98 dk

Yönetmen: Julie Delpy

Senaryo: Julie Delpy

Ülke: Almanya, Fransa, ABD

Tür: Biyografi, Dram, Tarihi

Vizyon Tarihi:31 Temmuz 2009

Dil:İngilizce

Müzik:Julie Delpy

Çekim Yeri:Brandenburg, Almanya

Nam-ı Diğer: Bathory

Oyuncular: Julie Delpy, Daniel Brühl, William Hurt, Anamaria Marinca, Sebastian Blomberg

Özet

Aşk, intikam ve gurur arasında kalan kanlı katil Kontes Bathory’nin yükseliş ve düşüşünün öyküsü.

1560 doğumlu kontes, 14 yaşında iken nüfuzlu bir lord ile evlendirilir. Dönemin en güzel, akıllı ve güçlü kadını olarak anılan kontes, erkeklerin hakim olduğu ve sadece onların sözünün geçtiği bir dünyaya başkaldıran bir kadın olarak öne çıktı. Bir davette kendinden oldukça genç olan Istvan’a aşık olur ve tutku dolu bir aşk yaşarlar. Fakat bu mutlulukları uzun sürmeyecektir çünkü Istvan’ın babası Kont Thurzo oğlunu ondan ayırmak için planlar kurmaktadır.

Kontesi, yaşı büyük olduğu için oğlu tarafından sevilemeyeciğine inandırır ve sonunda ancak bakirelerin kanıyla yıkanarak genç kalabileceğine inanmaya başlar. Bir sürü bakire kadın kaleye getirilir ve bir daha da görülmezler. Bu arada Erzebet de giderek daha çok delirir ve takıntılı hale gelir. Sevdiğinin babası tarafından kurulan politik bir komplonun kurbanı olduğunu farkettiğinde ise artık çok geçtir.

Film

Kontes Erzebet Bathory’nin (1560-1614) hayatına dayanmaktadır.

 Tarih galiplerin anlattığı bir hikâyedir.

 Peki, galipler kimlerdir?

 Barbar savaşçılar deli krallar ve açgözlü hainler.

 Tarihimizin büyük bir kısmı bu şanlı galipler tarafından uydurulmuş masallardan oluşur.

 Bu Kontes Erzebet Bathory’nin hikâyesidir.

 Sadece tarihin değil benim de onu nasıl hatırladığımın hikâyesidir.

 Kontes Erzebet Bathory 1560’da Macaristan’ın en seçkin ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi.

 Müstakbel karın.

 Ferenc Nadasky’yle beşik kertmesi yapılmıştı.

 Erzebet buraya gel.

 At çalmışlar.

 Cezalandırılmayı hak ediyorlar.

 Tarih Erzebet’in çok küçük yaşta öfkeli olmayı öğrendiğini söyler.

 Duygusuz Meraklı Bu tohum bir gün büyük bir ağaç olacak.

 Ve merhametsizdir.

 Neden birini yeraltına koyduğunda tohum gibi büyümez?

 Tohum canlıdır ancak yeraltına gömdüğümüz insanlar ölüdür.

 Peki onları canlı gömersen?

 Nefes alamaz ve ölürler.

 O zaman da solucanlar mı yer?

 Vücut yok olur ama ruh cennete ya da cehenneme gider.

 Sen baban gibi cennete gideceksin.

 Ruh ölümsüzdür tatlım.

 Öyle olmasa ölümü fethetmek için bir ordu toplamam gerekirdi.

 Çok tatlı çocuk.

 Onun kocam olmasını istiyorum.

 O evlilik yaşına geldiğinde çok yaşlı olacaksın.

 Senin kocan Kont Nadasky olacak.

 Yalvarırım ona zarar verme.

 Onu seviyorum anne.

 Sadece Tanrımız için sevgi duyman gerekir.

 Kocana saygı duymalısın.

 Ama köylüler ve uşaklarla asla zina yapmamalısın.

 Senin köylü hak ettiği biçimde ölecek.

 Sen odanda kalacaksın.

 Böylece aptalca hatanı kimse bilmeyecek.

 Bir oğlan.

 Götürün.

 Ama anne çocuğum?

 Erzebet 15 yaşında Ferenc Nadasky’yle evlendi.

 Hemen ardından annesi öldü.

 Erzebet mirasını ustaca yönetti.

 Çok geçmeden Bohemya krallıklarından Polonya’ya kadar pek çok soylu aile ona ve kocasına borçlu kaldı.

 Hatta krala bile yüklü miktarda borç vermişlerdi.

 Erzebet Nadasky’ye 3 çocuk verdi.

 İlk çocukları evliliklerinin 10.

 yılında doğdu.

 Erzebet kocasıyla pek vakit geçirmiyordu.

 Türkler 50 yıldan kısa bir sürede Macar halkının yarısından çoğunu katletmiş ve köleleştirmişti.

 Sadece Nadasky ve adamlarından korkuyorlardı.

 Erzebet yoksullar için bir hastane yaptırdı.

 Ama söylenenlere göre pek çoğu hayatta kalamadı.

 Sadık bir Protestan olsa da Erzebet pek çok sapkın teoriye inanıyordu.

 Kimilerinin cadı olduğunu iddia ettiği Darvolya Erzebet’in servetini öyle iyi idare ediyordu ki bazıları altın yapmanın tarifini bildiğine inanıyordu.

 Nadasky’nin askeri mahareti Erzebet’in zekâsı ve boyun eğmez iradesiyle birleşince kısa sürede krallığın en çok korkulan saygı duyulan ve güçlü ailesi konumuna geldiler.

 KONTES İyi günler Kralım.

 İyi günler Sevgili Kont Nadasky.

 Majesteleri geçen yılın savaş ücretini talep etmeye geldim.

 Elbette.

 Dilersen birkaç gün kalabilirsin bu arada biz de parayı toplarız.

 Yarın bütün gün idamlar olacak.

 Ne yazık ki bekleyecek vaktim yok.

 Karanlık çökmeden ayrılmalıyım.

 – Çok yazık.

 Yarısı altın yarısı erzak da kabulüm.

 İyi günler Kralım.

 Kraldan bir hediye.

 Bana olan borcuna karşılık kutsal kadehi vermeliydi.

 Anne! Babam döndü! Lütfen hemen odadan çıkın.

 Sana şamdan getirdim.

 – İyi, çıkın! – Ve – Kuş getirmiş! – Teşekkürler baba! Biraz hastayım.

 Şarap yüzünden.

 – Başım ağrıyor.

 – Bunu masaya koy.

 Ateşin var.

 Bunların hepsini mutfağa götürün.

 Darvolya’yı çağırayım senin için iyi bir ilacı vardır.

 Şeytan’ın yardımına ihtiyacım yok.

 Biraz daha.

 Beni kurtardın aşkım.

 Güzelim günışığını görebiliyorum.

 Üzgünüm hayatım ama öldü.

 Kont Ferenc Nadasky iyi bir eş ve babaydı.

 Ama en önemlisi büyük bir savaşçıydı.

 Bugün Tanrının sağında mutluluk içinde İsa’yla birlikte duruyor.

 Yakında biz de sonsuza dek onlara katılacağız.

 Askerleri savaşa geri gönderdim ben yokken Kotiçe’de kal.

 Çocukları daha güvenli bir yere götürmeliyim.

 Kont Ferenc’in ölümü beni zayıflatmamalı.

 Geri dönecek miyiz anne?

 Tabii ki.

 Ama şimdilik Viyana’da kalacaksınız.

 En iyi öğretmenlerden müzik, Fransızca ve Latince dersleri alacaksınız.

 Clara sizi tiyatroya ve havai fişek izlemeye götürecek.

