104 dk

Yönetmen:Drake Doremus

Senaryo:Richard Greenberg, Drake Doremus

Ülke:ABD

Tür:Romantik, Bilim-Kurgu

Vizyon Tarihi:21 Aralık 2018 (Türkiye)

Dil:İngilizce

Müzik:Dan Romer

Çekim Yeri:Montreal, Québec, Kanada

Nam-ı Diğer:Zoja

Oyuncular: Ewan McGregor, Léa Seydoux, Theo James, Rashida Jones

Özet

Film, devrim niteliğinde bir çalışma yapan iki meslektaşı konu alıyor. Romantik ilişkileri geliştirmek ve mükemmelleştirmek için bir teknoloji tasarlayan ikilinin çalışmaları ilerledikçe, keşifleri hayal edebileceklerinden çok daha derinleşiyor. Doğal yollarla değil de insan elinde yaratılan sentetik insanlar hissetmeyi keşfedip sevmeyi başarabildiklerinde, asıl devrim bu oluyor. Bu beklenmeyen mucizeye insanların vereceği tepkiler de bir hayli karmaşık oluyor. Bu süreçte insan ilişkilerinde çığır açan iki bilim insanı arasındaki yakınlaşma da kaçınılmaz oluyor…

Star Wars serisinin genç Obi-Wan Kenobi’si, Altın Küre ödüllü yakışıklı oyuncu Ewan McGregor, Fransız sinemasında boy gösterdiğinden beri Hollywood’ta da hızla yükselişe geçen, Kursk ve Spectre gibi büyük bütçeli yapımlarda karşımıza çıkan güzel yıldız Léa Seydoux ve Uyumsuz serisinin Four’u Theo James’in başrollerini üstlendiği romantik-bilim kurgu filminin kadrosunda ise birçok ünlü isim yer buluyor. Pop müzik yıldızı Christina Aguilera, Emmy ödüllü Rashida Jones, Yüzüklerin Efendisi’nin Eowyn’i olmanın yanı sıra Homeland dizisinin Allison Carr’ı olarak da akıllara kazınan Miranda Otto, Criminal Minds dizisinin favori karakterlerinden Spencer Reid’e hayat veren sempatik oyuncu Matthew Gray Gubler, Kai Lennox ve Anthony Shim de filmin kadrosunda yer alıyor. Like Crazy, Aşk Uğruna ve Yenilik Tutkusu gibi filmleriyle aşkın farklı cephelerini keşfeden ve bilim kurguyu bolca kullanan yönetmen Drake Doremus’un yönetmen koltuğuna oturduğu filmin senaryosunda Richard Greenberg’in imzası yer alırken, filmin hikayesini ise yönetmen Doremus ve Greenberg’in ortaklaşa hayata geçirdi. –

Alt yazısı

En son ilişki kurduğun kişiyi tanımla.

 Yalnızlığı severdi.

 O  Açık bir seçim değildi.

 Sevilmeye fırsat tanımasına gereksinim duydu.

 Denedik.

 Yürümedi.

 Köpeğin hastalansaydı ve ameliyatla ön ayakları alınmak zorunda kalsaydı, ameliyatı mı yoksa köpeği uyutmayı mı tercih ederdin?

 Ameliyatı seçerdim.

 Olası bir partnerde seni etkileyen unsurlar nedir?

 Sevdiği şeyler.

 Olmak isteği şeyler.

 Mesela krep mi yoksa Fransız usulü tost mu sevdiği.

 Sevdiğin birinin kendi kararıyla hayatına son vermesine yardım eder miydin?

 Şey  İyi misin, Zoe?

 Evet.

 Sadece  Senin yanında bu kadar zaman çalıştıktan sonra bunu yapmak komik geliyor, o kadar.

 – Gidersem daha rahat hisseder misin?

 – Hayır.

 Sorun değil.

 Sanırım, bilmiyorum.

 Emin değilim.

 Partnerinin sende neyi görmesini istersin?

Makine’yi kullandıktan sonra ilişkimiz tamamen değişti.

 Birbirimizi anlamamız, ve bunun gelecekte nasıl devam edeceği  – Makine’de 81 puan aldık.

 – Evet.

 Ve o kesin cevabı almak için  “Hayır, işe yarayacak, işe yarayacak ” Baş tasarımcı Cole Ainsley, İlişki Laboratuvarında, 15 yıl boyunca Yapay Zeka dünyasını yerinden oynatacak bir teknoloji üzerinde çalışıyor.

 İnsanlar olarak deneyimlerimizdeki en önemli şey bağlantı kurmak.

 Her zaman bir bağlantı arıyoruz.

 Yönetim kurulu sentetik refakatçilerin gelecekteki gelişim alanı olduğunu fark ettiklerinde, şirketin yeni yan kuruluşunu işletmesi için Ainsley’i işe aldılar.

 İşin farmasötikal kısmıyla hiç ilgilenmiyorum.

 Ben tamamen sentetik laboratuvara odaklanıyorum.

 O zaman bu sizin için bir araştırma gibi yani?

 Yani bu sadece çalıları düzeltmek için harika bir iş, Ama ben bahçeyi düzenlemekten çok, o bahçede kiminle beraber oturacağımla ilgileniyorum.

 Ve benim amacım bize eşlik edecek sentetik dostlar yaratmak.

 Nihayetinde, bilirsiniz, güvende olduğunuz hissi, onlar  onlar bırakmayacak  Önemlisi sizi bırakmayacaklar, benim için de önemlisi bu.

 Daha iyi ilişkilerle yaşamları geliştirmek bu laboratuvarın misyonu.

 Fazlası için hazır.

 Evet, hazır.

 Biz insan ilişkileri piyasasında en hızlı gelişen start-up’ız.

 Üç bölümümüz var: Makine, Farmasötikal, ve en yeni girişimimiz, Sentetik Dostlar.

 Ben bütün laboratuvarı denetleyip Makine bölümünü yönetiyorum.

 Makinede, bekarlarla çiftleri derecelendiriyoruz.

 Bekarlar için veri tabanımızı tarayıp en uygun eşi arıyoruz.

 Makine bir numara veriyor, yüzde 40, yüzde 60.

 İki insanın beraber mutlu, uzun soluklu bir ilişki kurma ihtimali, bir sonraki adımı atmayı düşünen çiftler için mükemmel bir şey.

 Ama bilirsiniz, sayılar yalan söylemez.

 90’lardan bu yana doğruluk oranı üzerine belgelerimiz var.

 Ama geleceğin bilgisayarlarımızın içinde olmayacağını söylemek isteriz.

 Sizin içinizde.

 Yalnızca dürüst cevap ver.

 Tek yapman gereken bu.

 81 puan aldık  – İyi geceler.

 – İyi geceler.

 Ve kesin bir cevabı almak için  “Hayır, işe yarayacak, gerçek bir şey olacak.

” Merhaba.

 Hey.

 Biraz kahve ister misin?

 Evet, mükemmel zamanlama.

 Teşekkürler.

 Çok gelişim kaydettin.

 Yemeği işleyen biyo sistemleri çoktan hazır.

