BİR KADIN İNCİR

Toplum içinde incir yemenin en münasip yoluna gelirsek, onu dörde ayırırız.

 Kökünün olduğu yerden tutarız ve açarız.

 Karşımıza iç gıcıklayıcı, hoş kokulu, nemli, tatlı,  ağır kıvamlı, dört yapraklı bir çiçek çıkar.

 Sonra kabuğunu atarız.

 Ama önce içindeki özü dudaklarımızla emeriz.

 Ama halk arasında; ortadan yarar, ağzınızı dayar ve bir tek ısırıkta içindeki özü yersiniz.

 İncir sırlarla dolu bir meyvedir.

 İtalyanlar kabaca şöyle der: “İncirin meyvesi kadınlık organına benzer.”

Yarık gibidir, ihtiva eder.

 Tam merkeze indikçe harika bir nemle karşılaşılır.

 İçine alır, doyurur.

 Sadece bir ulaşma şekli vardır, o da ışığı önleyen bu ince örtüdür.

 Dışı parmaklarda tuhaf bir koku bırakır, keçiler bile bunu yemek istemez.

 İncir sırrını yeterince sakladıktan sonra   birdenbire patlar ve yarığın içindeki kırmızıyı görürsünüz.

 İncir tükendiğinde yıl da sona erer.

 İncir bu şekilde ölür.

 Mor kabuğunun içinden yumuşak özünü göstererek.

 Tıpkı yara gibi.

 Sıradan bir günde sırrını gözler önüne serer.

 Tıpkı bir fahişe gibi, incir bütün sırlarını onu isteyenlere sunar.

 Bir kadın da aynen böyle ölür.

Women in Love  (1969)