99 dk

Yönetmen:Yuriy Bykov

Senaryo:Yuriy Bykov

Ülke:Rusya Rusya

Tür:Aksiyon, Suç, Dram

Rating:7.3

Vizyon Tarihi:28 Haziran 2013

Dil:Rusça

Müzik:Yuriy Bykov

Altyazı GönderListeme EkleAltyazı TakibiİzledimTavsiye Ekleİzleyeceğim

Oyuncular: Denis Shvedov, Yuriy Bykov, Irina Nizina

Özet

Günün birinde yaşamınızı alt üst eden bir hata yaparsanız, ne olursa olsun sonucuna katlanmaya hazır olur musunuz? Rus yönetmen Yuri Bykov’un ilk kez Cannes Film Festivali’nde Eleştirmenler Haftası’nda izleyici karşısına çıkan ikinci uzun metrajlı filmi bu soru etrafında dolanıyor. Polis komiseri Sergey Sobolev, karısının doğumuna yetişmek için hastaneye doğru yola çıkar. Mutluluktan kendini kaybetmiş bir halde aşırı hız yapınca, bir çocuğa çarpar ve çocuk oracıkta can verir. İşte o anda, yüzbaşının önünde iki seçenek vardır: Ya hapse girecek ya da suçunu gizleyip serbest kalacaktır; fakat, verdiği karar daha büyük felaketlere yol açar.

  Alt Yazı

Bu da kim?

  – Alo?

  – Sergey Sobolev mi?

  – Evet.

  Eşiniz doğuruyor.

  Kolya, buraya gel!?

  Kolya, hayır!?

  – Kahretsin!?

  – Kolya!?

  – Seryoga, ne ?

  – Bir çocuğa çarptım.

  Bu da ne demek oluyor!?

  Neredesin?

  – Çıkışa 6 kilometre.

  – Tamam, bir düşüneyim.

  Kahretsin  – Seni gören oldu mu?

  – Hayır, hayır.

  – Emin misin?

  – Evet, eminim.

  – Uzaklaş oradan!?

  – Nereye gidebilirim ki?

  – Ailesi orada mı?

  – Annesi var.

  Çocuk yaşıyor mu?

  Yaşıyor mu?

  Hayır, öldü.

  Bu durumdan kurtulmamızı istiyor musun?

  Bu gece Shepelev ve Karpunin ile Burlakov nöbetçi.

  Devriye gezen de Merkulov.

  Bunu yapıyor muyuz?

  Merkulov’u kapıp hemen buraya gelin!?

  Sadece ikiniz!?

  Marş marş!?

  Tamam.

  – Hızlı yarışçı!?

  Yardım mı lazım?

  – Hayır, ben iyiyim.

  – Peki ya eşin?

  – Araba konusunda dırdır ediyor?

  İkile!?

  Öyle diyorsan  Nereye gidiyorsun, pislik?

  Geri ver onu!?

  Kolya!?

  Kolya, yavrum!?

  Kolya!?

  Seni piç!?

  – Seni aşağılık herif!?

  – Sakin ol  Çocuğum ölürken beni arabasına kilitledi.

  Çocuğum ölürken durup izledi.

  – Adınız ne?

  – Ambulans bile çağırmadı!?

  – Adınız ne?

  – Irina Gutorova.

  Sakin ol, Irina.

  Bunun hakkından geleceğiz.

  – Bebeğim gözlerimin önünde öldü!?

  – Anlıyorum.

  Lütfen, sadece sakin olun.

  Gözlerimin önünde  Şimdi araştıracağız.

  Arabada kalın.

  Bu aşağılık herif oğlumu öldürdü!?

  Onu öldürdü, piç!?

  Burada kalın ve kendinize gelin.

  Anlat bana.

  Sürüyordum  – Otobüs durağına geçtiler.

  – Oradan mı?

  Buzdan dolayı, fren yapmak tehlikeliydi.

  Bu yüzden gaza bastım ama çocuk koşmaya başladı.

  Frene basıp, sola ve sağa kaymaya başladım.

  Bu çok aptalca  – Hiç tanık var mı?

  – Yok.

  – Emin misin?

  – Evet.

  – Gerçekten emin misin?

  – Kısa kes, Pasha.

  Tamam beyler, şöyle yapacağız:  Hiç kimse bunları görmedi.

  Derhal buradan uzaklaşıyoruz.

  Ve asla burada bulunmadık.

  Kadın da hiçbir şey ispat edemez.

  – Kafayı mı yedin?

  – Aksi hâlde, büyük beladasın.

  – Hayır, adamım.

  – Peki ne yapalım, o zaman?

  Gidelim.

  Yolculuk nereye?

  Bir saat önce telefon geldi.

  Nadya doğuruyor.

  – Ryazan’da mı?

  – Evet, hastaneye kaldırıldı.

  Ben de sorun olduğunu sanıyordum!?

  – Anladın mı?

  – Evet.

