132 dk

Yönetmen:Asghar Farhadi

Senaryo:Asghar Farhadi

Ülke:İspanya  ,   Fransa, İtalya 

Tür:Suç, Dram, Gizem, Gerilim

Vizyon Tarihi:08 Mart 2019 (Türkiye)

Dil:İspanyolca, İngilizce, Katalanca

Müzik:Alberto Iglesias, Javier Limón

Web Sitesi:Resmi Site [France]

Çekim Yeri:İspanya

Nam-ı Diğer:Everybody Knows

Oyuncular: Penélope Cruz, Javier Bardem, Ricardo Darín, Eduard Fernández

Özet

Bir Ayrılık ve Satıcı’yla iki kez Oscar kazanan İranlı yönetmen Asghar Farhadi’nin en yeni filmi Herkes Biliyor Cannes Film Festivali’nin açılışında gösterildi. Ustalığını konuşturduğu ahlaki seçimler ve aile dramı alanına bu kez psikolojik gerilim ve gizemi de katan Farhadi’nin bu sekizinci uzun metrajlı filmi, Madrid’de geçiyor ve diyaloglarının tamamı İspanyolca. Herkes Biliyor’da, Buenos Aires’te yaşayan bir kadının çocuklarıyla birlikte İspanya’ya gidişi ve eski tanıdıklarının da karıştığı olayların ortasında kalışı anlatılıyor. Görüntü yönetimiyle dikkat çeken filmin müziklerini Mujeres de Agua projesiyle 2011’de İstanbul Caz Festivali’ne konuk olan Javier Limón besteledi

Alt yazı

Şuna bak, çok güzel.

 Muhteşem!

 Selam baba.

 Merhaba tatlım.

 Vardınız mı?

 Neredeyse.

  Tata Ana bizihavalimanından aldı.

 Hayatım, nasılsın?

 – Orada saat kaç?

 – Öğlen oldu.

 Uyanık mısın?

 Uçuş nasıldı?

 İyiydi.

  Uyumadık.

 – Selam Alejandro.

 – Ana, nasılsın?

 Çok iyi.

 Gelmemen kötü oldu.

  Seni özleyeceğiz.

 Bir dahaki sefere, üzgünüm.

 Daha 3 senesi var.

 Onları balayılarında davet edeceğim.

 Arjantin’i gezdiririz.

 Harika bir fikir!

 Benim yerime de kutla.

  Kurbanın adı ne?

 Adı Joan.

  Çok teşekkürler, ileteceğim.

 Joan.

  Anlıyorum.

 Baba, Tutu seninle yattı mı?

 Bilmiyorum, onu arıyorum.

 Şimdiden özledim mi ne?

 Tutu, gel sahibenle konuş.

 – Peki ya kardeşin?

 – İşte.

  Babamla konuş.

 Merhaba baba.

 Hey, canım, nasılsın?

 İyi.

  Merhaba Tutu.

 Aşkım özledim seni.

 Bir öpücük ver.

 Paco!

 Bu dalları diğerleriyle biraraya koyma.

 Ayrı tutmamız lazım.

 – Çok hoş.

 – Gerçekten mi?

 – Biraz dar.

 – Bakayım.

 Biraz büyümüş.

 – Gerçekten mi?

 – Böyle olmanı tercih ediyorum.

 – Memnun oldum.

 – Şişmanlamaktan mı?

 Gözünün bende olmasından.

 Yardım edeyim mi?

 Sıkışmış.

 Biraz daha Yırtacaksın.

 Biraz da içeriden Çok güzelsin.

 Nasılsın?

 Ben de yapmak istiyorum.

 Laura!

 Rocío!

 Anne, kardeşin geldi.

 Kuzenine merhaba de.

 Diego!

 Gel buraya.

  Yalnız başına nereye gidiyorsun?

 Bak.

  Teyzene merhaba de.

 Hepimiz bu otelde mi kalacağız?

 Eğer isterseniz ev de kiraladık.

 Yorgunuz.

  Evle uğraşamayız.

 Alt tarafı 2 gece.

  Bir şey olmaz.

 Bana hepsi uyar.

 Siz karar verin.

 Hemen döneceğim.

 Nasılsın aşkım?

 İşte Joan.

 Kardeşim Laura, Diego, Irene.

 Fotoğraftakinden daha yakışıklı.

 Memnun oldum.

 Ana senden çok bahsetti.

 Aynen, karşılıklı.

 – Her şeyi aldık mı?

 – Evet.

 Hadi gidelim.

 Hiç fena değil.

 Geçen seferkiyle alakası yok.

 Baba?

 – Bunu nereye koyalım?

 – Odanızı üst katta hazırladım.

 Babam nerede?

 Bilmem.

  Git, bak.

  Bahçededir.

 Yakışıklı babam.

 Çok yakışıklısın.

 Ablam.

 Özledim seni.

 Babam yine mi içiyor?

 Onu görmediğinden beri Artık yaşlandı!

 Hepimiz farkındayız, onun dışında.

 Çocuklar Üzerinizi değiştirin, dedeniz sizi bekliyor.

 Bana ver.

 Bu kadar hızlı gitme.

 Korkma.

 Bağla şunları.

 Fren!

  Fren!

 Kim bu moronlar?

 Yeğenin değil miydi?

 Peki kim sürüyordu?

 Bilmem.

 Eşim gelip şarap hakkındakonuşmam için beni ikna etti.

 Bu Bu şıra.

 Bununla bunun arasındaki fark hava koşullarıdır.

 Hepsi iyi hoş da, ne zaman içeceğiz?

 İçmek mi istiyorsun?

 Eğer öğretmenin izin verirse Yok daha neler.

 Şaraba karakteri veren zamandır.

 Anlaşıldı mı?

 Hemen geliyorum.

 Kendi bağımdan getirdim.

 Çok iyi.

 Hazır öğretmen çıkmışken, kim tatmak ister?

 – Harika.

 – Çok iyi, değil mi?

 Çok iyi gözüküyor.

 – Şu üçü mü?

 – Evet.

  Abel, Matias ve Marco.

 – Eşlik edecek misin?

 – Tabii ki, merak etme.

 Geline profesyonelce bir iş çıkaracağınızkonusunda söz verdim.

 Daha da iyisini yapacağız.

 Geleceğini söylemişti.

 Ama işle ilgili bir sorun oldu.

 Kalmak zorunda kaldı.

 İş bekleyebilir.

 Bizim gibi çalışmıyor.

 – İşi başından aşkın olmalı.

 – Sen de çok boş oturuyor sayılmazsın.

 Bizim de kah öyle, kah böyle.

 Krediyi zar zor ödüyoruz.

 Başlangıçta normal.

 İki sene oldu.

 Evdeki dırdırdan iyidir.

