100 dk

Yönetmen:Juan Carlos Medina

Senaryo:Luiso Berdejo, Juan Carlos Medina

Ülke:İspanya İspanya, Fransa Fransa, Portekiz Portekiz

Tür:Fantastik, Korku, Gizem, Gerilim

Rating:6.2

Vizyon Tarihi:08 Eylül 2012 (Kanada)

Dil:Katalanca, İspanyolca, Almanca, İngilizce

Müzik:Johan Söderqvist

Kelimeler:ispanya iç savaşı, çocuklar, acı, devamı…

Nam-ı Diğer:Painless

Oyuncular: Àlex Brendemühl, Tómas LemarquisT

Özet

Katalonya’da geçen film iki hikaye anlatıyor: ilk hikayede İspanya İç Savaşı’nda hizmete giren ve 60’lı yıllara kadar varlığını sürdüren bir akıl hastanesinde acı hissetmeyen çocukların fiziksel acı çekme öğretilerek rehabilite edilmeleri anlatılıyor. İkincisinde ise, günümüzde kemik iliği nakline ihtiyacı olan parlak bir beyin cerrahının biyolojik anne babasını ararken karanlık geçmişine dair izlerle karşılaşması anlatılıyor

Film Metni

Ines, sen misin?

 Sana ateşle oynama, yanarsın demiştim.

 Acımıyor mu?

 Canım yanmaz mı?

 Aman Tanrım! Tatlım, kim yaptı bunu?

 Ne oldu?

 Ameliyathanede 50 saat.

 Senin için bile çılgınlık.

 Sence beni affedecek mi?

 Evet ama ben affetmeyeceğim.

 Onu bulma zamanı geldi mi?

 Benim için?

 Ne demek istiyorsun?

 Evliliğimizin 10.

 yılında birlikte bir hafta! – Anais  – Tek istediğim bu.

 Onun için mutluluk zirvesi.

 Artık Judith ile konuşma! David, dikkat et! Doktor Martel, beni duyuyor musunuz?

 – Adı neydi  – David.

 David?

 Beni duyuyorsan, gözlerini kırp.

 O parçayı dışarı çıkar! – Kafatasındaki sinirler?

 – Kan pıhtısı görünmüyor.

 Röntgen?

 Onu ofisimde istiyorum.

 Ter yok.

 Gözyaşı yok.

 Göz damlalarına ihtiyaçları var,  yoksa sonları bunun ki gibi olacak.

 Onlara bu canavarlığı yapan kim?

 Suçlu olan örnek bir cezayı hak etmeli! Onlar gayet iyi.

 Ne demek istiyorsun?

 – Bunları kendileri mi yaptı?

 – Size bir şey göstereyim.

 Delirdin mi sen?

 Bu çocuklar acıyı hissetmez.

 Bu yüzden diğer çocuklar için çok tehlikelidirler,  ama esas olarak kendi canları için.

 Tedavi edebilir miyiz?

 Hiç böyle bir şey görmedim.

 Bilinmeyen bir hastalıktan muzdaripler.

  Vatandaşlarım,  size söylemek zorundayım, bu çocuklar bilinmeyen bir hastalıktan muzdaripler.

 Aylardır trajik ve garip olaylar meydana geliyor ve   masum insanlar öldürülüyor.

 Bu trajedi    gösteriyor ki    tehdit suçla ortaya çıkıyor.

  Bu çocuklar  Bu çocuklar çevrelerindeki kişiler için tehlike oluşturuyor.

  Dahası kendileri için de.

  Bu durumu tedavi edemiyoruz.

  Bu yüzden,  size söylemek zorundayım   onların kaderlerine karar verdik,  süresiz olarak onları kilit alacağız.

 Hayır! Hayır! Hayır! Benigno! David! Ayağa kalk.

 – Anais nerede?

 – Hadi gidelim! Anais başaramadı.

 Ama çocuğu kurtardık.

 Senin çocuğun.

 Kıpırdama! Onlara bunu giydirin.

 Emniyetli kıyafetleri giymelerini söyleyin.

 Her hücre boş ve temiz olmalı.

 Her şeyden arınmış olsun.

