124 dk

 Yönetmen:Vladek Zankovsky

Senaryo:Vladek Zankovsky, Israel Damidov

Tür:Komedi, Dram, Bilim-Kurgu

Vizyon Tarihi:28 Ekim 2014

Dil:Rusça, Almanca, İspanyolca, İngilizce, Latin

Müzik:Elyada Ramon

Özet

Binlerce yaşam boyu geriye giden Max kim veya nerede olduğunu bilmeden 1900 yıl öncesinde Roma imparatorluğunun hüküm sürdüğü bir çağda uyanıverir. Ancak kendisine bir tarihi andan diğerine seyahat ederken varoluşun gizemlerini aydınlatacak bir görev verilmiştir. Uzay-zamanda seyahat ettiği her devirde kendisine Zohar’ın ve dünyanın kurulu olduğu düzeni açıklayan kutsal parşömeni teslim etmesini engelleyen karmaşalarla karşılaşır.

Film Metni

 

ZOHAR’IN SIRRI

Antik Roma.

 İlk Çağ’ın önde gelen medeniyetlerinden biri.

 Roma İmparatorluğu, MS 2. yüzyılda gücünün doruk noktasına erişti. Hükümdarlığı Britanya’dan Etyopya’ya kadar uzanıyordu.

 İnsanoğlu tarihinin en esrarengiz yazılar da, tam olarak bu dönemde ortaya çıktı.

 Bu yazılar, o dönemin on bilge insanı tarafından yazılmıştı.

 Bu insanların her biri, yaşadığımız realitenin farklı derecelerini edinmişlerdi.

 Edinimlerini birleştiren bilgeler, bir kitapta tüm bildiklerini bir araya getirmeyi başardılar.

 Kitabın adı, ZOHAR.

 Bu yazılar halka ifşa olmuş olsaydı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüne neden olurdu ve dünya tümüyle farklı bir şekilde gelişirdi.

 Onuncu Lejyon’un görevi, bu yazıları bulup Roma’ya götürmekti; ancak hiçbir şey planlandığı gibi gitmedi.

 Harika, kendine geliyorsun.

 Yarana bir bakayım.

 Seni nereden tanıyorum?

 Geçmiş bir hayattan olabilir mi?

 MS 2.

 Yüzyıl, YAHUDİYE Yazıları Kudüs’e geri götür.

 Doktor, hafızanızın zamanla yerine geleceğini söyledi.

 Siz Legat Maximus’sunuz.

 Roma İmparatorluğu’nun Onuncu Lejyon komutanı.

 Sana baştan beri söylüyorum, bu yazılarda bir terslik var.

 Sezar, sadece bunun için koca bir lejyonu göndermezdi.

 Şu tomarı yanında getirmemeliydin.

 Onu oracıkta yok edebilirdik.

 Kudüs’te isyanlar var.

 Asiler güneyden ilerliyorlar.

 Burası artık güvenli değil.

 Bir an evvel Roma’ya doğru yola çıkmalıyız.

 Emri sen vermelisin.

 Onlar sadece senin emrini dinler.

 Yine o rüyayı mı gördün?

 Uykuna geri dön.

 O sadece bir rüya.

 Uyu.

 1290, FİLİSTİN Sizce o bir rüya mıydı?

 Her şeyi uzun zaman önce bitirmiş olabilirdiniz.

 Neyi bitirmiş olabilirdim?

 Sen kimsin?

 Siz kimsiniz?

 Yatağınızdaki o kadın kim?

 Bu duvarlar size tanıdık geliyor mu?

 Bunu aldığınız yere geri götürmelisiniz  Kudüs’e.

 O zaman hafızanız yerine gelecek.

 Lütfen bir iyilik yapın.

 Yazıları geri götürün.

 Hoşunuza gitse de gitmese de, er ya da geç bunu yapmak zorunda kalacaksınız.

 Öyleyse neden geciktiriyorsunuz?

 Kıçı kamçıdan kıpkırmızı olmuş bir eşek gibi gideceğine, oraya gönüllü olarak gitsen daha iyi olur!

 Aptal hayvan, zavallı yaratık!

 Kan işeyeceksin!

 Pislik, solucan!

 Ben  Ben ne yapıyorum  Aman Tanrım.

 Affedin beni.

 Ağzımdan kaçtı  Lütfen beni affedin.

 Fazla vaktiniz yok.

 Tünelden geçin.

 Bunu alın.

 Tünelin kapısı, girişin sağ tarafında.

 Bol şans!

 Neler oluyor?

 Bu gürültü ne?

 Nereye gidiyorsun?

 Nesi var bunun?

 Onu tünelde bulduk.

 Baygındı.

 Yazılar üzerinde değildi.

 Yazılar nerede?

 Yazılar nerede?

 Yazılar?

 Sende mi?

 Yazılar nerede?

 Bilmiyorum.

 "Bilmiyorum" da ne demek?

 O senin yüzünden ölüyor!

