124

Yönetmen:

Tony Scott

Senaryo:

Jim Harrison, Jeffrey Alan Fiskin

Ülke: ABD, Meksika  

Tür:Aksiyon, Suç, Dram

Vizyon Tarihi:

10 Kasım 1990 (İtalya)

Dil:

İngilizce, İspanyolca

Müzik:Jack Nitzsche

Çekim Yeri:Sombrerete, Zacatecas, Meksika

Oyuncular:   Kevin Costner,  Anthony Quinn,  Madeleine Stowe,     Joaquín Martínez

Özet

12 yıl görev yaptıktan sonra Deniz Kuvvetleri’nden ayrılan Jay Cochran (Kevin Costner) biraz kafa dinlemek amacıyla iyi bir tatil yapmayı hakettiğini düşünür ve Meksika’daki zengin mafya babası Mendez’in (Anthony Quinn) iş yapma teklifini kabul eder. Bu sırada Mendez’in güzel eşi Miryea (Madeleine Stowe) ile tanışır. Genç kadın ve Cochran arasında tutkulu bir aşka başlar, ama unuttuları şey Mendez’in kindar bir adam olduğudur.

Alt yazı

Efendim, Son on dakikadır Meksika hava sahasında ilerliyoruz.

 Evet, evet.

 – Hey.

 – Ne var?

 Sana kulübemi göstermiş miydim?

 On beş metre kadar uzaklıktan buraya geldiğimiz her seferinde.

 243 derece.

 Bir dakika.

 Dokuz  Boş ver.

 Onu gördüm.

 Ben istemiyorum!

 Sabah kahvaltı için machaca burrito yedim!

 Sakin ol.

 Bu benim son uçuşum, adamım.

 Senin, Benim değil.

 – Biraz yükselmeliyiz, efendim.

 – Yükseklik?

 Biraz yükselmek mi istiyorsun?

 – Yükseklik!

 – Tamam.

 Lanet olsun!

 – Bak, Ne cevap vermemi bekliyorsun?

 – Hiçbir şey.

 Hiçbir lanet şey.

 Sadece hatırlamaya değer bir uçuş haline getirmeye çalışıyordum.

 Seninle olan son uçuşumu kustuğum gün olarak hatırlayacağım.

 Sen gerçekten hastasın, bunu biliyor musun?

 Tamam, çocuklar.

 Bu After Burner’da ki kızlardan bir hediye.

 Ve bana söz verdiler  Ehem, Bana söz verdikleri şeyin bir resmi.

 Suna bak!

 – Bu Tiburon Mendez’den.

 – Kimden?

 Şampanyaları getiren herif, salaklar.

 O J.’nin tenis partneri.

 Bu yüzden dostluk maçı teklif ederse, Cüzdanlarınızı saklayın.

 Ve bu  Bu hepimizden.

 Çünkü kendine bundan almayacak kadar ci

Bayi olduğunu hepimiz biliyoruz.

 Kim düşünürdü ki  Bu güne kadar günleri hiç saymadım.

 Yaptığım şeyi seviyorum.

 Ama ayni şeyi yıllardır her gün tekrar tekrar yapıyorum.

 Ve simdi rahatlamak için zamanım var  ve hayatımda ilk defa farklı bir şeyler yapabileceğim ve  Ben alıyorum.

 Sanırım, lanet.

 Sanırım simdi  Of  Herkese onlar hakkındaki düşüncelerimi açıklamam lazım?

 Siz en iyisisiniz.

 Ve sizinle çalışmak gerçekten büyük bir onurdu.

 Ve beni şaşırtan  Gerçekten çok şaşırtan şey, Size elveda demek düşündüğümden daha zor., biri ve hepsi.

 Sizin için birseyim var.

 Hey.

 Ama bu, umm  Bu benden.

 – Bayağı büyükmüş.

 – Evet.

 Dikkat et, kırılabilir.

 Her bekarın sahip olması gereken bir şey.

 İşte notu burada.

 Notu okusana.

 – Ne, Bir parça kıç mi?

 – Bir parça kıç.

 Bir parça kıç?

 Ben lanet bir sivilim.

 Bir parça kıç alamaz mıyım?

 Her çıktığınızda bunu kapatmayı unutmayın.

 Tamam.

 – Bilmiyorum adamım.

 – Neyi?

 Onu Alaska’ya o av gezisinde sen uçurmuştun.

 Simdi senin onu Meksika’ya uçurmanı isteyecek.

 Sadece senin Meksikalı bir gangster için çalışman garip geliyor.

 Neler saçmalıyorsun sen?

 Ben tatile gidiyorum.

 Ben kimse için çalışmıyorum.

 Ben kimse için çalışmayacağım.

 Tamam mı?

 – Tamam tamam.

 – Tanrım.

 Sanki TWA ya da ona benzer birileri için çalışacakmışım gibi davranıyorsun.

 Zor bir karar verdim.

 Onunla yaşamaya çalışıyorum.

 – Lütfen kes artık.

 – Bak, üzgün olduğumu söyledim.

 – Söyleyecek bir şeyi olan yok mu?

 – Yaşlı bir evli çiftten farkımız yok.

 Size ne oldu böyle, bugün?

 Peki ne zaman dönmeyi planlıyorsun?

 Bilmiyorum.

 Hey, hiçbir şey sonsuza dek sürmez, adamım.

 Sanmıyorum.

 Belki dostluk dışında.

 Hey, inerken adımına dikkat et.

 – Evimi dağıtmamaya çalış.

 – Hey, beni bilirsin.

 Evimi dağıtmamaya çalış.

 Madero.

 Seni düşünüyor olacağım – Selam.

 – Selam.

 Sanırım biraz kayboldum.

 Merak ediyordum da 

Her şey yolunda mi?

 Evet.

 Az önce bir ayakkabı attı.

 Sanırım bana yardım edebilirsiniz.

 Mendez’lerin yerini arıyorum.

 – Bay.

 Cochran?

 – Evet.

 – Bayan  – Mendez.

 Evet.

 Sıcak olmalı.

 Öyle.

 Soldaki ilk giriş.

 Teşekkür ederim.

 Küçük, evet?

 Ama güzel.

 Buraya gel, Rock.

 Orada dur.

