119 dk

Yönetmen:Eun-jin Pang

Senaryo:Gong-ju Lee, Jung-hwa Lee, Tae-yun Kim

Ülke:Güney Kore Güney Kore

Tür:Dram, Gerilim

Vizyon Tarihi:07 Ekim 2012

Dil:Korece

Müzik:Ikyoung Shin

Oyuncular: Seung-beom Ryu, Yo-won Lee, Jin-woong Jo

Özet

Suk Go, sıradan bir lise matematik öğretmeni gibi görünse de aslında bir matematik dahisidir. Suk Go, kazara eski kocasını öldüren sevdiği kadının cinayetini örtbas etmeye karar verir. Keigo Higashino’nun, “The Devotion of Suspect X” kitabından uyarlanmıştır.

Alt yazı

Yağmur durdu.

Bugün biraz soğuk Yoon Ah.

Bunu ne yapacağız?

Olamaz.

 Umarım solmaz.

 Hayır, solmaz.

 Sen bırak, ben sonra ilgilenirim.

 – Gidiyorum.

 – Tamam.

 Görüşürüz.

Günaydın Restoran – Günaydın Yemek Paketi, değil mi?

 – Evet.

 Bu yeni yemeğimiz.

 Lütfen deneyin.

 Teşekkürler.

 İyi günler.

 Hoş geldiniz.

 Her gün Günaydın Yemek Paketinden alan adam   sanırım senden hoşlanıyor.

 Sen de mi fark ettin?

 Erkeklerin beni ne kadar çekici bulduklarını bilirsin.

 Onunla konuşmalısın.

 Randevuya çıksanız nasıl olur?

 Biliyorsun, Yoon Ah var.

 Ne olmuş varsa?

 Ortaokula gidiyor.

 Evlenirsen sorun etmeyecektir.

 Yoon Ah evlenene kadar kimseyle görüşmeyeceğim.

 Ayrıca şapşal erkeklerden hoşlanmıyorum.

 N.

 üçgensel sayı; n çarpı n+1 bölü 2.

 Bu formülün ispatı; sigma S, k eşittir 1’den n’e   n-2, n+1 Bu aptal formülleri kim takar ki?

 Çalar mısın?

 Akor seçmeden.

 Ne?

 Eğer bu C notası ise   12.

 notayı perdelersen hangi nota olur?

 Bir oktav yüksek C.

 C ve G’yi beraber çalarsan ne olur?

 C akor.

 Doğru.

 Ayrıca Mükemmel Beşli de denir.

 Çünkü ses uyumu mükemmeldir.

 Müzik   kulağımıza gelen değişik seslerdir ama   önemli olan akorları uyum içinde bir araya getirmektir.

 Tabi ki var olan C, D, E notaları gibi değil   1, 2, 3 gibi sayılarla.

 Bu birbirinden ayrı notalar arasındaki ilişkiyi bulup   akor denen formülleri bulan kişi  – Pisagor’dur.

 – Psiko-gor.

 Şu an öğrendiğimiz üçgensel sayıyı da   Pisagor keşfetmiştir.

 Ben geldim.

 Teyze.

 Yoon Ah!

 – Neyin var?

 – Ağrıyor.

 Ağrıyor mu?

 Neren?

 Dayan.

 Yoon Ah.

 Bakar mısınız?

 – Şikayeti ne?

 – Bilmiyorum.

 Böyle gelin.

 Doktor bey!

 Belirtiler ne?

 Düzensiz nefes alıyor.

 Hızlı ya da yavaş.

 Kalp krizi geçiriyor.

 CPR’yi hazırla.

 – Yoon Ah!

 – Geri çekilin.

 Başını kaldır.

 İyi misin?

 Affedersiniz, ilaçlar.

 Sizinle gelen bey bıraktı.

 Peki.

 Günaydın Yemek Paketi, değil mi?

 Evet.

 Dün gece ödediğiniz hastane faturası.

 Lütfen alın.

 Peki.

 Bu yemek paketi de faizi.

 Yoon Ah diğer kızların aksine matematiği sever.

 Matematik öğretmenisiniz değil mi?

 Evet.

 Bu neydi?

 Bir şey değil.

 – Bir şey var.

 – Onunla görüşmemi söylemiştin.

 Hani şapşal erkeklerden hoşlanmıyordun.

 Bir şey oldu kesin.

 Serbest dalış mı yapıyor?

Yeni başlayanlar kesinlikle denemesin.

Peki.

 Lanet olası!

 Pislik herif!

 Gülüyor musun?

 Geber!

 Geber!

 Seni geberteceğim!

 Gülme pislik!

 Sen misin Yoon Ah?

 Anahtarın nerede?

 Seni bulamayacağımı mı sandın?

 Sürtük!

 Kaçabileceğini mi sandın?

 İyi uyuyor musun?

 Bensiz yaşayabileceğini mi sandın?

 Bira yok mu?

 Kalk da otur sürtük!

 Tüm kasabayı dolaştım.

 Daejon’daki bütün bar ve kulüplere baktım.

 Bırak bizi lütfen.

 Bırakayım mı?

 Teyze, kızın geldi.

 Selam Yoon Ah.

 Çok güzelleşmişsin.

 – Kızın mı?

 Nasıl bir aile ilişkisi bu?

 – Gel, içeri gir.

 Eniştene selam vermeyecek misin?

 Küçük şıllık!

 Ona bağırma.

 Yarın tüm paramı sana gönderirim.

 Yoon Ah.

 Yüzüne bir bakayım.

 – Çok ürkeksin.

 – Ne yapıyorsun?

 – Git buradan.

 – Göğüslerine bak.

Bırak onu!

 Bırak onu lanet herif!

 Hadi biraz eğlenelim.

 Çok güzel.

 Geberteceğim seni!

 Öyle mi?

 Hadi birlikte ölelim.

 Tamam, öldür beni.

 Rahat dur.

 Kaltak!

 Sürtük!

 Sürtük!

 Yoon Ah.

 Sürtük, çekil.

 Gel buraya!

 – Dur!

 – Buraya gel sürtük!

Bırak beni.

 – Teyze!

 – Nereye gidiyorsun?

 Dur!

 Vurma ona!

 Çekil!

 Eğlenceli mi?

 Ne yapacağız?

 Teyze.

 Galiba öldü.

 Kim o?

Yan komşuyum.

 Bir dakika.

 Dışarı çıkma.

 Buyurun.

 Şey  Bir sorun mu var?

 Ne?