 Sarakenler!

 Şuna bir bakın.

 Ne yapıyorsun sen?

 Venedik camı bu!

 Çok pahalıdır

 Ayrıca, bu günlerde çok sevilen bir aksesuardır.

 Sen kimsin?

 Ben kim miyim?

 Ben senim.

 Şu anda uyuyorsunuz.

 Ben ise sizim, sadece rüyanın diğer tarafındayım ve sizi uyandırmaya çalışıyorum.

 Yazıları Kudüs’e geri götürün.

 O zaman taşlar yerine oturur, siz de her şeyi hatırlar ve her şeyi anlarsınız.

 Bu yazıların özelliği nedir?

 Biliyor musun, her insan bir tür içsel mekanizmaya sahiptir; içsel bir benliğe  ama bu benlik henüz uykuda.

 İnsanlar bu yaşadıkları gerçeğin hayat olduğunu zannediyorlar.

 Hayat  Uykuda olabileceklerini akıllarının ucundan bile geçirmiyorlar.

 Ama bu yazılar bir şifre içeriyor.

 Bu yazıları dikkatlice okursan o içsel mekanizmayı harekete geçirirsin; ve bu sayede, bu rüyadan çıkış yolunu bulursun ve varoluşun yepyeni bir seviyesine adım atarsın.

 Sen, içinden bir kelebek çıkmak üzere olan bir kozanın içinde gibisin.

 Bunu bana açıkla.

 Hiçbir şey anlamıyorum.

 Sen neden bahsediyorsun?

 Bir İspanyol sana eşlik edecek.

 O sana yolu gösterecek.

 Dikkatli ol.

 Nereye gidiyoruz?

 1520, İSPANYA İspanyol kaçmış!

 İspanyol kaçmış!

 Ne oldu?

 İspanyol kaçmış!

 Neredeler?

 İskeleden kayıkla kaçmış.

 Karanlık, görünmüyor.

 Susun!

 Dinleyin!

 Oradalar!

 Oradalar!

 Oradalar!

 Topları şu tarafa doğru yönlendirin ve hazırlayın!

 Topları çevirin!

 Ateş.

 Ateş!

 Ateş!

 Teşekkürler dostum.

 Teşekkürler.

 Beni dünyanın en mutlu adamı yaptın.

 Bunun ne olduğunu hayal bile edemezsin  Benden herkes ne istiyor?

 Ben bir dostum!

 Dur, ben bir dostum 

Bu yazıların özelliği nedir?

 Bırak!

 Bu harfler, bu semboller, insanı bir sonraki boyutla temasa geçiriyor; farklı bir dünya ile  Lütfen yapma.

 Sana doğruyu söylüyorum.

 Harflerin içine girmeye, onlara nüfuz etmeye çalış.

 En önemli şey, bunu gerçekten istemektir.

 Bak  Ansızın beni korku sardı, dehşete kapıldım.

 Dayanılmaz ağır bir his, beni her tarafımdan eziyordu.

 Sanki  ölüyordum.

 Birden bire, bir boşluğa fırlatıldım  sonsuz sevgiden oluşan  bir enginliğe  bir okyanusa  sıcacık bir yere  Ve bu durumda, o ana dek önceden hiç hissetmediğim, muazzam bir karşılık verme arzusu ile yanıp tutuşuyordum.

 Bu duygu beni o denli sarmıştı ki, artık kendimin bile farkında değildim.

 Ama bunu hiç kimse bilmemeli.

 Sanırım bir şey düşürdünüz.

 1730, HOLLANDA 1812, BEYAZ RUSYA Ne istiyorsun?

 Ben asker değilim.

 Kazara buradayım.

 Burada olmamam gerekiyordu.

 Bana yardım et.

 Bana yardım et  Neden yalnızsın?

 Yalnız değilim.

 Kocam yakında dönmüş olacak.

 Neden çiğnemeyi bıraktın?

 O geri gelmeyecek.

 Onu askere aldıklarından beri hiç görmedim.

 Bana neden yardım ettin?

 Başka bir insana neden yardım etmeyeyim?

 Şimdi yola çıkarsan akşam yemeğine kadar kasabaya ulaşırsın.

 Demek beni bulmayı başardın.

 Ben sizi tanımıyorum beyefendi.

 Beni tanımıyorsun, ha?

 Lütfen, lütfen!

 Bir karım var Çocuklarım  Size yalvarıyorum, lütfen yapmayın!

 Rahat mısınız öyle, arkadaşım?

 Görüyorum ki, buraya güzelce yerleşmişsiniz.

 Neden kendinizi biraz şımartmayasınız, değil mi?

 E, nasıl biri?

 Bu yüzünüzdeki ifade de ne?

 Sanki, beni gördüğünüze hiç sevinmemiş gibisiniz.

 Pekâlâ, hazır mısınız?

 Ne için hazır mıyım?

 Ne için mi?

 Yola devam etmek için, tabii ki.