 – Havai fişek mi?

 – Evet.

 Askerlere iyi para vermek gerekiyor.

 Biliyorum sevgili Kontes.

 Ama katliamdan kaçan köylüler açlıktan ölüyorlar.

 Lütfen sabırlı olun ve borcumu sonra ödememe izin verin.

 Benim için hiç kolay değil Mülkünüzü idare etmesi için birini tayin edeyim mi?

 Bir dulun topraklarını tek başına yönetmesini onaylamıyorum.

 Gayet iyi yönetebiliyorum.

 Kocam böyle şeylerle pek ilgilenmezdi.

 O halde biraz toprak satıp genç adamlar tutun ve daha az paraya çalıştırın.

 Çalışanlarımı fakirleştirip savaşa çocukları göndermek istemiyorum.

 Ama talep ederseniz yaparım.

 Ne pahasına olursa olsun Türkleri elde kalan topraklardan uzak tutarım.

 En iyi müttefikimsiniz.

 Teşekkür ederim Sevgili Thurzo.

 Tavşan etinin cilde çok iyi geldiğini duymuştum.

 Sevgili yeğenim, meleklerini bana bırakmaya karar vermene çok sevindim.

 Onları Kotiçe’de tutmam hiç doğru olmaz.

 Kocanın ölümü onlar için korkunç bir şok olmalı.

 Gerçekten öyle, çok çabuk ve yatakta öldü.

 Muhtemelen Türk fahişelerin birinden hastalık kapmıştır.

 Kocam geçen sefer cepheden geldiğinde küçük şeyi neredeyse kopacak gibiydi.

 Bu çok büyük bir kayıp olmazdı.

 Sevgili Kontes Bathory.

 Duyduğuma göre Kralın size o kadar çok borcu varmış ki bir yıldan kısa sürede ödeyemeyecekmiş.

 Evet, bana bir servet borçlu.

 Bu da işime geliyor.

 Böyle bir servetini olması onu gücendirebilir.

 Sonuçta Protestansınız.

 Kral konumunu Protestanlara borçludur.

 Teşekkür ederim Kont Thurzo.

 Mallarımı Katolik kilisesiyle paylaşmamaya hakkım var.

 Roma’daki dostlarınız asırlar boyunca sayısız masum insanı ölürdüler özellikle de kadınları.

 Sözleriniz beni şaşırttı.

 Cadıları mı savunuyorsunuz Kontes?

 Lütfen! Bu konuşma beni sıkıyor.

 Özür dilerim.

 Sadece Kontese muhteşem servetini soruyordum.

 Küçük yeğenim 6 dil bilir.

 Biri de Eski Yunanca.

 Bir kadının erkekten daha akıllı olması mümkün müdür?

 Tabii ki mümkün.

 Ama duyduğuma göre duygularına yenik düştükleri için sonuçta akıllarını boşa harcarlarmış.

 Çoğu kadının zayıf olduğuna katılıyorum.

 Ve kadının zayıflığı kalp bölgesinde bulunur.

 Erkeğin zayıflığı ise vücutta daha aşağıdadır.

 Küçülebilen bir parçada.

 Bence erkekle kadın eşittir ve farklıdır.

 – Evet, bu doğru.

 – Eşit mi?

 Bu çok cesur bir ifade.

 Dinlemiyorsunuz Piskopos.

 Kuzenim farklıdır da dedi.

 Hepimizin güçlü ve zayıf yönleri vardır.

 Sizin zaaflarınız neler Kontes?

 Bir kadınım.

 Güzel elbiseleri ve altın eşyaları severim.

 Sizin gibi sevgili Piskopos.

 Kotiçe’deki kadının mülkünü akıllıca yöneteceğine emin misin?

 Darvolya genç ama servetimi fazlasıyla iyi yönetiyor.

 Bu toprakların en bilgili kadını.

 Senden sonra.

 Elbette.

 Yakınlarda büyük para kazandığını duydum.

 Evet çok kârlı bir işti.

 Pek çok köylünün hayatına ve özgürlüğüne mâl oldu.

 Her şeyin bir bedeli var.

 – Türk sınırları kalene çok yakın.

 – Öyle.

 Tek başına savaşların yakınında olmak güvenli mi?

 Tek başıma değilim ve savaş benim vazifem.

 Yeniden evlenmeyi düşündün mü?

 Birliğimiz bizi en güçlü aile yapardı.

 Sevgili Gyorgy.

 Seninle evlenmemin yakışık almayacağını biliyorsun.

 Sen evlilik yoluyla Kontsun, bense asırlardır soylu kanı taşıyorum.

 Bunu biliyorum kuzen sadece ihtiyaç duyarsan bana her zaman güvenebileceğini söylüyorum.

 En önemli şey hepimizin Türklere karşı birlik olması.

 Elbette.

 Baloya gitmeliyiz Erzebet.

 Sevgili Kont bize katılır mısınız?

 Ne yazık ki yarın erkenden Prag’a gideceğim.

 Çok yazık.

 O halde iyi yolculuklar.

 Sormaya cüret etti mi?

 – Elbette.

 – Biliyordum.

 Gelmekte ısrar etmişti.

 Tavırlarından hoşlanmıyorum.

 Modayı bir yıl geriden takip ediyor.

 Evlenme onunla.

 İyi eğlenceler.

 İşte sana bahsettiğim Fransız doktor.

 Hastaneni ziyaret etmek istiyor.

 Emin misin?

 Son zamanlarda hastaneden çok bir mezarlığa dönüştü.

 Saray son günlerde müthiş bir dedikoduyla çalkalanıyor.

 Diyorlar ki hizmetçiler olur olmaz yerlerde kontlarla oynaşıyormuş.

 Ama böyle şeylere inanmak istemiyorum.

 Kontes Erzebet Bathory.

 Şu delikanlının kim olduğunu biliyor musun?

 İstvan Thurzo.

 Gyorgy’nin tek oğlu.

 Yakınlarda Viyana’ya geri döndü.

 Daha dün çocuktu bu.

 Dün mü?

 O halde fazla bekleme.

 Gece bitmeden yaşlı ve sıkıcı olabilir.

 Clara.

 İstvan babanla yemek yedik ama ne yazık ki baloda bize katılamayacak.

 Küçük yeğenimle tanışmanı istiyorum.

 Daha önce tanışma zevkine eriştiğimi sanmıyorum.

 Bana izin verir misiniz?

 Tanıştığımıza memnun oldum Thurzo.

 Anneni oldukça iyi tanırdım çok güzeldi.

 Ben Kontes Bathory.

 Kontes Erzebet Bathory mi?

 Evet.

 Hakkımda ne duydun?

 Herkesin sizden korktuğunu ve saygı duyduğunu.

 Bağışlayın.

 Korkulmaya bir itirazım yok.

 Sen benden korktun mu?

 Hiç de değil.

 Tanışmaktan şeref duydum.

 Ben de öyle.

 Kont Nadasky’nin ölümüne çok üzüldüm.

 Sıradaki dans Pasakalya.

 Çocuklarımla benim için büyük bir şoktu.

 Dul olmanız dans etmenizi yasaklıyor mu acaba?

 Sıradaki dans Pasakalya.

 Hayır.

 Genç yaşına göre iyi dans ediyorsun.

 O kadar genç değilim.

 21 yaşındayım.

 Gerçekten 21 mi?

 Bir sonrakinde de dans edelim mi?

 Biraz yalnız kalmalıyım.

 – Evet?

 – Zevkime göre.

 Babasından çok daha heyecan verici değil mi?

 Bir ilişkiye ihtiyacın var.

 Belki.

 Mecbursun.

 Söylediği her söz çok içten.

 Neden samimi olmasın?