 Hayır, bir şey yok.

 Bazı sesler duydum da.

 Böcek.

 Bir böcek vardı.

 – Öldürdünüz mü?

 – Ne?

 Böceği.

 Evet, öldürdüm.

 Tamam.

 Teyze.

 Polisi arayacak mısın?

 Polis mi?

 Polis  Hayır.

 Teslim olmalıyım.

 O zaman, ben de teslim olmalıyım.

 Ne diyorsun sen?

 Niyeymiş?

 Önce ben vurdum.

 Ayrıca kıpırdayamasın diye onu tuttum.

 Aklından bile geçirme.

 Kesinlikle olmaz.

 Sen odandaydın.

 Hiçbir şey görmedin, tamam mı?

 Size yardım edebilirim.

 Önce beni dinleyip sonra polisi arayabilirsin.

 Kim?

 Eski kocam.

 Her gün teyzemi dövüyordu.

 – Onu tehdit etti.

 – Yoon Ah.

 Teslim mi olacaksın?

 Evet.

 Olmaz teyze.

 Hapse girersen yalnız kalırım.

 Olmaz teyze.

 Yoon Ah.

 Birlikte mi yaptınız?

 Hayır.

 Ben tek yaptım.

 O bir şey görmedi.

 Ben öldürdükten sonra o geldi, gerçekten.

 Isırık izi.

 Kimin?

 Hepsini ben yaptım.

 Onu boğarken aynı zamanda elini tutman mümkün değil.

 Polis anlar mı?

 Evet, benden iyi biliyorlardır.

 – Hayır, Yoon Ah olmaz.

 – Ne yapacağız?

 Teslim olursan hafifletici nedenler var ama   yine de biraz ceza alırsın.

 Yoon Ah da cezadan kurtulamayabilir.

 Şu an düzgün düşünemiyorsun ama   size yardım etmeme izin verirsen   ikinizi de korurum.

 Gelmesini bekliyor muydun?

 Burada buluşmayı planlamış mıydınız?

 Aniden geldi.

 Seni aradı mı?

 Numaramı bilmiyor.

 Üzgünüm.

 Acaba   sık sık sinemaya gider misiniz?

Han Nehri yakınlarındaki Mangwon bölgesinde bir ceset bulundu.

 Kafası çürük karpuza dönmüş.

 Bir şey bulabilir misin sence?

 Şuraya bakın.

 Parmak izleri yok olmuş.

 Cesedin kimliğini bulmak 2-3 hafta sürer.

 – 2-3 hafta mı?

 – Evet.

 Bunu hangi çılgın yapmıştır?

 Kurbanın kimliğini saklamak için cesedi ezmiş.

 Katil tanıdığı biridir.

 Belki de kurbana en yakın kişi.

 Ne olmuş yani?

 Kurbanın kimliğini bile bilmiyoruz, ne yapabilirsin ki?

 Ne olacak şimdi?

 Adli sonuçlar gelene kadar etrafta dolanacak mısın?

 Yüzü çok fena ezilmiş.

 Diş kayıtlarını da karşılaştıramayız.

 Kimliğini bulabilecekleri bile şüpheli.

 İnsanların moralini bozmada üstüne yok.

 Bu büyük bir yetenek.

 Oralarda dolaşmayın.

 Bu çok kötü.

 Elimizde sadece hayaları olan bir ceset var.

 Cesedin bırakılması bir psikopat için çok ürkekçe.

 Lastikler patlamış.

 Terk mi edilmiş?

 Şunu kaldır.

 Anahtar mı?

JINSUNG Inn Böyle bir hata yaptığına göre gerçekten acelesi varmış.

 Ödeme yapmadı, eşyalarını bırakmış.

 Ben de polisi arayacaktım.

 Hiç ziyaretçisi oldu mu?

 Bilmiyorum.

Buraya bir sürü kişi gelip gider.

 Kurban Daejeon’da yaşayan 36 yaşında bir erkek.

 Adı Kim Cheol Min.

 Şansa bulmuşsun.

 Kurban öldürülmeden önce 7 Kasım’dan beri bir motelde kalıyormuş.

 Olay yerinde motelin anahtarını bulduk.

 Motelde bulunan saç teliyle kurbanın DNA’sı eşleşti.

 Ölüm nedeni?

 Otopsiye göre boğularak öldürülmüş.

 Kurbanın boynunda ısıtıcı cihazlarda kullanılan   elektrik kablosu motifi bulundu.

 Genelde ütülerde kullanılan kablolardan olduğunu tespit ettik.

 Ütü mü?

 Ölüm saati belirlendi mi?

 9 Kasım, 16:00 ile 23:00 arasında olduğu tahmin ediliyor.

 Yani kurban 9 Kasım günü 16:00’dan önce yaşıyordu.

 – Öyle mi?

 – Evet.

 Aslında 19:36’ya kadar yaşıyordu.

 Neye dayanarak bunu söylüyorsun?

 Olay yerinde terk edilmiş kiralık bir bisiklet bulduk.

 Kiralık bisiklet mi?

 Kimlik numaranızla kolaylıkla bisiklet kiralayabilirsiniz.

 Sangam bölgesindeki bir kulübeden kiralanmış.

 Kim Cheol Min’in kimlik numarasıyla kiralanmış.

 Öyle mi?

 Peki, şüpheliniz var mı?

 Gidişata bakılırsa   Kim Cheol Min’in eski karısı Baek Hwa Sun baş şüphelimiz.

 Sebep?

 Şimdi onu araştıracağız.

 Teşekkürler.

 Kim Cheol Min ölü bulundu.

 Acımasızca öldürülmüş.

 Adresiniz değiştiği için sizi zor bulduk.

 Kütük kaydına göre Kim Cheol Min’in hiç akrabası yok.

 Tanıdığınız uzaktan akrabası var mı?

 Kimsesi yok diye biliyorum.

 En son ne zaman görüştünüz?

 Seul’e taşındığımdan beri görüşmedik.

 Son aylarda onunla hiç konuşmadınız mı?

 Konuşmadım.

 – 9’unda ne yapıyordunuz?

 – Ne?

 9 Kasım’da.

 İşteydim.

 İşten sonra?

 Yeğenimle sinemaya gittik.

 Eğlenmişsinizdir.

 Ellerinize bir şey mi oldu?

 – Ne?

 – Elleriniz.

 Çalışırken incittim.

 Ne zaman?

 Birkaç gün önce.

Alo.

 Ben yan komşun.