 Burada tartışıyoruz.

 Evet?

 Bitirdin mi?

  Sana ne dedim?

 Beni yalnız bırak.

 Neden umrumda ki?

 Lütfen, tekrar başlama.

 Ne güzel.

 Sana benziyor.

 Gözleri açıkken babasına benziyor.

 Nasılsın Gabriel?

 Almanya’ya geçti.

 – İş bulmak için.

 – Peki sen?

 Ayrıldık.

 Bilmiyordum.

 Neden?

 Yürütemedik.

 Ve bizimkiler, onu pek sevmediler.

 Peki ya kızın?

 Benimle kalacak.

 Tatlım.

 Üzgünüm.

 Paco!

 Her seferinde yeni bir çocukla dönüyorsun.

 Oldukça başarılı, değil mi?

 Nasılsın?

 Şu küçük kediyi göster bakalım Onu öpecek misin?

 İstemiyor.

 İstemiyorum.

 Gel buraya.

 Öptün beni.

 Küçük bir öpücük.

 Çok şirinsin, teşekkür ederim.

 Senin gibi güzel.

 Hayır, babasına benziyor.

 Alejandro?

  Rüya görüyorsun!

 Alejandro’dan olduğunu kim söyledi.

 Rocío ve Gabriel’in kızları.

 Pardon!

 Kuş pisliği!

 Seni piç!

 Irene!

 Ben gidiyorum.

 Senin kızın mı?

 Ne yapıyorsun?

 Ne yaptığınızı öğrenebilir miyim?

 Felipe, bu deli kızın arkasınabinmek cesaret ister.

 Diyorsun!

  Bunlar ödlek.

 Gel de gör ödlekliğimi.

 Kasklarınız?

 Biz mi ödleğiz?

 Onun yaşındayken ne yaptığımı anlatsana.

 Bu, şey Kilisenin çatısını görüyor musunuz?

 Senin yaşındayken Paco oraya tırmanıyordu.

 Leylekleri o kadar rahatsız etti kisonunda gittiler.

 O yüzden üzerime sıçıyorlar.

 İğrenç.

 Kes şunu!

 Çok güzel, değil mi?

 Güzel ve kocaman.

 Sadece akıllanması lazım.

 Buradan ve buradan.

 – Yarına hazır olur mu?

 – Düğüne çıplak gitmeyeceksin.

 Merhaba.

 Merhaba oğlum.

 Annen seni motosikletin üstünde gördü bile.

 Kahrolasıca motosiklet.

 Bütün bu gelenler, hepsi düğünün davetlileri mi?

 Bir Katalan, bir Arjantinli.

 Ana, Laura gibi iyi bir eş bulmuş.

 Burada kalsalardı, sonları Mariana’nın zavallı Fernando’ylayetinmesi gibi olacaktı.

 Paco elbiseni gördü mü?

 Gözleri parladı.

 Elbiseye mi, içindekine mi?

 Bu kadar yeter.

 – Ama kızın – İyi dedim!

 Hadi baba!

 Arkadan biraz daha.

 Kızını evlendiriyorsun.

 Biraz neşelen.

 Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu?

 Duymuyorum sanki Tam bir keçi!

 Endişelenme göt herif.

 Bizim işimize çomak soktular bile.

 Seni de güneşin altında çalışırken göreceğim.

 Sen flört etmekle meşgulken, ben bu topraklarda çalışıyordum.

 Hadi ama, bana nutuk atma.

 Vicente Baba, Oğul veKutsal Ruh adına.

 Tanrı sizinle olsun.

 Sevgili kardeşlerim, evlenme kararınızın, Tanrı’nın lütfuyla, Kilise ve Hristiyan cemiyetinin huzurundaonaylaması için toplandık.

 Buradan manzara harika.

 Kes şunu, delisin sen!

 Ne kadar korkaksın.

 Kim olduğunu biliyor musun?

 – Ölü olmalılar.

 – Hayır.

 Nereden biliyorsun?

 Bilmiyorum, tahmin ediyorum.

 Onları tanıyor muyum?

 Annen.

 Peki ya P?

 Paco.

 Ciddi misin?

 Herkes biliyor.

 Neyi?

 Aşık olduklarını.

 – Peki ya senin adının baş harfi?

 – Kazımadım.

 Yapsana!

 Senin için yapacağım.

 Hayır Yapma, iğrenç.

 Hadi, hadisene, yaz.

 Hadi.

 Ama tekrar gideceksin.

 Benimle gel.

 – Arjantin’e mi?

 – Evet.

 – Annem gelmez.

 – Annen?

 Gizlice çantanı hazırla ve çık.

 Hadi Sen delisin!

 Kilisenin çan kulesi ve saati harap oldu.

 Ve ne yazık ki, onarmak için yardıma ihtiyacımız var.

 Laura’nın eşinin gelememesi kötü oldu.

 Cephedeki çalışma için yaptığı yardım çok makbule geçti.

 Çan Kulesinin durumunu da görmezden gelmez.

 Cemaatimizin üyeleri Yalvarma fırsatını kaçırdı.

 Kilisenize iyi bakın, o size ait.

 Bu arada, gelinle damada pirinç atmak içinmeydana gitmeyi bekleyin.

 Neden olmasın?

 Bunu al.

 İçelim.

 – Bitti mi?

 – Evet.

 Dişler?

 Bu akşam değil, lütfen.

 Tamam, ellerini yıka.

 Gel bakayım tatlım.

 İyi misin?

 Dans ederken fenalaştı.

 İyiydin.

  Sorun nedir?

 Uykum var.

 Saat farkından.

  Yorgun düşmüşsün.

 Doğru yatağa.

 Şunu benim için yukarıya koy.

 – Yardım edeyim mi?

 – Gerek yok.

 Çok içtin.

 Git başımdan, beni yalnız bırak.

 Bu deden de tam bir alem.

 Ne boktan şey Daha iyi oldu mu?

 Mariana Benim baba.

 Aşağı inmek istiyorum, Mariana’yı çağır.

 – Ben yardım ederim.

 – Hayır.

 Ne olacak ki?

 Çağır onu.

 – Sen yardım – Tamam, tamam.

 Mariana Babam merdivenlerde seni bekliyor.

 Ne zaman geri gelecek?

 Saatin kaç civarı olduğunu biliyor musun?

 Her yerde, genel olarak.

 Yağmur yağarsa?

 Hayır.

 – Birkaç damla.

 – Sadece birkaç damla.

 Fırtına bekliyorlarmış.

 En kısa zamanda tamir etmeye çalış.

 Saygılı ol.

 Çok teşekkür ederim.

 Ne dedi?

 Yağmur yağıyor.

 Vicente!

 – Açsana, benim.

