109 dk

Yönetmen:Duncan Skiles

Senaryo:Christopher D. Ford

Ülke:ABD  

Tür:Dram, Korku, Gizem, Gerilim

Vizyon Tarihi:01 Kasım 2018 (ABD)

Dil:İngilizce

Müzik:Matt Veligdan

Web Sitesi:Resmi site

Çekim Yeri:Kentucky, ABD

Nam-ı Diğer:Clovehitch

Oyuncular:Charlie Plummer,Dylan McDermott, Samantha Mathis

Özet

Kasabanın kilisesinde gönüllü olarak çalışan Tyler Burnside (Charlie Plummer) aynı zamanda bir izcidir. Saygılı bir genç olan Tyler’ın babası da (Dylan McDermott) dürüstlüğüyle tanınan bir topluluk lideridir. Yaşadıkları sessiz Kentucky kasabasının tek bir sorunu vardır: onlarca yıl önce işlenen ve topluluğu derinden sarsan çözülmemiş cinayetler. On üç kadının vahşice işkenceye uğradığı ve öldürüldüğü bu cinayetler Clovehitch olarak tanınan bir psikopat tarafından işlenmiştir. Tyler, babasının zulasında rahatsız edici fotoğraflar bulduğunda, dünyada en güvendiği insanın Clovehitch olabileceğinden ve henüz son cinayetini işlemediğinden şüphe etmeye başlar.

Film Metni

İlk cinayet ben doğmadan önce işlenmiş.

Katil kendine Clovehitch ” Karanfil Düğümü ” diyordu.

 En sevdiği düğümün adını.

 Kasabamız korku içinde yaşadı.

 Sonra, katil on yıl önce öylece duruverdi.

 Her yıl kasabamızda   kurban verdiğimiz aile üyeleri ve dostlar için anma töreni düzenleniyor.

 O zamanlar bu olayı pek düşünmemiştim.

 Birilerinin detayları öğrenmesi gerekiyor.

 Neden peki?

 Bilen yok mu?

 Herkesi hizaya sokmak için.

 Bu birinci neden.

 İkincisi ise, buraya gel.

 Benim zamanımda, bayrak yukarıya bakardı   omuzlar arkaya verilirdi.

 Omzunuzu arkaya verin.

 İşte böyle.

 Eğer o gün rüzgârlıysa   bu omuz ne yapacak?

 – Bayrağı sabit tutacak.

 – Doğru.

 O gün geldiğinde.

 Siz ikiniz, buraya gelin.

 Yan yana durun.

 Bu şekilde sıkıştıracaksınız.

 İşte.

 Tamam mı?

 Omuz omuza.

 Rüzgârın ve bayrağın ağırlığını taşıyan kişi için   bu duruşunuzu koruyacaksınız.

 Çok iyi.

 Harikaydı.

 Oturun.

 Onları alkışlamaya ne dersiniz?

 Dostum, ben de seninle konuşmak istiyordum.

 İşler kesat ve Rudy Amca’nın sigorta masrafları   artıyor.

 Bu yüzden   seni liderlik kampına gönderemeyeceğim.

 Evet, ama başvurumda önde olmam lâzım.

 Bana böyle söylediler.

 Evet, ama biliyorsun işte.

 Senin olayında   birlikte çalışacağız.

 Mach 1’de uçman için   sadece biraz daha zaman gerekli.

 – Yardım edeyim.

 – Gerek yok, hallettim.

 Evet, tuttum,tuttum, tuttum.

 Yakaladım.

 Boyun uzuyor olabilir ama hâlâ seni yenebilirim.

 – Bırak.

 – Söyle.

 – Hayır!

 – Söylesene.

 – Söyle.

 – Amca.

 İşte böyle.

# Gerçeksiz geçen bir gün daha #

# Bu uzun zaman önceydi Bununla yarın yüzleşirim #

# Satır aralarını okumana gerek yok # Kamyonetini sevdim.

 Babam on sekiz yaşına kadar araba kullanamayacağımı söyledi.

 – Gerçekten mi?

 – Evet, çünkü   genç sürücüler oldukça tehlikeli olabiliyor.

 Evet.

 Mantıklı.

 Senden hoşlanıyorum.

 Sen de benden hoşlanıyorsun değil mi?

 – Evet.

 – Evet.

 Koltuğu geriye nasıl itiyorsun?

 – Şurada bir kol olacak.

 – Tamam.

 Aşağıda, evet.

 Nedir bu?

 Nereden buldun bunu?

 Şuradan.

 Ne?

 Tanrım.

 Bunlardan mı hoşlanıyorsun?

 Hayır!

 Hayır!

 Ben   bunların nereden geldiğini bile bilmiyorum.

 Tamam ama bu senin kamyonetin.

 Evet ama bu şey benim değil.

 Gerçekten.

 Bu şey benim değil ve bu çok iğrenç.

 Tamam.

 Üzgünüm.

 Devam etmek ister misin?

 Hayır.

 Geç oldu.

 Peki.

 Ne kadar uzadığını görüyor musun?

 Aynı yaştaki Tyler’dan daha uzun.

 Hamuruna eklediğim büyüme hormonlarından kaynaklanıyor.

 Tyler, acele et.

 Affedersin anne.

 Bu da benim için.

 Hadi bakalım.

 – Amin.

 – Amin.

 Yiyelim.

 Rudy Amcayı alacak kadar vaktin var mı?

 Ayrı arabalar almamız lâzım.

 Anahtarlarımı bulamıyorum.

 Tyler, anahtarlarımı gördün mü?

 Gitmemiz gerekli.

 Çabuk ye.

 Karnınızı tıka basa doyurun.

 Çok iyi.

 Harika değil mi?

 Sen öyle diyorsan öyledir.

 Rudy, acele et dostum.

 Eğer biraz daha gecikirsek, annen yumurtlayacak.

 Hadi bakalım.

# Sonunda bir dostumuz var #

# Onu gördüğünde anlarsın #

# Elbette bir dosta yardım etmeli #

# Kalbinde yer eden dosta #

# Şüphe edenler bile #

# Büyük tahtlarda oturanlar bile #

# Bunu duyanlar ve yalan olduğunu bilenler bile # Onu gördün mü?

 – Amy’i mi?

 – Hayır.

 Onu.

 Yine gelmiş.

 Kimin umurunda?

 Ne yapıyor o?

 Kiliseye falan mı saldırmayı düşünüyor acaba?