Bugün polisler geldi.

Söylediklerini yaptım.

 Tamam, yakında Yoon Ah için geleceklerdir.

 Tamam.

 Peki, ne oldu da bu kadar çabuk anladılar?

Cesedi buldular mı?

 Sana sorulan sorulara bir makine gibi cevap ver.

Seni yakından izliyor olabilirler.

 Bu yüzden karşılaşırsak sıradan komşular gibi davranalım.

 Yoon Ah’ı da uyarırım.

 Onlara sinema biletlerinden bahsettin mi?

 Hayır.

 Sorulana kadar göstermememi söylemiştin.

 Biletleri nereye koydun?

Cüzdanıma.

 Hayır, hayır.

 Film broşürünü ikiye katlayıp biletleri arasına koy.

Çoğu kişi sinema biletlerini saklamaz.

Cüzdanından çıkartırsan şüphelenebilirler.

 Tamam.

Öyle yaparım.

 Seni hep bu saatlerde arayacağım.

 Peki  Söyle.

 Bunu gerçekten yapmalı mıyız?

 Bana güvenmelisin.

Peki.

 Tek ailesi yeğeni.

 Ablasının hayallerini gerçekleştirmek istedi.

 Ablasının yerine Yoon Ah’ı büyütüyor.

 Çok sevimli.

 Ona hayranlık duyuyorum.

 Bu yüzden kasabadan ayrıldı.

 Kim Cheol Min son zamanlarda buraya geldi mi?

 Bir hafta kadar önce geldi.

 Hwa Sun’un nerede olduğunu öğrenmek için deliriyordu.

 Peki, nerede olduğunu söylediniz mi?

 Delirdin mi?

 Bu sefer ne yaptı?

 Yine mi başı belada?

 Öldürüldü.

 Kim yaptıysa minnettarım.

 Hwa Sun sonunda gece rahat uyuyabilecek.

 Çok rahat.

 Teşekkürler.

Yeğeninizle 9 Kasım’da sinemaya gittiğinizi söylemiştiniz.

 Acaba biletleriniz duruyor mu?

 Ne?

 Sinema biletleri.

 Yok.

 Bu var.

 Sinema biletleri.

 9 Kasım için.

 Demek bu filmi izlediniz.

 Komiser Jo, neyin var senin?

 Neden katilin Baek Hwa Sun olduğunda ısrar ediyorsun?

 Cinayet için iyi bir gerekçesi var.

 Üstelik el kasları zorlanıyor.

 Kurbanın boynundaki yarayı gördün.

 Birini öldürmek için ince bir kabloyla boğarken elin burkulur.

 Bu sadece tesadüf.

 Bir polis için tesadüf yoktur.

 Biletleri broşürle birlikte çöp kutusunda bulması çok kusursuz değil mi?

 Bunda ne var ki?

 Ne zaman gerçek bir polis olacaksın?

 Bundan sonra her şey önce kimin vazgeçeceğine bağlı.

 Söndür sigarayı.

 Bırak da biraz ısınayım.

 Olmaz.

 Soğuk.

 Durdur motoru.

 Neyin var senin aptal?

 Baek Hwa Sun.

 Baek Hwa Sun.

 Sanırım polisler seni izliyor.

 Al.

 Şu az önce giren adam değil mi?

 Öyle.

 Pizza.

 Film.

 Hepsi burada.

 Nasıl olur da teyzenle film izliyorsun?

 Ortaokuldasın, bir sürü arkadaşın yok mu?

 Sanırım teyzenle çok yakınsın.

 Söz dinliyor değil mi?

 Teyzesi ne derse onu yapar.

 Herkes kredi kartı kullanabilir.

 Ben onun kartını kullanmadım.

 Bana hiç vermedi.

 Öyle mi?

 Yani teyzen kullandı.

 Evet.

 İçecek için teşekkürler.

 Ne var?

 Bekle.

 Ne yapıyorsun?

 Affedersiniz.

 Sen!

 Şerefe.

 Böyle tuhaf bir şekilde karşılaştığımıza inanamıyorum.

 Seni görmek çok güzel.

 Hatırlıyor musun?

 Yan dairende yaşayan kadın   sana bahsettiğim vakanın   baş şüphelisi.

 Mazereti var ama bu çürütülebilir.

 Olabilir.

 Tamam.

 İçeri gir.

 Tamam, görüşürüz.

 Peki.

 Psikogor!

 Değil mi?

 Değil mi, değil mi?

 Uzun zaman oldu Psikogor!

 Seni görmek güzeldi.

 Ne oldu?

 Polislere ne dedin?

 Muhtemelen hala buradalar.

 Al, benden bir şey alıyormuş gibi doğal davran.

 İçeri gir.

 Bunca zaman camdan bakıyordu.

 Sanki bekliyor gibiydi.

 Tabii ki.

 Yan komşusu ondan şüphelenen bir polisle konuşuyordu.

 Çok endişelenmiştir.

 Kredi kartını araştırdım.

 Biletleri tam olarak 19:52’de almış.

 Yani sence Baek filmi izledi mi?

 Kim Cheol Min’in telefon kayıtlarında   ayın 9’unda Çin yemeği sipariş etmesinden başka bir şey yok.

 Baek Hwa Sun’la hiç konuşmamış.

 Bir de şöyle düşün.

 Yeğeni kartı çekip, çekmediğini söylemiştir.

 Baek Hwa Sun’un oraya kendi gitmesi için yeterince vakit var.

 Filmi izlemediğine dair hiç kanıt yok.

 Bana öyle bakma.

 Bu da tıpkı Goldbach Hipotezi gibi.

 Go ne?

 Goldbach, aptal.

 Şimdi olduğu gibi şüphe var ama ispatı yok.

 Deli olacağım.

 Okul arkadaşından bir şey öğrenebildin mi?

 Seok Go’dan mı?

 O matematikten başka bir şeyle ilgilenmez.

 Matematik mi?

 Hiç dahi gördün mü?

 Bölünmez, asal sayı.

 Kim Seok Go!

 Psikogor!

 Demek bir dahisin.

 O dahi beyninle ne yapacaksın?

 İspat.

 İspat mı?

 Ne ispatı?

 Hiç Goldbach Hipotezini duydun mu?

 Hayır.

 Peki, neymiş?

 2’den büyük her çift sayı, iki asal sayının toplamı şeklinde yazılabilir.

 Doğru mu yanlış mı?

 300 yıldır kimse çözemedi.

 Sen ne düşünüyorsun?