 Annesi öldüğünden beri kendisini Krakow’daki çalışmalarına adadı.

 Evleneceği İtalyan kontes daha tanışmadan öldü.

 Şimdi babası ona Danimarka’da yeni bir eş buldu.

 İstvan sarayda çok az vakit geçirdi.

 Yani hala Cennete gitme şansı var mı?

 İktidar onu henüz bozmadı mı?

 Hakiki ve erdemli bir delikanlı.

 Ne hoş.

 Neye bakıyorsun?

 Özür dilerim.

 Onları güzel mi buluyorsun?

 Nasıl?

 Dudaklarım.

 – Evet yani

– Öpmek ister misin?

 Hayır.

 Hayır mı?

 – Evet ama

– Neden öpmüyorsun?

 Herkesin önünde mi?

 Umurunda mı?

 İşte geldin.

 Neden titriyorsun?

 Bilmiyorum.

 Dinlenmelisin.

 Bir daha buluşana dek dinlenebileceğimi sanmıyorum.

 Yarın geri dönmeliyim.

 Acaba gitmeden önce her anı seninle geçiremez miyim?

 Her anı mı?

 Çünkü ne hissettiğimi iyi biliyorum.

 Öğleden önce teyzemin evinde buluşabiliriz.

 Teşekkür ederim.

 Aklımı kaçırmadan önce gitmeliyim.

 Bekle.

 Gitmek zorunda mısın?

 Zaten sabah buluşacağız ve bir gün bile kalmadı.

 Yaptığımızın günah olduğunu biliyorum.

 Ama yüreğim doğru olduğunu söylüyor.

 Yüreğim her zamankinden daha sıcak.

 Dikkatli miydim?

 Endişelenecek bir şey yok.

 Seni öpmek sevişmek gibi.

 Sevişmekse tıpkı – Ne gibi?

 Tanımlayacak kelime bulamıyorum.

 Ne tuhaf değil mi?

 Biz bugün birbirimizin kollarında eğlenirken bazı insanlar savaşta ölüyor.

 Neler olacağını Tanrı bilir.

 Savaşta ölmeyenlerden olmamıza şükredelim.

 Sabah oldu yakında ayrılmam gerek.

 Bugün gitmen şart mı?

 Kotiçe’de halledeceğim şeyler var.

 Savaş yalnız kadınlar için zor iş.

 Anlıyorum.

 Tekrar görüşene dek sana her hafta bir mektup göndereceğim.

 Dikkatli ol o şeylere servet ödedim.

 Bunu sana yaptırdım tatlım.

 Sana anlatacaklarım var bir gençle çok güzel bir ilişki yaşadım.

 Güzel.

 Elbiseye dikkat et.

 Tenimi daha yumuşak yapacak neyin var?

 O genç adam için mi?

 Şehvet.

 Sana hiçbir şey kazandırmaz.

 Hissettiğim şehvet değil.

 Bu sefer değil.

 Hiç böyle hissetmemiştim, küçük bir kızken bile.

 Güçlü olduğunu sanıyordum.

 Darvolya aşk bir zayıflık işareti değildir.

 İnsanoğlunun bildiği en asil duygudur.

 O da asil mi?

 Tenini görmelisin.

 Çok yumuşak kusursuz.

 Beğendiğin o mu yoksa genç teninin dokusu mu?

 – Cadılık yapma! – Kaç yaşında?

 – 21.

 – Kim o?

 İstvan Thurzo.

 Babası kan bağını benimkine bağlamak istiyor.

 Evlenme teklif etmeyi mi planlıyorsun?

 İstersen aşığın olarak tut ama seviyeni unutma.

 O 21 yaşında sense 39 olacaksın.

 Yaşına göre çok olgun.

 Tabii ki öyledir.

 Erzebet, gençler sürekli fikir değiştirir.

 Her kadınla olabilirler.

 Bugün senden hoşlanmadım yaşlı cadı! Her zamanki gibi hizmetçinim ama senden genç olduğumu hatırlatmalıyım.

 Yeter.

 Zamanın güzelliğe saygısı yok.

 Kontes mektup geldi.

 Erzebet yakında evleneceğimi biliyorsun.

 Evet duydum.

 Başka bir kadına dokunacağımı düşünmek bile acı veriyor.

 İstvan onunla evlen çocuk sahibi ol.

 Her zaman da sevgilim ol.

 Ama çok uzakta olacağım.

 Sadece senin olmak istiyorum.

 Benim için başka hiçbir kadının anlamı yok.

 Canın yanıyor mu?

 Evet hiç böyle hissetmemiştim.

 Birini bu şekilde sevmek suç mu?

 Onunlayken neşeyle ve güzellikle doluyum.

 Uzaktayken de acı çekiyorum.

 Sanki yüzlerce hançer vücuduma sağlanıyormuş gibi.

 Ruhu daha iyi bir yerde.

 Kimin?

 Kont Nadasky’nin.

 Elbette.

 Köyümüzün mütevazı kilisesinde dua etmenizden onur duydum ve cömert bağışınız için tekrar teşekkür ederim.

 Önemli değil peder Tanrı bana çok verdi.

 Kontes burada durmamalısınız.

 Çok soğuk.

 Bir mektup bekliyorum.

 Çok önemli bir mektup herhalde.

 Çok.

 Ne güzel bir elbise.

 Adın ne senin?

 Paula.

 İşte.

 Al bunu.

 – Hayır.

 – Senin olsun.

 Git hadi kontesi rahat bırak.

 Bir haftayı geçti ve hala mektubu gelmedi.

 Ne dilediğine dikkat etmelisin.

 Gerçek kaderin beklemediğin bir şekilde bağlanabilir.

 Ben öyle istiyorum.

 Yakında yine büyü gerekecek.

 Altın beni sana bağlayan asıl şey değil.

 Gecelerini de benimle geçirebilirsin.

 Ona ait bir şey lazım.

 Tercihen sana verdiği bir şey.

 Sadece bu gecelik.

 Güzel aşkım.

 Endişelenmekle aptallık etmişim.

 Arabacı gecikmiş o kadar.

 Benimle bir hafta sonra buluşacakmış.

 Yarın yola çıkacağım.

 Bu kadar erken mi?

 Çocukları ziyaret edeceğim.

 Sevgili Kontes.

 Tablolarınızdakinden çok daha güzel görünüyorsunuz.

 Ben Kont Dominic Vizakna.

 Yağcılar gizli düşman olurmuş diye duymuştum.

 Ayartıcılık sadece hobiniz mi yoksa asıl uğraşınız mı?

 Rahatsız ettiğim için bağışlayın, ama suratınız asık gibi.

 Duygularımı pekiyi saklayamıyorum herhalde.

 Daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir miyim?

 Ne yazık ki bu tedavi edilemeyecek bir acı.

 Öyleyse bu ancak aşk denen bir hastalık olabilir.

 O kişi böyle muhteşem bir kadını üzebiliyorsa aşkınızı hak etmiyor demektir.

 Soylu bir beyefendi sizi arıyor Kontes.

 Seni çok özledim.

 Bu gece fazla görüşemeyeceğiz.

 Halledeceğim önemli bir iş var.

 Bu saatte mi ne işi?

 Yarın öğlende seninle Viyana’ya gitmek istiyorum.

 – Nereye?

 – Senin kalene.

 Seninle kalmak istiyorum.

 Tamam, çocuklarımı erkenden ziyaret ederim.

 Ama Seninle en geç öğlende buluşurum.

 Söz veriyorum.

 Bekle.

 Acelenin bir nedeni var ve bana söylemiyorsun.

 Ne olduğunu bilmeliyim.

 1 ay önceki gibi hissetmiyor musun?

 Hislerim değişmedi.