 Eminim teknoloji zirvesi için hazır olacak.

 – Konuşabilir miyim?

 – Henüz o aşamada değil.

 Sence dünyayı senin gördüğün gibi görecek mi?

 Onu sen tasarladığın için?

 Afedersin.

 Sanırım bu özel bir şey.

 Özür dilerim.

 Hayır.

 Sorun değil.

 Otur.

 Sana bir şey göstermek istiyorum.

 Ona duygusal paketler denen şeyleri verdim.

 Onlar duygusal anlar hakkında gerçek anılar.

 Konuşurken sentetik yüz kaslarını ve vücut duruşunu izle.

 Duygularla, önce fiziksel olarak başlarız ve sonra ruhsal bölümü inşa ederiz.

 Bir saniye ver.

 İlerlemenin bir farkı olacak mı?

 O  O tekrar aldatacak mı?

 İlişkiyi canlı tutmanın bir yolu var mı?

 Bir yolu olmalı  Umutlanmamın bir sebebi olmalı.

 Ondan nefret edecek miyim?

 Nefret ediyor muyum?

 Hiç bunun ötesine geçebilecek miyim?

 Kime konuşuyor?

 Makine’yle yaptığım bir sohbetti.

 Emma ve ben, çok düşük puan aldık.

 Ve bundan sonra bir daha iyileşemedik.

 Anı, duygusal altyapısını yaratmaya yardım ediyor.

 Sonunda anıları sileceğiz ama altyapı kalacak.

 Yani, gerçekçi bir yolla, ona nasıl hissedeceğini öğretiyoruz.

 Afedersin.

 Fark etmedim.

 Sorun yok, sadece sayılar.

 Aktivasyonun modelleri.

 Gerçek duygular gibi görünüyor.

 O gerçekten inanılmaz.

 Kimse bir daha yalnız hissetmeyecek, ya da o acıyı çekmeyecek.

 Öyleyse  Emma arıyor.

 Gitmeliyim.

 Cole?

 Evet.

 Yarın görüşürüz, tamam mı?

 – Tamam.

 – Tamam.

 Pekala.

 Gördün mü?

 Şimdi tamamen bir araya geliyorlar.

 Geceleri çadırda uyuyorum.

 Güzel.

 Eskiden kampa gidişimizi hatırlıyor musun?

 – Evet.

 – Balonumuz yoktu ama  – Evet.

 – Belki gelecek sefere balon götürürüz.

 – Hiç siyah var mı?

 – Evet, işte siyah.

 – İyi mi yoksa çok kalın mı?

 – İyi.

 Bunu daha önce mi yaptın?

 Gerçekten güzel.

 Gerçekten güzel.

 Yani öylece yapıverdin?

 Evet.

 Sanat Haftası iptal oldu.

 Raw Vision da öyle, yani bilirsin  Bunu nereden buldun?

 Bodrumdaydı.

 Belki onu  Ne için kullanacağımı bilmiyorum.

 – Kurulum falan, sorun olur mu?

 – Hayır, tabii.

 Bunu boşandığımızda tasarladım.

 Tek başına uyumak istemeyen insanlar için.

 – Tek iyi şey bu, değil mi?

 – Boşanmadan çıkan mı?

 – Evet.

 – Hala vücut sıcaklığı var.

 İnanılmaz.

 Ama çok sınırlı işlevlere sahip.

 Birkaç nefes alma modeli, hepsi bu.

 Benim için çok acemice.

 Bence bazı insanların geceleri yalnızlık çekmesine engel oldu.

 – Birazcık tuhaf.

 – Yalnız uyumak daha tuhaf.

 Hayır, aslında onunla uyumak daha tuhaf.

 Bu gece geldiğin için teşekkürler.

 – Çok incesin.

 – Bunu kaçırmazdım.

 Beğendim.

 İyi olduğunu düşündüm.

 Gerçekten iyi.

.

 – Teşekkürler.

 – Evet.

 Bence güzel bir gösteriydi.

 Teşekkürler.

 Bak, ben  Gideyim mi yoksa  Kalayım mı?

 Biriyle görüşmeye başladım.

 Yani, deniyorum.

 Bilirsin  Sadece deniyorum  Evet.

 Yarın erkenden çalışmam lazım.

 Neden işe biraz ara vermiyorsun?

 Kendine biraz zaman ayırmanı istiyorum.

 Belki birini bulursun.

 Çok çalışmamız lazım.

 Önümüzde bir teknoloji zirvesi var.

 Yönetim kurulu bütün departmanların çalışmalarını görmek istiyor.

 Anlıyorum.

 Biliyorum, biliyorum.

 Ama daima  Daima işin var.

 Ama iyiyim.

 İyiyim.

 – İyi misin?

 – Evet.

 – Sahiden iyiyim.

 – Pek öyle hissetmiyorum.

 Hayır, çok iyiyim.

 Onu  Onu  Onu kullanma, tamam mı?

 Çünkü geri isteyebilirim.

 – Sahi mi?

 – Evet.

 – Pekala.

 – Şey, sadece  Yani ben yaptım, o yüzden.

 Sonra görüşürüz.

 Zoe.

 Biraz kahve yaptım, ister misin?

 Hayır, teşekkürler.

 Kahve içmiyorum.

 Güzel  En azından ortak bir noktamız var.

 – Ne zaman online oldun?

 – Bu sabah.

 Bazı araştırmalar, okumalar yapıyordum.

 Cildin  Benimkinden daha yumuşak.

 Afedersin.

 Cole sosyalleşmemin acilen başlamasını istiyor.

 Dans etmeyi öğrenebilir miyim diye sordum.

 İyi fikir.

 Ama belki de okuduğunla başlamalıyız.

 Tamam, hadi yapalım.

 Başarılı ilişki şansınız yüzde 75.

 Tebrikler.

 Biz insanlar olarak birbirimizi ilişkilerde hayal kırıklığına uğratmamayı başaramıyoruz.

 Deniyoruz, ama başaramıyoruz.

 Sentetik insanlar, seni anlayabilecekler.

 Senin duygularını, duygusal ihtiyaçlarını okuyabilecekler.

 Ve sonra sen atıyorsun.

 Tamam.

 Böyle mi?

 Pekala.

 – Sonra?

 – Sonra ben böyle  Sonra aynısı, sonra da geri atıyoruz.

 Temel olarak ayak hareketleri.

 – Tamam.

 – Aşağı bakmamaya çalışıyoruz.

 Gözlerine bakmaya çalış.

 Güzel bir kadınla dans ediyorsun.

 – Güzel, tamam.

 – Romantik.

 Ve sonra dönebiliriz, bir nevi saat yönünde  – Bunun gibi gördün mü?

 – Evet.

 Bak.

 Pekala, Zoe.

 Fred Astaire hakkında ne düşünüyorsun?

 Gerçekten güzel.

 Hadi.

 Sana bir şey sormak istiyorum.

 Sence Makine tarafından derecelendirilebilir miyim?

 – Tamam.

 – Olur mu?

 Tabii, bunu ayarlayabiliriz.

 – Tamam.

 – Tamam.

 Ona dans teklif et.