 Ben burada kalıyorum.

 Burada kalırsan sıkıntı yaşanacak  Herkes acı çekecek; sen ve o dâhil.

 Ben normal, huzurlu bir hayat istiyorum.

 Hayat bu değil Max.

 Bu bir yalan.

 Bu hayatın gerçek olduğunu sadece zannediyorsun; çünkü diğer hayatı hatırlamıyorsun.

 Sen bu kızı seviyorsun.

 Ama nesini seviyorsun?

 Genç ve güzel bedenini mi?

 Ancak beden, sadece geçici bir kıyafet, bir elbise.

 Öyleyse sevdiğin şey ne?

 Kimi seviyorsun Max?

 Bu zavallı insanlar, sadece bedenlerinin algılarıyla yaşarlar ve bedenlerine hizmet etmek için tüm hayatlarını harcarlar.

 Bu sanki sen, Max, kendine bir köpek almışsın ve gözün ondan başka hiçbir şeyi görmüyormuş gibi.

 Ona bakarsın, onu yedirir ve ona su verirsin ve bu arada kendini tamamen unutursun.

 Sonunda da kendini tamamen bu köpekle özdeşleştirmeye başlarsın  Anlıyor musun Max?

 Bu beden sen değilsin, bedenin o köpek.

 Hayatımdan kaybol!

 Beni duyuyor musun?

 Defol!

 Ne oldu?

 Nereye gidiyorsun?

 Kapıyı kilitle ve ben dönünceye dek çıkma.

 Bir daha buralara gelmeyeceksin, dememiş miydim sana?

 Bunun nesini anlamadın?

 Baba eve geldi.

 1870 AMERİKA

1899 AFRİKA

1914 FRANSA

Tamam!

 Tamam, kabul ediyorum!

 Tamam!

 Tamam!

 1917, RUSYA Durun!

 Evraklar.

 Devam edin.

 Sevgilim.

 Yazıları geri götür 

Tekrar beraber olduğumuz için çok mutluyum  ve kabul ettiğiniz için.

 Nihayet!

 Buraya gelmenizi rica edebilir miyim?

 Lütfen?

 Şuradan tutun lütfen, sadece parmağınızla  Orada tutun.

 Sinematograf.

 İnsanoğlunun en yeni icadı.

 Size bir şey göstereceğim, seyredin.

 Max, o sadece bir film.

 Hiçbir şey yok orada.

 Bu bir perde, bir parça kumaş.

 Bir yansıma.

 Bir film!

 Bu gördüklerin bir zamanlar senin için gerçekti; ama şimdi olayları yandan izliyorsun.

 Gerçek şu ki, şu an tüm yaşadıkların da sadece bir film.

 Tüm bunlar.

 Tüm bunlara bir isim vermemiz gerekirse "mükemmel sinematograf" diyebiliriz.

 Sana bunu daha evvel de anlatmaya çalıştım, uygun kelimeler aradım, örnek aradım  ve aradığım örneği sonunda buldum!

 Ne, hâlâ mı anlamıyorsun?

 Anlamam gereken şey ne?

 Bir rol oynamalısın, rolü doğru oynamalısın.

 Film o zaman başarılı olacak.

 Hayat güzel olacak, yönetmen de memnun olacak.

 Oynamalı mıyım?

 Tabii ki oynamalısın!

 Ne zannettin ki?

 Binlerce hayata enkarne olur ve her birini yaşarsın: Sen bir kralsın, bir kölesin, bir şövalyesin, bir hainsin, iyi bir adamsın ve bir katilsin.

 Tüm dünyayı kendi içinde barındırıyorsun, tüm evrenleri keşfediyorsun!

 Gülüyor ve ağlıyorsun, kazanıyor ve kaybediyorsun.

 Dehşet bir şey bu!

 Dehşet bir şey  Dehşet  Tabii ki, dehşet bir şey bu  Ama dehşet ilginç!

 Dehşet ürkütücü!

 Dehşet muhteşem!

 Son nefesine kadar bu şekilde yaşadığını düşün; son ana kadar, capcanlı bir şekilde, hayat ve coşku dolu, kalbin göğsünden fırlarcasına!

 Kendini çürümeye terk etmeden bu şekilde yaşamalısın!

 Anlıyor musun?

 Bu şekilde!

 O zaman için hayatla dolacak, içsel yaratıcılıkla.

 İşte o zaman oyunda yeni bir tura geçersin   ve oyunu, artık O’nunla oynarsın.

 İyi veya kötü adam olman o zaman artık fark etmez.

 Çünkü sen artık O’nunla olursun!

 Kiminle?

  ve bu, özellikle zengin insanlar için geçerli; yani toplumun sadece yüzde onu için!

 Sadece din değil, dünyadaki tüm hukuk sistemleri sadece zenginlere hizmet ediyor!

 Ahlaki dogmalardan ve ideallerden bahsetmiyorum bile!

 Neler oluyor orada?