 Kiliseye falan saldırmayı düşünmüyor.

 O, Hristiyan bile değil.

 O bir ruh hastası.

 Onu okuldan tanıyorum.

 Her yıl cinayetler hakkında aynı raporu hazırlıyor.

 Ondan hoşlanıyor musun?

 Bu iğrenç bir şey.

 Annesi striptizci olmak için   evden kaçtığında, onun beş futbolcu ile   yattığını biliyor musun?

 Onun için dua etmeliyiz.

 Ya da polise haber verebiliriz.

 Tyler, Billy ile sonra konuşursun.

 Yapacak işlerimiz var.

 – Sonra görüşürüz.

 – Görüşürüz.

” Unutma, Danyal bize sadece imanı değil   bize Babil esareti ile baş eden   bir imanı gösteriyor.

 ”” Babil’de yaşamak için   Daniel bütün hayatından vazgeçti.

 ”” O, lâik biriydi.

 ” Şunu bırakır mısın lütfen?

” Jeremiah gibi.

 O da lâik biriydi.

 ”” Tüm hayatını, Babil politikası çerçevesinde geçirdi.

 ”” Bu, yaşayabileceğiniz en kötü durum.

 ” Babam neden kuponla yardım etmiyor?

 Çünkü babanın kendi hobileri var.

 Seremoniyi nasıl buldun?

” Koşulsuz bir şekilde   Tanrı’ya inandı.

 ”” Bu yüzden, Nebuchadnezzar ile   buluştu ve dedi ki.

 ” Bunu alışkanlık haline getirmişsin.

 Buna bakmam gerekiyor.

 Sadece kimin mesaj attığına bakmam gerekiyor.

” Tanrı’nın gücüne inandı.

 ” Bu kadar önemli olan ne?

” Daniel, duanın gücüne inandı.

 ” Hiçbir şey.

 Boş ver.

 ” Bu mucizelerden sonuncusu.

 ”# Ben bir çocuğum #

# Işıkla doluyum #

# Göklerdeki babamız #

# Beni büyüttü # Sapık.

# Oğlu sayesinde #

# Ben değiştim #

# Onun için severek #

# İşkence çekti #

# Senin çocuğun yalan söylemeyecek #

# Yerde ölürken # – Neler oluyor?

 – Benden uzak dur.

 Nedir bu?

 Fotoğrafla mı ilgili?

 Hayır, söylememem gereken birisine mesaj attım.

 Ne yaptın?

 O şeyin ne olduğunu bile bilmiyorum.

 Benim değildi.

 Tamam mı?

 Babamın arabasındaydı.

 İnsanların profilime neler yazdığını biliyor musun?

 Sonrada buraya gelip herkesin önünde gösteriş mi yapıyorsun?

 Yemin ederim.

 O şey benim değildi.

 Bana inanmalısın.

 Herkese gerçeği anlatmalısın.

 Anlatacaksın, değil mi?

 Dostlarını kızdırmak için ne yaptın böyle?

 Birileri hakkımda yalan yanlış dedikodular yaymış.

 Gençlik dramı.

 Zor olmalı.

 Senin hakkında bazı şeyler duydum.

 Cinayet şeyleriyle uğraşıyorsun.

 Bu iğrenç bir şey.

 Ben de senin hakkında bazı şeyler duydum.

 Sapık.

 Ne oluyor burada?

 Burayı ne sanıyorsun?

 Böyle koşturamazsın.

 Dans etmek ister misin?

 Benimle dans etmek ister misin?

 Hadi bakalım.

 Git yakala onları.

 Mutlu yıllar, Susie.

 Tyler, bana yardım et!

 Tyler?

 Tyler?

 Ne yapıyorsun?

 Ben   online okul işlerini tamamlıyordum.

 Beni hayâl kırıklığına uğrattın.

 – Anne.

 – Yatağa dön.

 Anne.

 Yatağa dön, Tyler.

 Peki efendim.

 Annen küçük bir konuşma yapmamız gerektiğini söyledi.

 Otur.

 Aramızda kalacak.

 Erkek erkeğe.

 Senin bir sırrını daha saklıyordum.

 Geçen gece kamyonetimi aldığını biliyorum.

 Annen, Rudy Amcan yüzünden araba kullanmanı istemiyor ama   ben bir kaç kere tüyecek kadar büyüdüğünü düşünüyorum.

 Şimdi, kafanı karıştırabilecek birkaç şeyi   düzeltmemiz lâzım.

 Bilgisayarda baktığın şey gibi.

 Hiçbir şeye bakmıyordum.

 Tamam.

 Seks.

 İşte, söyledim gitti.

 Bizler, Tanrı’nın suretinde yaratıldık.

 Bunu biliyorsun.

 Bu, vücudunun saygısızlık   yapılmaması gereken, kutsal bir şey   olduğu anlamına geliyor.

 Bu ne anlama geliyor, biliyor musun?

 Ama, senin ve benim gibi adamların   bazı düşünceleri vardır.

 Aklımızda bir anda uyanıveren   fikirlerimiz var.

 Hiç aklına böyle şeyler geldi mi, dostum?

 Kızlar hakkında mı?

 Anlıyorum.

 İnanması zor ama bende bir zamanlar on altı yaşındaydım.

 Biraz zor zamanlar, değil mi?

 Bir tarafta Tanrı var   bir tarafta seks manyağı bir maymun var.

 Şimdiye kadar dediklerimi anladın mı?

 Pek sayılmaz.

 Olay şu.

 Düşünmekte bir sakınca yok.

 Bu sadece bir fantezi.

 Tanrı bunu görmezden gelir.

 O meşgul birisi.

 Ama resim yok.

 Tamam mı?

 Fantezide sorun yok, çünkü gerçek değil.

 Bu sadece maymunvari bir şey.

 Kafanda neyin belireceğini kontrol edemezsin, değil mi?

 Peki ya şu anda kafanda kötü bir düşünce uyanırsa?

 Bilmiyorum yani.

 Bu aletlerden birini alıp vuruversen.

 Bunu gerçek hayatta asla yapmazsın, değil mi?

 Asla.

 Bu saçma bir şey, değil mi?

 Evet.

 Saçma.

 Evet.

 İşte yaptık.

 Baba oğul arasındaki tuhaf konuşmayı yaptık.

 Araba yıkama.

 Seninle bir konu hakkında konuşabilir miyiz?

 Sana meşgul olduğumu söyledim.

 Hadi ama, bir dakika.

