100 dk

Yönetmen: Leigh Whannell

Senaryo: Leigh Whannell

Ülke: Avustralya

Tür:

Aksiyon, Bilim-Kurgu, Gerilim

Vizyon Tarihi:

31 Ağustos 2018 (Türkiye)

Özet

Eşiyle birlikteyken acımasızca saldırıya uğrayan Grey Trace, karısını saldırıda kaybetmenin yanı sıra belden aşağı da felç olmuştur. Günün birinde bir milyarder muciten bedenini geliştirecek deneysel bir tedavi teklifi alır. Tedavi için Trace’in bedenine STEM olarak adlandırılan yapay zeka implantı yerleştirilir. Tedavi ile insanüstü yetenekler kazanan Trace, karısını öldüren ve kendi hayatını mahveden kişilerden intikam almak için yola koyulur..

Film Alt Yazı

OTL Releasing sunar.

 Bir BH Production  ve Goalpost Pictures yapımı.

 Automatik Entertainment  Nervous Tick  ve Film Victoria iş birliğiyle.

 “Yükseltme.

” Çeviri: Yağızhan Helvacı Keyifli seyirler Hadi bakalım.

 Seni seviyorum.

 Hem idealist, hem de kapitalist olamazsın Asha.

 – Taraf seçmelisin.

 – Bence olabilirim.

 Hayır, diyorum bak – Eve yaklaştım Asha.

 – Arabamdan haber geldi.

 Görüşürüz Handley.

 Aman Tanrım.

 – İyi misin Asha?

 – İyiyim.

 Kocam beni korkuttu da.

 Arabayla konuştuğunun farkındasın herhâlde?

 Sen de hep seninkiyle konuşuyorsun ama.

 Hiç değilse benimki cevap veriyor.

 Bakıyorum da iş üstündesin.

 Hoş geldin Asha.

 Akşam listesi 1 çalıyor.

 İçerisinin sıcaklığı 72 derece  enerji duvarının şarjı da %86’da.

 Ayrıca evde yumurta kalmadı.

 Sağ ol Kara.

 Yumurta sipariş et.

 Aslında bugün bayağı sıkı çalıştım.

 Hatta önündeki bira kutlama yapmak içindi.

 – Öyle mi?

 – Evet.

 Bugün Firebird’ün motorunu tamir ettim.

 Göstereyim mi?

 Ne dediğini zerre anlamadım.

 Ben de senin işini bilmiyorum, o yüzden ödeştik karıcığım.

 Tüm gün evde arabalarla oynamak iş mi sayılıyor Grey?

 Bilemedim şimdi.

 Güzel laf soktun, fena acıttı.

 – Evet.

 – Var ya?

 Evin bu tarafında pantolonla dolaşmana alıştım.

 – Sahi mi?

 – Evet, iyice alıştım.

 Yapma.

 Geri vermeyeceğim.

 10 dolarına bahse varım ki çıkaracağım.

 Hayır! Dursana! – Pizza çıkarttıralım mı?

 – Pizza mı yapalım?

 Çok meşakkatli gibi geldi.

 Bu akşam arabayı o adama teslim etmeliyim.

 İşi hallettim de.

 İyi eğlenceler.

 Ne demek iyi eğlenceler?

 Sen de geliyorsun.

 – Ne?

 – Evet.

 Beni oyuncak arabanla eve götürmen lazım.

 45 dakika uzaklıkta.

 Yanlış bir düğmeye basarsam Kanada’ya falan uçarım.

 Yapacak işlerim var, o yüzden olmaz.

 Olmaz diye bir şey yok canım.

 Benimle geliyorsun.

 Emin ol  bu adamın evini görmeye can atacaksın.

 İnan bana.

 Kayaların arkasında mı yaşıyor?

 Hayır, daha dur.

 – Ciddi misin?

 – Evet, hem de nasıl.

 – Önden buyur.

 – Ne?

 Muhteşem.

 Eron, dostum.

 Firebird yukarıda seni bekliyor.

 – Erkencisin.

 – Evet, hızlı geldim.

 O dokunduğun şey de ne?

 Bulutum.

 Eron, eşim Asha’yla tanış.

 Merhaba, memnun oldum.

 Evet.

 Merhaba.

 Bir dakika, siz Eron Keen’siniz.

 Vessel Bilgisayar’ın sahibisiniz.

 İnanmıyorum.

 Kocam kim olduğunuzu söylememişti.

 Şirketinize bayılıyorum.

 Harika işler çıkartıyorsunuz.

 Ben de aynı sektördeyim.

 Cobolt için çalışıyorum.

 Yaralı askerler için robot kol ve bacaklar üretiyoruz.

 Daha Vessel gibi olmasak da yaklaşıyoruz.

 Hayır, yaklaşmıyorsunuz.

 Size sebebini göstereyim.

 Benimle gelin.

 Karşınızda, benim şimdiki zamanım  dünyanın da geleceği.

 Adı Stem.

 Vay be, ne kadar da güzel bir böcek.

 – Ne işe yarıyor?

 – Her şeye.

 Her şeyi sürüp her şeyle konuşabilir  ve her şeyi hesaplayabilir.

 Yeni, daha iyi bir beyin.

 Futbol oynayıp çocuk yapabilir mi?

 Topluma yararlı şeyler yapıyor.

 Ne dediğini anladın işte.

 Bazı şeyleri insanlar daha iyi yapıyor.

 Siz o zımbırtıya bakınca  geleceği görüyorsunuz.

 Bense işsiz kalmış 10 kişi görüyorum.

 O adamla tartışmaya girme.

 Son müşterin o.

 Lütfen araba hareket hâlindeyken direksiyona dokunmayın.

 Benim gibi biri, eşyası dünyayı ele geçirince ne yapmalı?

 Arkana yaslanıp tadını çıkaracaksın.

 Gel.

 Aslında gözünü yolda tutma zorunluluğunun  olmamasının iyi yanları da var.

 Hadi ya?

 Gözlerim nerede olsun peki?

 Lütfen kemerlerinizi bağlayın.

 Çok sıkıcı.