 Devrim yapıyorlar.

 Umarım başarılı olursun.

 Yazılar masanın çekmecesinde.

 Ne güzel bir şapkan var öyle.

 Hangi öküz bu kapları burada bıraktı?

 Ayrıca, sana şu ışıkları tamir etmeni söylemedim mi?

 Pekâlâ, Bana cevap ver!

 Söyledim mi söylemedim mi?

 Her şeyi elli kez mi söylemem gerekiyor?

 Bir insan bu kadar mı beyinsiz olur?

 Yarın ilk iş ışıkları tamir ediyorsun, anladın mı?

 Devrim adına, açın kapıyı!

 1943, POLONYA

 Ben mi?

 Tamam, tamam, geliyorum.

 Ah Lütfen beni itmeyin, lütfen, daha hızlı yürüyemiyorum.

 Lütfen, anlayın, çok fazla üzüm yedim ve ben hiperaktif peristaltizm hastasıyım.

 Geliyor.

 Ona köpeği gösterme 

Köpeği gösterme 

Köpeği hemen görmemeli.

 Max, acele etmelisiniz.

 10 dakika sonda merkezdeki meydanda sizi bir haberci bekliyor olacak.

 Aracın plakası şöyle  Kim o?

 Kim kim?

 Bana geçen sefer de ondan bahsetmiştin.

 Kim o?

 O, bütün bunları yaratan kişi; bütün bu filmi, bu tiyatroyu.

 Üst gücün, en yüksek düşüncenin ta kendisi  O, her şeyi kapsayan alandır, Max  Sinematografı hatırlıyor musun?

 Filmin üstüne ışık verilir ve bu sayede perdede dev bir projeksiyon oluşur.

 Ama bütün bilgi, görünen resim, aslında filmin üstündedir, perdede değil.

 Anlıyor musunuz?

 Siz de aynen öylesiniz.

 Bu güç size etki ediyor, siz de dışarıdan kendi yansımanızı, kendi projeksiyonunuzu görüyorsunuz.

 Bu sanki kendinizi yandan izlemek gibidir, kendinizi anlatan bir film izlemek gibi.

 Senin dışında başka şeylerin de var olduğunu düşünmek, koca bir illüzyonun sonucudur.

 Her şey senin içinde Max.

 Anlıyor musun?

 Bütün bu duvarlar, bitkiler, hayvanlar, insanlar, galaksiler hepsi sensin!

 Saçmalıklarını daha fazla dinlemek istemiyorum.

 Bunu anlamak zor Max, sizi anlıyorum.

 Hayır, hiçbir şey anlamıyorsun.

 Seni çılgın bunak.

 Yoldan sapmaya her kalkıştığınızda başınıza nelerin geldiğini hatırlamıyor musunuz?

 Bütün bunları neden yapıyorsun?

 Anlat bana.

 Max  Ne yapmaya çalışıyorsun?

 Lütfen Sana yardım etmeye geldim.

 Aklımı oynatmama mı yardım edeceksin?

 Benimle alay ediyorsun, değil mi?

 Ama başaramayacaksın.

  Bu defa başaramayacaksın.

 Seni misyonundan kurtaracağım.

 Max, sen bensin.

 Ben benim!

 Sen yoksun bile!

 Sen benim hasta hayal gücümün bir ürünüsün!

 Beynimde kanserli bir tümörsün!

 Bütün ızdırabımın nedeni sensin!

 Çok üzgünüm Çok yazık.

 Pekâlâ.

 Size bir şey göstermek istiyorum.

 Peki, nasıl hissediyorsunuz?

 Neredeyim ben?

 Evdesiniz.

 Çöz beni!

 Tabii  kafama ağır bir şeyler geçiresiniz diye mi?

 Burada bir yanlışlık var.

 Bunu herkes söyler.

 doktor yardım edecektir.

 Doktoru tanıyor musunuz?

 Tabii ki.

 Onu buradaki herkes tanır.

 Nerede o?

 Fyodor Arkadievich Pirogov, size bakan doktor.

 Ah, tabii.

 Çözün beni, lütfen.

 Bir önerim var: Siz bana her şeyi anlatın, ben de sizi çözeyim.

 Doktoru öldürdükten ve yazıları yaktıktan sonra bize gönderildiğinizi söylüyorsunuz, öyle mi?

 Evet, bir sonraki tur için.

 Peki, biz şimdi ne yapacağız?

 Bilmiyorum.

 Ben biliyorum.

 Ben biliyorum!

 Ne yapacağımızı biliyorum.

 Saklanmaya çalışma.

 Seni görebiliyorum.

 Sevgili profesörümüze yolu gösterin lütfen.

 İğneye gerek yok.

 Kendim giderim.

 Peki Max, bizi eğlendirmeye daha ne kadar devam edeceksin?

 Hâlâ Kudüs’e ulaşmaya mı çalışıyorsun?

 Sen kimsin?

 Pekâlâ, git ve biraz dinlen.