 Önümüzdeki günler sadakatimi kanıtlayacak.

 Sevgili Kontes, o sevginize layık değil.

 Hayır yanılıyorsunuz.

 Size eşlik etmemi ister misiniz?

 Yüzümdeki bakışı görmüyor musunuz?

 Oyun için vaktim yok.

 İyi geceler! Sevgili İstvan.

 Bekledim ama hiçbir işaret vermedin.

 Gençler sık sık fikir değiştirir.

 Çünkü bol bol vakitleri olduğunu düşünürler.

 Genelde aşkın tadına varmadan bu dünyadan göçeriz.

 Çünkü aşk gözümüzün önündeyken onu başka yerde aramakla meşgul oluruz.

 Lütfen aptallık etmediğimi ve duygularının gerçek olduğunu söyle.

 SEVGİLER ERZEBET

Beni bu odada tutmaya hakkın yok.

 Bana karşı gelip onunla tekrar buluştun.

 Dünden beri beni bekliyor.

 Aptalca birlikte kaçma planınızı öğrendim.

 Onun sayısız kölesi var.

 Sen sadece onlardan birisin oğlum.

 Bana karşı diğer âşıklarıyla aynı şeyler hissettiğine inanmıyorum.

 Ondan istediğini aldın zaten.

 Fethedilen her şey yok edilmiştir.

 Fethetmek mi?

 Amacım Kontes Bathory’yi onurlandırmaksa, evet.

 Amacıma bir çok defa ulaştım.

 Ama senin aksine aşkta yıkıcı bir durum görmüyorum.

 Burada bir toprağın fethinden ya da galip gelinecek bir düşmandan bahsetmiyoruz.

 İyi bir kadından ve paylaştığımız çok asil bir duygudan bahsediyoruz.

 Barones Von Kraut’la paylaştığın asil duygu gibi mi?

 Erzebet’le tanıştığımdan beri Von Kraut’u görmediğimi biliyorsun.

 Onu seviyorum baba.

 Aşk genç köylülerle bakirelerin aklını bir hayalle meşgul eden bir efsanedir.

 Bizim dünyamızda yeri yoktur.

 Senin dünyanda! Ama seni anlamıyorum.

 Erzebet’le evlenmem çok işine gelirdi.

 Bana topraklarından küçük bir pay mı vereceksin?

 Seninle asla evlenmez çünkü kanın yeterince asil değil.

 Bugün Danimarka’ya gideceksin.

 Gitmeyeceğim.

 Kontesin ne kadar üzgün olduğunu bilmek ister misin?

 Şimdiden Kont Vizakna’yla arkadaşlık ediyor.

 Ününü biliyor musun?

 Yalan bu! 2 gün önce tanıştılar ve birbirlerinden hiç ayrılmadılar.

 Şimdiden unutuldun.

 Akıllıysan benim olan her şey bir gün senin olur.

 İyi yolculuklar.

 Muhafızlar! Bu adamın yanında durun ki bir daha bana tekrar karşı gelmeye kalkmasın.

 Babam evlenmem için zengin bir Danimarkalı tüccarın kızını ayarlamıştı.

 Hiç istemesem de Ağustos’ta onunla evlendim.

 Babam Erzebet’le ilgili bazı gerçekleri ancak yıllar sonra ölüm döşeğindeyken söyleyecekti.

 Ama yanına çok geç gittiğimden sadece inlemeleri arasındaki birkaç kelimeyi anlayabildim.

 Ama duyduklarım Kontes hakkında bildiklerimin bir sürü yalandan oluştuğunu anlamama yetti.

 Aslında o günden sonra Kontes hakkında bildiğim her şey yalandı.

 Kont Vizakna cevap bekliyor.

 Benimle vakit geçirmeyi kabul etmenizden onur duydum.

 Ayrıca şaşırdım da.

 Krallığın hangi bölgesindesiniz?

 Vakof kalesinde.

 O kale hakkında eğlenceli dedikodular var.

 Sadece gece yaşayan asil bir aile ve bebekleri yiyorlar.

 Ailemin büyük kısmını etkileyen bir deri hastalığından ötürü.

 Güneş ışığından pek hoşlanmayız.

 Ama merak etmeyin bebekleri yemiyorum.

 Türk adetleriyle ilgili kitabı okudunuz mu?

 Güçlerini almak için çocukların kanını içerlermiş.

 Okumadım ama bu rezilliği duyduğuma şaşırmadım.

 Genç arkadaşının geçen gece çok acelesi vardı.

 Evet o zamandan beri de haber almadım.

 Yaralanmış olmasından endişe ediyorum.

 Ne?

 Onu daha bu sabah gördüm.

 Bir arkadaşıyla Saint Nicholas’taydı.

 Gayet iyi görünüyordu.

 – Arkadaş mı?

 – Evet.

 – Bir kadın mı?

 – Hayır.

 Kadın denemeyecek kadar gençti.

 Muhtemelen kız kardeşidir.

 – Onun kız kardeşi yok.

 – Öyle mi?

 Belki de sen haklıydın.

 Bir özür bile dilemedi.

 Beni bütün gün bekletti.

 Yaşlı cadı! İğrenç tipin atımı korkuttu! Şimdi güçlüsün ama yakında sen de bana benzeyeceksin.

 – O zaman görürsün.

 – Bu ne cüret! Çekil gözümün önünden! Kontes.

 Size böyle hakaret eden birini cezasız bırakamazsınız.

 – Gördünüz mü?

 – Kontese bakın.

 Ben yokken mektup getiren oldu mu?

 Hayır Kontes.

 Bu elbise beni yaşlı gösteriyor.

 Üstümü değişmek istiyorum.

 Mektubumu cevaplayana kadar dua edip oruç tutacağım.

 Beni yalnız bırakın.

 Yüce Tanrım.

 Beni neden cezalandırıyorsun?

 Bana bu güzel aşkı verdikten sonra nasıl bu kadar çabuk alabilirsin?

 Sadece suyla uzun süre yaşayamazsın.

 Erzebet 3 hafta oldu.

 Böyle ölürsen topraklarına ve çocuklarına ne olacak?

 Bilmiyorum.

 Güçlü bir kadın nasıl öyle zayıf ve çılgın birine kapılır?

 Zayıf değil.

 Nazik ve temiz.

 Onu tanımadan önce hayatım anlamsızdı ve bunu bilmiyordum.

 Kotiçe’den haber var.

 Kontes hastaymış.

 Öyle mi?

 Bazıları delirdi diyor, kalbi kırılmış.

 İstvan’a mı?

 Aptalca bir aşk ilişkisi bazılarımızı hasta edebiliyor.

 Bunları getirmemin akıllıca olacağını düşündüm.

 Fazla bir şey değil ama.

 Yakında oğlum tamamen melankolik olacak.

 Tıpkı annesine çekmiş Benim karakterimden çok az şey almış.

 Tek istediğim deliliğinin kanıtı.

 Ne pahasına olursa olsun.

 Geberteceğim onu! Bunu nasıl yapar! O kim ki! Bir f işenin oğlu değil mi! Genç bir kadınla evlenmiş.

 Barones Von Kraut’la.

 Daha 17’sinde ve çok güzelmiş.

 Onu dünyada her şeyden çok sevdiğini kalbinin sadece ona ait olabileceğini söylemiş.

 Üzgün olduğunu aşk ve takdir etme duygularını karıştırdığını yazmış.

 Ben ona ölmüş annesini hatırlatıyormuşum! Bak Yumuşak ve pürüzsüz.

 At pisliği gibi koksa bile.

 Her erkek onu bana tercih eder.

 Erzebet.

 İstvan’ı unut artık.

 Sana yalvarıyorum! Nasıl?

