111 dk

Yönetmen:Louis Malle

Senaryo:David Hare, Josephine Hart

Ülke:İngiltere , Fransa 

Tür:Dram, Romantik

Vizyon Tarihi:09 Aralık 1992 (Fransa)

Dil:İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca

Müzik:Zbigniew Preisner

Çekim Yeri:London, İngiltere, Birleşik Krallık

Oyuncular: Jeremy Irons, Juliette Binoche, Miranda Richardson

Özet

Josephine Hart’ın İngiliz senaryo yazarı David Hare ve Fransız yönetmen Louis Malle’nin yeni romanından uyarlanan bu komik erotik dram, bir İngiliz siyasetçi ile oğlunun sevgilisi arasındaki takıntılı cinsel ilişki ile ilgilidir. Parlamentonun gelecekteki bir üyesi olan Stephen Flemming’in (Jeremy Irons) güzel ve sevgi dolu bir eşi Ingrid (Miranda Richardson) ile başarılı bir gazeteci olan oğlu Martyn (Rupert Graves) dahil iki çocuğu var. Ancak Sparks uçuyor, Stephen, Martyn’in yeni kız arkadaşı güzel sanat dünyası denizcisi Anna Barton (Juliette Binoche) ile tanıştığında. Hayatın kontrol altına alınabileceğine inanan ölçülü, görünüşte tutkusuz bir adam olan Stephen, aniden gizemli, melankolik Anna ile kısa ama yoğun ilişkilere dayanamadığını görüyor. Sonunda, kendisine asılan hissedilen üzüntü havasını açıklar: 15 yaşındayken, sevgilisi ağabeyi, ona sahip olamadığı için intihar etti. “Unutma,” diye uyardı Anna Stephen, “Hasarlı insanlar tehlikelidir. Hayatta kalabileceklerini biliyorlar.” Anna’ya ve onunla uğraştığı tutkuya sürüklenen Stephen, Martyn’in Anna hakkında ciddi olmadığını söyleyerek ihanetini haklı çıkarmaya çalışır; O zaman, ikisi nişanlandıklarını açıkladıklarında şaşırdı. Stephen, yarışmanın içinden geçen Anna’nın annesi (Leslie Caron) tavsiyesi üzerine, işleri koparmaya çalışıyor. Ancak çok geçmeden bu olay tam güçle devam eder ve sonunda birkaç hayatı mahveder.

filmin bir sahnesinde de annesinden öğreniriz ki kardeşi aynı evleneceği adama benziyor. ve kaderin nasıl bir cilvesiyse evleneceği adam da filmin sonunda yine onun yüzünden intahar etmese de ölür…

Damage’nin keskin olmasına rağmen, açık seks sahneleri teatral sürüm için bir R derecesi almak üzere kesildi, orijinal, kesilmemiş versiyonu video ve DVD’de mevcut.

Alt yazı

Seni telaşlandırmak istemem ama.

  Başbakan sizinle  görüşmek istiyor.

  Uzun sürmeyecekmiş, efendim.

  Tamam.

  Gidiyorum.

  – Stephen.

  – Görüşürüz.

  Dr.

  Fleming, Sayın Başkan.

  Oh, Stephen.

  – Hoş geldin.

  – Tünaydın, efendim.

  Önceden bahsettiğim konu hakkında sana  minnet borçluyum.

  Sağolun.

  Parlamenterlerin faturalara  isyanını gördün değil mi?

  İsyancılar ateş püskürüyor, Sonradan da  kuzular gibi mırıldanırlar.

  Bu doğru değil.

  Bunu nasıl yaptın?

  Yarın aynı saatte, Raymond.

  Bana uyar, efendim.

  İyi geceler.

  Onun çok tatlı olduğuna eminim.

  Hepsi öyledir.

  Çok neşeli.

  Onu seveceksin.

  Yemeğe burda mısın?

  Baban burda.

  Gitmeliyim.

  – İyi akşamlar, Beth.

  – İyi akşamlar, bayım.

  – Sally’i gördün mü?

  – Yukarda.

  İster inan ister inanma yemek pişiriyorum.

  Bu akşam olmaz.

  – Keyfine bak.

  – Bakacağım.

  Güle güle, Martyn.

  Yakında görüşürüz.

  Ne haber?

  Onun bir kız arkadaşı var.

  Sahi mi?

  Bu da ne demek?

  Kadınlar ondaki cevheri neden göremiyor?

  Çünkü sadece üzerlerinden atlamak istiyor.

  Anlamadım?

  Bu arada, Edward aradı.

  Babana inanmıyorum.

  Başbakanın seni odasına çağırdığını söyledi.

  Yani?

  Yani Sadece konuşmak istemiş.

  Gücün benim için ne ifade ettiğini sordu.

  Ne cevap verdin?

  Her zamanki gibi.

  Bir zamanlar.

 Ailemin daha da önemli olduğunu söyledim.

  Buraya gelip yardım eder misin?

  Dios, esto es tremendo.

  ¿Encontró a alguien que hable inglés?

  Bir ya da iki.

  Neden Fransızlar böyle işlerde çok iyidir?

  Yollar için patikalar  döşüyor olmalıydık.

  Konumumu biliyorsun.

  Bugünlerde, eve yetişemiyorum.

  Bir şey daha  Donald gerçekten gitmeliyim.

  Viski?

  Siz Martyn’in babası olmalısınız.

  Ben Anna Barton.

  Sanırım kendimi tanıtmalıyım.

  Nasılsınız?

  Ne zamandır tanışıyorsunuz?

  Çok olmadı.

  Anladım.

  Ben  Biz bir kaç aydır tanışıyoruz.

  Sizi duymuştum.

  Tubby Haycroft’la çarpıştım.

  Harcamaları soruşturuluyormuş.