 Arkadaşımıza koğuşuna kadar eşlik edin.

 Yardıma ihtiyacınız var mı?

 – Hayır.

 Emin misiniz?

 – Evet.

 Şimdi bana o törpüyü nereden bulduğunu anlat bakalım.

 Beni hatırlıyor musun?

 Rusya’dan devrimden  Durun bir dakika!

 Evraklarınız var mı?

 Devam edin.

 Devam edin!

 Tüm Fransa’nın 20 kişi tarafından yönetildiğini söylüyorlar.

 O kişiler, toplumun kaymak tabakası  Tomarı ver!

 Bu müziği hastalara kim dinletiyor?

 Bu onları çılgına çeviriyor!

 Sen mi?

 Eğer bunu bir daha çalarsan bu kaseti kıçına sokarım senin!

 Anladın mı?

 Şimdi kaybol!

 Geri zekâlı!

 Evet, bu daha iyi.

 Otpopsi mi?

 Otopsiden B ile geçtim.

 Ama benim hakkım A idi.

 Bunu bana neden yaptın?

 Sinirimden bileğine bir tornavida sapladım.

 Ama sonra bir hemşire beni teselli etti ve işler değişti!

 Ardından içtik, iç organlarını incelemeye başladım.

 Ama sarhoş olmuştum ve pankreasını bulamadım.

 Organlarının güzelliği beni derinden etkiledi ve artık bizimle olmadığın için mutluydum!

 Aksi hâlde halen buralarda dolanıyor olacaktın.

 Sevgim artık kaybolmuştu.

 Bu benim 43.

 doğum günüm.

 – Anneni ziyaret etmeliyiz.

   ve daha birçok duygusal saçmalık.

 Ama şimdi masada yatıyorsun, ölü ve çıplak olarak.

 Yeni tıraşlanmış kasıklarını seyretmek bir zevk.

 Ve şimdi vücudunu bir terzi gibi dikiyorum, sevimli bir zikzak dikiş, uyu prensesim!

 Hafif bir hafıza kaybın var.

 Tedavinin bir yan etkisi bu.

 Merak etme, hafızan yakında geri gelecek.

 Ne tedavisi?

 Seninle dürüst olacağım Max.

 Altı ay önce buraya akut psikoz ile getirildin.

 Zohar isimli bir yazıyı bulman gerektiğini ve onu Kudüs’e götürmen gerektiğini inatla iddia ediyordun.

 Max, bu tedaviyi gönüllü olarak sen istedin.

 Yani, başımdan geçen olayların hiç yaşanmadığını mı söylüyorsunuz?

 Bir günlük tuttun ve hayal gücün sana tüm bu resimleri çizdirtti.

 Senin gerçekliğin buydu Max.

 Tedavi halüsinasyonlarını şiddetlendirdi, bizim de kaynağı tespit etmemiz gerekiyordu.

 Halüsinasyonlar yakında azalacak ve normal hayatına dönebileceksin.

 Yakalacağım seni, manyak herif!

 Tutun onu!

 Ben kim miyim?

 Adın Maxim Leonidovich Chekhov.

 1968’de doğdun, mühendis olarak çalışıyorsun.

 Bir kızın var ve bir karın.

 Onları görmek ister misin?

 Bu donu kafana geçireceğim, seni ahmak!

 – Alo, Ludachka?

 – Oleg Moiseevich!

 Affedersiniz!

 – Yukarıya mı geleyim?

 – Evet, lütfen!

 – Hemen geliyorum!

 – Teşekkürler.

 Peki, bu doktor kim?

 İnsanlar kendilerine inanmaya eğilimlidir.

 Bu nedenle doktoru seninle beraber yarattık ve onu sana benzer bir kişi yaptık.

 Buna ilişkilendirme metodu denir; hastanın zihninde bir imaj oluşturulur ve hasta bu sayede krizden çıkabilir.

 Sen her ne zaman  kendi iç dünyana daldıysan doktor ortaya çıktı ve içinde bulunduğun durumdan çıkabilmene yardım etti.

 Ama artık ona ihtiyacın yok Max.

 Gerçek hayata hoş geldin.

 Üst kata çıkıyor!

 Yakalayın şu sersemi!

 Seni manyak  Hey, kendini nasıl hissediyorsun?

 İyiyim.

 Lena ve Sergei’yi gördüm.

 Selam söylediler.

 Seni yakında ziyaret etmeye gelecekler.

 Yanıma gel.

 Düşünebiliyor musun fotoğraflarına baktığım zaman hareket etmeye başlıyor.

 Babasını tanıyor.

 Ayrıca çok obur!

 Sanki üç kişi için yiyormuşum gibi hissediyorum.

 Profesör test sonuçlarının iyi olduğunu söyledi.

 Bu sonuçları biraz daha sürdürmen gerekiyor ve ardından seni buradan çıkarabileceğiz.

 Artık daha fazla dayanamayacağım.