 Bu sizin iyiliğiniz için.

 Kilitler yemek zamanları açılacak.

 Burada güvende olacaksınız.

 Hiç kimse cezalandırılmayacak.

 David, ne yapıyorsun?

 Henüz çalışmak için iznin yok.

 David, beni dinlemiyor musun?

 Bak şuna! Neden bana lenf bezlerini gösteriyorsun?

 Hastan uzun zamandır rahatsızmış.

 Bu benim uzmanlık alanım değil, onkolojiye göster.

 Bu benim hastamın dosyası değil.

 Kaza olmasaydı asla fark etmezdik.

 Hayatını kurtarmak için hala bir şansın var.

 Yani, o lanet kaza oldu diye sevinelim mi?

 T hücreli lenfoma, oldukça kötüdür  Bu lenfoma değil.

 Yapılabilecek bir şey olmadığını gayet iyi biliyorsun.

 Deneysel teknikler çok başarılı olmuştur  İmkansız! Kemik iliği nakillerinde yüzde yüz başarı asla gerçekleşmez.

 David, ailenin halen hayatta olması büyük bir şans.

 Epeydir onları görmüyorum.

 Yaşlılar, onlardan isteyemem.

 Mecbursun! Yaşamak için tek şansın bu.

 Yaşamak için  Artık bir çocuğun var.

 Bir çocuk  Judith 6 aylık bir fetüse hamileydi.

 Annesi öldü ve onun hayatta kalmayı başaramayacağını herkes bilir.

 O yaşıyor ve bir babaya ihtiyacı var.

 Dikkat et, sıcaktır! Bunlar ne?

 Gözyaşları, tatlım.

 Birisi mutlu olduğunda ya da acı çektiğinde ortaya çıkar.

 Acı nedir?

 Mutluluğun tersi.

 Bu nedir?

 Mutluluk, canım.

 Mutluluk.

 Doktor, ne kadar daha kilitli kalacaklar?

 Onlar tedavi edilemez.

 Tek çözüm bu.

 Ya Doktor Holzmann  Holzmann mı?

 O yardım edebilir, bir deneyelim.

 Söylediklerime inan   buraya tanınmış bir bilim adamı asla gelmeyecek! Ondan yardım bile talep etmem.

 Benim gururum var! Sizin için mahsuru yoksa  Boş vaktin varsa ona yaz,  ben imzalarım.

 Onunla nasıl irtibat kuracaksın?

 Sonra görüşürüz.

 Size söylemem gereken bir şey daha var.

 Kronik lenfositik lösemiyim.

 Beni kurtarabilecek bir tedavi var ama yüksek radyasyon almak gerekiyor.

 Kök hücrelerini yok eden ve kemik iliği nakli gerektiren   radikal bir tedavi.

 Sorun şu ki   donörün aileden biri olması gerekiyor.

 Kabul etmezseniz   beni idama mahkum etmiş olursunuz.

 Daha sonra cevap verebilirsin.

 Gayet iyi anlıyorum.

 Bizden istediğin şey, tamamen  İmkansız bir şey, oğlum.

 Başka bir seçeneğim olsaydı, sizden istemezdim.

 Baba! Ne oldu?

 Seninle konuşmamız gerekiyor.

 Ne hakkında?

 Ines! Ines! Merhaba yakışıklı! Ben Hubert.

 Hubert Holzmann.

 Gözleri nemlendirmemiz gerekiyor.

 Bu çocuklarda çok az gözyaşı salgısı var.

 Terleme sistemi bozuk.

 Bazen korneaya zarar verir.

 Evet, iki çocuk kör oldu.

 Diğerleri, tükürüklerini kullanıyor,  onlar kurtarıldı fakat kronik göz iltihabı yaşıyorlar.

 Ön-bilişsel başa çıkma mekanizması.

 Çok ilginç! Siz Doktor Carcedo olmalısınız.

 Profesör Holzmann! İzinsiz girdiğim için kusura bakmayın   onları kendi gözlerimle görmek istedim.

 Davetiniz beni onurlandırdı.

 Bu kadar beklettiğim için kusura bakmayın.

 Almanya’da buraya gelmek kolay değil.