 Doğru.

 O zaman tamamdır.

 İspat etmeli misin?

 İspat edemezsem doğruyu bilemem.

 Doğruyu bilmek istiyorum.

 Doğru.

 Doğruyu bulmak istiyorsun.

 Peki, kimsenin çözemeyeceği bir problem yapmak mı   yoksa onu çözmek mi   hangisi daha zordur?

 Bunu sen kanıtlamalısın.

 Ben nereden bileyim?

 Bak, aşkın tadı leylak gibidir derler.

 İspatla bakalım, aç.

 İspatlamak istiyorsan iyice çiğne.

 Bu aşk işte dostum.

 Acı, değil mi?

Liseyi birlikte okuduk.

Bu beklenmedik bir değişken ama her şey hesapladığımız gibi ilerleyecek.

Endişelenme.

Fakat bu tür olaylarda daha dikkatli olmalısın.

 Bundan sonra sana tamamen güveneceğim.

 Acaba, polisler Yoon Ah’a soru sordu mu?

 Evet, onu okulun dışında beklemişler.

Telefonu Yoon Ah’a verir misin?

 Bir dakika.

 Alo.

 Polisler ne sordu?

 Bir resim gösterip onunla görüştün mü diye sordular.

 Görüşmediğimi söyledim.

 Yine filmi izledin mi diye sordular.

 Ne dedin?

 Kesinlikle izlediğimi söyledim.

 Ayrıca sinemada arkadaşımla karşılaştığımı da söyledim.

 Aferin, iyi yaptın Yoon Ah.

 Bir şey daha.

 Tekrar gelirlerse sakın korkma.

 Şimdi olduğun gibi davran.

 Tamam mı Yoon Ah?

 Tamam.

 Her şey gerçekten söylediği gibi oluyor.

 Sinemanın kamera kayıtları.

 Ah başım!

 Sonunda o an geldi.

 Gözün korkmasın.

 Sadece asansör görüntülerini izle.

 Komiser Jo!

 Komiser Jo!

 Baek Hwa Sun.

 Baek Hwa Sun.

 Geldiler mi?

 İkisi de geldi.

 Sinemaya gitmişler.

 Demek arkadaş hikayesi doğru.

 O zaman   Baek Hwa Sun’un tek başına çıktığını bulmalıyım.

 Gerçekten filmi izlemişler.

 Beyler   neyiniz var sizin?

 Ne yapıyorsunuz?

 Kim Cheol Min’in tanıdıklarını araştırmanız gerekmiyor mu?

 Para meselesi, kadın meselesi, ortaokul, lise arkadaşları   asker arkadaşları, iş arkadaşları.

 Sebep arama, sebebi olan birini bul.

 Anladın mı?

 Anladınız mı?

 Evet.

 Baş Komiserim.

 Ne var?

 Yine ne var?

 Yarın yalan makinesi testine girmemi istiyorlar.

 Artık buna devam edemem.

 O gün teslim olmalıydım.

 Hemen teslim olsam daha iyi olur.

 O zaman Yoon Ah’a ne olacak?

 Hayır, aynen devam et.

 Yalan söylemene gerek yok.

 Bunun için endişelenme.

 Neler olduğunu bilmiyorum.

 Neden herkes ayın 9’unu soruyor?

 Bilmene gerek yok.

 Polisler yakında başka bir şüpheli bulacak.

 Bana güvendiğini söylemiştin.

 Ne olursa olsun sizi koruyacağım.

 Güveniyorum, sana güveniyorum.

 Yarın son olacak.

Lütfen sol kolunuzu açın.

 Bugün bir sürü görüşmem var.

 Hızlı olalım.

 Telaşlanmayın.

 Bundan sonraki sorularımı “hayır” diye cevaplayın.

 Erkek misiniz?

 Hayır.

 Adın Baek Hwa Sun mu?

 Hayır.

 Güzel, şimdi başlayalım.

 Kim Cheol Min iş yerinize geldi mi?

 İş yerinizde Kim Cheol Min’le hiç görüştünüz mü?

 Hayır, görüşmedim.

 9 Kasım’da bir film izlediğinizi söylediniz, doğru mu?

 Evet.

Filmi başından sonuna kadar izlediniz mi?

 Evet.

9 Kasım’da eski kocanız Kim Cheol Min’le görüştünüz mü?

 Onunla görüşmek mi?

 Evet, 9 Kasım’da Kim Cheol Min’le görüştünüz mü?

 Hayır, görüşmedim.

O gün bir kez bile onu görmediniz mi?

 Evet.

 Sıradaki soruyu sormaya gerek yok.

 Teşekkürler.

 – Bitti mi?

 – Evet.

 Bekleyin, en önemli soruyu atladınız!

 Bayan Baek Hwa Sun.

 Kim Cheol Min’i öldürdünüz mü?

 Onu öldürdün mü?

 Ne yapıyorsun?

 Hayır, öldürmedim.

 Yalan.

 Ne yapıyorsun?

 Yalan söylüyor.

 Sen uzman değilsin.

 Bunu kabul edemem.

 Bekle, kapatma!

 Bir kez daha sor.

 Baek Hwa Sun, Kim Cheol Min’i öldürdün mü?

 Artık sizi rahatsız etmeyeceğiz.

 Güle güle gidin.

 Sang Joon!

 Yapma artık.

 Aman be!

 Söylediğin gibi gitti.

 Peki, iyi yaptın.

 Yiyelim.

 Neden aramıyor?

 Bize katılsaydı güzel olurdu.

 Bunu düşünmemiştim.

 Yoon Ah.

 Özür dilerim.

 Neden ki teyze?

 Sana her gün büyük minnet duyuyorum.

 Yoon Ah, söz ver.

 Her şeyi unutmalısın.

 Hayatını sürdürmeye devam et.

 Tamam, merak etme.

 Şimdi yiyebilir miyim?

 Evet.

 Bayım.

 Onları sen kurtardın değil mi?

 Ne?

 Çiçeklerimi.

 Her şeyi biliyorum.

 Bayım.

 Teyzemi seviyorsun, bu yüzden bize yardım ettin değil mi?

 Teşekkür ederim.

 Teyzem aramanı bekliyor.

 Yoon Ah.

Buyurun siparişiniz.

 Teşekkürler.

 Afiyet olsun.

Ne istersiniz?

 Teşekkürler.

 Afiyet olsun.

 – Günaydın Yemek Paketi, değil mi?

 – Evet.

 Bugün başka bir şey yemelisiniz.