 Beni devamlı takip ediyor.

 Gördün mü?

 Gördün mü?

 Arabika.

 Suda çözünür.

 Lütfen bana bir sigara ikram eder misiniz?

 Sinematografı hatırlıyor musunuz?

 Filmin üstüne verilen ışık, perdede kocaman dev bir projeksiyon oluşur.

 Ama tüm bilgi filmdeydi, perdede değil.

 Bunu nereden biliyorsun?

 Bağırma!

 Sessiz ol, anladın mı?

 Bunu nereden biliyorsun?

 Bunu siz bana anlattınız.

 Hatırlamıyor musunuz?

 Lütfen bana bir sigara ikram eder misiniz?

 Ben kim miyim?

 Kim olduğumu ve nereden geldiğimi bilmiyorum.

 Veya bu mağaraya nasıl düştüğümü.

 Gözlerimi açtığımda Romalı bir lejyoner gördüm.

 Elindeki meşale zırhımı pırıl pırlı aydınlatıyordu.

 Beni bir merdivenden yukarı doğru sürüklediler ve ayaklarımı basamaklardan birine bağladılar.

 İspanyol emri verdi ve denize atıldım.

 Sıcak ve tuzlu su, anında yüzümü kapladı ve beni yuttu  boğulmaya başladım  karanlık  Baltayı kenara attım ve tüfeği elinden kaptım.

 Yaralı ördeği elinden bıraktı ve çocuk gibi ağlayarak kollarıma yığıldı.

 Yüzünü göğsüme gömdü ve bocalayarak "Sadece sana sıcak bir yemek yapmak istedim" dedi.

 Birinin bana ihtiyacı olduğunu, o an hayatımda ilk kez hissettim.

 Bu resmi seviyorum!

 Burada çok sevimlisin!

 Çok güzelsin  Aşkım  Haydi buradan gidelim.

 Buradan çok uzaklara.

 Ne dersin?

 Yakında evde olacaksın.

 Ah!

 Bir sülünle hareketsiz bir hayat.

 Bu fareyi sen mi çizdin?

 Hadi ama baba, burada fareyi nerede görüyorsun?

 Anahtarı çaldı!

 Ne oldu?

 İspanyol kaçtı.

 Yine mi?

 Yine  Umarım bu sefer başarır.

 [FARKLI BİR AÇI] İyi akşamlar ve gençlik programı "Farklı Bir Açı"nın yeni bir bölümüne hoş geldiniz.

 Ben, sunucunuz Savely Marin.

 Bugün, stüdyomuza gelen iki sıra dışı konuk ile birlikteyim: Bilim adamı ve fizikçi Semion Semionovich Vetlitsky ve eşi Margarita.

 Hoş geldiniz ve bugün burada olduğunuz için teşekkürler!

 Merhaba.

 Bildiğiniz gibi, programımızın yapımcısı kısa bir süre önce "Bilim ve Hayat" dergisindeki yazınıza rastladı.

 Bu makalede, geçirdiğiniz ölüme yakın bir deneyimde edindiğiniz izlenimleri paylaşmıştınız.

 Öyle bir anda, bilinciniz sanki yerinde oluyor; ancak tüm diğer duyular kayboluyor.

 Fiziksel hiçbir duyunuz olmuyor.

 Peki, geriye ne kalıyor?

 Sadece  sınırsız bir sevgi tarafından yıkanıyormuşsunuz gibi bir his ve bir arzu  aynı sevgiyle karşılık verme arzusu.

 Gördüğünüz sevginin karşılığını verme arzusu.

 Ve tek istediğiniz şey, bu sevgi okyanusunda sonsuza dek kalmak.

 Sanki siz ve çevrenizdeki her şey birleşiyor ve tek bir bütün oluyor.

 [CANLI YAYIN HATTI (095) 578-25-25] Ve orada hiçbir beden yok  hiçbir kişi, ad, tanrı veya melek.

 Orada hiçbir şey yok.

 Orada var olan tek şey, günümüz bilim adamlarının "bilgi alanı" diye adlandırdığı ortam.

 Bu alanda sevginin, uyumun ve mükemmelliğin bilgisi bulunuyor.

 Ve siz bu alanda kayıtlısınız, alanın ayrılmaz bir parçası olarak   tek bir bütün olarak.

 Bu inanılmaz bir hikâye.

 Ve şimdi izleyicilerimizin soru sorma zamanı geldi.

 Eminim birçok soru vardır.

 [CANLI YAYIN HATTI (095) 578-25-25] Ne istiyorsun?

 Affedersiniz, acil bir arama yapmam gerekiyor.

 Git başımdan!

 Alo!

 Merhaba.

 Lütfen kendinizi tanıtın.

 Canlı yayındasınız.

 Alo?

 – Beni duyabiliyor musunuz?

 – Yayındasınız.

 Alo?

 – Alo, alo?

 – Merhaba!

 Sizi duyamıyorum.

 Alo!

 Lanet olsun.