 İyi günler, Bay.

 Cochran.

 Sizi iki gün önce bekliyorduk.

 Tatildeyim.

 Biraz oyalandım.

 – Çantalarınız?

 – Cipteler.

 Roberto.

 Hayır, hayır.

 Ben sahile gidiyorum.

 Teşekkür ederim.

 Sizin için burada bir oda hazırladık.

 Ben sahili tercih ederim.

 Siz kimsiniz?

 Adım Cesar.

 Bay.

 Cochran  Bay Mendez dakikliğe önem verir.

 Tamam, öyleyse zamanında işinizi yapmalısınız ya da sizi kovar.

 Ben bir misafirim.

 Bay Mendez evde mi?

 Kendisi şu an tenis kortunda.

 Belki bana nerede kıyafetimi değiştirebileceğimi gösterebilirsiniz.

 Çok kötü bir atış.

 Bu şekilde oynayarak kimi yenebiliriz ki?

 Ne hale geldiğimi görüyor musun?

 Haydi!

 Hey!

 Bunun zamanlamama ne yaptığını görüyor musun?

 – Yapma sadece yapma.

 – Neyi?

 Yanımda durma.

 Tamam mı?

 Şimdi, ben, ben yeni bir raket ile oynuyorum.

 Tamam mı?

 Öyleyse seninle eşit oynayacağım.

 Sadece her oyunun ilk sayısını istiyorum.

 – Baban olacak kadar yaşlıyım.

 – Sana hiçbir şey vermiyorum.

 Sana eşit oynayacağım dedim.

 Eşit oynayacağım.

 Kahretsin, Seni tekrar görmek güzel.

 Aptal bir okul öğrencisi gibi bekliyordum.

 Nerede kaldın?

 Kabine uğradım.

 Rocky’i biraz çalıştırmak istedim.

 Çer45edekilerin evi götürmediğinden emin olmak istedim.

 Seni özledim.

 Senin hakkında endişelenmiştim.

 Beni de düşünmelisin.

 Düşünüyorum.

 Bu ne demek oluyor?

 Demek oluyor ki unutmadım hangi takımda olduğumu.

 Ve unutma.

 – Tamam, öyleyse biraz ısınalım, ha?

 – Hayır, hayır ısınalım.

 – Haydi oynayalım.

 – Kaç oyun istiyorsun?

 Sen ne kadar istiyorsan.

 Lanet.

 Hiçbir zaman bir oyuncu olamayacağım.

 Oh, Lanet, adamım, sen bir tenis oyuncususun.

 Bunu nasıl söyleyebilirsin?

 Çünkü asla bir puanın peşini bırakmıyorsun.

 Çok konuşuyorsun, dostum.

 Hakkımda insanların bilmesi gereken de bu.

 Ben asla peşini bırakmam.

 Bunu karımdan öğrendim.

 The caviar, not the manners.

 Sana bir şey getirdim.

 – Benim için mi?

 – Kendin için mi?

 Oh, çok güzel.

 Ne?

 Çok beğendim.

 Karımın da görmesini isterim.

 Ona söylendi, efendim.

 – Yemek yiyeceğimizi biliyor mu?

 “- “Evet, efendim”.”

 Ona beklediğimizi söyleyin.

 Mükemmel bir parçadır.

 Bazen annesiyle evlenseydim diye düşünüyorum.

 Çok daha mantıklı.

 Sanırım sana borçluyum.

 Hayır, hayır.

 Şimdi eşitiz.

 Neden bahsediyorsun?

 – Silahlar.

 Artık eşitiz.

 Silahları beğendin mi?

 – Evet.

 Bu iyi bir başlangıç.

 Bu sene önümüzdeki aylarda, onları İtalya’ya götüreceğim  ve iyicene elden geçirttireceğim.

 Tamam.

 Lanet olası- Tanrım, Tibey.

 Sadece bir ceket.

 Biliyorum.

 Siz Amerikalılar amma bağışlayıcısınız.

 Ama disiplinsiz bir hayvan

 Biliyorsun, belki de burada kalmaman daha akıllıca.

 Şu lanet seçimler has her şeyi karmakarışık bir hale getirdi.

 – Emin misin?

 – Evet.

 Ama eğlenecek zaman buluruz.

 Biliyor musun, daha bu sabah bir av gezisine çıkmayı düşünüyordum.

 – Ne düşünüyorsun?

 – Lanet, bunun için buraya geldim zaten.

 Bilmelisin ki, burada olman gerçekten iyi bir değişiklik.

 Evet, bu bana da iyi geldi.

 Kahrolasıca Of, bu köpeği seviyorum.

 Yarın benimkini görene kadar bekle.

 Güzel köpek.

 Oldu o zaman, yarın.

 Niye bize yemekte katılmadın?

 Telefonda kız kardeşimle konuşuyordum.

 Çok kabacaydı.

 Utanmıştım.

 Yalnız kalmak istediğini sanıyordum.

 Miryea, bu iş değil.

 Cochran benim bir arkadaşım.

 “Bana”hayır”diyor.”

 Bunu takdir ediyorum.

 Ayrıca  Bir av gezisinde hayatımı kurtarmıştı.

 Ona borçluyum.

 Eğer kaba davrandıysam özür dilerim.

 Sorun nedir?

 Sorunun ne olduğunu biliyorsun.

 Bunu seninle daha önce kaç kere tartışmıştık?

 Başka bir çocuk istemiyorum.

 Ben  sen doğmadan önce bir sürü kez babalık ettim.

 Çok güzel bir vücudun var.

 Fazlasıyla güzel çocuk doğurmak için.

 Bırak öyle kalsın.

 Yarın sabah köpeklerle birlikte ava gidiyoruz.

 Seninde gelmeni istiyorum.

 Mazeret yok.

 Ne oldu?

 – Üzgünüm.

 – Kayboldum.

 – Haritanız yok mu?

 Bana vermiş olduğunuz var, ama onu takip edemiyorum Bunu sen mi yaptın, Cesar?

 Rocky bunu okuyamıyor.

 – Sadece şakaydı.

 – Sadece şakaymış.

 Hey, Lanet parlak bir sabah.

 Kahve ister misin?

 Kim o?

 – Bay Quihayırnes.

