124 dk

Yönetmen:Frank Miller, Robert Rodriguez, Quentin Tarantino

Senaryo:Frank Miller

Ülke:ABD 

Tür:Suç, Gerilim

Vizyon Tarihi:15 Temmuz 2005 (Türkiye)

Dil:İngilizce

Müzik:John Debney, Graeme Revell, Robert Rodriguez

Web Sitesi:Resmi site [us]

Bütçe:$40,000,000 / Hasılat: $158,753,820

Çekim Yeri:Austin, Texas, ABD

Nam-ı Diğer:Frank Miller’s Sin City

Oyuncular: Jessica Alba, Devon Aoki, Alexis Bledel, Powers Boothe

Devam Filmleri

2005 – Günah Şehri(722,581)8.0

2014 – Günah Şehri: Uğruna Öldürülecek Kadın(144,539)6.5

Özet

Frank Miller’ın aynı isimli çizgi romanından uyarlanan film; kendini bir hilkat garibesi olarak düşünen buna karşın oldukça güçlü hatta yenilmez bir sokak savaşçısı olan gizli romantik Marv, özel dedektif Dwight, çabalarının yetersiz kalacağını bilse de, pislik yuvası haline dönmüş olan şehri temizlemeye çalışan idealist, gözü pek polis memuru Hartigan ve onların maceralarını anlatıyor.

Olaylar asıl ismi Basin olan fakat her türlü suçun vaka-i adliyeden sayılması nedeniyle “Günah Şehri” diye anılan hayali bir mekanda geçmektedir. Marv ve Dwight alışageldiğimiz “kahraman” tiplemelerine tam olarak uymasalar da alıştığımız gibi kötü adamlara karşı amansız bir savaş vermekteler. Hartigan ise bataklıkta açan bir çiçek misali dürüst ve namuslu birisidir. Bu üç kahraman, gücünü farklı kuvvetlerden almaktadır.Marv intikam, Dwight merhamet ve aşk, Hartigan ise dürüstlük.

Film, bir çok çizgi roman uyarlamasından beklenen, izleyicide “çizgi roman okuyor hissi bırakma” tekniğini son derece başarılı bir şekilde kullanmış hatta bu hissin uyanması için bazı şeylerden feragat bile etmiştir. Buna en iyi örnek olarak da filmin büyük bir çoğunluğunun siyah-beyaz olmasını verebiliriz. Bazı renkleri kullanarak olaylara ve kişilere harika vurgular yapılmış ve o sahnenin seyircide farklı etkiler bırakması hedeflenmiştir. Bu iş için özellikle kırmızı, yeşil ve sarı renkler kullanılmıştır.

Filmin kadrosu da bir yıldızlar geçidi. Marv rolünde Mickey Rourke, Hartigan rolünde Bruce Willis, Dwight rolünde Clive Owen,Kevin rolünde Elijah Wood (harika bir seçim), Bob rolünde Michael Madsen, Jackie Boy rolünde Benicio Del Toro, Nancy rolünde Jessica Alba oynamaktalar.Yönetmenliği ise Robert Rodriguez ve Frank Miller yapmış.Bazı sahnelerin çekiminide Quentin Tarantino üstlenmiş.

Alt yazı

Ölen bir ağacın son yaprağı gibi titredi.

  Ayak seslerimi duymasını istedim.

  Bir anlığına irkildi.

  İçebilir miyim?

  Elbette.

  Ben de bir tane alayım.

  Sen de kalabalıktan benim kadar rahatsız mısın?

  Ben buraya parti için gelmedim.

  Senin için geldim.

  Günlerdir seni izliyorum.

  Sen bir erkeğin isteyebileceği her şeye sahipsin.

  Sadece yüzün değil  Duruşun, sesin   gözlerin.

  Her şeyi gözlerinde görebiliyorum.

  Gözlerimde neler görüyorsun?

  Çılgın bir sakinlik görüyorum.

  Kaçmaktan bıkmışsın.

  Yüzleşmen gereken şeyle yüzleşmeye hazırsın.

  Fakat yalnız başına yüzleşmek istemiyorsun.

  Hayır.

  Yalnız başıma yüzleşmek istemiyorum.

  Rüzgar elektriği artırıyor.

  O, yumuşak, sıcak ve neredeyse tüy kadar hafif.

  Parfümü, gözlerimi yaşartacak kadar güzel.

  Ona, her şeyin düzeleceğini söyledim.

  Korktuğu şeyden kurtaracağımı ve onu uzaklara götüreceğimi.

  Onu sevdiğimi söyledim.

  Susturucu, silah sesini bir fısıltıya çevirmişti.

  O ölene kadar onu tuttum.

  Neden kaçtığını bilmiyordum.

  Sabah parasını alacağım.

  GÜNAH ŞEHRİ

 Bitmesine bir saat vardı.

  İşteki son günümdü.

  Erken emeklilik.

  Benim fikrim değildi.

  Doktorun emriydi.

  Kalp rahatsızlığı.

  “Anjin”, demişti.

  Rozetimi parlatıyordum ve kendimi ona elveda demeye hazırlıyordum.

  Koruma ve hizmet etmeyle, göz yaşıyla   kanla, terörle ve zaferle geçen 30 yıl.

  Eileen’ın gülüşünü düşünüyordum.

  Onun bugün kasaptan aldığı bifteğe bakarken.

  Henüz bitiremediğim bir işi düşünüyorum.

  Bir yerlerde bir çılgının elinde olan savunmasız genç bir kızı.

  Kahretsin Hartigan, bunu yapmana izin vermeyeceğim.

  Kendini öldürteceksin.

  Hepimizi öldürteceksin.

  Sana izin vermiyorum.

  Seni uyarıyorum.

  Ceketimi bırak Bob.

  Beni de kendinle birlikte aşağı çekiyorsun.

  Ben senin ortağınım.

  Beni de öldürebilirler.

  Buna tahammül edemem.

  Sireni çalıyorum ve destek istiyorum.

  Elbette Bob.

  Sadece bekleyeceğiz.

  Roark dördüncü kurbanını öldürürken elimiz kolumuz bağlı bekleyelim.

  Dördüncü kurban.

  Nancy Callahan, 11 yaşında.

  Tecavüz edilip parçalanacak.

  Beklediğimiz destek de Roark’un kaçıp   Senatör babasına gitmesine yetecek kadar geç kalacaktır.

  Derin bir nefes al Hartigan.

  Sakinleş ve düşün.

  60 oldun ve yükseliyorsun.

  Kimseyi kurtaramıyorsun.

  Harika bir tavrın var Bob.

  Polis gücünün yüz akısın.

  Eileen evde seni bekliyor.

  Eileen’i düşün.

  Evet Bob  Belki de haklısın.

  Sonunda mantıklı düşünebildiğine sevindim.

  Bir ortaklığı bitirmek için berbat bir yol.

  Emekliliğe başlamak için de berbat bir yol.

  Nancy Callahan, 11 yaşında.

  Tek bildiğim şey, çoktan ölmüş olduğu.

  Çok iyi bir kızdın Nancy.

  Çok sessizdin.

  Sakın korkma.

  Seni en yakın zamanda evine götüreceğiz.

  Fakat önce, seni biriyle tanıştıracağız.

  Çok iyi biridir.

  Muhbirin kızın olduğunu söylediği ambara giderken yarı yolda bastırdı.

  Hazımsızlığın en kötü yanı.

  En azından öyle olmasını ummuştum.

   en canlı ve anlık hafifliklere bakıyorum.

  Aslında otomotiv zevkinin en naçiz parçası.

  Ucuz zevkler.

  Kısa süreli hayranlıklar Bay Shlubb.

  Dayanıklılığı son derece üstün seviyede.

  Burt Shlubb ve Douglas Klump.

  Her türlü pis işi yapan serseriler.

  Budalaca imrendiğin bu Jaguar   geçici olarak size teslim olsa da   biliyorsun ki Senator Roark’un oğlunundur.

  Bu işi sessiz ve çabukca halletmeliyim.

  En ufak bi çizik olduğunda   az önce bahsettiğim konu kesinlikle başımıza   çöreklenecektir.

  Nefesini tut.

  Kalbine yavaşlaması için zaman tanı.

  Ama yavaşlamayacak.

  Boş ver.

  Sana ihtiyacı var.

  Burada işimiz bitti Benny.

  Onları baş başa bırakalım.

  Biraz yalnız kalsınlar.

  Bir dakika içinde geliyorum Lenny.

  Anlaştıklarından emin olmak istiyorum.

  Nasıl bir yaratık böyle küçük bir kızla anlaşamaz ki?

  Çok korkmuş olmalısın.

  Fakat korkacak bir şey yok.

  Sadece küçük, hoş bir sohbet edeceğiz.

  Hepsi bu.

  Hoş bir sohbet.

  Sadece sen ve ben.

  Sakın ağlama.

  Doktor böyle olacağını söylemişti.

  Bana verdiği hapları almalıyım.

  Artık sessiz olmaya gerek yok.

  Artık yok.

  Düzenli nefes al yaşlı adam.

  Tamamen işe yaramaz olmadığını kanıtla.

  Ne fark eder?

  Git ve ses çıkar.

  Çığlıklarını duymaya bayılır.

  Kurbanlarını ve suratlarını gördüm.

  Hepsi son anlarında patlak gözlü, ağzı açık ve korkmuştular.

  Çığlık yok.

  Ya tam zamanında geldim ya da çoktan geç kaldım.

  Bir şey yok.

  Sadece bir yara.

  Ayağa kalk yaşlı adam.

  Roark.

  Vazgeç.

  Bırak kız gitsin.

  Bana hiçbir şey yapamazsın Hartigan.

  Kim olduğumu biliyorsun.

  Babamın kim olduğunu biliyorsun.

  Bana dokunamazsın pis polis.

  Şu haline bak.

  Silahını bile taşıyamıyorsun.

  Elbette ki taşıyabiliyorum.

  Gözlerini kapat Nancy.

  Bunu görmeni istemiyorum.

  Gerçekten bebeğim.

  Hemen gözlerini kapat.

  Silahlarını aldım.

  İkisini birden.

  Bir ortaklığı bitirmek için berbat bir yol.

  Tanrı aşkına, daha da kötüleştirme.

  Beni, seni öldürmek zorunda bırakma.

  İyi gidiyorsun Bob.

  Daha iyi olamazdın.

  Kıçını tekmelemeye hazırım.

  Onu konuştur.

  Zaman kazan.

  Birkaç dakika daha.

  Destek gelene kadar.

  Eğil ve yerde kal.

  Gerekirse seni öldürürüm.

  Aklını o kızdan uzaklaştır, küçük Nancy’den.

  Destek gelene kadar onu öldüremez.

  Eve koş Nancy.

  Hayatın için koş.

  Hey.

  Onu dinleme.

  O delidir.

  Ne kadar sert birisin, değil mi?

  Olduğun yerde kal.

  Ortağını sırtından vurdun ve şimdi de   küçük bir kızı korkutmaya çalışıyorsun.

  Belki yedek silahımı çekip seni birkaç yerinden mıhlarım.

  Nasıl yapılır görürsün.

  Sana da bir şeyler ayarlayabilirdik ama sen her şeyi mahvettin.

  Yere yat yoksa seni ikiye bölerim.

  Çok yavaşsın, beni asla durduramazsın.

  Yere yat.

  Beni asla durduramazsın.

  Sonunda yere yattım, senin söylediğin gibi.

  Sirenler yaklaşıyor.

  Güvende olacak.

  Herşey kötüleşiyor.

  Artık umursamıyorum.

  Uykuya dalıyorum.

  Her şey yolunda.

  Güvende olacak.

  Yaşlı adam ölür ve   küçük kız kurtulur.