 Yakınlarda güzel bir pansiyon var.

 – Bagajınızı götüreceğiz.

 – Gerek yok.

 Bagajınız yok mu?

 Nasıl olur?

 – İzin verirseniz burada kalmak istiyorum.

 – Ne demek! Çocukları birlikte kurtaracağız.

 Bir fikrim var.

 İstediğim tek şey   sizin misafirperverliğiniz.

  Yahudi Aklınızda ne var?

  Bu çocuklar bir kaç benzer anomalilik gösteriyor.

  Analizler gösteriyor ki    his dokularının nöronsal aktivitesi    tamamen yok olmuş durumda.

  Tedavi olma şansları yok, gerçek olan bu.

  Ama rehabilitasyon gibi özel.

.

   bir eğitim programı gerektiğini düşünüyorum.

  Bir kaç yılda, normal bir hayat yaşamaları    mümkün olabilir.

  Vaziyet gayet açık.

  Bu çocuklar acıyı bilmiyor.

 Bu yüzden tehlikeliler.

  Dışarıda yaşayamazlar.

  Bu yüzden    onlara acı denen şeyin ne olduğunu öğretmemiz gerek.

  Benigno!  Ne yapıyorsun?

 Bana ellerinizi gösterin! İkiniz de cezalandırılacaksınız.

 Şeytansınız siz! Manyak mısın lan sen?

 Doktor Carcedo’ya söyleyeceğim.

 Ona istediğin her şeyi anlatabilirsin.

 Ne zaman istersen.

 Annen dışarıda bekliyor.

 – Bu bir mucize.

 – Evet.

 Bu makineyi kullanarak nefes almak tam bir mucize.

 – Bu senin çocuğun.

 – Neden geldin?

 Biliyorsun, baban konuşmayı sevmez  – Onun için bahane bulmaya çalışma! – Senin için en iyisini istiyor.

 Sana yardım etmeyeceğini söylemiyor.

 Kastettiği elimizden bir şeyin gelmemesi.

 Uzun bir hikaye, 60’lı yıllarda baban   Canfranc yakınlarındaki bir hapishanede çalışıyordu.

 Polisti, değil mi?

 O zamanlar hamileydim.

 Zaten bir ölü bebek doğurmuştum.

 Benim için çok zordu, ama Adan   onun delirdiğini sandım.

 Kısa bir süre sonra, bir mucize oldu.

 Bir akşam yatmaya odama gittim.

 Uyandığımda kollarımda bir bebek vardı.

 O sendin.

 Biyolojik annem kim?

 Adan gerçek baban hakkında hiç konuşmadı.

 Annenden sadece bir kez bahsetmişti  – Kimmiş?

 – Bilmiyorum.

 Canfranc’da esir olarak tutuluyormuş.

 Hala hayatta mı bilmiyorum.

 hiçbir şeyden haberim yok.

 Baban sana kesinlikle anlatmamamı tembihlemişti.

 Sakin olun! Yavaş, yavaş! Yavrulardan birinin   sol böbreğinde tümör var.

 Hangisinde olduğunu kim söyleyebilir?

 Aferin! Şimdi de  Kim yavruya zarar vermeden böbreği çıkarabilir?

 Yalnız anestezi verilmeden yapılacak.

 Profesör! Onunla ben ilgilenebilir miyim, Profesör?

 Hayır! Onlar sizin için değil.

 Hücrelerinize dönme vakti.

 Ona bu kadar sert davranmana gerek yok.

 Tanrı aşkına, Hubert! Bunu yapmanın ne faydası var?

 Onlar inanılmaz, çok farklılar.

 Biliyorum.

 Ne zaman bir problem çıksa, her zaman bu ikisi olur.

 Sorun senin bana bir şey anlatmaman.

 Umarım ne yaptığının farkındasındır.

 Okulumda çıkacak herhangi bir soruna göz yummam.

 Ines! Baksana! Benigno! Tanrım! Ne yapıyorsun?

 Benigno, lütfen  Bana ver onu! Şeytanın dölü! Yeter! O daha çocuk.

 Sana onun şeytan olduğunu söylemiştim.