 Salla onu.

 Daha sonra arayacağımı söyle.

 Of, lanet herif.

 Bir politikacım var who’s karar vermekten bile aciz.

 Miryea, haydi gel.

 Hasta olacaksın.

 HAYıR, Ben iyiyim.

 Sadece fahişeler ortalıkta sigara içerler.

 Selam, J.

 Bu Miryea, karım.

 Bu J. COchran  Arkadaşım.

 Tibey hakkınızda çok şey anlattı.

 Hikayeyi bir de benim açımdan dinlemelisiniz.

 Bekle, bekle.

 Cesar, biz dışarı çıkıyoruz  Köpekler için bir şey yapıp yapamayacağına bak.

 $20,000 Amerikalı.

 Irkçılık çok etkin bir şey, ha?

 Yine de, bu kötü değil.

 Sen Culiacan sokaklarında büyüdün, ve bunu onaylıyorsun.

 – Nereden geldiğin fark etmez.

 – Bu aynı değil.

 Eğer o günlerde bir köpeğim olsaydı, açlıktan onu yemiş olurdum.

 – Evet, Tibey.

 – Bu doğru, yapardım.

 Belki bunlara yapmam gereken de bu.

 İyiler.

 Sadece gençler.

 Evet, 20,000 dolar değerinde.

 Herkes Quihayırnes ile iyi durumda mı?

 Politikada iyi olan ne var ki?

 Özür dilerim, J.

 Gitmem lazım.

 Tamam, sanırım bu akşam yemeğinde sizde değiliz demek oluyor Tabii ki de hayır J.

, bize katılsana?

 – Pek istemiyorum.

 – Haydi ama.

 Senin de gelmeni istiyorum.

 Lütfen, Bay. Cochran.

 Politik arkadaşları sıkıcıdır.

 Doğru söylüyor.

 Ama yemek kısa sürecek.

 Ve kimseyi beğenmezsen, bana işaret et ve ayrıl Tamam o zaman.

 Evde görüşürüz, J.

 Bu akşamki yemeği iptal et  Sadece lbarra ve Diaz’ı çağır.

 HAYıR, hayır.

 K.C., Kansas şehri, Missouri.

 Ayrıca Kansas City, Kansas, diye bir yer var ama biz orijinal olarak MissOuri’den iz.

 Ama Las Vegas’ta çalışıyoruz ve orada Porfirio ve CiscO ile tanıştık.

 Ve tahmin edin ne oldu?

 Bize iş önerdiler.

 Cozume”i bilir misiniz?

 Orada bir yerim var.

 Benim Ve Diaz’ın.

 Geri zekalı it sürüsü.

 Pardon.

 Anlamalısınız ki bizler de kocanızla aynı yerden geliyoruz Ya avcılık?

 Avı mı tercih edersiniz?

 Çok güzel bir yerim var

 – Merida.

 – Merida.

 Bir şey ister misin?

 Yüzlerce ördek.

 Yüzlerce keklik.

 Isteyebileceğiniz her şey.

 Yüzlerce şey vurmak istemiyorum.

 Bu komik, çünkü sizi Vietnam’lı sanıyordum.

 Ne oldu?

 Hiç savaşta bulunmadın mı?

 Bay.

 Cochran pilottur.

 Dünya çapında tanınır.

 Jet pilotu ha?

 Evet.

 Öyle bir şey.

 Biliyor musun öldürdüğüm en büyük şey bir jaguardı.

 Ne kullandığımı bilmek ister misin?

 Arabanı.

 Bu akıllıcaydı.

 Araba.

 Bu doğru.

 Yolda duruyor.

 Bize müsaade eder misin hayatım?

 Biz biraz iş konuşacağız.

 – Tamam, Roxy, Rochelle  – Hayır, hayır.

 Ben Roxanne ve o Rochelle.

 – Kansas şehriydi, değil mi?

 – Doğru.

 – Affedersiniz.

 – Belki.

 Eminim Tibey kalmanızı isteyecektir.

 Yüzmeyi sever misiniz?

 – Evet, tabii ki.

 İyi.

 “Maria bizi”cabana”ya götürebilir” Orada mayo olacaktı Mayoları pek sevmem.

 Niye?

 Oh, ne isterseniz.

 En sevdiğim kitaplardan birini bulmuşsunuz.

 Lorca’nın şirleri.

 İngilizce’sini okumalısınız.

 Çayırın üzerinden, rüzgarın içinden.

 Kara ar, kırmızı ay.

 Ölüm bana bakıyor “Cordoba kulelerinden.”

 Sizi şaşırttım mı?

 Üç sene boyunca Madrid’de görevliydim.

 Üç yıldır sabit bir adresim olmadı  ve çevremdekilerin, insanların hakkımda ne dediğine bakmadım.

 “Biliyorsun, “patron,” kolay olmadı.

 Bu insanlarla birlikte çok çalıştım.

 Onlarla çok yakınım.

 Ama bir problem var.

 Sorun ne?

 Hiçbir şey eskisi gibi değil artık.

 Örnek mi lazım, 200 milyon pezo artık eskisi gibi değerli değil.

 Ve union daki adamlar eskisinden çok daha kurnazlar.

 Ve daha çoklar.

 Ve bu insanlar  Tiburon Mendez adına artık saygı duymuyorlar.

 Onlar için, tek önemli konu para.

 Öyleyse teklifini kabul etmediler ve hakaret saydılar.

 Bir şey daha: Amerikalı.

 O sizin arkadaşınız, ama bize iki kez hakaret etti.

 Bu ayrı bir konu.

 Peki Tibey ile nasıl tanıştın?

 Bu nasıl oldu?

 Tibey’i hatırlayabildiğim ilk zamanlardan beri tanırım.

 O ve babam iş ortaklarıydılar.

 Tibey onu iflastan kurtarmıştı ve yakın arkadaş olmuşlar

Burada evlilikler böyle ayarlanır.

 Sizi sıktım mı?

 Evet.

 İnsanları taklit etmek hoş değil.

 Biliyorum.

 Ama olan buydu.

 Tibey ile evlendim çünkü onu seviyordum.

 Bütün kardeşlerim onu seviyordu.

 Geç oluyor.

 Tibey’e yorgun olduğumu söyler misiniz?