  Adil bir takas.

  Gece cehennem gibi sıcaktı.

  Berbat bir şehrin, berbat bir yerinde, berbat bir oda.

  Bir tanrıçaya bakıyorum.

  Bana beni istediğini söylüyor.

  Ne kadar şanslı olduğumu düşünerek bir saniye daha harcamayacağım.

  Seni istiyorum.

  Meleklerin kokması gerektiği gibi kokuyor.

  Harika bir kadın.

  Bir tanrıça.

  Sana ihtiyacım var.

  Goldie.

  Adının Goldie olduğunu söyledi.

  Üç saat sonra kafamı olduğundan daha büyük hissediyordum.

  Midemi yine o soğuk his kaplıyordu.

  Goldie’nin öldüğünü anladım.

  Üzerinde hiçbir bir işaret yoktu.

  Mükemmel göğüslerinin olması gerektiği gibi hareket etmediğini   anlamak için nabzını kontrol etmem gerekirdi.

  O öldürüldü ve o sırada ben de buradaydım.

  Tam yanında yatıyordum, körkütük sarhoştum, tıpkı onun gibi.

  Lanet olsun Goldie.

  Kimdin ve kim senin ölmeni istemişti?

  Benim gibi bir serseriye hayatının gecesini yaşatan   bir melek olmak dışında kimdin?

  Göründüğü gibi olmadığı kesindi.

  Neden bu berbat yer?

  Neden nazik Goldie?

  Polislerin, sadece benim ve katilin   burada bir cinayet olduğunu bildiğimiz halde   buraya gelmeleri bana çok şey anlatıyor.

  Biri bunun için iyi para ödemiş olmalı.

  Sessiz olmaya gerek yok.

  Başkalarının kurallarıyla oynamak için de hiçbir neden yok.

  Seni öldüren her kimse, cezasını çekecek Goldie.

  Açın, polis!

  Hemen geliyorum.

  Neden öldüğünü bilmiyorum Goldie.

  Nedenini bilmiyorum ve daha önce seninle neden tanışmadığımı da bilmiyorum.

  Sen arkadaştan çok ihtiyacım olan biriydin.

  Bunu kimin yaptığını bulduğumda   sende olduğu gibi hızlı ve sessiz olmayacak.

  Gürültülü ve kirli olacak, ben böyle çalışırım.

  Öldüğü zaman, onu gönderdiğim cehennem   ona yaptıklarımdan sonra ona cennet gibi gelecek.

  Seni seviyorum Goldie.

  Claire?

  Sakin ol Lucille.

  Sadece birkaç ufak yara.

  – Bira var mı?

  – Sana alkol vermeyeceğim.

  Ayrıca, buraya bunun için gelmedin, değil mi?

  Hayır.

  Devam et.

  Onlarsız daha kötüsün.

  Teşekkürler.

  Sen en iyisisin.

  Lucille benim tahliye memurum.

  O sert biri ama Tanrı neden olduğunu biliyor.

  O vücutla istediği her erkeği elde edebilir.

  Hapları psikiyatr bir arkadaşından alıyor.

  Bir keresinde beni analiz etmeye çalışmıştı ama çok korkmuştu.

  Seni uzun zamandır böyle görmemiştim.

  – Birkaç polisle kapıştım.

  – Hiçbirini öldürmedin, değil mi?

  Bildiğim kadarıyla hayır.

  Ama kavgada olduklarını kesinlikle biliyorlar.

  Bunu kurula nasıl açıklamamı bekliyorsun?

  Açıklaman gerekmiyor.

  Bu sefer olmaz.

  Bu klasik bir bar kavgası ya da   delinin tekinin benzinle kendini yakmaya çalışması değildi.

  Bu büyük bir şeydi.

  – Sakin ol Marv.

  Bir hap daha al.

  – Hey, bunlar sakinleştirmiyor.

  Bu kana kan, hem de galonlarca.

  Bu eski ve kötü günlerdeki gibiydi, ya hep ya hiç günleri gibiydi.

  Geri döndüler.

  Başka seçenek kalmadı.

  Savaş için hazırım.

  Hapishane senin için cehennemdi Marv.

  Bu seferki ömür boyu olabilir.

  Cehennem her lanet günde burada uyanıp neden burada olduğunu bilmemektir.

  Fakat artık dışarıdayım.

  Bu, bana çok iyi davranan birinin ölümü sayesinde oldu.

  Ama dışarıdayım.

  Ne yapmam gerektiğini çok iyi biliyorum.

  Korktun, değil mi Goldie?

  Biri seni öldürmek istiyordu ve sen de bunu biliyordun.

  Kendini kulüplere, kötü yerlere adadın.

  En büyük ve kötü belayı arıyordun ve beni buldun.

  Seni öldüren pisliği bulacağım ve   ona sert bir hoşça kal diyeceğim.

  Günah şehrinde arka sokaklarda yürüdüğünde  – Ellerini Nancy’den çek.

  –  herşeyle karşılaşabilirsin.

  Bu mont Bağdat’a benziyor.

  Senin yüzün de öyle.

  Buradan git!

  O burada yeni Marv.

  Bilmiyordu.

  Kadie tam benim tarzımdı.

  Nancy şovuna yeni başlıyordu ama kalabalık şimdiden kudurmuştu.

  Bir çok gece ben de bu serserilerle birlikte   Nancy’yi izlemiştim.

  Fakat bu gece aradığım şey bu değildi.

  Ne istersin Marv?

  Bir viski ve bira Shellie, devamı da gelsin.

  Elbette tatlım.

  Yavaş ol.

  Çoğu kişi Marv’ın deli olduğunu düşünürdü.

  Tek şanssızlığı yanlış yüzyılda doğmuş olmasıydı.

  Birilerinin suratına balta sallayıp   antik bir savaştan çıkıp evine dönebilirdi.

  Ya da Roma’da bir arenada kendi gibi diğer gladyatörlere karşı kılıç sallayabilirdi.

  O zamanlar Nancy gibi kızlardan bir sürü vardı.

  Gösteri bitti serseri.

  İçkini bitir.

  Üzerindeki ceketi çok beğendim.

  Adam öldürdüğün günler bitti, seni yaşlı, işi bitmiş serseri.

  İnsanlara vurmayı severim.

  Onlara ne yaparsan yap kendini kötü hissetmezsin.

  – Üzerindekini çıkar.

  – Ne?

  Böyle bir mont kan içinde kalmasın.

  Tamam, senin olsun.

  Aman Tanrım!

  Goldie’yi öldüren serseriler siz değildiniz.

  Bunu yapan adam, ne yaptığını biliyordu.

  Söyle bakalım.

  Seni kim gönderdi?

  Bana birinin adını verdiğini duyamıyorum.

  Sanırım seni karnından vururken biraz yukarı nişan almışım.

  Benden saklarsan, kötü olmak zorunda kalırım.

  Telly’ydi.

  Telly Stern bana mesajı iletti.

  Üç As Kulübü’nde masası var.

  Tekrar teşekkürler.

  Sonra olabilecek en kötü şey oldu.

  Bir saniyeliğine, Goldie’me ait olan melek kokusunu duydum.

  Sadece ilaçlarıma ihtiyacım var.

  Pislik.

  Bana yaptığın şeyin hesabını ödeyeceksin.

  Konuşacak mısın Louie?

  Bunun için ne kadar aldılar Louie?

  Bir cinayet için ne kadar?

  Connelly’ydi.

  Beni o ayarladı.

  O asla konuşmaz.

  Seni bilmem ama ben çok eğleniyorum.

  Connelly konuşur.

  Hepsi konuşur.

  Ne günah işledin evladım?

  Şey peder, bütün gece seni tutmak istemiyorum.

  Bu yüzden sadece son yaptığımı anlatacağım.

  Bunlar benim ellerim ve kan içindeler.

  Mecazi konuşuyorsun.

  Bir şey bulmak istediğimde, benden daha çok   bilen birilerini ararım ve gidip onlara sorarım.

  Bazen biraz sert sorarım.

  Mesela bugün yanlışlıkla 3 kişiyi öldürdüm.

  Önce işkence yaptım.

  Besin zincirindeki görevimi yapıyorum diyebilirsin.

  İlk ikisi küçük aracılardı.

  Fakat beni sana gönderen ispiyoncu Connelly’ydi.

  Tanrı aşkına, burası Tanrı’nın evi.

  Kim olduğunu söyle.

  – Roark.

  – Bana saçmalıklar yaparak   şansını zorluyorsun peder.

  O kadar büyük olamam.

  North Cross ve Lennox’da bir çiftlik var.

  Hepsi bu.

  Kendin bul.

  Bu arada  Kendine şunu sor: “O fahişe için ölmeye değer mi? “

Ölmeye de değer   öldürmeye de.

  Cehenneme gitmeye de.

  Amin.

  Bu anahtarlar pederin Mercedes kullandığını gösteriyordu ya da   bu günlerde Mercedes diye bilinen arabalardan birini.

  Modern arabaların hepsi elektrikli traş makinesine benziyor.

  Goldie.

  Bu Goldie olamaz.

  Bu benim hatam, kimsenin değil.

  Kafam karıştı.

  O kadar iyi zaman geçiriyordum ki ilaçlarımı almayı unuttum.

  O Goldie değildi.

  Goldie öldü.

  Bütün bu yaptıklarımın sebebi de zaten bu.

  Eğer sağlıklı değilsen, ilacını almayı unutmak iyi değildir.

  O soğuk his bir kez daha mideme girdi ve gitmiyor.

  Bu çiftlik kötü bir yer.

  Burada insanlar ölmüş.

  Yanlış yol.

  Kavga etmek istemiyorum.

  Seninle bir derdim yok.

  Yavaş ol evlat.

  Silahımı senin üzerinde kullanmayacağım dostum.

  Sahibini çok merak ediyorum çünkü   nefesinde kan var ve ne kanı olduğunu biliyorum.

  Ne gömülü olduğunu bulacağım.

  İşte başlıyoruz.

  Bu imkansız.

  Kimse bana bu kadar sessiz yaklaşamaz.

  Gözüm kararıyor.

  Hiç ses yok.

  Kimse bu kadar sessiz olamaz.

  İki gün önce otel odasına giren kişi dışında hiç kimse.

  Sendin seni pislik.

  Onu sen öldürdün.

  Goldie’yi sen öldürdün.

  O  Her şeyi mahvettim Goldie.

  Katilini buldum ama o benden iyiydi.

  Çok sessiz ve çok hızlı.

  Katil olmak için doğmuş.

  Neden işimi bitirmedi?

  Kafaları saklıyor.

  Kalanını yiyor.

  – Lucille?

  – O sadece bir kurt değil.

  Aynı zamanda artıklarını da yiyor.

  Kemikleri.

  Bu o.

  İnsanları yiyor.

  – Onları pirzola gibi pişiriyor.

  – Seni biraz ısıtalım.

  Tıpkı pirzola gibi.

  Şimdi ikimizi de yakaladı.

  Her şey yolunda.

  Yavaşça nefes al.

  Duvardaki kafalara bak.

  Duvardaki kafalar.

  Duvardaki kafalar.

  Serseri!

  Pis bir şekilde sırıtıyor.

  Bana, etlerimi, parmaklarımdan söküşünü izletti.

  – Bana izletti.

  – Aman Tanrım.

  Bana izletti.

  Tanrım, sigara içmeliyim.

  Kadınlar.

  Bazen tek yaptıkları söylemek.

  Bir süre sonra bilemiyorsun.

  Bu sefer başımızı büyük bir belaya soktun Marv.

  Bu işin arkasında kim varsa, polisle de bağlantısı var.

  Oluyor mu?

  Konuştuğum bir adam Roark’un şovu yönettiğini söyledi.