 Nasıl?

 Kapıda siyah giyinmiş bir adam sizi soruyor.

 Genç biri mi?

 Kont Dominik Vizakna dedi.

 İçeri alalım mı?

 Elbette Onunla yalnız görüşeceğim.

 Bu saatte neden geldin?

 Gün içinde yolculuk etmeyi sevmem.

 Hizmetçilerimi korkutmuşsun.

 Bütün askerlerim savaşta.

 İçeri alacağımız kişilere dikkat ediyoruz.

 Sana bahsettiğim şu Türk adetleri kitabını getirdim.

 Kitap getirmek için uzun yoldan gelmişsin.

 O günden sonra senden hiç haber alamayınca endişelendim.

 Çok işlerim vardı.

 İşin doğrusu seni görmek için daha fazla sabredemedim.

 Sana bu kemeri kullanmanın başka yollarını göstereyim.

 Üstelik de zevkine daha uygun olacak birinin üzerinde.

 Babam bana Dominik Vizakna’yla nasıl bir ilişkisi olduğundan ilk kez bahsettiğinde Erzebet’in bu kadar alçalabileceğine inanamamıştım.

 Bundan gerçekten zevk alıyor musun?

 – Evet.

 – Nasıl olabilir?

 Bilemezsin çünkü acı duyma zevkine sahip değilsin.

 Acı vermekten zevk alıyor musun?

 Emin değilim.

 Sonsuza dek kölen olmak istiyorum.

 Dalga geçmiyorum söylediğimde ciddiyim.

 Yalnız kalmak istiyorum.

 Gece ziyarete gelen adamdan hoşlanmadığımı söylemeliyim.

 İstvan’ın aşkına inanmakla aptallık ettim.

 Sevilmek için fazla yaşlıyım.

 Bu doğru değil.

 Ona yüzümü hiç günışığında göstermemeliydim.

 Bana baksana.

 Çürüyorum.

 O haklıydı.

 Kim?

 Parktaki yaşlı cadı.

 Beni lanetledi.

 Yoksa artık merhemlerin etkili olmuyor mu?

 İşe yarar bir şey yap! Erzebet benimle bu şekilde konuşamazsın! Neye bakıyorsun?

 Gel saçımı fırçala.

 Yüzümün kırışık olması yetmezmiş gibi beni kel yapmaya mı çalışıyorsun?

 Şu yaptığına bak! Çık.

 Çık! Kimse bilmiyor.

 Acaba aynada gördüğü şey yumuşak sabah ışığının yüzünü çok az aydınlatmasından mı kaynaklanıyordu yoksa mantığının zayıflamasından mı?

 Şükürler olsun Tanrım.

 Kalede kalabilirsin iyileşene kadar sana bakacağız.

 Kontes bunu sana gönderdi.

 Kontes iyi bir kadın.

 Saçını çok sert çekmiştim.

 Dorothea.

 Susana’nın sana mutfakta ihtiyacı var.

 Kaç yaşındasın çocuğum?

 16.

 Ailen nerede?

 Novarchy’de.

 Çok uzakmış.

 Onları sık sık görür müsün?

 Yılda bir kez giderim.

 Bakire misin?

 Evet Kontes.

 Tabii ki.

 Geçmiş olsun.

 Yaranız tamamen iyileşti.

 Her seferinde kabuğu kazımanı söylemiştim.

 Öyle yaptım yine de iyileşti.

 Darvolya gel daha yakından bak.

 Hiçbir fark görmüyorum.

 Saçmalık.

 Helena, Dorothea.

 Siz ne görüyorsunuz?

 Bence daha pürüzsüz.

 Evet evet kesinlikle.

 Evet.

 Tanrı dualarımı kabul etti.

 Tenimin sadece görünümü değil dokunma hissi de çok farklı.

 Gençleştim sanki.

 Herhalde kız bakire olduğu için.

 İşe yaramasının nedeni kanının temizliği olmalı.

 Bu gerçek bir mucize.

 Bu senin iyiliğin için.

 Seni öldürdüm mü?

 Neredeyse.

 Ölümün soğuk nefesini hissettim ve parlak bir ışığa açılan iki kapı gördüm.

 Cennet sana kapılarını mı açtı?

 Bu oyunlara eğilimli birinin Cennete gideceğinden şüpheliyim.

 Aslında cehenneme gideceğimden eminim o yüzden dünyada olduğum sürece istediğimi yapıyorum.

 Senden öyle hoşnutum ki 1 haftadan fazla uzak kalamadım.

 O yaşlı kadına yaptığımdan sonra benden korkacağını düşünmüştüm.

 Tam aksine.

 Ölmeyi hak eden o yaşlı cadıya karşı fazla naziktin.

 Bir an için beni lanetlediğini sandım.

 Çok yaşlı ve çirkin görünüyordum.

 Bu gece son derece güzel görünüyorsun.

 Geçen geceden daha mı güzelim?

 Evet.

 Tanıştığımız günden daha güzelsin.

 Parkta buluştuğumuz günden de.

 Bu gece sanki teninin altından güneş parlıyor.

 Şimdi.

 Yakından baktığımda sihri fark ediyorum.

 Bu gece en fazla 20 yaşında görünüyorsun.

 Biliyorum.

 Kontes.

 Neler oluyor?

 Bana güzel bir şey veriyorsun.

 Kaybettiğim bir şeyi.

 Bu ne zaman bitecek?

 Kanın boşaldığında çocuğum.

 Tanrı böyle istiyor.

 Cinayetlerin böyle başladığı söyleniyor.

 Kontes sonsuz gençlik ve güzellik elde etmek için gittikçe daha fazla taze kana ihtiyaç duydu.

 Tanrım insanın genç ve güzel kalmak istemesi yanlış mı?

 Etrafımız güzelliklerle çevrili.

 Keşke İstvan beni bugün görebilseydi.

 Kanın işe yaradığını göremeyen bir tek sensin.

 Neyse ki Dominic başladığımdan beri ne kadar değiştiğimi fark etmiş.

 Onun ağzından çıkan tek kelimeye bile inanamazsın.

 Çok geç olmadan buna bir son ver.

 Durmaya çalıştım ama zindeliğim hemen azaldı.

 Sonra tekrar kan sürdüm ve inanılmaz bir güç hissettim.

 Vücudumun her yanını kapladı.

 Kan seni gençleştirmiyor.

 Tam aksine ölüm kokmaya başladın!

– Git.

 – Kibrin felaketin olacak.

 Küstahlık da senin sonun olacak.

 Git ve asla dönme.

 Hayır.

 Fazla önemsiyorum.

 Sadece kadınlarla aşk yaşadığın doğru mu?

 O halde bir bakiresin.

 Kalede son zamanlarda çok fazla hizmetçi öldü.

 Hepsi sakar budalalardı.

 Bazıları yemek yaparken bir yerlerini kesip hastalandı diğerleri de merdivenden düştü.

 Alın.

 Kontese benim adıma teşekkür edin.

 Artık kızları kiliseye getirmemeliyiz.

 Biliyorum.

 Kontes törenle gömülmelerini istiyor ama daha önemlisi Kontes taze kan istiyor.

 Müthiş bir icat.

 Yakılmadan önce cadıların kanının akıtılmasını istiyorum.

 Çünkü vücudun nemi içlerinin yanmasını engelliyormuş.

 Söylenenlere göre kafes sayesinde kızların kanını daha etkili biçimde alıyordu.

 Çok az kan ziyan oluyordu.

 Onu görmeliydin çok tatlıydı.

 Cinayetler hızla arttı.

 Tanıklara göre 1 ayda 10 kız öldürüyordu.

 Erzebet’e birçok mektup yazdım ama ondan hiç mektup almadım.