  Karşıdan karşıya geçerken deli gibi hızlıydı.

  Gözünün önünde işaretler vardı.

  O pislik herif bakmadı bile!?

  – Bana inanıyor musunuz?

  – İnanıyorum.

  Sonra beni arabasına kilitledi.

  Çıkmama izin vermedi!?

  – Bebeğim de ölüyordu!?

  – Buyurun için.

  – Aşağılık herif!?

  – Biraz için size iyi gelecek.

  Hayır, hayır, hepsini için.

  Hepsini için.

  Gitmesine izin mi verdin?

  Tabii ki, hayır!?

  Ama onu yanınıza oturtamam.

  Şimdi arkanıza yaslanıp rahatlayın.

  2-17, 2-17!?

  6 km çıkışta kaza var.

  Bir çocuk ezildi.

  Ambulans ve kanıtlar için ekip gönderin.

  2-17, anlaşıldı.

  20 dakikalık mesafedeler.

  Dinle.

  Sobolev oradan sürüyor.

  Onların otobüs durağına yürüdüğünü görüyor.

  Yaz, yaz!?

  Dönmeden önce yavaşlıyor.

  İşaretin orada hızını 50 yapıyor.

  Sürmeye devam ediyor.

  Ona doğru yürüyorlar.

  İki kez korna çalıyor.

  Otobüs durağına ulaştığı zaman çocuk koşmaya başlıyor.

  Sonra frene basıyor ve hendeğe doğru kayıyor.

  Fren izi ne kadar?

  10 metre mi?

  – Evet, 10 metre.

  – 10 değil.

  Daha çok 30 gibi görünüyor.

  Sana ne söyleniyorsa onu yaz, tamam mı?

  Onlara şarjının bittiğini söyleyeceksin.

  – Telefonunuzu kullanabilir miyim?

  – Elbette.

  – Sakinleştirici ister misiniz?

  – Kocamı aramam lazım.

  – Çocuğun adı nedir?

  – Kolya.

  Kolya Gutorov.

  – Daha yüksek sesle, lütfen.

  – Kolya Gutorov.

  – Kaç yaşında?

  – Yedi.

  Bedenini çıkartacağız.

  Birisi kaydediyor mu?

  Benim şarjım bitti.

  Beyler!?

  Yardıma ihtiyacım var!?

  Tamam  Artık daha iyi hissedeceksin.

  Sakin ol, sakin ol.

  Yavaşça nefes al.

  İyi gidiyor.

  Ona damar yoluyla enjekte edeceğiz.

  Önce bir kan örneği al.

  Duydun mu beni?

  Yap!?

  – Gerçekten ne oldu?

  – Anlattım ya.

  – Tanık lazım.

  – Bulacağız.

  Her zaman yaptığımız iş.

  Konuşmaya başlarsa  Hiçbir şey söylemeyecek!?

  Şaşkınlık içinde.

  Ne hatırlayacak ki?

  İmzala.

  Dinle, Burlakov.

  Onunla konuşmama izin ver.

  Onu merkeze kendim götüreceğim.

  Pekâlâ, ancak onun benim olduğunu sakın aklından çıkartma.

  Dişlerini göstermeyi bırak Burlakov.

  Henüz hapse atılmadım, o yüzden bas geri.

  Yoksa seni eşek sudan gelene kadar döverim.

  Emredersiniz, Yoldaş Komiser.

  Kaçacağını mı sanıyorsun?

  – Güç gösterisinde mi bulunuyor.

  – Göt herif!?

  Tolya!?

  Şöyle yapacağız; Kan örneği aldılar.

  20 cl konyak içti.

  Bir saat içinde sonuçları alacağım ve sorun kalmayacak.

  Bu kadar mı?

  Bitti.

  – Açın!?

  – Vlasov, yolu aç!?

  Kolya, yavrum.

  – Tatlım!?

  – Dur!?

  Nereye gidiyorsun?

  – Biri onu durdursun!?

  – Bırakın beni!?

  – Seryoga, iyi misin?

  – İyiyim  İyiyim  İyiyim  Ne kadar aptal bir durum!?

  Onları gördüm!?

  Otobüs durağını gördüm!?

  İşaretleri de!?

  Bu nasıl olabilir?

  Dürüst olalım.

  Eğer o benim oğlum olmuş olsaydı seni taşaklarından asardım.

  Neden çocuk olmak zorundaydı?

  Ama pislik değilsin.

  İki kurşun yiyen sıradan adamın tekisin.

  Mutluluğundan dolayı kaybettin.

  Herkesin başına gelebilir.

  Bebeğin için uzun süredir bekliyorsun.

  Çocuk en fazla yedi yaşındaydı  Bu senin kararın, henüz geç değil.

  Doğumhaneye gidelim.

  – Kötü bir şey oldu, değil mi?

  – Evet, oldu.

  Pankratov mu?

  – Sobolev seninle mi?

  – Evet.

  Ona veriyorum.

  Merhaba.