  Bunların arkasında kim varsa her şeyi bizden önce biliyordu.

  – Hangi fahişe?

  – Saplantı haline getirdiğin.

  Ölen.

  Goldie.

  Onun bir fahişe olduğunu bilmiyordum.

  Bir şey fark etmez.

  – Ama bilmiyordum.

  – Oldukça üst düzeydi.

  Sana oldukça iyi vakit geçirtmiş olmalı.

  Oldukça.

  Bir araba geliyor.

  Kevin.

  Tek bildiğim bir yüz ve bir isim.

  Sonra görüşürüz Kevin.

  Haydi gidelim.

  Evi sarmışlar.

  Bu taraftan geliyorlar.

  Pislikler.

  Onlara göstereceğim.

  Hiçbirimizi öldürtmeyeceksin Marv.

  Hayır, ateş etmeyin.

  Lütfen.

  Beni dinleyin.

  Ben onun tahliye memuruyum.

  Bilinçsiz ve silahsız.

  Onu öldürmeniz gerekmiyor.

  Yüzbaşım, hedeften hiç iz yok.

  İşte sana iz.

  Üzerindeki ceket güzelmiş.

  O öldürdüğüm polis ve bana söyledikleri aklıma geliyor.

  Lucille’e yaptıkları yüzünden çok sinirlenmiştim   o yüzden işkenceyi biraz uzun tuttum.

  Ancak ona kendi parçalarını gösterince bana bir isim verdi.

  Sadece bir isim.

  Patrick Henry Roark, din adamı.

  Başkan olamadı ama Tanrı’ya hizmet etmeyi seçti.

  Bu sayede ülkedeki en güçlü insan oluverdi.

  Başkanları ve hükümetleri devirdi.

  Kendi kardeşini bile hiç zorlanmadan senatör yaptı.

  Şimdi de ölü bir fahişe uğruna ölecek.

  Bu fikre alışmaya başlıyorum.

  Gittikçe kulağa daha hoş gelmeye başlıyor.

  Bir tekme gibi vuruyor.

  Ya yanılıyorsam?

  Sağlık durumum iyi değil.

  Bazen kafam karışıyor.

  Lucille’nin ölümüyle, ilaçlarımı alamaz hale geldim.

  Ya bunların hepsini ben uyduruyorsam?

  Ya hep dönüşeceğimi söyledikleri şeye dönüştüysem?

  Bir manyağa.

  Sapık bir katile.

  Emin olmadan bir insanı öldüremezsin.

  Emin olmalıyım.

  Eski kentte yürürken piyasanın açık olduğunu görüyorum.

  Saatlerce Goldie hakkında sorular sordum.

  Hiçbir cevap alamadım ama almak zorunda olduğumu biliyorum.

  Lucille, Goldie’nin bir fahişe olduğunu söylemişti.

  Eğer öyleyse tanıdıkları olmalı.

  Arkadaşları, hatta ailesi olmalı.

  Sen Goldie olamazsın.

  Goldie öldü.

  Goldie.

  Evet, elbette.

  Günlerdir hiçbir şey yemiyorum ve ilaçlarımı almıyorum.

  Hayal görüyor olabilirim.

  Pislik.

  O bir çılgın.

  Ona tekrar vur Wendy.

  Daha sert.

  Bir dakika.

  Neden sana Wendy dedi?

  Çünkü bu, benim adım.

  Goldie, kardeşimdi.

  İkiz kardeşim.

  Sanırım o iyi olandı.

  Goldie ve diğer altısı nerede?

  Onlara ne yaptın?

  Seni çılgın kahrolası.

  Şu surata bir bak.

  Hiçbiriniz bu suratın yanına sizi öldürebileceğim kadar yaklaşamazsınız.

  Goldie dışında hiçbiriniz.

  Sadece o yaptı çünkü onu koruyabileceğimi biliyordu.

  Bahse girerim ki polisler diğer kızlar için de hiçbir şey yapmadılar, değil mi?

  Beni tuzağa düşürür düşürmez silahlarıyla peşime düştüler.

  Ama beni yakalayamadılar ve o zamandan beri hedefe doğru öldürerek ilerliyorum.

  Devam et bebek.

  Ya beni vur ya da yolumdan çekil.

  Kahretsin.

  Tamam, anlaştığımıza sevindim.

  Ne oluyor?

  O halatları ben bağlamıştım.

  Bu benim uzmanlığımdır.

  Orada öylece oturdun.

  İstediğin zaman silahımı elimden alabilirdin.

  Tabii, elbette.

  Seninle mantıklı bir şekilde konuşabileceğimizi biliyordum.

  Ve sana bir tane yapıştırabilirdim ama   ben kızları incitmem.

  Kelepçeye ihtiyacım var.

  Ne tür istersin?

  Koleksiyonum var.

  Yanında olanlardan bir tane ver Gail.

  Goldie’yi öldüren Kevin adında bir çiftçi ama   nedenini bilmediğim bir şekilde arkasında Kardinal Roark var.

  Çılgınca geldiğini biliyorum.

  Hayır, öyle gelmiyor.

  Goldie rahiplerle çalışmıştı.

  İşte bu şekilde bulmacanın büyük bir parçası kucağıma düşüverdi.

  Bütün resmi bir araya getirebilecek kadar salağım ama   2 sigara yakıp birini bana verdi ve sigaranın üstünde rujunun tadını aldım.

  Ansızın, kalbim öyle gürültülü atmaya başladı ki başka bir şey duyamaz oldum.

  Ona uzanıp dokunmak ve Goldie’nin tatlılığını bir kez daha hissetmek istedim.

  Ama o Goldie değildi.

  Evet.

  Bu işe yarar.

  Bu plastik borudan bir düzine 10 cm.

 ‘lik parçalara ve   bir makara dikenli tele ihtiyacım olacak.

  Ayrıca tel örgüyü tutabilmek için de bir çift eldiven.

  Evin güvenliğini artırıyorsunuz, öyle mi?

  Kesinlikle.

  O benim kardeşimdi, onun için ben de bu işte seninleyim.

  Neden hiç tanımadığın biri için Roark’a kafa tutuyorsun?

  Bana çok iyi davranmıştı.

  Bana, hiç bilmediğim şeyler verdi.

  Daha önce bir kadını satın bile alamazdım.

  Nasıl göründüğümü görüyorsun.

  Onu aklımdan çıkardım ve kendi içime döndüm.

  Cinayet zamanı yaklaşıyordu ve sertleşmeliydim.

  Listeyi kontrol ettim.

  Plastik borular, benzin, testere   eldivenler, kelepçeler, dikenli tel, balta   tabanca ve yumruklarım.

  – Yeteri kadar yaklaştık.

  Kenara çek.

  – Evet Marv.

  Motor çalışır halde kalsın.

  Eğer 20 dakika içinde dönmezsem, buradan uzaklaş ve arkana bile bakma.

  Onu benim için öldür Marv.

  Onu gebert.

  Seni hayal kırıklığına uğratmayacağım Goldie.

  Aşağı, mutfağa indi.

  Atıştıracak bir şeyler hazırlıyordu ve ne olduğunu tahmin edebiliyordum.

  Haydi gel pislik.

  Lanet olsun, çok ustaca.

  Yapabileceğinin en iyisi bu mu ucube?

  Bu doğru.

  Kişiselleştir ve yaklaş.

  Seni yakaladım küçük serseri.

  Şimdi kaç da görelim.

  Kalbimi yavaşlatıp ateşi ciğerlerimden atmaya çalışıyorum.

  Kaslarımda sonradan oluşacak acıları hissedebiliyordum.

  Bırak ben yapayım Marv.

  O benim kardeşimdi.

  Ben öldüreyim.

  Buraya gelmemen gerekiyordu Wendy.

  Ama ben  Üzgünüm evlat ama daha bu pislikle işim bitmedi ve   kalanını izlemeni istemiyorum.

  Kabuslarına girebilir.

  Tanrım, sana söylemeliyim ki bu işte gerçekten iyiyim.

  Ettiğimiz kavga şimdiye kadarkilerin yanında bir şey değildi.

  Herşey gözlemlemek ve uygulamakla ilgili.

  Göründüğü kadar kolay değil.

  Eğer plastik boruları almasaydım etraf berbat olabilirdi.

  İtiraf etmeliyim ki kan kokusunu yayıp   arkadaşlarını buraya çekmekle iyi bir iş çıkardım.

  Ne istiyorsun?

  Bak kim gelmiş?

  İşte geliyor.

  Cici köpek.

  Çığlık atmadı, köpek karnını tıka basa doyurduğunda   Kevin’in bağırsakları heryere dağılmıştı Bir şekilde o pislik hala yaşıyordu ve bana bakıyordu.

  Sonra testereyi aldım ve işini bitirdim.

  Hiç çığlık atmadı.

  Nancy’yi arayıp üzerine bir şeyler giymesini ve   benimle evinde buluşmasını istedim.

  Her zamanki gibi “Evet” dedi.

  Hey, Nancy, biran var mı?

  Elbette Marv.

  Kız kim?

  Nancy’nin benim için yapamayacağı şey yoktu.

  Geçen sene çocuğun teki bunu sıkıştırdı ama   ben de onu iyice benzettim.

  Erkeklerin kadınları sıkıştırmasına tahammül edemiyorum.

  Onunla ne yapmamı istiyorsun?

  En iyisi onu Sacred Oaks’a götürmek.

  Ya sen?

  Şehirden ayrılıyor musun?

  Kesinlikle hayır.

  Burayı seviyorum.

  Park etmiş bir taksiyi çaldım ve dikkat çekmemek için   hız limitini aşmadım.

  Kafam çalışmaya başladı ve her şey anlamlı gelmeye başladı.

  Bunu sana borçluyum Goldie.

  Sana borçluyum ve borcumu ödeyeceğim.

  Roark’un peşinden gitmek ölmekse, kazan ya da kaybet.

  Eğer bu işi doğru düzgün yaparsam seve seve ölürüm.

  Burası bir mezar kadar sessiz.

  Hiçbir işaret yok.

  Tamam, nöbet tutmaya devam et.

  – Kevin?

  – Ondan geriye bu kaldı.

  Neyse.

  Kalanlarını köpek yedi.

  Aman Tanrım.

  Seni canavar.

  Seni şeytan.

  Sakın sesini çıkarma yoksa seni öldürürüm.

  Melek gibi bir sesi vardı ve şimdiye kadar sadece benimle konuşmuştu.

  Şimdiyse aptal bir fahişe yüzünden öldü.

  Ben etrafındayken Goldie hakkında bu şekilde konuşman pek iyi bir fikir değil.

  O, bana geldiğinde   işkenceye uğramış bir çocuktu.

  Suç duygusu ona işkence çektiriyordu.

  Onu tedavi etmeye çalıştım.

  Ama yeme isteği onun içini beyaz bir ışıkla kaplıyordu.

  Göz yaşları içinde, bana Tanrı’nın dokunuşunu hissettiğini söylemişti.

  Sen ne bilirsin ki?

  İnsan yemenin oldukça garip bir durum olduğunu biliyorum.

  Sadece vücutlarını yemezdi   ruhlarını da yerdi.

  Ben de ona katıldım.

  Hepsi fahişeydi.

  Kimse onları önemsemezdi.

  Kimse onları özlemezdi.

  Senin Goldie’n her şeyi mahvetti.

  Halka açık yerlerde kaldı.

  Sonra da seninle.

  Sen çok elverişliydin.

  O gece birinin çenesini kırabilirdin.

  Kim senin gibi birine inanırdı ki?

  Onu, Kevin öldürdü.

  Polise senin yakalanman için emir verdim ama beceremediler.

  Durmayacaktın.

