hayatta olmayan ailem adına   size, geldiğiniz için teşekkür ederim.

 Sobanın üzerindeki küvetten çıkan kabarcıkları hatırlıyor musun?

 Zaten ölmüştü, yemin ederim.

 Çok fazla mayonez, Bay Dortlich.

 Diğerleri nerede?

 Bilmiyorum.

 Birinin nerede olduğunu biliyorum.

 Grentz’in nerede olduğunu biliyorum.

 Grentz?

 Kanada’da.

 Mülteci teknesiyle Bremerhaven’den kaçtı.

 Görünüşü nasıldı?

 Esmerdi.

 Onu SS’e kabul etmediler.

 Tabii ki.

 Sürekli yiyecek bir şeyler bulan oydu.

 Peki ya Milko?

 Hepsi savaşta öldü.

 Şarkı söyleyişini hatırlıyorum.

 Lideriniz Grutas’a ne oldu?

 Bilmiyorum, bilmiyorum.

 Lütfen gitmeme izin ver.

 Grentz’e karşı ifade veririm.

 ”Das Männlein im Walde” şarkısını hatırlıyor musun?

 Mischa bu şarkıyı çok severdi.

 Mischa için söyleyelim.

 Neden söylemiyorsun?

 Halatı gevşetmem için şarkıyı söyleyin Bay Dortlich.

 Kolnas.

 Kolnas’tı.

 Kolnas’tı.

 Kolnas nerede?

 Fontainebleau!

 Şarkıda söylediği gibi.

 ”Koyu kırmızı” Yabani mantar toplamış ve şiş kebap yapmış.

 Mantarlar ve yanaklar.

 Neredeydin?

 Duman ve kan kokuyorsun.

 Nereye gittin?

 Onları buldum.

 Mischa’yı öldürenleri.

 İsimlerini öğrendim.

 Burada, Fransa’dalar.

 Nerede?

 Fontainebleau.

 Kiraz kuşları.

 Onları Afrika’ya giderken yakalayıp öğle yemeği olarak satıyor.

 Bize benziyorlar.

 Diğer kuşların pişirildiklerini duydukları halde   şarkı söylemeye devam ediyorlar.

 Kolnas, Kleber ismini kullanıyor.

 Mösyö Kleber, Juliana Caddesi’nde oturuyor.

 – Günaydın Mösyö Kleber.

 – Günaydın, nasılsın?

 Bak.

 İşte orada.

 Kiliseye gidiyor.

 Bu savaş suçlusu ne kadar temiz   ve düzenli gözüküyor.

 Bu şarkıyı biliyor musun?

 Natalya nerede?

 Nerede o?

 Her zaman kayboluyor.

 Gel Natalya.

 Kiliseye gitmeliyiz.

 Çocukları var Hannibal.

 Mischa’nın bileziğini takıyor.

 Kiliseye ne bağışlayacağını seç.

 Cebine koy.

 Parlak olan.

 Bunu kasaya  PETRAS KOLNAS Bu nedir?

 – İyi akşamlar.

 – Aşağıda seni bekliyorlar.

 Sovyet arkadaşlarımı çağırdım.

 Dortlich’in künyesi ağzındaydı.

 Bu dördümüzün de künyelerinin ve kayıt defterinin   elinde olduğunu gösteriyor.

 – Olamaz.

 Dortlich daha önce yıkıntıyı aramıştı.

 Grutas ona aramasını söylemişti.

 Çevrede piknik yapmış, tembel herif.

 Nerede o?

 Küçük çocuk mu Dortlich’i öldürdü?

 Paris’te okuyan bir öğrenci.

 Pasaporttaki fotoğrafı varmış   ama henüz ellerine geçmemiş.

 Adı ne?

 Hannibal Lector.

 Onu tanıyor musun?

 Sen de tanıyorsun.

 Savaş sırasında onunla akşam yemeği yemiştik.

 Restoranına dön Kolnas.

 Hey!