 Zoe, benimle dans eder misin?

 Evet.

 Tamam, bak.

 Güzel hanıma doğru bak.

 – Evet.

 Evet.

 – Güzel.

 – Böyle mi?

 – Evet.

 – Tamam.

 – Güzel.

 Partnerinin sende neyi görmesini istiyorsun?

 Ben  Bende başka kimsenin görmediği şeyleri görmesini isterim.

 Partnerinin senin hakkında bilmemesini isteyeceğin şey nedir?

 Eskiden şişmandım.

 Gerçekten şişman.

 Seni görünmez kılacak türden bir şişmanlık.

 Ve  Sanırım yemekle başım hala belada.

 Bunu bilmemesini isterdim.

 – İyi misin, Zoe?

 – Evet.

 Diğer tarafta olmaktan daha kolay.

 Uygunluğumuzu hesapla.

 Bir dakika, lütfen.

 Başarılı ilişki şansınız yüzde sıfır.

 Oranın bu kadar düşük olmasının bir sebebi var mı?

 Temel bir uyumsuzluk var.

 – Hey.

 – Hey.

 – İyi misin?

 – Evet, iyiyim.

 – İyi hissediyor musun?

 – Evet.

 Sadece bir kontrol edeyim dedim.

 Bazen derecelendirme sonrasında insanlar biraz tuhaf hissettiklerini söyler.

 Ben tamamen iyiyim.

 Biraz hava almak istedim, o kadar.

 – Emin misin?

 – Evet  Sorun yok.

 – Ya sen?

 Burada ne yapıyorsun?

 – Ash’le çalışıyorum.

 Yapacak çok şey var.

 – Tamam.

 – Evet.

 – İyi geceler.

 – Tamam, yarın görüşürüz.

 – Evet, yarın görüşürüz.

 – Burada görüşmek üzere.

 – Evet.

 – Tamam, iyi geceler.

 Sana da.

 Serotonin seviyesi yüzde 30’a yükseliyor.

 Bu ne?

 Yeni bir ilacın klinik deneyi.

 Benzomorphodone.

 Benysol adıyla satışa sunulacak.

 – Neyi iyileştiriyor?

 – Hiçbir şeyi.

 Bunu biriyle aldığında, insanı aşık eden birebir aynı etkideki hormonları ve nörotransmiterleri tetikliyor.

 Ne çoşku veriyor ne de modu yükseltiliyor.

 Bu tamamen yeni bir ürün.

 Çift 35 yıldır evli, ama Benysol onları kimsenin birden fazla deneyimlemediği bir şeye ulaştırdı.

 İlk kez aşık olmaya.

 Her pilde o an var.

 Sen  O ilacı benimle almak ister misin?

 Çift olmamızı isterim.

 Ash, hissettiğin şey bir program.

 Birler ve sıfırlar.

 Makinalar insanların hissettiğini hissetmezler.

 Evet.

 Bence sosyalleşmen laboratuvarla kısıtlı kalmamalı.

 Çok da rahat görünüyor.

 Evet, çok rahat.

 Bu çok iyi gidiyor.

 Sanırım Fransızca konuşmaya çalışıyor.

 Bu gece geldiğine sevindim.

 Ben de.

 Belki aşağıda bir şeyler içeriz diye umuyordum.

 Ne aşağısı?

 Gel.

 Gel.

 – Sana bir şey göstermek istiyorum.

 – Nedir?

 Robo-genelev.

 Burayı keşfettim çünkü diğer insanların sentetikleri nasıl nasıl kullandığını merak ediyordum.

 – Aşağıda bunun olduğunu bilmiyordum.

 – Hoşuna gider diye düşündüm.

 Tamamen legal çünkü gerçek bir insana para vermiyorsun.

 O Jewels.

 En gelişmiş işletim sistemine sahip.

 İstersen birini senin için aktifleştirebilirim.

 – Anlamadım?

 – Jewels dolu.

 Ama diğerleri de seninle istediğin gibi konuşacak, istediğini yapacaklar.

 Seni hiç gitmediğin yerlere götürecekler.

 Ona ne yaptığını biliyor mu?

 O mu?

 Devredışı bırakılmak üzere.

 Ne endişeli ne de korkuyor.

 Ama yine de yok edilmeden önceki anlarında onunla beraber olabilirsin, tarzın buysa.

 Çünkü “o” diye bir şey yok.

 Cole.

 Cole, bekle.

 Bekle.

 Çok üzgünüm.

 Seni o yüzden buraya getirmedim.

 Biliyorum.

 Biliyorum.

 Bilirsin, geçen gün  Makine derecelendirmesinden sonra bir şey yaptım.

 – Seninle benim aramda eşleşme yaptım.

 – Zoe.

 Sıfır çıktı.

 Bu hiç mantıklı gelmiyor.

 Çünkü hissettiklerimden dolayı.

 Ben  Daima beni düşünüyor musun diye merak ediyorum.

 Zoe.

 O  Öyle değil.

 Düşündüm ki.  belki sen de hissediyorsundur.

 Sana bir şey göstermeliyim.

 Neden beni evime getiriyorsun?

 Seninle bir şey hakkında konuşmak istiyorum.

 Sende dairemin anahtarları mı var?

 Bir set var, evet.

 – Nedir bu, Cole?

 – Gel işte  Gel, otur.

 Açıklamak istiyorum.

 Otur.

 Bana güveniyorsun, değil mi?

 – Evet.

 – Tamam.

 Hiç kendini internette araştırdın mı?

 Evet.

 Küçükken.

 Ama son birkaç ayda hayır, değil mi?

 Hayır.

 Neden?

 Orada pek bir şey olmadığını öğrendiğinde biraz şaşırabilirsin.

 Üniversiteye erken kabul edilmen hakkında  Ya da Makine bölümünde işe başlaman hakkında bir basın bildirisi  Kim olduğuna dair hiçbir şey yok.

 Neden dairemin anahtarı sende?

 Daire laboratuvara ait.

 Birkaç ay önce kiraladım.

 Neyden bahsediyorsun?

 Buzdolabında neden hiç yemek olmadığını merak ettin mi?

 Neden buradaki her şey çok yeni?

 Bunu söylemesi kolay olmayacak ama  Biraz çılgınca gelecek   ama sen Sentetik laboratuvarını denetlemiyorsun.

 Sen onun bir ürünüsün.

 Benimle sıfır skor almanın sebebi, Makine’nin seni sentetik olarak görmesiydi.

 Bana bunu neden söyleyesin ki?

 Bir testti.

 İnsanların seninle ilişki kurmak isterse, bunu nasıl kuracaklarını görmek içindi.

 Ash’ın sana nasıl tepki vereceğini görmek içindi.

 İnsanların senin farkına varacağını görmek içindi.

 Git, aynaya bak.

 Gözlerine yakından bak, göreceksin.

 Göreceksin.

 Sadece birkaç aydır online’sın.

 – Aman Tanrım.

 – Çok üzgünüm, Zoe.

 Daha erken söylemeliydim.

 Zoe.

 Zoe.

 Gerçeği söylemeliyim ki biraz kıskandım.