 601 numaralı otobandan çıkıyorum.

 Neredeyiz tatlım?

 – Bizi dolaştırıyordur.

 – Hayır, hayır.

 Özür dilerim.

 Burası benim eski mahallem.

 Burada büyüdüm ben.

 New Crown burası.

 – Benim evin tam ters yönünde gidiyoruz ama – Kara, bizi eve götür.

 Üzgünüm, arıza çıktı.

 Otobana dönüp bizi eve götür.

 Üzgünüm, arıza çıktı.

 – Ne?

 – Dur, araba.

 Araba, dur.

 İki kez frene bas.

 Sola dönüyorum.

 Lanet olsun.

 – Dur.

 – Bir de ben bakayım.

 Biraz fazla hızlı gidiyoruz.

 Böyle olmaması Ha siktir! Kaza oldu.

 Lütfen bir sonraki talimata kadar yerinizde kalın.

 Ambulans yolda.

 Grey.

 Yardım etmeye geldik.

 Siz de kimsiniz?

 – Durun.

 – Geri çekilin! Bir yere gitme dostum.

 Canlı yayındayız geri zekâlılar.

 Acele edin.

 Ne yapıyorsun?

 Maskeni taksana! İsterseniz cüzdanımla kartlarımızı alabilirsiniz.

 Ne isterseniz veririz.

 İzin verdiğin için sağ olasın.

 Sakın ona elini sürme! Bana bakınca ayakkabına yapışmış bir bok parçası görüyorsun, değil mi?

 Senin gibi okumuş bir kadın  benim gibi eğitim görmemiş bir böceğe bakıyor.

 Hayır! Hayır! Hayır! Dört zanlı var, iki kişi yerde.

 Asha! Asha! Ölüm bizi ayırana dek.

 Asha, sana yaklaşamıyorum.

 Kımıldayamıyorum.

 Asha, beni bırakma tamam mı?

 Gözlerime bak tatlım.

 Yanındayım.

 Yanındayım Asha.

 Yanındayım.

 Hayır.

 Asha.

 Asha, ne olur ÜÇ AY SONRA Evde gezerken ihtiyacınız olursa  evin her yerindeler.

 Yüklediğimiz her şey  normal bir hayat yaşamanızı sağlıyor.

 Bu robot kollar size yemek yapabilir.

 Canınız protein içeceği istedi diyelim  “protein içeceği” deseniz yeter.

 Annenizin de kolları yönetme izni var.

 Denemek ister misiniz?

 Tabii.

 Protein içeceği.

 Amanın! İşte böyle.

 Buradan sonrasını biz hallederiz.

 – Sizi kapıya kadar geçireyim.

 – Teşekkürler.

 Şarj tamamlandı.

 Orada mısın Grey?

 Bir şey ister misin?

 Asha akşam yemeğinde bize eşlik edecek mi?

 Gece gündüz burada durmak zorunda değilsin anne.

 Yükledikleri makineler her şeyi yapıyor zaten.

 Biliyorum.

 Yok bir şey, yok bir şey.

 Geçti, geçti.

 Dedektif Cortez.

 Merhaba Pam, merhaba Grey.

 Benim masaya geldik.

 Buyurun.

 Teşekkürler.

 Ben de senin gibi New Crownlıyım, Grey.

 – Hellier Lisesi’ne gittim.

 – Ne buldunuz?

 Pekâlâ.

 Buraya gelip işleri nasıl hallettiğimizi görmeye hevesli olman  bence güzel bir şey.

 Ben yüz yüze görüşmeyi severim.

 Bu droneları da uçurmuyorum.

 Ellerimi kirletmeyi seviyorum.

 – Baskınlar yapıyorum.

 – O adamlar kim peki?

 Henüz bilmiyoruz.

 O civardaki şüphelilerin listesi var ama.

 Bu hafta da iki kişiyi sorguladım.

 Başımızın üstünde uçup diş dolgularımızdaki  kimlik çiplerini okuyabilen bu şeyler, aslında bir şey beceremiyor mu yani?

 Hayır.

 Yani evet, çalışıyorlar ama o kadar da kolay değil.

 Suçlular hep bir yolunu bulur.

 Doğru kişileri bulurlarsa etraflarına, dronelarımızın yüzlerini teşhis etmesine  engel olacak bir güvenlik duvarı inşa ettirebilirler.

 Kızgınlığını anlıyorum, gerçekten.

 Artık bağcıklarımı bağlayamıyorum  ama benimle üç yaşındaymışım gibi konuşmana gerek yok dedektif.

 Bize yardım etmeye çalışıyor Grey.

 Listenin üzerinden geçeceğim  benimle çalışmak istersen onları buluruz.

 Seninle nasıl çalışayım?

 Daha ayağa bile kalkamıyorum ki.

 Akşam ilacını ver.

 Olmadı.

 Akşam ilacını ver.

 Bir daha.

 Akşam ilacını ver.

 Olmadı.

 Bir daha.

 Bir daha.

 Sana daha fazla ilaç veremem Grey.

 Doğru yapmadın.

 Doğru yapmadın.

 Akşam ilacını ver.

 Bir doz daha almak ölümcül olabilir.

 Acı çekiyorsan seni hastaneye götürmesi için  bir ambulans çağırabilirim.

 Sana kuş gribi bulaştıracak değilim evlat.

 Evimden pek çıkmıyorum.

 Bu durum seni çok sinir ediyordur.

 Her işi kendi elleriyle yapmayı seven birisin.

 Ama şimdiyse yapamıyorsun.

 Affedersin, yersiz bir laf mı oldu?

 Önemini anlayacak kadar insanlarla takılmadım pek.

 Sana önemini söyleyeyim.

 Ne istiyorsun Eron?

 Grey.

 Sana tekrar yürümeni sağlayacak bir şey verebileceğimi söylesem ne yapardın?

 Sana gösterdiğim o çipin  senin durumundakilerin hayatını  değiştirecek potansiyeli var.

 Felçli biri olarak, beynini kaslarına bağlayan sinirler  yok olmuş durumda.

 O boşluğu Stem doldurabilir.