 Yarından itibaren havalar soğuyacakmış.

 – İyi Sabah Yemek Paketi lütfen.

 – Peki.

İlgini asla unutmayacağım.

 Bay Kim, görüşürüz.

 Peki, tamam.

 Anlıyorum.

 Bayım, kim öldürdü seni?

 Bayım!

 Dur, dur, dur!

 Yalan makinesini geçti.

 Yalan makinesi öldürdüğünü de söyledi.

 Uzman o bakışla kime sorsan aynı şey olurdu dedi.

 Bak, onları diğer insanlarla kıyasla.

 Film izlemiş biri gibi eğleniyor görünüyorlar mı?

 Kabul etmek istemediğini biliyorum.

 Gözetleyecek misin?

 Hoş geldiniz.

 Hwa Sun.

 Geçen gün Daejeon’a gittim.

 Madam Jung’dan olanları duydum.

 Polis seni görmeye geldi mi?

 Birkaç kez geldiler.

 Endişelendim.

 Hoş olmayan nedenlerden yorulmuşsundur.

 Ben iyiyim.

 Yardım edebileceğim bir şey olursa  Hayır.

 Her zaman yardımcı oldun, teşekkürler.

 Yağmur yağıyor.

 Gerek yok, ben giderim.

 Hayır, üşütebilirsin.

 İşte!

 Sen kimsin ve nereye gidiyorsun?

 Kendine iyi bak.

 Seni ararım.

 Hayır, şey

 Gitmene öylece izin verdiğim için pişmanım.

 Bir daha olmayacak.

 İçeri gir.

 Teyze, o arıyor.

 Alo.

Bugün her şey yolunda mıydı?

 Evet.

Seninle gelen adam kimdi?

 Onu Daejeon’da çalıştığım yerden tanıyorum.

 Peki.

 Önceden bana biraz   borç para vermişti.

 Beni görmeye gelince geri çeviremedim.

 Çay içtik.

Başka söyleyecek bir şeyin yok mu?

 O zaman yarın ararım.

 Sorun ne?

 Ne?

 Hiçbir şey.

 Islak Psikogor!

 Neredeydin?

 Kitaplara bak!

 Şunlara bak, ümitsiz vakasın.

 Bu matematik formülleri iğrenç.

 Gerçekten Psikogor’sun.

 Katili buldun mu?

 Hayır, tamamen çuvalladım.

 Neden?

 Yan dairedeki kadın yüzünden çuvalladım.

 Yaşlandım sanırım.

 Önceden çok iyiydim ama şimdi darmadağın oldum.

 Başka bir şüpheli arıyorum ama nereye bakacağımı bilmiyorum.

 Nerede o lanet?

 Bıyık.

 Şu eski notlara da bak.

 Bu ne?

 Sıkıldığımda yapmıştım.

 Bu Goldbach Hipotezi.

 Hala bunun üzerinde mi çalışıyorsun?

 İçmeyecek misin?

 İçeceğim tabii.

 Hipotez için hiç ilerleme kaydettin mi?

 Tabii, bu yüzden yıllardır kimse ispatlayamadı.

 Bu zor bir hipotez.

 Evet.

 Beynim köreliyor, daha da zorlaşıyor.

 İspat edemezsem gidince soracağım.

 Ne?

 Yukarıdaki doğruyu biliyordur.

 Goldbach Hipotezi doğru mu yanlış mı?

 En güzel ve basit ispatını biliyordur.

 Filozof seni.

 İçelim.

 Seok Go, biriyle görüşüyor musun?

 Sen?

 3 yıl önce evlendim.

 Bir yıl önce de boşandım.

 Gerçekten anlamıyorum.

 Karım beni terk ederken ne dedi biliyor musun?

 Çok klişe bir laf.

 “Aşk nedir biliyor musun?” dedi.

 Onu gerçekten hiç sevmediğimi ima etti.

 Bir düşünsene!

 Doğrusu ne?

 Gerçek aşk ne ki?

 Aşk acıdır demiştin.

 Ne?

 Sen demiştin aşk acıdır diye.

 Ne zaman dedim?

 Leylak, değil mi?

 Onu hatırlıyor musun?

 Doğru, sen matematikçisin.

 Psikogor zekidir.

 Seni çok kıskanıyorum Kim Seok Go.

 Tüm bu matematik konularında müthişsin.

 İşte gerçek olan bu, matematik.

 Perfect Number da ne?

İlgini asla unutmayacağım.

 Uyandın mı?

 Gece  Gece neden o kadar içtim?

 Tuhaf bir şey yaptım mı?

 Çok pisim.

Sınavında başarılar.

 Okuldan sonra direkt eve mi geleceksin?

– Evet, görüşürüz.

 – Görüşürüz.

Günaydın Restoran Hala bu yere mi gidiyorsun?

 Sana söylemedim mi?

 Yemeğimi hep oradan alırım.

 Bir cinayet şüphelisinin hazırladığı yemeği yemek tuhaf gelmiyor mu?

 Gerçi sen böyle şeyleri umursamazsın.

 Yıkanacağım.

 Şimdi ayıldım.

 Soğukmuş.

 Aşağı mı?

 Aşağı tamam.

 Üşümüyorlar mı?

 Yaz da değil.

 Buradaki insanlar saat mekanizması gibi hiç değişmezler.

 Demek bu yüzden onların saat gibi dakik olduklarını duymuştum.

 Biz hayatımızı hızlı ya da yavaş hep bir telaş içinde yaşıyoruz.

 Saat olmadan yaşasaydık daha dakik olur muyduk?

 Kim ki o?

Hoşça kal.

 Yemek almayacak mısın?

 Yemelisin.

 Merhaba.

 Hayır, hayır, hayır.

 Bugün polis değil, müşteriyim.

 Peki.

 Bakalım, ne alsam?

 Ne önerirsiniz?

 O her zaman Günaydın Yemek Paketi alır.

 – O zaman ben de ondan alayım.

 – Peki.

 Evet.

 Buldunuz mu?

 Bekle.

 Affedersiniz, kağıdınız var mı?

 Tamam, neydi?

 Bir dakika.

 Affedersiniz, kalem yazmıyor.

 Choi Chan Min.

 010-3413- 72-7287 87 mi?

 87.

 Tamam, hemen giderim.

 Teşekkürler.

 Hoş geldiniz.

 Bay Nam yine geldi.

 Buyurun.

 Tamam, ne kadar?

 – 12 bin won.

 – 12 bin won.