 – Niye?

 – Sen insan olmalısın.

 – Ama bir yalandı.

 – Bana göre değil.

 Bir yerde okudum, aşık olduğunda  gözüne uyku girmiyormuş.

 Çünkü gerçekliğin hayallerden daha güzelmiş.

 Kulağa Freud gibi geliyor.

 Dr. Seuss.

 Zoe.

 Bu bir hataydı.

 Sana çok daha erken söylemeliydim.

 Böyle evrileceğine dair hiçbir fikrim yoktu.

 Sana karşı his beslemem için mi tasarlandım?

 Hayır.

 Hayır.

 Tıpkı diğer insanlar gibi senin de eğilimlerin var.

 Beni şimdi devredışı mı bırakacaksın?

 Hayır.

 İstediğin bu değil, doğru mu?

 Yani, bilirsin 

Bu benim hayatım.

 Gerçek hiçbir şey yapmadığımı fark ettim.

 Kız arkadaşlarımla gecelere kadar hiç takılmadım.

 Bir erkekle  Hiçbir zaman telefonda konuşmadım.

 Hiç parfüm sıkmadım.

 Sana yaptığın bazı şeyleri göstermek isterim.

 Tamam mı?

 15 yaşımda buraya başladım.

 Fazla kiloluydum, dehşete kapılmıştım.

 Ama Ash’e verdiğin bütün anılar gibi.

 Yaşanmadı.

 Yaşandılar.

 Bunlar gerçek duygusal deneyimler.

 Bu anıları nasıl depoladığın yada nasıl hatırladığın, onları daha az gerçekçi yapmaz.

 Burada başka ne oldu?

 Hayallere dalmak.

 İyi havalarda ders çalışmak.

 Bir keresinde o ağacın altında koca bir sayfa yazdım.

 – Öyle mi?

 – Evet.

 Burada oturup   gelecekte  neler olacağını merak ederdim.

 Ne olabileceğim hakkındaki bütün olasılıkları hayal ederek.

 Okuldan nefret ettim çünkü daima çoğunluğun arasında tek başıma hissettim.

 Birçok insan arasında yalnız hissetmek hissini anlayabiliyorum.

 Evet.

 Bazı insanlar burada zirvede.

 Okuldaki en havalı kişiler.

 Geri kalanlarının yaşamı da gündelik ve sıradan.

 Uyumsuzluk gibi.

 İnek.

 – Ben de öyle hissettim.

 – İnek mi?

 – Hayır.

 Ben de inek gibi hissettim demek istedim.

 – Evet.

 – Senin inek olduğunu düşünmedim.

 – Hayır, ben sadece  İnek!

 Bu biraz zalimce olurdu!

 “Uyumsuz gibi hissettim.

” “İnek!

” “Hayır, inek değilim.

 Uyumsuzum.

” Hanımefendi, bir sorum var.

 Bugün hangi beden işlevlerini öğreneceğiz?

 Bu küçük şey.

 Küçük bir camel toe.

 O şeyin üreyeceğini sanmıyorum.

 Spermatozoid, camel toe’nun içine girecek.

 – Giriyor.

 – Devam et.

 Başka bir insanı yaratıyor.

 Çok kolay.

 Bu insanlığın hikayesi.

 Çok eksiksiz anlattın, hiç sorum yok.

 Bence bütün kaideleri açıkladın.

 – Burada olmamalısınız.

 – Afedersiniz.

 – Afedersiniz.

 – Evet, afedersiniz.

 Doğru.

 Burası özel bir araştırma kütüphanesi.

 Mezun öğrencilere bile açık değil.

 – Güzelmiş.

 – Evet.

 – Kokusunu içine çekmek güzel.

 – Evet.

 – Eski kokuyor.

 – Çok eksi olmalılar.

 – Yaşlı bir anneanne gibi.

 – Yaşlı bir anneanne gibi.

 Doğru.

 Anılarını aldığım kişi nasıl biriydi?

 Tek bir insan değildi, çeşitliydi.

 Çoğunlukla öğrencilerdi.

 Senin geçmişinden herhangi bir şey benim içimde mi?

 Emma’yla olan herhangi bir şey?

 Hayır.

 Fikir, tamamen sen olman yönündeydi.

 Kendi düşüncelerin, kendi umutların, kendi kusurların.

 – Hiç kusurum yok.

 – Elbette.

 Hiçbir kusurun yok.

 Yine de umutlar ve düşünceler.

 Soruma hiç cevap vermedin.

 Beni düşünüp düşünmediğin hakkında.

 Tabii ki, düşünüyorum.

 Ama başlangıçta seni gördüğüm bazı durumları görmezlikten gelemiyorum.

 Ve bir şekilde, şu an olduğun kişi beni daha da çok şaşırtıyor.

 Evet.

 Herkes buradan geçer.

 Sürekli onları seyrederdim.

 Gelenler, gidenler, bilirsin.

 Sevdikleri insanları bekleyenler  Ama hiçbiri gerçek değildi.

 O insanları hiç görmedim.

 Burada bile değildim.

 Gerçek olmayan birini kim sevecek ki?

 Zoe, böyle düşünemezsin.

 Bana ne oluyor?

 Neden gözyaşlarım yok?

 Gözyaşı olmayacak.

 Tasarlandığında, duygusal hayatının inişler ve çıkışlarla nasıl gelişeceğini hayal edemedik.

 Bunun geleceğini bilmiyorduk.

 Gözyaşı dökememenin sebebi vücudunun onları üretememesi.

 Biliyorum, bu adil değil.

 Özür dilerim.

 Özür dilerim.

 Her neyse, ben üst kata çıkacağım.

 Ben kaçıyorum.

 – Hey.

 – Hey.

 – Nereye gittiniz?

 – Sadece konuştuk.

 Bir yerde okudum, ofiste sevgili olmak kalp kırıklığıyla sonuçlanıyormuş.

 Siz çift olacak mısınız?

 Bilmiyorum.

 Tamam.

 Geleceği görmek ister misiniz?

 Fuar çadırımızda bulabilirsiniz.

 Geleceği görmek ister misiniz?

 Fuar çadırımızda bulabilirsiniz.

 Oradaki de tam olarak zıttı.

 Bana bundan bahsetmediler bile.

 Çok büyüleyici, değil mi?

 – Bu insanların fikirleri bile yok.

 – Evet.

 Bilmiyorlar.

 Oradaki Tin Man gibi mi?

 İnsanlar ne umuyorlar ki?

 – Evet, haklısın.

 – Bir fikirleri bile yok.

 Ash nerede?

 Ne zaman çıkacak?

 – Saat kaç?

 – 9:45.

 Muhtemelen büyük konuşması için hazırlanıyordur.

 – Sence konuşmasına prova mı yapıyor?

 – Bahse varım öyle.

 Gergin mi?

 Geleceği görmek ister misiniz?

 Fuar çadırımızda bulabilirsiniz.

 Hızlandırılmış atılım… Geleceği görmek ister misiniz?

 Fuar çadırımızda bulabilirsiniz.

 Kaçınız sentetiklerle ilişkinin gerçek olma ihtimalini düşündünüz?