 Amy’nin gördüğünü sandığı şey, düşündüğün gibi değil.

 Bunu düşünmemeye çalışıyorum.

 Bu tür şeylerden hoşlanmıyorum.

 Bu, benim aklımda kötü bir şey uyandırdı.

 Aklımdan atamadığım bir şeyi.

 Muhtemelen doğru olmadığını düşünüyorum   ama ne olur ne olmaz diye birisiyle konuşmam lazım.

 Burada sözünü keseceğim.

 Bununla nereye varmaya çalıştığını biliyorum   ama bu konu hakkında konuşmayacağım.

 – Ne?

 – Bu bir günah.

 Ayrıca, seçme şansın var.

 – Billy, yapma ama.

 – Bu bir tercih.

 Bunun tartışmasını yapmayacağım.

 Beni neden takip ediyorsun?

 Beni hatırladın, değil mi?

 Sapık Tyler.

 Sapıklık nasıl gidiyor.

 Neden her zaman gazeteyi kilisenin dışında okuyorsun?

 Kötü haberleri severim.

 – Tamam.

 – Ayrıca nereyi istersem oraya otururum.

 Sizin dost canlısı ve bağışlayıcı   olduğunuzu sanıyordum.

 Hayır.

 Yani, evet.

 Bu doğru.

 Harika.

 Clovehitch olayını biliyorsun, değil mi?

 Bu konu hakkında sana bir kaç soru sorabilirim diye düşünmüştüm.

 İnternet’den pek bir şey öğrenemedim.

 Anlıyorum.

 Ben ve futbol takımındaki    beş adamla ilgili dedikoduyu duydun değil mi?

 – Sen de düşündün ki.

 – Hayır, hayır, hayır.

 Sorun değil.

 Ben sürtüğüm, sen de sapıksın.

 Birbirimize uyuyoruz.

 Tamam.

 Kes şunu.

 Ciddiyim.

 Kimse bilmeyecek.

 Burada sadece sen ve ben varız.

 Sal gitsin.

 Bakalım nasılmış.

 Seninle dalga geçiyorum.

 – Evet, biliyorum.

 – Öyle mi?

 Hayır.

 Bekle.

 Gerçekten.

 Clovehitch hakkında bilgi almak istiyorum.

 Hepsi bu.

 Şüpheliler ile ilgili.

 Bir şüpheliyi   nasıl ekarte edebilirsin?

 Neden?

 Neden bir anda böyle şeylerle ilgilenmeye başladın?

 Beni çevirmeye mi çalışıyorsun?

 – Yoksa bundan bir çıkarın mı var?

 – Hayır.

 Hayır!

 Bilmiyorum.

 Sadece kafama takıldı.

 Geçen gün anıta gittim ve fark ettim ki   hiçbirini tanımıyorum.

 Belki seninle konuşmak yardımcı olur   diye düşünmüştüm.

 Bilmiyorum.

 Muhtemelen aptalcadır.

 Aptalca değil.

 Buraya üç’ten sonra gel.

 Sana yardım edeceğim.

 Kurabiye de getir.

 Yardımcı olabilir miyim?

 Affedersiniz, hanımefendi.

 Kassi’ye bakmıştım.

 Kurabiye getirdim.

 Kassi, küçük dostun geldi.

 Geleceğini sanmıyordum.

 Büyükannen ilginç birisi.

 O benim büyükannem değil.

 Şapşal.

 Eskiden polis için çalışırdı.

 Tüm dosyalarının kopyasını çıkartıp bu kitabı yazdı.

 Otur.

 İşte on kurban hakkındaki resmi olan her şey burada.

 Bu, 8’inci kurban.

 Erica Lytle.

 Beşinci sınıf öğretmeniydi.

 Clovehitch ne zaman yalnız olacağını biliyordu.

 Üzgünüm, biraz çizik.

 Polaroid resim çektiler mi?

 Hayır.

 Hepsi dijital.

 Niye sordun?

 Bütün deliller bunlar mı?

 Pek bir şey yok.

 Ne parmak izi, ne kan, ne sperm.

 Sadece ip var.

 İp parçaları.

 Birde bu.

 4’üncü kurbana ait.

 Sasha Peterson.

 İlk Baptist kilisesinin önünde bulundu.

 Oraya hiç gitmemiş.

 Kontrol ettim.

 Yani, kilisemizin çevresinde kanıt mı   arıyordun.

 Oraya kim geri dönmüş diye?

 Hayır, onu polisler yaptı zaten.

 Ben FBI gibi çalışıyorum.

 Zaaflarını bulup, onu yakalayacağım.

 Neymiş peki?

 O bir kaçık.

 Her katilin bir profili vardır.

 Bu, parmak izi gibidir.

 Bak.

 Aynı giriş noktaları, aynı bağlama şekli.

 Karanfil düğümü, her kurbanda bulundu.

 Bu, katilin imzası.

 Polislerle dalga geçiyor.

 Kurbanları zafermiş gibi gösteriyor.

 Metodik ve plânlı.

 Bu imzasını kullanıp onu yeni davalara bağlayacağım.

 Öldürmekten vazgeçtiğini sanmıyorum.

 Bence bu on kurbandan fazlası var.

 Durdu ama.

 Seri katiller duramazlar.

 Bu mu, yoksa bu mu?

 Bu.

 Tamam.

 Gönüllü olmayı düşünüyordum.

 Belki öğleden sonraları   ders verebilirim.

 Nerede olacak.

 Aziz Joseph’de.

 Billy’nin arkadaşı Martin ile konuşuyordum.

 Oraya gidiyor.

 Onunla birkaç yıl önce tanışmıştın.

 Çok iyi birisi.

 Oraya yemek bağışı yapmıştık.

 Çok cömertsin, Tyler.

 Fakat, öğleden sonraları kalsın.

 Akşamları aile zamanıdır.

 Peki, efendim.

 – Hayır!

 – Gin.

 – Hayır!

 – Hayır!

 – Hile yapıyorsun!

 – Şuna ne dersin?

 Yine mi?

 Güzel olduğum için benden nefret etmeyin.

 Anneni kandırabilirsin ama beni kandıramazsın.

 Ders vermen gerektiğinde kimi   ziyaret ediyordun?

 Oğlumun bir kız arkadaşı var.

 Bunu biliyor musun?

 Sorun, annene yalan söylemen.

 Biz   gerçekten ders çalışıyoruz.

 Hepsi bu.