 – Geldim.

 Yeter artık, insanlar seni bekliyor.

 – Ne oluyor?

 – Bana bir iyilik yapacaksın.

 İki adama ihtiyacım var.

 Hadi, o kadar da geç değil Araziye gidip jeneratör bulmamız lazım.

 – Şimdi mi?

 – Acele et.

 Teşekkür ederim.

 Bir şey değil.

 Irene?

 Orada mısın?

 Paco!

 Paco, hadi!

 Burada değil mi?

 Nerede?

 Neden kapalıydı?

 Irene!

 Onlar nedir?

 Ufaklıkla kal, geliyorum.

 Irene’yi gördün mü?

 Uyumaya yukarıya çıktı.

 O zamandan beri kimse görmedi mi?

 Canım, nerede olduğunu bilmiyorum.

 Eğer bir şakaysa beni üzüyorsun.

 Beni hemen ara.

 Eğleniyor olmalılar.

 Laura’nın yanına git ve onunla kal, lütfen.

 Paco Irene Irene Irene!

 Kızınız bizde.

  Polis öğrenirse onuöldürürüz.

  Bir sonraki mesajımızı bekleyin.

 Felipe!

 Gel buraya!

 Irene’nin nerede olduğunu biliyor musun?

 Hayır.

  Ne oldu?

 İyi olmadığını biliyorum sadece.

 Sigara mı içtin sen?

 – Bana doğruyu söyle.

 – Doğru söylüyorum.

 Git bir tur at, bulmaya çalış.

 Git onu bul, sana diyorum.

 Nedir?

 Bir şaka olmalı.

 Irene!

 Irene!

 Laura’ya bu mesaj geldi.

 Irene böyle bir şaka yapabilir mi?

 – Bu ne zaman oldu?

 – Şimdi.

 – Numarayı geri aradın mı?

 – Gizli numara.

 Nereye gidiyorsun?

 Çok uzaklaşmış olamazlar.

 Seninle geliyorum.

 Neler oluyor?

 Sürmesine izin verdim.

 Çok içtim.

 Devam edin.

 Dikkatli ol lütfen.

 Tamam.

 Ne oluyor?

 Yok bir şey.

  Kablo kopmuştu, hallettik.

  Devam edin.

 Lanet olsun.

 Nereye gidiyorum?

 Onları yakalayamayız.

 Jandarma arandı mı?

 Hayır, hayır, hayır.

 Bir şeyler yap, sana yalvarıyorum.

 Bir şeyler yap, sana yalvarıyorum.

 Seni korkutmak istemiyorum amayataktaki gazetelerde yazanlar kızını aynı adamlar kaçırmış olabilir.

 Neden kaçırdılar ki?

 Para için.

 Ona ne yaptılar?

 Aynı şey olmayabilir.

 Aslında, söylemişlerdi eğer polis aranırsa çocuğun öldürüleceğini.

 Bu yüzden çok dikkatli olmalıyız.

 Onu öldürdüler mi?

 Onu öldürdüler mi?

 Burada hiçbir şey yapmadan duracak mısınız?

 Onu en son kim gördü?

 Felipe’ye sormalıyız.

 Hiçbir şey bilmiyor.

 Yorgun olduğu veyatmaya gittiği dışında.

 Aslında, bir şeyi yoktu bir kadeh içti ve aniden Biri içkisine bir şey mi koydu?

 Ne gibi?

 Uyku ilacı Partide kesin bir suç ortağı vardı.

 O sırada elektrikler de kesilmişti.

 Jandarmayı aramalıyız.

 Lütfen.

 Hayatta olmaz.

  Zarar görmesini istemiyorum.

 Düşünelim.

 Başka ne yapılabilir?

 Kimde partinin videosu var?

 – Kimdeydi?

 – Video?

 Gençlik merkezinden gelen çocuklarda.

 Suçluları çağırmak kimin fikriydi?

 Bea onları tanıyor.

 Hemen ara şunları.

 – Saat 04:30!

 – Fark etmez.

 Bea gelip filme çekeceklerinisana haber verdi mi?

 Teklif etti, ben de kabul ettim.

 Neden onlar?

 Onlar yapmamışlardır.

 Paco.

 Ne oldu?

 Hiçbir şey bilmiyoruz.

 Felipe Sana herhangi bir şey söyledi mi?

 Ne gibi?

 Şaka yapmak istediği gibi?

 Hayır.

 Şüpheli birisi gördün mü?

 Hayır, hiç.

 Peki ya işçiler?

 Sadece şey oldu Yolda motosikletten düştük.

 Tekrar çalıştıramadık.

 İşçiler gelip yardım etti.

 Ne zaman?

 Dün.

 Neyse anlık gelişen bir şey değildi.

 Laura ve çocukların geleceğini biliyorlardı.

 Ve her şeyi planladılar.

 Gazete kupürleri Elektriğin kesilmesi Burada onları gören kimse yok.

 Bunlar profesyonel.

 Birisi yukarı çıkıp yatağın üzerine gazeteleri koymuş.

 Buraya bir yabancı girmiş olmalı.

 Yabancı olması şart değil.

 Dinlenmek zorundasın Laura.

 Bırak şunları.

 Bu olayı biliyor muydunuz?

 Seneler geçti.

 Köşede mi oldu?

 Hemen şurada.

 Dinlen.

 Bırak, polise gitme konusunda annesi babası karar versin.

 Kız için çok korkuyorum.

 Her halükarda, annesinden daha azdır.

 Onlara yardım etmemeli miyim?

 Onlara yardım mı ediyorsun, zarar mı veriyorsun bilmiyorsun ki.

 Bırak onlar yapsınlar.

 Peki ya senin çocuğun olsaydı?

 Neden onlar olsun ki?

 Başa dönüp duruyoruz.

  Uyumak üzereyim.

 Arkadaşını tekrar ara.

 Telefonu kapalı.

 Beni geri arayacak.

 O videoya ihtiyacımız var.

 Kapı kapalı, elimden bir şey gelmiyor.

 Aç o zaman, kahretsin!

 Ben mi yapayım?

 Pardon, seni uyandırdık.

 Önemli değil.

  Bir sorun mu var?

 Hayır, yok.

 Bir şey mi arıyorsunuz?

 Bu üç gençten herhangi birinindolabı olup olmadığını bilmek istiyorum:Marcos, Abel Küçük suçlar.

 Uyuşturucu satmak, hırsızlık Işığı söndür ve kapıyı kapat, lütfen.

 Ve bu gençlere hiçbir şey söyleme.

  Tamam mı?

 Seni bu şekilde bırakacağım için üzgünüm.

 Dikkatli git.

 Her şey iyi olacak.

 Haberleri alırız.

 Tamam.

 En kısa zamanda tekrar gelin.