 Onu programdan çıkarıyorum.

 Hücresinden kesinlikle çıkmayacak! Bilim adamı gibi davran! Devam etmek zorundayız.

 Canın cehenneme! Nasıl cüret edersin?

 Almanya’da benim kim olduğumu biliyor musun?

 Evet, Almanya’da kim olduğunu gayet iyi biliyorum,  Profesör Holzmann.

 İkimiz de neden burada olduğunu biliyoruz.

 Profesör?

 – Profesör, doktor Carcedo dedi ki  – Biliyorum! Ne dediğini biliyorum.

 Burada beni beklersen, daha fazlasını alırsın.

  CNT Gaziler Derneği Yiyecek?

 İlaç?

 Benim 30 hastam var.

 – Onlar ne olacak?

 – Sonra bakacağız.

 Artık hiçbir şey bulamıyoruz.

 Yönetime ulaşamıyorum.

 Bir sürü idarecin var, yoksa hükümete haber mi vereyim?

 Faşistler bir tarafa, diğerleri öbür tarafa geçsin.

 Sen hangi taraftasın?

 Çocukları çıkartın! Buraya mühimmat koyacağız.

 Çocuklar ne olursa olsun kilitli kalmalı.

 Bir hücreye bir çocuk, bu çok fazla! Hepsini bir araya getirin! Affedersiniz ama buranın sorumlusu benim,  yapılması gereken her şeye ben karar veririm.

 Oldukları yerde kalmak zorundalar.

 Seni rezil burjuva! Çok ciddi bir hastalıktan muzdaripler.

 Çok bulaşıcıdır.

 Sürekli izole edilmeleri gerekiyor.

 Dur! Dokunma onlara! Bulaşıcıymış.

 Hadi gidelim! Teşekkür ederim.

 Üzgünüm.

 Özür dilerim! Ben David Martel.

 CNT derneğini arıyorum  Ne istiyorsun?

 Uzun hikaye.

 İyi misin?

 Biraz konyak ister misin?

 Oldukça acımasız bir hapishaneydi.

 Annen 17.

 hücrede kaybolduysa   gerçek kimliğini bulacağını pek sanmıyorum.

 17.

 hücrede kalan kimdi?

 Peinado Solera.

 100 yaşında.

 Biraz daha ister misin?

 Onu bulmak zorundayım.

Hayatım ona bağlı.

 Kabil Habil’i   neden öldürdü biliyor musun?

 Pardon?

 İnsanlığın kıyamet gelinceye kadar ödeyecek olduğu ilk cinayet.

 Bu cinayete   kardeşler arasındaki kıskançlık sebep oldu.

 İspanya’da aynı durumda.

 İç savaş sırasında meydana gelen en kötü şey bu değildi.

 En kötüsü daha sonra geldi.

 Kabil,  kazanmak için sadece bunu yapmadı.

 Bilirsin, eski bir inanca göre kanı arındırmak için   tamamen yok etmek gerekir.

 Kırmızı kromozomun ortadan kaldırılması.

 Çiçeklerin sonu.

 Hiç kimse aslında gerçeği öğrenmeye çalışmıyor.

 Önemli olan unutmak.

 Hayatta kalmak için unut.

  tarih kitaplarında yasaklanmıştır.

 Ben  Kardeşim, Jose   Canfranc’da hapishanedeydi.

 Bildiğim kadarıyla   canlı çıkabilecek tek yer 17.

 hücre.

 Yani kardeşin yaşıyor mu?

 Onunla konuşabilir miyim?

 Burada şüpheli bir durum var gibi.

 Üzerinizdekileri çıkarın! Çıkarın dedim, lan! Çocuklar da! Hepsini yere koyun! Düzgün yapın, piç kuruları! Hanginiz bu boktan yerin sorumlusu?

 Vurun hepsini! Yüzbaşı! Ben Profesör Hubert Holzmann.

 Stuttgart Üniversitesi.

 Çocuklar hakkında araştırma yapıyorum.

 Onlar gibi çok az insan var.

 Bu çocuklar çok özel.

 Sahi mi?

 Nasıl özeller?