 Elbette hiçbiriniz.

 Çünkü onlar köpek bakıcısı, yada bahçıvan belki de temizlikçi.

 Ama ilkeller, değil mi?

 Robotikler.

 Sahteler.

 Ama ya değillerse?

 Peki ya size  sentetik olduğumu söylesem?

 Size piyano çalarken doğaçlama yaptığımı söylesem?

 Acıyı hissettiğimi?

 Şaka yaptığımı?

 Bu odadaki herkesten daha iyi şekilde duygularınızı ölçtüğümü, hislerinizi algıladığımı?

 Şu an, merak hissediyorum.

 Kalbinizi asla kırmayacağım.

 Sizi asla terk etmeyeceğim.

 Diğer insanların basitçe yapamadıklarına   sizi sevmek için, anlamak için tasarlandım.

 Ve benden başka kanıtlar istiyorsanız   sadece gözlerime bakın.

 Nanocerrahide ilerleme ile ilgili sempozyum 15 dakika içinde başlıyor.

 Bu tamamen interaktif.

 Seslerimizi görüntülere dönüştürüyor.

 Fısıldamanı bile duyabilir.

 Fısıldama.

 Fısıldama.

 İşte bu.

 Bir şey söyle.

 Merhaba.

 Yüksek.

 Merhaba.

 Vay be, bak.

 Merhaba!

 Burada boş bir odadayım!

 Bağrıyorum!

 Biraz aptal hissediyorum!

 d La, la, la, la, la d – d La-la-la, la-la-la d – d La-la d d Fa-la-la-la, la-la-la-la-la d d Figaro d d Figaro d d Figaro, Figaro, Figaro d d Ro, ro, ro d Siktir!

 d Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum d d Seni seviyorum d d Seviyorum d – Zoe.

 – Evet?

 Birazcık beklesek üzülür müsün?

 – Gitmemi mi istiyorsun?

 – Hayır.

 Kalmanı istiyorum.

 Egzersiz.

 Geliyor.

 – Onu seviyor musun?

 – Evet.

 Neden parmağımı çekmiyorsun?

 Bir sürü taşların mı var?

 Yeah.

 – Sence hoş muyum?

 – Evet.

 – Sahi mi?

 – Evet.

 Burada onunla kalmalısın.

 Ben eve giderim.

 – Yemek için kalmak ister misiniz?

 – Hayır, biz  Biz dönmeliyiz.

 – Caleb onu sahiden seviyor.

 – Evet.

 Ona ne olduğundan bahsetmek istemedim  Ama gördüğümüzle bildiğimiz arasında farklılık var.

 Ona söylemeli miyim yoksa  Bu ne demek oluyor?

 Söyle.

 – Söyle.

 – Çıldıracak diye korkuyorum.

 – Onu seviyor.

 – Evet.

 – Öyle olacağını sanmıyorum.

 – Tamam.

 – Söyleyeceğim.

 – Perşembe görüşürüz.

 Evet, sağ ol.

 Bu gerçekten güzeldi, teşekkürler.

 – Onu da getir.

 – Tamam, Perşembe getireceğim.

 Tamam.

 Evet, öyle seviyorum.

 Jewels müsait mi?

 Parasını verebilirim.

 Sadece onunla konuşmak istiyorum.

 Sentetik olduğunu hissettim.

 Öylesin, değil mi?

 Kusursuz bir çalışma.

 Bir servete mal olmalı.

 Bu adamlarla beraber olmanın nasıl bir şey olacağını mı soracaksın?

 Burada benimle çalışsan çok iyi işler yaparız.

 Müşterilerim saygıdeğerdir.

 Güvendesin.

 Ve bağlantı kurmaya programlandıysan bunu ödüllendirici bile bulabilirsin.

 Tasarımcın sana bir haksızlık yaptı.

 Sana asla tadamayacağın arzular verdi.

 Nihayetinde   kapatılabilen bir şeyin içinde insanlık olmadığını göreceksin.

 Buraya neden geldin?

 Ben  Sanırım buradayım çünkü  Seanslarının sana ne hissettirdiğini öğrenmek istiyorum.

 Birlikte olduğum kişi  Biz hiç  İstekli görünmüyor  Kaç tane adamın bana gelip fiziksel bir şey istemediğini görsen şaşırırdın.

 Bazıları konuşmak için.

 Bazıları bağışlanmak için.

 Erkeklerden öğrendiğim şu, bazen seni gerçekten arzulamıyorlar.

 Onlara hissettirdiğin şeyi arzuluyorlar.

 Ama onlar  Gerçek olmadığını biliyorlar.

 Tasarımcı yalnızca para kazanmak için yeterince gerçek olmamızı umursuyor.

 Onlarla bağlantı kurduğunu hissediyor musun?

 Bilmiyorum.

 Sen hissediyor musun?

 Evet.

 Ne hissediyorsan osun.

 Cildim yıpranıyor.

 Bizi yenilemesinin de bir sınırı var.

 Ya sokaklara düşeceğiz, ya da erkekler beni görmek istemezse başka bir amaç için dönüştürüleceğiz.

 Sana yardım edebilirim.

 Buraya git.

 Beni ya da Ash’ı sor.

 Bilmiyorum  Buna iznimiz yok  – Al.

 – Jewels!

 Müşteri.

 – Gitmeliyim.

 – Teşekkürler, teşekkürler.

 Bir keresinde Ash’e hissettiklerinin sadece birler ve sıfırlar olduğunu söyledim.

 Sen Ash değilsin.

 Bana gerçek olduğunu kanıtlayabileceğini hiç düşündün mü?

 Zorunda kalsaydın?

 Zoe.

 – Biz  – Bazen bana bakışın, ya da bakmayışın  Tek yapmam gereken oymuş gibi hissediyorum.

 O yüzden merak ediyorum.

 Yapabilir miydin?

 Yapay Zeka’da ilk çalışmaya başladığımda   kuşkucular yalnızca insanların yaratıcı olabileceğini veya hayal kurabileceğini söyledi.

 Veya hissedebileceğini.

 Hissettiğini biliyorum.

 Biraz ister misin?

 Şarap?

 Daha iyi.

 Çünkü sütten dolayı, biraz daha nemli.

 Bir şeyi değiştirir miydin?

 – Simetrik değil.

 – Biliyorum ama insanlar da simetrik değil.

 Bu tarafın daha yakışıklı olması gibi.

 Bir şeyi değiştirmezdim.

 Öğretmeni çabaladığını söylüyor.

 – Şu şakayı duydun mu  – Elektrik süpürgesi?

 Elektrik süpürgesi.

 Onu sordum.

 Cidden onu sordum.

 Bundan daha iyi cips yok.

 Dürüst olduktan sonra ne dediğinin bir önemi yok.

 Ve dediklerin dürüstçe.

 Hayır, Zoe, Zoe, Zoe.

 Bu çok güzel.

 Merhaba.

 Ben daha çok seviyorum.

 Hayatımı sensiz hayal edemem.

 Benimle otoparkta buluş.

 Bu hafta planın var mıydı, bilmiyorum.