 Bir dahaki sefere bana, üzeri kapalı bir tabak getir.

 Dieter nerede?

 Dieter!

 Suratlarına vurursan ve dudaklarını ısırırsan paramız boşa gider.

 Buraya gel.

 Ve şuradaki.

 O benim.

 Milko, Paris’e gitmeni istiyorum.

 Kolnas bana bir Bösendorfer piyanosu buldu.

 En iyis.

 Ve   çocuğu da bul.

 Lector.

 Ona ne yapacağını biliyorsun.

 Teşekkürler.

 Müfettiş Popil.

 Lütfen içeri girin.

 Öylesine ziyarete gelmedim.

 – Nerede o?

 – Bilmiyorum.

 Sanırım tıp okulunda.

 Bu adamı hiç gördünüz mü?

 Hayır.

 Adı Dortlich.

 Bir savaş suçlusu.

 Hannibal’ın geldiği kalenin yakınlarında bulundu.

 Dortlich’in arkadaşlarının   nerede olduklarını bilmek istiyorum.

 Hannibal nerede olduklarını biliyor olabilir.

 Bir yerinizi kesmeyin.

 Geçmişinizi biliyorum.

 Ailenizi kaybettiğinizi biliyorum.

 Her şeyinizi   Hiroşima’ya atılan bombada kaybettiğinizi biliyorum.

 Evet.

 Ve o da her şeyini kaybettiği için Hannibal’ı koruyorsunuz.

 Onunla aranızdaki bağ bu mu?

 Rüyalarınızda ailenizi görüyor musunuz müfettiş?

 Evet.

 Ben de.

 O da.

 Eğer insanlara Fransa’da saldırırsa   onu tutuklamak zorunda kalacağım.

 Giyotine mahkum olur ve ölür.

 Üzgünüm.

 Seni öldürmeye beni Grutas yolladı.

 Seni öldürmeye değil.

 Sana para vermeye.

 Sana vermeme izin ver.

 Hayır!

 Hayır!

 Hayır!

 Çok fazla insan öldürdün Milko.

 Çok fazla.

 Suda onları yanında hissediyor musun?

 Onu yedik.

 Onu hayatta kalmak için yedik.

 Grutas çok hızlı davrandı.

 Hiçbir şey hissetmedi.

 Grutas’ın evi var mı?

 Nerede?

 Seni duymakta zorlanıyorum.

 Evi nerede?

 No!

 Tamam.

 Milly-la-Foret.

 Hayır!

 Hiçbir şey hissetmedi.

 Müfettiş Popil.

 Ne büyük bir sürpriz.

 Odanda buldum.

 Eğer Fransa’da birini öldürürsen   giyotine gitmeni sağlarım.

 Biz konuşurken çalışmamın sakıncası var mı?

 Dortlich’i ailenin öldüğü ormanda öldürdün.

 Yüzü yenmişti.

 Ben olsam kuzgunlardan şüphelenirdim.

 Kuzgunlar mı şiş kebabı yapmış?

 Yamyamlık.

 Doğu cephesinde böyle şeyler olmuştu.

 Ama bunu sen zaten biliyorsun, öyle değil mi?

 Sen de oradaydın.

 Bu kadavranın suratı değil.

 Bu Vladis Grutas’ın suratı.

 Tıpkı odandaki resimler gibi.

 Onu da mı öldürdün?

 Hayır öldürmedim.

 Onu buldun mu?

 Eğer onu bulursam size söz veriyorum onu size getiririm.

 Benimle oyun oynama.

 Kaunas’ta bir hahamın kafasını koparttığını biliyor muydun?

 Ormanda çingene çocukları vurmuştu.

 Nuremburg’deki mahkemede beraat etti.

 Çünkü bir tanığın boğazından asit döküldü.

 İfadeni almalıyım.

 Benimle gel.

 Başlayalım.

 Onu yere koy   yoksa onu vururum.

 Grutas’ın gözleri kurda benziyor.