  Bu konuda tenkit alıyor.

  Bir dakika.

  Hazine Bakanlığı, krizde .

 Bu besbelli.

  Artık iyice kontrolden çıktıklarını söylüyor.

  Zavallı yaşlı Tubby, Deliriyor.

  Elbette, Departmanından sıkıldığını söyledi.

  Bence sorunu bakana tahammül edememesi.

  Merhaba, Yabancı.

  Biliyorum.

  Bana kötü hissettirme.

  Gazetelere göre telaşlı bir gündü.

  Seni görmek güzel.

  Sen Anna olmalısın.

  Anna Barton, annem.

  Nasılsınız?

  Buraya gel.

  Merhaba, Sally.

  Merhaba.

  Burada ne yapıyorsun?

  Bu benim korkunç kız kardeşim.

  Yemek hazır.

  Biz sadece içki içeceğiz.

  Yemeğe kalamayacağız.

  Babana merhaba de.

  Merhaba, Baba.

  Bu Anna.

  Babam.

  Gel bir şeyler içelim sana etrafı göstereyim.

  Tanıştığımıza sevindim.

  Sen iyi misin?

  Evet, İyiyim.

  Çocuklarının evine çok bağlıdır.

  Bu gerçek bir iş halini almaya başladı.

  Kimseye hayır diyemiyorum.

  O iyi mi?

  Bir şey söylemedi.

  Bütün gün bahçede mi dolaşacağız?

  Gitmeliyiz.

  İçki için teşekkürler.

  Bir şey değil.

  Martyn’in arkadaşlarıyla tanışmak her zaman hoştur.

  Bence de.

  Seni görmek güzeldi, Ma.

  Görüşürüz.

  Bu çok keyifliydi.

  Komik olan bunu müzayedede tanıyamamış olması.

  Bu bakışlarından belli oluyor.

  Bu Delft’ti.

  1640lar.

  Onu dışarı atmış olmalı.

  Teşekkürler, Tommy.

  – Londra’da değilim.

  – Görüşürüz.

  Bayan Kar burdaymış İsmim Anna Barton.

  Ben başkanın arkadaşıyım.

  Bir şey söyleyecektim  Bir dakika.

  Başkan buradaysa görüşeceğim.

  Bayan Anna bekliyor.

  İçeri al.

  Bu Anna.

  Bana adresini ver.

  Bir saat sonra ordayım.

  Raymond.

  Sana hatırlatmak isterim,histeri çok tehdit edici olabilir.

  Bu hoşuma gitmedi.

  Bunu birlikte halledeceğiz.

  Buna şüphe yok.

  Meraklı patronlarımız var da.

  Af edersiniz, Dr.

  Fleming.

  Bu bulunmaz bir zevk.

  Bir şey söyleyecektim.

  Buyrun.

  İşe girdim.

  Politik Editör yardımcılığına getirtildim.

  Bu harika.

  Şimdiden mi?

  Biliyorum.

  Bu işi bu yaşta alman alışıldık bir durum değil.

  Biliyorum.

  Bunu sana yazmalıydım.

  Daha kibar olabilirsin.

  Tarafsız olmayı deneyeceğim.

  Ma sana bir şey söylemem konusunda ısrar etti.

  Seni heyecanlı bulduğunu söylüyor.

  Haklı.

  Öyleyim.

  Bunu başka kim biliyor?

  Sadece Anna.

  Bu iyi haber.

  Ma’bunu hepimizin kutlaması gerektiğini söylüyor.

  Haklı.

  Kutlamalıyız.

  Daha değerli olamazdı.

  Bu çok güvenli.

  İşte geldiler.

  Kahramana merhaba de.

  Merhaba, Büyükbaba.

  Tebrikler.

  Başardın.

  Edward’ı tanımıyorsun.

  Büyükbabam.

  Tanrım.

  Bu yeni arkadaşın mı?

  Şeref duydum.

  Sizin hakkınızda çok şey okumuştum.

  Lütfen.

  Kariyerim çok abartılmıştı.

  Bunu sınayalım, işte Stephen.

  Korkarım onu politikaya iten benim  Ingrid ve Ben.

  Sanmıyorum.

 Bence bunu kendisi seçti.

  Ne içersin?

  Şampanya.

  Tabi ki, şampanya.

  İyi seçim.

  Her konuda iyi seçim.

  Yurtdışından getirttim.

  Babam diplomattı.

  Burda hemen hemen hiç yaşamadık.

  Annem nasıl desem  Tam bir Fransızdır.

  Ve şimdi, dördüncü kocasıyla birlikte  Palm Springs’te oturuyor.

  Palm Springs mi?

  Aman Tanrım.

  Sessiz ve tuhaf bir çocukluk yaşadım.

  Dolandık,durduk.

  Evet.

  Arjantin, Afrika.

  Çok uzun bir zaman, Roma’da kaldık.

  Sonra, nedense, Paris’e geldim.

  Özgür olmak istemiştim.

  Garson olarak bile çalışmıştım.

  Gençken  Bir ilişkimi bitirmiştim.

  Üç sene önce İngiltere’ye taşındım.

  Tek başına mı yaşıyorsun?

  Annenle görüşür müsünüz?

  Bu konuşma soruşturmaya dönmeye başladı.

  Hiç de değil.

  Anna burda çok iyi vakit geçiriyor.

  Evet gerçekten.

  Tek çocuk muydun?

  Bir kardeşim vardı.

  Anna’nın kardeşi öldü.

  Ben 15 yaşındayken intihar etti.

  Çok üzgünüm.

  – Kaç yaşındaydı?

  – On altı.

  Vücudunu gördün mü?

  Neye benziyordu?

  Sertti.

  Neden intihar etti?

  Sevgiden.

  Ofise geri dönmeliyim.