 İşe giderken uğradım.

 Yaptığın yemekleri denemek istedim.

 Sabahtan beri çok yoğunsun.

 Ne alsam?

 Gelmiyor musun?

 Tamam.

 Buz tırmanışını yapar mısınız?

 O harikaymış.

 Bunun buzu delmesi müthişmiş.

 Buz tırmanışı yapmıyorum ama müşteriler çok övüyor.

 Affedersiniz, siz bakın.

 Ben   artık birbirimizi göreceğimizi sanmıyorum.

 Bunu söylemeye geldim.

 Şimdi bir şey yapalım demiyorum.

 Kendi işlerimiz var, ağırdan alalım.

Senin için yaptıklarımı unuttun mu?

İzle beni.

Ne yapacağımı gör.

 Geç kaldın.

 Endişelenme, kimse izlemiyor.

 Bu ay su faturan daha fazla gelmiş.

 Ne?

 Gece su sızıntısı olduğunu duydum, biliyor musun acaba?

 Onarmamı ister misin?

 Hayır, gerek yok.

 Peki.

 Görüşürüz.

 Bu arada   bugünkü kıyafetlerin süslü, makyajın da ağır.

 Komiser Jo!

 Bu soğukta ne yapıyorsun?

 – Biraz sıcak  – Bırakılan bisiklet.

 Patlak tekerli bisiklet buraya bırakılmıştı.

 Bisiklet mi?

 İtinayla cesedin yüzünü ve parmak izlerini yok etti   ama kurbanın eşyalarını olay yerinde bıraktı.

 Katil bisikleti bilerek mi bıraktı diyorsun?

 Ya yaptıysa?

 Cinayet saatini öğrendik.

 Bunu neden yapsın ki?

 Baek’in olay yerinde olmadığını kanıtlamak için.

 Ne?

 Kim Cheol Min buraya geldiğinde   Baek’in sinemada olduğunu kanıtlamak için.

 Bu yüzden tekerlekler patlaktı.

 Böylece kimse sürüp götüremezdi.

 O zaman cinayet saati genişliyor ve Baek’in mazereti yetersiz kalıyor.

 Hala Baek’in öldürdüğünü mü düşünüyorsun?

Ya  Baek 16:00-16:30 arası evdeyken  Kim Cheol Min orada öldürüldüyse?

 Olamaz.

 30 dakika içinde cesedi buraya nasıl taşıyabilir?

 Arabası bile yok.

 Taksi mi tuttu?

 Ayrıca bisiklet de kiralamalıydı.

 Tek başına yapmış olamaz.

 İmkansız değil mi?

 Özellikle bir kadın tek başına yapamaz.

 Kurbanın kıyafetleri burada bulundu.

 Bedeni kaçtı?

 Ne işine yarayacak?

 Mümkün değil.

 Başka bir şüpheli buldum.

 Ne?

 Bayan Baek sizden Kim Cheol Min’i öldürmenizi istedi mi?

 Hwa Sun kimseyi öldürmez ya da öldürmesi için adam tutmaz.

 Hem aptal mıyım ben?

 Sevdiğim kadın için bile olsa birini öldürür müyüm?

 Yani onun haberi olmadan mı Kim Cheol Min’i öldürdünüz?

 Onunla olabilmeniz için Kim Cheol Min ortadan kalkmalıydı.

 Ne?

 9 Kasım’da ne yapıyordunuz?

 Bana bakın.

 Ne zaman Hwa Sun’u rahat bırakacaksınız?

 Ta ki   bir nedenimiz kalmayana dek.

 9 Kasım.

 O değil.

 Aman be!

 İyi bir gerekçesi var, gerekçe!

 Gerekçe  Sebep  Ne?

 Biri var ama  Ne?

 Kim?

 Fakat gerekçesi yok.

1.

 soruyu tahtaya yaz.

 Vakit kalırsa 4.

 soruya kadar yaz.

 Selam.

 Sen Psikogor’un öğrencisi misin?

 Ne?

 Eskiden okulda öğretmeninin lakabı Psikogor’du.

 Problemleri zor değil mi?

 Herkes zor olduğunu söylüyor ama ben seviyorum.

 Öyle mi?

 Neden?

 Nasıl desem?

 Onun problemleri insanları yanıltan kör noktalar gibidir.

 Bir geometri sorusu gibi görünebilir ama aslında bir fonksiyondur.

 – Onların canını çıkartıyorsun.

 – Gidebilirsin.

 Peki.

 Sıkı çalış.

 Dinlenme odasına gidelim.

 Tamam.

 Ne oldu?

 Sınavlarımı kontrol etmek için gelmediğin belli.

 Kişisel olarak algılama ama   buna göre 10 Kasım sabahı derse girmemişsin.

 Öğleden sonra gelmişsin.

 Ne olmuştu sana?

 Nezle.

 Öyle mi?

 Ne demek istiyorsun?

 9’unda da yokmuşsun.

 Matematik araştırması yaptığın için bazen sabah derslere girmiyormuşsun.

 Fakat 9 ve 10’unda olmaman müdürü çok şaşırtmış.

 Hiç peş peşe iki gün gelmemezlik yapmamışsın.

 Yapmadım mı?

 Bu garip mi?

 Senin gibi titiz birinin   önemsiz bir nezle yüzünden işe gelmemesi tuhaf.

 Dahası bir gün önce de yoktun.

 Doktora gittin mi?

 Benden ne istiyorsun?

 Birden şunu sormak istedim.

 Kimsenin çözemeyeceği bir problem yapmak mı   yoksa onu çözmek mi   hangisi daha zordur?

 Baek Hwa Sun’a acıyor musun?

 Birisini öldürdü.

 Gitmeliyim.

 Görüşürüz.

 Teyze.

 Yan komşu geldi.

 Ne yapıyorsun?

 Geldin mi?

 Neredeyse bitti.

 Kim Cheol Min 1.

53 m değil miydi?

 Çok büyük değil mi?

 Sana uydu, 1.

53’lük bir adam için fazla büyük.

 Öyle gibi.

 Yine de istediği pantolonu giyebilir.

 Huzursuz olduğumdan çok düşündüm.

 Fakat bu nedensiz bir cinayet olmalı.

 Bu yüzden hiç şüphelimiz yok.

 Bir psikopat mı yaptı?

 Genelde cinayet olduğunda, katil cesedi gizlemek için bir şey yapmaz.

 Bir dağa gömer ya da suya atar.