 Daha önce ne konuştuğumuzu hatırlıyor musun?

 Hayır, büyükannesi burada.

 Olay öyle değil.

 Evet, biliyorum.

 Ne diyeceğim biliyor musun?

 Annen yalan söylediğini bilmek zorunda değil   ama kızla tanışması lazım.

 Yarın gece onu akşam yemeğine davet et.

 Bu iyi bir fikir mi, bilmiyorum.

 Ona güveç pişireceğim.

 Tamam.

 Olur, efendim.

 Bu gece evimde akşam yemeğine   gelmek ister misin?

 Hayır.

 Ailem seninle tanışmak istiyor.

 Neden?

 Çıktığımızı sanıyorlar.

 Ne?

 Çıkmadığımızı biliyorsun, değil mi?

 Evet.

 Tabii ki.

 Hayır, hayır, hayır.

 Açıkçası   biliyorsun işte.

 Takıldığımızı biliyorlar.

 Beni İsa’nın yoluna falan mı sokmaya çalışacaklar?

 Sadece Clovehitch hakkında konuşma   çünkü bu konu hakkında bir şey bilmiyorlar.

 Yani, bu konuyla ilgili bir şey söyleme.

 Harika.

 Kesinlikle geliyorum.

 Balık harika olmuş, canım.

 Kassi, hangi kiliseye gidiyorsun?

 Kiliseye gitmiyorum.

 Babam genelde pazarları sızar   annemde ben çocukken kaçtı.

 Esasında ben bir ateistim.

 Aslında Wicca öğrenmeyi düşünüyorum.

 Wicca?

 Bunu duymuştum.

 Kara Büyü tarzı bir şey değil.

 – Doğa tabanlı ruhani.

 – Anne.

 – Şaka yapıyor.

 – Tanrım.

 Bu ailede senin mizah anlayışın yok.

 Şehrin diğer yakasında ki bir kiliseye gidiyor.

 Kassi, yaşlı bir bayanı ziyaret ettiğini duydum.

 Evet.

 Emekli bir kadın.

 Eskiden.

 Büyükannesiydi.

 Mavis.

 Evet.

 Bankadan emekli bir sekreter.

 Tyler, bırakta kendisi cevap versin.

 Seninle çıkmayı istediğinde bu kadar gergin miydi, Kassi?

 Hayır.

 Hiç de değil.

 Çok becerikliydi.

 İnanılmazdı.

 Çok sakindi.

 Soracağını bile düşünmemiştim.

 Ne demek istediğini iyi anlıyorum.

 Buradaki de aynısı.

 Neredeyse ona evlenme teklifini ben yapıyordum.

 Hadi ama.

 Bütün bu yüzük ve diz çökme olayını   ve konuşmayı yaptım.

 – Abartıyorsun.

 – Harikaydın.

 – Hadi ama.

 – Harikaydın.

 Bay Burnside.

 Tyler ve herkese kamp ve yontma öğretiyorsunuz.

 Peki ya düğüm atmayı?

 Kassi, bu artık dış dünya hazırlığı değil.

 Artık rozetleri var.

 Bilgisayar programlama   ve fotoğrafçılık gibi şeyler var.

 Fakat, düğüm ve yontmaya bayılıyorum.

 Beni yakaladın.

 Kaç farklı düğüm biliyorsunuz?

 Neden başka bir şeyden bahsetmiyoruz?

 Bu çok sıkıcı.

 O sordu.

 Daha önceki yaptığım kötü şaka için özür dilerim.

 Gerçekten Tyler ile vakit geçirmeyi seviyorum.

 Yanlış bir intiba bırakmak istemem.

 Gergin olduğum zamanlar böyle saçma şeyler söylüyorum.

 Üzgünüm.

 Hiç de değil, tatlım.

 Hiç de değil.

 Gerilmene gerek yok.

 Bizimle tanışmaya getirdiği   en iyi genç bayansın.

 – Ayrıca sen ilksin.

 – Don.

 Balık olayı için üzgünüm.

 Vegan’ın ne olduğunu bildiklerini bile sanmıyorum.

 Kenara çek.

 N’oldu?

 Babanın Clovehitch olduğunu mu sanıyorsun?

 Suratını görmeliydin!

 Senin baban öyle birisi değil.

 Baban mı?

 Resimleri var.

 – Tyler.

 – Sargılı porno şeyleri.

 Bu yüzden herkes benim sapık olduğumu sanıyor.

 Kimsenin girmesine izin vermediği kulübeye gittim ve daha fazlası vardı.

 Hatta birinde Nora ismi vardı.

 Sanırım Nora Devlindi.

 Hemen ” Şanslı’nın Favorisi ” yazan kutunun yanında.

 – Ciddiyim.

 – Lucky?

 Evet.

 Tuhaf porno seviyor diye   babanın Clovehitch olmasına imkân yok.

 O sadece tuhaf.

 Tanrım.

 Hadi, gidelim.

 Sevişeceğimizi mi sandın?

 Sür.

# Gün boyu bulaşık yıkadım #

# Tüm gün boyunca #

# Bu evde yaptığım tüm tuhaf işlere rağmen #

# Bir kuruş alamadım # Bakın, kim gelmiş!

# Romantik geri döndü # Hadi, benimle dans et.

 Bu gece, sende daha önce   görmediğim davranışlar gördüm, bayım.

 Bu da ne?

 Burada ne arıyorsun?

 Şanslı kafama takıldı.

 Uyuyamadım.

 Uyuyamadım.

 Her şeyi yeniden gözden geçirdim ve Barbara’ya döndüm   ki buna pek sevinmedi.

 Fakat, buldum.

 5’inci kurban öldürülmeden önce   mail kutusuna bir mesaj gelmiş.

 Tahmin et, ne yazıyordu?

 Gitmiş.

 Gidelim.

 Bir bakayım.

 Şanslı dediğinden emin misin?

 – Bilmiyorum.

 – Bir şey hissediyorum.

 – Lanet olsun.

 – Nedir bu?

 Bu, babanın el yazısına benziyor mu, Tyler?

 Bilmiyorum.

 Nerede bu?

 Babam birazdan uyanacak.

 En kısa zamanda Barbara’ya gel.

 Bildiğini bilmesin, tamam mı?

 İyi misin?

 İyi misin?

 Evet.

 Tyler?

 Günaydın, canım.

 Günaydın baba.

 Saat kaç?

 Neredeyse 7.

 Güne erken başlayalım dedim.

 Ne?