  Bitirmem gereken işler var.

  Hesabı alabilir miyim?

  Bu güzel akşam için teşekkürler.

  Sağ ol.

  İyi geceler.

  Herkese, iyi geceler.

  Ona güvenmiyorum.

  Merak etme.

  Bunun çok ciddi bir şey olduğunu sanmıyorum.

  Arabayı alıyorum.

  Eve Raymond’la git.

  Oylamaya yetişmeliyim.

  Görüşürüz.

  Miden ne alemde?

  Dolu.

  İyi olacak mısın?

  Evet.

 Olacağım.

  İyi uykular.

  Yarın görüşürüz.

  Bu iş için iyi bir yapı oluşturmalıyız.

  Bütün öğlen boyunca  sadece sana dokunmayı istedim.

  Seni sarmak istedim.

  Merak etme.

  Hep orda olacağım.

  Kimsin?

  Bana Aston’dan bahset.

  Kardeşim ve benden mi?

  Biz hep beraberdik.

  O yıllarda ya yeni bir ülke vardı  ya da öğrenecek yeni bir dil böylece  Aston’la ben daha da yakınlaşarak büyüyorduk.

  Birbirimizden başka hiç bir şeyimiz yoktu çünkü.

  Onu seviyordum  Ama o benim büyümekte olmamı kaldıracak durumda değildi.

  Gitmeme izin vermeyecekti.

  Sadece onunla olmamı istiyordu  bu bencilliği beni ürkütüyordu.

  Anlıyorsun  Düşünebiliyor musun  Bu bir insanın hayatı boyunca başına gelebilecek  en kötü şeydi  ve, benim başıma geldi.

  Kardeşim kendini benim yüzümden öldürdü.

  Bir seçim yapmalıydım.

  Kafam karışmıştı Çoktan gitmiş olmam  gerekirdi.

  Ama gitmemiştim.

  Hatırla  Yaralı insanlar tehlikelidir.

  Kaybedecek bir şeyleri olmadığını bilirler.

  Dinle.

  Bu haftasonu konferans için Brüksel’e gidiyorum.

  Benimle gelsene.

  Hafta sonu Martyn’le birlikteyim.

  Bir şey yapmayacağımı biliyorsun.

  Sana göstermiştim.

  Lütfen izin ver.

  Değiştirme.

  Günaydın, hayatım.

  İyi misin?

  Daha iyiyim.

  – İyi günler, Sally – İyi günler.

  Hazır mısın?

  Raymond dışarda.

 Bekliyor.

  Siz ikiniz kendinize bakar mısınız?

  Umarım.

  İstediğin zaman Martyn’i çağırabilirsin  Onu buraya getir.

  Sana söylemedi mi?

  Paris’e gidiyorlar.

  Paris’e mi?

  Sana söylemiştim.

 Bu iş ciddi.

  Lutetia Otel’i.

  Tecrübeme dayanarak  Paris’e sadece tek bir şey için gidildiğini söyleyebilirim.

  Teşekkürler Sally.

  Bunu söyleyebilirim.

  Bilmemize gerek yok.

  Beni öpmeden mi  gidiyorsun?

  Pazartesi görüşmek üzere.

  Kahvaltıyı uçakta yaparım.

  Baylar, şu anda saat sabahın beşi.

  Şu artık anlaşıldı ki anlaşmamıza imkan yok.

  Yine de kısa bir ardan sonra  kaldığımız yerden devam etmeyi öneriyorum.

  Okul dağıldı.

  Bir parça dinlendikten sonra yeniden pozisyonumuzu düşünebiliriz.

  Toplantıya ara verildi.

  Tanrıya şükür- 12 saatlik bir mola.

  Sanırım biraz yürüyeceğim.

  Emin misin?

  Kesinlikle Brüksel’i şafakta görmelisin.

  Haydi.

  Gerçekten mi?

  Egzersiz yapmalıyım.

  Sen bilirsin.

  Daha sonra görüşürüz.

  La gare, s’iI vous plait, pour Paris.

  Lutetia Otel’i bonjour.

  Mademoiselle Barton, s’iI vous plait.

  Matmazel Barton?

  Elle est avec un Monsieur Fleming.

  C’est pour Mademoiselle Barton.

  Otelden çıkınca sola dön.

  Soldaki ilk sokağa gir.

  Sonuna kadar devam et.

  Ben Kilise’de olacağım.

  Bien.

  Merci.

  Seni seviyorum.

  Biliyorum.

  Seni görmeden edemedim.

  Hiç bu kadar görmemiştin bence.

  Geri dönmeliyim.

  O hala uyuyor.

  Lütfen Bizi takip etme.

  Hotel Lutetia, bonjour.

  Bir günlük oda rica ediyorum.

  Tek kişilik mi?

  Et une petit dejeuner  Des oeufs de jambon  du cafe, du pain, des croissants.

  Et aussi, s’il vous plait  une bonne bouteille de vin rouge.

  Bakın burda kimler varmış.

  Nasılsınız?

  Brüksel işi tamam mı?

  Raymond’ı kahvaltıya getirecektim.

  Benimle erkenden buluşacak.

  Onsuz yapabilirim.

  Senin için her şeyi yaparım.

  Bu da kim?

  Adı Henry.

  Bütün hafta boyunca uyudu.

  Sally’nin sevgilisi.

  Sevgilisi mi?

  Bu evdeki son anımdı.

  Şuna bir baksana.

  Bu o.

  Şunu bana uzatır mısın?

  – Bekle.

  – Bu mu?

  Size saat üç için bir çağrı var.

  “Yedi-Üç-bir” mi?

  İşte bu.

  Seni görmeliyim.

  Elbette.

  Öğlen yemeğinde.

  Nerede?

  Herhangi bir umumi yer olabilir.