 Arabası yoksa bile   Han Nehri tam yanındaydı.

 Ben onun yerinde olsaydım cesede ağır bir şey bağlayıp suya atardım.

 Yani diyorsun ki   katil cesedin bulunması için onu bilerek bıraktı.

 Evet, o bir psikopat.

 Tüm dünya onu bilsin istiyor.

 Bu benim görüşüm.

 Senin düşüncene göre   katil cesedin bulunmasını istedi.

 Öyle.

 O zaman bu bir anlam ifade eder.

9 Kasım: Yok 10 Kasım: YokOnun problemleri insanları yanıltan kör noktalar gibidir.

Bir geometri sorusu gibi görünebilir ama aslında bir fonksiyondur.

 Değil mi?

JINSUNG Inn Boş bir erişte kasesi vardı.

 O da gitmişti.

 Yani onu öldürülmeden önceki gün görmedin mi?

 Çin yemeği  Gece yarısıydı.

 Yemek siparişi vermek istedi.

 Ona tavukçunun numarasını verdim.

 Telefondan mı?

 Yani adamın yüzünü görmedin değil mi?

 Bayım.

 Bayım.

 Hayır, hayır bekle!

 Bayım!

 Bekle.

 Bayım!

 Yukarı mı çıktın?

 Dur orada!

 Bayım!

 Şimdiye kadar   Baek’in olay yerinde olmamasına odaklandım.

 Bu vakada önemli olan o değildi.

 Sorun cesetti.

 Öyle mi?

 Ama ben   umarım yanılıyorumdur.

 Evsizlerin saat mekanizması gibi dakik olduklarını söylemiştin.

 Sen de saat olmadan yaşayan kişi daha dakik olur demiştin.

 Bu zamanın farkında olanlar için geçerli!

 Hayır, hayır.

 Zamana bağlı yaşayan insanlar için!

 Neden bahsettiğin hakkında hiçbir fikrim yok.

 Birini öldürdün mü?

 Bu problemi çözsen de kimse mutlu olmayacak.

 Hiçbir şey de değişmeyecek.

 Sen  sen!

 Değişecek mi sanıyorsun?

 Yoon Ah matematikte çok yetenekli.

 Ne için geldin acaba?

 Aslında  Bugün dükkana geldi.

Baek Hwa Sun’dan uzak dur.

Sen onu mutlu edemezsin.

 Bunu kimin yaptığını biliyor musun?

 Polisi arayayım mı?

 Polis olmaz.

Bana güvendiğini söylemiştin.

Ne olursa olsun sizi koruyacağım.

 İçeri gireceğim.

 Bir şey sormalıyım.

 Seok Go.

 Beni seviyorsun değil mi?

 Bu yüzden bana yardım ettin, değil mi?

 Birkaç gündür bana bir yabancı gibi geliyorsun.

 O resimleri sen gönderdin değil mi?

 Ne var?

 Beni istemiyor musun?

 İstediğin bu değil mi?

 Bilmeliydim.

 Bu dünyada karşılıksız bir şey yoktur.

 Bütün erkekler aynı.

 Bu çok açık.

 Ne istersen yap, istediğini yap.

 Sapıksan kimin umurunda.

 Bu hale kendim geldim.

 Niye peki?

 Buna bana neden yapıyorsun?

 Delirmemek için zor dayanıyorum.

 Böyle boğulacakmış gibi nasıl yaşayabilirim?

 Benden ne istiyorsun?

 Evine git.

 Yoon Ah bekliyor.

 Baek Hwa Sun’u seviyor musun?

 Kimsin?

 Kimsin sen?

 Onu ne kadar seviyorsun?

 Onun için ölür müsün?

 Bu ne?

 Kimsin sen?

 Derdin ne?

 Kimsin sen be?

 Gel buraya!

 – Aşağılık herif!

 – Canına mı susadın?

 Kimsin sen?

 O resimleri gönderen pislik sensin değil mi?

 Yanlış adama bulaştın, deli herif!

 Buldunuz mu?

 Dikkatli arayın.

Ondan ayrılmazsan onu öldürürüm.

 Buldum.

Onu ilk kez 9 Kasım’da gördüm.

 Kim Cheol Min denen pisliği.

 Binanın önünde saklanıyordu.

 Gördüğüm gibi Hwa Sun’un eski kocası olduğunu anladım.

 Nasıl hemen anladın?

 Hwa Sun hakkındaki her şeyi biliyorum.

 Ne tür müzik dinler   ne hakkında konuşmayı sever   hangi diziyi izlerken ağlar.

Ne zamandan beri?

 Ne oluyor?

 Arkadaşın tam bir psikopat.

 Şimdi de Nam Tae Woo’yu öldürmeye çalışırken yakalandı.

 Kim Cheol Min’i öldürdüğünü de itiraf etti.

 Ne?

Duvar sayesinde konuşuyorduk.

 Duvar mı?

 Hwa Sun’un söylediği her şeyi duyabiliyordum.

 O da bunu biliyor, benimle konuşuyordu.

 Kim Cheol Min’i öldür dedi.

 Onun yüzünden mutsuzmuş.

 Bu yüzen ne istediyse yaptım.

 Ama başka bir adamla nasıl görüşür?

 Kötü kadın.

 Önce onu öldürmeliydim.

 Bunu maillerinizde buldum.

 Her gün tehdit telefonları alıyordunuz değil mi?

 Arama geçmişinizde ankesörlü telefon kayıtları vardı.

 Yandaki adam tam bir psikopat.

 Kim Cheol Min’i öldürdüğünü itiraf etti.

 Bekle, Baş Komiser birazdan gelecek.

 – 10 dakika izin ver!

 – Komiser Jo!

 Kalk aptal!

 Kalk da bak bana!

 Seok Go, numara yapma.

 Kim Cheol Min’i sen öldürmedin.

 En başta ben de öyle düşündüm.

 Baek senden yardım isteyince ona acıdığın için   istemeyerek cesedi taşımasına yardım ettin.

 Ama benim tanıdığım Kim Seok Go sebepsiz yere kimseyi öldürmez.

 Çünkü o akılcı ve mantıklıdır.

 Ama bir şeyi göz ardı ettim.

 Sen, mantığına uyduktan sonra en acımasız kişi olabilirsin.

 O gün   Baek Hwa Sun’a nasıl baktığını gördüm.

 Bu sersem aşık olmuş.

 O zaman Kim Seok Go aşık olduysa   neler yapabilir?

 Sevdiği kişi tehlikedeyse   bir şeyler planlar değil mi?