  Şimdi o öldü ve sen de beni öldürmek için   buradasın.

  Bu seni tatmin edecek mi evlat?

  Yaşlı bir adamı öldürmek.

  Öldürmek değil.

  Tatmin etmez.

  Ama öldürmekten daha tatmin edici şeyler de var.

  Kevin  Evimize gidiyoruz.

  İstersen artık çığlık atabilirsin.

  Bu çok güzel Goldie.

  Tıpkı sana söz verdiğim gibi ama daha iyisi.

  Ölürken   ona yaptıklarımdan sonra cehennem ona cennet gibi gelecek.

  – Kımıldama!

  – Aman Tanrım!

  Pislikler.

  Öldüğüme emin oluncaya kadar beni kafamdan vurmalıydılar.

  Bu çok aptalca.

  Ne geldiğini herkes biliyor ama yine de gidiyorlar.

  Zaman kaybı.

  Ben nefes alırken ve tüplerden yemek yerken aylar akıp geçti.

  Bir gece birinin gelip işimi bitirmesini bekledim.

  Sonra, bunun o kadar kolay olmayacağını anladım.

  Polisler beni tekmeleyip yere düşürene kadar   10 dakika kendi ayaklarımın üzerindeydim.

  Hiç soru sormadılar.

  Sürekli önüme bir itirafname koyup, vuruyorlardı.

  Ben de her tarafa kan fışkırtmaya başlayıp   gülerek daha kaç tane yeni kopya getirebileceklerini soruyordum.

  Sonra savcı yardımcısı geldi.

  Kayıt cihazını kapattı ve dedi ki   onların itiraflarını imzalamazsam annemi öldüreceklermiş.

  Kolunu üç yerinden kırdım ve imzaladım.

  O andan itibaren, herkesin istediği şeyler oluverdi.

  Bütün suçları üzerime attılar, sadece öldürdüklerimi değil   Lucille’i ve hatta Roark ve Kevin’in öldürüp yediklerini bile üzerime attılar.

  Hatta Goldie’yi bile.

  Hakim cümlesini bitirip kararını verirken bile çok kızgındı.

  Gece yarısıydı ve birkaç saat sonra gelecek ölümü bekliyordum ki   18 ay sonra ilk sürprizimi yaşadım.

  Tek ziyaretçim.

  Bu koku dışında her şeye hazırlıklıydım.

  Bunları senin iyiliğin için yaptım, değil mi Goldie?

  Üzgünüm Wendy.

  Yine karıştırdım.

  Seni birden bire böyle görünce.

  Bana Goldie diyebilirsin.

  Meleklerin kokması gerektiği gibi kokuyor.

  Kusursuz bir kadın.

  Bir Tanrıça.

  Goldie.

  Adının Goldie olduğunu söylemişti.

  Son yemeğimde bana oldukça güzel bir et getirdiler.

  Bira bile verdiler.

  En son Nancy’nin evinde içmiştim.

  Sonra saçlarımı kestiler, beni plasik bir beze oturttular ve başladılar.

  Bana sorarsanız, zamanı gelmişti bile.

  “Ölüm vadisinde geçerken ” Yapacak mısınız?

  Bütün gece sizi bekleyemem.

  Adamı duydun.

  Yap.

  Yapabileceğinizin en iyisi bu mu?

  Öldü.

  Unut gitsin adamım.

  İstersen bütün gece kapıya vurabilirsin.

  Seni içeri almak gibi bir niyetim yok.

  Bunu bana yaptığına inanamıyorum Shellie.

  Paylaştığımız o kadar şeyden sonra sana bir şeyler ifade etmeliydi.

  Evet ifade etti.

  Dayak yemiş ve morlukları olan bir garsonla   kimsenin ilgilenmediğini ifade etti.

  Kızgın olduğunu biliyorum bebeğim.

  Sen bunu benden istemesen de seni affediyorum.

  Genel olarak pek düzgün olmayan bir adamla   beraber olmakla   her sarhoş olduğunda sana bahsetmediği karısını bırakıp   sana gelen bir serseri tarafından   tatlı dille kandırılmak arasında fark var.

  Özellikle de bu serseri her sarhoş olduğunda   erkekliğini kanıtlamak için kadın dövüyorsa.

  Bu bana biraz dokundu Shellie.

  Elde edilmesi zor kadını oynaman ayrı bir şey ama tepemi attırma.

  Ben, elde edilmesi imkansız bir kadınım.

  Kendine bir iyilik yap Jackie ve gidip bir psikiyatrdan yardım al.

  Kaybol ve git yardım al.

  Sadece kapıyı aç.

  Git ve kapıyı aç Shellie.

  Bununla ben ilgilenirim.

  Sadece kapıyı aç ve benim hakkımda ne kadar yanıldığını gör.

  Dediğini yap Shellie.

  Onun için hazırım.

  Hayır!

  Burada benimle olduğunu bilseydi, olacakları tahmin bile edemezdin.

  Bu soytarı koca bir sarhoş.

  Dışarıda da 4 arkadaşı daha var.

  Onlar da onun kadar sarhoşlar.

  Hey, orada, birinin sesini duyduğuma yemin edebilirim.

  Biri mi?

  Jackie, burada geleneksel bir Afrika festivali var.

  – Ben ırkçı değilim.

  – City Blues’un ilk beşi ve yedek   kulübesinin yarısı benimle birlikte.

  Onlarla baş etmek ister misin?

  Beni kızdırıyorsun bebeğim.

  En iyi arkadaşlarımdan bazıları  Gerçekten beni zorluyorsun.

  En başından beri   kapıyı istediğim zaman kırabileceğimi   belirtme nezaketini gösteriyorum.

  Tamam bebeğim, neler yapabileceğimi biliyorsun.

  – Neler yapabileceğimi biliyorsun.

  Bir, iki  – Tamam o zaman.

  Tamam.

  Pekala.

  Millet, kendinizi evinizde hissedin.

  Sürünü de yanında mı getirdin?

  Bunların hiçbiri akıllanmadılar mı ki hala seninle birlikteler?

  Bunu seveceksin bebeğim.

  Bardaki arkadaşlarını çağıracaksın.

  Hep birlikte bir şehir turu atacağız ve   harika olacak.

  Ben kimseyi çağırmıyorum.

  Bu bir erkek gömleği ve benimkilerden biri olmadığına eminim.

  Birinin aşkı üzerine sinmiş.

  Başka bir adamla birliktesin ve o adam bu gece buradaymış.

  – O kim?

  – Süpermen.

  Senin geldiğini duyunca pencereden uçtu.

  Çünkü onu çok korkuttun.

  Benim hislerim olmadığını düşünüyorsun.

  Beni pataklayacaksan   git ve o aşağılık herifle birlikte ol.

  İşte yine bana yalan söylüyorsun.

  Hem de arkadaşlarımın karşısında.

  Hayatımda hiçbir kadına vurmadım.

  Ona haddini bildir adamım.

  Seni pislik herif.

  Seni aşağılık korkak.

  Bebeğim, biz buraya iyi vakit geçirmeye geldik.

  Evet.

  Tuvalete gitmeliyim.

  Umarım bir dahakine erken gelirsin Jackie.

  O zaman erkek arkadaşımla tanışabilirsin.

  Gerçek bir erkek neye benzer görürsün.

  İşte yine tepemi attırdın.

  Fakat seni affediyorum.

  Ben kibar bir erkeğim.

  O kibar biri.

  Ama çok sinirlidir.

  Onunla bu şekilde konuşmamalıydın.

  Benim sinirimden korkmana gerek yok.

  Çeneni kapat ve ellerini kendine sakla yoksa o küçük ellerini koparırım.

  Sustum.

  Hey, bebeğim, kimseyi aradığını duyamıyorum.

  Bana cevap ver.

  Bunlara ihtiyacım yok.

  Merhaba.

  Ben Shellie’nın yeni erkek arkadaşıyım ve aklımı kaçırdım.

  Bir daha Shellie’yle konuşursan ya da adını bile aklından geçirirsen   seni öyle parçalara ayırırım ki hiç bir kadının işine yaramazsın.

  Çok büyük bir hata yapıyorsun adamım.

  Çok büyük bir hata.

  Öyle mi?

  Sen zaten büyük bir hata yaptın.

  Sifonu çekmedin.

  Millet, buradan gidiyoruz.

  Soru sormayın.

  Soru sormayın.

  Şimdi.

  Dwight, ona ne yaptın?

  Ona kendi ilacından tattırdım.

  Seni tekrar rahatsız edeceğini sanmıyorum.

  – Çenen nasıl?

  – Daha kötü tokatlar da yemiştim.

  Dwight, çok eskiden görüştüğüm biriydi.

  Seninle tanışmadan önceydi.

  Ona acıdığım içindi.

  Sadece bir kereydi.

  Bazı saçma şeyler yaptım.

  Ben de o aptalca şeylerden biri olduğum için   sana kızamam Shellie.

  Fakat bu adam tam bir tehlike.

  Eğer onu durdurmazsam birilerini öldürebilir.

  Seni sonra ararım.

  Hayır, gitme.

  Shellie polis helikopterinin sesi yüzünden   tam olarak duyamadığım bir şey söyledi.

  “Dur” dedi gibi geldi ama tam emin olamadım.

  Öylece eve gidip her şeyi unutamam, bunu yapamam ve   Jackie ve arkadaşlarının bütün gece eğlenmelerine izin veremem.

  Kadın kanı arayan bir grup yırtıcı gibiydiler.

  Kahretsin Dwight.

  Kahretsin.

  Seni aptal.

  Seni lanet aptal.

  Caddillac’ımla, uzaklaşan Jackie’yi yakalamak için   parktaki kestirme yoldan gittim.

  Hız yapıyorum.

  Bu, dikkat çekmenin güzel bir yolu.

  Eğer benim gibi gaz odasına sadece   bir parmak izi testi kadar yakın olan yeni bir katilsen   istediğin son şey dikkat çekmektir.

  Üzerimde bu polisi satın alabilecek kadar nakit para yok ama olsaydı bile   her zaman dürüst birine rastlama şansı vardır.

  Konuşup halledeyim mi yoksa, bunu da öldürüp her şeyi riske mi atmalıyım?

  Jackie beni büyük bir beladan kurtardı.

  Dikkat et Jack.

  – Polisler.

  – Hemen arkamızdalar.

  Uzun sürmez.

  Gittiğimiz yerde olmayacaklar.

  Karnım ağrımaya başladı.

  Jackie bizi eski kente doğru götürüyordu.

  Polisler sirenlerini kapattılar.

  Onlar eski kentte kanun olmadığını biliyorlardı.

  Burada kanun kadınlardır, güzel ve acımasızlar.

  Nakit paranız varsa ve oyunu kuralına göre oynarsanız   bütün hayallerinizi gerçekleştirirler.

  Eğer sınırları aşarsanız ölürsünüz.

  Hey bebek.

  Hey bebek.

  Şeker şey.

  İçeri gelsene.

  Tatlım.

  Bütün gün çalıştım ve çok uzun bir gündü.

  Ayrıca grup işi yapmam.

  Arabaya bin bebek.

  Sadece konuşacağız.

  Harika olacak.

  Konuşma işi de yapmam.

  Bebek, berbat bir gün geçirdim.

  Ne zaman yüzümü çevirsem dayak yiyorum.

  Fakat param olduğu gün bile   bir fahişe tarafından reddediliyorum.

  Şey  Her erkeğin bir dayanma sınırı vardır.

  Git ve Dillon Sokağı’ndaki Alamo’yu dene.

  Alamo, Amigo değil.

  Amigo eşcinsel barıdır.

  Beni sebepsiz yere aşağılayarak iyi vakit geçiriyor musun?