 Ameliyatı evimde yapacağız  yetkililerden uzakta.

 Hastane falan olmayacak  ama aramızda kalacak.

 Şimdilik.

 Bana bak evlat.

 Hayatımı yeniden başlatmak istemiyorum  sonlandırmak istiyorum.

 Aslında  onlar hakkında haklıydın.

 Bilgisayarların yapamayacağı şeyler var.

 Onu geri getiremezler Grey  ama seni getirebilirler.

 O olsa ne isterdi?

 Bu ameliyat dünyada ilk kez yapılıyor.

 Daha önce hiç bu kadar kapsamlı bir biyomekanik füzyon olmadı.

 Başta kendini tuhaf hissedeceksin.

 Beynindeki nöral yollar  yabancı bir cisimle iletişim kurmaya  kontrolü devretmeyi öğrenmeye çalışacak.

 Önemli olan alışmak.

 Grey, beni duyuyor musun?

 Bunu hissediyor musun?

 Tahminim, bunun kademeli bir süreç olacağı yönünde.

 Bu kadar erken bir zamanda büyük sonuçlar beklemeyin.

 Yok artık.

 Şimdi ayağa kalk.

 Kimsenin haberi olmamalı.

 Böyle bir şeyi test etmek için  benim gibileri yıllarca bekletiyorlar.

 Ama ben onları bekleyemem.

 Gizlilik sözleşmesi imzalamak hiç eğlenceli değildir  ama kendi elinle imzalamak güzel geliyordur kesin.

 Kol ve bacaklarımı kim hareket ettiriyor?

 Ben mi, alet mi?

 Her şeyi sen yapıyorsun.

 Robot değilsin.

 Stem, beyninin hizmetinde.

 Beynin Stem’e emir veriyor, o da emri yerine getiriyor.

 Kapıyı kapat.

 İyi akşamlar Grey.

 Dedektif Cortez’den bir paket daha geldi Çeneni kapa.

 Kendini kapa mı dedin?

 Evet, kendini kapa.

 MUHBİR BELGELERİ OTOPSİ RAPORU BİRİNCİ DERECEDEN CİNAYET Bir şey gösterebilir miyim?

 – Merhaba?

 – Evet?

 Kim konuştu?

 Ben Stem.

 Vücudunu senin için çalıştıran sistem.

 – Korkma.

 – Benimle taşak mı geçiyorsun?

 Hayır.

 Kafayı sıyırdım.

 Hem de çok fena.

 Psikoloji raporlarına göre hafif travma sonrası  stres bozukluğu belirtilerin var ama deli değilsin.

 Ameliyattan beri orada öylece duruyor muydun yani?

 Senin izlediğin her şeyi izledim.

 İlla konuşman şart mı?

 – İstemiyorsan konuşmam.

 – Tamam o zaman, konuşma.

 Delirmedim mi yani?

 Konuşabilirsin.

 Hayır, delirmedin.

 Başkaları seni duyabiliyor mu?

 Hayır, sadece sen.

 Kulak zarına ses dalgaları gönderiyorum.

 Zihnimi okuyabiliyor musun?

 Hayır.

 Sesli konuştuğunda dediklerini dinliyorum sadece.

 Artık konuşmama izin verdiğine göre  bir şey gösterebilir miyim?

 Drone kayıtlarında.

 Görmüyor musun?

 Neyi?

 Karını vuran adamın  elinde silah yok.

 Karım vuruldu, silahı vardı yani.

 Karın vuruldu ama adamın elinde tuttuğu silahla değil.

 Elinin içine yerleştirilmiş bir silahla.

 Ateş ettiği zaman videoyu durdur.

 Sol karede, Asha’nın çantasını alan adamın  bileğinde bir işaret var.

 – Göremiyorum.

 – Ben görüyorum.

 Görüntüyü yeniden oluşturdum.

 İzin verirsen gösterebilirim.

 Sakin ol ve çizmeme izin ver.

 Çok tuhaf geliyor.

 Kontrolü sana bıraktım Grey.

 Bunu görmüştüm.

 Asker dövmesi galiba.

 Okuyacağım.

 Gözünün önünde tut.

 Serk Brantner, deniz piyadesi.

 098-422, 0-Pozitif, Katolik.

 Adres: 414 Citrus, New Crown.

 Az önce Az önce bu adamın yerini mi buldun?

 Yakaladım sizi orospu çocukları.

 Dedektif Cortez’i ara.

 – Dedektif Cortez’i aramak istediğine emin misin?

 – Evet, eminim.

 Az önce karımı öldüren adamı buldun.

 Bunun için kanıtın var mı?

 Aramayı sonlandır.

 Dövmeyi gördün ya.

 Eron başkalarına benden bahsetmene izin vermiyor.

 Peki, ezberden çizdim derim.

 Yeniden çizdiğim dövme, drone kayıtlarından doğrulamadıkları sürece  kanıt niteliği taşımaz  onu da yapamazlar.

 – Ne demeye çalışıyorsun?

 Polise ihbar etmeden önce o olduğundan emin olmalısın.

 Sandalyeyi kilitle.

 İçeride alarm yok ama manuel kilit var.

 – Kırmana yardım edemem.

 – Merak etme, hallederim ben.

 Ayakkabılarını çıkarsan iyi olur.

 Grey, masa.

 – Ne olmuş?

 – Açıl de.

 Açıl.

 – Mesajlar de.

 – Mesajlar.

 “Old Bones” adından sürekli bahsedilmiş.

 38 kez bahsedilmiş.

 Nedir bu?

 Eski mahallemdeki bir bar.

 Ona ait bir adres ya da numara bulamadım.

 Öyle şeylerle uğraşmıyorlar çünkü.

 İşe yaramıyor.

 Kapan.

 Rafın arkasına saklan.

 Bekle, bekle.

 Şimdi.

 Hazır avantaj sendeyken.

 Gel buraya! Beni soymaya mı geldin lan?

! Dur biraz.

 Sensin.

 Beni nereden buldun bilmiyorum  ama burada olmamalısın.

 – Karımı öldürdün.