  Oh, Aman Tanrım.

  Yine mi?

  Bu düşündüğün şey değil.

  Başka bir şey.

  Telefonda açıklanacak bir şey değil.

  Ayrıntıları görüştüğümüzde anlatacağım.

  Seni tekrar arayacağım.

  Peki.

  Bunları benim için imzalar mısın?

  Elbette.

  Sandviç getirdim.

  Bunun güzel bir gün olacağını düşünmüştüm.

  Neler yapabiliriz diye düşünüyordum.

  Yapabilir miyiz?

  Ingrid’i terk edeceğim.

  Herkes için en doğru olan bu.

  Bu şekilde  bunu sürdüremem.

  Bu şekilde.

  Paris’te ne oldu  Yapmam gereken bu.

  Hiç böyle hissetmemiştim.

  Onları bir şekilde otoritem altına  almalıyım.

  Bu Martyn için çok zor olacaktır.

  O sana çok düşkün.

  O beni seviyor.

  Biliyorum ama çok genç.

  Unutacaktır.

  O senin oğlun.

  Senden nefret edecek.

  Benden bir süre nefret edecektir  Onu kaybedeceksin.

  Öz oğlunu yitirecek misin?

  Ingrid’le kurduğun yaşamı da mahvedeceksin.

  Bu iyi bir yaşam.

  Sana bir şeyin değişmeyeceğini söylersem.

  Nasıl bu kadar emin olabilirsin?

  Çünkü, bunu yürekten istemiyorsun.

  Beraber kahvaltı yapmaya başlamamızı ister misin?

  Bunu isterdim.

  Bunu isterdin eğer aynı evde yaşıyor olsaydık  Gazeteleri beraber okuyabilseydik?

  Ingrid’i terk edersen kazancın ne olacak?

  Kazancım sen olacaksın.

  Zaten senin olan bir şeyi kazanmış olacaksın.

  Ne zaman görüşebiliriz?

  Perşembe.

  Perşembe saat beşte.

  Bu yeni gelişmeler konusunda çok iyimserim.

  Endüstriyel kaybımız hakkında yeni hedeflerimiz var.

  Bunlar boş laflar değil.

  Bunlar akılcı ve gerçekleştirilebilir hedefler.

  Şimdi sen Brüksel Konuşmalarında ciddi taahhütlerde  bulunduğumuzu mu söylemeye çalışıyorsun?

  Brüksel iyiydi Artık Avrupa Gündeminde değil.

  Sınırlarımız içindeki zehirli atıklarla  ilgili kimsenin bize saygı duymadığını görmeliyiz.

  Asit yağmurları, okyanusların kirlenmesi  Ozon Deliğinin büyümesi gibi problemler var  Bunlar tek bir ülkenin baş edebileceği problemler değil.

  Üye devletler arasında  Bir işbirliği ortamı oluşturmalıyız.

  Sen şimdi İngiltere’nin bunu  ağırdan aldığını mı söylemeye çalışıyorsun?

  Hiç bir zaman öyle olduğumuzu düşünmedim Bu bizim peşinden koştuğumuz bir hayal  Peki ne zaman bir hayal gerçek olur?

  Bu çok hoştu.

  Bana izlediğini söyleme.

  Tabi ki izledim.

  Performansını kaçıramazdım.

  Sen sıradışı birisin.

  Sen de öylesin.

  Bu gerçek bir armağan.

  Güzellikleri yaşamak.

  Seni ilk gördüğüm anı hatırladım  Basit şeyleri iyi yapabilen  bir doktordun.

  Bunu sevmiştim.

  Hala da seviyorum.

  Seni bekliyordum.

  Lütfen içeri gir.

  Peter Wetzlar’ı tanıyor musun?

  Hayır.

 Tanımıyorum.

  Bu Martyn’in babası.

  Peter kalmıştı.

  Paris’te yaşıyor.

  Sizi Londra’ya ne getirdi?

  Müze.

  Hangi alanla ilgilisiniz?

  Çin Eserleri.

  Han sülalesi.

  O değişmedi.

  Hiç bir zaman seni düşmeden evvel uyarmıyor.

  Son dakikaya kadar o da bilmiyordu  Böylece her zaman ki gibi, şansımla gidiyorum.

  Gidip kitabını getireyim.

 .

  Anlamadım?

  Stephen bu kitabı arıyordu.

  Artık baskısı olmayan bir kitap.

  Bir dakika bile sürmez.

  Buralara bir yere koymuştum.

  Anna’yı iyi tanıyor musun?

  Yani  bir zamanlar takılmıştık.

  Galiba o hala benim en iyi arkadaşım.

  Oğlunu sevdim.

  Onunla tanıştınız mı?

  Paris’te.

  Sanırım bu Anna, için, önemliydi.

  Ne demek istiyorsun?

  Bunu bilirsin.

  Bütün parçaları bir araya getirmeyi düşünürsün.

  Seni tam olarak anladığımı sanmıyorum.

  Martyn’le ilişkisi bayağı ciddi gibi.

  Onu seviyor.

  Bunun iyi bir şey olduğuna emimim  çünkü onu elde tutmak için ona gerekli olan  özgürlüğü ne kadar vereceğini biliyor.

  Ben veremezdim.

  Anladım.

  Belki mutlu olur.

  Tanrı bilir belki de bunu hak ediyordur.

  Hak ediyor.

  – Bu kitap ne?

  – Kitap mı?

  Buraya kitap karıştırmaya mı geldin.

  Ben sadece  İşte burda.

  Teşekkürler.

  Bu o.

  Bu kitabı uzun zamandır arıyordum.

  İstediğin kadar sende kalabilir.

  Teşekkürler.

  Benim artık ihtiyacım yok.

  Üzgünüm.

 Seni zor durumda bırakmak istememiştim.