  Bu kadar yeter Dwight.

  Ardında polisi getirdiğinden beri   bu ağaçkakanı izliyoruz.

  Her şey kontrol altında.

  Gösterinin tadını çıkar.

  Onunla tartışmanın hiçbir anlamı yok.

  Bayanların kendi savunmaları vardır.

  Bardaki kız nasıldı?

  Hani şu hiç susmayan.

  Şimdi olmaz Gail.

  Biraz gerginiz galiba, değil mi?

  Senin sorunun bu Dwight.

  Çok fazla endişeleniyorsun.

  Bir de şu kadın seçmedeki kötü zevkin.

  En azından son zamanlarda.

  Lanet olsun Gail.

  Şimdi olmaz.

  Şu yolun aşağısındakiler onun erkek arkadaşları mı?

  Birisi öyle olduğunu düşünüyor.

  O kontrolden çıktı.

  Hiç bir kızı incitmeyeceğine emin olmak için onları buraya kadar takip ettim.

  Biz yardıma muhtaç küçük kızlarız.

  20 metre ilerimizde her türden ölüm meydana gelmekteyken bile   gözümü ondan alamıyordum.

  Kızlar olabildiğince güvendeler Lancelot.

  Şu Chrysler’dekiler bir hata daha yaparlarsa   Miho’nun neler yapabildiğini görecekler.

  Biraz antrenman yapmak için can atıyordu.

  Bakışımı çatının kenarında durmuş ona yönlendirdi.

  – Ölümcül küçük Miho.

  – Buradan gidiyorsunuz kovboy.

  Arkanı dön.

  Kendini ve arkadaşlarını kurtar.

  Sen küçük bir yaramazsın.

  Beni tehdit edemezsin.

  Tuzak kuruldu, kitlendi ve çalışmaya hazır.

  Yani?

  Onlar pislikler.

  Olacakları hakediyorlar.

  Neden bir şeylerin kötü gideceğini hissediyorum?

  Bildiğim kadarıyla kimseyi öldürmediler.

  Shellie’nın evinde oldukça kötüydüler ama kimseyi öldürmediler.

  Öldürmeyecekler de.

  Neden böyle hissediyorum?

  Shellie’nin söylediği bir şey.

  Anlayamıyorum.

  Tamam.

  Sanırım biraz fazla sert davrandım.

  – Tepem atmak üzere.

  – Tepen attı.

  İhityacım olan bir kadın değil.

  İyi bir uyku.

  Bu halde bir kadını elde edemezsin.

  İhtiyacı olanın sende olmadığını söylüyor Jack.

  Görmek ister misin?

  Bendekini görmek ister misin?

  Her şeklini ve her boyutunu gördüm.

  Bunu gördün mü?

  Arabaya bin.

  Şekerim, bu, hayatın boyunca yaptığın en büyük hataydı.

  Aman Tanrım, hayır.

  Bu çılgınlık.

  Durup dururken sebepsiz yere  Devam et.

  Devam et.

  Devam et.

  – Onu haklayacak.

  – O kaybetti.

  O öldü.

  Bunu anlamak için fazla aptal.

  İşte seni istediğim yerde yakaladım.

  Bu hayatını kaydıran bir yara olacak fahişe.

  – Bunun hesabını vereceksin.

  – Adımına dikkat et Jackie.

  Bu hiç komik değil.

  Gülme.

  Tahmin edemeyeceğiniz arkadaşlarım vardır.

  Hepiniz yanacaksınız.

  Sakin ol.

  Seninle sadece oynuyor.

  – Daha da kötüleştiriyorsun.

  – Çeneni kapat.

  Tetiği çekme.

  Namluyu tıkadı.

  Patlayacak.

  Sana çeneni kapat dedim.

  Göremiyorum.

  Ne oldu?

  Göremiyorum.

  Hiçbir şey duyamıyorum.

  Tanrı aşkına Miho, işini bitir.

  Evet.

  Çabuk ol, olmaz mı?

  Kafasını hızlıca koparamaz.

  Onu kapaklı bir çöp kutusu haline getiriyor.

  Sonra hemen işe başladılar, cesetleri sokağa serip   ceplerini karıştırdılar ve buldukları bütün arpayı aldılar.

  Ben de Jackie’nin pantolonunu karıştırıyordum.

  Cüzdanı para doluydu.

  Mastercard, Discover, Platinum American Express ve   20’liklerden oluşan 300 dolar.

  Onları cebime atarken yaptığımdan gurur duymuyordum.

  Sonra bir atom bombası buldum.

  Jackie   seni pislik.

  Helikopter çok ses çıkardığından   ne dediğini anlayamamıştım.

  Shellie’nin “dur” dediğini sanmıştım.

  “Polis” demiş.

  Dedektif Teğmen Jack Rafferty.

  Belgesinde Demir Jack yazıyor.

  Lanet bir kahraman polis.

  Yıllardır aralarında bir anlaşma vardı.

  Polisler kardan bir miktar alıyordu ve parti verdiklerinde de ücretsiz eğleniyorlardı.

  Buna karşılık kızlar da kendi kurallarını koyuyorlardı.

  Kendi bölgelerini korumak zorundalar.

  Bir polis mahalleye gelip   kızların satmadığı bir şey almak istediğinde, onu geri gönderiyorlardı  Fakat canlı olarak.

  Kurallar böyleydi.

  Gerçek buydu.

  Polisler dışarıda kalıyordu.

  Bu kızları satıcılardan ve çetelerden koruyordu.

  Eski kent artık tamamen açık olacak.

  Savaş çıkacak.

  Sokaklar kana bulanacak.

  Kadın kanına.

  Polisler.

  Çeteler.

  Herşey olması gerektiği haline geri dönecek.

  Cehenneme dönecek.

  Silahlarımız var.

  Polislerle ve çetelerle ve   buraya gelmeye çalışan herkesle savaşacağız.

  – Savaşa gidiyoruz.

  – Aptallaşmayın.

  Hiç şansınız olmaz.

  Bana bir araba verin.

  Üstü kapalı ve motoru sağlam olsun.

  Cesetleri saklayacağım.

  Onları buraya kadar takip eden polis arabasını unuttun mu?

  Polisler Rafferty’nin buraya geldiğini biliyorlar.

  Nehri kontrol edeceklerdir, lağımı kontrol edeceklerdir.

  Onu bulacaklar ve bizi öldürmeye gelecekler.

  Onları maden ocaklarına gömeceğim.

  Polisler maden ocaklarını kontrol etmezler.

  Şu silahı suratımdan çek yoksa tokadı yersin.

  Bize emir verebileceğini nasıl düşünürsün?

  – Bizden istediğin şeyi aldın.

  – Çeneni kapat Gail.

  Benden de istediğini aldın.

  O barmaidle olmak için gittin.

  Gittin ve bu uğursuz pisliği başımıza yıktın.

  Miho arkama geçti.

  Gail’dan tek bir kelime gelirse beni ikiye bölecekti.

  Yolları gözlüyor olacaklar.

  Seni yakalayacaklar.

  Her şey eski kötü günlere dönecek.

  Kadın satıcıları, dayaklar, uyuşturucu, tecavüz.

  Yolları gözlemeyecekler.

  Henüz değil.

  Bana üstü kapalı bir araba verin.

  Eğer başaramazsam yine savaşınızı açarsınız.

  Şimdi, silahları suratımdan çekin.

  Pislik.

  Ne kadar hızlı olduğunu unutmuşum.

  Benim savaşçı kadınım.

  Neredeyse kafamı uçuracaktı.

  Dudağımı dudağına öyle yapıştırdım ki canım yandı.

  Onun benim olduğu geceyle şu an arasındaki   sıkıcı gri günleri uzaklaştıran bir patlamaydı.

  Sağlam motoru olan üstü kapalı bir araç.

  Büyük bir bagajı olduğundan da emin olun.

  Seni her zaman seveceğim bebeğim.

  Her zaman ve asla.

  Bu hurdayı da nereden buldun?

  Bagaja bak.

  Asla hepsini oraya sığdıramayız.

  Gail?

  Yapmamı istediğin başka bir şey yoksa   evime gidebilir miyim?

  Bütün bu kan midemi bulandırdı.

  Elbette Becky, evine git.

  Fakat kimseyle konuşma, annenle bile.

  Bu bagaja asla sığmazlar.

  Bu şekilde olmaz.

  Sığmazlar Miho.

  Eve gider gitmez saçlarını kurut.

  Yoksa hasta olursun.

  Hey Becky.

  Gail kimseyi arama dedi.

  Sadece annemin sesini duyacağım.

  Ona hiçbir şey söylemeyeceğim.

  Lütfen Gail’a bir şey söylemeyin.

  Anne?

  Aptal kadınlar.

  Bana bu arabayı verirken ne düşünüyorlardı acaba?

  O kadar sıkı bağlamamıza rağmen   bagajın kapağını bile zor kapattık.

  Yapabileceğimiz bir şey yoktu ama Jackie yanımda oturuyordu ve   dışarıdan bakan herhangi biri onu görebilirdi.

  Durma.

  Bir sigara al.

  İyi gelecektir.

  Sana sigara içirtiyor.

  Çeneni kapat Jackie.

  Sen ölüsün.

  Bunları sadece uyduruyorum, onun için çeneni kapat.

  Bu da senin şu anki ruh halinle ilgili bir ipucu veriyor, değil mi?

  Bir şeyler duymanı sağlıyor.

  Sinirlerini geriyor.

  Sana sigara içiriyor.

  Bunun doğru olduğunu biliyorsun.

  Aslında kimse bırakamaz.

  Tiryakiler sinirleri bozulduğunda sigara içerler.

  Senin de sinirlerin bozuk.

  Ben iyiyim.

  Sen çeneni kapat.

  Şuna bakacak mısın?

  Bu fahişeler sana ne yaptırıyorlar?

  Benzinin bittiğinde ne yapacaksın?

  Kızlar seni aldattı.

  Maden ocaklarına varamayacaksın.

  Sen çeneni kapat.

  Başaracağım.

  Gözünü yoldan ayırdığın sürece olmaz güzelim.

  Dikkat et.

  Bu harika.

  Tıpkı bir film gibi.

  Sus.

  Mahvoldun.

  Her şey bitti.

  Bittin.

  Bu sefer ona kapa çeneni diyemedim.

  Tabii ki o bir pislik.

  O bir ölü.

  Onun konuştuğunu zihnimde canlandırıyorum.

  Ama bunların hiçbiri o serserinin kesinlikle haklı olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

  Bu polisten kurtulma şansım hiç yok.

  Bu sefer değil.

  Kenara çek.

  Asıl soru onu öldürecek miyim, öldürmeyecek miyim?

  Zor bir seçim.

  Tek bildiğim, onun dürüst bir polis ve sıradan biri olduğu.

  Çalışan, karısı ve çocukları olan biri.

  Ellerim silahlarımdan birine kayıyor ve   kucağıma koyup horozu kaldırıyorum.

  – Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.

  – Dursan iyi olur.

  Beni delirtiyorsun.

  Ne dersen de.

  Arkadaşın partide biraz fazla mı kaçırdı?

  Ben araba kullanmak için ayık kaldım.

  Arka lambalarından biri yanmıyor.

  Sadece uyaracağım ve gitmene izin vereceğim.

  Sırada ne var?

  Maden ocaklarına çeyrek mil kala benzin bitti.

  Geri kalan yolu T Bird’ü iterek gittik.

  İş biraz sonra bitecek.

  Jackie lanet maden ocaklarının dibini boylayacak.

  Sacred Oaks’dan çıkan treni yakalacağım, eve gideceğim ve  Başka soru yok Dallas.

  Dediğimi yap.

  Sokakları temizle.