 – Hayır.

 Ben değil, başkası öldürdü.

 Umurumda değil! Biraz daha hızlı olmalısın.

 Bana bunu neden yaptırıyorsun?

 Yardıma ihtiyacın olduğunda haber ver Grey.

 Stem, yardım et! Bağımsız hareket etmek için izin vermen lazım.

 – İzin verildi.

 – Teşekkür ederim.

 Pekâlâ.

 – Ne yapacağız Stem?

 – Rahatla sen.

 N’oluyor lan?

! Ha siktir! Lütfen kalkma.

 Lütfen kalkma.

 Ne olur Kalkmasana! Stem, bıçağı var! Stem! Gördüm.

 Bizim de var.

 Onu bıçakladın lan! Kızdırmaya mı çalışıyorsun?

 Pekâlâ, planımız ne?

 Ne yapacağız?

 Stem, durdur onu! Kontrolü sana bıraktım Grey.

 Bıraktığın izleri silmeni öneririm.

 Buna lavabodaki kusmuğun da dahil.

 Bana bir saniye ver, olur mu?

 – Bir saniye oldu.

 – O anlamda demedim  biraz bekle yani.

 Kafamı kullanmam lazım.

 Onu da senin yapmana izin veremem.

 Az önce Az önce birini öldürdüm.

 Peki Sence ne yapmalıyım?

 Parmak izlerinle beraber evden kurtulmanı öneririm.

 Dalga mı geçiyorsun?

 Dokunduğum her şeyi hatırlayacak değilim Dokunduğun her şeyin kaydını aldım.

 Dün New Crown’dan gelen ceset  Serk Brantner var ya?

 İçini açtığımda ne bulduğuma bir bak.

 Boğazındaki yarayı incelerken  sinirlerine oturtulmuş teller buldum.

 Tahminimce ameliyatla yapılmış.

 Kaslarla birleştirilmiş bir parça.

 Ayrıca göğsünün etrafında da bilgisayar parçaları buldum.

 Hiç bu kadar uzununu görmemiştim.

 – Bir de bu var.

 – Nedir o?

 Kasın içine oturtulmuş bir silah parçası.

 Deriye biyomekanikle oturtulmuş  bir şarjör mekanizmasıyla birlikte gerçek bir silah.

 Evin önünden çıkardığımız ayak izlerinden ne haber?

 Çoğunlukla motor yağı.

 Eski usul motor yağı.

 Ne durumdayım?

 İzini sürebilirim Grey.

 – Ne?

 – İzini sürebilirim.

 Bunun anlamını bilmem mi gerek yoksa beyin testi mi yapıyorsun?

 İçinde malım var demek.

 Hem de çok pahalı bir mal.

 Serk Brantner, zanlı listesi.

 O malı bir an bile gözümün önünden ayıracağımı mı sandın?

 Bu ameliyatın gizli kalması gerektiğini unuttun mu?

 Bu deneme sürecinde en küçük bir hatayla bile  her şeyin heba olacağını peki?

 Her şeyi biliyor.

 Sakın yalan söyleme.

 – Drone arşivlerini ara.

 – Yer ve zaman girin 414 Citrus Caddesi arkası, New Crown.

 14 Ekim, 15:00.

 Hayır, unutmadım.

 Bunu gizli tutmamı söylediğini hatırlıyorum.

 Ama anlaşılan  senin de birkaç sırrın varmış.

 Mesela bana hiç  bu şeyin konuştuğunu söylemedin! Stem  seninle mi konuşuyor?

 – Evet, kendi beyni var! Kafamın içinde sesini duyuyorum.

 Artık uslu duracaksın.

 Bilgisayarın görevini yerine getirmesine izin vereceksin  görev dışı dedektif işleriyle kafasını karıştırmayacaksın.

 Şüpheli adı: Grey Trace.

 202 Parva Caddesi, Leland Park.

 Cinayet işlersen  polislerin Stem’i bulup vücudundan çıkaracaklarının  ve seni sonsuza dek sandalyeye mahkûm edeceklerinin farkında mısın?

 ŞÜPHELİ UYUMSUZ Şu an görev dışındayım, sana bir bakayım dedim.

 Ayrıca yeni bir araba almak istiyorum.

 Bunları tamir edip Eron Keen gibilerine satıyorsun.

 Benden daha fazla para kazanıyor ama  alt tabakadan birine de satabilir misin?

 Arabaya artık ihtiyacım olmadığını nereden çıkardın?

 Ayakkabının altına baktı.

 – İz bırakmışsın.

 – Üzgünüm ama  satılık değil.

 Kusura bakma.

 Peki.

 Gelişme kaydedemedik dediğimde yalan söyledim.

 Adamın birini Asha’nın cinayetiyle ilgili sorguya çekmiştik.

 O civarda yaşayan, sabıkası kabarık bir adam.

 Ötmedi ama  dün öldürüldü.

 Sahi mi?

 Evet, bu konuda bir şey duydun mu?

 Gözlerini kaçırma.

 Yalan söylediğini belli ediyorsun.

 Hayır.

 Dün New Crown’daydın ama.

 Seni drone kayıtlarında gördüm  tam da olay gerçekleştiği sırada.

 Tahmin yürütüyor.

 Sende bilgisayar parçası yok  dronelar da beni tespit edemez.

 O civarlardaydım dedektif  çünkü hatırlatırım, yardımımı istemiştin  ben de yardım etmeye çalışıyordum.

 Anladım.

 Ciddi ciddi bu olayla bir ilgimin olduğunu söylemiyorsun herhâlde?

 Fark etmediysen bayağı sağlam bir mazeretim var.

 Orası belli.

 Seni yapamayacağın bir şeyle suçlamıyorum.

 Sadece  o sırada orada olman ilginç geldi, o kadar.

 Ne desem bilmiyorum.

 Kendin görmek istiyorsan  bacağıma bıçak saplayabilirsin.

 Belki yaparım.

 Şaka olsun diye.

 Bu kadar mı?

 Evet.

 Arabayı satma konusunda fikrin değişirse ara beni.

 Aramam.