 Son zamanlarda garip bir his beni takip ediyor  Susun!

 Susun!

 Ne biçim insanlarsınız siz?

 Kim bilir, belki de gün gelecek ve normal vatandaşlar hâline geleceksiniz; ama şu an gördüğüm tek şey, bir grup salak!

 Başlayacağım Jimi Hendrix’ine!

 Burada olduğunuz sürece, ki umarım bu çok uzun bir süre olacak, bu kurumun kurallarına göre hareket edeceksiniz!

 Herkes iğne yiyecek!

 Bir yıl sonra Evet Max; sanırım sizi tebrik etme vakti geldi.

 Yarın evinize dönüyorsunuz.

 Teşekkür ederim  sayenizde yeniden doğmuş gibi hissediyorum.

 Lütfen, abartıyorsunuz  Milattan Sonra İkinci Yüzyıl Yahudiye, 180 yıldır Roma’nın gücü altında ezilmekte.

 Sezar, isyancıları bastırmak için en iyi lejyonerlerini Kudüs’e gönderdi.

 Ama Romalılar, tek okla beş düşman öldürebilen cesur okçu İbrahim tarafından pusuya düşürüldü.

 Bir tepede saklanan isyancılar, emir geldiğinde tek bir bütün olarak saldırdılar.

 Bazıları düştü, bazıları dengesini kaybetti ve hatta bazıları koşarken kıkırdıyordu  Birçoğu, kendi keskin kılıçları tarafından yaralanmamak için dikkatlice koşuyordu.

 Taburcu edildiğinizi duydum.

 Gel, otur.

 Portakal yesene.

 Sen yoksun.

 Sen benim halüsinasyonumsun.

 Bunu sana profesör mü söyledi?

 Peki, o nerede şimdi?

 Herkes nereye gitti?

 Onlar hiçbir zaman var olmadı.

 Eve gitmek istiyorum.

 Ailem nerede?

 Ailen yok.

 Bu senin hatan  Kendin için güzel bir kadın ve değerli bir kız çocuğu hayal ettin.

 Ne kadar sıradan  Daha ilginç bir şeyler düşünemedin mi?

 Neden bebek gibi ağlıyorsun?

 Ben kim miyim?

 Söyle bana, kimim ben?

 Lütfen!

 Kimim?

 Kimim ben?

 Bana bir daha vurmaya kalkışırsan kolunu kırayım.

 Beni anladın mı?

 Seni duyamıyorum!

 Seni duyamıyorum!

 Tamam, anladım  En başlarda, Roma’nın Yahudiye üzerinde hüküm sürdüğü zamanlarda, Roma ve Kudüs arasında çatışma yaşanıyordu.

 Bu çatışma, iki dünyanın, iki dünya görüşünün, iki felsefenin çarpışmasıydı.

 Sen bir lejyonun başındaki komutandın ve görevin, insanoğlunun evriminden bahseden ve Roma doktrinine ters düşen Zohar yazılarını bulmak ve yok etmekti.

 Yazılar, Roma’nın büyümesini tehlikeye atabilecek farklı bir yoldan bahsediyordu.

 Neyse ki Zohar, tam vaktinde güvenli bir yere saklanabilmişti.

 Sen onun sadece bir parçasını bulmayı başardın tek bir yazı tomarını.

 Bu tomarda özel ve gizli bir gücün olduğunu biliyordun ve bu güçten bencilce faydalanmak istedin.

 Hafızanı kaybetmenin nedeni budur.

 Kudüs’e nasıl gideceğim?

 Liontail, Foxhead konuşuyor.

 Telsiz kontrol.

 Tamam.

 Anlaşıldı Foxhead.

 Tamam.

 Tünel bölgesine giriyoruz.

 Onaylayın, tamam.

 Foxhead, tünel bölgesine girin.

 Tamam.

 Anlaşıldı.

 Foxhead, bulunduğunuz bölgenin görüntülü taraması yapılıyor.

 Anlaşıldı.

 Foxhead, bulunduğunuz yöne doğru şüpheli bir hareket var.

 Tünele yaklaşıyoruz.

 Sağdan ateş!

 Destek verin!

 Siper al!

 Foxhead hedef binaya vardı.

 Yayılın!

 Tüneli bulun!

 Temiz!

 Temiz!

 Girişi buldum!

 Gidelim.

 Foxhead tünele giriyor.

 Sevgilim.

 Max, ateş etme!

 Benim!

 Burası güvenli.

 Maskeni çıkarabilirsin.

 Burası neresi?

 Burası o yer.

 Varman gereken yerin ta kendisi.

 Burası tam o yer.

 Yapman gereken tek şey kaldı, o da yazı tomarını geri götürmek.

 Burada ne oldu?

 Anlattıklarımı hatırlıyor musun?

 Hani, antik Roma’nın Kudüs’ten farklı bir yol izlediğinden ve tomarlardaki yazılardan bahsetmiştim.