 Kont Vizakna’yla ilişkisinden emin olduktan sonra mektup yazmayı bıraktım ve kendimi kaderime terk ettim.

 Büyüleyici bir mücevher.

 Güzelliğine yakışıyor.

 Ordumun zaferlerine karşılık Kral Matias’ın bir hediyesi.

 Savaşla uğraşmak çok yorucu olmalı.

 Öyle ve bana bir servete mal oluyor.

 Güzel bir kadının öyle meselelerle uğraşmak zorunda olması ne kötü.

 İngiltere kraliçesinin sırf İspanya savaşı yüzünden güzelliğini kaybettiği söyleniyor.

 Beni önemsiyor musun?

 Hayır.

 Yeterince güzel değilsin.

 Neredeyse bir Türk’ün hatlarına sahipsin.

 İstvan gibi değil miyim?

 Onun adını anma.

 Senin için onu öldürmemi ister misin?

 Döndü mü?

 Karısıyla Viyana’ya geldi.

 Ne diyorsun?

 Öldüreyim mi?

 Hayır.

 Ne arıyorsun?

 Kontesin seni gönderdiğini sanıyordum.

 Onu gözetmek için gece buraya geliyorum.

 Kontese bir zarar gelmemesi için.

 Sen bir hainsin.

 Seni kimin gönderdiğini biliyorum.

 Sadece Kontesi memnun etmeye geliyorum.

 Hayır.

 Kötü yanını ve zalimliğini körüklemeye çalışıyorsun.

 Çok güzelmişsin.

 Cadıların bu kadar güzel olabileceğini bilmezdim.

 Zehirli ellerinle bana dokunma.

 Zehirli değil.

 Yumuşak ve sevecen.

 Bir daha gelirsen ölürsün! Ben mi ölürüm?

 Nasıl öleceğim?

 Şeytandan yardım mı isteyeceksin?

 Kazığa geçirilip yakılmanı Kontes Bathory önlüyordu.

 Ama şimdi beni sana tercih ettiği çok açık o yüzden kimin önce öleceğini görürüz.

 Mevsimler geçerken Erzebet sarayda gittikçe daha az vakit geçirmeye başladı.

 Viyana’ya sadece çocuklarını görmek için geliyordu.

 Savaşla meşgul olduğunu söylüyordu ama Kotiçe’de şeytani uygulamaları yüzünden kaldığı dedikoduları zamanla yayıldı.

 Tanıkların sonradan söylediğine göre ölen kızlar kalenin çevresindeki ormana bırakılıyordu.

 Ama cesetlerin çoğu asla bulunamadı.

 İddiaya göre Erzebet her cinayetin tam bir kaydını tutuyordu.

 Günlükleri duruşmada aleyhine asıl kanıt olarak sunuldu.

 Ama hiçbir zaman onları yazdığını kabul etmedi.

 Tanrım belki de yanlış bir şey yapıyorum.

 Kan son zamanlarda kaşındırmaya başladı.

 Belki de köylü kanı tenime çok kaba geliyor.

 Darvolya sizi çağırıyor.

 Çok hasta.

 Hiç şüphesiz kendini zehirlemiş.

 Onu görmek istemiyorum.

 Pek çok kız öldü.

 Geçen yıl ormanda bir ceset buldum.

 Hiç kanı kalmamıştı.

 Orada şeytanlar var.

 Belki de Bathory’nin kendisidir.

 Bir şeyler yapmalısınız.

 Bunu bizzat krala verdiğinden emin ol.

 Tanrım.

 Şeytanlar geldi.

 Bunun olmasına nasıl izin verirsin Tanrım?

 Sana çok şey verdim.

 Kontes’e ihanet etti.

 Kralın haberi olmamalı.

 O haberciyi durdur Janos.

 Çabuk ol.

 Kont Vizakna erkenden ayrıldı ve günlüklerinizden biri kayıp.

 Artık bildiğine göre geri dönmez.

 O haini öldürmesi için birini gönder.

 Evet, bu akıllıca olur.

 Darvolya’nın öldüğünü söylemeye gelmiştim.

 Size mektup bırakmış.

 Aşkım, bir daha kalene yabancı alma.

 Onlara sahip olduğun her şeyi yok etmeleri için silah verdin.

 Sende artık benim olmayan sadece bir şeyi özlüyorum.

 Yumuşak öpüşlerini Seni her zaman sevdim.

 Erzebet fazla ileri gittin.

 Canlı olan her şey ölmek zorunda ve ne yaparsan yap bunun önüne geçemezsin.

 Zamanın görevini yapmasına izin vermekte bir güzellik var.

 Viyana’ya gidip çocuklarımı görmek istiyorum.

 – Rahibimizi öldürdün!

– Katilsin sen!

– Cehennemde yanacaksın!

– Rahibin intikamını alacağız! General bir an önce gelsin.

 Bizi korumak için asker getirsin.

 Kızgın bir kalabalık kurt sürüsünden daha tehlikeli olabilir.

 Janos nerede?

 Gideli haftalar oldu.

 Uzak bir yere altın almaya gönderdiniz.

 Bir ayna verin.

 Bir ayna verin! Kan beni hasta ediyor ama onsuz ölüyorum.

 Bir bakire getirin.

 Hatta bir çocuk.

 Hayır.

 Çocuk olmaz.

 Tanrı onları kendi gibi yarattı.

 Kontes.

 Bulabildiğimiz tek kız buydu.

 Çok sağlıklı değil ama bakire.

 Kaç yaşındasın tatlım?

 12 galiba.

 Bilmiyor musun?

 Beni bulmuşlar Kontes.

 Ailen yok yani.

 Hayır, domuz ağılını temizlerken bulmuşlar.

 Gel.

 Paula.

 Seni hatırlıyorum.

 Gel.

 Sana bir şey söylemek istiyorum.

 Paula kaç buradan.

 Kaç bu kaleyi terk et.

 Kaç yoksa seni canlı canlı yiyeceğiz! Paula! Paula! Paula Paula! Babam öldükten sonra Dominik Vizakna’ya yüklü miktarda para ve bir de mektup gönderildiğine dair kayıtlar buldum.

 Mektupta o sıralar kaybolan asil kızlardan söz ediliyordu.

 Kimsin sen?

 Cassia Von Hosenheimen.

 Ailem beni bulup sizi cezalandıracaktır.

 Kaç yaşındasın?

 15.

 Bakire misin?

 Evet, tabii ki.

 Ya sen?

 Kaç yaşındasın?

 22 yaşındayım ve evliyim.

 Ben Barones Von Kraut’um.

 Ne yaptığını sanıyorsun?

 Bana evli bir kadın mı getirdin?

 Şimdi onu öldüreceğiz ve kocası aramaya başlayacak! Buraya neden zorla getirildiğimizi bilmek istiyorum.

 Bizi buraya getiren haini bizzat cezalandıracağım! Kraut mu demiştin?

 Evet.

 Pislik.

 Tanıştığımıza çok sevindim.

 Ve haklıydın.

 Kocam beni arayıp bulacaktır.

 Tabii ona bulacağı bir şey bırakırsam.

 Aşığınla kaçtığın günü hatırlıyorum.

 İstvan Thurzo değil mi?

 Delisin sen.

 İstvan’ı yıllardır görmüyorum.

 Ama bir dedikodu hatırlıyorum.

 Şehvetli bir Kontes ona delicesine âşık olmuştu.

 Ve kendini ona çok kolay vermişti.

 Sen Erzebet olabilir misin?

 Ziyan olmadan kanı toplayın.

 Gecenin biri yarısı bizi yataktan kaldırmanız hiç hoş değil.

 Fazla beklemek istemedim çünkü.