 Uzun zamandır ne yapmadık, biliyor musun?

 Kamp.

 Sadece ikimiz.

 – Bugün mü?

 – Evet.

 Gidip biraz eğlenelim dedim.

 Baba oğul yakınlaşması.

 Tüfek rozetini sakla.

 Evet.

 Bu harika olur.

 Kendimi iyi hissetmiyorum.

 Hadi ama.

 Mısır gevreği hazırlayacağım.

 Giyin.

 Nereye gidiyoruz.

 Neredeyse vardık, dostum.

 Kimseye söyledin mi?

 Kimseye söyledin mi?

 – Neden bahsediyorsun?

 – Tyler.

 Kulübedeki gizli bölmeye baktın.

 Özel hayatıma karışmaya hiçbir hakkın yok.

 Bu çok rahatsız edici, Tyler.

 Bunu yapmaman gerektiğini biliyordun.

 Kapı, bir sebepten dolayı kilitliydi.

 O kutuda bulduğun şeyler bana ait değildi.

 Kime ait peki?

 Rudy’e ait.

 Rudy Amca’nın mı?

 Gerçeği söylemekten öyle utanıyorum ki.

 Kamyonette bulduğun o fotoğraflarla ilgili şeylerle   uzun zaman önce ilgileniyordum.

 Rudy de ilgileniyordu.

 Fakat, o biraz ölçüyü aştı.

 Bunu çocukluğumdan beri biliyordum.

 Onun evinde bunları bulduğumda   ona gittim ve teslim olmasını   söyledim.

 Ama sonra   ne yaptığını biliyorsun.

 Araba kazası olduğunu sanıyordum.

 Öyleydi.

 Kendisi yoldan çıktı.

 Neden bunları saklıyorsun?

 Yakacaktım.

 Yemin ederim, yakacaktım.

 Fakat kurbanların ailelerinin   bunları bilmeye hakkı var.

 Bak, doğru zaman bir türlü gelmedi.

 Anlıyor musun?

 Susie doğdu, ya da başka bir şey oldu.

 Sonra da ailemizi düşünmek zorundaydım.

 Bu, sizlere çok zor gelecekti.

 Annene bunları söyleyemezdim.

 Ne için peki?

 Bu kimseyi geri getirmezdi.

 Ama sanki senmişsin gibi görünüyor.

 Dostum.

 Bak, bilmiyorum.

 Sana başka ne söyleyebilirim bilmiyorum.

 Sadece ben olmadığımı   bilmeni istiyorum.

 Ben değilim.

 Sana bunları bunları yaşattığım   için çok üzgünüm.

 Berbat ettim.

 Kardeşimi korumaya çalışıyordum.

 Bunları polise götürmeliyiz.

 Ya da yok ederiz.

 Ama karar vermelisin.

 Düğüm atmak yeteneğinizi geliştirir   ve ekip olarak bağları artırır.

 İp, iplikleri bir arada tutar   ve düğüm onları bir amaç için birleştirir.

 Kare düğüm başkalarına yardım için   bir sembol olarak kullanılır.

 – Kampa mı gittin?

 – Burada olama.

 Ne?

 Seni bekledim, sonra evine gittim ve annen kampta olduğunu söyledi.

 Annemle mi konuştun?

 Bizi yakaladı sandım.

 Hayır.

 Sesini alçalt.

 Hayır.

 Beni sadece kampa götürmek istedi.

 Tamam mı?

 Güzel, çünkü olayı çözdüm.

 Senin evinde.

 – Ne?

 – Altında bir çukur var.

 – Evimin altına mı indin?

 – Bekleyemedim.

 Ya senden kurtulmak için seni kampa götürdüyse?

 Orada bir şey buldun mu?

 – Hayır.

 Hiçbir şey bırakmamış.

 – Kassi, çünkü katil o değil.

 Ona resimleri ve her şeyi sordum.

 Bana her şeyi açıkladı.

 Ne?

 Resimleri nasıl açıkladı.

 Bu bir fantezi.

 Gerçek değil.

 Peki ya Lucky?

 İçeriye dönmem lâzım.

 Sadece onun olmadığını bil.

 – O zaman, kim peki?

 – Bilmiyorum.

 Seni sonra ararım.

 İnanmak istemediğini biliyorum ama bununla yüzleşmelisin.

 Şuna bak.

 Bu gerçekten oldu.

 Hayır, şu anda bununla uğraşmak istemiyorum.

 Ne yapıyorsun?

 Billy, içeriye dön.

 Ver şunu.

 İğrençsin.

 Biliyorsun değil mi.

 – Billy, hadi ama.

 – Bu haksızlık.

 – Billy ver şunu!

 – Neden kendini belli etmiyorsun?

 Defol git!

 Sürtük!

 Bırak beni.

 Dur!

 Dostum.

 Sana bir sorum var.

 Tyler Burnside nerede?

 Ne?

 Tyler Burnside nerede?

 Çünkü tanıdığım Tyler, sorunlarını   şiddetle çözmezdi.

 Tamam.

 Anlıyorum.

 Peder Randy.

 Ben Tyler.

 Sadece sinirlerime hakim olamadım.

 Moraracak, biliyorsun değil mi?

 Evde her şey yolunda mı?

 Evet, yolunda.

 Seni çok seviyorum.

 Lütfen dikkatli ol, tamam mı?

 Anne, merak etme.

 Dikkat ederim.

 Çok ağırlaşıyorsun!

 Gittiğinde çok şişmanlayacağım   ve gelince beni tanıyamayacaksın.

 Pekâlâ.

 İyi eğlenceler.

 Parayı hallettiğin için çok teşekkür ederim baba.

 Benden her şeyi öğrendiğini düşünüyorum.

 İyi eğlenceler.

 Tamam.

 Pekâlâ.

 Gitsem iyi olacak.

 Küçük adamım.

 Seni seviyorum.

 Yakında görüşürüz, tamam mı?

 – Seni seviyorum!

 – Hoşça kal!

 Hoşça kal!

 Sanırım çok fazla yaptım.

 Bana daha çok kalır.

 Tyler ne zaman eve dönecek?

 Kısa zamanda dönecektir.

 Ne kadar kısa zamanda?

 Büyükanne bana hep böyle derdi   bende ne kadar zamanda diye sormamıştım.

 Sen çok akıllısın.

 Biliyorsun değil mi?

 Neden annene bir süre ziyarete gitmiyorsun?

 Büyükannenin gölünde yüzmek ister misin?