  Tıkılıp kaldık.

  Eski kentte eğlence yok.

  Bu gece değil.

  Mücadele etme.

  Sadece kendine zarar veriyorsun.

  Mücadeleyi kaybettiniz.

  Herşeyi biliyoruz.

  Yakında Dedektif Rafferty’nin cesedi elimizde olacak ve   polisle aranızdaki ateşkes iptal olacak.

  Yakalanacaklar.

  Ölecekler.

  Patronum bu mahalleden geri kalanları yönetecek.

  Hepiniz köle olacaksınız.

  Hiçbir şey bunu engelleyemez.

  Fakat bir çok hayat kurtarmak senin elinde.

  Bunu, eski kentin teslim edilmesine dair yapılacak anlaşmanın   şartlarını belirleyerek yapabiliriz.

  Pislik.

  Seni tanıyorum.

  Senin gibilerle daha önce Günah Şehri’nde de uğraştım.

  Artık yeni bir efendim var ve   yakında siz de ona itaat edeceksiniz.

  Şimdi, üzerini giyin ve Dwight McCarthy için gözyaşları dökmeye başla çünkü   şu andan itibaren o bir ölü.

  Onu tanımıyorsun.

  Benim erkeğim bir yolunu bulur.

  Her zaman bir yolunu bulur.

  Amerikalıların her zaman bizi nasıl yendiklerini   duymaktan bıktım.

  Burası güzel, büyük bir ülke.

  Modern dünyanın ışığıyla aydınlanıyor.

  Vergileri düşük, fırsatlar ülkesi.

  Başka nerede böyle tek bir kurşunla bir servet elde edebilirsin?

  Hiçbir kazançları olmadan   havalanlarını ve kiliseleri havaya uçuruyorlar.

  Bir şey mi buldun Murphy?

  Sadece şu zavallı polisin rozeti.

  Parçalanmış.

  Bu da ne?

  Lanet olsun.

  Kurşun burada.

  Seni pislik.

  Aşağılık.

  Bu dördü polis değildi.

  Paralı askerlerdi.

  Eğer tahmin ettiğim kişi tarafından kiralandılarsa   kötü dönemler henüz başlamamıştı bile Her şey iyi gidecekmiş gibi duruyor.

  Unutma, adamın her parçasını teslim etmek zorunda değiliz, Brian.

  İyi bir noktaya değindin Ronnie.

  Bıçağını bana ver.

  Beklerken bir parça alabilir miyim?

  Kemiğe dayandım, tamam mı?

  İşte bitti sayılır.

  Hayatında hiç bu kadar güzel bir şey gördün mü?

  Siz üçünüz için geri döneceğiz ve eğer bir şey olursa   hayal gücünüzü kullanın, tamam mı?

  Sessizlik.

  Nefes alacak hava yok.

  Sadece boğazımdan aşağı akan zift tadı var.

  Bırak içeri girsin.

  Bırak ciğerlerini doldursun.

  Sana güvenmişlerdi ama sen her şeyi mahvettin.

  Bileğimde ince ve güçlü parmaklar hissettim.

  Miho, sen bir meleksin.

  Bir azizesin.

  Rahibe Teresa’sın.

  Sen Elvis’sin.

  Sen Tanrı’sın.

  Ama tabii 10 dakika önce gelseydin Jackie’nin kafası bizde olurdu.

  Dwight, Gail’ı kaçırdılar.

  Eski kentte bir casus var.

  Sizi çetelere karşı satan biri.

  Kim olduğunu bulmalı ve Gail’ı kurtarmalıyız.

  Fakat önce, yerine ulaşmadan Jackie’nin kafasını   tekrar ele geçirmeliyiz ki işler daha da çok karışmasın.

  Miho, umarım birini konuşabileceğim kadar canlı bırakmışsındır.

  Ona dalga geçmediğimi gösterdim.

  Konuşacağız.

  Akıllı ol.

  Sakin ol.

  Bazen işe yarar olduğunu kanıtlaman gerekir.

  Bazen bu ölmek demektir.

  Bazen de bir sürü insanı öldürmek demektir.

  Oradalar.

  Ne yapacağız?

  Onları durduracağız Dallas.

  Jackie’in kafası çok yakınımdan geçmişti.

  Neredeyse uzanıp alabilecek durumdayım.

  Kafayı al.

  Kafayı al.

  Aldım.

  Aldım.

  Al bakalım aptal fahişe.

  Miho’nun ölüp ölmediğini bilmiyordum ama   ben canlıydım ve her parçam onları öldürmek için yanıp tutuşuyordu.

  Kafayı mı istiyorsun tatlım?

  Aşağı gel ve al.

  Cesur çocuk.

  Biraz önce kulağından içeri bir kurşun sokabilirdim.

  Ama silahım ıslandı ve çalışmıyor.

  Bana acımalısın.

  Bir bebek kadar yardıma muhtacım.

  Sana doğruyu söyleyeceğim tatlım.

  Silahımın ıslak olduğu yalandı.

  Gördüğün gibi ben ateş etmeyi pek sevmem.

  Bir şeyleri havaya uçurmak benim uzmanlığımdır.

  Bir keresinde bir barın çatısını havaya uçurmuştum ve   bütün parçalar insanların üzerine uçuşmuştu.

  Küçük bir çatışma asla bunun yerini tutamaz.

  İşte bütün patlayıcılarım ve uzaktan kumandam burada.

  Ama sana karşı bir bıçak kullanacağım.

  Sen benim arkadaşlarımı öldürdün.

  Bir İrlandalıya intikam için asla iyi bir neden vermemen gerektiğini bilmeliydin.

  Ölümcül küçük Miho.

  O istemediği sürece bir şey hissetmeyeceksin.

  Kılıcı döndürüyor.

  O hissediyor.

  Miho’ya neyi nasıl yapacağımızı söyledim.

  Dallas’ın araba telefonuyla hayatımın en önemli telefon konuşmasını yaptım.

  Önce Gail’ı kurtarmalıyız sonra onları öldürebiliriz.

  Büyük bir katliam.

  Burada durup bunu izlememiz mi gerekiyor?

  Benimle dalga mı geçiyorsun dostum?

  Bunu, hiç sıkılmadan ve yorulmadan bütün gece izleyebilirim.

  Bu adam bir sanatçı.

  Ancak bir sanatçı bu kadar güzel bir varlığa dokunabilir.

  Tenin mükemmel.

  Sinirlerin, tepkili.

  Çok güzel.

  Onlara istediklerini ver Gail.

  – Becky?

  – Her şey bitti Gail.

  Onlarla savaşmayacağız.

  Dwight öldü.

  Öldürdüğümüz polislerden geriye kalanlar ellerinde.

  Çeteler polislere haber veriyor, polisler de işimizi bitirecek.

  Anlaşma yapmalıyız.

  Seni küçük pislik.

  Bizi sattın.

  Başka şansım yoktu.

  Annemi öldüreceklerdi.

  Bu insanlarla anlaşmalısın.

  İnat etmen çok bencilce.

  Bir sürü kızı sebepsiz yere öldürteceksin.

  Annen yüzünden değil.

  Onu koruduğumuzu biliyordun.

  Para için bizi sattın seni küçük aptal.

  Elbette para içindi.

  Annemi eski kente getiremezdim.

  Böylece kızının bir fahişe olduğunu öğrenirdi.

  Çok acıklı, değil mi?

  Bana senin asla veremeyeceğin bir şey teklif ettiler, bu işi bırakma fırsatını.

  Kendi boynumu kurtarmalıydım.

  Kendi boynunu.

  Senin değerli boynun.

  Sen delisin.

  Boynumu parçalayabilirdin seni çılgın fahişe.

  Schutz, bıçaklarımı getir.

  – Stuka, şunu öldür.

  – Hayır, söz verrniştiniz.

  Aptal fahişe.

  Daha da kötüsünü hak ediyorsun.

  Bugün yataktan kalkmamın bir amacı olduğunu biliyordum.

  Hiç kimse.

  Kimseyi göremiyorum.

  Şuna baksana?

  Tam içimden geçti.

  Çocuklar bakın.

  Ucunda bir şey var.

  Bir çeşit not.

  Bana ver.

  Tam içimden geçti.

  Çocuklar bakın.

  KADINA KARŞILIK POLİSİN KAFASI.

  DIŞARI ÇIK.

  DOSTUN DWIGHT Bu acı vermeye başlıyor.

  Dışarı çıkıyoruz.

  Kadınları da getirin.

  Sence birilerinin doktor çağırması gerekmez mi?

  McCarthy, seni aptal.

  Çocuklar.

  Düzinelercesi silahlanmıştı.

  Ben savunmasız ve silahsızdım.

  Ama sokaklar karanlık ve dardı.

  Benim etrafımı saramazlardı.

  Bazen nerede savaşacağını iyi seçerek, savaşı lehine çevirebilirsin.

  Eski kenti alabilirsiniz, umurumda değil.

  Sadece kadını bana verin.

  Sesini kes.

  Dwight, yapma.

  – Hey, bir dakika.

  Bir sorun var.

  – Sus yoksa ölürsün.

  Elbette Bay McCarthy.

  Adil bir anlaşma.

  Kız senin.

  Şimdi neden ikinizi de parçalara ayırmamamız gerektiğini söyle.

  Dwight, sen ne yaptın?

  Yapmam gerekeni.

  Attığım her adımda.

  Hayır.

  Yanlışlık var.

  Ağzında bant yoktu.

  Neden şimdi ağzında bant var?

  Savaşmanın çok şey ifade ettiği bir yerde  Akıllıca McCarthy, ama başladığın işi ben bitireceğim.

   arkadaşlarının silahlarla ortaya çıkması kadar güzel bir şey yoktur.

  Hayır.

  McCarthy, seni pislik.

  Kızlar yapacaklarını biliyorlardı.

  Kaçış yok, kurtuluş yok, merhamet yok.

  Bu pis farelerin hepsini öldürmeliyiz.

  Her birini.

  İntikam için değil, hak ettikleri için de değil.

  Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için de değil.

  Wallenquist’in baktığında   eski kentin kızlarına bulaşmanın nelere mal olacağını görmesi için   bir sürü kanlı cesede ihtiyacımız var.

  Yanımdaki kadın saflık, nefret ve kana susamışlık duygularıyla   çığlıklar ve kahkahalar atıyordu.

  Tıpkı benim gibi.

  Ateş bebeğim.

  İkimizi de yakacak.

  Dünyada bizim gibi bir ateş yok.

  Benim savaşçı kadınım.

  Her zaman benim olacaksın.

  Her zaman ve   asla.

  İyi akşamlar memur bey.

  Kendimi tanıtmama gerek yok, değil mi?

  Gazete okumuş olmalısın.

  Bu seçim yılında, bir sürü fotoğrafımı görmüş olmalısın.

  Kim olduğumu ve neler yapabileceğimi biliyorsun.

  Senin işini bitireceğim Hartigan.

  Soğuk ve sert bir şekilde halledeceğim.

  Oğlumun kulağını parçaladın.

  Kolunu kopardın.

  Ayrıca cinsel organlarını da parçaladın.

  O şimdi komada.

  Bundan asla kurtulamayacağını söylüyorlar.

  Oğlum   Amerika başkanı olan ilk Roark olabilirdi ama   sen onu aklını oynatmış cinsel organsız bir yaratığa dönüştürdün.

  O tetiği çekmek kendini daha mı güçlü hissettirdi?

  Güç kuvvetten ya da silahtan gelmez.

  Güç yalan söylemekten gelir.

  Büyük yalanlar söylemekten ve bütün dünyayı inandırmaktan gelir.

  İnsanların kalpten inandıkları şeylerin bile gerçek olmadığını onlara   kanıtlayabilirsen onları ele geçirmişsin demektir.