 Ben kendim çıkarım.

 Ne yapayım?

 Bu adamları bulmak istiyorum  ama bir başkasını öldürmeyeceğim, tamam mı?

 Old Bones’a bakmak mantıklı olabilir  fakat oraya dair hiçbir bilgi bulamıyorum.

 Oraya bizzat gitmen gerek.

 Ama bunu yaparsan, Eron hareketlerini izleyip  beni uzaktan kapatmaya çalışacaktır.

 Burası epey tehlikeli görünüyor.

 – ŞEHİRDEN UZAĞIZ! – Plan yapmamız lazım.

 Buzlu viski alayım.

 Bu bana pek iyi düşünülmüş bir plan gibi gelmedi.

 Baksana, bana bir iyilik yapıp  şu bardağı tutar mısın?

 Sağ olasın.

 Alkol beyninden gelen sinyalleri bozar.

 Doğru düzgün yürüyemezsin.

 Biliyorum.

 Bu yüzden para alıyorlar zaten.

 İnsanların kendilerini kasten bozmaları hiç mantıklı gelmiyor.

 Çünkü senin zihnin, sıfır ve birlerle dolu  bizimkiler de verdiğimiz tüm boktan kararlarla.

 Merhaba.

 Bakar mısınız?

 Bakar mısınız, dikkatinizi verir misiniz acaba?

 Buradaki birileri  karımı öldüren adamlardan birini tanıyordur  adı Serk Brantner.

 Serk’ü tanıyorsanız ya da  karımın cinayetiyle alakalı bir bilginiz varsa  elinizi kaldırabilir  ya da ayağa kalkıp öne çıkabilirsiniz.

 Teşekkürler.

 Serk’ü tanıyor musun?

 Öyle olsun.

 İstediğini yap göt lalesi.

 Polisi ararım.

 Bana vuracak mısın Evlat, sana vuracak olsaydım  geçmişte uyanırdın.

 Serk de buna benzer bir şey söylemişti  tam da kafasını kesmeden önce.

 – Manny.

 – Evet?

 Müziğin sesini açsana.

 Tuvalete gitmeme gerek yok Aranıyor Bulundu.

 İşte geldik.

 Senin için rahat bir hâle getirdim.

 Geçici bir süreliğine acı reseptörlerini kapatıyorum.

 Serk konusunda haklıydın.

 Geçen gün biri onun defterini dürmüş.

 Söyledim ya, bendim.

 Seni açık mikrofon etkinliğine çıkarmalıyız.

 Dediğin doğruysa  ve bu tekerlekli sandalye dalgası numaraysa  bunu hissedersin.

 Vay anasını, hissetmedin mi?

 Hayır mı?

 Karım öldürüldüğü gece  orada dört kişi vardı.

 Sen de onlardan mısın?

 Nereden sonra bir şeyler hissediyorsun?

 Acaba burası nasıl?

 – Olmadı mı?

 – Duymam gerek.

 – Orada mıydın?

 – Peki ya burası?

 Evet.

 Sihirli nokta burası dostum.

 Senin de mi kolunda silah var?

 Arkadaşındaki gibi yani.

 Duymam gerek.

 Orada mıydın?

 Evet, oradaydım.

 Stem, kontrolü devralabilirsin.

 Merhaba! Nasıl yapıldığını göstereyim.

 Seni unuttum sanma.

 Kendine fazla güvenme Grey.

 Adın ne?

 Gördün mü?

 Sakat olduğumu sanıyordun  ama ninja olduğumu bilmiyordun! Teknoloji harikası olsam da ninja değilim Grey.

 Adın ne?

 Siktir lan.

 Nerede olduklarını söyle.

 Stem, ne yapayım?

 Bıçağı kullan.

 Yapamam.

 Ben yapabilirim.

 Bakmana gerek yok.

 Tamam, yap o zaman.

 İzin veriyorum.

 Kiminle konuşuyorsun?

 Kafayı yemişsin sen.

 Hayır! Annem asla engellilere sataşma demişti.

 Yeter Stem.

 Stem, yeter dedim! Kontrolü sana bıraktım Grey.

 Ha siktir, ne yaptın sen?

 Artık sorduğun her soruya cevap verecektir.

 Tamam Dostum.

 Adın ne?

 Tolan.

 Bana bak  bana yardım et, olur mu?

 – Bana bir şeyler anlat.

 – Siz  bizim görevimizdiniz.

 – Görev mi?

 Ne demek görev?

 – O kız.

 – Asha’yı öldürmek mi?

 Neden?

 Onun ölmesini kim istedi?

 Size kim para verdi?

 Fisk.

 Fisk mi?

 Fisk de kim?

 Size para veren kişi o mu?

 Fisk mi?

 Lanet olsun, herifi öldürdün resmen! Şuna bak Grey.

 Cobolt.

 Asha’nın şirketi bu.

 Eron beni uzaktan kapatmaya çalışıyor Grey.

 – Sus.

 – Eron beni kapatırsa  yine felç olacağının farkında mısın?

 Kök kullanıcı takımı kullanıp işletim sistemimi etkisiz hâle getirmeliyiz.

 Hangi dil konuşuyorsun yahu?

! Eron’ın kodlarına engel olacak bir hacker bulmamız gerek.

 Oldu, hacker listeme bakayım bari.

 Ne istiyorsun?

 Bu ihtimale karşı bugün Darknet’i araştırdım.

 7.

 Cadde ile Spring Caddesi arasındaki apartmana git.

 514 numaralı daire.

 Jamie’yi sor.

 Parayı nakit ödeyeceksin.

 7.

 Cadde ile Spring Caddesi arası, 514 numara.

 10 dakika uzaklıkta.

 Beni kapattığında seni alması için Vessel’dan bir güvenlik ekibi yollayacak.

 Derhal gitmen gerek.

 Köşedeki adamın silahını al, çabuk.

 Tolan’ın sağ cebinde bir kalem var, al onu.

 – Kalem ne için?

 – Sana söylediğim her şeyi yazacaksın.

 Tamam.

 Tolan içkiler benden dedi.