 Evet!

 Zamanın yok mu?

 Hayır!

 Keşke olsaydı, tatlım.

 Ama işim başımdan aşkın.

 Sen birkaç haftalığına git.

 Rudy’e ben göz kulak olurum   ve hafta sonu gelirim   sizinle dönerim.

 Annem de ister.

 Büyükanneyi görmek ister misin?

 Pekâlâ.

 Yemekten sonra onu arayıp geleceğimizi söyleriz.

 – Tamam.

 – Tamam.

 Üzgünüm.

 Sorun değil.

 – Seni rahatsız eden bir şey mi var?

 – Hayır.

 Konuşmak ister misin?

 Ben.

 İyiyim.

 Sadece   yaşlanıyorum işte.

 Belki de anneme gitmesem iyi olacak.

 Önemli bir şey değil.

 Buraya gel.

 Hadi.

 Endişelenmene gerek yok.

 Hiçbir zaman.

 Dikkatli kullan, tamam mı?

 – Hoşça kal, baba.

 – Güle güle, tatlım.

 – Uslu bir kız ol.

 – Gidince seni ararım.

 – Tamam.

 – Tamam.

 – Seni seviyorum.

 Hoşça kal.

 – Annenin sözünden çıkma.

 Gün sonunda bitmiş olur.

 Harika.

 Hiç silahını   getirdin mi?

 Getirdiğimi söyleyemem.

 Öyle mi?

 Yeni Gen-4 ile atış talimi yaptım.

 Güzel bir silah.

 Birkaç yaratığı vurabilirsin, sorun değil.

 Buyurun.

 Sana bir tane alayım.

 Teşekkür ederim.

 İşte.

 Pekâlâ.

 Eşim için.

# Geçen gece çok iyiydi #

# Zar zor çıktık #

# Çünkü siyah ve beyazdı #

# Geleceğimiz geçti #

# Bundan şüphe yok #

# Aşkımız dünün haberi #

# Şimdi yeni bir sayfa açma zamanı #

# Bunu duvara yazmam lâzım #

# Değişim zamanı #

# Aşkımız dünün haberi #

# Eğer birbirimizi seversek #

# Gerçeği öğrendiğimiz gündür # Seni uzun zamandır görmedim.

 Seni bir süredir görmüyordum.

 Tyler’a bakmıştım.

 Tyler?

 İçeri gelsene.

 İçecek bir şey ister misin?

 Hayır, teşekkürler.

 – Tyler evde mi?

 – Tyler?

 Sana liderlik kampına   gittiğini söylemedi mi?

 Son zamanlarda pek konuşmuyoruz.

 Güzel bir kamera.

 Bu, gerçek film mi?

 Evet.

 Evet.

 Fotoğrafçılığı sever misin?

 Büyük kavga olduğunda   resimleri olan kişi   sendin değil mi?

 Evet.

 İşte.

 Bir resmini çekeyim.

 Peynir ve kraker de.

 Peynir ve kraker.

 Nasıl olduğunu görmemiz için beklememiz lâzım.

 Üflemek ister misin?

 Merhaba, baba.

 Tamam!

 Hayır.

 İyiyim.

 Yoldayım.

 Üzgünüm.

 Babamla görüşmeye geç kaldım.

 Demek gidiyorsun, öyle mi?

 Tyler’a uğradığını söyleyeyim mi?

 Hayır, boş ver.

 Lanet olsun!

 İşte önemli sahneye geldik.

 Oğulun aklı başına gelir   ve babasını görmek için yola çıkar.

 Kapıya bile varmadan   babası onu uzaktan görür.

 Kutsal kitap, babasının onu görmek için koştuğunu söyler.

 Gördüğünüz gibi, günahların affı için Tanrı her zaman açık bir kapı bırakıyor   ama kapı kolunu çekmek bize bağlıdır.

 Bu sabahki sorum   kapıyı açacak mısınız?

 Benim sıram.

 Şimdi sen dene.

 – Biliyorum.

 – Biliyorum.

 Evet.

 Bende öyle dedim.

 Tamam.

 Bu çok iyi.

 Neyse, annem sana selam söyledi   ve gelirken aletlerini de getirmeni istiyor.

 Çünkü   yapmanı istediği bir sürü   ufak tefek işler var.

 Birisi sana merhaba demek istiyor.

 Merhaba.

 Babacığım.

 Seni seviyorum.

 Tamam.

 Hadi.

 Peki.

 Hepsi bu kadar.

 Sana bunları söylemek istedi.

 Ben de seni seviyorum.

 Bizi ara.

 Tamam.

 Seni çok özledim.

 Hoşça kal.

 Ulaşılması zor yerlere kolayca ulaşabilirsiniz.

 Sırrı ne mi?

 OxiClean, kirle savaşan köpükler.

 Kalsiyum, limon ve sert su gücü   duş kapılarından sabun artıklarını kolayca temizler.

 Kaboom buna dönüştürüyor.

 Kısa bir süreliğine, hayalinizdeki temizleyiciyi   yüzde kırk daha ucuza alabilirsiniz   ve daha çok tasarruf edebilirsiniz.

 Eğer şimdi öderseniz, yüzde otuz ya da   yüzde yirmi beş farkla, yirmi dört ay boyunca   sahip olabilirsiniz.

 Ya da şimdi ödeyin ve   otuz altı ay boyunca, yüzde yirmi farkla sahip olun.

 Tercih sizin.

 Büyük bir kâr ya da   tasarruf artı sıfır faiz.

 Bu teklifler rakipsizdir.

 O yüzden mağazalarımıza gelin   ya da bizi online olarak, cabinetstogo.

com’dan ziyaret edin.

 Langer’in meyve sularında, meyveden daha fazlası var.

 Her şişeye kırk yıldan fazla deneyim dolduruyoruz   ve her içeceği mükemmel yapmaya kararlıyız.

 Her şişeyle    Langer Cranberry 100, çok daha fazlası.

 Sadece yüzde yüz meyve suyu.

 Ayrıca kalsiyum ve A, C, E vitaminleri gibi   temel antioksidanları ekledik.

 Bu kadar mı?

 Belki de büyükanneye haftada bir defa vermeliyiz.

 Evet.

 Langer.

 Çığlık atma.

 Çığlık atma.

 Sorun yok.

 Korkma, korkma.

 Sana zarar vermeyeceğim.

 Banka soygunundan, polisler tarafından aranıyorum.