 Ceset kokmaya başlayacak.

 Kaçının bu şekilde katledildiğini bilmiyoruz.

 Yıllar içinde belki de yüzlercesi.

 Zavallı kızlarda bir damla kan kalmamış.

 Ve anneniz sayısız ölümü haklı göstermek için hastanesini kullanıyor.

 Annemi ziyaret edip kendim görmek istiyorum.

 Bu sadece biri Diğerlerini görmek istiyor musun?

 Pek çoğu daha kötü durumda.

 Ben gitmem.

 Sen erkeksin gitmek zorundasın.

 Ben de gitmiyorum.

 Ben de tek başıma gitmem.

 Majesteleri.

 Birkaç yıldır Kontes Bathory’nin kalesinde kızların kaybolduğu ihbar ediliyor.

 Pek çok köylü Viyana’ya gelip yüzlerce kızın öldüğünü iddia etti.

 Ne olmuş?

 Kızlara ölmeden önce işkence edilmiş.

 Bunda bir tuhaflık göremiyorum.

 Kan kaybından ölmüşler.

 Kontes Bathory’ye cadıların ve kana susamış cinlerin yardım ettiği iddia ediliyor.

 Cadılar ve cinler.

 Kontes Bathory büyücülük mü yapıyor?

 Muhtemelen.

 Daima sıra dışı bir güce sahipti.

 Ordusu gizemli bir şekilde yenilmezdi.

 Belki de bir büyünün etkisindeler.

 Bu olağanüstü.

 Rahip de ölü bulunmuş.

 Kontesin büyücülük yaptığı kanıtlanırsa ona olan borçlarınızdan kurtulur ve servetine el koyarsınız.

 Bunu imzalayın, ben de cinayetleri soruşturmaları için adam göndereyim.

 Her ay bu cadılar için düzinelerce idam emri imzalıyorum.

 Vebadan daha ölümcül oldu.

 Ne zaman bitecek?

 İnsanoğlu akıllanınca.

 Yani yakında değil.

 Kral cinayetleri duydu ve Bathory’nin büyücülük yaptığından şüpheleniyor.

 Adamımızı bugün göndermeliyiz.

 O halde anlaşmayı imzalatmalıyız.

 Herkes payını almaya çok istekli.

 Kontes duruşmada cinayetle suçlanacak.

 Çocuklarının büyücülükle suçlanmayacağını garanti ediyorum.

 Böylece kral topraklarına el koyamayacak.

 Bu da servetini istediği kişiye aktarma hakkı veriyor.

 Kral onun yaptıklarını çok yakında duyacak ve çocukları tam anlamıyla sefil olacak.

 Çocuklarını korumak için imzalamaktan başka şansı yok.

 Anlaşmada Kontesin topraklarını alacağınız yazıyor.

 Ayrıca kocasıyla birlikte kurduğu olağanüstü orduyu da.

 Şüphelerin olduğunu görüyorum.

 Ama yüzlerce genç kızın öldüğü bir gerçek.

 İlk başta köylü kızlardı ama topraklarında asil kızlar da bulundu.

 Bir tanesini iyi tanıyordun.

 Evet.

 Peki, neden beni gönderiyorsun?

 Hatırladığım kadarıyla bir zamanlar Kontes Bathory’ye çok yakındın.

 Hatırladığım kadarıyla bundan pek hoşnut değildin.

 Onu neden göndermiyorsun?

 Beni öldürür.

 Bence bu meseleyi senin halletmen gerekiyor oğlum.

 Çünkü çok tedbirli.

 Senin ona yaklaşman daha kolay olur.

 Ya hayır dersem?

 Hayır mı?

 Kalesinin yakınında bulduğum kızlardan bazılarını gördün.

 Vücudum hala onun deliliğinin izlerini taşıyorum.

 Görmek ister miydin?

 Hayır.

 O bir katil.

 Kral Kotiçe’ye ulaşmadan her şeyi halledin.

 Bu senin için oğlum.

 Artık krallıktaki en güçlü adam olacaksın.

 Senden sonra.

 Elbette.

 Bugün yola çıkacağız.

 Sakın pişmanlık duyma.

 Daha yakınlarda seni öldürmem için yalvarıyordu.

 Neden öldürmedin?

 Bunun için para teklif etmedi.

 Onu okşayan elin şimdi ona vuracak olması ne tuhaf.

 Sadece suçluysa vuracak.

 Hangisi daha kötü?

 Delilik mi açgözlülük mü?

 Yakında öğreneceğiz.

 Değil mi?

 Ona dikkat et.

 Kadın deli.

 Seni öldürmeye çalışacaktır.

 Durun! Bekleyin.

 Tutuklamadan önce yaptıklarını kendi gözlerimle görmek istiyorum.

 Ben çağırana kadar burada kalın.

 Korkma.

 Onu koruyan birkaç adamı var.

 Beni rahatsız eden bir katille yüzleşmek değil.

 Onu tekrar görmenin heyecanı ve sonsuza dek kaybetmenin üzüntüsü.

 Atlılar.

 Kaleye doğru iki atlı geliyor.

 Dorothea beyaz elbisemi getir.

 Çabuk ol! Dualarım kabul oldu.

 Sevgili Kont Thurzo bunca zaman sonra ne güzel sürpriz.

 3 yıl mı oldu?

 5. Zaman ne çabuk geçiyor.

 Evet.

 Son zamanlarda neler yapıyorsunuz?

 Korkunç savaş yüzünden çok işlerim vardı.

 Sizi hangi rüzgâr attı?

 Krakow’a giderken arkadaşım güzel kalenizi işaret etti.

 Bir gece kalabileceğimizi düşündüm.

 Belki de birkaç gün.

 Sinekler için kusura bakmayın.

 Adamlarım atlarını kalenin önüne bıraktılar.

 O zamandan beri sineklerden kurtulamadık.

 Demek artık evlisiniz.

 4 yıl boyunca evli kaldım.

 Karım 1 yıl önce ilk çocuğumuzu doğururken öldü.

 Çocuk doğduktan kısa bir süre sonra.

 Bunu duyduğuma çok üzüldüm.

 Danimarkalı güçlü bir tüccarın kızıydı.

 Babamın yeni iş ortaklarına ihtiyacı vardı.

 Ziyaretin beni çok mutlu etti sevgili İstvan.

 Bugünün gelmesini ne kadar çok istediğimi anlatamam.

 Tanrı bizi neden bunca zaman ayırdı?

 Bu seni sevmemi engellemedi.

 Odama gel.

 Uzun bir yolculuktu.

 Önce biraz dinleneyim sonra sana gelirim.

 Seni tekrar görmek çok güzel.

 O korkunç mektupla kalbimi kırmak zorunda mıydın?

 Mektuplarımın hiçbirinde kötü bir şey yazmadım.

 Seni ne üzmüş olabilir ki?

 Senden aldığım tek mektup, Barones Von Kraut’a olan aşkını itiraf ettiğin mektup.

 Kraut’la ilişkim vardı ama seninle tanıştıktan sonra onu bir daha hiç görmedim.

 Ve kesinlikle öyle bir mektup göndermedim.

 Babam benim adıma yazmış olmalı.

 Senden nasıl şüphelendim.

 Sana yazdığım mektupları iletmesi için uşağıma güvenmekle hata ettim.

 Beni bağışlaman için yalvarıyorum.

 Ama buradan zorla gönderildim.

 Babanın güzel aşkımızı yok etme çabasından daha güçlü olmalıyız.

 Çok geç değil.

 – Gel.

 – Hayır.

 Neden?

 Ellerin çok soğuk.

 Neden titriyorsun aşkım?

 Seni tekrar görmenin heyecanı.