 Acı hissetmeyecek şekilde doğmuşlar.

 Acıyı bilmiyorlar.

 Bu hastalık hakkında bilgi Almanya için yararlı olabilir.

 İmparatorluk için.

 – Numara yapı  – Bir saniye! O bir Alman vatandaşı.

 Bırakın gitsin! Çocukları da! Burası İspanya.

 Emirleri ben veririm.

 Bırakın onları dedim! Siz ve adamlarınız komünist bir grubu bu binaya yerleştirmek   ve bize ateş açılmasına sebep olmaktan sorumlusunuz.

 Sorumu tekrar edeceğim.

 Buranın yetkilisi kim?

 Benim.

 Yetkili benim.

 Güzel.

 Hemşireler de gelsin.

 Araştırma için onlara ihtiyacım var.

 Hazır  Ateş! Konuştuk.

 Seni yargılamak ya da suçlamak için gelmedim.

 Kötü bir niyetinin olmadığını gayet iyi biliyorum.

 Ama bana bir şans vermek istiyorsanız,  yardım etmeniz gerek.

 Onu bulsan bile  yani, itiraf et   hala hayatta olduğunu varsaysak bile   sence her şey eskisi gibi olacak mı?

 Sana karşı olan hislerim asla değişmeyecek.

 Baba, geçmişi hatırlamak hoşuna gitmiyor, farkındayım   ama CNT’nin lideri ile konuştum.

 Kardeşi, Jose, sen orada çalıştığım zamanlar Canfranc’da hapis yatıyormuş.

 Onunla yarın tanışacağız.

 Hala hayatta mıymış?

 Belki bir şeyler biliyordur.

 Onu tanıyor musun?

 Baba, zor zamanlar geçirdiğinin farkındayım ama bu   benim hayatımı kurtarabilir.

 – Hayatını kurtarmak mı?

 Nereye giderseniz git orada sadece delilik ve ölüm var.

 Hayatta kalmak için tek şansım bu.

 Duvara çarpacaksın, David.

 Bazen unutmak gerekir.

 Geçmişi kurcalama! Geçmiş yok artık.

 Ne bulacağını sanıyorsun ki?

 Sen söylesene baba.

 Aradığın kişi zaten ölmüş.

 Ne yaparsan yap,  sadece zaman kaybı olur.

 Ne demek istediğimi anlıyorsun.

 Yardım etmek istiyorum   ama yapamam.

 Sen onu tanıyorsun.

 Gerçek annen senin yanında, burada.

 Öldüğünü nereden biliyorsun ki?

 Cesedini gördün mü?

 Onu tanıyorsun, değil mi?

 Adını biliyorsun.

 Başından beri gerçeği gizledin.

 Yeter artık David, o artık dünyada değil, oğlum.

 Bana inanman lazım.

 Anneni de gereksiz yere üzme! Yalan söylüyorsun.

 Yalanın kokusunu alıyorum.

 Bu ev yalanlarla dolu.

 David, bekle! Lütfen.

 Sana yalvarıyorum! Başka bir çözüm olmalı.

 Hangisi?

 Elimizde hiçbir şey yok.

 Penisilin, yiyecek, hepsi onların kontrolünde.

 O piç kurusu hepimizi öldürecek.

 Çocukları evlerine gönderebiliriz.

 Bu çok riskli, dışarıda iç savaş sürüyor, Magdalena.

 Zaten muhtemelen hepsi ölmüştür.

 Tanrım, beni affet! Benigno  Evladım.

 Bunun içindeki ilaç   uyumana yardımcı olacak.

 Bana anahtarı ver.

 – Bir tek bu mu?

 – Evet.

 Tanrım! Burada biri var! Bunu sen mi yaptın?

 Konuşamıyor musun?

 Ne tür bir sembol bu?

 Sanırım Almanlar için bir sembol.

 Berkano  Şu andan itibaren, sana Berkano diyeceğiz.

 Ber-ka-no.

 Bizim mitolojide bunun ne anlama geldiğini biliyor musun?

 “Devrim”.

 Bir yıl içinde 12 tren saldırıya uğradı.

 13 ton tungsten elementi yok oldu gitti.