 Söylerim.

 – Yemek için teşekkürler.

 – Her zaman.

 Aptalsınız.

 Ama siz daha aptalsınız.

 Siz paramı çalmaya çalışırken, union Mendoza’nın teklifini kabul etti.

 Yarın  Bir açıklama olacak.

 Bu açıklama Mendoza’ya desteğinizi belirtecek.

 Uzun bir konuşma olmalı  zamanın nasıl değiştiği hakkında.

 Bana bilgiçlik mi taslıyorsun  kendi evimde.

 Misafirime hakaret ediyorsun.

 Belki ben olduğunu sanıyorsun.

 Haydi aptala soralım.

 Sence bunlar ben mi?

 “- “Patron,”Eğer sizi kızdırdıysam “

– Hayır, hayır.

 İkiniz de.

 Ama hatanızın hiçbir önemi yok.

 Her zaman birilerini satın alabilirim.

 Ama sizde kibarlık yok.

 Sen ve sen 

Size adım bir anlam ifade etmiyor.

 Çok akıllısınız

 Ama ben olmaya hazır değilsiniz.

 Benim için mi çalışmak istiyorsunuz?

 İşe koyulun.

 Quihayırnes hakkında ne düşünüyorsun?

 Sadık, ama pek akıllı değil.

 – Nereye gidiyorsun?

 – Yatmaya.

 Lütfen buraya gel.

 Lütfen otur.

 Sorun nedir

Bir şey soracağım, ve doğru cevabı istiyorum.

 Neden Cisco bu gece buradan ayrılmadı?

 Bilmiyorum.

 Balkondaydım.

 Yalnızca Porfirio gitti.

 Cevabım yok.

 Belki daha önce gitmiştir.

 Bana doğruyu söyle, Tibey.

 Burada bu gece hiçbir şey olmadı.

 Haydi ama.

 Bu kitabı getirdim.

 Senin için.

 Teşekkür ederim.

 Bu işe yarar.

 Okuyacak hiçbir şeyim yok.

 Rocky’yi sahilde yürüyüşe çıkaracaktım.

 Biraz ister misin?

 Evet.

 Evet?

 Rock?

 Bunu izle.

 – Bu kısmından nefret ediyorum.

 – Hangi kısmı?

 Yapacak mı acaba kısmından.

 – Beğendin mi?

 – Evet, mükemmeldi.

 Haydi, Rock.

 Tibey evli olduğunuzu söyledi.

 Evliydim.

 Ama boşandım.

 Ne oldu?

 Üzgünüm.

 Cevap vermen gerekmez.

 Sanırım jetlere aşıktım karıma aşık olduğum kadar.

 Yaşamak için hiçte iyi bir yol değildi.

 Demek ki simdi bekarsın.

 Belki sen ve bu bayan için bir şans vardır.

 Burada ne yapıyorsun?

 – Pardon?

 – Meksika’da.

 Ne yapıyorsun?

 Gerçek?

 İşin aslı sıkıldım.

 Yanlış anlama.

 Tibey ve ben emekli olmamı hep konuşurduk Ama bu kadar çabuk olacağını düşünmemiştim.

 Tam olarak ne demek istediğini anladığımı söyleyemem.

 Arkadaşlarım bunun olacağını söylüyorlardı.

 Hiçbir zaman başkalarına kulak asan biri olmadım.

 – Bende.

 – Sende mi?

 12 yıl boyunca çalıştım

 Haftanın bitişini nasıl olacağını bileceğini sanırsın  O duyguyu bilirim.

 Bazen o kadar şiddetle kaçıp gitmek istersin ki.

 Benim gibi konuşuyorsun.

 Farklı gözüküyorsun.

 Her zaman olduğum gibi davranmadığımı mı kastediyorsun.

 Ben  Ben öyle demek istemedim.

 Ama bu gerçek.

 Öyle davranmayı sevmiyorum, ama eve gelen insanlar 

Biliyorsunuz.

 Siz de gördünüz.

 Burada her şey değişik.

 Tibey anlamayacağımı söylüyor.

 Bana açıklaman gerekmiyor.

 Sanırım insanlarla nasıl konuşulacağını unutmuşum.

 Bana Rocky ile yaptığını numarayı öğretir misiniz?

 – Tehlikelidir.

 Emin misiniz?

 – Evet.

 BİR sonraki kurban.

 Ne?

 Emin misiniz?

 Ne dediniz?

 Bir şey söylemedim, ama Rocky sizin gözlerinizin bağlanması gerektiğini düşünüyor Oh, Rocky Yanılıyor.

 Buraya koyun.

 Bir.

 İki.

 Üç.

 HADİ, Rock.

 Akıllıca.

 Köpeğime ruj sürdün.

 Üzgünüm.

 Sanırım sizi yanlış değerlendirmişim.

 Sizin Tibey’in diğer eski arkadaşları gibi olduğunuzu sanmıştım.

 Her zaman oynarlar.

 Ve hep kızlar vardır.

 Utanmalısınız.

 Gidip bir şeyler içecektim.

 Sizde gelmek ister misiniz?

 Bir süreliğine.

 Limonata yapacağım.

 Siz de ister misiniz?

 Evet, lütfen.

 Yardım ister misiniz?

 HAYıR, Limonata nasıl yapılır biliyorum.

 Burası biraz garip.

 Rahat mısınız?

 Evet, güzel.

 Bir sorun mu var?

 Hayır.

 Her şey yolunda.

 – Yardım istemediğinize emin misiniz?

 – Kesinlikle.

 Lanet.

 Sanırım köpeğim kaçıyor.

 Birine mi baktınız, Bay.

 Cochran?

 HAYıR.

 Birisi beni mi arıyor?

 Cesar, Bak şunu konuşalım.

 Ben senden hoşlanmıyorum, sen benden.

 Bu yüzden birini arıyorsam, Bu seni ilgilendirmez.

 Tamam mı?

 Geldiğine sevindim.

 Geleceğinden emin değildim.

 Bende.

 – Bana kızgın mısın?

 – Hayır.

 Aslında kendime biraz kızgınım.

 Ne konusunda?

 Bunun kontrolden çıkmasına izin verdiğim için.

 Ne demek istiyorsun?