 Kusursuz ve mükemmel bir plan!

 İlginç bir fikir ama   bir hipotezin doğru olması için ispat lazım.

 O kadın yüzünden hayatını mı mahvedeceksin?

 Kim Cheol Min’i öldürdüğümü itiraf ettim.

 Her şeyi çözsen bile   benim yargılanmam durmayacak.

 İlk duruşmada suçlu bulunur ve temyize gitmezsem   o zaman Kim Cheol Min davası sona erer.

 Hayır, olmaz.

 Aklını kaçırmışsın.

 Bu aşk değil.

 Gerçekten değil.

 Dahi beynini nasıl ziyan edersin?

 Bu beynim değil.

 Kalbim.

 Sersem!

 Sersem, bana yakalanmamalıydın.

 Sersem!

 Senden  bir iyilik isteyeceğim.

 Bayan Baek.

 Nereden başlayacağımı bilmiyorum.

 Şu anda neler olduğunu anlamıyorum.

 Ama buraya sakladığım bir şeyi itiraf etmeye geldim.

 Seok Go bunu size vermemi istedi.

 Mektupta ne yazdığını bilmiyorum.

 Muhtemelen size söyleyeceklerimle ilgili değildir.

 Evet, hiçbir şeyi bilmemeniz gayet normal.

 Çünkü Seok Go ne dediyse onu yaptınız.

 Yalan makinesinden geçmeniz çok doğal.

 Hiç yalan söylemediniz.

 9 Kasım’da gerçekten dışarı çıkıp yeğeninizle sinemaya gittiniz.

 Neden herkes size 9 Kasım’ı sordu diye merak etmişsinizdir kesin.

 Çünkü Kim Cheol Min’i 8 Kasım’da öldürdünüz.

 Evet, Seok Go bir suç işledi.

 Masum değil.

 Mangwon bölgesindeki cinayetin   katili Kim Seok Go.

 Gerçekten birini öldürdü.

O gün İlk cinayet günü 8 Kasım  Seok Go Kim Cheol Min’in cesedi konusunda düşündü.

Cesedi bulurlarsa gerçek katili de bulurlardı.

Ceset hiç bulunmazsa da  her an ceset ortaya çıkabilir korkusuyla  ızdırap içinde yaşayacağını düşündü.

Bu yüzden Seok Go  başka bir cinayet işlemeye karar verdi.

Planı, o cesedin Kim Cheol Min’e ait olduğunu bize inandırmaktı.

Ne olursa olsun geri dönüşü olmayacak kendini de içine kattığı  çözülmesi imkansız mükemmel bir plan hazırladı.

 Alo.

InnSenin tanımadığın birini Kim Cheol Min’in yerine koyup  aynı yöntemle onu öldürdü.

Bulduğumuz ceset gerçek Kim Cheol Min değildi.

Kim Cheol Min’in cesedini  muhtemelen kimsenin bilmediği, bulamayacağımız bir yere sakladı.

 Aslında   Seok Go’nun mükemmel bir şekilde kandırmak istediği kişi   sizdiniz Bayan Baek.

 Bu yüzden sizi sessizce izledi.

 Fakat beklenmedik şekilde ben ortaya çıktım.

 Birini sonuna kadar korumak   onun cinayet suçunu bile üstlenmek   normal bir insan için mümkün mü emin değilim.

 Onun ailesinden misiniz?

 Karısı mısınız?

 Sevgilisi bile değilsiniz.

 Seok Go, en başından beri   suçu kendi üstlenmeyi planladı.

 Şimdi ise   her şey sana bağlı.

 Ben, onun  O sersemin   perişan olmasını istemiyorum.

 Bunda samimiyim.

 Yürekten istiyorum.

Her şey için teşekkür ederim.

Senin sayende hayatıma devam edebildim.

 Bilmiyorum.

 Bilmiyorum!

 Teyze ne yapıyorsun?

 Bana ver.

Her şeyi dizmişsin.

Dışarıdakileri de alabilir miyim?

Hayır.

Sen hayatıma girene kadar  sadece ölümü düşünüyordum.

Hayatımdaki en mükemmel şeyin matematik olduğuna inanıyordum.

Bu yüzden cevapları bulamadıkça  neşe yerini ızdırap ve umutsuzluğa bıraktı.

Belki de yalnızlıktı.

 – Merhaba.

 – Merhaba.

 Yan tarafa taşındık.

 Buyurun.

 Teyzem yaptı, tadının garantisi yok.

 Yardım edebileceğim bir şey var mı?

 Ne?

 Yok bir şey, izninizle.

O adam biraz Tadının garantisi yok mu?

Şaka yapıyorum.

İçinde ne var biliyor musun?

O zaman fark ettim.

Aslında bu dünyada matematik kadar  güzel şeyler var.

 Merhaba.

 Merhaba.

 Affedersiniz.

 Pirinç topları çok lezzetliydi.

 Sevindim.

 İsterseniz her gün yiyebilirsiniz.

 Gerçekten gelmişsiniz.

 Merhaba bayım!

 Geç kaldım.

Hwa Sun ve Yoon Ah.

Çok teşekkürler.

Bay Nam samimi ve güvenilir biri gibi görünüyor.

Umarım seni mutlu eder.

Benimle ilgili her şeyi unut lütfen.

Asla benim için üzülme.

Eğer mutlu olmazsan  onca çabamın hiçbir anlamı kalmaz.

Vicdan azabı duyup teslim olursan  yaşamam için bir neden kalmaz.

Bu benim son isteğim.

Mutluluğun için dua edeceğim.

Kim Seok Go.

 Seok Go.

 Bekle.

 Seok Go, bekle.

 Birazcık.

 – Bu ne?

 – Seok Go.

 – Otobüsü durdur.

 – Baek Hwa Sun değil mi o?

 Beni görüyor musun?

 Beni duyuyor musun?

 Özür dilerim Seok Go.

 Boğuluyorum dediğim için.

 Öyle söylememeliydim.

 Seok Go!

 Seok Go, neden benim için bunları yaptın?

 Böyle gidemezsin.

 Seok Go.

 – Gidelim.

 – Seok Go!

 Seok Go!

 Seok Go!

 Bayan Baek Hwa Sun!

 – Seok Go!

 – Bayan Baek Hwa Sun!

 Ona ne olacak?

 Ne olacak?

 Hepsi benim yüzümden.

 Burada olmamın yegane sebebi sensin!

 Özür dilerim.