  Sorun değil.

  Tanıştığımıza memnun oldum.

  Ben de.

  Umarım tekrar görüşebiliriz.

  Kitap için teşekkürler.

  Bütün bunlar da neydi?

  Bu adam da kim?

  Aston’un öldüğü gece Peter’la birlikteydim.

  Peter sonsuza dek hatırlayacağım biri.

  Ailelerimiz arkadaştı.

  Aynı yaşamı sürmüştük.

  Bir akşam.

  Beni dansa götürdü.

  15 indeydim.

  Peter arabasıyla beni eve getirdi  ve beni öpmeye başladı.

  Aston’un bizi izlediğini bilmiyordum.

  Aston yukarıdaki pencereden bizi izliyordu.

  İçeri girdiğimde, deliye dönmüştü.

  “Seninle yatmasına izin vereceksin.

  Olacak olan bu,” diye bağırdı.

  “Bu bizim için bir son.

 ” Odama geldi.

  Yatağımda uyumak istedi.

  Bütün bildiğim, Onu dışarda tutmam gerektiğiydi.

  Kapıyı kilitledim.

  Seslerini duyuyordum.

  Bana yalvarmaya, başlamıştı  Üzgün olduğunu söylüyor, Onu affetmemi istiyordu?

  Sadece dinledim.

  Saatlerce, dinledim.

  Sonra durdu.

  Ben uyudum.

  Sonraki sabah uyandım  Ve bir çığlık duydum.

  Koridordan aşağı indim.

  İnmemem gerektiğini söylemişlerdi, Yine de inmiştim  ve Aston’u gördüm.

  Bileklerini kesmişti.

  Başını kollarımın arasına aldım.

  Yüzü su içinde kalmıştı  Kırmızı bir su.

  Gitmemiz gerektiğini söylediler.

  Gitmemiz gerektiğini söylediler.

  Bizi evden çıkartmak istemişlerdi.

  Peter bekliyordu.

  Beni üst kata götürdü.

  Geceliğim hala kanla kaplıydı.

  Sonra  Yapmalıydım.

  Yapmalıydım biliyorum.

  Benimle sevişmesini istedim.

  Ona “Seviş benimle,” dedim.

  Tamam.

  Onun burda olmasını umursamıyorum.

  Onun burda olmasını umursamıyorum.

  Ben sadece  Martyn bize sormalıydı diyorum.

  Bu çok güzel,Bir anda hayatımızın bir parçası haline geldi.

  Sadece bu haftasonu için.

  Burası Hartley, Martyn bilir, dünyadaki en sevdiğim yerdir  ve bu gün doğum günüm.

  Bana nefret ettiğim, bir şeyi hatırlatıyor sanki.

  Neden bilmiyorum.

  Bana kötü bir hissiyatı taşıyor sanki.

  Merak etme iyi olacak.

  Bu Ingrid’in büyük büyükannesinin portresi.

  Bunu İngrid mi getirdi?

  Elbette.

  Bu yer 200 yıldır Lloyd’lara ait.

  Ingrid benim tek çocuğum, dolayısıyla burası Martyn’e kalacak.

  Burası Martyn’le ailesine kalacak.

  Bu arada, ben yalnızım.

  Demek bu yüzden haftasonları bu denli güzel.

  Büyükbaba!

  Buraya sık sık geleceksiniz ve her defasında hoş karşılanacaksınız.

  Değil mi, Ingrid?

  Teşekkürler, hayatım.

  Burası bildiğim en sıra dışı yer.

  Etkilenmişe benzemiyorsun?

  Tatillerde buraya gelirdim.

  Ama bu haksızlık.

  Elbette, şirket, bayağı iyiydi  ya da ben öyle umuyorum.

  Çocukluğum mükemmel değildi.

  Gerçekten mi?

  Bir çok nedenden ötürü, değildi.

  Belki de Bilmiyorum Belki de  Belki de fazlasıyla mükemmeldi  rahatsız edici hiç birşey yoktu.

  Her şey güzeldi  Soru yok.

  Sağlıklı değildi.

  Büyük bir sonuç yoktu.

  Demek istediğim bu.

  Güçlü köklerinin olması iyidir.

  Ama yanında taşıdığı  bir şeyler olmazsa önemlerini kaybederler.

  – Ne gibi?

  – Bilemiyorum.

  Mesela, Sıcaklık.

  Tutku.

  Bu benim hatamdı.

  Eğer biriyle ilişkilendirmem, gerekirse.

 Bu babamdan geliyordu.

  Mükemmel bir çift olacaklar, değil mi?

  Büyükbaba.

  İyi Geceler, Seni yaşlı Şeytan.

  Bu odada rahat uyuyacaksın.

  Favori odalarımdandır.

  Sağa, şimdi konsantre ol.

  Kolunu buraya koy, el şuraya, ve buraya bak  Yukarı bak.

  Yakınlaş.

  Buraya gel.

  İyi bir yürüyüşe ne dersin?

  Kim kazanıyor?

  Bence Martyn her şeyi yenebilir.

  Bu ev hep doluydu  Her hafta sonu doluydu.

  İşte geldik.

  Bob Marley’in öldüğünü düşünmüştüm.

  Ama zaten ölmüştü.

  Sonra nedense  Ingrid’in annesi eğlenmekten hoşlanmaya başladı.

  Mutlu Yıllar.

  Politikacılara, Sanatçılara, ve tabiî ki, yazarlara.

  Sınırsız konukseverliğe!

  Hanımım bunu anlayacaktır.

  Hayat onsuz bomboş.

  Bu yüzden işte bu yüzden  ikiniz için çok mutluyum.

  Uzağa mı gidiyorum?

  Henüz değil, ama gidebilirsin.

  Bundan şüpheliyim.