 Neyin kontrolden çıkmasından bahsediyorsun?

 Belki bu sadece benle ilgili.

 Niye buraya geldiğimi biliyorum.

 Güzel partiler.

 Dostlarla takılmak.

 Beladan uzak durmak.

 Öyleyse keyfine bak.

 Dışarıda.

 Üzgünüm, ama dışarıda.

 Tamam, Maç sayısı.

 Dışarıda.

 Sadece dışarıda.

 Tamam bekle.

 Daha ne kadar sürecek bu?

 Dışarıdaydı.

 Bu herif bütün oyun boyunca hile yaptı.

 Takma kafanı?

 Bir isteğim var.

 Bu akşam onu rahat bırak.

 Ne farkı var?

 Kazanamazlar mı?

 Hayır, öyle değil.

 Demek istediğim, takma kafanı.

 Bu herifler senin için önemli olabilirler, ama bana bir halt ifade etmiyorlar.

 Ayrıca, beş yüz kağıt kaybedecek durumda değilim.

 Tamam seninleyim.

 Haydi.

 Maç sayısı.

 Bu bir kazaydı.

 Haydi ama.

 İyi oyun.

 Söyle bana niye bütün dostlarımı öldürmeye çalışıyorsun?

 Belki de tiplerini beğenmedim.

 Bilmiyorum.

 Belki de ihtiyacın olan tek şey hamburger ve kızarmış patates.

 Olabilir.

 Lanet olsun.

 – Sorun nedir?

 – Soğuk savaş devam ediyor.

 Kavga ettiğimiz her, seferinde şu ranchero müziğini çalıyor  nefret ettiğimi bilir.

 Bu müzikle büyüdüm ben.

 Sana bir şey soracağım.

 Sence karım güzel mi?

 Ne?

 Ne dememi bekliyorsun?

 Tabii ki de.

 Böyle bir kadın yüzünden 

Ona sahip olmak içim her şeyi yapıyorsun.

 Napıyorsun?

 Tanrım, Miryea.

 Bu  İn arabadan.

 – Bu delilik.

 – Ne dedin sen?

 – Bir şey demedim.

 – Kızgınsın.

 – Kızgın değilim.

 – Ne yapacağımı bilmiyorum.

 – Sen bilmiyorsun, Ben bilmiyorum.

 – Ne mırıldanıyorsun?

 Her ne haltsa, bu yapmayacağımız şey.

 Kim olduğumuzu unutmayacağız.

 Nerede olduğumuzu unutmayacağız.

 – İyi günler?

 Evet.

 – Patron?

 – Ben J.

 – Lanet, adamım nerdesin sen?

 Meksika’dayım.

 Sorun ne?

 Sanırım belaya bulaştım.

 Sorun ne?

 Ne oldu?

 Sanırım aşık oldum.

 Aşık mı oldun?

 Sen mi?

 Biliyorum.

 Kimle?

 Kim?

 – Tibey’in karısı.

 – Tibey’in karısı mı?

 “Bunu nasıl becerdin?

” – Bilmiyorum.

 – Adamım daha sadece beş gün oldu Sanırım ilk gün oldu.

 Lanet.

 Peki tibey bunun farkında mı?

 Evet, kesinlikle.

 Seni aramamı o söyledi.

 Şimdi beni dinle.

 Hemen kıçını oradan çıkar.

 Cipine bin, sınıra dön ve sür.

 Eni dinliyor musun?

 Burada.

 Öyle bir halt yersen gurup terapisi görürsün.

 Rda ise bu ciddi bir şey, ve seni mermiyle doldururlar.

 Bilmiyormusun “fiburon” köpekbalığı demektir

Tibey Mendez ile uğraşılmaz.

 – Gitmem lazım.

 – Biliyorum.

 Saat dörtte elveda derler saat beşte o eve gelir.

 Kime elveda derler?

 Metresine.

 Aşkına, kız arkadaşına.

 Her ne ad veriliyorsa

Burada kural budur.

 Yaşamın bir parçası.

 Tibey’in hayatımda beraber olduğum tek kişi olduğunu bilmek seni şaşırtır mıydı  beraber olduğum tek kişi?

 Gidiyorsun, değil mi?

 Evet,.

 Biliyorsun, uzun bir süre hiçbir şey istemedim  çünkü ne istediğimi bilmediğimi sandım.

 Artık bu doğru değil.

 Sende benim gibi mi hissediyorsun?

 Seninle ilgili olarak bir şeyler hissetmem doğru değil.

 Başka bir adamın karısına göz diktiğini sanıyorsun.

 Bu doğru bir gözlem.

 Doğru ve yanlışı unut.

 Zamanın olsaydı, benimle geçirir miydin?

 – Eğer zamanın olsaydı

 – Evet.

 Evet, yapardım.

 Öyleyse gitme.

 Isabella, Senden büyük bir iyilik isteyeceğim.

 Yalan söylemen gerekebilir.

 Tibey’e sen Mayami’de önümüzdeki birkaç gün için ziyaret edeceğimi söyledim.

 HAYIR, hayır.

 Gelmiyorum.

 Sadece ararsa öyle davranmanı istiyorum.

 Emin değilim.

 Belki dışarı çıktığımı  Ya da geceyi Palm Beach’da Marta ile geçirdiğimi Biliyorum.

 Biliyorum bu delice ok beğendiğim biriyle tanıştım Isabella.

 “Sanırım aşık oldum, Isabella.”

 J., gelebilir miyim?

 – Tabii.

 – Yalnızım.

 Bir toplantıya gidiyorum.

 Umarım rahatsız olmazsın.

 – Bir bardak su alabilir miyim?

 – Kesinlikle.

 – Lütfen otur.

 – Teşekkürler.

 Bir yere mi gidiyorsun?

 Kabinime.

 Daha iyi bir fikrim ver.

 Birkaç günlüğüne Baranquilla’ya ve Caracas’a gidiyorum.

 Beni oraya uçurur musun?

 Tanrım, Tibey.

 Daha sadece bir aydan daha kısa bir süredir yerdeyim  Ve tekrar uçmak istemiyorsun?

 Çok iyi zaman geçirdik.

 Keşke kabul edebilsem, ama biliyorsun  Kabine gideceğim.