  – Başın belada mı?

  – Evet, öyle.

  – Ne yapabiliriz?

  – Hastaneye gidiyorum.

  – Boş ver ve hemen buraya gel.

  – Hemen geliyorum.

  Onun yerine mi?

  Bulunduğu yer iyi.

  Bir market, otopark inşa edebiliriz ve yanına da restoran açabiliriz.

  Beklemeye gerek yok.

  “Elverişsiz” olarak yurdu rapor edip yıktıralım.

  Sen de müteahhitleri aramaya başla.

  Şikâyet eden olursa, açıklığa kavuşturacağım  – Tamam, biraz sıcak çorba içelim!?

  – Tabakları koymama müsaade edin!?

  Ben yaparım.

  Yemeğe dikkat et.

  – Yemeğe buyurun!?

  – Oturun, beyler!?

  – Lena, iki tabak daha!?

  – Hayır, teşekkürler.

  Tamam, nasıl isterseniz.

  – Sessiz olabilir misiniz?

  – Onlara söylemiştim.

  Tamam, tekrar söyle!?

  – Okula gitmiyorlar mı?

  – Salgın var.

  Sınıflarının yarısı grip.

  Gelin çocuklar!?

  Yukarı çıkıp oynayın!?

  Burlakov beni aradı.

  Ne olduğunu anlattı.

  Hikâyeniz tutarlı görünüyor.

  Ama annesi yaygara kopartacaktır.

  – Şimdi söyleyin bana  – Benim hatamdı.

  Kimin hatası olduğuyla ilgilenmiyorum.

  İfadende eksik, zayıf bir yer kalmadığından emin olmalıyım.

  Evet, kesinlikle.

  Hatta kadının ifade etmedikleri bile göz ardı edilmemeli.

  – Hiçbir şey.

  Başka şansımız yok.

  – Çocuğun annesi olsa da  Kadın bütün bölgeyi ayağa kaldırırsa ne olur?

  Doğru.

  Karakola götürün ve parmaklıklar ardına atın.

  Dışarıda olmasına izin vermem.

  İç İşleri gelirse, kesin tutuklarlar.

  Bir boklar karıştırılmasını ve dır dır edilmesini istemiyorum.

  Kadınla da bir şekilde anlaşın.

  Nasıl olduğu umurumda değil  Senin şu düzmece belgeni imzalamasını istiyorum.

  Kadınla anlaşma yapmamızı mı istiyorsun?

  Kadına iftira attık.

  Şayet mahkemede  Mahkemeye gidemez!?

  Aç artık gözlerini!?

  Mahkeme  Herkes bizi becermek istiyor.

  Muayeneden sonra kontrol  Bizi devirmek istiyorlar.

  Onlara Komiser’i haklamaları için fırsat mı vermek istiyorsun?

  Seni dizlerinin üstüne çöktürecekler.

  Hatta beni de!?

  Kargaşa istemiyoruz.

  Andrei Vasilievich seçimlere girecek.

  İnşaata girişeceğiz.

  Bir çuval inciri berbat etmeyin.

  İmzalarsa mahkemeye gitmeyecektir.

  – Peki ya  – Peki falan yok!?

  Ama nazik olun, beyler.

  Aksi hâlde  Aksi takdirde, rüzgârın seni nereye sürükleyeceği belli olmaz.

  Bize güvenebilirsin.

  Gözlerini yere dikmeyi bırak.

  – Kendini suçlu mu hissediyorsun?

  – Ona çarpan kişi benim.

  Çocuğu geri getiremezsin.

  Artık tek başınasın.

  Kendi çocuğunu büyütmen lazım.

  Dünyanın her yolunu öğret.

  Kendin veya başkaları için, karmaşık şeyler yapma!?

  Dağılın.

  Dediği gibi, beni hapsedin.

  Ama kadına iyi davranın.

  İçkiden bahset.

  Reddederse, bırak gitsin.

  – Öldük demektir.

  – Beni duymadın mı?

  Anladım.

  HASTA KABUL – Onu yakaladın mı?

  – Evet.

  – Nerede?

  – Hapiste.

  – Görebilir miyim?

  – Ne için?

  Burası  POLİS KARAKOLU Tamam, anlaştık.

  – Teşekkürler.

  Size çiçek borçluyum.

  – Tabii ki!?

  Bir saat içinde, ofisimde.

  Kahretsin!?

  Çıkarın şunu!?

  Seni bir öpeyim.

  Dur.

  Nereye gidiyorsun?

  – Çıkarın şunu!?

  – Uzak tutun!?

  Nereye gidiyorsun?

  Savaştan döndü mü?

  Ne savaşı?

  Parmaklıklar ardına koyduk onu.

  Üç haftadır sarhoş.

  Annesi kaçak içki yapıyor.

  Oraya gitmekten bıktım!?

  Adamı içeri aldığımızda, kadın bize bağırıp çağırmaya başladı!?