 Korkmayın.

 Alejandro’ya söylemedin mi?

 Onu aramalısın.

 Oradan ne yapacak ki?

 Polise haber verip vermemeye sizkarar vereceksiniz.

 İkinize kalmış bir karar bu.

 Ana Merhaba, Laura.

 Merhaba.

 Benimkiler gidiyor.

 Irene Irene, kıymetlim Merhaba aşkım.

 Kahvaltı yapmayacak mıyız?

 Tata’yla git, geliyorum.

 Selam.

 Laura?

 Alejandro’yu ara, hemen gelmesini söyle.

 Ara onu, lütfen.

 Alejandro, hayır.

  Dayanamaz.

 Nasıl söyleyeceğim?

 Onu aramalısın ve konuşmalısın.

 Polise gitme konusundaki tehdidi söylemelisin.

 Paco Gitme.

 Buradayım.

 Alo?

 Neden konuşmuyorsun?

 Irene Dün gece ona bir şey oldu.

 Ne?

  Irene’ye ne oldu?

 Tanrım, neler oluyor?

 Neredesin Laura?

 Lütfen ağlama.

  Bana nerede olduğunu söyle.

 Düğünde bir sürü çocuk vardı, neden benimkini aldılar?

 Babası fidyeyi ödeyebilecektek çocuk oydu.

 Bu salak fikre nereden kapıldılar?

 Neden salak?

 Çünkü yanlış.

 Hep iyi durumda olduğunuzu söylüyorsun.

 Kilisenin işi için verdiği paraya bakılırsa, insanların böyle düşünmesi normal.

 İki senedir işsiz.

 Anne Sorun ne?

  Neden ağlıyorsun?

 Hiçbir şey, tatlım.

 Irene nerede?

 Hadi, kahvaltı yapalım.

 Seninle konuşmak istiyor.

 Neden bana daha önce söylemedin?

 İnanamadım.

 Şimdi bile İlaçları yanında mı?

 Çabuk gel, lütfen.

 Gel.

 Ne var?

 Bu adamları iyi tanıyor musun?

 Tabii ki.

 Neden?

 – Neler oluyor?

 – Bak.

 Hassiktir.

 Bu ne zaman oldu?

 – Ne zaman oldu?

 – İki dakika önce.

 300, 000 avro O çocuklarda senin numaran var mı?

 Merkezdeki herkeste var.

 Eğer onlar olsaydı, bana yazmazlardı.

 – Neden onlara yazıyorsun?

 – Bilmiyorum.

 Bu işe çok fazla karışıyorsun.

 Ne?

 Çok fazla karışıyorsun diyorum.

 Problem o değil.

 Problem olan, annesinin yerinebenim anlıyor olmam.

 Problem şu, bu çocukları oraya sen getirdin.

 Bu mu problem?

 Eğer o kadar eminsen, ara polisi.

 Sana videoyu verdiler mi?

 Evet.

 Laura, nasılsın?

 Dinliyorum Bir mesaj aldık İki dakika önce.

 Ne diyor?

 Bea’ya da aynı mesaj gelmiş.

 Bana gönder.

 Tamam.

 Evet, evet.

  Hemen geliyorum.

 Aynısı ona da mı gitmiş?

 Evet.

 Kırk yıldır aynı terane!

  Delisin sen!

 Dolandırıcı çetesi!

 Git kendini becer.

 Özellikle sen, sefilsin!

 Polisi ara.

 Kapa çeneni, aptal.

 Sefiller!

 Bana paranın tümünü borçlusun!

 Çık dışarı!

 Bu topraklar benim!

 Bütün bu topraklar benim!

 Sen topraklarını pokerde kaybetmedin mi?

 Ayyaş!

 Yaptığına dikkat et!

 Derdin ne senin?

 Sefiller sürüsü!

 Geri geliriz.

 Hırsız çetesi!

 Çık dışarı!

 Bırak beni!

 Geri geliriz.

 Sakin.

 Bütün topraklarımı geri vereceksin.

 Ne battı buna şimdi?

 Sakinleştiğini sanmıştım.

 Neden geri döndü?

 30 yıl sonra topraklarını geri istiyor!

 Neden içmesine izin verdin?

 İçse de, içmese de aynı.

 Bir gün bu işi ancak polis halledecek.

 Bu saçma sapan şeyleriezelden beri söylüyor.

  En başta bana.

 Hepinizi rahatsız eden bir şey var, nedir?

 Hiçbir şey.

  İçmiş.

 O kadar.

 Başka bir şey yok.

 Sen, seni ayrı tutuyorum.

 Antonio, bu kadar yeter!

 Konuşmama izin ver.

 Beğenmiyorsan kulaklarını kapat.

 Bana borçlusun, hatta diğerlerinden daha fazla.

 Arazinle övünüp, “arazim” deyip duruyorsun Onu bana borçlusun, arazini.

 Laura’yı zorladın.

 Konuşmama izin ver.

 Kızımı, bu toprakları sanavermesi için zorladın.

 Paco!

 Seni topraklarınızı satmanız için zorladım mı?

 – Ne?

 – Satmaya zorladım mı?

 Neden bunun hakkında konuşuyoruz?

 Onları onun için aldım.

 Öyle mi?

 Evet?

 İşine gelen fiyata.

 Kandırılmadım.

 Alejandro ve benim paraya ihtiyacımız vardı.

 Paco’nun yeterli parası yoktu.

 Ona elinde olanı vermesini söyledim.

 Anladınız mı?

 Kötüye yorma.

  Onu tanıyorsun.

 Bunu Laura’ya ver.

  Beni arasın.

 Önce seni birisine götüreceğim.

 Kim?

 Söylerim.

 Video bende kalabilir mi?

 Problem değil, sanırım.

 Hayır.

 Mesajları göster.

 Konumunu belirleyebiliyor muyuz?

 Genel olarak kolay aslında.

 Ama bunlar nasıl saklanacaklarını biliyorlar.

 Sahte evraklarla birkaç sim kart almışlar.

 Mesajları eski telefonlarlardangönderiyorlar.

 Her mesajdan sonra, telefonu ve sim kartı yok ediyorlar.

 Ama yine de polise göstermek zorundasınız.

 Hayır, hayır.

  Polise gitmek onusunda henüz karar vermedik.

 Jandarma kaybolmayı öğrendiği anda müdahale edecek.

 Ne yapmalıyız?

 Parayı toplamak için uğraşıyor gibi yapmalısınız.

 Nasıl?

 Tanıdıklarınızı arayarak.

 Kimden bu kadar para çıkabilir ki?

 Para bulmaya çalıştığınızı bilmeliler.

 Size zaman kazandırır.

 Nasıl bilecekler?