  Bu tarafa gelin, Sanırım hepimiz tahmin edebiliyoruz.

  Anna’yı neden buraya getirdiğini anlıyorum.

  Lütfen!

  Anna ve Martyn’i mahcup ettiğinizi görmüyor musunuz?

  Daha değil.

  Daha var.

  Büyükbabamın dediği gibi huzurlarınızda Anna’ya benimle  evlenmek isteyip istemeyeceğini sormak istiyorum  Ve ben ‘Evet’ demekten mutluluk duyuyorum.

  Oh, Tanrım.

  Bu gerçekten olağanüstü.

  İkimiz de bunun müthiş olduğunu düşünüyoruz.

  Tebrikler, Tatlım.

  Teşekkürler.

  Bu çok ani oldu.

  Afalladık.

  Ama mutlu oldun değil mi?

  Elbette.

  Çok memnun oldum.

  İkinizi de kast etmiştim.

  Tebrikler- Pardon.

  Seni Sakar.

  Neyse.

  Bunu ömrünüz boyunca unutmayacağınıza eminim.

  Vakit kaybetmeden duyurduğum için memnunum.

  Olmalısın.

  Sizin için kadeh kaldıralım.

  Haydi, Çocuklar.

 .

  Martyn ve Anna için.

  Ne zaman sordun?

  Anna’ya ne zaman sordun?

  Bir kaç gün önce.

  Hemen kabul etti mi?

  Biliyorum seni incittim.

  Dün geceki yemek boyunca.

  Bunun böyle olduğunu bilmiyordum.

  Mühim değil.

  Komik olan bugün kendimi sana çok yakın hissetmiş olmam.

  Yazı mı tura mı?

  Yazı.

  Yazı.

  Ve annem- O’nu incittiğimin farkındayım fakat  kiminle evlenirsem, evleneyim zaten zor olacaktı.

  Anna hakkında şüphe duyduğunu söyleyebilirim.

  Bence senin onun üstüne çok düşmenden kaygı duyuyor.

  Onun üzerine neden bu kadar düştüğümü anlamalısın.

  Onun içinde bir hüzün var.

  Neden bilmiyorum, fakat bu çok ilginç.

  Ona yardım edebileceğimi,keşfettim Bu müthiş.

  Bu en müthiş duygu.

  Bu duygu seni ancak bir hemşire yapar.

  Seni durdurmaya çalışmıyorum.

  Annayı seviyorum.

  Gerçekten seviyorum  ama onun gerçekten istediğin kişi olduğuna emin misin?

  Onu tanımıyorsun bile.

  Onun keşfedilmemiş bir yönü var  Sadece biz başbaşayken ortaya çıkan.

  Eğer bunu görseydin, şimdikinden farklı düşünürdün.

  Biz başbaşayken, o hiç kimseye benzemiyor.

  Bütün istediğiniz kişileri bulmaya çalıştım,Efendim.

  Umarım.

  – Efendim, Bana ihtiyacınız var mı?

  – Herkese ihtiyacım var.

  Günaydın, Efendim.

  Ne düşündüğümü biliyor musun?

  Efendim, başlamadan önce, özür dileyerek  Bunun Bakanlık Pozisyonu ile ilgili bir sonuç taslağı  olması gerekiyordu  fakat hayati bilgi hatalarıyla dolu.

  Beni esas rahatsız eden yanlış bilgilendirildiğim  bu saçmalıkları Parlamentoda  bizzat benim savunacak olmam  Boğazıma kadar pisliğe battım.

  Bütün bunlar senin için daha iyi.

  Ormancılık işinin arkasına sığınabilirsin.

  Oraya çıkıp  “Özür dilerim, Ozon’la ilgili bilgileri sizden sakladık”  diyebileceğimi mi sanıyorsun?

  Bu benim işim!

  Bunu sen mi söylüyorsun?

  Eğer senin saçmalıklarını dinlemeseydi  şimdi işlerim yolunda olabilirdi.

  Bunu biliyor musun?

  İstifa mı ediyorsun?

  – Evet.

  – Güzel.

  Tamamdır.

 İşte ettim.

  – İyi Akşamlar, Efendim.

  – Sana da.

  Annen nerde?

  Görmedim.

  İştedir herhalde.

  Bu akşam Henry yok mu?

  Sal Bir şey söylemek istedim.

  Sizinle Hartleydeki merdivenlerde karşılaştığımda  bunu biliyordun?

  Anna’yla konuşmalıyım.

  Bunu yapmalıydım.

  Annen biraz hayal kırıklığı yaşıyor.

  Bunu hissetmişsindir.

  Ve  Bütün parçaları birleştirmeye çalışıyordum.

  Ben yatmaya gidiyorum.

  Oh, Hayatım.

  Henüz değil.

  Oh, Hayatım.

  Henüz değil.

  Düğün için özel bir müzik seçecek misiniz?

  Bence seçmelisiniz.

  Sanırım seçeceğiz.

  Bu konuda bile bana güvenmiyor.

  Özür dilerim geç kaldım.

  Peki.

  – Sensiz başladık.

  – Güzel.

  Bayan.

  Prideaux, Londra’ya hoş geldiniz.

  Teşekkürler.

  Nasılsınız acaba?

  Nasılsınız?

  Bu durumun beni fazlasıyla heyecanlandırdığını söylemeliyim.

  Elbette,Anna için heyecanlanıyorsunuzdur.

  Bir bakıma öyle, öte yandan  onunla uzun zamandır görüşemiyoruz  ve her görüştüğümüz de böyle oluyor.

  Teşekkürler.

  Martyn’e bir bakın  – Aman Tanrım.

  – Biliyorum.

  Övüldüğümü hissediyorum.

  Aslına, bakarsanız, Anna’nın tipi değildi.

  Üzgünüm?

  Eğer söylemem gerekirse.