  Adama; “Çak şu kadının ağzına iki tane, yoksa ben sana çakarım” dedim.

  Oraya gitmekten bıktım!?

  Her gün bizi görmeye gel!?

  – Daha sonra konuşabilirsin.

  – Doğru, üzgünüm.

  – Onlardan bıktım!?

  – Daha sonra, tamam mı?

  – Seninle konuşmam lazım.

  – Bekle, kapıyı aç.

  Özgürsünüz, kızlar!?

  – Sobolev nasıl?

  – Bak, orada.

  – Burlakov sana geldi mi?

  – Hayır, bugün gelmedi.

  – Kımıldayın!?

  – Sakin ol.

  Sen!?

  Söylediklerine dikkat et!?

  Dinle.

  Bana biraz borç verebilir misin?

  Ayık kalmam için bir süre içkiden uzak durmam gerek.

  Zavyalov ve ben dün gece içmiştik  Zavyalov ile içtiysen parayı da ondan iste.

  Gidelim.

  – İyi misin?

  – İyiyim.

  Topolev, onu buradan çıkar!?

  Choke bizim kanımızdan, seni Satanist domuz!?

  Cehennemin dibine git!?

  Umarım o fel fecir okuyan gözlerin çürür.

  Ya da eşin ölü bir bebek dünyaya getirir!?

  Herkes yerine!?

  Gidelim.

  – Onları bana mı getiriyorsun?

  – Hayır.

  Onları ben alayım.

  Üst kattakiler şikayet dilekçesi doldurmaya gelmişler.

  Onlarla siz başa çıkın, ben burayla ilgileneceğim.

  İçeri gelin.

  – Burada bekleyin.

  – Onu bırakmayacağım.

  Saygısızlık etmek istemem ama burası butik değil.

  – Onsuz gitmeyeceğim.

  – Gir içeri.

  Onları burada bırakmayın.

  Bir yere götürün.

  – Nereye?

  – Oraya!?

  Nereye olursa!?

  Bayan Gutorova, ifadeniz.

  Size imzalatmayı unutmuşuz.

  Bu konuda özür dilerim.

  – Kaleminizi kullanabilir miyim?

  – Alın.

  Bu da sürücü Sobolev’in ifadesi.

  Okuyun.

  Ne anlamı var?

  Gitmemize izin verir misiniz?

  – Korkarım bir anlamı var.

  – Okuyun.

  Hadi, okuyun.

  Piç!?

  Bu doğru değil!?

  Hepsi yalan!?

  Ben içmedim!?

  O deli gibi sürüyordu!?

  Sakin ol!?

  Orada levhalar vardı ve o en az 100’le geliyordu!?

  Son dakikada kornaya bastı!?

  Fren izinin kısa olması Sobolev’in lehinde bir durum.

  60’dan fazla yapmış olamazdı.

  Onu görmemiş olman garip.

  – Oğlun neden geçti?

  – Araba uzaktaydı!?

  O zamanın olduğunu düşündü.

  Ama o hızlı geliyordu ve oğlum hiçbir şey yapamadı!?

  Arabayı görmemiş olabilirdin.

  Ona geçmesini söylüyor olabilirdin.

  Yani ben aptal mıyım?

  Ya da ben kör müyüm?

  Sobolev, ifadesinde nefesinden alkol kokusu geldiğini iddia ediyor.

  Kazadan önce içtin mi?

  Hayır.

  Annemden eve yürüyorduk.

  Eğer içmediysen   kanındaki alkol oraya nasıl geldi?

  – Olay yerinde kan örneğin alındı.

  – Bana içki verdin!?

  – Ben mi verdim?

  – Sen değil, üniformalı meslektaşın.

  Beni sakinleştireceğini söyledi.

  Memurların alkol bulundurmasına müsaade edilmez.

  Bırakın kaza kurbanlarına topluca teklif sunsunlar.

  Düzenlemeler bunu gerektiriyor.

  Seni aşağılık herif!?

  Seni pislik!?

  Bu işte hep birliktesiniz!?

  Hepiniz biriniz için!?

  Akraban mı?

  Kayınbiraderin mi?

  Sesini alçalt.

  Lütfen, suçlamada aceleci olmayın.

  Acını anlıyorum.

  Ama durumu içinden çıkılmaz hâle getirme.

  İmzalarsan yalnızca yalan beyan olarak nitelendirilir.

  Bir polis memurunun sicili başarısızlıklarla dolu ise, tabii ki açığa alırlar.

  Polis memuru mu dedin?

  Önerim  Sobolev’in ifadesinin doğru olduğunu kabul ederseniz   Kolya’yı dikkate almadığınız ortaya çıkar.

  Aksi hâlde bu durum, sizin için ciddi sonuçlar doğuracaktır.

  Şaka yapmıyorum.

  Bunu bir düşünün.

  Hayır.

  – İnatçı kaltak!?

  – Eşimle böyle konuşamazsın.

  Kes sesini!?