 Seni ne zamandır beklediğimi biliyor musun?

 Neredeyse aklımı kaçıracaktım.

 Çok sevdiğin biri tarafından ihanete uğradığını hissetmekten daha acı verici bir şey olamaz.

 Aslında intikam alacağıma söz vermiştim.

 Ama at üstünde geldiğini görünce bütün sinirim geçti sadece sevgi hissettim.

 Her ne kadar ona değer versem de başka bir yanım duyduklarıma ve gördüklerime inanıyordu.

 O kadar çok kanıt, o kadar çok tanık vardı ki masum olduğuna inanamazdım.

 Aklını mı kaçırdın?

 Buraya cinayetleri soruşturmaya geldin.

 Geceyi onunla geçirmeye değil.

 Masum cazibesinin seni aldatmasına izin verme.

 Belki de kalbi kırılmasaydı böyle bir kadın olmayacaktı.

 Kimseyi suçlamıyorum, Tanrı onu böyle yapmış.

 Ya da Şeytan diyelim.

 Şeytani aklı çamurdan böyle yoğrulmuş.

 – Babama karşı gelip kaçmış olsaydım

– Ama kaçmadın.

 Bu yüzden asla bilemeyiz.

 Şimdi gerçekte kim olduğunu öğrenelim.

 Bakalım kanıt olacak bir şey bulabilecek miyiz?

 Yaklaşma.

 Bunu görmek istemezsin.

 Üst üste yığılmış cesetler.

 Parçalanmış çocuklar.

 Gözlerini kurtlar yemiş.

 Şeytan bile bundan kötüsünü yapamaz.

 Kontes Bathory.

 Tutuklusunuz.

 Suç ortakları bütün cinayetleri itiraf ettiler.

 Kızlar bir kafesin içinde kan kaybından ölmüş.

 Erzebet’in hizmetçilerinin itirafları işkence altında alınmıştı.

 Kontesin kendisi duruşmada yoktu.

 Deli olduğu için bir odaya hapsedilmesine ve isminin korunmasına karar verilmişti.

 Hizmetçiler boğularak öldürülmeyi hak ediyor.

 Hayır! Hayır! Şu yaratığa gelince başı kesilecek.

 Yasal işlemleri ben hallederim.

 Kontes Bathory ömrünün sonuna dek yatak odasında hapis yatacak.

 Su ve yemek verilmesi için duvarda küçük bir aralık bırakılacak.

 Kontesi kibri yüzünden cezalandırmak için odaya ayna konmayacak.

 Kontesin ve suç ortaklarının işlediği cinayetlerle ilgili pek çok tanık ifade verdi.

 Kotiçe kalesinin etrafında cesetler bulundu.

 Bazıları Kontes tarafından kısmen yenmişti.

 Ayrıca Kontes Bathory’nin bizzat yazdığı cinayetleri ayrıntılarıyla anlatan günlükler bulundu.

 Cadı Darvolya’nın mektupları sapkın kitaplar ve son olarak kızlara işkence yaptığı kafes de bulundu.

 Kontes büyücülük yapmamış gibi gözükse de Şeytanla çiftleştiğini gören bir tanığımız var.

 Kont Thurzo’nun kararıyla Kontesin ismini mümkün olduğunca korumak için bütün kanıtlar yok edilecektir.

 Kontes bu belgeyi imzalayarak bütün varlığını Kont Gyorgy Thurzo’ya devretmiştir.

 Kotiçe çocuklarına kalacaktır.

 Kralın Bathory Nadasky ailesine olan borçları silinmiştir.

 Şimdi Şeytan izin verirse bunu imzalayın.

 Bunu mükemmel tezgâhladığını söylemeliyim.

 Masum kadınları öldürdün.

 Yüzlercesini.

 Yalan.

 Zenginlik arayışında kaç masumu feda ettin?

 Gerçeği inkâr etmekteki ısrarın ancak şu anda mantıktan yoksun olduğunu kanıtlıyor.

 Ne yazık ki öyle değil.

 Mezarıma tamamen aklım başımda gireceğim.

 Kadınlar deli ve kibirlidir.

 Ve onlara yönetme hakkı verilmemelidir diyorsun.

 Masalın insanları çok uzun süre meşgul edecek.

 Tezgahladığın kana susamış kadın efsanesinden korkacak ve aslında çok gerçek olan kötülükleri unutacaklar.

 Lanet olsun Erzebet ben olmasam kazığa geçirilip yakılacaktın.

 Hızlı ölmemi engellediğin için minnettarım.

 Sen olmasaydın aşkı asla hissetmeyecektim.

 Sonsuz aşkı.

 Ne tuhaf değil mi?

 Ben burada tek başıma ölüme mahkum edilirken birçok sevgili birbirlerinin kollarında yatıyor.

 Devam edin.

 Tanrım beni terk mi ettin?

 Savaşta yüzlerce insan öldürülüyor ve işkenceye uğruyor akbabalara terk ediliyor.

 Ama savaşçıları yüceltiyoruz.

 Onlara yüksek payeler ve onurlar veriyoruz.

 Benim yaptığımın farkı ne?

 Bu şekilde küçük düşürülemem.

 Beni hızla öldürecek bir hastalık ver.

 Kendim yapamam.

 Çünkü Cennete gitmeliyim.

 Amin.

 Tanrım belki de kaderimle oynuyorsun.

 Belki de onu senden çok sevdiğim için beni cezalandırıyorsun.

 Tanrı erkeği kendi suretinde yaratmış.

 Bu yüzden erkek her şeyden üstündür.

 Kuşlardan ağaçlardan aslanlardan ve kadınlardan.

 Keşke erkek doğsaydım.

 Savaşta binlerce kişiyi öldürüp ülkeleri ele geçirirdim cadıları yakardım ve kahraman olurdum.

 Evet.

 Sen sadece bir mitsin.

 Yunanların her şey için bir Tanrıları vardı.

 Çünkü denizi anlamıyorlardı.

 Aşkı, ölümü anlamıyorlardı.

 Şimdi korkularımızı ve cahilliğimizi bastırmak için seni yarattık.

 Çünkü çok fazla soru ve çok az cevap var.

 Seni ve duaları kendimi ve korkunç günahlarımı bağışlatmak için kullandım.

 Törenle gömülmekle kurtlara atılmanın bir farkı yok.

 Kutsal su sadece pis bir su.

 Ölmekten neden bu kadar korkuyorum?

 Çünkü sana ya da ruhun sonsuzluğuna inanmıyorum.

 Ölünce çürüyeceğim ve benden geriye bir şey kalmayacak.

 Beni arkamdan vuran hançer aşktı.

 Gerçeksen tüm günahlarımı bağışla kanımı vereyim beni yanına al.

 Sana şükürler olsun Tanrım.

 Tabut yok mu?

 Kış çok sert geçti odun kalmadı.

 Bacaklarını ört.

 Dokunmak istemiyorum haftalar önce ölmüş.

 Toprak toprağa, küller küllere, toz toza.

 Tarih galiplerin anlattığı bir hikâyedir.

 İşte ondan geriye kalan da buydu.

 Deli bir katilin ve kana susamış bir şeytanın hikâyesi.

 İşlendiği söylenen bütün cinayetlerin sorumlusu gerçekten o muydu?

 Yoksa kanıtların çoğunu babam mı uydurmuştu?

 Bu dünyada hiçbir şeyden emin olamayız.

 Ama biliyorum ki Kontes hangi suçu işlemiş olursa olsun onu çok seviyordum.

 O da beni seviyordu.

 Ama tarih bununla ilgilenmez.

 Gerçek tuğladan bir duvarın ardına hapsedildi.

 Ve zamanla hepimiz öleceğiz.

||