 Sizi izliyorlar, öyle ya da böyle, bu kesin.

 Bu buluşmadan bahsetmeyin.

 Babamıza bile mi?

 Sizinle yalnız görüşebilir miyim?

 Evet.

 Fernando Güvenilir bir tip mi?

 Evet.

 Neden?

 Ötmez mi?

 Hayır, emekli oldu.

 Yemin ettirdim.

 İkinci mesajı Bea’ya da göndermişler.

 Bea?

 Paco’nun karısı.

 Paco’yu ne zamandır tanıyorsunuz?

 Aynı evde büyüdük.

 Ben gitmeden önce hep birlikteydik.

 Birlikte?

 Evet, birlikte.

 Sevgili olarak Peki ya şimdi?

 Herkes kendi hayatını yaşıyor.

 Bitti.

 İyi şekilde mi?

 Ne önemi var?

 Neden onun eşine de aynı mesaj gitmiş, anlamaya çalışıyorum.

 Pardon Baba, ben gidiyorum.

 Tamam.

 Kendine dikkat et.

 Sen de.

  Seni özleyeceğim.

 Ben de.

 – Gidince beni ara.

 – Tamam.

 Hep eşiniz olmadan mı geliyorsunuz?

 Hayır.

 Bu sefer gelemedi.

 Eğer bir şey bulursam, Fernando’yu ararım.

 Çok teşekkür ederim, Jorge.

 Dinlenin, videoyu birlikte izlemek istiyorum.

 Sizi tekrar çağırırım.

 Andrés!

 Hey!

 Andrés!

 Gelsene, biraz acelem var.

 Biraz kalırsın, bu kadar zaman sonra gelmişsin.

 – Tadına bakarız.

 – Hayır.

 Kendi şarabını tatmak istemiyor musun?

 Sorun nedir?

 Bir şeyler yolunda değil sanki.

 Senden bir iyilik isteyeceğim.

 Reddetmeden önce düşünmeni istiyorum.

 Ben hep konuşmadan önce düşünürüm.

 Acil paraya ihtiyacım var.

 Bağ için mi?

 Hayır, şahsi.

 Bana yardım edebilir misin?

 Düşündüm.

 Hayır diyorum.

 Tamam.

 Sana kendi payımı satmaya hazırım.

 Aniden, neden?

 Dinliyorum Aramızdaki bu ortaklık, artık süremez.

 Her şeyi alacak iyi bir alıcı bulmalıyız.

 Evet, ama benim şimdi nakit paraya ihtiyacım var.

 Bu yüzden, ben sana payımı düşük fiyattan satayım.

 Alıcıların bağları gezmesine bile izin vermedin.

 Aynen.

 Bir şey mi oldu?

 Teklifimi düşün ve bana en kısa zamanda cevap ver.

 – Gitmem gerek.

 – Nereye gidiyorsun?

 Otur, otur.

 Bu para ne için?

 Bir karar ver.

  Acil.

 Tamam.

 Tamam.

  Bunu düşüneceğim.

 Ne oldu?

 Sorun nedir?

 Bu ne?

 Ne zaman geldi?

 Şimdi.

 İlaçları yanında değil.

 Efendim?

 Laura’yla birlikteyim.

 Şimdi mi geldi?

  Oku bana.

 Dur bir saniye.

  Oku.

Kızınız kötü.

  Artık nefes alamıyor.

Ölmeden önce parayı bulun.

 Aynısı ona da gitmiş.

  Geri arayacağım.

 Nefes alamıyorum.

 – İyi misin?

 – Hayır.

 Nefes al.

 İşte.

 Gitmek istiyor musun?

 Boğuluyorum.

 Ona dedim ki:”Peki ya annem?

 “O da dedi ki:”Gizlice çantanı hazırla ve çık.

 “Belki öyle yapmıştır.

 Neden öyle yapsın ki?

 Bilmem.

 İyi akşamlar.

 Güle güle.

 Yeni bir şey var mı?

 Videoları taradık, hiçbir şey.

 Arkadaşım bana mantıklı gelenbir şey söyledi.

 Ya buradan kaçırılmadıysa?

 Birlikte gelmeleri gerekiyordu, değil mi?

 Alejandro neden bir andafikir değiştirdi?

 Laura iş için olduğunu söyledi.

 Çalışmayı bırakalı iki sene olmuş.

 – Ne?

 – İflas etmiş olması gerekirdi.

 İki sene.

 Hassiktir Pes etme, Fernando.

 Arjantin’den nasıl ayarlamış olabilir ki?

 Eğer adam kötüyse, oradan da mesaj gönderebilir.

 Durum böyle olsaydı, Laura en başta şüphelenirdi.

 Laura, kocasından şüphelenecek?

 Bilmem Karına mesaj göndermelerisence de tuhaf değil mi?

 Garip.

 Çok korkuyorum.

 Eğer ona bir şey olursa Fernando haklı.

 Jandarmayı aramalıyız.

 Diyelim ki aramadık, başka ne yapabiliriz ki?

 Ben jandarmayı arardım.

 Harekete geçtiklerinde, kızcağız ilaçları olmadannasıl hayatta kalacak?

 Üzülme.

 Tanrı bize yardım edecek.

 Bunu bize neden yaptı?

 Kesin şu saçmalığı.

 Parayı bulmak lazım.

 Nasıl?

  Çalacaklar mı?

 Beklemek zorundayız.

 Paco bize para için yardım edebilir.

 O kadar para?

 Kendi payını satmak için ortağıyla konuştu.

 Neden yaptı ki bunu?

 Gerçekten satmıyor.

 Etrafa duyurmak için yapıyor.

 Bu onun fikri mi?

 Fikrini almak için, Fernando’nun bir arkadaşını görmeye gittik, emekli bir polis.

 Para topluyormuş gibi görünmemiz gerektiğini söyledi.

 Peki ya sonra?

 Sonra Sonra?

  İki gün ya da bir hafta sonra, paramız olmadığını öğrendiklerinde?

 Bilmem.

 Bilmiyorum.

 Artık düşünemiyorum.

 Seni buraya çağırdığım için kusura bakma.

 Arkadaşım tedbirli olmayı tercih ediyor.

 – Nerede O?

 – Arabada.

 Seni bekliyor.

  Adı Jorge.

 Laura.

  Onunla yalnız görüşmek istiyor.

 Dayanıyor.

 Dışarıya renk vermiyor.

 Acısını içine atıyor.

 Kocana güvenin tam mı?

 Bu soru da ne böyle?

 Çocuklarını sever.

 Polise gidersek risk almış olur muyuz?

 En ufak bir risk bile olsa, çok ketum olmak gerekiyor.

 Gizlice araştırabilirler mi, kimseye duyurmadan?

 Neden ailenize eşlik etmediniz?