  Ne yapacaksın?

  Kafanı duvarlara mı vuracaksın?

  Dünkü çocuk değilsin!?

  – Çocuklar!?

  – Sen  Kes şunu!?

  Olduğun yerde kal, yerinden kalkma.

  Sakince devam edelim.

  Tüm raporlar bende.

  Yapabileceğin hiçbir şey yok.

  Eğer denersen, burası küçük bir yer, seni er geç buluruz.

  Mahkemeye vereceğiz!?

  Devam et, sürüngen.

  Seni dövmemi mi istiyorsun?

  – İmzalayın.

  – Canın cehenneme!?

  İyi bir kız olmak istemiyorsun.

  İstemiyorsun  Yapma, lütfen yapma.

  Ona bir daha vurursam, bitkisel hayata girecek.

  Gözümü morartırım ve senin yaptığını söylerim.

  İmzalayın, imzalayın!?

  Hadi, gidelim 

Diğer hayatta seni öldüreceğim!?

  – Bunda denesene.

  – Gidelim.

  Bu da ne?

  Geldiler mi?

  Kapat kapıyı.

  Bu iş burada bitti  – Sen ne yaptın?

  – Yapmam gerekeni.

  Başka yol yoktu.

  Belliydi.

  Salak ne yaptığının farkında mısın?

  – Oğlu morgda.

  – Kötü talih.

  Benim hatamdı.

  Hâlâ çocuğu görebiliyorum.

  Kes bağırmayı!?

  Senin için yaptım.

  Onu morga mı tıkmak istiyorsun?

  Beyler, kesin sesinizi!?

  Başımı ağrıtıyorsunuz.

  Burası mahkeme salonu değil!?

  Suçlu isen, hapishanede kal.

  Eğer değilsen, hayatına geri dön.

  Hapishaneye gitmek ülkemizde zor değildir.

  Eğer çocuğu hâlâ görüyorsan, o zaman uyu!?

  Belki geçer.

  Çavuş!?

  Gidelim.

  İyi bakalım, herkes kendi yoluna.

  Kilitle.

  – Sergey, çık!?

  Acele et!?

  – Ne oldu?

  Sana acele et dedim!?

  – Ne oldu?

  – Kapıda.

  – Kim?

  – Tahmin et.

  – Ne oluyor?

  – Bilmiyorum.

  – Soğuk kanlılığını koru.

  – Anlat bana ne oldu?

  – Söylesene!?

  – Kocası  – Kimin kocası?

  – O kadının.

  Silahlı bir şekilde seni arıyor ve iki kişiyi rehin aldı.

  – Kimi?

  – Zavyalov ve Nikita’yı.

  – Durum nedir?

  – Onları çıkarın buradan!?

  Geri gelmeyeceklerinden emin olun!?

  Güzel iş değil mi, Sobolev?

  – Onlara ne yaptın?

  – Takma kafana!?

  Kafasına silah tutulmuş iki adam var!?

  Aklı başında olup olmadığını bilmem gerek.

  Ne yapabilir?

  Onun aklında ne var?

  – Gerçekten ne oldu?

  – Ocak ayındaki gibi şeyler.

  Kafasında başlığı varken adama çarptığında, adam eve gidiyordu.

  Kazadan beri de komadan çıkmadı.

  Raporunda ne söyledin?

  Sarhoş adam levye ile görev anındaki memura saldırdı.

  Galya, kaybol.

  Ovalamayı bırak yoksa kırılır.

  – Sıkışmış.

  – Evet, haklısın.

  Yapman gereken vurmak mı yoksa bakmak mı?

  Bunlara bak!?

  Enkaz gibisin.

  Her şey sik ve cümbüş değil!?

  Ya kendimize geleceğiz ya da katledileceğiz.

  Bana bir silah bul!?

  – Alev makinesi yok mu?

  – Yok.

  Hepimizi vurmasını mı istiyorsun?

  Silahını ver bana.

  Gidemiyoruz.

  Özel birim halletsin.

  Onlar buraya gelmeden önce piç hepimizi öldürür.

  Bu onların işi.

  Hayatımızı riske atmayalım.

  Ne yapacağımı bilmiyorum, bilmiyorum!?

  Kurşuna mı dizilmek istiyorsunuz?

  Çıkın dışarı!?

  Buraya gel yoksa onları öldürürüm.

  Askeri kordona ihtiyacımız var.

  Serseri kurşunlara dikkat etmek için.

  Adam kapının önünde.

  Nasıl dışarı çıkacağız?

  Komiser.

  Yerinde dur ve konuş!?

  Zavyalov ve çavuşu esir aldı.

  İşe yaramaz hödükler!?

  Herkesi kontrol etmenizi milyonlarca kez söyledim!?

  Dışarıda akıl hastası biri var.

  Ve sen burada oturuyorsun, zirzop!?

  Saklan ve çatışmadan uzak dur.

  Dallama, korkuyor musun?