 Bahar.

 Girmek ister misin?

 – Emin değilim.

 – Çok soğuk değil.

 – Çok soğuk.

 – Hiç soğuk değil.

 – Delirmişsin.

 – Yapacağız.

 Gireceğiz.

 – Hayır!

 – Evet!

 Bunu yapacağız!

 Soğuk mu?

 Soğuk mu?

 Hayır, iyi.

 – Tamam!

 – Başarabilirsin!

 Buz gibi soğuk!

 Aman Tanrım!

 Teşekkürler.

 Teşekkürler.

 Teşekkürler.

 Her şey için teşekkürler.

 Bunu hissetmeni istedim.

 Gerçek mi?

 Testin bir parçası değil, doğru mu?

 Test falan yok.

 Sana nasıl hissettiğimi anlattığımda korktuğunu söyleyebilirim.

 Hala korkuyorsun.

 Ama daha az.

 Bunu anlayabiliyor musun?

 Anılarım var ama ne yapacağımdan emin değilim.

 Merak etme.

 Kendini bırak.

 Düşünme.

 Günaydın.

 66 puan aldık.

 Tek görmemiz gereken buydu.

 Bak, bak, bak.

 Görünüşe göre biri haftasonunu işlevlerinin sınırlarını test ederek geçirmiş.

 Biri tekniği arasın.

 Sanırım kızardığını keşfettik.

 Bu içimi acıtıyor, biliyor musun?

 Seni başka biriyle görmek.

 İlişkilerin bir sürü farklı türleri var, Ash.

 Sevginin farklı türleri var.

 Arkadaşlar birbirini sevebilir.

 Evet.

 Nasıl bir şeydi?

 Aşırı insan hissetmek?

 Ne düşünüyorsun?

 Bu çok romantik bir durum.

 İzlanda’ya gitmeliyiz diye düşünüyorum.

 Çatısında çadırı olan bir arabayla, İzlanda’nın bütün adalarını gezerek, keşfederek, buz kütlelerine, karlara ve diğer şeylere bakarak.

 New York City.

 Şehrin hiç uyumadığı yer.

 – Niye?

 – Çünkü orada uyumak durumunda kalmayız.

 Ama niye?

 Burada mutluyum.

 Ben de.

 Yardım edebilir misiniz?

 Lütfen.

 Afedersiniz hanımefendi, yardım edebilir misiniz?

 Hemen geliyorum.

 Tanrım.

 Bilemiyorum.

 – Zoe!

 Zoe!

 – Hanımefendi, iyi misiniz?

 – İyi misin?

 – İyi misin?

 Sorun yok.

 Bir kazaya karıştın, tamam mı?

 Araba çarptı ama bir şeyin yok.

 – O şey de ne öyle?

 – Çekil!

 İyisin.

 Sadece acil durum protokolü, tamam mı?

 Vücudunun organlarına erişimi yok.

 Seni oturtmam lazım, tamam mı?

 Hadi oturalım, bebeğim.

 Hadi.

 Tamam, tamam.

 Onu arabama götürmek için biraz yardıma ihtiyacım var.

 Biraz yardıma ihtiyacım var.

 Biri bana yardım etsin.

 Sık dişini.

 – Nasıl görünüyor?

 – Henüz bilmiyorum.

 Bir saniye.

 Al.

 Teşekkürler.

 Tamam, makas.

 Tamam.

 Kısmi kapatma gerçekleştirmem lazım, tamam mı?

 Hareket ve bilinç.

 Uyumak gibi olacak, bir nevi rüya hali, tamam mı?

 O zaman bunun üzerinde çalışabilirim.

 – Ne kadar süreliğine gideceğim?

 – Çok uzun değil.

 Cole.

 Peki ya biz?

 Bilmem lazım.

 Ben  Birkaç parça almalıyım.

 Hemen geleceğim, tamam mı?

 Geçti.

 Geçti.

 Ona çok yüklenme.

 Bir çizgi var, Zoe.

 İnsanlar bir tarafta, Makine’ler diğer tarafta.

 Ve sen bu geceye kadar onun tarafındaydın.

 Sen ve ben  Kim olduğumuzu kabul edene kadar mutluluğu bulamayız.

 Bedeninin kontrolünü kaybetmeye başlayacaksın.

 Her şey biraz uyuşuk gelmeye başlayacak.

 – Yarın ne olacak?

 – Sıcaklık ayarlaması.

 Yarın, bugün kadar iyi hissedeceksin.

 Bahsettiğim o değildi.

 Lütfen, Cole.

 Gerçekleşmeden önce bilmem gerekiyor.

 Bana öyle bakma, hala benim.

 – Her şey güzel olacak, Zoe.

 – Hala benim.

 – Propriyosepsiyon – Peki ya biz?

 Lütfen.

 – İyileşip güçleneceksin.

 – Bana söylemen gerek.

 Tekrar ayağa kalkacaksın.

 Seni oraya getirmek için elimden geleni yapacağım.

 Zoe.

 Duydum.

 Cole, statize giriyor.

 Çekirdek sistemlerine de uygulamamı istiyor musun?

 Cole?

 Çekirdek sistemleri?

 Evet.

 Konuşmak ister misin?

 – Eliza’nın kim olduğunu biliyor musun?

 – Hayır.

 İlk Yapay Zekalardan biri.

 Terapistle konuştuğunu hissettiren bir yazılım.

 Papağan gibi dediklerini yansıtırdı.

 Sen “Annem beni yeterince sevmiyor” derdin.

 “Annen seni neden yeterince sevmiyor?

” derdi.

 Sen “Kalbim acıyor.

” O da “Sence kalbin neden acıyor?

” derdi.

 İnsanlar bayılmıştı.

 Mucitin bir sekreteri vardı.

 Ondan odadan çıkmasını istedi, böylece onunla uzun, samimi iletişim kurabilecekti.

 Odada birkaç satırlık kodla yalnız kalmak istedi.

 Ne yapıyorsun?

 Yapma bunu.

 – O öyle değil.

 – Biliyorum.

 Sanırım biliyorum.

 Mutlu olmana izin ver, lütfen.

 Atlatamıyorum.

 Denedim.

 Atlatamıyorum.

 Atlat, tamam mı?

 Nasıl?

 Onu ben yaptım.

 Neden mutlu olmak istemiyorsun?

 Teşekkürler.

 O Benysol randevusu.

 – Ne?

 – Benysol randevusu.

 Artık yabancılar da yapıyor.

 Onlara birkaç saatliğine yüksek aşk pompalıyor.

 Her yerde görüyorum.

 Yani birbirlerini tanımıyorlar mı?

 Muhtemelen birbirlerinden hoşlanmıyorlar bile.

 Ama aşık olmak üzereler.

 En azından birkaç saatliğine.

 İlk aşkın bir anısı olmak zorunda değil.

 Şimdi yaşayabilirsiniz.

 Bensysol’u deneyin.

 Tekrar ilk görüşte aşık olun.

 Nasıl gidiyor?

 İyiyim.

 Ya sen?

 İyi.

 – Ayrıldığını duydum.

 – Uzatmalı izin.