 Elimdeki kargıyı bırakmam için   Mischa’yı tehdit etmesi gerektiğini biliyordu.

 Önceleri   askerler onları bulursa diye bize ihtiyaçları vardı.

 Daha sonra ise   etrafımızda dolaşarak   kollarımızı ve yanaklarımızı ellemeye başladılar.

 Kafasını tutun.

 Kafasını tutun.

 Mischa!

 Tutun.

 İçeride olmaz.

 İçeride olmaz.

 Hannibal!

 Mischa’ya söz verdim.

 Bunu onlara ödeteceğine mi?

 Yaptıklarını ödeteceğine mi?

 Eğer seni öldürmüş olsalardı   onları kim cezalandıracaktı?

 Sorunun cevabı benim.

 Ben cezalandıracağım.

 Eğer bütün bildiklerini benimle paylaşacağına yemin edersen   gitmene izin veririm.

 Yemin ederim.

 Jacques?

 Bir şeyler biliyor.

 Bizi Grutas’a götürecek.

 Sonra onu tutuklarız.

 Mahkeme onun deli olduğuna karar verebilir.

 Akıl hastanesindeki doktorlar onu inceleyip   nasıl biri olduğunu anlayabilir.

 Küçük Hannibal 1 944’te, o karda öldü.

 Kalbi Mischa’yla öldü.

 Şu an olduğu şeyi   sadece   canavar kelimesiyle açıklayabiliriz.

 Bu adamları polise bildir.

 Kolnas’ın çocukları yüzünden böyle söylüyorsun, öyle değil mi?

 Hayır.

 Bana söz ver.

 Hannibal!

 Yapamam.

 Yapamam.

 Mischa’ya çoktan söz verdim.

 Merak etme.

 Sana bir daha vurmayacağım.

 Artık senden hoşlanıyorum.

 Belki dişlerini yaptırırım.

 Buhar istiyorum.

 Aç şunu.

 Burada olduğun için mutluyum.

 Her zaman kendimi sana borçlu gibi hissettim.

 Daha büyük olacağını düşünmüştüm.

 Canını acıttığım her zorbanın suratının yerine seninkini koyuyorum.

 Öldür onu!

 Bana şunu söyle.

 Küçük kız kardeşini sevdiğin için beni ona yedirir miydin?

 Evet.

 İşte.

 İşte nedeni bu.

 Sevgi.

 Kendimi o kadar çok seviyorum ki senden asla özür dilemem.

 Onu bıçakla doğrayın.

 Bekleyin.

 Bana bak!

 O zaman o kadar da acımaz.

 Kaltak!

 Yakalayın onu!

 – Kolnas’ı ara.

 – Tamam.

 Konuşmamıza devam etmemiz için  Leydi Murasaki’yi bir daha canlı olarak görmek istiyor musun?

 Evet.

 Sesini duy.

 Küçük yatak arkadaşınla konuş bakalım.

 Dinle.

 Beni dikkatlice dinle.

 Sana hayata karşılık hayat öneriyorum.

 Elindeki her şeyi bana getir.

 Künyeler, kayıt defteri, her şeyi.

 Nereye?

 Trilbardou’ya giderken 36.

 kilometrede bir telefon kulübesi var.

 Güneş doğarken orada ol ve telefonumu bekle.

 Eğer orada olmazsan yanaklarını sana postayla gönderirim.

 Hayata karşı hayat.

 Gitmeye hazırız efendim.

 Hadi.

 Üzgünüm odan henüz hazır değil.

 Oda servisiyle konuşurum.

 Lütfen  Eva!

 Odayı temizle.

 Misafirlerimiz ayrılıyorlar.

 Yeni bir müşterimiz var.

 Çıkın!

 İyi akşamlar Kolnas.

 Servis ettiğinden daha kaliteli şaraplar içiyorsun.

 Polisi arıyorum.

 Senin için onları çağırabilir miyim?