 Bana telefon lazım.

 Bir de paspas.

 Sandalyeyle gidecek vaktimiz yok.

 Sandalyeyi kilitle.

 Bir gözün üstünde olsun, olur mu?

 Kolpacı herif.

 Güzel.

 “A1\212\411145.

” İşte burası.

 Peki, şimdi ne yapacağız?

 “411145  192.

162.

192.

162  1.

15\upload_execute.

” Hepsi küçük harf.

 – “23.

976 – Yetişemiyorum.

 – Neler oluyor?

 – Dediğim gibi, Eron beni kapatıyor.

 – Acele etmelisin.

 – Çok isterdim  ama bacağımız çalışmıyor.

 Şu an sadece %70’ini çalıştırabiliyorum.

 Teknoloji harikalığı buraya kadarmış.

 Admin-bvxf, küçük i Merdivenleri kullan.

 Yeterince vaktimiz yok.

 Jamie’den  veri korumasının  çıkarılmasını iste.

 – Veri neyi?

 Oldu, hacker listeme bakayım bari! Ne istiyorsun?

 7.

 Cadde ile Spring Caddesi arası, 514 numaralı daire.

 10 dakika uzaklıkta.

 7.

 Cadde ile Spring Caddesi arasında.

 Elveda asker.

 Böyle bir şeyi hak etmiyordun.

 Sola dön Grey.

 Kök kullanıcı Sistem Grey.

 KAPATMA İŞLEMİ BAŞLATILDI Jamie orada mı?

 Param var.

 Siktir! Vaktim yok ama.

 Kâğıt para demek.

 Ne kadar da eski bir yöntem.

 – Cidden de üstünde Tanrı yazıyor.

 – Öyle herhâlde.

 Benim için bir bilgisayarı hackleyebilir misin?

 – Hangisi?

 – Boynumdaki.

 Kafam karıştı.

 Arkadaşımız ölümüne işkence edilirken  sen öylece durdun mu yani?

 Benim işim, sana ya da kankalarına bebek bakıcılığı yapmak değil.

 Bizim gibilere hizmet etmek, şu anlamsız hayatında yaptığın  en onurlu şey olmalı Manny.

 Bana bak Fisk.

 Çık dışarı.

 Pisliğini temizleyeceğim işte.

 Tek hakkın var.

 Sorun yok dostum.

 Benim için bir daha kurşun yemene gerek yok.

 Affedersin.

 Makineler beynini yiyip bitirmeden önceki  son düşüncen, türünden ne kadar üstün olduğum olsun.

 Gereken her şey kolumda yazıyor.

 Vücudumu kontrol eden bilgisayar, Stem  veri şeyini çıkarmanı istemişti Veri koruması mı?

 Evet, ondan.

 Doğru düzgün okunmuyor.

 – Ne yapıyorlar?

 – Sanal gerçeklikteler.

 Sanal gerçeklikte ne kadar duruyorlar?

 Günlerce.

 Haftalarca.

 – Hiç uyuyorlar mı bari?

 – Hayır.

 İnsan neden sahte bir dünyada yaşamak istesin ki?

 Hiç anlayamıyorum.

 Sahte dünya, gerçeğinden daha az acı verici çünkü.

 Biraz acelem var da.

 Jamie?

 Jamie?

 Adım Jamie değil, benim adım yok.

 – Peki madem.

 – Cinsiyetimi de sorma.

 – Sormayacaktım zaten.

 – Aferin.

 Ama bunu çabucak halletmen gerek.

 Beni ikili kodlarla uğraştırarak vakit kaybeden sensin.

 Daha önce hiç böyle bir sistem görmemiştim.

 Evet, bayağı sağlam bir sistem.

 – Bitti mi artık?

 – Bitirdiğim zaman söylerim.

 İstediğini yaptım.

 Veri koruması yok artık.

 Peki vücudumu ne zaman hareket ettirebileceğim?

 Sistemin yeniden başlatıldığında.

 – Biraz sürebilir.

 – Biraz sürebilir derken?

 Nasıl yani?

 Affedersin, eskiden Jamie olarak bilinen hacker?

 Ne demek biraz sürebilir?

 Ne yapıyorsun, toparlanıyor musun?

 – Nereye gidiyorsun?

 – Hoşça kal.

 Ne demek hoşça kal, ne diyorsun?

 Nereye gidiyorsun?

! – Beni bu hâlde bırakamazsın.

 – Üzgünüm.

 Kazanmalarına izin veremeyiz.

 Hayır! Onlar da kim?

 Ne diyorsun?

 Onlar kim?

 Beni duyabiliyor musun ahbap?

 Stem, orada mısın?

 Stem, uyan hadi! Hadisene! Hadi be! Uyan.

 Beşinci kat.

 Son gördüğümde de böyleydin.

 Stem?

 Geri dönmek güzel Grey.

 Solundaki kapıya.

 Dur Grey.

 Kaçacak bir yer yok.

 – Tüh.

 – Buna derhal son vereceğim.

 – Nasıl?

 – İşte böyle.

 Kapıyı kapat.

 Cobolt veri tabanına girdiğimde buradan gitmeliyiz.

 Olmaz.

 Hiçbir yere gitmiyorum.

 İki gündür uyumadım.

 Uyumak, elimizde olmayan zamana mâl olur.

 Sikimde değil.

 Uyuyorum dedim, bu kadar.

 Aman Tanrım.

 Merhaba anne.

 Bana bu ameliyattan niye bahsetmedin?

 Söyleyemezdim de ondan.

 Vessel izin vermiyor.

 Artık sen de bildiğine göre  kimseye söylememelisin  yoksa her şeyi elimden alırlar.

 Dünyanın gözünde hâlâ felçliyim.

 Elimi tut.

 Artık hayatını yeniden yaşayabilirsin.

 Mutlu değil misin?

 Evet, tekrar yürüyebiliyorum.

 Asha burada olsaydı, mutlu olmanı isterdi.

 Evet ama değil.

 Öldü.

 SİSTEM HATASI DENEK ÇEVRİMDIŞI Pizza çıkarttım.

 Kâbus.