  Anna’s ilk erkek arkadaşı değişik bir modeldi  Eziyetli, Zorlu.

  Sonrakiler de öyle devam etti.

  Peter hakkında mı konuşuyorsunuz?

  Onunla tanıştım.

  Tatlı biri.

  Öyledir.

  Onu özledim.

  Anne, Her şey yolunda.

  Salmon ne alemde?

  İyi.

  Anna’dan ayrıldıktan sonra  Peter, keskin bakışlı parlak bir avukatla   evlendi  Ama bu sadece 8 hafta sürdü.

  Bununla övünmemeliyim.

  Benim rekorum daha iyi değildi.

  ¿Siz de kısa süreli bir evlilik mi yaptınız?

  Yüce Tanrım!

  Reno yakınlarındaydık.

  Aşk Şapel’ine kadar gitmiştik  orada bir soğukluk hissettim.

  Tanrıya şükür.

  yoksa, beşinci olmak üzereydi.

  Tabi, Bu bizim için zordu.

  Anna’nın size bahsettiğine eminim.

  Neden bahsettiğine?

  Erkek kardeşinden.

  Ebette, bu çok vurucu.

  Martyn’ bakmak da, çok vurucu benim için.

  Çünkü Anna’nın kardeşine benziyor.

  Bunu anlamış mıydınız.

  Tabi ki, Aston, bu kadar yakışıklı değildi.

  Neden her zaman benim için her şeyi daha da kötüleştiriyorsun?

  Sizce bu yeterince kötü değil mi?

  Bunun bana sürekli hatırlatılması mı lazım?

  Üzgünüm ama buna eminim  Belki de bu yüzden görüşmüyoruz.

  Tamam.

 Yeter.

  Bu gerçekten, çok hoş.

  Sanırım kötü bir izlenim bıraktım.

  Korkarım eşiniz pek mutlu görünmüyor.

  Sorun benim.

  Sinirli olmamdı.

  Problem değil, gerçekten.

  Sizinle tanışmak keyifliydi.

  Şu an asabi değilim zaten.

  Bu Anna için bir şans, bunu anlamalısınız.

  En sonunda,Martyn’le, bir şans yakaladı.

  Yeni bir yaşam oluşturabilir.

  Bunu herhangi şeyin engellemesi kötü olurdu.

  Ne demek istediğinizi anlamadım.

  Bence anladınız.

  Yemek boyunca seni izledim.

  Ona bakamıyorsun bile.

  Yolundan çekilmelisin.

  Sana soruyorum.

  Lütfen.

  Bunu bir daha söylemeyeceğim.

  Teşekkürler.

  Bakanlığa mı, Efendim?

  Sadece sür.

  Çıkmalıyım.

  Bir dakika bile sürmeyecek.

  Hiç bir şey söyleme.

  Bir şey söylemeni istemiyorum.

  Gitmene izin vermeliyim.

  Martyn ve senin için doğru olan bu.

  Bunun doğru olduğunu ikimiz de biliyoruz.

  Bu bitecek.

  Üzgünüm.

  – Bakanlığa mı, Efendim?

  – Şehir yoluna.

  Martyn Fleming’i nerde bulabileceğimi biliyor musunuz?

  Burada.

  – Sağ ol.

  – Ona burda olduğunuzu ileteceğim.

  Alsana.

  Almalı mıyım?

  Emin misin?

  Seni buraya sürükleyen nedir?

  Duygular.

  Hislerim  Lanet olasıca hislerim.

  Hartley’de tutku hakkında söylediklerini hatırlıyor musun?

  Haklıydın.

  Samimiydim.

  Biliyorum.

 Samimiydim.

  Hayatın kontrol edileceğini düşünmüştüm  ama edilemiyor.

  Bazı şeyleri  Bazı şeyleri kontrol edemiyorsun.

  Bu doğru.

  Bunu anlaşılabiliyor.

  Buraya ikinize bol şans dilemeye geldim.

  Bunlar benim için mi?

  Bunu gerçekten takdir ediyorum.

  Bu çok zarifti.

  Teşekkür ederim.

  Bu tam uymadı galiba, tek problem bu.

  200 kadar-kelimeye ihtiyacımız var.

  Üzgünüm.

  Anlıyorum.

  Bunları seviyorum.

  Bence bu müthiş.

  Hepsini seviyorum.

  Hala burada mısın?

  Herkes burda.

  Biz de tam girmek üzereydik.

  Üzgünüm.

  Biz de taslak hakkında uğraşıyorduk.

  Herkes burda- Donald, Trevor  Bu gece bunu bitirmek zorundayız.

  Yemeğinizi sıcak tutacağım.

  Güzel.

  Mümkün olduğunca çabuk döneceğim.

  Edward’tan duydum.

  Dediğine göre sana Sağlık Bakanlığını önerecekler.

  Bu kabinede olacağın anlamına gelir.

  Bu ne zaman oldu?

  Bu söylenti bir kaç gündür etrafta dolaşıyor.

  Ne diyeceksin?

  Bilmiyorum.

  Gerçekten hiçbir şey bilmiyorum.

  Neden?

  Çünkü  Çünkü ne?

  Belki de seni her zaman dediğin gibi.

  Belki de ben yukarda olmayı sevmiyorumdur.

  Sebep sadece bu mu?

  Bunu açıklayamam.

  Tamam.

  Bunu hallederim.

  Kimse değil.

  Bu sana.

  Güvenlikten geçmiş.

  Makineye tutmuşlar.

  Bu biraz daha güvenli.

  Af edersiniz.

  Bir süre için dışarı çıkmalıyım.

  En kısa zamanda döneceğim.

  Güzel evlilik kekleri.

  – Evlilik kekleri.

  – Şunlara bak.