 Anladın mı?

 Elimi çekeceğim.

 Çığlık atma.

 Sırtım.

 Sanırım sırtımı incittim.

 Sorun yok.

 Sadece banka soydum ve kimseye zarar gelmedi.

 Fakat kaçmam lâzım.

 Arabanı alacağım.

 Sigortan var değil mi?

 Parana ya da herhangi bir şeye ihtiyacım yok.

 Anahtarlar çantanda mı?

 Şu çanta mı?

 Lanet olsun.

 Nerdeyse bitti.

 Eğer polislere söylersen   bunu arkadaşlarıma vereceğim   ve seni bulacaklar.

 Tamam mı?

 Ama bunu yapacağını sanmıyorum.

 Çantamı al.

 Hadi, hadi, hadi, hadi.

 Son bir şey daha.

 Seni bağlamam lâzım.

 Kimseye söylemem.

 Söz veriyorum.

 Bu şey dolu.

 Tamam mı?

 Tartışma.

 Sırtım çok kötü durumda.

 Ne kadar çabuk bağlanırsan, o kadar çabuk giderim.

 Şimdi çantamı al ve kıpırda.

 Yatak odasına.

 Hadi.

 Tamam, yatağa otur.

 Kendin yap.

 Çok sıkı olmasına gerek yok.

 Hadi.

 Devam et.

 Devam et.

 Hayır, salak.

 Öyle değil.

 Ben yaparım.

 Bir şey istiyorsan, kendin yapmalısın.

 Babam hep öyle söylerdi.

 Ama gerçek bir pislikti.

 Sana söyleyeyim.

 Ellerini birleştir, lütfen.

 Biraz sonra buradan gideceğim.

 Bu çok sıkı.

 O kadar da kötü değil.

 Lucky şampuanını sevdi.

 Baba.

 Burada ne arıyorsun?

 O iyi mi?

 Gitmiş olmalıydın.

 Tyler.

 Bunu görmemelisin.

 Baba!

 Sana ne öğrettim?

 Kullanmayacaksan   nişan almamalısın.

 Beni vuracak mısın?

 Bana böyle notlar bırakamazsın.

 Ailem bunu anlayacak.

 Morarmış gözü severim.

 Sana yakışmış.

 Sadece resimleri almalıydın.

 Bırakacağını sanmıştım.

 Bırakacağım.

 Buraya gel.

 Burası Nora Devlin’in evi.

 Clovehitch’in bildiğim tek mekânı.

 Bak, seninle takılmak istiyorum.

 Fakat, Clovehitch olayı hakkında olmaz.

 Özellikle, babam hakkında olmaz.

 Tamam.

 Anladım.

 Ama bana inanıyor musun?

 Bana gerçekten inanıyor musun?

 Bazen onu hissediyorum.

 Ne?

 İçeri girelim.

 – Hayır.

 – Hadi.

 Hayır!

 Hadi.

 O, bodrumdan girdi   ve sonra onu bağladı   ve ona burada işkence etti.

 Sonra da onu öldürdü.

 Cesedi burada buldular.

 Bunu neden yapıyorsun?

 Baban sana ne anlattı?

 Tyler.

 Babanı suçlamıyorum.

 Sadece neler olduğunu öğrenmek istiyorum.

 Rudy Amca yaptı.

 Tekerlekli sandalyedeki mi?

 Ne zamandır bu hâldeydi?

 On yıldır.

 Bu yüzden bıraktı.

 Bana araba kazası olduğunu söylemişti.

 Fakat intiharmış.

 İntihara teşebbüs etmiş.

 Evinin altındaki çukurda bir şey buldum.

 Orada bir şey olmadığını söylemiştin.

 İp parçaları vardı.

 – İp parçaları mı?

 – Evet.

 Burası CSI değil.

 Bak, Clovehitch’e kafayı taktığını biliyorum.

 Çünkü bu, seni karanlık ve ilginç birisi yapıyor.

 Fakat, konu benim ailem.

 O annemi öldürdü.

 Ne?

 Clovehitch.

 Annemi öldürdü.

 Ben sanmıştım ki.

 Annen kaçtı sanıyordum.

 Evet.

 Ben beş yaşındayken, onunla büyük bir kavga   ettikten sonra babam eve geldi.

 Sonra, o ve eşyaları gitmişti.

 Daha sonra ondan bir daha haber alamadık.

 Babam, onun bizi bıraktığını söyledi.

 Ama hatırladığım şey, bu değil.

 Bir adamın içeri girip onu ağlattığını hatırlıyorum.

 Onu sıkıca bağlayıp, beni banyoya götürdü.

 Annem çığlık atıyordu.

 Onun çığlıklarını duymamak için suyu açtım.

 Clovehitch’i yıllar sonra duydum ve   olayı anladım.

 Fakat, babam ya da hiç kimse beni dinlemedi.

 Onun olmasını istememiştim.

 Kimse bana inanmadı.

 Adı neydi?

 Crystal.

 Crystal Harper?

 Bunu nereden biliyorsun?

 Evin altında  bir kutu vardı ve kutuda resimler, mücevherler ve   ehliyetler vardı.

 On üç tane vardı.

 On üç mü?

 Neredeler?

 Bu, onları geri getirmeyecek.

 O öldü.

 Ailemizi korumamız gerekiyordu.

 – Neredeler?

 – Onları yaktık.

 Üzgünüm.

 Ona inanıyor musun?

 Aklında hiç şüphe var mı?

 Lütfen.

 İyi eğlenceler.

 Parayı bulduğun için teşekkürler baba.

 Benden her şeyi öğrendiğini düşünüyorum.

 – İyi eğlenceler.

 – Tamam.

 Baban tamirciydi, değil mi?

 Yani?

 Kurbanların evlerine neden   zorla girilmediğini açıklar bu.

 Rudy Amca da bir tamirciydi.

 Ne görmeyi umuyorsun?

 Her şeyi.

 Bu kadar hasta olup ta   belli etmemesine imkân yok.

 Hayatım boyunca onunla yaşadım.

 Hiç belli etmedi.

 Belki de normal bir babanın ne olduğunu bilmiyorsundur.

 Çok şey öğreniyor gibiyim.

 Hocalar gerçekten çok yardımcı oluyor ve   şu ana kadar her şey mükemmel gidiyor.

 Evet.

 Pekâlâ.

 Gitmeliyim anne.

 Ben de seni seviyorum.

 Sonra konuşuruz.