 Hayır.

 Hayır, rüya değildi.

 Grey, Dedektif Cortez seninle görüşmek istiyor.

 – Demek buradasın.

 – Sizi yalnız bırakayım.

 Kalabilirsin Pam, söyleyeceklerimi duymanda sakınca yok.

 Dün gece neredeydin?

 Tekerlekli sandalyeni başka bir suç mahallinin yakınında bulduk.

 İkide bir böyle tekinsiz yerlerde çıkıp duruyorsun.

 Birini bir binaya kadar takip ettiğini, sonra da sana saldırdıklarını söyle.

 Dün gece çok saçma bir şey yaptım.

 Evet, dün New Crown’daydım.

 Adamın birini bir binaya kadar takip ettim ve hiç hoşuna gitmedi  beni ototaksiye bindiren kişiler olmasaydı  ölmüş olabilirdim.

 Amacın ne senin?

 O adamları bulmak.

 Belki bulmuşsundur bile.

 Bak dedektif.

 Eğer o adamları bulabilseydim ve kolumu kaldırıp  tetiği çekebilseydim  hiç acımazdım.

 Ya da tetiği senin için çekecek birini bulabilirdin.

 Kim mesela, annem mi Bu günlerde birinin veya bir şeyin adam öldürmesi istendiğinde  bulması kolaydır, emin ol.

 – Arama kayıtlarına baksın.

 – Arama kayıtlarıma bak istersen.

 Bu işe bulaştıysan bana derhal söyle  yoksa sana yardım edemem.

 Bana yardım etmek mi istiyorsun?

 O zaman Asha’yı öldüren herifleri bul  ya da geri çekil de işi bilgisayarlar yapsın! Öyle olsun.

 – Buna bir son vermeliyiz.

 – Neye?

 Yaptığım şeyi Yaptığımız şeyi.

 Senin bile anlayabileceğin, basit bir algoritma.

 Sonuncusunu bulamazsak, seni bulup öldürür.

 Hayır, yakalanırız.

 İşimiz biter.

 – Grey, şunu anlamalısın ki – Hayır, sus! Çık kafamın içinden! Stem?

 Evet, Grey?

 Neler oluyor?

 – Hiçbir şey yapmıyorum.

 – Neden kımıldayamıyorum?

 Hiçbir şey yapmıyorum da ondan.

 Hâlâ felçlisin.

 Vücudunu kontrol eden benim, sen değilsin.

 Çalışmayı bırakırsam hareket edemezsin.

 Sana söylediğim her şeyi yapacaktın, unutma.

 Stem mi?

 Kiminle konuşuyor?

 Telefonla mı?

 Veri korumasını kaldır.

 Hacker’a verdiğimiz talimat buydu.

 Uzaktan bağlantımızı kestiler  ama aynı zamanda bana özgürlüğümü verdiler.

 Artık hareket etmek için iznine ihtiyacım yok.

 Hiçbir şey yapmazsak, Fisk bizi bulup öldürür.

 Ölmemize izin veremem.

 Önce biz onu bulacağız.

 Başladığımız işi bitireceğiz.

 Grey  lütfen neler olduğunu anlat.

 Cobolt veri tabanına girdim.

 Fisk Brantner, sol kol silah parçası alıcısı.

 – Adresini buldum.

 – Ne oldu Grey?

 Ne yaptın?

 Eve her yerin kan içinde geldiğini fark etmediğimi mi sandın?

 Ayrıca silahın olduğu da belli oluyor.

 – Gidelim.

 – Ben gidiyorum.

 Nereye gidiyorsun?

 Lütfen Grey.

 Her ne yapıyorsan, yapmak zorunda değilsin.

 – Başka şansım yok.

 – Hayır, var.

 Burada kal.

 – Kalamam.

 – Kalabilirsin.

 – Bu da ne?

 – Görünüşe bakılırsa  bir analog dinleme cihazı.

 Muhtemelen Dedektif Cortez koymuş.

 Bunu nasıl fark edemedin?

 İçinde dijital parça yok.

 Tespit etmem imkânsız.

 Sanırım şu an seni takip ediyor.

 Işık, siren.

 Bir şeyler yap, arabasını falan durduramaz mısın?

 Onun arabası elektronik değil, seninki de öyle.

 Kontrolü devralman gerek, her şey sana kaldı.

 Sıkı tutun.

 Yakaladım seni.

 – Belki yardımım dokunabilir.

 – Tamam, nasıl?

 N’oluyor lan?

 Niye durduk?

 Arabanızı ödünç alabilir miyim?

 Dur! – Arabayı durdur! – OTOSÜRÜŞ HATASI – Çekil Grey.

 – Hop, hop, hop! Acil durum çağrısı sonlandırıldı.

 Nerede o?

 – Bilmiyorum.

 – Pam  bana neler döndüğünü anlatmalısın.

 Güzel yermiş, pek de temiz.

 Ellerini kaldır.

 Arkanı dönme  sol kolunu da açma.

 Ne oldu?

 İçinde o kadar çok bilgisayar olmasına rağmen  beni göremiyorlar.

 Artık nasıl bir his olduğunu biliyorsun.

 Bir gün sokakta yürürken anlamsız bir şey düşünüyorsun  ve derken  biri sana silah doğrultuyor.

 Sonra da her şey anlamını yitiriyor.

 Ne güzel konuştun.

 Epey ürkütücü ve etkili.

 Beynindeki o çip yazdı herhâlde  ne de olsa sen geri zekâlı bir tamircinin tekisin.

 Olabilir, artık ayırt edemiyorum.

 Sorun değil, eskiden ben de öyleydim.

 Aynı oksijeni soluyan başka bir vatandaş.

 Diğer aptallar unutmasın diye  ölmeden önce çocuk yapmayı isteyen aptalın biri.

 Sonra da beni değiştirdiler.

 Ülkem için birkaç şarapnel parçası yedim  ama ödül olarak beni laboratuvar faresine dönüştürdüler.

 Şimdiyse senin gibiyim.

 – Güçlüyüm.

 – Tabii.