  Bu hastanede 500 kişi mi var?

  Seni burada kurşuna dizebilirim ve tutuklanmadan çıkabilirim.

  Herkes benim için yalan söyleyebilir.

  Öbür türlü, Günah Şehri’nde yaşadıkları bütün yalanlar   bir deste kart gibi dağılır.

  Fakat ben senin iyileşmeni ve sağlığına kavuşmanı istiyorum.

  Daha fazla ameliyat olman için yardımda bile bulunuyorum.

  Kalbin iyileşsin diye.

  Uzun bir süre yaşamanı istiyorum ve bundan emin olmak istiyorum.

  O küçük kıza tecavüz etmekten ve oğlumu vurmaktan yargılanacaksın.

  Hayatının geri kalanını da hapishanede geçireceksin.

  Utanç içinde ve mahvolmuş bir şekilde.

  Tek başına.

  Karın mı?

  Ona gerçeği söylersen ölür.

  Gerçeği söylediğin herkes ölecek.

  Tanıklık etmeme izin vermeyecekler.

  Polislere hayatımı kurtardığını söyledim ve bana çılgınmışım gibi baktılar.

  Aileme anlattım ama bana inanmadılar.

  Yapmadığın şeyleri yapmışsın gibi anlatıyorlar.

  Beni Roark’dan kurtardığını söyledim ama   hala bakire testi yapma gereği bile duymadılar.

  Hala bakireyim ve hayattayım, senin sayende.

  Her şeyi yanlış anladılar.

  Bazen gerçek önemli değildir.

  Ama sen her zaman olayları doğru hatırlayacaksın.

  Bu benim için çok önemli.

  Fakat bu işten uzak dur Nancy.

  Eğer uzak durmazsan seni öldürürler.

  Bana ziyarete gelme.

  Bana yazma.

  Adımı bile anma.

  Belki ziyarete gelmeme izin vermezsin ama sana yazacağım Hartigan.

  “Cordelia” adıyla yazacağım.

  Bu, okuduğum bir kitaptaki başarılı bir dedektifin adı.

  Sana her hafta yazacağım, sonsuza kadar.

  Elbette evlat.

  Şimdi evine git.

  Burası senin için güvenli değil Hoşça kal Nancy.

  Seni seviyorum.

  John Hartigan.

  “Bay Kanun ve Düzen”.

  “Bay Her Şeyi Kitabına Göre Yapan”.

  “Bay Ulaşılmaz ve Yüce”.

  Bu kadar yıl boyunca bozulmadan kaldığın için   seni tebrik etmeliyim.

  Ama şimdi arkadaşlarım tarafından bozulacaksın.

  Hem de çok feci bozulacaksın.

  Belki de ona bir bakmalıyım.

  Pek iyi görünmüyor.

  O çok sağlıklı ve iyi durumda Tammy.

  Görüyor musun?

  O bir sağlık abidesi.

  O, Tammy.

  İyi değil mi?

  Onu eski kentten kurtardım.

  Sana, hapisanede hiç elde edemeyeceğin bir şey göstermek istedim.

  Beni duydun mu Hartigan?

  Aptal gibi davranmayı bırak, bizimle işbirliği yap.

  Belki o zaman Tammy’nin tadına bakabilirsin.

  Bunu gördün mü?

  Ürperdi.

  Onu deli ediyorsun.

  Seni ve o küçük kızı duydu.

  Bunun ödemem gereken bir bedel olduğunu biliyordum ve ödüyorum.

  Sen o küçük kızın hayatını kurtardın ve onu dönüp köpeklerin önüne atamazsın.

  Bu, benim kitabımda yazmaz.

  Bir itiraf istiyorlar.

  Alamayacaklar.

  Beni hücreme koyduklarında Nancy’den gelen bir mektup beni bekliyordu.

  Kendine “Cordelia” diyordu, aynı söylediği gibi.

  Kendisi hakkında hiçbir ipucu vermiyordu.

  İlk başlarda, büyüyene ve başka şeylerle ilgilenene kadar   birkaç mektup atacağını tahmin ediyordum.

  Fakat her Perşembe yenisi geliyordu.

  Ne tatlı bir çocuk.

  Mektupları tuttuğumda elimin titrememesi için kendimi zor tutuyordum.

  O benim tek arkadaşımdı, hiç sahip olmadığım kızımdı.

  Tatlı Cordelia’m.

  Küçük Nancy Callahan.

  8 yıl geçti.

  Bir Perşembe günüydü ve   ben Noel’deki çocuklar gibi heyecanlıydım.

  Ama tek gördüğüm hücremin tabanıydı.

  Nancy’den gelmeyen mektuba bakıyordum.

  Başka bir Perşembe de mektupsuz geçmişti.

  Acaba iyi miydi?

  Ona bir şey mi olmuştu?

  Hiçbir şey yoktu.

  İki ay geçmişti ve Nancy’den tek bir kelime bile yoktu.

  Onu bulmuşlar mıydı?

  Ona ulaşmışlar mıydı?

  Elbette.

  Aptal bunak.

  Düşün.

  Nancy şimdi 19 yaşında.

  Sana daha ne kadar yazmasını bekliyordun?

  Bu zamana kadar yazması bile büyük bir şeydi.

  Seni unutmuştu.

  Artık yalnızsın.

  Yapayalnız.

  Bu adam berbat kokuyor, tıpkı kokmuş bir ayak gibi.

  Yazın ortasında çöplükte bırakılmış bir ceset gibi.

  O kadar berbat kokuyor ki, kusmak istiyorum.

  Nerdeyse kafamı uçuruyordu.

  Uyandığımda zarfı gördüm.

  Nancy’nin kullandığı zarftan ama   içinde mektup yoktu.

  Yumuşak bir şey vardı.

  Canlı olması gereken bir şey, etten ve kemikten bir şey.

  19 yaşında bir kızın sağ el parmağı.

  Onu nasıl bulmuşlardı?

  Çok dikkatliydi.

  Nerede yaşadığını ve ne yaptığını hiç yazmamıştı.

  Dışarı çıkmalıyım.

  Ona yardım etmeliyim.

  Gerisi önemli değildi, ne hayatım ne de gururum.

  İstedikleri son şeyi verecektim.

  Beni yakaladın Roark.

  Beni yendin.

  Duymak istedikleri her şeyi duymak istedikleri gibi söyledim.

  Onlara sapık bir sübyancı olduğumu söyledim.

  Benden istedikleri her şeyi onayladım.

  Seni seviyorum Nancy.

  Burası şehirden millerce uzakta Hartigan.

  – Sen kullanmak ister misin?

  – Önümde durduğun sürece evet.

  Hapishane seni paranoyak yapmış.

  Köprünün altından çok sular geçti.

  Tanrım.

  8 yıl.

  Evet.

  8 yıl.

  Eğer senin için bir anlamı varsa   beni kendimden nefret ettirdin.

  – Eileen’den haber var mı?

  – Evet.

  4 yıl önce tekrar evlenmiş.

  İki çocuğu varmış.

  Üzgünüm John.

  Üzülme.

  Memnun oldum.

  Eileen her zaman çocuk isterdi.

  İyi bir anne olmuştur.

  Dediğin gibi Bob, köprünün altından çok sular geçti.

  Bob’la vedalaştık.

  Sonra dünya üzerinde bana bir şey ifade eden tek varlığı aramaya başladım.

  Nancy’yi.

  Bana o mektupları yazanın sen olduğunu nereden anladılar?

  Kim olduğunu nereden anladılar?

  Sana ne yaptılar bebeğim?

  Çıt yok.

  Hiç bir hayat belirtisi yok.

  Roark bu kadar zahmete sadece yaşlı bir adama   işkence etmek için katlanmış olabilir mi?

  Kanatlarını kopardığı halde sineği uçurmaya çalışan bir çocuk gibi.

  Nancy’ye ne yapmıştı?

  Sanki tek yaptığı okumak, çalışmak ve yazmakmış.

  Hiçbir anı, telefon numarası ya da adres yazmıyordu.

  İpucu olmaya en yakın şey, berbat bir kulübe ait bir kibrit kutusuydu.

  Zor bir ihtimal ama burada bazı arkadaşları olabilir.

  Çıkmaz yol.

  Nancy’nin böyle bir yerde bir grup işe yaramaz sarhoşla işi olamazdı.

  Eğer burada bulabileceğim bir şey varsa, o da   Nancy’yi kaçıranlarla ilgili bir ipucudur.

  Affedersiniz bayan.

  Yardım eder misiniz?

  Birini arıyorum.

  Böyle soğuk bir gecede herkes birini arar yabancı.

  Öyle değil.

  Adı Nancy.

  Sahneye bak tatlım.

  Daha yeni ısınıyor.

  Küçük Nancy Callahan.

  Büyümüş.

  Serpilmiş.

  Nancy Callahan, 19 yaşında.

  Ben de küçük bir kitap kurdu arıyordum.

  Kendi iyiliği için biraz da utangaç.

  Bunca yıl boyunca mektuplarında kendinden ne kadar da az bahsetmişti.

  Onu nasıl bulmuşlardı?

  Birden anladım.

  Blöf yapıyorlardı.

  Onları, ona getirdim.

  Henüz beni fark etmemişti.

  Arkanı dön ve kapıdan çıkıp git.

  Onları dışarı çıkar.

  Onları uzaklaştır ve öldür.

  Ben sadece yaşlı bir adamım ve seksi dansçıyı izliyorum.

  Birkaç saniye sonra güvende olacak.

  Hayır Nancy.

  Beni fark etme.

  Beni tanıma.

  Açıklayacak zaman yok.

  Korkunç bir hata yaptım, seni tehlikeye attım.

  Hemen buradan gitmeliyiz.

  Nasıl istersen Hartigan.

  Üzerime bir şeyler alayım.

  Beni unuttuğunu sanmıştım.

  Ben ve aptal mektuplarımı.

  Beni hayatta tutuyorlardı.

  İntihar etmememi sağlıyordu.

  Çabuk olur musun?

  – Belki de ben kullanmalıyım.

  – Hayatta olmaz.

  Benden başka kimse bu hurdayı çalıştıramaz.

  Ayrıca anladığım kadarıyla birilerini vurman gerekebilir.

  – Silahım yok.

  – Koltuğun altında.

  Dolu ve çalışıyor.

  Evet, bu işe yarar.

  Birkaç kez ateş etmiştim.

  Katır gibi tepiyor.

  Hartigan, sana söylemek istediğim çok şey var.

  Aklımdan hiç çıkmadın.

  Gecenin köründe uyanıp seni düşünüyordum.

  Sen neden bahsediyorsun?

  Kullanmaya devam et Nancy.

  Devam et ve arabayı yolda tut.

  Sana güveniyor yaşlı adam.

  Ne yapıyorsun?

  Hala işe yarar olduğunu kanıtla.

  Sür ve yolda kal Nancy.

  İyi bir nişancı.

  Bir tekniği var ama çok acele ediyor.

  Kurşunları şeker gibi ortalığa saçıyor.

  Zamanında ateş etmeyi bilmiyor.

  Dikkatli nişan al.

  Şeytanın gözünün içine bak.

  Arabayı durdur Nancy.

  Öldü mü bakmalıyım.

  – Ne?

  – Arabayı durdur.

  Şimdi.

  Arabayı durdur ve öldü mü bak.

  Özür dilerim.

  Biraz panikledim.

  Sorun değil.

  Harikaydın.

  Burada kal.

  Hemen geliyorum.

  Hayır.

  Gitme.

  Seninleyken kendimi güvende hissediyorum.

  Lütfen.

  Yanında kalayım.

  Bu koku, neredeyse kusuyordum.