  Yaşamak mı istiyorsun?

  Oğlum gibi!?

  Kapının önünde.

  Siktir, onu alamıyoruz!?

  Çıkmaza düştük.

  Fikri olan var mı?

  Beni duydun mu, şerefsiz?

  Seni bekliyorum.

  Adam olun lan!?

  Adam!?

  İşleri bok ettim.

  Gitmek zorundayım, değil mi?

  – Al.

  – Hayır, bekle.

  Bizler sıçan değiliz.

  Seni dövmeyecek, öldürecek.

  Ben de gidemiyorum.

  Ben gideceğim.

  Belki onunla tartışabilirim.

  Eğer ben başaramazsam, sen gidersin.

  Plan bu.

  Alt katta.

  Herkes koridorun sonunda, benim arkamda, kalacak.

  Size bir şey demeden ayrılmayın.

  Başlıyoruz.

  – Adın ne?

  – Seninle konuşmuyorum.

  O piçi getir bana!?

  Sakin ol, konuşalım.

  Onu öldürmek istiyorsun.

  Ama onu sana teslim edemem.

  – Onları umursamıyor musun?

  – Sana söz veriyorum, hapse girecek.

  Üniformanı çıkar, ondan sonra söz ver.

  Senin gibi hiçbir piçe güvenmiyorum.

  Üniformama dokunma.

  Ne iş yapıyorsun?

  Çilingirci misin?

  Yirmi yıldır kurşunlarla cebelleşiyorum.

  Yiyebilesin ve huzur içinde yaşayabilesin diye.

  Sana karşı hiçbir şey yapmadım.

  Bana karşı ne yapacaksın?

  Ya da onlara karşı?

  – Onların da ailesi var.

  – Kes zırvalamayı!?

  Bana piçi teslim et!?

  – Sobolev!?

  – Evet?

  Geliyor musun?

  Geliyorum.

  Beyler, yere yatın.

  Seni öldüreceğim, adi herif!?

  Orospu çocuğu!?

  Hepsini hızlı bir şekilde dışarı çıkar.

  Alıp götürün onu.

  Yoldaş Colonel  Bekle.

  Boş boş bekleme.

  Gün daha bitmedi.

  İşinize geri dönün.

  Ne diye her yere bulaştırdın ki?

  Ağlayıp sızlanma.

  Benimle gel.

  Sen de.

  Rapora yazma ama otuz dakikaya ofisimde ol.

  Neden adamı öldürmedin?

  Sana soru soruyorum!?

  – Kadınla anlaştın mı?

  – Evet.

  – Kötü mü davrandın?

  – Ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım.

  Ve adam silahıyla geri geldi.

  Adam yanana kadar sigara içmeliydin.

  Sizler bunun dışındasınız.

  Yeterince kan akmadı mı?

  – Seninle başladı.

  – Benimle bitmek zorunda.

  İmzalamaları için yeterince ikna olamamışsın.

  İkinizi sikeyim.

  Ben hapishaneye gidiyorum.

  – Çıldırdın mı?

  – Hiçbir yere gitmiyorsun.

  Galeyana gelme!?

  O adamdan kurtulmamız lazım.

  Derhal!?

  Tutuklanmaya direnmeden öldü yazarız.

  Karısı nerede yaşıyor?

  Ne oldu?

  Aklını mı yitirdin?

  Sana bir şey anlatayım.

  Kolluk kuvveti, silahlı çatışmayı ve cesetleri keşfetmek üzereler.

  Peki daha sonra?

  Polis komiseri bir çocuğa çarptı ve öldürdü.

  İki saat sonra, annesi beyanı imzalar   ve hatasını itiraf eder.

  Onun dikkatinden kaçtı.

  Daha sonra babası karakolda fırtınalar estirdi.

  Polis memurunu öldürdü.

  Soruşturma açılacak.

  Ve hepimiz biteceğiz!?

  Sen, ben!?

  Hücreye girdim ve hiçbir şey yapmadım.

  Gerekiyorsa hapse girerim.

  Burlakov senin hatandı.

  Tanrım, inatçının tekisin.

  Pasha, ondan daha akıllı.

  İyi görünmesini sağla.

  İyi görünmesini  Evet, efendim.

  Aç, kapıyı aç!?

  Tutuklu koridorda ne arıyor?

  Zaten hücrede bir tane eleman var.

  Pasha, acımasız olma!?

  Ofisime götür.

  Derhal!?

  Çek elini!?

  Nerede olduğunu biliyorum.

  Şerefsiz.

  Açsana.

  Silah!?

  Silahı ver, dedim!?

  Uzaklaş.

  Tutuklu Gutorov   görevli Burlakov’a saldırırken öldü.

  Kimseye söylemeyin yoksa sizi de benimle bataklığa çekerim.

  Hepinizin pisliğini biliyorum.

  Uzun zamandır da haberdarım.

  Şimdi kaybolun!?

  Aç kapıyı.

  Starkov, Ryabtsev!?