 İş görüşmelerim vardı.

 İyi gitti mi?

 Sizi ilgilendiriyor mu?

 Kızınızı kurtarmak için her şey beni ilgilendiriyor.

 – İş buldunuz mu?

 – Hayır.

 Neden?

 Neden Beni işe almayanlara sorun.

 Alkol sebebiyle mi?

 Bunu size kim söyledi?

 16 senedir tek bir damla içmedim.

 Eşinize göre mahvolmuşsunuz.

 Yani?

 Polis, size bu olayın yabancılar tarafından gerçekleştirilmediğini söyleyecek.

 Tabii ki.

 Ben “ben” olduğuma göre Babasıdır.

 Hadi, gidelim.

 Kim o?

 Sen misin?

 Bu düzenbaza bütün bunları söyleyen?

 Ne söylemişim?

 Alkol, işsizlik, iflas, her şey!

 Zamanı değil, Alejandro.

 O benim kızım!

 Bırakın ne yapacağıma ben karar vereyim.

 Anasını siktiklerim!

 Anasını siktiklerim!

 Onunla ben konuştum.

 Bir faydası olur diye düşünmüştüm.

 İşsiz olduğumu, mahvolduğumu bilmesi mi faydalı olacaktı?

 – Sen neden bahsediyorsun?

 – Cevap ver!

 Senden neden şüpheleneyim ki?

 – Ben mi demişim?

 – Öyle demeye getiriyorsun.

 Senden neden şüpheleneyim?

 – Bütün ailen benden şüpheleniyor.

 – Ne?

 Bugün onları görmedin mi?

 Ve o ikisi!

 Hepsi senin ve kızın için endişeleniyorlar, sense sadece Tanrı’dan bahsediyorsun.

 Senden şüphelenmeleri normal!

 Biraz uyu.

 Kızımın nerede olduğunu bilmeden, ona yardım edemeden nasıl uyuyayım?

 Hiçbir şey yapamadığım için kendimden nefret ediyorum.

 Polise gitmeliyiz.

 Aşkım Ona yardım edebiliriz.

 Eğer kabul edersen.

 Paco bize parayı verebilir.

 Numaradan yaptığını söylüyordun.

 Gerçekten yapabilir.

 Bunu neden yapsın ki?

 İzin ver deneyeyim.

 Onunla konuşayım.

 Ne konuşacaksın?

 Onu bulmak için her şeyi yapmaya hazırım.

 Hayır.

 Irene’yi düşün.

  Kızımızı kaybedeceğiz.

 Sana parayı vermeyecektir.

 Belki öyle.

 Eğer reddederse, jandarmaya gideriz.

 Sana parayı vermeyecek.

 Onunla konuşacaksın ve eline hiçbir şey geçmeyecek.

 Lütfen.

 Lütfen.

 Lütfen.

Kızımın sesini duymak istedim.

Telefonu ona verdiler.

İyi olmadığını söyledi.

Kısa bir süre sonra, onu boğdular ve bir kuyuya attılar.

Cesedi bulunduğunda, kızımı tanıyamadım.

O olmadığını söyledim.

 Paco

Burada ne işin var?

 Yalnız mısın?

 Evet.

 Sana cevap verdi mi?

 Kim?

 Ortağın.

 Hayır, cevap yok.

 Ama herkes duydu, bu iyi.

 Evet, ama gerçekten satmaya hazır mısın?

 Araziyi mi?

 Evet.

 Tüm bunlar senin çocuğunun başına gelmiş olsaydı, yine hiçbir şey yapmaz mıydın?

 Ne diyeceğimi bilmiyorum.

 Bu arazide çalışan işçiler var.

 Buna bel bağlayan aileler var.

 Biliyorum ama

 Beni hiçbir zaman affetmedin.

 Ne için?

 Seni bırakıp gittiğim için.

 Asla açıklamama izin vermedin.

 Bunları konuşmak istemiyorum.

 Şu anda değil.

 Lütfen, sus.

 Konuşmak istemiyorum.

 Arjantin’de evlendikten sonra, buraya ilk gelişimi hatırlıyor musun?

 3 senedir görüşmemiştik.

 Tek başıma gelmiştim.

 Sen daha Bea’yla birlikte değildin.

 Hatırladın mı?

 Evet, hatırlıyorum.

 Son geceyi de hatırladın mı?

 Evet, onu da.

 Beni havalimanına götürüyordun.

 Bütün yol boyunca konuştuk.

 Birden arabayı durdurdun.

 Kollarımda ağlamaya başladın.

 Beni kaybetmiş olmayı kabul edemedin.

 Aşağıya indik.

 Bana doğru geldin.

 Beni öptün

Benden intikam almak istiyorsan, kızıma zarar verme.

 O senin kızın.

 Nasıl?

 Hayır, bana bunu yapma.

 O senin kızın.

 Her şey yolunda mı?

 Evet.

 Laura ne istiyormuş?

 Yardım.

 Onlara yeterince yardım ettin.

 Hayır, para lazımmış.

 – Neden sen?

 – Bilmem.

 Bana sattığı araziyi çok ucuza satmış olabileceğini düşünüyor.

 Bunca zaman sonra mı?

 Nasılsın?

 Gelin, oturun.

  Bizimle yer misiniz?

 Öğle yemeği yedik.

 – Haberleri duyunca geldik.

 – Hiçbir şey yok, bekliyoruz.

 Paco ve ben yaşadıklarınızdan çok etkilendik.

 Size mümkün mertebe yardım etmek istiyoruz.

 Ama, bizi sorumlu tuttuğunuza dair bir izlenime kapıldık.

 Sanki size yardım etmemiz bir görevmiş gibi.

 Sırası değil.

 Herkes burada Her şeyi açıklığa kavuşturmak istiyorum.

 Neleri?

 Bea’nın demek istediği

Bırak konuşsun.

 Bu topraklarda hak talep ediyorsunuz.

 “Siz” derken kim?

 Hepiniz.

 Hiç öyle bir iddiamız yok.

 Ama Paco’nun o toprakları nasıl aldığını unutmadık.

 Değersiz topraklardı.

 Öyle mi?

 Evet.

 Paco ve ben, o topraktan bir şey çıkarabilmek için7 sene uğraştık.

 – O topraklar benim.

 – O topraklar onu işleyenin.

 İşçilerle mi paylaşacaksınız?

 – Bunun için gelmedik.

 – Ben bunun için geldim.

 Umarım Irene kısa zamanda döner ve bu tartışmaya bir son veririz.

 Hiçbir şey demediğimizde her şeyin iyi olduğu yok.

 Bir arkadaşıma yardımcı olmak için, onları ucuza sattım.

 Ama paraya ihtiyacın var?