 Şu kadını takip ediyor.

 Hangi kadın?

 Mavi pantolonlu kadın.

 Ona bakıyor.

 Hayır.

 Seni görecek.

 Seni görecek.

 Bu böyle olmayacak.

 Ne tür bir telefonu var?

# Geçen gece babamızı aradık #

# Yaptığımızı düşündük #

# Çünkü siyah ve beyaz #

# Geleceğimiz geçti #

# Şüphe edilecek bir şey yok #

# Aşkımız dünün haberlerinde #

# Şimdi sayfayı çevirme zamanı #

# Bunu duvara yazmam lâzım #

# Yani, değişim zamanı #

# Aşkımız dünün haberlerinde #

# Gerçeksiz bir sonraki gün #

# Yüz yüze geleceğim #

# Satır arasındaki kızı okumana gerek yok #

# Doğruyu ve işaretleri inkâr eden şey ne # Peynir ve kraker de.

 Peynir ve kraker.

 Üflemek ister misin?

 Merhaba, baba.

 Evet.

 Biliyorum.

 Yoldayım.

 Özür dilerim.

 Evden çıktı.

 İşe gidiyor.

 Gece çıkmak için onu beklememiz lâzım.

 Eğer güpegündüz onu takip etmeye devam edersek   bizi görecek.

 Burası kimin evi?

 Muhtemelen çalışıyordur.

 Gitmeliyiz.

 Kassi!

 Kassi!

 Hadi, ama.

 Bunu buraya bağladı.

 Gördüm onu.

 Tyler.

 Tyler.

 Bu, marketteki kadın.

 Seninle geleceğim.

 Hayır.

 Onunla yalnız konuşmalıyım.

 Baba?

 Gidelim.

 Baba?

 Burada ne arıyorsun?

 O iyi mi?

 Gitmiş olmalıydın.

 Tyler.

 – Bunu görmemelisin.

 – Baba!

 Sana ne öğretmiştim?

 Kullanmayacaksan, nişan almamalısın.

 Beni vuracak mısın?

 Teslim olmalısın.

 – Kassi?

 – Evet.

 Git ve ona yardım et.

 Seni yönlendiriyor.

 Dostum.

 Dinle beni.

 Ben kimseye zarar vermedim.

 Bu kadınla benim aramda bir ilişki var.

 Biraz sapıkça davranıyoruz.

 Hepsi bu.

 Bu, sana çok ağır geldi biliyorum   ama annen bunu biliyor.

 Bu saçmalığa devam mı edeceksin?

 Dostum, eğer bu olay duyulursa   annen ve Susie zarar görecek.

 Silahını indirmelisin.

 Kazalar olur.

 Sorun yok.

 Sorun yok.

 Birine zarar verecekti.

 İkimiz de silah güvenliği konusunu biliyoruz.

 Silahı sen tutabilirsin ama o tutamaz.

 Silahını indirmelisin.

 Silah güvenliğinde, kötü istatistiğin bir parçası   olmayalım.

 Kazalar olur.

 Aferin oğluma.

 Seninle gurur duyuyorum.

 Hem de çok.

 Doğru olanı yapıyorsun.

 Unutma.

 İlk önce dipçik.

 Bunun komik olduğunu düşünürdün.

 Önce dipçik.

 İşte böyle.

 Kızmadım.

 Sadece hayâl kırıklığına uğradım.

 Tyler, çabuk ol, lütfen.

 Tekrar geç kalamam.

 Tamam.

 Krep istiyorum.

 Çok şanslısın, çünkü yulaf krepi   büyük kuşun lokmasıdır.

 – İğrenç.

 – Tatlım, lütfen.

 Benim için uslu olmanı istiyorum, tamam mı?

 Peki, anne.

 – Teşekkür ederim.

 – Rica ederim.

 Tyler!

 Geliyorum.

 – Amin.

 – Amin.

 Billy’nin amcasının yerinde iş var.

 Önümüzdeki hafta, oradan birkaç vardiya alabilirim.

 Alo?

 Evet, benim.

 Üzgünüm.

 Üzgünüm.

 Şimdi ne yapacağız.

 Hiçbir şey.

 Polis, Clovehitch ile olayı bağlayamaz.

 Yüzünü hiç görmedi.

 Evet.

 İstediğin buydu.

 Anne, uyumak istemiyorum.

 Lütfen!

 Lütfen!

 Birisi benimle uyusun.

 İstemiyo.

 – Oturabilir miyim?

 – Evet.

 Elbette.

 Polis seninle konuşmak istiyor.

 Onlara konuşmayacağını söyledim.

 Onlar   bunun bir kaza olduğunu düşünmüyorlar.

 Demek istediğimi anlıyor musun?

 Onlar   birisinin onu öldürdüğünü mü düşünüyorlar.

 Tanrım.

 Hayır.

 Tyler.

 Hayır.

 Hayır, onlar   Don gibi deneyimli   birinin   öylece.

 Evet, bazı   sorunları vardı ama bunların üstesinden geldik.

 Onlara bunu söyledim.

 Sorun yok.

 Sorun yok.

 Sorun yok.

 Sorun yok.

 Sorun yok.

 Sorun yok.

 Koruyucu, 22’nci ekibin bayrağını yolla.

 Koruyucu, Amerikan Bayrağı’nı yolla.

 Koruyucu, gidebilir.

 Bayan Burnside, lütfen kuşağı getirin.

 Size, Işık Düzeni’ndeki en yeni acemi askerimiz   Tyler Burnside’ı sunuyorum.

 Teşekkür ederim.

 Normalde ekip lideri birkaç kelime söyler.

 Bunun yerine, onun hakkında birkaç kelimeyi ben söylemek istiyorum.

 Donald Burnside, babam.

 Hepimiz onun farklı yönlerini gördük.

 Bizim cemiyetimiz için, bir lider gibiydi.

 Ailemizin bakıcısıydı.

 Bana bir babaydı.

 Ekip lideri olarak babam   silahlarımız ve rozetlerimiz için birçok kişiye yardım etti.

 Bu da kazayı oldukça trajedik yapıyor.

 Gerçek şu ki, kötü şeyler iyi insanlara oluyor.

 Tek savunmamız, bu gece yaptığımız gibi   hep birlikte olmaktır.

 Hayatı boyunca babam bana   bunu öğretti.

 Hayatlarımızı ne kadar etkilediğini   unutmayalım.

 Baba, eğer beni duyuyorsan   seni seviyorum.

||