 Ben sana ne yaptım?

 Kardeşimi yemek dışında hiçbir şey yapmadın.

 Künyeni takıyor musun Kolnas?

 Bana benzeyen çok insan var.

 Doğru insanı bulduğuna emin misin?

 Savaşta Naziler için çalışan bir köleydim ben.

 Ben de ailemi kaybettim, seni anlayabiliyorum.

 Beni daha iyi anlaman için   Julianna sokağındaki evine gittim.

 Uyuyan çocukların olduğu   çocuk odasına girdim.

 Senin için bir şey adım.

 O sadece inek eti.

 Nasıl bir duyguymuş anlayabiliyor musun?

 Nerede o?

 Kızım nerede?

 Ona ne yaptın?

 Kızın güvende.

 Sen bana Leydi Murasaki’yi bana verince onu sana geri vereceğim.

 Böyle bir şey yaparsam beni öldürürler.

 Hayır.

 Grutas tutuklanacak.

 Senin suratını hatırlamayacağım bile.

 Bana yardım et   yoksa çocuğu açlıktan ölmeye bırakırım.

 Leydi Murasaki nerede?

 Grutas’ın yüzen evi var.

 Bir kanal teknesi.

 Onunla geziyor.

 Tekne nerede?

 L’Ourcq kanalında.

 Meaux’un batısı.

 Çocuğum nerede?

 – Alo.

 – Alo.

 – Alo.

 Astrid?

 – Evet?

 Çocuklara bak.

 Çocuklara bak.

 – Neden?

 – Sadece dediğimi yap.

 Çocukların bir şeyi yok.

 Uyuyorlar.

 Petras?

 Alo?

 Petras?

 Beni kandırdın.

 Hayır.

 Sözümü tuttum.

 Çocuklarının hatırı için hayatını bağışlayacağım.

 Erkek arkadaşın   Dortlich’in suratını yedi.

 Tekneyi bağla.

 Ben kıç tarafına geçiyorum.

 Yardım edin!

 Tut şunu.

 Tut şunu.

 Tut şunu.

 Hayır!

 Hannibal!

 Vuruldun.

 Bacaklarını hissedemiyor musun?

 Çok kötü.

 Hayalarını kesince hiçbir şey hissedemeyeceksin.

 Sana bir hediyem var.

 Kadife bir çanta.

 Görebiliyor musun?

 Güzel.

 Şuna bak.

 Yanaklarına biraz renk verebilirim.

 Grentz nerede?

 Eğer sana söylersem   beni çabuk öldürür müsün?

 Evet.

 Kanada’da bir köyde.

 Saskatoon yakınlarında.

 Dur Hannibal.

 Onu Popil’e ver.

 Kız kardeşimi yedi.

 Sen de.

 Sen de onu yedin.

 Neden kendini de öldürmüyorsun?

 Hayır.

 Onu sana çorbayla yedirdik.

 Yalancı.

 Bunu bilen herkesi   öldürmelisin, öyle değil mi?

 Onu yedin.

 Bilincin yerinde değilken.

 Küçük dudakların iştahla kaşığı arıyordu.

 Yapma Hannibal!

 Dur!

 Dur!

 Mischa’nın M’si.

 Dur.

 Dur.

 Onları bağışla.

 Asla.

 Seni seviyorum.

 İçinde beni sevecek ne kaldı ki?

 Müfettiş sizinle konuşmak istiyor.

 Bana kaptanı bulun.

 Duyar duymaz geldim.

 Hannibal nerede?

 Gel.

 Hannibal!

 – İtfaiyeyi arayın.

 – Tamam müfettiş.

 Aşağı inin.

 Hannibal.

 Geliyorum.

 Evet?

 Bir kelle almaya gelmiştim.

 Küçük bir adam ormanda sessizce bekliyordu.

 Üzerinde koyu kırmızı bir ceket vardı.

 Ormanda yalnız başına   koyu kırmızı ceketiyle bekleyen.