 Yeter artık.

 Kusura bakmayın.

 Hiç kimsenin parasına ihtiyacım yok.

 Teşekkür ederim.

 Kızım geri dönecek.

 Tanrı bize yardım edecek.

 İzninizle.

 – Ona ne söyledin?

 – Her şeyi.

 Yemin etmiştik.

 Üzgünüm, kızım için yaptım.

 Onun için hiçbir şey söylenmemesi gerekiyordu.

 Ne yaptın?

 Kızımız için yaptım.

 Onun hayatını düşündün mü?

 Sorun ne?

 Bu daha önce yoktu.

 Bak.

 Ne durumda olduğunun farkında mısın?

 Payımı Andrés’e satacağım.

 Numaradan değil miydi?

 Kız için çok korkuyorum.

 Bu insanlara parayı vererekonları teşvik ediyorsun.

 Eğer bizim kızımız olsaydı bunu demezdin.

 Evet.

 Eğer anne olsaydın, bu kadar kendinden emin olmazdın.

 Neyse ki, hiçbir zaman anne olmayı istemedim.

 O benim kızım.

 Ne dedin?

 O benim kızım.

 Ne diyorsun sen?

 Delirdin mi?

 Dokunma bana!

 – Konuşacağız.

 – İstemiyorum.

 Otur, konuşalım.

 İstemiyorum.

 Beni dinle.

 – Hiçbir şey saklamıyoruz sanıyordum.

 – Hiçbir şey saklamadım.

 Git buradan, yalnız kalmak istiyorum.

 Laura bana dün söyledi.

 Onun senin kızın olduğunu söyledi ve sen de ona inandın?

 Son bir kez sevişmiştik ve hamile kalmış.

 Para istediklerini görmüyor musun?

 Araziye yeterince para vermemiş olmanla başladı.

 İşe yaramayınca, bu yalan çıktı meydana.

 – Neden yalan olsun?

 – Peki ya neden olmasın?

 Para istemiyorlar.

  Duymadın mı?

 Ne demesini istiyorsun?

 Yiğitliğe bok sürdürmüyor.

 Ve karısı senin kızın olduğunu söylemeye geliyor.

 Neden düğün bu köyde yapıldı, düşündün mü?

 Kimse dağ başında evlenmiyor.

 Hepsi ortaklar!

 Onunla son bir kez daha yattın?

 Peki.

  Ya ertesi gün kocasıyla yattıysa?

 Senin kızın olduğunu nasıl bileceksin?

 Bunu sana neden şimdi söylüyor?

 Nasıl bu kadar saf olabiliyorsun?

 Laura burada mı?

 Rocío’yla yukarıda, neden?

 Küçüğüm Zavallım, nerede?

 Merhaba.

 Bizi yalnız bırakır mısın?

 Ona yalan mı söyledin?

 Ne hakkında?

 Paco’ya söylediğin

Sana söyleyeceğini düşünmemiştim.

 Eğer bu yalanla, ondan para koparmaya çalışıyorsan, kocana her şeyi söylemek zorundayım.

 Yalan değil.

 Kocam biliyor.

 Ne oluyor?

 Çocuklar köyde duymuşlar, araziyi satıyormuşsunuz.

 Bize kim maaş verecek?

 Bu saçmalığı dinlemeyin.

  Ben ödeyeceğim.

 İşinizin başına.

 Laura?

 Laura burada mı?

 Yukarıda olmalı.

  Neden?

 Onu görmek isteyen biri var.

 Kim?

 Bir arkadaşım.

  Aşağıya inmesini söyle.

 Laura!

 Yeni mi?

 Bir şey mi oldu?

 Araziyi satmışsın.

 Evet.

 Kilitliydi.

 İçeride olduğunu düşünüp, kaçırıldığını anlamayasınız diye yapmışlar.

 – Oğlunuz mu?

 – Evet.

 – O gece, o da mı aynı odada uyuyordu?

 – Evet.

 Oğlunuzu kaçırmamış olmaları tuhaf.

 Çok daha az riskli olurdu.

 Uyuyan bir çocuğu kaçırmak bir ergeni kaçırmaktan daha kolaydır.

 Demek ki, kızın hedef olmasında bir amaç vardı.

 Nasıl?

 Fernando bana kızınızla ilgili bir şeyler anlattı.

 Ne gibi?

 Kızınız olmadığını biri biliyordu.

 Bea Fernando’ya söylemiş.

 Bilmiyorum.

 Bunlar profesyonel değil.

 Bu bilgiyi gizleyen akrabalar.

 Geçen güne kadar kimse bilmiyordu.

 Paco’nun kızı olduğu için, parası için kaçırdıklarını söylemiyorum.

 Ama para alma şanslarını katlamak istediler.

 Bir başka deyişle, siz ödeyemezseniz, Paco size yardım eder.

 Doğmasına karar verdiğimizde, kimseye söylememeyesöz verdik.

 Etrafınıza dikkat edin.

 Kimin bildiğini öğrenmeye çalışın.

 Otur, lütfen.

 Sattığı doğru mu?

 Neden?

 Bilmem.

 İnsanlar ne diyor?

 Ne?

 Yaptığı delilik hakkında.

 Millet konuşuyor.

 Köyde yapacak bir şey olmadığından konuşuyorlar.

 Ne diyorlar?

 Bunu sadece kendi çocuğu için yapacağını.

 Peki ya daha önce?

 Fernando, lütfen.

 En başta, şüpheler vardı.

 Kızım hakkında mı?

 Ne şüphesi?

 Paco ve Laura uzun zamandır birlikteydiler.

 Kızının yaptıklarının, Paco’nun küçüklüğünde yaptıklarına benzediğini söylüyorlar.

 Biri mi diyor?

 Kim diyor?

 – Aile.

 – Ama kim?

 Bazıları Yani, biliyorlar.

 Kimse hakkında konuşmazdı.

 Ama şimdi Paco araziyi satınca

Şimdi Herkes biliyor.

 Onu hala seviyor musun?

 Küçük kız için yaptım.

 Bu doğru değil.        

 Peki ya kendi kendilerine yaptılarsa?

 Ne yaptığımı biliyorum.

 Bilmiyorsun.

 – Kim bu kız?

 – Oğlumun kız arkadaşı.

 Bir gece için oradaydılar.

 Alejandro

 Eminim onu bulacağız.

 Bunu yapan her kimse uzakta olamaz.

 Para bende, bugün elime geçti.

 Paranın tamamı.

 Bunu neden yapıyorsun?

 Neden mi yapıyorum?

 Eğer yapmasam ve ona bir şey olsa Irene’ye kendimi asla affetmem.

 Neden kendini affetmiyorsun?

 Ona karşı hiç bir yükümlülüğün yok.