 Peki bir iyilik?

 Bana bir iyilik olarak?

 Yapamam, Tibey.

 Anlıyorum.

 En ufak zevkler bile bağımlılık yapabilir.

 Ne zaman kabinine gidiyorsun o halde?

 Yarın sabah.

 Hepimiz yarın sabah gidiyoruz Ben Caracas’a, Karım Mayami’ye  Sen de, sevgili dostum, Agua Prieta’ya  Bir Meksikalının bile yalnız hissettiği yere.

 Söz verdiğim gibi.

 İtalya’ya silahları elden geçirttirmeye.

 Görüşürüz.

 Sadece hafta sonu için gidiyorum.

 Kararsızlık mı?

 Eee?

 – Çok güzel değil mi?

 – Mükemmel.

 Kimsenin buraya el atmamış olmasına inanamıyorum.

 Buradaki ilk birkaç senemde buraları temizlettirdim daha sonra  Yerel “honcho” ya ufak bir hediye verdim  Ve burası o zamandan beri bu halde.

 Bu olduğunda 

Sana şu ana kadar yediğin en iyi yemeği yapacağım.

 Burada uyumak istiyorum.

 Bekle.

 Burada yiyeceğiz.

 Her şeyi burada yaparız.

 Çık dışarı, Rock.

 Niye bir fil vurdun?

 Yanlışlıkla oldu.

 Onları vurma emri almıştık  Çünkü onlar Vietkong için malzeme taşıyorlardı.

 Ama ben yapmadım.

 Herhangi bir salak bir fili vurabilir.

 Sonra bir gün yanlışlıkla birini vurdum.

 Hani bazen çocuklar korkutmak için kuşlara taş atarlar.

 Vurmaya çalışmıyorsundur ama vurursun.

 Berbat hissetmiştim  Bu sebeple bu ufak fili boyadım.

 Komutan bayağı kızmıştı, “Ama ben,”Hayır, Efendim”dedim” Fili vurdum ve bu savaşın ne için olduğunu hatırlamak istiyorum.

 Ne içindi?

 Benim açımdan mı?

 Bilmiyorum.

 Sanırım öldürmek istemediğin şeyleri öldürmekti 

Düşünmediğin zamanlar.

 Beni seviyor musun?

 Seni hiçbir zaman sevmek istemedim.

 Bu cevabım değil.

 Söyle.

 Beni sevdiğini söyle.

 Senin için söyleyeceğim.

 Miryea, Seni seviyorum.

 Ben öyle konuşmam.

 – Söyle, Cochran, hemen şimdi.

 – Miryea, seni seviyorum.

 Şimdi kaçacak yerim yok.

  Satıcı fahişe!

 Beni kaldır.

 Fahişelere ne olduğunu görmeni istiyorum.

 Sevişmek mi istiyorsun?

 Günde elli kez düzüleceksin  ölene dek!

 Sence geri dönmemiz gerekmiyor mu?

 Biraz daha sonra.

 Bak dostum sadece birkaç gün içinde bir dağ aslanı olamazsın

 Biliyor musun dostum, beklide gidiyor olman en iyisi Artık bir sır değilsin.

 Bu sana sorun çıkardı mı?

 Bana değil, ama şimdi etrafta dolaşan tipler var  Bir Amerikalı hakkında sorular soruyorlar Canlı ya da bu yakınlarda ölmüş.

 Sınır o kadar uzakta değil.

 Bence oraya gitmelisin.

 Yoksa  Meksika’dan canlı çıkma şansın tamamıyla kaybolur.

 Sağol, ama bulmam gereken biri var.

 Tiburon Mendez Durango’da.

 O da orada olabilir.

 Bunu yanına al.

 Hayır, dostum.

 Bu gerekli değil.

 Merak etme.

 Gerekli şeyleri kendime saklıyorum.

 Ben  yaptıkların için sana minnettarım.

 Bir şey söyleyeyim mi?

 İlk adını bilmiyorum.

 J. Haydi ya?

 Kaçta kalkıyor?

 Bir saat içinde.

 Seni beklemek isterdik, ama gitmemiz lazım.

 Çok güzel.

 Annesini görmeliydin.

 J., senin için bir şeyim var.

 Kendim yaptım.

 Düşmanını kesmek için mükemmel bir alet.

 – İyi misin?

 – Evet, iyiyim.

 – Emin misin?

 – Evet.

 – Dur yardım edeyim.

 – Sağol.

 Sadece biraz yorgunum.

 Ana sebep olarak bu hayvanla Teksas’tan buraya dek boğuşmak zorunda kaldım.

 Onu teslim etmeden önce elden geçirmem gerekecek.

 Büyük ihtimalle uysa ağır yük atı bekliyorlar Kesinlikle bu hayvanı değil.

 O kadar kötü bir hayvan değildir, sadece uzun yolculuklardan hoşlanmaz  Buraya gelin!

 Çocukken bir bir Macar atımız vardı.

 Eğer yanında bir köpek yoksa asla yük çekmezdi.

 Dalga geçme?

 Bu kıyafet ve görünüşle, seni bir köylü sandım.

 Burada ufak bir bar var.

 Ne dersin girip biraz sarhoş olup eğlenelim – Emin misin?

 – Evet, eminim.

 İtiraf etmem lazım bu at işinden gerçekten bıktım.

 Mil başına sadece otuz sent  Ve anlaşmalardan yüzde on pay.

 Montana’dan Meksiko City’e  Bok herifler için mal taşımacılığı.

 Komik olan ne?

 Evimin, yurdumun seslerini uzun zamandır duymamıştım.

 – Nereye?

 – Durango’ya.

 Lanet, adamım.

 Durango?

 Niye daha önce söylemedin?

 Benimle rahat rahat gelebilirsin.

 Belki biraz sürersin.

 Bu ülkedeki şehirler arası otobüslere binmek istemezsin.

 Bağımlı değilsin umarım?

 Sadece I.R.S. Ile ufak bir problemim var  Anladım.

 Kendi başımın çaresine bakarım.

 Bok herifler varlığımdan bile habersizler.

 Sorun ne?

 Hayalet görmüş gibisin.

 – Gitmeye hazır mısın?

 – Evet.

 Haydi.