 Tüm bu çağdaş uygarlık, Roma’nın izlediği yolun sonucu olarak oluştu.

 Roma, modern Avrupa’nın oluşmasına neden oldu.

 Amerika tümüyle Roma sistemini örnek aldı.

 Ama bu yol, çıkmaz bir sokak.

 Tarih sona eriyor, Max.

 İnsanlığın korkunç ve acı verici tarihi sona eriyor.

 Oysa, farklı yaşayabilirdik.

 Mutlu olabilirdik.

 Yazıları geri götür.

 Sen son kişisin.

 Herkes sadece seni bekliyor.

 Sevgilim!

 Bu bir tuzak!

 Seni yoldan çıkarmaya çalışıyor!

 Eve dönelim.

 Max, o gerçek değil.

 Max, kime bakıyorsun?

 Hâlâ o doktoru mu görüyorsun?

 Max, tedavi bitti.

 Artık ona ihtiyacın yok.

 Onu unut.

 Max, yazıları ait oldukları yere geri götür.

 Neden ben?

 Bunca acıyı, kanı ve ölümü hak edecek ne yaptım?

 Tüm bunların anlamı ne?

 Tüm bunlarda amaç ve mantık nerede?

 Tüm bunları haklı çıkaracak hiçbir şey yok!

 Bu işten hiçbir şey anlamadım ve öğrenmedim!

 Elimde acıdan başka hiçbir şey kalmadı!

 O kadar değiştin ki  Sus!

 Sadece hissetmiyorsun  Hiçbir şey hissetmek istemiyorum!

 İçim paramparça!

 Hissetmek istemiyorum!

 Max, bu bir halüsinasyon.

 O, yok.

 Onu dinleme!

 Ondan kurtulman gerekiyor.

 Aynı hatayı yine yapma, Max!

 Sen önceden de burada bulundun, tam bu noktada.

 Hedefe tam ulaşmak üzereydin!

 Max, sana ihtiyacımız var!

 Dinle beni.

 Bu bir tuzak!

 Daha güçlü olabilirsin!

 Max, eve dön.

 Sen bana bütün bunların bir rüya olduğunu söylememiş miydin?

 O zaman sen de bu rüyanın bir parçasısın, değil mi?

 Ve bu yazılar da bir rüya!

 Tüm bunları hayal ediyorum.

 Ve bu rüyada, seni seçmiyorum.

 Evet, anlıyorsun  Harikasın, yaptığın şeye bak.

 Hayır!

 Bu bir çözüm değil!

 Kendinden kaçamazsın!

 Her şeye yeniden başlaman gerekir.

 Sürekli buraya geri gelip durman gerekir, tekrar ve tekrar, ta ki görevini yerine getirene kadar.

 Harika, kendine geliyorsun.

 Yarana bir bakayım.

 Seni nereden tanıyorum?

 Geçmiş bir hayattan olabilir mi?

 Evet, evet  Ne, haberlerde mi olacak?

 Evet, televizyonumuz açık.

.

 Tamam, okey.

 Milenyumun en önemli buluşu.

 Kudüs’teki arkeolojik bir kazıda, eski bir yazı tomarı bulundu.

 Bu tomarın, insanoğluna ait en gizemli yazılardan birinin kayıp halkalardan biri olduğu düşünülüyor.

 Bilimsel bulgulara göre, bu tomarın içerdiği şifre, Zohar Kitabının gizli anlamını deşifre edebilmemizi sağlayacak.

 Alman ve İsrailli bilim adamları, antik dünyanın en sıra dışı eserlerinden biri olduğuna inandıkları bir yazı tomarını bu mağarada keşfettiler.

 Milattan sonra 2.

 yüzyıla ait olan bu tomar, günümüzün en popüler sorularından birine ışık tutuyor: Varlığımızın amacı nedir?

 Bu yazılar, ilkel hâlimizin anne rahmindeki bir embriyoya benzediğinden bahsediyor.

 Bu embriyo, içinde var olduğu mükemmelliğin farkında olmadığı için, binlerce parçaya bölünmek zorunda kaldı.

 Zohar Kitabına göre, bölünebileceğimiz maksimum noktaya günümüzde ulaştık bile.

 Yay, gerilebileceği son noktaya kadar gerildi ve artık yeniden birleşme sürecine girdik.

 Kayaklarına geri dönen bu parçalar, ilkel embriyo ile kıyasla, sürekli yeni duyu organları edinir.

 Oluşan bu birlik içinde her bir parça içinde bulunduğu mükemmelliği sadece kendi bakış açısından algılamakla kalmaz; bu mükemmelliği, bağ kurduğu diğer parçalar aracılığıyla da algılar  Nihai sonuç, ilk algıdan milyarlarca kez daha büyüktür ve varoluşumuzun esas amacı da burada gizli: Varoluşumuzun amacı, en başta algılayamadığımız mükemmelliğe bizi geri getirmek.

 ZOHAR’IN SIRRI||