  Olduğunuz yerde kalın.

  Onu morga götür.

  Kan yere akmasın yoksa yeniden silmek zorunda kalırız.

  Sen, kollarından tut  – Tuttun mı?

  – Evet.

  – Peki, hadi bakalım.

  – Tamamdır!?

  İtekle onu.

  Tahtanın üzerine koy.

  Topolev, yerleri temizle.

  – Gutorova’ın hızlıca adresini ver.

  – Kimin?

  Tahmin et bakalım!?

  Çocuğun annesinin.

  – Bu senin silahın.

  – Ateş etmedim.

  Terfi ve ekstra ücret alacaksın.

  – 21 Enerji Sokak, Apt.

  84.

  – Arabanın anahtarları ve silah.

  – Anlamadım?

  – Versene, piç!?

  Hadi lan!?

  Kahretsin!?

  Devam etsene!?

  Giyin çabuk, gidiyoruz.

  Acele et.

  – Kocamı arayacağım.

  – Acele et, aptal!?

  Çizmelerini giy.

  Daha hızlı.

  Araba kapının önünde.

  Arkada otur ve kafanı aşağıda tut.

  Sana diyene kadar da kafanı kaldırma.

  Kaçmaya çalışma, bağırma ve saçmalama.

  Yoksa kafanı tekmelerim!?

  Anladın mı?

  Hadi, hadi.

  Hangi kattalar?

  Şuradan git.

  İzle gör, seni vuracağım.

  Ağzını kapat ve ses çıkarma.

  Sen aşağı kata git.

  Sen benimle gel.

  Kimseye dışarı çıkması için izin verme.

  Ira, ne oluyor?

  Siktir.

  – Hayır, hayır.

  – Ne yapıyorsunuz?

  Yapamam.

  Eğer seni tekrar görürsem, yüzünü param parça edeceğim, duydun mu?

  Beni takip et!?

  Ahbap, bozukluğun var mı?

  – Defol git, otlakçı!?

  – Sakin ol.

  – Seni öldüreceğim.

  – Gangster misin?

  – Yemin ederim, seni öldüreceğim!?

  – Çok korktum!?

  Burada kal.

  – Çekip git!?

  – Bozukluğunuz var mı?

  Silahını indir.

  Vay be!?

  Beyler, gelin.

  Her şeyi berbat ettin.

  Arabaya bin, acele et.

  Dima, dışarıdan geliyor.

  Koru beni!?

  Ateş etmeyin.

  Neden bunların hepsini yapıyorsun?

  Kocanı öldürdüler.

  Burada bekle.

  Şimdiye kadar bölgeden ayrılmıştır.

  Bu senin işin değil.

  Burada bekliyoruz.

  – Ne kadar daha beklemek zorundayız?

  – Yakalayana kadar.

  Hemen döneceğim.

  – Anlat.

  – Geri gel ve kadını ona götür.

  – Başka ne söyledi.

  – Neyi söyleyeyim?

  Silahlı bir kaçağa tanık oldun.

  Ateş edip öldürebilirsin.

  Bu kadar.

  – Neden şehirde beni durdurmadılar?

  – Kaçak olduğunu ispatlamak için.

  O kadar kişinin içinde, şehirde, ateş edemezdik.

  Şimdi, sanki kadını sen öldürmüşsün gibi olacak.

  Herhangi bir çukurda bulunur ya da başka bir yerde.

  – Ben de mi?

  – Hiç şüphesiz.

  Ne bekliyordun ki?

  Saçmalamayı kes ve kadını geri getir.

  Kadınla birlikte ormanda mı saklanıyorsun?

  İç İşleri bizi alacak.

  Anlamadım?

  Aklını mı kaçırdın?

  Ne istediğinin farkında mısın?

  Kendimi ateşe atmayacağım.

  Kadına içki verdim ve rapora yazdım.

  – Onun yaptığı katliama bak.

  – Haklısın.

  Kimse bunları istemiyordu.

  Senin hatırın için yaptık.

  Artık çok geç, geri dönemeyiz.

  Geri dönecek hiçbir şey yok.

  Kadını öldüreceğiz yoksa hepsi anlamsız olur.

  Ayrıca bizi kadroya alacaklar.

  – Kadını Korshunov’a ver.

  – Yapamam.

  Bak, sadece sana söylüyorum.

  Çünkü kimseye haksızlık etmedin.

  Ama eğer onu geri getirmezsen   külahları değişiriz.

  Bunu karakola yapmayacaksın.

  – Ne işimiz var burada?

  – Durum şu.

  Bölgeden ayrılamıyoruz.

  Köşeye sıkıştık.

  Kaybedecek bir şeyim yok.

  Ateş etmede tereddüt bile etmem.

  İç İşlerini aramak istedim   ama şu anda kaçağım.

  Bana inanmazlar.

  Tanık olmadıkça.

  Sadece bir kişi var.

  O da burada.