  Bu kan olması gerektiğinden daha beter kokuyor.

  Tanrım.

  Her tarafa yayılmıştı.

  Fakat ucube gitmişti.

  Zamanımız yok.

  Sirenler, eskiden bu sesi severdim.

  Yapacak bir şey yok.

  Geceyi geçirecek bir yer bul   Nancy’yi sakinleştir ve ne yapacağını düşün.

  Bu koku, motele kadar bizi takip etti.

  Nancy, dairene girdim.

  Camın açık kalmıştı.

  Oda neredeyse boş görünüyordu.

  Bu yüzden kaçırıldığını düşünmüştüm.

  Pencerem mi?

  Tekrar mı soyuldum?

  Bu sene bu üçüncü oluyor.

  Seninle tekrar görüştüğümde, büyüdüğümü ve güçlendiğimi gösterecektim.

  Ama eskisi gibi korkak ve çaresizim.

  – Ben işe yaramazın biriyim.

  – Oturmalısın.

  Oturursan kendini daha iyi hissedersin.

  İnsan ilişkilerim hiçbir zaman iyi olmamıştır.

  19 yaşında tedirgin bir kızı sakinleştirmek gerektiğinde   uzmanlığım ingiliz anahtarıyla beyin ameliyatı yapan bir felçli kadar.

  Hep sen vardın Hartigan.

  Bunca yıl boyunca.

  Stres sana bunları söyletiyor Nancy.

  Çok yoruldun.

  Uyuman lazım.

  – Benimle uyu.

  – Şunu kes Nancy.

  8 yıl.

  Neden sana bunca yıl mektup yazdım sanıyorsun?

  Sadece minnettarlık değildi.

  Aşık olmaya çalıştım.

  12 kere aşık olduğumu sandım.

  Fakat ben zaten sana aşıktım.

  Bu kadar yeter.

  Tanrım.

  Senin deden olacak yaştayım.

  – Sadece korkuyorsun.

  – Korkmuyorum.

  Hayır.

  Bu çok yanlış bir şey.

  Tanrı aşkına, sen sadece bir çocuksun.

  Seni seviyorum.

  Ben de seni seviyorum.

  Hem de bütün kalbimle.

  Soğuk bir duş iyi gelir.

  Hayır Nancy.

  Sesimi tanıdın mı Hartigan?

  Sesimi tanıdın mı seni pis polis bozuntusu?

  Farklı görünüyorum ama eminim sesimi tanımışsındır.

  Elbette, sesini tanıdım ufaklık.

  Her şey ters gidiyordu.

  Sahip olduğum tek arkadaşımı   daha önce öldürdüğümü sandığım tecavüzcü bir katilin kollarına atmıştım.

  Bir senatör oğlu tarafından tuzağa düşürülmüştüm.

  Her şey ters gidiyor.

  Klump, benim.

  Burada alınması gereken ölü bir adam var.

  Parti için hazırlanmanı istiyorum.

  Kızı zaten aldım seni aptal.

  Harika olsa iyi olur.

  Yoksa babamı ararım.

  Eşyalarım temiz ve düzgün olsa iyi olur.

  Hazır olsun.

  Mükemmel olsun.

  İstediğim şeyi istediğim şekilde ve istediğim zaman almaya alışkınımdır.

  Babamdan nefret etmeseydim, sevebilirdim.

  Parçaladığın organlarımı onarması için   babam bir servet harcayıp dünyadaki en iyi doktorları kiraladı.

  Sırf torunu olması umudunu sürdürmek için.

  Ayrıca gördüğün gibi bazı yan etkileri oldu.

  Şikayet etmiyorum.

  Sen gittiğinden beri   hayatımı yaşıyorum.

  Şimdi de beni sevgili Cordelia’na getirdin.

  Bütün bu mektupları kimin yazdığını merak ediyorduk.

  Hiç ipucu vermiyordu.

  Akıllı kız.

  Çok da güzel.

  Benim için biraz büyük ama bu seferlik bunu gözardı edebilirim.

  Nancy, bağırma.

  Sana ne yaprsa yapsın bağırma.

  Bağıracak.

  Bütün geceyi sevgili Nancy ile geçireceğim.

  Sen de bunun kendin hatan olduğunu düşünerek çıldıracaksın.

  Hepsi bağırdılar Hartigan.

  Düzinelercesi, belki yüzlercesi.

  8 yıl sonra bile hala bağırıyorlardı.

  Ve çevrede bu kadar insan olmasaydı   sana sevgili Nancy’yi nasıl bağırtacağımı göstereceğim.

  Harika bir gösteri olacak.

  Buraya kadar.

  Mücadele etmenin bir anlamı yok.

  Hiç ümit yok.

  Hiç şans yok.

  Hepsi bu.

  Son.

  Hayır.

  Şansını dene yaşlı adam.

  Boynunu kas.

  Hareket et.

  Belki pencerede bir alarm vardır.

  Pencere.

  Boynunu kas lanet olası.

  Bilincini yitirme.

  Bilincini yitirme.

  Alarm yok.

  Cam.

  İpi kes.

  Yapabilirsin.

  Yapabilirsin.

  Bu denli gösterişsiz ve elverişsiz   bir aracı çalmaktaki düşüncesizliğinizden duyduğum hoşnutsuzluğu   altını çok kalın olarak çizerek size bildiriyorum Bay Shlubb.

  Şimdi size arz edeceğim şey görevle alakalı bir sorudur efendim.

  Her ne kadar kamış uyarıcı olsa da nakil araçlarının en dinamiği   ve bagajsızı olan bu vasıtanın neresine   yakın zamanda öbür dünyayı boylayan kargomuzu istifleyeceğiz?

  Ancak dehşete çok yakın bir şaşkınlık halini ifade edebiliyorum.

  Roark’un kızları nereye götürdüğünü söyle yoksa kafanı koparırım.

  İngilizce konuş ucube.

  Aradığın cevap   çiftlik.

  Tek duymak istediğim buydu.

  Her polis   Roark Ailesi’nin çiftliğini bilir ve oradan uzak durur.

  Shlubb ve Klump toplanıyorlar.

  Silahlarını aldım, onlara ihtiyacım olabilir.

  Fakat önce, sessiz olmalıyım.

  Sessiz ve acımasız.

  Nancy’nin arabası çiftlikten 10 km.

  uzakta.

  “Benden başka kimse bunu kullanamaz” demişti.

  İyi kız.

  Sarı pislik arabayı çalmış ve   nasıl kullanması gerektiğini ona söylememiş.

  Çeneni kapalı tut.

  Eminim ufaklık çıldırmıştır.

  Sana tokat da atmış olabilir.

  Ama sen ondan güçlüsün.

  Bana biraz daha zaman kazandırmış oldun.

  Hala bir şansın var Nancy.

  Bağırma.

  Arabayı yaklaşık 2 km.

  kala bıraktım ve ormanın içinden ilerlemeye başladım.

  Kriz geldiğinde daha yarı yolda bile değildim.

  Kalbim.

  Kalbim olamaz.

  İyileşmiştim.

  Kanlı bir öksürük.

  Şimdi önemli değil.

  Uzun süre yaşamama gerek yok.

  Bir insanı öldürmek için acı bir yol ama sessiz bir yol.

  Kendinden sonra nefret edersin.

  İşi kendin için zorlaştırıyorsun seni aptal.

  Sence yoruldum mu?

  Bu kadar mı?

  Sence yorulmaya mı başladım?

  Asıl sen pes edeceksin.

  Pes edeceksin.

  Ağlayıp yalvaracaksın.

  Bağıracaksın.

  Oh, evet, bağıracaksın, seni koca, yaşlı şişko inek.

  Bağıracaksın.

  Yapabileceğimin en iyisi bu mu sanıyorsun?

  Bu daha başlangıçtı.

  Hartigan senin hakkında haklıymış.

  Ben bağırmadıkça sertleşemiyorsun.

  Acınacak haldesin.

  Acınacak haldesin.

  Benimle böyle dalga geçmek çok da akıllıca bir hareket değildi.

  İçimdeki kötülüğü ortaya çıkardın.

  Aptal bunak.

  Çok acele ettin.

  Kahretsin.

  Olamaz.

  Kendi kendime böylesine acele etmeyeceğime dair söz vermiştim!

  Aptal bunak.

  – Onu iyi hakladın.

  Hiç şansı kalmadı.

  – Şu aptalı delik deşik edelim.

  İyi fikir.

  Vazgeç ufaklık.

  Her şey bitti.

  Bırak gitsin.

  Hayal görüyorsun Hartigan.

  Hayallerinin kızını önünde becerdiğimde gözlerinin alacağı hali merak ediyorum.

  Kendine bir bak.

  Ayakta duramıyorsun.

  O silahı bile taşıyamıyorsun.

  Elbette ki taşıyabiliyorum.

  Bir saniyeliğine beni korkutmuştun yaşlı adam.

  Nancy, üzgünüm.

  Seninle hiç şansım yoktu.

  Önce seni halledeceğim ve sonra gösteri başlayacak.

  İşte geliyor.

  Biraz acıyacak.

  Haklısın.

  Serseri.

  Silahlarını aldım.

  İkisini birden.

  8 uzun yıl pislik.

  Bir süre sonra yeri yumruklamaya başladığımda   durdum.

  Sonunda ufaklık.

  Benim için bir zevkti.

  Bağırmadım Hartigan.

  Bir kere bile.

  Bağırmadım.

  Biliyorum bebeğim.

  Büyümüşsün.

  Onu arabaya götürdüm ve Nancy titremeyi kesti.

  Teni yine sıcacıktı.

  Tekrar kendine gelmişti.

  Ceketimi hatırladığın için teşekkürler.

  Bütün diğer küçük şeyler için de.

  Tıpkı hayatımı iki kez kurtarman gibi.

  – Gitsen iyi olacak.

  – Sen gelmiyor musun?

  Hayır.

  Kanıt toplamak için yolda olan arkadaşlarım var.

  Bütün bu hastalıklı yeri havaya uçuracağım.

  Adımı temize çıkaracağım.

  Senatör Roark’u ait olduğu yere göndereceğim.

  Seni tekrar kaybedemem.

  Beni asla kaybetmeyeceksin Nancy.

  Nancy Callahan, hayatımın aşkı.

  Ona yalan söylediğim için utanıyorum.

  Umarım beni affeder.

  Senatör Roark’u ait olduğu yere göndermek mi?

  Tabii.

  Bu mucizeyi gerçekleştirirsem gider Tanrı’ya da bir kaç yumruk atarım.

  Ülkede Senatör Roark’a karşı gelebilecek bir tane bile savcı yok.

  Onun tek oğlunu öldürdüm.

  Kan davası başladı.

  Roark’un soyunun devamı olmayacak.

  Bütün gücünü benden intikam almak için kullanacak.

  Benden sonra da Nancy’nin peşine düşecek.

  Onu tekrar bulacak.

  Bunun sonu gelmez.

  Asla güvende olmaz.

  Ben yaşadığım sürece olmaz.

  Onu yenmenin tek bir yolu var.

  Yaşlı adam ölür   genç kız kurtulur.

  Adil bir anlaşma.

  Seni seviyorum Nancy.

  Evet.

  Anne, böyle söyleme.

  O şehirle ilgili değil.

  Herhangi bir yerde trafik kazası geçirebilirdim.

  Evet, sadece bir kırık.

  Doktorlar temiz bir kırık olduğunu söylüyorlar.

  Sorunsuz bir şekilde kaynayacakmış.

  Günah Şehri’nde köşeyi döndüğünde   istediğin her şeyi bulabilirsin.

  Becky.

  Bir sigara ister misin?

  Ben de seni seviyorum anne.

  Her şeyi.

 ||