 Niye gidip arabayı çalıştırmıyorsun.

 Cehenneme git, amigo.

 – Haydi.

 – İyi misin?

 – İyiyim.

 – Sanırım bir hız rekortmeni seçmişim.

 – Bu şey daha hızlı gitmez mi?

 Tabii gider.

 Gelmek istemiyor musun, adamım?

 I’ve got this town wired.

 Eğer uzun süredir direksiyon sallamak yorduysa bu yardım edebilir.

 Bugün nefret ettiğim birini öldürdüm.

 Seni yakaladım.

 Zevklerine karışmak istemem.

 – Gelmek istemediğine emin misin?

 – Hayır.

 Atla ilgileneceğim.

 Bana şans dile.

 Kapıya git, Romeo.

 Yardım et.

 İstemiyorum.

 Ne halt etmeye burada uyuyorsun?

 Tanrım.

 Ben yaptım.

 Hayvan nerdeyse beni öldürüyordu  ama ben yaptım.

 Bir akrobattan daha fazla repertuara sahipti.

 Bir doktora ihtiyacın ver.

 – Duydun mu?

 – Hayır doktor gerekmiyor.

 – Doktora gözükmelisin.

 – Yeter be istemiyorum.

 Burada ölmeyi tercih ederim.

 Tamam gidip eşyalarını getireyim.

 Nasıl gözüküyor, adamım?

 Sağ kalmaya kararlı.

 Atma?

 Atmıyorum.

 Burada ne oluyor?

 Parayı buraya getirmesini söyledim Normalde giderim ama iyi hissetmiyorum.

 Doğruyu istersen dostum sıçtım.

 Bacaklarımı hissetmiyorum.

 İyi at.

 İyi olmamana üzüldüm.

 Buradan saldırıya uğramadan çıkabilecek miyiz dersin?

 Endişeni anlıyorum.

 Bak, sen sadece  Seni rahatsız edecek her kese bu ismi tekrarla.

 Tırsıcaklardır  ve dönüp kaçacaklardır.

 İyi.

 Baronu geri çağırdım  Kesinlikle emin efendim.

 Bu Cochran.

 Belki Elefante’yi de o öldürdü.

 Onu suçlamak zor.

 Onu öldürteyim mi?

 Nerede olduğunu bilmiyorsun.

 Onu nasıl öldürteceksin?

 Töre onu benim öldürmem gerektiğini söyler.

 Töre.

 Gereksiz ve anlamsız.

 Bir oda istiyorum.

 Bir rock&roll bandı kalıyor.

 Bütün tek kişilik odalar dolu.

 Bak gerçekten bir oda istiyorum.

 Bak bir odam var.

 – Ama kötü durumda.

 – Olsun, alıyorum.

 İmzalayın, lütfen, ve hoş geldiniz.

 Lanet kedimi istiyorum.

 Çabuk!

 Ona bugün on kere kedi kaçmasın diye kapıyı kapamasını söyledim.

 Ama o ne yapıyor?

 Kapıyı açıyor ve kedi gidiyor.

 Eğer silahım olsaydı, a salağı çoktan vurmuştum.

 Siz geri kalanınız bana yardım edebilir misiniz?

 Sevgilim.

 Her yerde seni arıyordum.

 O kadar mutluyum kiTeşekkür ederim.

 Güzelim.

 Bu kovboya teşekkür etmeliyiz.

 Bay.

 COchran?

 JOhnson.

 İzinizi sürmek zor değildi.

 – Ne istiyorsun.

 Kendim için hiçbir şey.

 Öyleyse başka kapıya.

 Adım Amador, Bay.

 COchran.

 MaurO’nun bir arkadaşıyım.

 – Kim olduğun beni ilgilendirmez.

 – Sana bir bıçak vermemi söyledi.

 Burada fark edilmeden gezebileceğini mi sandın?

 Benimle oyun oynama, sana bir soru sordum.

 MaurO Tiburon Mendez’in karısını aradığını söylüyor.

 Bu bayağı cesur ama aptalca bir davranış.

 – Ne bilmek istiyorsun?

 – Söylentiler.

 Ne gibi?

 Meksikalılar muhabbet eder.

 Kısa sürede bir şeyler öğrenirim.

 Ama yaşıyor mu?

 Sana bir soru sordum, yaşıyor um?

 Evet, o hayatta.

 Seni ve hikayeni biliyorum.

 – Hikayemi biliyor musun?

 – Evet.

 Biramı içerken, niye kendininkini anlatmıyorsun?

 MaurO benim kardeşimle evliydi.

 Aptal kız ona tutulmuç  Tiburon Mendez’i ilgilendiren bir işe bulaşmış  ve öldürüldü.

 Çok uzun zaman önceydi.

 Mendez gibi birini öldürüp sağ kurtulabileceğini düşünecek kadar salak olamazsın Buraya birini öldürmeye geldiğimi söylemedim?

 Sadece kızı istiyorum.

 Onu elde edebiliriz Ama beni dinlemelisin.

 Dinlerim Ama ne kadar dayanırım bilmiyorum.

 İyi bir şansımız var Birçok kişi burada olduğumu biliyor Beni bekle Bu gece döneceğim dışarı çıkarsan bara git Orada müzik ile insanlarla kaynaşırsın.

 Ondan kurtulacağım.

 Benimle dalga geçme.

 Sakin olmayı öğrenmelisin.

 Nasıl öğreteceksin Kovboy?

 Ben kovboy değilim.

 Sigaramı yakmak ister misin?

 Özür silerim sadece daha kibar olamaya çalışıyordum Sen utanıyorsun değil mi?

 Utangaç?

 Ben?

 Ben utangaç değilim.

 Utangaç olan varsa sensin  Bu o olmalı orada oturuyor  İngilizce’si o kadar iyi değil Sanırım o sensin.

 Aşağılık yaşamlar gibi bir şeyler olmalı.

 Yakışıklı biri ama pisliğin teki.

 – Nereye gidiyorsun?

 – İşim bitti.

 Beni şimdi bırakma.

 Şimdi gidersen ben de seni bırakırım – Gelmek mi istiyorsun?

 – Bunu söyleyeceğini biliyordum.

 Cehenneme git.

 Resmi olarak 1982 de öldüm.