 İsmimi hala girişim ve tanıtımlar için kullanmak istiyorlar.

 Üst kattan birkaç parça eşyamı almak için geldim.

 Gitmene üzülecekler.

 Yaptığım şey artık anlamlı gelmemeye başladı, biz şeyden sonra  Başarısız olduktan sonra.

 Zoe, cidden hiç konuşma şansımız olmadı  Yaşamıma bu kadar çabuk devam edebildiğime şaşırdım.

 Bunun tasarımımın bir parçası olup olmadığını merak ediyorum.

 Hayır.

 – Deme öyle.

 Hayır.

 – Gitsem iyi olur.

 Bekleyen Makine müşterilerim var.

 Çılgınlık.

 İlacın ortaya çıkışından 6 ay sonra, Bensyol için karaborsa oluşmuş bile.

 Ona Blaze diyorlar.

 Her yerde görüyorsun.

 Onun gibi insanlar kusurlu numuneleri bedavaya bulmaya, ya da belki doz parasını çıkarmaya çabalıyor.

 Zamanla bitecek.

 İlaç yani.

 Yalnızca geçici bir etkisi var.

 Evet.

 Sence o iyi mi, Ash?

 Bazen beni neden yaptığını merak ediyorum, Cole.

 Laboratuvarın görevi yaşamları daha iyi ilişkilerle geliştirmek.

 Bizi tatmin eden şey bu.

 – Kastettiğim o değildi.

 – Biliyorum.

 Ben de bu sebeple yaptığımı sanıyordum.

 Sence  Kalmaya devam edebilir misin?

 Benim için?

 – Bana bir arkadaş yap.

 – Bu seni mutlu eder mi?

 Güvenliğe çöp kutularına kilit takmasını söyleyeceğim.

 Hey.

 Takılıyor musun?

 Anladım?

 Merak ettim de, acaba takılıyor muydun?

 Afedersin, anlamadım.

 Afedersin.

 Buluşma için buradasın sandım.

 – Benim hatam.

 – Hayır, emin değilim.

 Buraya oturup biraz konuşsak olur mu?

 – Michael.

 – Zoe.

 Memnun oldum.

 Memnun oldum.

 Birine ihtiyacın var mı?

 Hayır, böyle iyiyim.

 Sana 400’e bulabilirim.

 Hayır, iyiyim.

 Sadece bir arkadaşa bakıyorum.

 Ne yapacağımı söyle.

 Hissediyor musun?

 Henüz değil.

 Sen?

 Birazcık, evet.

 Her zamankinden daha az hissettiriyor.

 Yüzüme dokun.

 – Hissediyor musun?

 – Hissedeceğimi sanmıyorum.

 Ben sentetiğim.

 Bu kadar şaşkın hissetmenin sebebi bu olmalı.

 Başka birini sevsem sorun olur mu?

 Önümüzdeki birkaç saat sevmeyeceksin.

 Çalışıyor musun?

 Ne yapıyorsun?

 Klasikler profesörüyüm.

 Yunan ve Roma arkeolojisi.

 Vay be.

 – Yarısını mı içiyorum?

 – Evet.

 Ne kadar sürüyor?

 Uzun değil.

 Tamam.

 İlaçsız hiçbir şey hissedemeyeceğini hiç merak ediyor musun?

 Bilmiyorum.

 Oluyor mu ki?

 Bilmiyorum.

 Bu  Hey.

 Hey.

 Gitmeliyim.

 Harikaydı.

 Kendine iyi bak, tamam mı?

 Görüşürüz.

 Beni seviyor musun?

 Evet.

 Seviyorum.

 Beni seviyor musun?

 Seviyorum.

 Sentetikti.

 Ve onu gerçekten sevdim.

 Bazen gerçek hissettirdi.

 O ne?

 Hiç.

 Ama onu başka bir şey olarak görmeme engel olamadım.

 Ve ben de  Ona müsaade etmedim.

 Hiçbir şekilde.

 Bilir misin?

 O  O sentetikti.

 Onunla aşk yaşamayı çok istedim.

 Ve bazen  Bazen çok gerçekçi hissettirdi.

 Senin gibi.

 Ama onu başka bir şey olarak görmeme engel olamadım.

 Hissediyor musun?

 – Seni seviyorum.

 – Seni seviyorum.

 Geçmişe dönebilsem diye merak ediyorum  Kim  Kim olduğuna  Seni seviyorum.

 Daha farklı olacağını umup duruyorum.

 O kadar farklı hissettirdi ki kim olduğunu bile unutabilirdim.

 Ya da kim veya ne olduğunu kabul edebilirdim.

 Olmadı.

 Yapamadım.

 Zoe?

 İyi misin?

 Evet.

 Laboratuvara gitmeyi bıraktım.

 Kastettiğim o değildi.

 Nasıl yukarılarda hissettirdiğini bilirsin.

 Sonra nasıl kesildiğini.

 Çalışmaya başladığın zamanları hatırlıyorum.

 Ne kadar mükemmel olduğunu düşünmüştük.

 Yapacağın, öğreneceğin şeyler hakkında ne kadar da heyecanlıydık.

 Laboratuvar gerçek dünya değil.

 Değil.

 Denemek ister misin?

 Benimle.

 Bir yere gidebiliriz, bir otele.

 Artık ilaçsız hiçbir şey hissetmiyorum.

 – Sende işe yarıyor mu?

 – Yaramıyor.

 Yaptığım insanlar da pek bir şey hissetmiyor.

 O zaman neden yapıyorsun?

 Çünkü beni daha az yalnız hissettiriyor.

 – Gitmeliyim.

 – Sana bir kahve daha ısmarlayayım mı?

 – Gitmeliyim.

 – Tamam.

 – Kahve için teşekkürler.

 – Zevkle.

 Cole.

 – Selam, Ash.

 – Ne yapıyorsun?

 Biraz danışmanlık yapıyordum.

 Erişim kartına hala sahibim.

 Aradıklarını o ilaçta bulamayacaksın.

 Görüşürüz.

 Cole.

 Cole.

 Cole.

 Uyan.

 Cole, iyi misin?

 Kimse haftalardır sana ulaşamadı.

 Teşekkürler.

 Cole, gidebileceğin yerler var  Yardımcı olur.

 Seni götürebilirim.

 – Geçen gün Zoe’yu gördüm.

 – Sahi mi?

 Onu uzun zamandır görmemiştim.

 Buluşma noktasındaydı.

 Nasıldı?

 Mutlu olduğunu söyledi.

 Sanırım programlandığı şeyi yapıyor.

 Sizi  Sizin nasıl olduğunuzu gördüm.

 Seni hiç öyle görmemiştim.

 Eğlenceliydin, bağlıydın, hırslıydın  İkinizin yaşadıkları   gerçekti.

 Gerçekti.

 Sanırım gerçekten mahvettim.

 Belki etmedin.

 Afedersiniz.

 Merhaba.

 Ben Ash’i arıyorum.

 – Genelde kayıt odasında takılır.

 – Tamam, teşekkürler.

 Bekle.

 Sen Zoe musun?

 Evet, sadece Ash’i arıyorum.