  Şimdi  Ziyafet broşürlerine bakıyorsunuz  yve ben Erik Hoşafına bakacağım.

  Sağlığınıza.

  Ziyafet için seçimi annen yapacaktı.

  Bizim seçmemizin onu mutlu edeceğini söyledi.

  Ya Kilise.

  Yeterince uğraştı.

  Her şeyi denediğini söylüyor.

  Hiç kimsenin servisi diğerinden iyi değil.

  Bunu bilecek biri olsa o olurdu herhalde.

  Ama biliyorsun, Stephen ve ben St.

  Anselm’i biliriz.

  Bilir miyiz?

  Damadın babası.

  İyi Akşamlar.

  Biz de evliliği tartışıyorduk.

  Anna’yla anlaştığımız gibi  beyaz bir Nikah töreni yapmayacağız.

  Buraya gel.

  Konuk Listesiyle ilgileneceğimizi söylemiştin.

  Listeyi olabildiğince çabuk bir şekilde ayıklayacağım.

  Elbette.

  Aslında bu eğlenceli.

  Sence eğer seninle birlikte olamayacak olsam  Martyn’le evlenir miydim?

  Geliyorum.

  Merhaba, Jenny.

  Yapabileceğimiz her şeyi yaptık.

  Mümkün olduğunca çabuk.

  Bizim için çok erken olmayacaktı.

  Yarın her şey güzel olacak.

  Rachel nasıl?

  Bu Martyn.

  Anna’yla konuşabilir miyim?

  Korkarım gidiyor.

  Af edersin, lütfen.

  Haydi.

  Bayan Barton oğlunuzla mı evlenecekti?

  Burda apartmanda mıydınız?

  Oğlunuz bilmiyor mu  O sizin ilişkinizi bilmiyor mu?

  Hayır.

  Emin misin?

  Tedbir almamış mıydınız?

  Biz tedbirliydik.

  Bayan Barton nereye gitti?

  Bayım?

  Nereye gittiğini biliyor musunuz?

  Şu anda herhangi bir yorum yapacak mısınız?

  Efendim lütfen beyanatta bulunacak mısınız?

  Haydi.

  Lütfen kapının arkasındaki hatta bekleyin.

  Burda insanlar yaşıyor.

  Hisleriniz nedir?

  Eşiniz ne düşünüyor, Efendim?

  Ne yaptınız?

  Acısı dayanılmazdı.

  Kendi kendimi yiyordum.

  Apartman yöneticisi Anna’ya buhar kazanının  nasıl çalıştığı hakkında bilgi veriyormuş.

  Her şey Martyn ordayken olmuş.

  Bu apartmanı hiç duymamıştı.

  Ben de duymadım.

  Adresi aldı.

  Bu onun için bir şanstı.

  Neden intihar etmedin?

  Başladığında kendini öldürmeliydin.

  Bilmiyor muydun?

  Devam edebileceğini mi düşündün?

  Gelecekteki her gün?

  İkimizi birden idare mi edecektin?

  Sen kötü bir adam değilsin.

  Bunu ilk anladığın an kendini öldürmeliydin  ancak o zaman yasını tutabilirdim.

  Bu çok yıpratıcı olurdu, fakat seni gömebilirdim.

  Ancak o zaman arkandan ağlayabilirdim.

  Bunları al.

  Hayır  Hadi al.

   ilaç istemiyorum.

  Onu geri istiyorum!

  Oğlumu geri istiyorum!

  Martyn’i!

  Bana oğlumu ver!

  Martyn öldü.

  Oğlun öldü.

  Bana ölüsünü ver.

  Onu bana ver.

  Ölüsünü ver.

  Bana onu ver.

  Bu doğru, değil mi?

  Seninle tanışmış olmak ne acı.

  Herkes için sadece tek bir insan vardır.

  Benim için  bu Martyn’di.

  Senin için, Anna.

  Zavallı Anna.

  Kim?

  Beni hiç sevdin mi  Ya bunu?

  Yeterli değil miydi?

  Senin için yeterli değil miydi?

  Bir an için, Seni Sevebileceğimi düşünmüştüm.

  Zaman.

  Her şeyin ilacıdır, Zaman.

  Gündüz ya da gece değil,zaman.

  Baylar, şuraya geçin.

  Baylar, bu sabah ailemi ve meslektaşlarımı korumak adına  istifamı sunuyorum.

  İçeri gir.

  Seni uyarmaya çalıştım.

  Seni uyarmaya çalıştım.

  Biliyorum.

  Nereye gittiğini biliyor musun?

  Nerede?

  Dün gece burdaydı.

  Benimle kalmak istedi.

  Kaldı mı  ya da giderken, bir mesaj bıraktı mı?

  Nereye gittiğini bilmek istiyorum.

  Bildiğini sanıyorum.

  Hatırlıyor olmalısın.

  Sana geçen akşamla ilgili hikayeyi anlatmıştı.

  Peter’a dönecektir.

  Bunu biliyor olmalısın.

  Gitmeliyim.

  Üzgünüm.

  Güle güle.

  Artık görüşemeyiz.

  Sağ ol.

  O burda, Öyle değil mi?

  Evet.

 Burada.

  Dünyadan çekilmek aslında kısa bir zaman alıyor.

  Kendi yaşamıma  varana dek yolculuk ettim.

  Bize öteyi kavrama duygusunu veren ne.

  Bilinmezi bilme.

  Aşık oluruz ve  aşk bize bilinmezi bilmeye dair bir hissiyat sunar.

  İşte bütün mesele, bu.

  Onu sadece bir kez gördüm.

  Onu havaalanında uçağımı değiştirirken,kazara gördüm.

  Ama o beni görmedi.

  Peter’la birlikteydi.

  Yanında bir de çocuk vardı.

  Herhangi birinden farksızdı.