 Adamlarımızdan 52 kişi öldü.

 Sana son kez soruyorum.

 Fransız olduğunu biliyoruz.

 Merkeziniz nerede?

 Yüzbaşı Whitely.

 10.

 tabur,  İkinci Bölge,  C Hava filosu.

 C Hava filosu mu?

 Sen özel hava kuvvetlerindensin, değil mi?

 Ol ya da olma,  benim için   asker değil, adi bir teröristsin.

 Sana neden söyleyeyim ki, piç herif! Yeter artık, gebert gitsin! Günah çıkarmak ister misin?

 İster misin?

 Berkano?

 Ben senin itirafçınım ve sen de bana her şeyi anlatacaksın, hemen! Ona fazla yaklaşma! Perdeye dokunma! Cevap vermesi için süre tanı, baskı yapma.

 Tamam.

 Mevcut şartlarından dolayı oldukça yorgun olacak.

 Bilmek istediklerini sor ama basit olsun! Ne zaman istersen.

 Merhaba, Jose.

 Ben David.

 David Martel.

 Tanıyabileceğin birini arıyorum.

  Ne öğrenmek istiyorsun?

 Konu annem.

 60’lı yıllarda ben doğduğumda o da Canfranc’da hapisteymiş.

  Affedersin    hatıralarım o korkunç yerde    karışıp duruyor.

  Berkano  Berkano mu?

 Berkano kim?

 Sorgulamaları yapan o muydu?

  Hayır, Berkano kimseyi sorgulamadı.

  O hiç konuşmazdı.

  Acı bilmezdi.

 Oradan nasıl sağ çıkabildin?

 O kadar zulümden sonra   vücudu öyle bir değişti ki,  hücresindeki delikten geçebilecek hale geldi.

  Leş gibi bir delikti.

 Peki, bu adamı gördün mü?

 “İtirafçı”! Her şeyi biliyorum.

 Bana gerçeği söyle.

 Berkano kim?

 Annem 17.

 hücrede miydi?

 Bir saate orada olurun, bana her şeyi anlatacaksın.

 Anladın mı?

 Hoşuna gitsin ya da gitmesin, her şeyi konuşacağız! Merhamet edin! Yalvarırım  Komünizm,  ciddi bir akıl hastalığıdır.

 Kliniğimizde, biyolojik dejenerasyon,  vücudu keserek bazı cerrahi işlemlerle düzeltilir! Ben komünist olduklarını bilmiyordum.

 Yemin ederim! Ne zamandan beri komünistlerle çalışıyorsun?

 Konuş! Kes sesini! Ben senin itirafçınım.

 Bana her şeyi anlatacaksın.

 Liderlerinin isimlerini istiyorum, gerçek isimlerini.

 Sorgum sırasında, basit bir soru yüzünden acı çeken   insanlar her zaman olur.

 Bugün sıra sende.

 Terörün neye benzediğini bilir misin, David?

 Gözlerin  Senin korkunç yeşil gözlerin  Sen daha küçükken,  gözlerin sessizce ve apaçık bir şekilde bana bakardı, sanki   her şeyin farkındaydı.

 O gözler bana ait değildi.

 Hatta annene bile.

 Bu dünyada en çok sevdiğin kişide o gözlerin olduğunu   hayal etsene.

 Buna rağmen, seni kendi çocuğum gibi sevdim,  kendi çocuğum gibi.

 Gerçeği öğrenmek istiyordun, David.

 Artık biliyorsun.

 Tüm hücreleri boşaltın! Emir aldım, Berkano.

 Geri çekil! Beni zorlama, Berkano.

 Beni dinle.

 Bir anlaşma yapalım.

 Bebeği bana verirsen, gitmene izin veririm.

 Seni sonsuza kadar rahat bırakırım.

 Sözlerimi güven.

  Asla bilemeyeceğim.

  Hatta adını bile bilmiyorum.

  Ama gözlerin    babasına bakıyor gibi baktı.

  Artık, hikaye senin.

  Bu yüzden    özgür olacaksın.

  Bu yüzden    erkek olacaksın.

  Evlat.

 Çeviri; Cemocem 17.

03.

2013||