  Yapacağımız şunlar:  Karakolu arayacağız, üçümüzün burada olduğunu söyleyeceğiz.

  Onlara gerçekte ne olduğunu anlatacağız   ve onlar alelacele buraya gelecek.

  Onları burada bekleyeceğiz, evinde.

  Ne olacağının farkında mısın?

  Daha az ceza alacağını mı düşünüyorsun?

  – Hepimiz hapse gireceğiz.

  – Olsun, hak ettiğimizi alacağız.

  – Kendini kaybetmişsin.

  – Hayır!?

  Arasana.

  İçine ettin, Seryoga.

  Şehre üç saat, daha sonra buraya gelmeleri bir saat.

  Biraz uyuyabiliriz.

  Kafan dağılır.

  Kafam zaten dağınık, sana söylemiştim.

  Haklısın!?

  Senden yardım istedik ve sen hepimizi cehenneme sürüklüyorsun.

  Hiçbir yardıma ihtiyacım yoktu.

  Neden çocuğa çarptığın zaman, zamanının olmadığını söylemedin?

  Kendi vicdanın ile halletmelisin ve bizi de bunun dışında bırak.

  Pasha’dan burnunu sokmasını istemedim.

  Yapmalıydın!?

  Kimin onun tarafında olup olmadığını biliyor.

  Burlakov’un ölüsü ile ne yapabilirdi?

  Sen beş o ise yirmi beş yıllık.

  Devam et!?

  Çocuk, anne ve baba.

  Senin sorunun ne?

  Aptal numarası yapma bana.

  Neyi kastettiğimi biliyorsun.

  Ne tür bir insansın lan sen?

  – Kendinle nasıl bu kadar barışıksın?

  – Senin yaptığın gibi.

  Senin kocan çocuğa çarpsaydı, polise gider miydin?

  Al işte!?

  Hepimiz aynıyız.

  Ondan dolayı kapat çeneni.

  Peki ya sen?

  Sen baba olacaksın ve ne yaptığına bak!?

  Neyi ispatlamaya çalışıyorsun?

  Buradaki tek insan sen misin?

  Hayır, hepimiz öyleyiz.

  Çizgiyi geçtiğimiz zaman hariç.

  Hayat böyle işte.

  Merkulov  Bununla nasıl yaşayacağız?

  Beyler, bunu yapmayın.

  Yoksa ateş ederim.

  Zorunda kalırsam, Merkulov’i öldürürüm.

  Duydunuz mu?

  Hiç kimse yaralandı mı?

  – Sasha!?

  – Ben iyiyim.

  – Hayatta mısın?

  – Evet.

  – Nikita, sen misin?

  – Evet.

  – Yaralı mısın?

  – Küçük bir sıyrık.

  Beni zorlama!?

  Tehlikede olduğunu biliyorum, yapma.

  Korshunov’ı çağır, onunla konuşayım!?

  Beyler, siktir edin.

  Hadi gidelim buradan!?

  Orada oturma, gidiyoruz.

  İşe yaramıyor.

  Git kendin konuş onunla.

  Ama o kaçak!?

  Benimle taşak geçme!?

  Kadın için buradasın, erkek için değil!?

  Senin için mermilerle konuşmuyoruz.

  Gidiyoruz.

  Kalk gidelim.

  Acele edin.

  Kadını teslim etmeyeceğim, anladın mı?

  – Kadını kendin öldür ve bedenini sakla.

  – Asla!?

  – Emin misin?

  – Eminim.

  Nadya’yı ve bebeğini öldüreceğim.

  Duydun mu beni, Yoldaş Komiser?

  Ne gün ama, Pasha!?

  – İç İşleri’ne ne anlattın?

  – Her şeyi.

  Yaşanan ve olan her şeyi.

  Kafanda bir silah olması seni konuşmaya zorlar.

  Senin sorunun ne, Pasha?

  – Gaz var mı?

  – Evet.

  Şimdi nefes al.

  Sorunun ne, Pasha?

  Sarhoşum.

  Hepsinin saçmalık olduğunu ve kadını öldüreceğini söylerim.

  Hiçbir şeyi kanıtlayamazlar.

  Dizlerine iki kurşun mu istiyorsun?

  Nefes al!?

  Yapamam.

  Hödük!?

  Geç bunları.

  Tüm gün boyunca ızdırap çektim.

  Yap!?

  Karımı ve bebeğimi öldürecek.

  Bırak silahını.

  Kolluk kuvvetleri üç saate burada olur.

  Kaç.

  Merkulov öldü.

  Otobüs durağında kadını öldürmeliyiz.

  Merkulov hâlâ hayatta olabilir.

  Burlakov da.

  Salak yivsiz tüfek ile geldi.

  Ama kadın için üzgünüm.

  Ne kadar salağım!?

  Hızlı yarışçı!?

  Ryazan’a bırakır mısın beni?

  – Nerede bırakacağım?

  – Doğumhanede.

  Bin bakalım.