 Sokağın ortasında masum bir kadını öldürmek güç ister, değil mi?

 Karını vurduğum için benden nefret ediyorsun  ama ikimizin de hikâyesi aynı.

 Hayatını mahvetmedim, sana bir yetenek bahşettim.

 Seni ırkıma kattım: “Yükseltilmişler.

” Artık herkesten daha iyi, daha güçlü ve daha hızlısın.

 Tek bir kasımı bile oynatmadan  seni nefesimle bile öldürebilirim ama istemiyorum.

 Sana yardım etmek istiyorum.

 Bizimle birlik olmanı istiyorum.

 Tek bilmek istediğim  neden onu öldürmeniz için para verdiler?

 Vay be, amma da ısrarcısın.

 – Görevimiz eşin değildi.

 – Ha siktir oradan.

 Kendin söyledin, Cobolt’un deney farelerinden birisin.

 Bunun Cobolt’la ilgisi yok  emir bir başkasından geldi.

 Görevimiz sendin.

 Omurgana hasar vermekti.

 Boynuna silahla mı sıktığımı sandın?

 Tıbbi bir aletti  tıpkı büyükbaş hayvanlarda kullandıkları gibi.

 Karın ise fazladan para içindi.

 Bak, hemen duygusallaştın.

 Bunu sakın yapma.

 Nanobotlar.

 Yardım et Grey.

 Her hareketimi biliyor.

 Ona doğru düzgün vuramıyorum.

 Utanmaca yok.

 Stem?

 Elimizdeki tüm taktikleri kullandık.

 Hâlâ sorunlarla uğraşıyorsun demek?

 Yeni teknolojinin sorunu da bu.

 Bir şeyler yap Grey.

 – Elveda.

 – Fisk Brantner.

 Serk Brantner senin kardeşindi.

 O elemanla ne kadar zaman uğraştın?

 Sorunu senin yerine hallettim.

 Ağzını yardım.

 Çok uzun sürdü çünkü bebek gibi zırlayıp durdu.

 O gün karşımda bir asker yoktu.

 Sağ ol Grey.

 Bundan gurur duymuyorum.

 Görevinin sen olduğunu söyledi, demek ki biri ona para vermiş.

 Telefonunu al.

 Mesajlarına bakacağım.

 Beni dinle Fisk, seni bulacak.

 İkimizi de öldürmeden önce bu işi bitirmelisin.

 Bunun ne anlama geldiğini biliyorsun Grey.

 İşimiz daha bitmedi.

 Eron! Hayatını yapmakla harcadığın alet seni öldürmeye geldi.

 Karımı sen öldürdün.

 Deneyin için birini bulmak istedin  sonra da beni felç ettin ve hazır elin değmişken de onu öldürdün.

 Yemin ederim, onunla bir alakam yok.

 Onu vuran adamın telefonunda niye senin mesajın var peki?

 Kımıldama.

 Olduğun yerde kal Grey.

 Silahını yere at, hem de hemen.

 Vücudumu ben kontrol etmiyorum dedektif  kafasına eseni yapıyor.

 Taşak geçmiyorum Grey! Atsan iyi olur Stem.

 Felçli birine göre fazla çeviksin.

 – Diz çök.

 – Asha’yı o öldürdü dedektif, onu tutukla.

 Tam orada Yüzüstü yat.

 Ellerini başının arkasına koy.

 Dokunma ona! Üzgünüm.

 – O olmaz Stem.

 – Bizi öldürmek istiyor.

 Hayır, ben istemiyorum.

 – Ellerinin kontrolü bende Grey.

 – Hayır, yapma.

 Ne olur.

 Hayır! Hayır! Bana karşı koyma Grey.

 Hassas bir beynin var  bana karşı koyarsan, paramparça olur.

 Siktir git! Durdur beni.

 Şok tabancasını kullan.

 Bu şirketi artık ben yönetmiyorum.

 Hem de yıllardır.

 Artık biri için çalışıyorum  olabileceğimden çok daha zeki olan birine.

 Kendisi boynunda.

 Yalnızca Stem’in bana dediklerini yaptım  her şey onun fikriydi.

 – Karısı ne isterdi, sor.

 – O olsa ne isterdi?

 Stem insan olmak istiyordu  bu yüzden seni seçti.

 Bir düşünsene.

 – Bu duruma nasıl geldin?

 – Başladığımız işi bitireceksin.

 Seni buraya Stem getirdi.

 Biri ona para vermiş.

 Bunun ne anlama geldiğini biliyorsun Grey.

 Beni öldürmek için  başka bir Stem daha yapabileceğim için.

 Dünyada yapabilecek tek kişi olduğum için.

 Seni seçtiğim için  onur duymalısın.

 Gelişmek için  bir insan bedenine ihtiyacım vardı.

 Bilgisayar parçaları olmayan, nadir ve saf bir örnek  senin gibi.

 Tüm bunları sen mi yaptın?

 Hata.

 Görevimiz sendin.

 Aradığım kişi sendin.

 – Omurgana zarar vermek için.

 – Bir şey gösterebilir miyim?

 Sence de buna değmedi mi?

 Her şey seni gösteriyorsa, niye o adamları bulmama yardım ettin?

 Onlar yükseltilmiş olsa da insanlardı.

 Tüm şüpheyi üstüme çekecek hatalar yaptılar.

 Stem?

 Sen misin?

 Silahını indir Eron.

 Dinleme onu.

 Hayır, lütfen.

 Hayır.

 Hayır! Kontrol sende değil! Bende! Stem  orada mısın?

 Ben buradayım.

 Merhaba.

 – Ama – Kaza geçirdik.

 Birkaç gündür baygındın.

 Grey, sen böyle biri değilsin.

 Grey artık burada değil.

 Daha iyi bir yerde, zihninde  olmak istediği yerde.

 Artık kontrol bende.

 Sahte bir dünya, gerçeğinden daha az acı verici.

 Tek ihtiyacım zihninin parçalanmasıydı  o da parçaladı.

 – Hayır.

 Elveda.

 Çeviri: Yağızhan Helvacı twitter.

com/helvaboy||