 İçki ister misin?

 Altı yıl boyunca ot gibin yaşadım  Bu çocuklarla başa çıkamazsın.

 Ne kadar acı olsa da onları istiyorum.

 Bu hayattan baymaya başladım.

 Birkaç tur sonra senin ölü biri olacağını garanti edebilirim.

 – Kapa çeneni ve otur.

 – Seni istiyorum  Kapa çeneni dedim.

 Sanırım seninle bu akşam yatamayacağım?

 Şimdi, Seni becermek istemiyorum ve zarar vermek de istemiyorum.

 Gelmek mi istiyorsun Bu yüzden biraz dışarıda bekleyeceğim.

 Benim hakkımda hiçbir şey bilmiyorsun?

 Eğer bir şey istiyorsan bana sor.

 Benden bir şey yapmamı istersen sorman yeter  Herhn  Senin boğazını parçalayacağım.

 Bekle bir saniye denin gey olduğunu zannediyordum.

 Senin kovboy olmadığını biliyordum kovboyları tanırım.

 Annem Oklohoma’lıydı.

 Şimdi bir içki ister misin?

 Evet.

 Odanın arkasında.

 Ne?

 – AmadOr?

 – COchran.

 – Bu kim?

 – Kuzenim IgnaciO.

 Dağlardan geldi sıkı biridir Bize yardım edecek.

 Bunu dışarıda konuşalım?

 Bu da ne?

 Benim arkadaşım.

 Sen ne niliyorsun?

 Kız iyi – Sen ne biliyorsun?

 Bunu beğenemeyeceksin.

 Kızın nerede olduğunu biliyor musun?

 Sadece söyle Kız çiflikte.

 – Nerede?

 – Ben de.

 Kız çiftlikte onun orada olduğunu kimse bilmiyor Onu bulacağım bana biraz zaman ver.

 – Onu nasıl bulacağımı biliyorum.

 – Ne demek istiyorsun?

 Benim bir fikrim var.

 Bir kaça saat önce birini gördüm.

 Suratını hatırlamıyorum ama botlarını hatırlıyorum.

 – HAYIR.

 Bekle.

 – Tibey için çalışıyor.

 – Lanet olası bekle.

 – Beklemekten sıkıldım.

 Şimdi beni dinle.

 Bunu başaracağız.

 – Adam nerede?

 – Sana onun otelin barında olduğunu söyledim.

 Bara öyle giremezsin.

 Bir silahla giremezsin.

 Şimdi ban neye benzediğini anlat.

 Tamam, Bana botlarından bahset.

 Siyah ve beya renkli  gümüş uçlu botlar giyiyor.

 Bu akşamki şova geliyor.

 On bir sahne arkası girişi ayarladım Evet, Bu iyi olacak.

 Ne oldu?

 Sana bir hediyemiz var.

 Senyör Boots.

 Kız nerede?

 Anneni becermek istediğini söylüyor.

 Lanet herifin ne dediğini biliyorum.

 Aptalca bir taklif.

 Ne kadar uzakta?

 – Bu 20 mil mi?

 – Yaklaşık 2025 mil.

 – Yani orayı biliyorsun.

 – Evet, Yerini biliyoruz Şimdi gidersek bir saate oradayız.

 Cumartesi gecesi bütn her yer doludur.

 – Salla, adamım!

 – Unut gitsin.

 Ben tek başıma gideceğim gelmek zorunda değilsin.

 Haklısın gelmek zorunda değilim.

 Ama sana bir şey söyleyeceğim.

 Mendez Birçok insana zarar verdi, Bende ona detaylarını anlatacağım.

 Lanet olsun, Cochran!

 Bana güvenmiyor musun?

 Şafak vakti yola çıkalım.

 Onu ne yapacağız?

 Onu artık tanıyoruz.

 Onu bırakırsak sence bizi affeder mi?

 Git buradan.

 Burada olduğumu biliyorlar.

 Hiçbir şey!

 Kız nerede?

 Bu kim?

 – Bu kim?

 – O madam.

 Kızın nerede olduğunu biliyor musun!

 Kız nerede?

 – İngilizce biliyor musun?

 – Evet.

 Söyle o zaman Kız nerede?

 Nerede?

 Mazatlan’daki evdedir belki.

 Zenginlerle dir.

 Ve kız çok  popüler.

 Nerede?

 Eğer senın söylediğin yerde değilse  Geri dönüp seni öldüreceğim.

 O bilmiyor.

 Çok kötü.

 Kız çok hasta.

 Kimse onun nerede olduğunu bilmiyor, Ya da kiminle konuştuğunu bilmiyor.

 Tibey ile konuşmalıyız.

 Bu çok tehlikeli olacak.

 Yapabileceğim bir şey yok daha fazla bekleyemem.

 Bak nasıl söyleyeceğim bilmiyorum  Teşekkür ederim.

 Sana borçluyum.

 Sen deli herifin tekisin, Cochran, ama senimleyim Tamam?

 Hiçbir şeyi olmadığını söylüyor karşılığını sana ödeyemezmiş Ama onu gördü.

 Amerika’ya döndüğün gün senin için en iyisini ayrlayacak Eğer aradığın kadın Meksika da ve de yaşıyorsa iyidir.

 O geri gidecek saonra da seninle  Hey, Cochran.

 Gururlanmalısın, adamım.

 Hayatımda bir seferinde hiç bu kadar çok konuştuğunu görmemiştim.

 Tibey her sabah gün doğumunda bu yoldan geçer.

 Biliyorsun seni hayalet sanacak.

 Ellerinin boş olmasına görünür de olmasına dikkat et.

 Bize güven, tamam mı?

 Size güveniyorum, Ama ne olursa olsun  Ona dokunmayacaksınız  O benim.

 Tamam.

 Nerede o?

 Belki ikimiz de ölmeyi hak ediyoruz.

 Belki.

 Şimdi senden bir erkek  ve eski bir arkadaş olarak  af diliyorum  Karımı  Benden aldığın için.

 Senden affını diliyorum  Karını senden aldığım için.

 Kilisede  Morito’dakinde.

 Onu görmek istiyorum.

 Çok hasta.

 Seni seviyorum.

 Dışarı çıkmak istiyorum

 Seni seviyorum.