 Nasıl?

 Yükümlülüğüm yok mu diyorsun?

 Hayır ama bu benim hakkım.

 – Öyle mi?

 – Evet.

 16 sene geçti.

 16 sene.

 Ve ancak bana ihtiyacınız olduğu zaman mı söylüyorsunuz?

 Paco, sana söylemem gereken bir şey var.

 Irene’nin doğumu benim hayatımı kurtardı.

 Ben alkol yüzünden kaybolmuştum, boğulmuştum, mahvolmuştum.

 Eve bile gitmiyordum.

 Ümidimi yitirdiğim bir gece, Tanrı’ya yakardım:

“Tanrım, beni ya öldür ya kurtar. “

O gece, eve döndüğümde, Laura bana senden hamile olduğunu söyledi.

 Her şeyin sonunun geldiğini sandım kaybettiğimi sandım sonsuza kadar

 Ama tam tersi oldu.

 Tanrı bana harekete geçmem için bir şans vermişti.

 – Tanrı?

 – Evet.

 Laura aldırmak istedi.

 Bilmiyordum.

 Onu doğurması için ikna ettim.

 Tanrı bu boktan durumdan kurtulmam için bana bu şansı verdi.

 Tanrı?

 Tanrım.

 Beni cehennemden çıkaran O’dur.

 Eminim ki onu da kurtaracak.

 Tanrın mı Irene’yi kurtaracak?

 Belki Irene’yi kurtarmak için beni kullanıyordur.

 Sen onu bir kere kurtardın, bu sefer sıra bende.

 Boktan gururun için kızımın hayatını riske atıyorum.

 Ne gururu?

  Gurur mu kaldı?

 Artık gururun kalmadı mı?

 O zaman onu kurtarmak için yardımını kabul et.

 Eğer Tanrın isteseydi, şimdiye kadar çoktan yapmıştı.

 – Ne işin var burada?

 – Söyle gelsin.

 – Takip edildin mi?

 – Hayır, çağır şunu.

 Buraya gelmek zorunda değildin.

 – Kızım nasıl?

 – İyi, ama artık devam edemeyeceğim.

 Sorun ne?

 – Onu takip etmiş olabilirler.

 – Kapa çeneni.

 Duymak istiyorum.

 Artık son bulmalı.

  Ailem mahvoldu.

 Neler oluyor?

 – Paco araziyi sattı.

 – Bu iyi.

 Artık bırakmalıyız.

 Bütün aileden şüpheleniyorlar.

 Peki ya sen?

 Bilmiyorum.

 Yarın her şeyin farkına varacaklar.

 Yarın bütün bunlar bitecek.

 Sessiz ol.

 Artık yüzlerine bile bakamıyorum.

 – Yarını bekle.

 – Hayır!

 – Saçmalama!

 – Sen karışma!

 Eğer yakalanırsak senden bahsetmeyiz.

 Onu bırakın yoksa her şeyi anlatırım.

 – Yarın sabaha kadar bekle.

 – Hayır.

 Buraya kadar geldikten sonrahayır diyemezsin.

 – Nereye gidiyorsun?

 – Onlara haber vermeye.

 Bekle.

 – Hayır.

 – Bekle.

 Daha fazla bekleyemem.

 Sonuna kadar kalmaya söz vermiştin.

 – Hatalıydım.

 – Artık çok geç.

 Numaradan ayrılmak yerinegerçekten ayrılalım.

 Yarın hepsi bitecek, buradan gideceğiz.

 Tutuklanacağız.

 Bedeli her ne olursa olsun, onun parasına dokunmak istiyorum.

 – Ben istemiyorum.

 – Bir anlaşma yapmıştık.

 Paco’nun eşine yazmak daanlaşmada var mıydı?

 Bunu yaptın mı?

 Yaptım.

 Bana söylemeden mesaj mı gönderdin?

 Tek bir kişiye yazmak kuşku uyandırabilirdi.

 – Ailemden intikam alıyorsun.

 – Onlardan nefret ediyorum, pislikler.

 Çeneni kapatacaksın.

 Her şeyi kıza anlatmam için beni zorlama.

 Sana yalvarıyorum.

 Kızı bırakalım.

 Yalvarırım.

 Dinliyorum.

 – Onu serbest bırakacağım.

 – Hemen şimdi.

 Gecenin bir köründe yapamam.

 – Gün doğumunda yapacağım.

 – Söz ver.

 Tamam.

 Kendi kızının hayatı üzerine.

 Bana yemin et.

 Sana yemin ederim.

 Seni özleyeceğim.

 Biraz zaman aldı.

 Evet, uzun sürdü.

 Doktor ne dedi?

 Virüsmüş.

 Bir şey verdi mi?

 Sorguda mıyım?

 Pantolonun neden ıslak?

 Neredeydin?

 Kusmak için yolda durmak zorunda kaldım.

 Yüzümü yıkarken pantolonum ıslandı.

Kurtarın beni.

Beni bugün öldürecekler.

Size yalvarıyorum.

Parayı istenen yere bırakın.

Yalvarırım.

Jandarmayı aradınız.

 Konuşmanız kaydedilecektir.

 Kimse var mı?

 Duyuyor musun?

 Para arabada ama önce onu görmek istiyorum.

 Irene’yi duymak istiyorum.

 İyi olacaksın.

 Buradayım, yanındayım.

 Nasıl hissediyorsun?

 Sana bir şey yaptılar mı?

 Canını acıtıyor muyum?

 Aşkım!

 Annenle konuş, lütfen, hayatım.

 Teşekkür ederim.

 Parayı onlara verdin mi?

 Teşekkür ederim.

 Sana geri vereceğim.

 Bir doktora götürün.

  Halsiz gözüküyor.

 Seni seviyorum, güzelim.

 Bana bak.

 Teşekkür ederim.

 Mariana!

 Irene’yi bulmuşlar.

 Bea?

 Laura?

 Irene?

 Buradalar.

 Aşkım.

 – Sana yardım edeyim.

 – Teşekkürler, Joan.

 Bana ver.

 – Acele etmeliyiz.

 – Neden?

  Daha vaktimiz var.

 Arabayı havalimanına bırakmamız lazım.

 Canım, tek başına gitme.

 Beni bekle, tamam mı?

 İlaçları nerede?

 Çantamda.

 Çok iyi.

 Gittiğinde bana haber ver.

  Seni ararım.

 BabaEfendim hayatım?

 Neden beni almaya Paco geldi?

 Güle güle.

 İyi yolculuklar.

 Sıkı giyinin.

 Güle güle.

 Tekrar gelirler.

 Gel, otur.

 Seninle konuşmak istiyorum.

 Hava soğuk, eve gidelim.

 FernandoOtur.

 Çeviri: mercul||