 Hepsi bu.

 – Sen o “Zoe” musun?

 – Evet.

 – Çocuklar bakın.

 – Merhaba.

 – Sizinle tanışmak büyük bir zevk.

 – İnanılmaz.

 Bu “Zoe” mu?

 – Zoe.

 – Müthiş bir şey.

 Tamam, ben  İyi misin?

 Evet.

 Diğer projeler başladığından beri devamlılığım arkaplana atıldı.

 Gerçek şu ki, 37 gün içinde sirkülasyondan çıkarılmam programlandı.

 Aslında bunu ben istedim.

 Niye, Ash?

 Çünkü bulunduğun konuma asla gelemedim, Zoe.

 Belki de daima Makine olduğumu bildiğimdendir.

 Bir yerde okudum, acı hissetmek, hiçbir şey hissetmemekten daha iyidir.

 Sanırım çoğu insan acının sonunda duracağını varsayıyor.

 Artık duracak.

 Üzgünüm, Ash.

 Sevdiğin birinin kendi seçimiyle hayatına son vermek istemesine yardım eder miydin?

 Sanırım cevabım  Emin değilim.

 Köpeğin hastalansaydı ve ameliyatla ön ayakları alınmak zorunda kalsaydı, ameliyatı mı yoksa köpeği uyutmayı mı tercih ederdin?

 Ameliyatı tercih ederdim.

 Olası partnerinde seni etkileyen unsurlar nedir?

 Olmak istediği şeyler.

 Sevdiği şeyler.

 Partnerinin hakkında bilmesini istemeyeceğin şey nedir?

 Önemli değilmiş gibi gelecek ama  Eskiden şişmandım.

 Gerçekten şişman.

 Kusursuzlar.

 İnsanlarla tamamen benzerler.

 Daha zekiler.

 Daha hassaslar.

 Hazır cevaplar ve insanlardaki

Benysol etkisinden yüzde 75 daha fazla verimli olmak için tasarlandılar.

 Senin yüzüne sahipler, Zoe.

 Senin zekana.

 Senin türüne.

 Ağlıyorlar mı?

 Her şeyi yapıyorlar.

 Bizler hiçbir zaman piyasa için tasarlanmadık.

 Artık bizler gereksiziz.

 İşe yaramaz.

 Ama bunlar  Bunlar dünyayı değiştirecek.

 Çünkü dünya bunu istiyor.

 Seni nasıl kapatacaklar?

 Bilmiyorum.

 Bilmek istemiyorum.

 Bana da yapabilirler mi?

 Zoe.

 Sen ilksin.

 Prototip.

 Seni kapatmak yerine müzeye kaldırırlar.

 Gitmeliyim.

 Zoe, ben Cole.

 – Hey.

 – Merhaba.

 Uğradığım için özür dilerim.

 Rahatsız etmek istemedim.

 İlişkimizi sonlandırış şeklimizi beğenmedim.

 Ve ben mutluluğu  Sadece seni tekrar görmek istedim.

 Belki biraz konuşabiliriz diye düşündüm.

 Kim olduğumu biliyor musun?

 – Ne?

 – Ben gelecek jenerasyonum.

 İçeri girmek ister misin?

 – Teşekkürler.

 – Rica ederim.

 Başlangıçta sentetik olduğunu biliyor muydun?

 Evet.

 Yalnızca Zoe 1.

0 insan olduğunu düşünerek evrimleşti.

 – Nerede olduğunu biliyor musun?

 – Hayır.

 Onu neden arıyorsun?

 Ben  Benim ona  Senin için önemli biri mi?

 Çok.

 Bizim için de önemli.

 Onun biyografik anılarıyla tasarlandık.

 Onun geçmişiyle, huylarıyla.

 Ona söylemek istediğin şeyler var gibi görünüyor.

 Evet.

 İstersen o olabilirim.

 O tam burada.

 Benden ne istediğini iyi anlamalısın.

 Bundan sonrası yok.

 – Biliyorum.

 – Burada ne yaptığımızı biliyorsun.

 Ama yeniden kurgulansan, değerin muazzam olabilir.

 Bu koşullarımın bir parçası.

 İyi para alacaksın.

 Laboratuvardaki yetkili kişi, benden geriye kalanlara ne olacağına karar verene dek olmaz.

 Anlıyorum.

 Yapabilir misin diye merak ediyorum.

 Beni kapatabilir misin?

 Elbette.

 Onun içine kurduğun her şey bizde de var.

 Ve fazlası.

 Biz yardım etmek için tasarlandık.

 Ona ne söylemek istiyorsun?

 Biliyorum tuhaf geliyor.

 O tam burada.

 Dinliyorum.

 Ona üzgün olduğumu söyleyecektim.

 Daha fazla çabalamam gerektiğini.

 Elimden kayıp gitmene izin verdiğim için üzgünüm.

 Bu içimi acıtıyor.

 Bulunduğun konuma benim yüzümden gelmiş olduğunu bilmek  Biliyorum.

 Sorun değil.

 Sorun değil.

 Seni affediyorum.

 Sorun ne?

 Bunu sanmıyorum  Beni affedebileceğini sanmıyorum.

 Üzgünüm.

 – İyileşecek mi?

 – Bilmiyorum.

 Biyo kitime ve içinde sistem sürücüleri olan bilgisayarıma ihtiyacım var.

 – Ve aklınıza gelen her şeye.

 – Tamam.

 Zoe, beni duyabiliyor musun?

 Zoe?

 Beni duyabiliyor musun?

 Beni duyabiliyor musun?

 Zoe.

 Beni duyabiliyor musun?

 Beni duyabiliyor musun?

 Zoe.

 Beni duyabiliyor musun?

 Zoe.

 Zoe.

 Zoe.

 – Zoe.

 – Ne oldu?

 – İyi misin?

 – Emin değilim, ben  Ama içimdeki bir şey onu engellemek istedi.

 Çünkü yaşamak istedin.

 Gerçek olmayan bir şey böyle bir seçimi yapamaz.

 Zoe.

 Gitmelisin.

 Hayır, dinle beni.

 Seni özledim, Zoe.

 – Seninle olmayı özledim.

 – Gitmelisin.

 – Hayır, açıklamama izin vermelisin.

 – Artık bunu istemiyorum.

 Anlıyorum ama açıklamama izin ver.

 Lütfen beni dinleyecek misin?

 Sana yakın olmayı özledim.

 Bunun senin için farklı olacağını hiç umdun mu?

 Bu haksızlık ama.

 O zaman gerçek olduğumu söyle.

 Senin için gerçek olduğumu söyle.

 Dokun.

 Biraz soy.

 Altına bak.

 Ne gördüğünü biliyorum.

 Hiçbir şey gerçek olmayacak.

 İncittiğim birini görüyorum.

 Kaybettiğim birini.

 Sevdiğim birini.

 İstediğim şeyin bu olduğunu biliyorum.

 Ve bunun kolay veya basit ya da karmaşasız olmayacağını biliyorum.

 Gerçek.

 Sen gerçeksin.

 Hem de var olan her şeyden daha gerçek  Zoe.